Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Beşiktaş’ta ikinci Sergen Yalçın dönemi sona erdi
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Tepebaşı’nda para trafiği ortaya çıktı
Yüzlerce metrelik yamaçtan yuvarlandı, hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Hakan Safi: "Fenerbahçe’nin şanlı tarihini tekrar geri getireceğiz"
Çağla Tuğaltay cinayetinde flaş gelişme: Ölen komşusunun mezarı açıldı
Bakan Fidan: "Almanya'yla iş birliğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz"
Türk Telekom CEO’su Şahin: "Yerli ve milli haberleşme cihazı üretimi kırmızı çizgimizdir"
Pakistan İçişleri Bakanı Naqvi, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile bir araya geldi
Mersin’de 4 kişinin öldüğü silahlı saldırı anı kamerada
Beşiktaş’ta 39 maçlık ikinci Sergen Yalçın dönemi
SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28
Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29
Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54
Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın"
Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05
"Sessiz katil" hipertansiyona dikkat
Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:35
Şeker sanıp yuttu, pil olduğu filmde ortaya çıktı: "Ölüme kadar götürebiliyor"
2
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:37
"Eski akciğer ve karın filmleri skolyoz teşhisinde ipucu olabilir"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
4
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:55
Silvan Devlet Hastanesi’nde endoskopi ve kolonoskopi hizmeti
5
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 15:56
Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’ne 14 yataklı yeni servis
Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde, mevcut alanların daha verimli kullanılması amacıyla planlanan çalışmalar kapsamında 14 yataklı yeni servis için çalışmalar başladı. Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’ni ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, kısa süre önce B sınıfı hastane kategorisine geçiş hedefiyle başlatılan çalışmalar hakkında Başhekim Uzm. Dr. Vahap Uğurlu’dan bilgi aldı. Hastanede yapımı süren 14 yataklı yeni serviste incelemelerde bulunan Özdemir, ziyaret çerçevesinde açılması planlanan 10 yataklı 2. basamak yoğun bakım ünitesindeki çalışmaları da gözden geçirdi. İl Sağlık Müdürü Özdemir, hastanede tedavi gören vatandaşlarla sohbet ederek aldıkları sağlık hizmetine dair görüşlerini dinledi.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 15:55
Ambulans sürücülerine güvenli sürüş eğitimi
Muş’ta hasta ve yaralıların sağlık kuruluşlarına güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak amacıyla ambulans sürücülerine yönelik "Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi" verildi. Karayolları Şube Şefliği alanında gerçekleştirilen eğitime Muş’un yanı sıra Ağrı, Van ve Hakkâri illerinden çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Eğitim kapsamında katılımcılara trafik kuralları, yol güvenliği, acil durumlarda izlenmesi gereken prosedürler ile ambulansların teknik özelliklerine dair teorik bilgiler aktarıldı. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Besim Hacıoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, acil sağlık hizmetlerinin daha etkin ve güvenli sunulması amacıyla bu eğitimin gerçekleştirildiğini belirtti. Bölgede görev yapan sağlık personelinin mesleki yeterliliğine katkı sağlandığını vurgulayan Hacıoğlu, "Bugün Ağrı, Van ve Hakkâri illerinden eğitmen ve katılımcıların iştirakiyle gerçekleştirdiğimiz bu eğitimle, ambulans sürücülerimizin zorlu coğrafi ve iklim şartlarında vaka sahasına güvenli ulaşım sağlamaları, vaka ve personel güvenliğini en üst düzeyde gözetmeleri hedeflenmiştir. Eğitim kapsamında, ileri sürüş tekniklerinden araç hakimiyetine, olay yerine güvenli varıştan olay sonrası araç yönetimine kadar birçok başlıkta teorik ve uygulamalı eğitimler verilmiştir. Bu tür programların sahadaki hizmet kalitesine doğrudan katkı sunduğuna inanıyor, sağlık hizmetlerinin her aşamasında niteliği ve güvenliği önceleyen anlayışımızı sürdürmeye devam ediyoruz" dedi. Eğitimin koordinatörlüğünü üstlenen Van 112 Acil Sağlık Hizmetleri personeli Murat Köstekçi ise 6 Mayıs’ta başlayan eğitimde 3’ü Ağrı, 4’ü Hakkâri, 7’si Muş’tan olmak üzere toplam 14 kursiyerin yer aldığını belirtti. Köstekçi, "Ambulans sürüş güvenliği eğitimimizde 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görev alan sürücülere verilen bir eğitim. Bu eğitimin amacı, zorlu şartlarda sürücülere manevra kabiliyeti kazandırmak. Trafikte oluşan zorlu durumlarla başa çıkabilmek amaçlanıyor. Ambulans sürüş güvenliği eğitiminde belli parkurlarımız var. Burada verilen eğitimler sayesinde sürücülerimiz, acil durumlarda daha pratik hareket edebiliyor ve ambulans kazalarını da minimuma indiriyoruz" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 15:43
Alanya’da mikro cerrahi yöntemle doku nakli yapıldı
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik Cerrahisi hekimi bir ilke imza attı. Motosiklet kazası sonucu sol bacağında 10x15 santimetrelik kemik açığı oluşan 56 yaşındaki Veysel Özdemir’e, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez yapılan mikro cerrahi yöntemle dünya standartlarında serbest doku nakli operasyonu yapıldı. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez yapılan mikro cerrahi yöntemle dünya standartlarında serbest doku nakli operasyonu yapıldı. Veysel Özdemir, 8 saat süren ameliyat sonunda eski sağlığına kavuştu. Geçirdiği trafik kazası sonrası Acil Servise kaldırılan Veysel Özdemir’in sol bacağında kemiğine kadar deri ve deri altı dokuda büyük hasar ile tibia şaft kırığı meydana geldi. Hastanın durumu ortopedi hekimi tarafından değerlendirildi. Daha sonra, bacağında 10X15 santimetrelik kemik defekti bulunan hastaya Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammet Doğan tarafından doku nakli operasyonu planlandı. Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğan, zor bir ameliyata imza atarak hastanede ilk kez uygulanan mikro cerrahi yöntemiyle hastanın sol bacağından kopan et parçalarının yerine uyluğun dış yüzeyinden serbest dokuyu nakil etti. Başarılı geçen ameliyat sonrasında Veysel Özdemir’in ilk ziyaretçileri ise hekimi Op. Dr. Muhammet Doğan ve Başhekim Doç. Dr. Yılmaz Güler oldu. Hastanede ilk kez yapılan operasyon hakkında bilgi veren Op. Dr. Doğan, "Bu ameliyat sadece büyük merkezlerde yapılmakta olup bölgemizde ise ilk defa yapıldı. Hastamız bize başvurduğunda diz ekleminin altında büyük bacak kemiğinde açık bir kırığı vardı. Sol bacağında 10x15 santimetrelik kemik açıklığı olan bir doku defekti mevcuttu. Bu bölge onarımı zor bir yerdir. Özellikle ileri mikro cerrahi gerektiren ameliyatlar yapmak gerekiyor. Biz de hastamıza bunu yaptık. Mikro cerrahi ve teknik detaylar gerektiren ameliyatımız yaklaşık 8 saat sürdü. Yara yerinden tüm ölü dokuları temizledik. Uyluğun dış yüzeyinden serbest doku alarak defektif bölgeye transfer ettik. Hastamızın ameliyatı gayet başarılı geçti. Transfer ettiğimiz doku canlılığını koruyor. Plastik Cerrahisi kliniği olarak hastanemizin güçlü altyapısıyla dünya standartlarında bu tür özellikli ameliyatları yaparak bölge insanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. Başhekim Doç. Dr. Güler ise yapmış olduğu başarılı operasyondan dolayı Plastik Cerrahi Hekimi Muhammet Doğan ve ekibini tebrik etti. Başarılarının devamını diledi. Hasta Özdemir’e ise acil şifalar diledi.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 15:12
Spora başlamadan kalbinize baktırın
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, belli bir yaşın üzerinde spora başlayanların kalp sağlığına baktırması gerektiğini belirterek, "Spor yaparken gelişen ani ölümlerin nedeni, tanı konulmamış kalp hastalığı olabilir" dedi. Spor yaparken ani ölüm olaylarının son zamanlarda çok sık duyulmaya başladığını söyleyen Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, "Ani ölümleri medyadan çok sık duymaya başladık. Bu haberler de haklı olarak toplumda endişe oluşturuyor. Akıllara ‘Sağlıklı görünen genç yaştaki insanlar neden aniden kaybediliyor?’ sorusu geliyor. Herkes kendisi için de, sevdikleri için de bir endişe duyuyor. Bu sorulara çoğu zaman bu ani kalp ölümlerinin kalp krizine mi bağlı olduğu, artış gösterip göstermediği, kimlerin risk altında olduğu, pandeminin de etkisi var mı gibi sorular ekleniyor. Peki aslında durum nedir? Bu soruları yanıtlamak için öncelikle kalbin çalışma sistemini anlamak gerekiyor. Kalp anne karnında oluşan ve çalışan ilk organımızdır ve bir ömür boyu durmadan çalışmaya devam eder. Bir dakikada vücudumuzdaki tüm kanı hem akciğerlere hem vücuda pompalayarak hayatımızı devam ettirmemizi sağlar. Peki kalp tek başına çalışır mı? Kalp bu işleri yaparken, kanı pompalarken kalbin kasları, kalbin kapakları, kalbin elektriksel sistemi ve kalpten çıkan damarlar bir arada çalışır. Bir arada durmadan sürekli çalıştığı için de bir enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerjiyi sağlayan kalbin kendisini besleyen koroner damarlar denilen damarlar, kalbin düzenli çalışması için gereken enerjisini sağlar. Eğer bu kalp damarları tıkanırsa kalp beslenemez ve kalp krizine neden olur. Kalp krizi ani gelişen bir durumdur. Ani kalp durmaları da ölümlere neden olabilir. Yani sayı vermek gerekirse Sağlık Bakanlığı verilerine göre senede 300 bin kişi Türkiye’de kalp krizi geçiriyor. Yani her 40 saniyede bir kişinin kalp krizi geçirdiğini düşünmemiz gerekiyor. Özellikle kalp krizlerindeki ölümler ilk saatlerde olmakta. Burada şunu anlamamız lazım; ani ölümlerin bir kısmı kalp krizinden olsa da kalbin düzenli olarak çalışabilmesi için biraz evvel anlattığım şekilde kalbin kaslarının, kalbin elektriksel sisteminin, kalpten çıkan damarların düzgün bir şekilde çalışması lazım. Buralardaki herhangi bir sorun da aynı şekilde kalbin durmasına neden olabilir" dedi. "Spor sırasındaki ölümler tanısı konmamış kalp hastalıklarından kaynaklanabilir" Doç. Dr. Karakaş, spor sırasındaki ani ölümlerin tanısı konmamış kalp hastalıklarını işaret ettiğini söyleyerek, "Bu kişiler spora ısınmadan aniden başlarlar ve kalpteki sorun ortaya çıkar; kalp damar tıkanıklığı olabilir, yüksek rekabetle, heyecanla, ısınmadan fiziksel olarak fit olmayan birisinin birden yüklenmesi kalp krizine, damarlarda tıkanmalara, damarların yırtılıp kalbin beslenmesine neden olan bir kalp krizine neden olabilir. Fakat aynı zamanda doğuştan itibaren gelen ve fark edilmemiş kalp kası hastalığı, kalp kapağı hastalığı, kalp damar hastalığı gibi hastalıkları varsa, bu hastalıklar kalbin birden durmasına neden olabilir. Bu kalp hastalıklarının bir kısmı doğuştan bile olsa belirti vermediğinden kişiler, sağlıklı görünse de aslında tanı konmamış bir kalp hastasıdır" ifadelerini kullandı. "Kalp muayenesini ihmal etmeyin" Doç. Dr. Karakaş, "Bazı kalp hastalıklarının belirti vermemesi ya da belirti verse bile önemsenmiyor olması risklidir. O yüzden mutlaka herkesin belirli yaşın üzerinde bir kalp muayenesi olması gerekir. Altta yatan yapısal kalp hastalığının kalp ultrasonu ile bakılması, kalp iletim sistemi ile ilgili bir sorun olup olmadığının EKG sistemi ile değerlendirilmesi gerekir. Kalbin yükü arttırıldığı zaman herhangi bir şikâyeti oluyor mu olmuyor mu bunu gösteren testlerin yapılması gerekir. Özellikle spor yapmadan evvel ve belirli yaşın üzerindeki kişilerin kalp değerlendirilmesi yapılmadan ağır bir spor yapmaması lazım. Şikâyetimiz varsa, aile öykümüz varsa mutlaka ihmal etmemeli ve spor yapacağımız zaman her şeyimiz normal olsa bile birden yüklenmeden ısınıp ve kontrollü bir şekilde spor yapılmasını öneririm. Belki önemsediğimiz çarpıntı gibi, bayılma gibi, ailedeki, akrabalardaki kalp hastalıkları gibi durumlar kalp hastalığının işaretçisi olabilir. Böyle durumlar varsa mutlaka bir sağlık profesyoneline gitmek önemli" dedi. "Covid pıhtıya neden olabiliyor" Kalp krizine yol açan etkenlerden birinin pandemi ve aşılar olabileceğine dair soruların da oluştuğuna dikkat çeken Doç. Dr. Karakaş, "’Pandemi sonrası ani ölümler arttı mı?’ sorusu sık sık kamuoyunun gündemine geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Sağlık Birliği’nin yakın zamanda yayınlanmış verileri var. Ani ölüm riskinin pandemi öncesi ile şimdi aynı olduğunu söylüyor. Biz bu virüsün kan pıhtılaşmasına ve krizlere neden olduğunu biliyoruz ama aşı ile ilgili yapılmış büyük çalışmalarda aşının kalp krizi riskini artırmadığı gösterilmiş. Önemli olan kişilerin kalp sağlığı ile ilgili bilinçli olmaları ve kalp kontrolünü ihmal etmemeleridir. Böylece kalpteki sorunlar tespit edilir ve önlem alınabilir. Burada son bir mesaj vermem gerekirse mutlaka spora başlamadan evvel belli bir yaşın üzerinde isek kalbimizi bir kontrol ettirmemiz gerekir" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 15:01
Spora başlamadan kalp sağlığınıza baktırın
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, belli bir yaşın üzerinde spora başlarken kalp sağlığına baktırılması gerektiğini söyleyerek, "Spor yaparken gelişen ani ölümlerin nedeni, tanı konulmamış kalp hastalığı olabilir" dedi. Spor yaparken ani ölüm olaylarının son zamanlarda çok sık duyulmaya başladığını söyleyen Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, "Ani ölümleri medyadan çok sık duymaya başladık. Bu haberler de haklı olarak toplumda endişe oluşturuyor. Akıllara, ‘sağlıklı görünen genç yaştaki insanlar neden aniden kaybediliyor?’ sorusu geliyor. Herkes kendisi için de sevdikleri için de bir endişe duyuyor. Bu sorulara çoğu zaman bu ani kalp ölümlerinin kalp krizine mi bağlı olduğu, artış gösterip göstermediği, kimlerin risk altında olduğu, pandeminin de etkisi var mı gibi sorular ekleniyor. Peki, aslında durum nedir? Bu soruları yanıtlamak için öncelikle kalbin çalışma sistemini anlamak gerekiyor. Kalp anne karnında oluşan ve çalışan ilk organımızdır ve bir ömür boyu durmadan çalışmaya devam eder. Bir dakikada vücudumuzdaki tüm kanı hem akciğerlere hem vücuda pompalayarak hayatımızı devam ettirmemizi sağlar. Peki kalp tek başına çalışır mı? Kalp bu işleri yaparken, kanı pompalarken kalbin kasları, kalbin kapakları, kalbin elektriksel sistemi ve kalpten çıkan damarlar bir arada çalışır. Bir arada durmadan sürekli çalıştığı için de bir enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerjiyi sağlayan kalbin kendisini besleyen koroner damarlar denilen damarlar, kalbin düzenli çalışması için gereken enerjisini sağlar. Eğer bu kalp damarları tıkanırsa kalp beslenemez ve kalp krizine neden olur. Kalp krizi ani gelişen bir durumdur ani kalp durmalarında ölümlere neden olabilir. Yani sayı vermek gerekirse Sağlık Bakanlığı verilenlere göre senede 300 bin kişi Türkiye’de yeni kalp krizi geçiriyor ve yani her 40 saniyede bir kişinin kalp krizi geçirdiğini düşünmemiz gerekiyor. Özellikle krizlerindeki ölümler, ilk saatlerde olmakta. Burada şunu anlamamız lazım ani ölümlerin bir kısmı kalp krizinden olsa da kalbin düzenli olarak çalışabilmesi için biraz evvel anlattığım şekilde kalbin kaslarının, kalbin elektriksel sisteminin, kalpten çıkan damarların düzgün bir şekilde çalışması lazım. Buralardaki herhangi bir sorun da aynı bir şekilde kalbin durmasına neden olabilir" dedi. "Spor sırasındaki ölümler tanısı konmamış kalp hastalıklarından kaynaklanabilir" Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, spor sırasındaki ani ölümlerin tanısı konmamış kalp hastalıklarını işaret ettiğini söyleyerek, "Spor sırasındaki gelişen ani ölümlerin nedeni, çoğu zaman tanısı konmamış bir kalp hastalığı olabilmektedir. Bu kişiler spora ısınmadan aniden başlarlar ve kalpteki sorun ortaya çıkar; kalp damar tıkanıklığı olabilir, yüksek rekabetle heyecanla, ısınmadan fiziksel olarak fit olmayan birisinin birden yüklenmesi kalp krizine, damarlarda tıkanmalara, damarların yırtılıp kalbin beslenmesine neden olan bir kalp krizine neden olabilir. Fakat aynı zamanda doğuştan itibaren gelen ve fark edilmemiş kalp kası hastalığı, kalp kapağı hastalığı gibi kalp damar hastalığı gibi hastalıkları varsa, bu hastalıklar kalbin birden durmasına neden olabilir. Bu kalp hastalıklarının bir kısmı doğuştan bile olsa belirti vermediğinden kişiler, sağlıklı görünse de aslında tanı konmamış bir kalp hastasıdır" ifadelerini kullandı. "Kalp muayenesini ihmal etmeyin" Doç. Dr. Karakaş, "Bazı kalp hastalıklarının belirti vermemesi ya da belirti verse bile önemsenmiyor olması risklidir. O yüzden mutlaka herkesin belirli yaşın üzerinde bir kalp muayenesi olması gerekir. Altta yatan yapısal kalp hastalığının kalp ultrasonu ile bakılması, kalp iletim sistemi ile ilgili bir sorun olup olmadığını EKG sistemi ile değerlendirilmesi gerekir. Kalbin yükü arttırıldığı zaman herhangi bir şikâyeti oluyor mu olmuyor mu bunu gösteren testlerin yapılması gerekir. Özellikle spor yapmadan evvel ve belirli yaşın üzerindeki kişiler kalp değerlendirilmesi yapılmadan ağır bir spor yapmaması lazım. Şikâyetimiz varsa, aile öykümüz varsa mutlaka ihmal etmemeli ve spor yapacağımız zaman her şeyimiz normal olsa bile birden yüklenmeden ısınıp ve kontrollü bir şekilde spor yapılmasını öneririm. Belki önemsediğimiz çarpıntı gibi bayılma gibi ailedeki akrabalardaki kalp hastalıkları gibi durumlar kalp hastalığının işaretçisi olabilir. Böyle durumlar varsa mutlaka bir sağlık profesyoneline gitmek önemli" dedi. "Covid, pıhtıya neden olabiliyor" Kalp krizine yol açan etkenlerden birinin pandemi ve aşılar olabileceğine dair soruların da oluştuğuna dikkat çeken Doç. Dr. Karakaş, "Pandemi sonrası ani ölümler arttı mı? Sorusu sık sık kamuoyunun gündemine geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Sağlık Birliği’nin yakın zamanda yayınlanmış verileri var. Ani ölüm riskinin pandemi öncesi ile simdi aynı olduğunu söylüyor. Biz bu virüsün, kan pıhtılaşmasına ve krizlere neden olduğunu biliyoruz ama aşı ile ilgili yapılmış büyük çalışmalarda aşının kalp krizi riskini artırmadığı gösterilmiş. Önemli olan kişilerin kalp sağlığı ile ilgili bilinçli olmalarıdır ve kalp kontrolünü ihmal etmemelidir. Böylece kalpteki sorunlar tespit edilir ve önlem alınabilir. Burada son itibariyle bir mesaj vermem gerekirse mutlaka spora başlamadan evvel belli bir yaşın üzerinde isek kalbimizi bir kontrol ettirmemiz gerekir" ifadelerini kullandı. (EK
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:50
İl Sağlık Müdürü Koç, hizmete başlayan yeni hastaneyi ziyaret etti
Konya’nın Derebucak İlçe Devlet Hastanesi yeni hizmet binasında tüm birimleri ve son model teknolojik cihazları ile vatandaşlara sağlık hizmeti sunmaya başladı. Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç ve hizmet başkanları inşaatı tamamlanarak hizmete giren sağlık tesisini ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Hastane binasının içerisinde yer alan 112 istasyonu ve toplum sağlığı merkezinin de çok daha uygun fiziki şartlarda vatandaşlara sağlık hizmeti sunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koç, Derebucak ilçesinde bulunan sağlık tesislerindeki fiziki yetersizlikleri giderme adına attıkları adımların sonuçlarını görmekten dolayı son derece mutlu olduklarını ifade etti. Derebucak Devlet Hastanesi’nin modern cihazlarla donatıldığını ve bölge insanına çağa yakışan hizmeti sunmaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Koç, ilçelerde yaşayan vatandaşların il merkezine ya da yakınında bulunan büyük ilçelere gitmeden kendi yaşadıkları ilçede tedavi olabilmelerinin sağlık müdürlüğü olarak üzerinde önemle durdukları bir konu olduğunu söyledi. Ziyaret ve incelemelerin ardından Hastane Başhekimi Dr. Furkan Terlemez tarafından gerçekleştirilen sunumu takip eden Prof. Dr. Koç, sağlık tesisinde görev yapan sağlık çalışanları ile bir araya geldi. Koç, hastanede tedavi görev vatandaşlarla da sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:32
Bursa Büyükşehir, Bağımlılık Paneli’nde yerini aldı
Bursa Büyükşehir Belediyesi, Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen Bağımlılık Paneli’nde yerini alarak bağımlılıkla mücadele konusunda yürüttüğü proje hakkında sunum yaptı. Sağlıklı Kentler Birliği’nin 43. Olağan Meclis Toplantısı ve Bağımlılık Paneli, 3-4 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da düzenlendi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık Hizmetleri ve Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü de panelde yerini aldı. Bağımlılıkla mücadele alanında üye belediyelerin çalışmalarını paylaşması ve iyi uygulama örneklerini ortaya koymaları amacıyla düzenlenen panelde, 26 başvuru arasından seçilen 8 projenin sunumu yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi de yürüttüğü örnek projenin detaylarını katılımcılarla paylaştı. Belediyelerin bağımlılıkla mücadele konusundaki özgün ve etkili çalışmalarını paylaştığı programda, Sağlık Hizmetleri ve Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan sunum ilgiyle takip edildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin projesi, katılımcılar tarafından iyi uygulama örnekleri arasında gösterildi.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:25
ESOGÜ’den "Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü" açıklaması
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Bilge, "Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü" dolayısıyla, hareketsiz yaşamın zararlarıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü, fiziksel aktivitenin sağlık üzerindeki olumlu etkilerine çekmek ve bireyleri hareketsiz yaşamın zararlarına karşı bilinçlendirmek amacıyla her yıl 10 Mayıs’ta kutlanıyor. ESOGÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Bilge, bu noktada vücut sağlığı için hareketli bir yaşamın önemine dikkat çekerek, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Yaşa ve kiloya uygun egzersizler vücudu hastalık risklerine karşı koruyor ESOGÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Bilge, obeziteden kaçınmak ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için hareket etmenin önemini vurgulayarak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Obezite bir hastalıktır ve dünya çapında 1 milyardan fazla kişiyi etkilemektedir. Obezite oranları artarken, zayıf kişi sayısı çoğu ülkede azalmış ve artık dünya ülkelerinin üçte ikisinde obezite oranı zayıflardan daha yüksek hale gelmiştir. Modern yaşam tarzı, daha az hareket etmeye ve masa başında geçirilen uzun saatlere yol açar ve sağlıksız beslenme ile obezite başta olmak üzere hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Hareketsizlik nedeniyle ortaya çıkan obezite; kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon, çeşitli kanserler ve psikolojik sorunlar gibi ciddi sağlık problemleriyle ilişkilidir. Yaşınıza ve kilonuza uygun egzersizler belirlemek ve bunu hayatınız boyunca sürdürmek sizi sağlık risklerinden korur ve hem fiziksel hem ruhsal iyilik hali sağlar. Hayatınıza katacağınız düzenli egzersizler çocuklarınıza ve sevdiklerinize de örnek olarak onların da sağlığına katkı sağlar. Bunun için günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapın, asansör yerine merdiven kullanın, araç yerine yürümeyi tercih edin, iş yerinde veya evde kısa egzersiz molaları verin, aktif yaşamı ailece alışkanlık yapın, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi ihmal etmeyin. Egzersiz önerileri için illerdeki Sağlıklı Hayat Merkezlerinden bilgi alabilirsiniz. Unutmayın hareket etmek sadece fiziksel değil, zihinsel sağlığımız için de etkili ve maliyetsiz bir tedavidir. 10 Mayıs Pazar günü sevdiklerinizle birlikte plan yapın ve açık havada yürüyüşe çıkın, hayatınıza hareket katın. Sağlığınızı korumak için her gün en az 10 bin adım atmayı ihmal etmeyin."
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 14:24
Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı
Bağışıklık sistemi üzerine çalışan dünyaca ünlü bilim insanları, İstanbul’da düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi’nde bir araya geldi.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 13:57
SANKO’da Türkiye’de beslenmenin geleceğine ve besin üretimine bakış sempozyumu düzenlendi
SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından IV. Beslenme ve Diyetetik Günleri etkinlikleri kapsamında "Türkiye’de Beslenmenin Geleceğine ve Besin Üretimine Bakış" sempozyumu düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, sempozyumda yaptığı konuşmada beslenmenin; biyolojik yapılanması göz önüne alındığında insanın en evrensel davranışı olduğunu belirterek, "İnsanın beslenmeden yaşamını sürdürmesi imkansızdır" dedi. Yeterli ve dengeli beslenen toplumların üretkenlik ve kalkınmada ön sıralarda yer aldığını, yetersiz ve dengesiz beslenen toplumlarda ise tersine üretkenlik ve verimliliğin düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, şunları kaydetti: "Beslenme, besinlerin tüketilmesi ile gerçekleşir. Besinler ise bitkisel ve hayvansal tarım faaliyetleri kapsamında üretilir ve çeşitli dağıtım ve pazarlama yollarıyla insanlara ulaştırılır. Dünyada her insanın yeterli, güvenli ve sağlıklı besine kolaylıkla ve sürekli olarak ulaşması en temel hakkıdır. İklim değişikliği, dünyada üretim kaynaklarının bilinçsiz kullanılması, besin fiyatlarının artışı, nüfusun artması ve kentleşme gibi etmenlerin besin üretimini ve insanların besine ulaşmasını olumsuz etkilemesinden dolayı gelecekte de beslenmenin sürdürülmesi ve besin güvencesi dünya gündeminin ilk sıralarında yer almaya devam edecektir." Sağlıklı beslenmenin ön şartı sağlıklı besin üretimi SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, sağlıklı olmanın ön şartının sağlıklı beslenme, sağlıklı beslenmenin ön şartının da sağlıklı besin üretimi olduğunun altını çizdi. "Türkiye’de Besin Üretimi ve Beslenmenin Geleceği" konulu sempozyumda, besin üretiminin farklı boyutlarının ve konu ile ilgili güncel durumun irdeleneceğini dile getiren Prof. Dr. Pasinlioğlu, "Toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla SANKO Üniversitesi olarak böyle bilimsel toplantılara ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz. Toplantıya katılan ve katkı sunan tüm hocalarıma ve sempozyumun gerçekleştirilmesinde emeği geçen ekibime teşekkür ediyorum" diye konuştu. İnsanın besine ulaşması nesef alması kadar temel bir haktır "Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insanın besine ulaşması, nefes alması kadar temel bir haktır" diyen SBF Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Efsun Karabudak ise günümüzün en önemli sorunlarının başında gelen besine erişememe ve besin güvensizliği ülkelere göre farklılık göstermekle beraber dünyada yaygın bir sorun oluşturduğunu söyledi. Gıda güvencesi Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından beslenme ve gıda politikaları üzerinde sosyo-ekonomik gelişmeler ve sürdürülebilir çevre yönetiminin etkili olduğu vurgulanıp bu konularla ilgili üç stratejinin geliştirilmesi üzerinde durulduğunu ifade eden Prof. Dr. Karabudak, stratejileri sıraladı: "Birinci strateji; insan sağlığı üzerinde, kimyasal ve biyolojik tehlikeler sonucu gıdalarda oluşan gıda güvensizliği konusunda "tarladan çatala" isimli gıda güvenliği stratejisinin geliştirilmesi, ikincisi; toplumda sağlıklı beslenme stratejilerinin geliştirilmesi, üçüncüsü de; kırsal alanlarda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasıyla yeterli miktarda ve kalitede sürdürülebilir bir gıda güvencesi stratejisinin geliştirilmesidir." Gıda güvencesinin 5 temel ilkesini, sağlanabilirlik, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik, yeterlilik, bireysel ve kurumsal etkenler olarak sıralayan Prof. Dr. Karabudak, düzenlenen sempozyumda başta bir tüketici olarak tarladan çatala gelen besinlerin işleme ve denetim mekanizmalarını alanında uzman konuklarla tartışacaklarını belirtti. İki oturumdan oluşan sempozyumun oturum başkanlıklarını SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, SBF Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Efsun Karabudak, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SBF Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Mıhçıoğlu üstlendi. SANKO Üniversitesi SBF Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurten Budak "Besin Güvencesi", Ege Üniversitesi SBF Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Reci Meseri Dalak "Sürdürülebilir Beslenme", Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda İşletmeleri ve Kodeks Daire Başkanlığı Dr. Betül Vazgeçer "Türk Gıda Mevzuatları", Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol ve Laboratuvar Daire Başkanlığı Dr. Çiğdem Kurtar "Gıda İşletmelerinin Resmi Kontrolleri", Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda Mühendisi Ramazan Güngör "Gıda Sahteciliği ve Denetimler", Hasan Kalyoncu Üniversitesi SBF Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mine Yuttagül "Sağlık Odaklı Besin Üretimi", Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilciliği Yük. Gıda Mühendisi Gamze Atar Kayabaşı "Geleceğin Gıda Üretim Sistemleri", SANKO Üniversitesi SBF Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Elemanı Öğr. Gör. Benan Semercioğlu ise "Bilinçli Besin Tüketimi" konulu sunum yaptı. SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen, sunuculuğunu SBF Beslenme ve Diyetetik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Utku Arslan’ın yaptığı etkinliğe, SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Gaziantep ve çevre illerde görev yapan ilgili çalışanlar ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 13:24
Öğrenciler aldıkları eğitimle ‘sağlık elçisi’ olacak
Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokolle hayata geçen "Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" programının Ankara’daki ilk saha uygulaması Sincan’da gerçekleşti. Proje çerçevesinde teorik ve uygulamalı sağlık eğitimi verilen öğrenciler ‘sağlık elçisi’ ilan edildi. Sincan Bucuk İlkokulu’ndaki etkinlik öncesinde Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı rehber doğrultusunda öğrencilere sınıflarda teorik sağlık eğitimleri verildi. Etkinlik günü ise öğrencilerin sergilediği halk oyunları gösterisiyle başladı. Okul bahçesinde Aile Hekimliği, Ağız ve Diş Sağlığı, Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite, Kişisel Hijyen, Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve UMKE başlıklarında toplam 8 istasyon kuruldu. Her istasyonda sağlık çalışanlarıyla birlikte görev alan öğrenciler, ‘minik sağlık çalışanı’ olarak arkadaşlarına öğrendiklerini uygulamalı olarak aktardı. Alanda 112 acil yardım ambulansı, motorize ekip aracı ve UMKE aracı da yer aldı. Öğrenciler ambulanslara binerek anons yaptı ve siren çaldı. UMKE tarafından kurulan sahra hastanesi çadırında ise tıbbi ekipmanlar öğrencilere tanıtıldı. "Sağlık elçiliği görevini yapmaya var mısınız?" Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, yaptığı konuşmada projenin çocukları sağlık alanında bilinçlendirmeyi ve onları toplumda sağlık okuryazarlığının taşıyıcısı haline getirmeyi hedeflediğini belirterek, "Bugün burada Sağlık Bakanlığı’nın organize ettiği ve Milli Eğitim Bakanlığımızla beraber yürüttüğü Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek programının Ankara’daki startını hep beraber vermiş oluyoruz" dedi. "Bugün almış oldukları eğitim, öğrenmiş oldukları bilgilerle bizim sağlık bilgilerimizin taşıyıcısı, bu mesajları ailelerine, çevrelerine ulaştıran en önemli çalışma arkadaşlarımız olarak biz belirliyoruz ve onları sağlık elçilerimiz olarak ilan ediyoruz" diyen Atak, öğrencilere, "Sağlık elçiliği görevini yapmaya var mısınız arkadaşlar?" sorusunu yöneltti. Öğrenciler ise coşkuyla "Varız" yanıtını verdi. Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe ise proje çerçevesinde verilen eğitimlerin uzun vadeli etkisine dikkat çekerek, "Burada 8 tane istasyonumuz var. Aile hekimliği, ağız diş sağlığı, hijyen, hareketli yaşam istasyonlarımız, 112 istasyonlarımız var. Çocuklarımız bu istasyonlarda bilgilerini edinecekler. İnşallah bundan sonraki hayatta da hem kendi sağlıkları adına hem de toplum sağlığı adına çok kıymetli bir nesil yetiştiriyor olacağız" şeklinde konuştu. Etkinlik sonunda öğrencilere ‘Sağlık Elçisi’ belgeleri verilerek, protokol üyeleri eğitim istasyonlarını ziyaret etti. Etkinliğe Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, Sincan Kaymakamı Levent Kılıç, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak katıldı.
07 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:46
MR korkusuna anestezili çözüm
Samsun Gazi Devlet Hastanesi, MR (manyetik rezonans görüntüleme) çekimi sırasında çeşitli nedenlerle güçlük yaşayan hastalar için anestezi eşliğinde MR hizmeti vermeye başladı. Klostrofobi (kapalı alan korkusu), kaygı, nefes darlığı, bayılma gibi şikâyetleri olan ya da hareket edemeyen hastalar bu yöntemle konforlu şekilde MR çektirebiliyor. Anestezi uygulamasıyla hasta uyutularak hareketsiz hale getiriliyor ve MR cihazına bu şekilde alınarak görüntüleme işlemi sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriliyor. Bu hizmet, özellikle psikolojik veya fiziksel nedenlerle MR çekimi yaptıramayan hastalar için büyük kolaylık sağlıyor. Uygulamayla ilgili bilgi veren Gazi Devlet Hastanesi Anestezi Uzmanı Dr. Ender Çam, "Hastanemizde anestezi eşliğinde MR uygulamasına başladık. Klostrofobisi olan, kapalı ortama giremeyen ya da çeşitli sağlık sorunları nedeniyle hareket edemeyen hastalarda bu yöntemle başarılı bir şekilde MR çekimleri yapılmaktadır. Bazı hastalar, yaşadıkları korku ve kaygıdan dolayı cihazın içine girdiklerinde panik atak yaşayabiliyor. Bu da işlemi imkânsız hale getiriyor. Artık bu tür vakalarda anestezi altında güvenli şekilde görüntüleme yapılabiliyor" ifadelerini kullandı. Anestezi eşliğinde MR hizmeti, tanı sürecinde zorlanan pek çok hastaya çözüm sunarken, erken teşhis ve doğru tedavi açısından da önemli katkılar sağlıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder