SAĞLIK
21 Mayıs 2026 Perşembe - 18:05 Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Demirkol, Türkiye’nin yerli ultrason üretimine başlayacağını duyurdu Bolu’da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı’na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul’daki cerrahların Muş’taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bolu’da düzenlenen "İhtisas Akademi 26" programında öğrencilerle buluştu. Türkiye’nin ultrason cihazı üretiminde, kanser ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T sisteminde hem de yenilikçi tedavilerde gelinen son noktayı aktaran Demirkol, dün 5G teknolojisiyle sağlık alanında yapılan başarılı bir tedaviden bahsetti. Programda İhtisas Akademi’nin sinevizyon gösterisi de izletildi. "Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor" Türkiye’nin kendi ultrason cihazını üretmeye başlayacağını ve önümüzdeki yılda 700 adet ultrason cihazının Sağlık Bakanlığı bünyesine kazandırılacağını açıklayan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "Artık sağlık alanında kendi kalp akciğer pompamızı yapıyoruz. 2 hafta önce Sayın Bakanımızın hem Kore hem de Çin firmasıyla imzalamış olduğu anlaşma gereği, artık Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor. Böylelikle önümüzdeki yılda 700 tane ultrasonu Sağlık Bakanlığına bu protokol yapılan firmalar teslim edecekler. Şu anda CAR-T (Kimerik Antijen Reseptörü T-hücre) sistemi dediğimiz, özellikle lösemi ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T çalışması Ankara Etnik Şehir Hastanesi’mizde başladı. Bu sistem Türkiye’de ve dünyada gelecek 10 yılın en önemli kanser tedavilerinden biri olacak. Hem ultrasonda hem CAR-T’de hem de yenilikçi tedavilerde Türkiye, üreten sağlık olarak özellikle savunma sanayiinde aldığımız yolun çok daha ötesine gitmeyi hedefliyor" dedi. 5G teknolojisiyle uzaktan böbrek ameliyatı yapıldı Türkiye’nin yeni geçtiği 5G teknolojisi sayesinde uzaktan başarılı bir böbrek ameliyatı yapıldığını aktaran Demirkol, "Dün Muş Devlet Hastanesi’nde İstanbul Üniversitesi’ndeki hocalarımızın 5G teknolojisiyle İstanbul’dan Muş’a bağlanarak robotla başarılı bir böbrek ameliyatı yapması sağlandı. Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle Türkiye’nin gelişen teknolojisinde, 5G teknolojisiyle bu uzaktan telecerrahi işlemlerini artırarak devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. Programa Yatırım Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Fidan, BAİBÜ Rektör yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ile vatandaşlar katıldı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11 "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Uzmanlardan ‘alerji’ uyarısı: "Son dönemdeki artışı çok ciddi hissediyoruz"
02 Mayıs 2025 Cuma - 11:02 Uzmanlardan ‘alerji’ uyarısı: "Son dönemdeki artışı çok ciddi hissediyoruz" Son zamanlarda alerji vakalarında yükseklik olduğunu söyleyen uzmanlar uyarılarda bulundu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ayşe Süleyman, "Gerçekten son dönemdeki artışı kendi pratiğimizde çok ciddi şekilde hissediyoruz. Bütün alerjik hastalıklarda besin alerjisi de atopik dermatit de alerjik rinit, astım, ilaç alerjisi hatta ve hatta anafilaksileri bile artmış olarak biz de birebir görüyoruz. Doğumların sezaryen olması önemli bir risk, antibiyotiklerin fazla kullanılması, hava kirliliğinin artması, şehir hayatının olması gibi kolaylaştırıcı faktörleri biliyoruz, işlenmiş gıda tüketilmesi de önemli bir risk" dedi. Toplumda kırsaldan kente yönelen yaşam tarzı, sanayileşme ve artan hava kirliliğiyle birlikte işlenmiş gıdaların sıklıkla tüketimi, yoğun ilaç kullanımı gibi durumların bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, son yıllarda görülen alerji vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Himmet Haluk Akar ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ayşe Süleyman kaşıntı, kızarıklık, döküntü gibi durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini ifade ederken yaşam ve beslenme şartlarının sürece etkisini ifade etti. "Son dönemdeki artışı pratiğimizde çok ciddi şekilde hissediyoruz" Son zamanlardaki alerji vakalarına ilişkin konuşan Çocuk Alerji ve İmmünolojisi Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Süleyman, "Gerçekten son dönemdeki artışı biz de kendi pratiğimizde çok ciddi şekilde hissediyoruz. Bütün alerjik hastalıklarda; besin alerjisi de atopik dermatit de alerjik rinit, astım, ilaç alerjisi hatta ve hatta anafilaksi (ölüme yol açabilen tehlikeli bir sistemik alerjik reaksiyon) leri bile artmış olarak biz de klinik pratiğimizde birebir görüyoruz. Esas alerjinin artmasının sebebi; yaşam tarzımızdaki ana değişiklikler. Süt, yumurta, buğday, ağaç yemişleri, kabuklu yemişler bunları daha çok görüyoruz. İlaç alerjileri özellikle anafilaksilerin, alerjik rinitin artmasının sebebi bizim o alerjenlere maruz kalmamız. İlaç alerjisi artıyorsa çok ilaç kullanıyoruz o yüzden gelişiyor, alerjik rinit artıyorsa polen döneminin uzaması, hava kirliliğinin artması gibi sebeplerden ötürü artıyor. Astım atakları artıyorsa yine aynı şekilde araya giren enfeksiyonların artması gibi risk faktörleri var. Doğumların sezaryen olması önemli bir risk, antibiyotiklerin fazla kullanılması, hava kirliliğinin artması, şehir hayatının olması gibi kolaylaştırıcı faktörleri biliyoruz ama daha yeni veriler bize gösteriyor ki işlenmiş gıda tüketilmesi de önemli bir risk" ifadelerini kullandı. "Anafilaksi hayatı tehdit edici bir şey" Sarı serum talepleri ve yaşanabilecek alerjik durumlara ilişkin konuşan Doç. Dr. Süleyman, "Gereksiz yere gereksiz endikasyonla yapılan her şeyin bir komplikasyonu görülür, burada da bunu görüyoruz. Endikasyonu olmadan bir sürü sıvıyı karıştırarak vermek maalesef bunlar birbiriyle geçimsiz olabiliyor, anafilaksi sonuçta hayatı tehdit edici bir şey, ciddi sistemik bir reaksiyon ve ölüm riski yapacak bir şey. Doktorlarının uygun gördüğü şekilde tedaviyi almaları ve bunun için de hastalarımızın ısrarcı olmaması gerekiyor. Alerji düşündürecek şikayetleri varsa öksürüğü, nefes darlığı, hırıltısı varsa, koşup oynamakla kolay yoruluyorsa çocuk astım olabilir, burunda kaşıntı, tıkanma, hapşırıklar, uyku bozukluğu varsa alerjik rinit olabilir, döküntüleri varsa bir egzema olabilir. Bu bulguları varsa bir alerji immünoloji uzmanına başvursunlar ve uzmanın direktifleri doğrultusunda hareket etsinler. Onun dışında çocuklarını sağlıklı beslesinler, spor yapmaya özen göstersinler, erken saatlerde yatırıp erken kalksın hastalarımız" diye konuştu. "Astım ve diğer alerjik hastalıkların belirgin olarak arttığını görüyoruz" Yaşanılan şartlar, tüketilen ürünlerin alerjik süreçlere etki ettiğini ifade eden Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Himmet Haluk Akar, "Artık köylerde yaşamıyoruz, kentlere doğru göçler başladı, daha fazla stres altındayız ve yediğimiz, içtiğimiz şeylerin de doğallıktan uzaklaştığını görüyoruz. Bunlar da tabi vücudumuzda birçok şeyi değiştiriyor. Astım ve diğer alerjik hastalıkların da belirgin olarak arttığını görüyoruz. 90’lı yıllardan itibaren de besin alerjilerinin pikini yaşıyoruz. Fiziksel aktiviteyi bıraktık, böyle olunca besin alerjilerinin hakikaten arttığını görüyoruz. Alerjiye sebep olan bir sürü besinimiz var, 8 tanesi bizim açımızdan önemli. Besin alerjilerinde süt ve yumurta her zaman 1 numara, onun dışında fındık, fıstık, soya, kabuklu deniz ürünleri, balık ve buna benzer 8-9 ürün, tüm alerjilerin yüzde 90-95’ini oluşturuyor. İnsanlar diyetimize sahip çıksınlar, Akdeniz diyeti bu anlamda son derece koruyucu. Hareketli olmak, spor yapmak her zaman alerjiden olduğu gibi diğer bulaşıcı olmayan hastalıklardan da koruyor" dedi.
Türkiye gündemi uzun süre meşgul eden olayın ayrıntıları ortaya çıktı
02 Mayıs 2025 Cuma - 10:54 Türkiye gündemi uzun süre meşgul eden olayın ayrıntıları ortaya çıktı Bilecik’te geçtiğimiz gün Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne doktorun çocuğuyla ilgilenmediğini iddiasıyla yaşanan olayla ilgili konuşan baba Turgay Arslan, iddiaların doğru olmadığı, hemşirenin eşi hakkında söylemleri yüzünden kendinden geçtiğini söyledi. Bilecik’te Turgay Arslan isimli kişi, ateşlenen çocuğunu geçtiğimiz akşam Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Baba, o gün iddialara göre hemşirelerin çocukla ilgilenmediği gerekçesiyle çevrede bulunan bilgisayarlara vurmaya başladı. Arbede sırasında hemşire Dilek Y.’nin Turgay Arslan tarafından darp edildiği öne sürülürken olay sırasında beyaz kod verilmişti. "Hiçbir hekim ilgilenmezlik yapmadı hepsi ilgilendi" Olaydan sonra İHA’ya konuşan Turgay Arslan, "Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tatsız bir olay yaşandı, hemşire ile bir tartışma yaşadım. Ama olay medya ve kamuoyuna lense edildiği gibi tek taraflı değil. Benim çocuğum 27 Nisan günü sabah saat beş buçuk da 40 buçuk derece ile hastaneye götürdüm. Gerekenlerin hepsi orada yapıldı hiçbir hekim ilgilenmezlik yapmadı, hepsi ilgilendi. Yalnız eşim ve kayınvalidem çocuğumla birlikte yeni doğan ünitesine çıktığında bende perdenin arkasında dinlenirken hemşirenin başka bir erkek personele eşim hakkında üslupsuz sözlerini duydum. Hemşire yanındaki erkek personele ‘Bu adam bu kadını nasıl almış’ dediğini duydum. Dediği kişi ise, ’Adam arkada oturuyor sus, konuşma’ dedi. Ben de bunun üzerine yanına gittim nasıl böyle bir şey söylersiniz senin haddine mi? gibi sözler sarf ettiğim sırada bana ’Evet söyledim’ diye alaycı bir şekilde gülerek ’Beni mi döveceksin?’ dedi. Ondan sonra ben de kendimi kaybettim, bu tatsız görüntüler ortaya çıktı" dedi. "Hemşirenin beni tahrik etmesi ve eşime ettiği hakaretten dolayı istenmeyen bir tepki verdim" Turgay Arslan, açıklamasının devamında, "Hemşirenin beni tahrik etmesi ve eşime ettiği hakaretten dolayı istenmeyen bir tepki verdim yani bilinçaltıyla yapılmış bir şey değildi. O sarf ettiğim sözlerde sinir haliyle, öfke halinde sarf ettiğim sözler. Kimseyi de yani dışarıda vuracak kadar biriyiz, ne de dediklerimizi yapacak kadar birisiyiz. Bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Empati kurulmasını istiyorum, sizin eşinize böyle bir şey denilse ne yaparsınız?" dedi. "Hiçbir hasta veya hasta yakının mahremiyeti bu hemşire görevde olduğu sürece rahat değildir" Turgay Arslan, bu hemşirenin görevden alınmasını talep ederek, "Hiçbir hasta veya hasta yakının mahremiyeti bu hemşire görevde olduğu sürece rahat değildir. Olaydan sonra gelen sendika baskıları ile birlikte ben gözaltına alındım. Hatta yüzde iki yüz tahrik olmasına rağmen. Bir sağlık çalışanın görevi hatta mesai saati içerisinde hastalarla mı ilgilenmektir. Yoksa hastaların yakınları ile ya da hastaların mahremiyeti ile ilgili birbirleri arasında dedikodu yapmak mıdır?" ifadelerine yer verdi. "Tanık da benim beyanımı doğruladı" Turgay Arslan son olarak emniyette hemşire Dilek Y.’nin eşi hakkında söylemlerini yaptığı hastane personelin bu söylemlerinin verdiği ifade doğruladığı anlatarak, "Görgü şahidi olarak tanık var hatta, tanık kişide hemşirenin konuştuğu kişidir. Ona da buradan bir kez daha teşekkür ediyorum orada doğruyu söylediği için ifadesinde. Tanık da benim beyanımı doğruladı. Dedi ki, ’Bu şahıs, doğru söylüyor. Bu hemşire bana bu sözleri sarf etti’ dedi. Yani şimdi hastaneye hizmet almaya gitmişim olmadık sözler laflar duyunca ister istemez insan psikolojisi olarak benim de verdiğim tepki öyleydi. Abartılımıydı belki biraz abartılı gelebilir ama inanın bazı zamandan sonra kendimi kaybetmemle alakalı bilinçli yapılan bir şey değildir. Tabi ki orada işleyişi aksattıysam eğer, diğer sağlık çalışanlarından özür diliyorum. Onlarla ilgili hiçbir problemim yok hepsine buradan teşekkür ediyorum çünkü orada gerekenlerin hepsi yapıldı. Doktorundan hemşiresine kadar gerekeni yaptı" dedi.
Optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı
01 Mayıs 2025 Perşembe - 14:47 Optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, uzmanlar vatandaşları sahte ve kalitesiz gözlükler konusunda uyardı. Göz sağlığını korumak yerine ciddi zararlara yol açabilecek bijuteriden alınan güneş gözlükleri, uzmanlara göre kalıcı hasarlara neden olabiliyor. Van’da faaliyet gösteren optisyenler, güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gereken en önemli unsurun ultraviyole (UV) koruması olduğunu vurguladı. Optik mağazalarında satılan onaylı ve belgeli ürünlerin gözleri zararlı güneş ışınlarından koruyabildiğini belirten optisyenler, sokak aralarında ya da bijuteri tezgâhlarında satılan gözlüklerin bu korumayı sağlamadığına dikkat çekti. Konuya ilişkin konuşan Optisyen Geylani Tuğrul, yaz sezonun başlamasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımının da artığını belirtti. Vatandaşın güneşin zararlı ışınlarına karşı göz sağlığını koruyabilmesi için doğru gözlük tercihinde bulunmalarının önem taşıdığını ifade eden Tuğrul, "Bu noktada en hassasiyetle altını çizdiğimiz konu, güneş gözlüğünün mutlaka bir optik müesseseden temin edilmesi gerektiğidir. Optik mağazaları dışında satılan gözlüklerin koruyuculuğu konusunda ciddi belirsizlikler söz konusudur. Bu ürünlerin nereden geldiği, hangi hammaddeden üretildiği ve sağlık açısından ne derece güvenli olduğu bilinmemektedir. Bu nedenle güneş gözlüğü alırken vatandaşlarımızın dikkat etmesi gereken diğer önemli unsurlardan biri de UV (ultraviyole) filtresine sahip olmasıdır. UV filtreli güneş gözlükleri, göz sağlığını korumada en etkili özelliğe sahiptir" dedi. "Yüz şekline uygun çerçeve tercih edilmeli" Gözlük seçiminde bir diğer önemli konunun çerçeve seçimi olduğunu dile getiren Tuğrul, "Vatandaşlarımızın yüz şekline uygun çerçeve tercih etmeleri estetik görünüm kadar konfor açısından da önemlidir. Bu konuda optik müesseselerde görevli uzmanlardan destek almalarını öneriyoruz. Ayrıca özellikle uzun yol şoförleri ve sporla ilgilenen bireyler için polarize kaplamalı güneş gözlükleri tavsiyemizdir. Bu gözlükler yansıma ve parlamaları önleyerek daha net bir görüş sağlar ve konforlu bir kullanım sunar. Gümüşçü, bijuteri veya diğer mağazalarda satılan gözlükler sağlık açısından güvenli değildir. Vatandaşlarımızın göz sağlığını riske atmamak için bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerekmektedir" diye konuştu.
İmmün yetersizlikte erken teşhis önemli
01 Mayıs 2025 Perşembe - 13:45 İmmün yetersizlikte erken teşhis önemli Çocuklarda primer immün yetersizliğin (Bağışıklık sistemi yetersizlikleri) sıklıkla görüldüğünü dile getiren Çocuk İmmünoloji Uzmanı Dr. Demet Hafızoğlu, erken teşhis konulmasının hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Dörtçelik Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde görevli Çocuk İmmünoloji Uzmanı Dr. Demet Hafızoğlu, Primer İmmün Yetersizlik Haftası kapsamında açıklamalarda bulundu. Türkiye’de primer immün yetersizliğin çocuklarda sıklıkla görüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Hafızoğlu, "Bu nedenle erken teşhis hayat kurtarır diyerek çocuğun bağışıklık değerlerine baktırmak, hastalarda ilk 1 yaşta erken teşhis konulması sağ kalımı arttıracaktır" şeklinde konuştu. Sık enfeksiyon geçiren çocukların bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Hafızoğlu, "Yılda ikiden fazla kulak iltihabı, ikiden fazla akciğer enfeksiyonu, tekrarlayan zatürre, sık ishal, sık sinüzit, ciltte çıban benzeri enfeksiyonlar ya da mantar enfeksiyonları olan hastaların bağışıklık testlerinin yapılması önem arz etmektedir" dedi. Kemik iliği nakli hayat kurtarıcı Bağışıklık siteminin en acil tablosu olan ağır kombine immün yetmezlik hastalarına erken teşhis ve erken dönemde kemik iliği nakli yapılması hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan Hafızoğlu, "Günümüzde tanımlanmış çok çeşitli bağışlılık hastalıkları vardır. Hastanın teşhisine ve klinik durumuna yönelik damar içine uygulanan antikor desteği sağlayan serumlar, koruyucu antibiyotik tedavileri hastanın problemlerine yönelik tedavi uygulamalarıyla bu hastaların hayat kalitesi ve sağ kalımı arttırmaktadır" ifadelerini kullandı.
Çocuklarda bu belirtilere dikkat
01 Mayıs 2025 Perşembe - 13:41 Çocuklarda bu belirtilere dikkat Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı bünyesinde hasta kabulüne başlayan Dr. Öğretim Üyesi Fatih Karagözlü, çocuk kardiyolojisi hakkında bilgi verdi. Çocuk kardiyolojisinin doğum öncesi (fetal dönem) dahil olmak üzere yenidoğan, bebek, çocuk ve ergenlik dönemindeki (0–18 yaş) bireylerin kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının tanı, tedavi ve takibi ile ilgilenen bilim dalı olduğunu bildiren Dr. Karagözlü, "Çocuklarda doğuştan ve sonradan gelişen kalp hastalıkları görülebilmektedir. Doğuştan kalp hastalıkları her bin canlı doğumda yaklaşık 8–10 bebekte görülür. Bu oran, doğumsal anomaliler arasında en sık rastlanan gruplardan biridir. Anne veya babada doğuştan kalp hastalığı tanısı varsa bu risk yaklaşık 2,5 kat artmaktadır" dedi. Bu belirtilere dikkat Çocuklarda kalp hastalığından şüphelendirecek belirtiler hakkında bilgi veren Karagözlü açıklamasında, "Bu belirtiler; hızlı nefes alma, zorlanarak solunum, beslenme güçlüğü, emmeme, morarma (özellikle dudaklarda ve tırnaklarda), sık akciğer enfeksiyonu geçirme, bayılma veya çarpıntı atakları, göğüs ağrısı (özellikle eforla ilişkili), gelişme geriliği ve egzersiz intoleransıdır. Bu belirtilerden birinin ya da birkaçının olması, ailede doğuştan kalp hastalığı veya ani ölüm öyküsü bulunması, yenidoğan taramasında üfürüm duyulması ya da yenidoğan taramasından geçememesi, elektrokardiyografi (EKG) veya telekardiyografi gibi testlerde anormallik durumunda çocuk kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir" ifadelerine yer verdi. Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Karagözlü, Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Polikliniği bünyesinde EKG, EKO, holter monitorizasyon (24 saatlik ritim takibi) ve efor testi tetkiklerinin yapılabildiği bilgisini de paylaştı. Sağlık kontrollerini ihmal etmeyin Bazı doğumsal kalp hastalıkları önlenemese de, edinsel kalp hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir ve zamanında tanı ile tedavi edilebilir olduğunun altını çizen Karagözlü, "Ailelerin bu konularda yapabilecekleri; gebelik öncesi ve sırasında düzenli sağlık kontrolleri, gebelikte enfeksiyonlardan korunma, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığı kazandırılması, sigara dumanı ve zararlı maddelerden çocukların uzak tutulması, aşıların tam yapılması (özellikle kızamık, grip gibi enfeksiyonlardan koruma), ailede ani ölüm öyküsü ya da sağırlık öyküsü varsa erken dönemde kardiyolojik tarama yapılmasıdır" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Sağlık-Sen temsilcisi Silopi Devlet Hastanesi’nde sağlık personeli ile bir araya geldi
01 Mayıs 2025 Perşembe - 12:05 Sağlık-Sen temsilcisi Silopi Devlet Hastanesi’nde sağlık personeli ile bir araya geldi Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, Silopi Devlet Hastanesini ziyaret ederek sağlık personeli ile bir araya geldi. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal ve Sağlık-Sen yönetim kurulu üyeleri, ziyarette Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Hasan Ülker ile bir araya geldi. Burada, bölgedeki sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorluklar ve çözüm önerileri üzerinde görüş alışverişinde bulundu. Anmal, sağlık hizmetlerinin kaliteli ve sürdürülebilir şekilde yürütülebilmesi için yöneticilerin sağlık çalışanlarıyla iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Habur Sınır Kapısı’na yakınlığı nedeniyle bu hastane, Orta Doğu’dan Türkiye’ye girişte sağlık alanında ilk temas noktasıdır. Burada sunulan hizmet, hem ülkemiz hem de ilimiz için sağlıkta bir ayna niteliğindedir" dedi. Silopi Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Hasan Ülker ise, sendikacıların ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken "Mülki idare amirlerimiz ve kamu kurumların üst amirleri ile birlikte bizlerde sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu, yönetim ise bu ekip işinin bir ayağıdır. En önemlisi ise birlikte çalıştığımız sağlık çalışanları mesai arkadaşlarımdır. Diğer tarafta ise Silopi halkıdır, hep birlikte ilçemizin sağlıkla ilgili eksiklerinin giderilmesi için yüksek bir performansla çalışacağız. Eksiklerimizi gidermek için her türlü gayret içinde olacağız inşallah" dedi.