SAĞLIK
Medicana Sohbetleri’nin konuğu Deniz Celep oldu 22 Mayıs 2026 Cuma - 17:57:28 Medicana International İzmir Hastanesi’nin düzenlediği Medicana Sohbetleri söyleşi serisinin "Her Başarıda Kadının Adı Var" başlıklı oturumuna konuk olan TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep; yönetiminde yer aldığı tesiste yüzde 89 kadın istihdamı sağladıklarını ve İzmir’in kadın girişimciliğinde öncü olduğunu belirtti. Kadınların iş dünyasındaki rolünü artırmak için yürütülen projelere ve küresel hedeflere dikkat çeken Celep, "Kadınların sadece iş hayatında yer alması yetmez; yönetim kurullarında, meclislerde ve karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları gerekiyor" mesajını verdi. Medicana International İzmir Hastanesi’nin gelenekselleşen "Medicana Sohbetleri" söyleşi serisinin Mayıs ayı konuğu, tarım ve gıda sektörünün öncü girişimcilerinden, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu (KGK) İcra Kurulu Başkanı Deniz Celep oldu. Gazeteci Banu Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Her Başarıda Kadının Adı Var" başlıklı söyleşide, kadınların iş hayatındaki gücü, sürdürülebilirlik, inovasyon ve kadın girişimcilerin desteklenmesinin önemi masaya yatırıldı. Söyleşinin açılışında İzmir’in tarih boyunca Amazonlardan bu yana kadına değer veren ve kadın öncülüğünü destekleyen bir şehir olduğunu vurgulayan TOBB İzmir KGK Başkanı Deniz Celep, kentin girişimcilik istatistiklerine dikkat çekti. İş İnsanı Girişimci Deniz Celep, "İzmir’de kadın girişimci oranı yüzde 39 ile Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Ancak küresel ölçekte henüz istediğimiz sıralamalarda değiliz. Kadınların sadece iş hayatında yer alması yetmez; yönetim kurullarında, meclislerde ve karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları gerekiyor. Biz de kurul olarak ‘Eşitlik Yıldızları’ gibi projelerimizle eşit işe eşit ücret ve cinsiyet eşitliği konularına odaklanıyor, kadınlarımızın uluslararası temsiliyetlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Yüzde 89 kadın istihdamı ve dünyanın 35 ülkesine ihracat Ailesinin tarım sektörüne nasıl başladığını ve sektördeki dönüşümünü paylaşan Deniz Celep, 1953 yılında dedesinin kurduğu ilk çiftçi fabrikasından bugüne, 3. kuşak olarak tarıma dayalı sanayide büyümeye devam ettiklerini belirtti. Abisi ile birlikte yönettikleri tesiste Ege Bölgesi’nin ürünlerini dünyanın 35 ülkesine ihraç ettiklerini ifade eden Deniz Celep, şirketteki kadın gücünü şu sözlerle aktardı: "400 çalışanımız içinde yüzde 89 kadın çalışan oranına sahibiz. Ne kadar güçlü bir teknoloji altyapımız olursa olsun, bizim için kadın emeği önceliklidir. Tarımda sürdürülebilirliği, planlamayı ve disiplini sağlayan en büyük güç kadın çalışanlarımızın varlığıdır." Kadın girişimcisinin önündeki en büyük engel: Finansmana erişim Kadın girişimcilerin e-ticaret alanına olan ilgisine ve bu alanda İzmir’den çıkan Tire’deki iğne oyası üreticisi İpek Hanım ile ödüllü bebek taşıma çantası tasarımı yapan Duygu hanım gibi başarı hikayelerine değinen Deniz Celep, en büyük zorluğun finansman olduğunu belirterek, "Kadın girişimciliğinde en kritik nokta finansmana erişim ve nakit akış yönetimidir. Sermaye gücü düşük başlayan kadınlarımızı güçlendirecek projeler üretiyoruz. İş hayatının temel kuralı, gerçekleştirebileceğiniz vaatlerde bulunmaktır. Kısa sürede zengin olma hayalleri yerine, planlı ve kaliteli hizmet sunarak uzun soluklu iş birlikleri kurmalıyız. Bu süreçte kadınların ‘Ben yaptım, sen de yapabilirsin’ diyerek birbirine deneyim aktarması çok kıymetli" sözlerini kaydetti. Kurumların ortak sinerjisi ve gençleri kentte tutma hedefi İzmir’deki oda, borsa ve yerel yönetimlerin kadın projelerine çok büyük destek verdiğini belirten Deniz Celep; EİB, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarının altını çizdi. İzmir’in Urla, Çeşme, Foça gibi parlayan bölgeleriyle yeniden bir cazibe merkezi olduğunu ifade eden Deniz Celep, genç istihdamını kentte tutmak için TOBB Genç Girişimciler Kurulu ile ortak projeler yürüttüklerini ve Medicana gibi şehre değer katan yatırımların bu anlamda çok önemli birer rol model olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.
22 Mayıs 2026 Cuma - 17:08 Uzmanından bayramda diyabet ve tansiyon hastalarına uyarı Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Emine Hande Öksüz, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bayram sürecinde beslenme düzenlerini korumaları gerektiğini söyledi. Bayram dönemlerinde artan kırmızı et, tatlı ve ikram tüketiminin kronik hastalıklarda sağlık risklerini artırabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Öksüz, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarına dikkat çeken Uzm. Dr. Öksüz, "Bayramlar; ikramların, tatlıların ve düzensiz öğünlerin arttığı özel dönemlerdir. Ancak özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bu süreçte beslenme ve yaşam düzenlerine daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir. Artmış kırmızı et, şerbetli tatlı ve ikramların fazlaca tüketilmesi hastalarımızın tedavilerinde aksaklıklara yol açmaktadır" dedi. "Gün içerisinde yeterli su tüketin" Dikkat edilmesi gereken hususları vurgulayan Uzm. Dr. Öksüz, "Bu hususta dikkat edilmesi gereken noktalar, diyabet hastalarımız için öğün saatlerini mümkün olduğunca düzenli sürdürün. Uzun süre aç kalmayın. Şerbetli tatlılar, şekerlemeler ve çikolataları kontrollü tüketin. Mümkünse sütlü tatlıları tercih edin ve küçük porsiyonlar kullanın. Bayram diye ilaç ve insülin dozunuzu aksatmayın, tedavilerinizi düzenli alın. Gün içerisinde yeterli su tüketin. Bayram ziyaretlerinde kısa yürüyüşler yapmak kan şekeri kontrolüne katkı sağlar. Kan şekeri ölçümlerinizi ihmal etmeyin. Halsizlik, aşırı susama, çarpıntı gibi belirtilerde mutlaka kan şekeri ölçümlerinizi yapın. Hipertansiyon hastalarımız için artmış kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinin tüketimi kardiyovasküler hastalıklar ve hipertansiyonla ilişkili bulundurulmuştur. Tuzlu yiyecekler, salamura ürünler, işlenmiş etler, aşırı çay-kahve tüketiminden kaçının. Ağır ve yağlı yemekler yerine dengeli porsiyonlar tercih edin. İlaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin. Tansiyon takibinizi ihmal etmeyin; baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı gibi belirtilerde tansiyon ölçümünüzü yapın. Yeterli uyku ve dinlenme sağlamaya çalışın. Aşırı stres ve uykusuzluk tansiyonunuzda yükselmelere yol açabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün en sık tüketilmesi gereken besinleri; sebze, meyve, tam tahıllar ve bakliyatlar olarak belirlediğini dile getiren Öksüz, "Bu besinler yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsak mikrobiyatasını destekler, kolesterol düşürücü etkiye sahiptir ve kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçer. Son olarak; tuzu günlük bir çay kaşığını geçmeyecek şekilde tüketmek böbrek sağlığının korunmasında ve hipertansiyonun önlenmesinde yardımcı olur. Unutmayın, bayram sofralarında önemli olan miktar değil, paylaşım ve keyiftir. Sağlıklı tercihlerle bayramınızı güvenle ve huzurla geçirebilirsiniz" ifadelerine yer verdi.
22 Mayıs 2026 Cuma - 16:06 Kurban bayramı’nda sağlıklı beslenmenin püf noktaları Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, Kurban Bayramı’nda artan et ve tatlı tüketimine karşı vatandaşları uyardı. Porsiyon kontrolü, doğru pişirme yöntemi, su tüketimi ve hareketin önemine dikkat çeken Kaleli, bayramın yasaklarla değil dengeyle geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa, Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, "Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek" dedi. "Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı" Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100-150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, "Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor" diye konuştu. "Et mutlaka dinlendirilerek tüketilmeli" Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, "Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur" dedi. "Pişirme yöntemine dikkat" Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, "Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli" ifadelerini kullandı. "Etin yanında mutlaka salata tüketin" Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, "Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor" dedi. "Tatlı tüketiminde "tadımlık" önerisi" Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, "Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır" diye konuştu. "Su tüketimi ve yürüyüş önerisi" Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5-3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. "Önemli olan dengeyi koruyabilmek" Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, "Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi" açıklamalarında bulundu.
Pandemi bitti ama maske kullanımı devam ediyor
27 Nisan 2025 Pazar - 14:55 Pandemi bitti ama maske kullanımı devam ediyor Eskişehir’de eczane teknisyenliği yapan Seda Arabacı, pandemi sonrası maske kullanımının artık gündelik hayatın parçası haline gelen bir alışkanlık olduğunu dile getirdi. İçişleri Bakanlığınca valiliklere gönderilen yönerge ile 2022 yılının Nisan ayında tüm kapalı alanlarda maske zorunluluğu uygulamasına son verilmişti. Bu yönergenin yayınlanmasının üstünden 3 sene geçmiş olmasına rağmen vatandaşların bir kısmının bu alışkanlıklarını bırakmadıkları görüldü. Eskişehir’de eczane teknisyenliği yapan Seda Arabacı, vatandaşların hala sağlık ocağına ve hastaneye giderken tedbir amaçlı maske kullanımına devam ettiğini belirtti. Özellikle risk taşıyan grupların maske kullanımına hala dikkat ve özen gösterdiğini ifade eden Arabacı, maskenin günlük hayatın bir parçası olma sürecinin gelişiminden bahsetti. "Maskeli insanlar topluma önceden farklı geliyordu ama şu an arttığı için bu durum normalleşti" 10 senedir eczane teknisyeni olan Seda Arabacı, maske satışlarının devam ettiğini söyleyerek Covid-19’dan beri maske kullanmayı alışkanlık haline getirmiş kişiler olduğunu belirtti. Özellikle yaşlı ve kronik rahatsızlıkları olan vatandaşlar gibi riskli grupların maske kullanımına devam ettiğini belirten Arabacı, "10 yıldır bu sektördeyim. Maske kullanımına Covid-19 öncesinde bu kadar yoğun bir talep yoktu. Sadece belli başlı hastalıklara sahip olanlar; daha çok kanser hastaları ve astım hastaları gibi vatandaşlar tarafından kullanılıyordu. Maskeli insanlar topluma önceden farklı geliyordu ama şu an arttığı için bu durum normalleşti" ifadelerine yer verdi. Özellikle toplu taşıma gibi kalabalık ortamlarda maske kullanımının insanları güvende hissettirdiğine değinen Arabacı, "İnsanlar pandemiden bu yana gündelik hayatlarında da gerek hastalıklardan korunmak gerekse güvende hissetmek için maske kullanıyor. Maske takmak artık toplumsal bir alışkanlık haline geldi" şeklinde konuştu.
Kanser tedavisinde ’Yeni Nesil Radyoterapi’ dönemi başladı
27 Nisan 2025 Pazar - 12:56 Kanser tedavisinde ’Yeni Nesil Radyoterapi’ dönemi başladı Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Versa HD lineer hızlandırıcı ve yapay zekâ destekli radyoterapi cihazları hizmete alındı. Nisan 2025 itibarıyla hasta kabulüne başlayan hastane, kanser hastalarına yüksek hassasiyetli ve konforlu bir tedavi süreci sunmayı hedefliyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kanser tedavisinde devrim niteliğinde bir teknolojiyi daha hizmete aldı. Versa HD lineer hızlandırıcı cihazı ve yapay zekâ destekli radyoterapi üniteleriyle Nisan 2025 itibarıyla hasta kabulüne başlandı. Yeni cihaz, özellikle tümör tedavisinde yüksek hassasiyetli ışınlama teknikleri, 3D ve 4D tümör belirleme, gelişmiş görüntü kılavuzlu tedavi (IGRT), hacimsel ark tedavi (VMAT) ve stereotaktik vücut radyoterapisi (SBRT) gibi yöntemleri kullanarak tedavi doğruluğunu artırıyor ve sağlıklı dokuların korunmasına imkan sağlıyor. Vision RT yüzey takip teknolojisi sayesinde ise meme, baş-boyun ve toraks bölgesi tümörlerinde immobilizasyona gerek kalmadan gerçek zamanlı hasta konumlandırması yapılabiliyor. Açılış programında cihazın özellikleri anlatıldı, ardından davetliler bilgilendirildi ve tedavi olan hastalar için hazırlık yapıldı. "Onkoloji alanında ciddi bir referans merkeziyiz" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim V. Prof. Dr. Sinan Karacabey yaptığı açıklamada, "Marmara Üniversitesi olarak onkoloji alanında ciddi bir referans merkeziyiz. Hem bölgeye hizmet sunmak adına hem de İstanbul genelinde ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden çok sayıda hasta kabul ediyoruz. Bu nedenle böyle bir teknolojinin hastanemizde bulunması bizim için çok büyük önem arz ediyordu" dedi. "Daha küçük tümörlere daha hızlı ve hassas müdahale" "Uzun süredir ihale süreci devam eden cihazımızı, bugün itibariyle hizmete açmış bulunuyoruz" diyen Karacabey, "Artık hastalarımıza çok daha hızlı ve etkili tedavi sunacağız. Daha küçük tümörleri hedefleyebilecek ve çok daha özellikli işlemler yapma fırsatı bulacağız. Deneyimli kadromuz ve cihazın kalitesi sayesinde hastalarımıza çok iyi hizmetler sunacağımıza inanıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın da desteğiyle, hastanemizde hastalarımıza çok daha hızlı, konforlu ve etkili bir tedavi süreci sunma fırsatına kavuşmuş olacağız" ifadelerini kullandı. "Yapay zekâ ile daha güvenli tedavi" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği’nden Prof. Dr. Zerrin Özgen ise yeni cihazın özellikle beyin, akciğer ve spinal metastazlar gibi küçük ve hassas bölgelerde odaklı radyoterapi uygulama imkanı sunduğunu vurguladı. Yapay zekâ destekli sistemlerin tedavi planlamasında kullanıldığını belirten Özgen, "Tedavi sırasında olabilecek değişiklikler ve belirsizlikler en aza indiriliyor. Böylece tümör hedef alınırken çevresindeki sağlıklı dokular maksimum düzeyde korunuyor. Yeni nesil teknolojimizle hastalarımıza daha güvenli, etkili ve kişiye özel tedavi imkanı sunacağız" şeklinde konuştu.
USHAŞ Genel Müdürü Ünver: "30 ülkede irtibat ofisleri kurmayı hedefliyoruz"
27 Nisan 2025 Pazar - 11:57 USHAŞ Genel Müdürü Ünver: "30 ülkede irtibat ofisleri kurmayı hedefliyoruz" USHAŞ Genel Müdürü Behlül Ünver, sağlık turizmi stratejisinde sadece yurt içinde değil aynı zamanda da yurt dışında da daha aktif rol üstlenileceğini kaydederek, 30 ülkede irtibat ofisleri kurmayı hedeflediklerini söyledi. USHAŞ Genel Müdürü Ünver, Edirne’de bir otelde düzenlenen Balkan Ülkeleri Sağlık İş Forumu’nda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Türkiye’nin sağlık turizmi hedeflerine değinen Ünver, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı arasında yürütülen iş birliği sayesinde sağlık turizminde tanıtım faaliyetlerinin koordineli bir şekilde yürüyeceğini dile getirerek, "USHAŞ olarak HealthTürkiye platformu üzerinden, Türkiye’nin sağlık hizmetlerini küresel ölçekte tanıtacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yurt dışı tanıtım ağını ve Ticaret Bakanlığı’nın destek mekanizmalarını da kullanacağız. Bu ortaklık, sağlık turizmi için tarihi bir sıçrama anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. "Otellerdeki her odada karekod sistemini hayata geçireceğiz" Türkiye’ye gelen turistlerin sağlık hizmetlerine yönelik erişimini kolaylaştırmak amacıyla yeni bir karekod sisteminin hayata geçirileceğini açıklayan Ünver, "Otellerde artık her odada karekod sistemi geliyor. O karekod sistemi okuttuğunda bizim HealthTürkiye portalına bağlanacak. Haklarını bilecek. Burada da amacımız turistin mağduriyetinin önlenmesi. Turistlerimiz, misafirlerimiz aldıkları hizmette sıkıntı yaşamamaları için bize şikayet edebilecekler. Ayrıca nasıl hareket etmeleri gerektiği hususunda da o karekodu telefonlarından okuttukları zaman hemen bizim sayfa gidebilecekler" dedi. "Türkiye’ye gelen tüm turistler yeni üretilecek rejister koduna sahip olacak" USHAŞ Genel Müdürü Ünver, yeni üretilecek olan rejister kodu ile artık Türkiye’ye gelen tüm turistlerin bu koda sahip olacağını ifade ederek, "Biz onların sağlık hizmeti almaları konusunda hastanelerle entegrasyonunu takip edeceğiz. Orada mağduriyetlerin olmaması noktasında bunları kontrol etmiş olacağız ya da örnek olarak ilgili bakanlık, ilgili ülke o hastayla ilgili bazen bilgi istiyor. Bunların tek elden takip edilmesi ve kontrol edilmesi bunlar zaman içerisinde aslında değişim, dönüşüm şekliyle karşımıza çıkacak olan konular" değerlendirmesinde bulundu. "Yönetmelik ile USHAŞ regüle edici özellik kazandı" Resmi Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi Yönetmeliği ile USHAŞ’ın hem sağlık aracı kuruluşları hem de sağlık hizmeti sunucuları için regüle edici özellik kazandığını dile getiren Ünver, "Yönetmelikte birçok madde getirdik. Komplikasyon sigortası, akreditasyon süreçleri, hasta memnuniyeti ve şikayetinin kurumların performansını etkileyeceği bir süreç başlamış oluyor. Bunlar USHAŞ’ın sağlık turizmindeki somut adımlarıdır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye’ye sağlık turizmi çerçevesinde gelen hastaların yüzde 23’ü tekrardan gelmek istemiyor" Türkiye’ye sağlık turizmi çerçevesinde gelen hastaların yüzde 23’ünün Türkiye’ye tekrar gelmek istediğinin altını çizen Ünver, "Arz talep dengesi içerisinde yapı kendince oluşuyor. Mesela saç ekiminde çok talep var, herkes saç ekmeye başladı. Sağlık turizminde doğru işlerin yapılması lazım. Bunların da dengelenmesi lazım. Bunu yaparken şimdi herkesin elinde telefon var, sosyal mecralarda bakıyorsunuz. İnsanlar belki doktor değil ama kendini öyle güzel bir anlatıyor ki pazarlama, reklam veriyor ve insanlar o kuruma ulaşabiliyor. Herkes araştırmacı da değil. Geliyor, Türkiye’de plazalarda, kuaförlerde, hatta arabaların arkasında gezer mobil diş ünitelerinin de olduğu sistemler görüyoruz. Sonra mağduriyet oluyor. Bu mağduriyet neticesinde de uluslararası basında biz bunu haber olarak görüyoruz. Herkes bunun farkında olmayabilir. Herkes doğru konuda da hizmet almayabilir. Bunun da sorumluluğu bizde çünkü bir yanlış uygulama ülke imajınızı zedeliyor. USHAŞ bunu regüle edecek" şeklinde konuştu. "30 ülkede irtibat ofisleri kurmayı hedefliyoruz" Sağlık turizmi stratejisinde sadece yurt içinde değil aynı zamanda da yurt dışında da daha aktif rol üstlenileceğinden bahseden Ünver, Balkanlar, Orta Asya, Afrika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere 30 ülkede kurulması hedeflenen irtibat ofislerinin yanı sıra dostluk hastaneleri kurmayı planladıklarını da dile getirdi. Ayrıca Ünver, Edirne merkezli olmak üzere Bulgaristan ve Yunanistan’da yeni merkezler üzerinde çalıştıklarını belirterek, ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde de özel ihtiyaca yönelik merkezler kurulmasının hedeflendiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı: "Örneğin İngiltere’de ağırlıklı olarak diş sağlığı, Almanya’da yaşlı bakımı ve kozmetik sağlık alanında güçlü bir talep var. Biz de her bölgenin ihtiyacına göre uzmanlaşmış merkezler kurmayı hedefliyoruz." "USHAŞ olarak da teşvik konularımız olacak" Sağlık turizminin artırılmasına yönelik teşvik uygulamalarından da bahseden Genel Müdür Ünver, "Ticaret Bakanlığımız teşvik uygulamaları yapıyor. Bununla ilgili pazar araştırıyor, ülke araştırıyor. Sağlık Bakanlığı bunu hizmet ihracatı olarak görüyor. Biz sağlığın parayla ölçülebilir bir değer olduğunu düşünmüyoruz. İnsanlar bir maliyete katlanıyor. Neticede, sağlıkta kullanılan teknoloji yüksek teknoloji ve bunun da talep edilebilir ve doğru olması gerekiyor. Bu da parayla oluyor. Onun için bunun doğru bir zemine oturması lazım. Biz de bu konuda teşvik konusunda sadece Ticaret Bakanlığı’nı referans almayacağız. Biz Sağlık Bakanlığı olarak, USHAŞ olarak da teşvik konularımız olacak. Kamu özel iş birliklerimiz olacak. Sektörün önünü açıcı çalışmalarımız olacak. Evet para boyutu olacak ama diğer taraftan da hizmet boyutu da olacak" diye konuştu.
Bursa en iyi sağlık hizmeti listesinde dünyada 36’ncı, Türkiye’de ilk sırada
27 Nisan 2025 Pazar - 09:36 Bursa en iyi sağlık hizmeti listesinde dünyada 36’ncı, Türkiye’de ilk sırada Bursa, Numbeo’nun 2024 yılı "Şehirlere göre sağlık hizmetleri endeksi" listesine, dünyada 36’ncı, Türkiye’de ilk sıraya yükseldi. Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Ömer Yavuz Namlı, "Türkiye, kamu ve özel hastanelerindeki medikal ve modern sağlık hizmetleriyle dünyadaki yükselişini sürdürüyor" dedi. Numbeo’nun sürekli güncellenen ve her yıl 5 binden fazla kenti değerlendiren verilerine dayanarak 217 şehirden oluşan 2024 yılı dünyanın en sağlıklı şehirleri listesi açıklandı. Buna göre, dünyanın en sağlıklı kenti Tayvan’dan Taipei kenti seçilirken, Tayland Chiang Mai ikinci, Güney Kore Seul üçüncü oldu. En sağlıklı kentler listesine Türkiye’den beş şehir katılırken, Bursa 74.7 puanla dünya genelindeki 217 şehir arasında 36’ncı oldu. İzmir 72.7 ile 47’nci, Antalya 71.8 puanla 54’üncü, İstanbul 69.9 puanla 65’inci ve Ankara 69.2 puanla 72’nci sırada listede yerini aldı. Özel sağlık sektörü yükselişte Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Ömer Yavuz Namlı, Numbeo tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre listedeki dünya genelinde 217 şehir arasında Bursa, İzmir, Antalya, İstanbul ve Ankara’nın sağlık, güvenlik ve yaşam kalitesi verilerinde öne çıkmasının sağlık turizminin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Namlı, "Türkiye’den 5 şehrin ilk 100’e girmesinde özel sağlık sektörünün büyük payı vardır. Türkiye, inanıyorum ki; devletimizin daha fazla desteklemesiyle dünya sağlık turizmi pastasından hak ettiği payı alacaktır. Bizler, kamu ve özel sektör olarak sağlık alanında daha fazla uyumlu bir çalışmayla ülkemizi çok daha iyi noktalara taşıyacağımıza inanıyoruz. Ben tüm özel sağlık sektörü temsilcilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Bursa sağlıkta öne çıkıyor Bursa’nın, sağlıklı şehirler listesinde dünyada 36’ncı, Türkiye’de ise en önde olmasını değerlendiren Doruk Sağlık Grubu Genel Müdürü Dr. Ayhan Kalyoncu, "Numbeo yaklaşık 15 yıldır ülkelerde sağlık başta olmak üzere güvenlik ve trafik gibi parametreleri dünya genelinde değerlendiren saygın ve güvenilir bir kuruluştur. Bursa, listede 217 şehir arasında 36 sırada olması bizleri mutlu etmiştir. Bursa’da son yıllarda çok iyi sağlık kurumları açılması, özellikle 2023 yılında Doruk Nilüfer Hastanesi’nin devreye girmesiyle bu sürece olumlu katkı sağlamıştır. Bursa’daki Doruk Sağlık Grubu hastanelerimize Rusya Federasyonu, Balkanlar, Avrupa ve Körfez ülkelerinden gelen sağlık turizmi hastalarımız Bursa’da olumlu deneyimler yaşaması hepimizi mutlu etmiştir. Bursa’nın dünya genelindeki ilk 3’e girmesi hiç zor değildir" dedi.
Güneş gözlüğü seçimi sadece bir stil meselesi değil
27 Nisan 2025 Pazar - 09:32 Güneş gözlüğü seçimi sadece bir stil meselesi değil Yaz aylarında genellikle herkesin güneş gözlüğü ihtiyacının arttığını belirten uzmanlar, düşük kaliteli ve sahte güneş gözlüklerinin kullanımının ciddi sağlık riskleri taşıdığını da vurguladı. Kalitesiz güneş gözlüklerinin göz sağlığına verebileceği kalıcı hasarlar olabileceğini, erken yaşta katarakt oluşumu konusunda da uyarıda bulunan Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, güneş gözlüklerinin seçiminin sadece bir stil meselesi olmadığını, aynı zamanda ciddi bir sağlık önlemi olduğunu belirtti. Güneş gözlüklerinin, ultraviyole (UV) ışınlarını filtreleme kapasitesi göz sağlığı için kritik önem taşıdığını ve UV ışınlarının retina üzerindeki zararlı etkileri, katarakt başta olmak üzere çeşitli göz hastalıklarının erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabildiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, "Kaliteli bir güneş gözlüğü, hem UV 400 koruması sağlaması hem de polarize lenslere sahip olması gerekiyor. UV 400 etiketi, gözlüğün, UV ışınlarının yüzde 99 ila yüzde 100’ünü bloke ettiğini gösteriyor. Ayrıca, gözlüğün CE işareti taşıması, Avrupa Birliği sağlık ve güvenlik standartlarına uygun olduğunu ifade ediyor. Ucuza alınan, kalitesiz cam veya plastikten yapılmış gözlüklerin kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Daha çok estetik amaçlı, çeşitli renklerde ve büyüklükte üretilen gözlüklerin seçiminde öncelikle göz sağlığının düşünülmesi gerekiyor. Uygun güneş gözlüğü seçilmemesi uzun dönemde ciddi problemlere yol açıyor. Ozon tabakasının delinmesi sonucunda, zararlı olduğu bilinen ultraviyole ışınlarının göze olumsuz etkilerinden korunmak için gözlük kullanmak gerekiyor. Koyu renkli camlar, gözbebeğimizin büyümesine sebep olur. Ultraviyole ışınlarını kesmezse, göze daha çok zarar verir" diye konuştu. "Göz sağlığını koruyu bir araç olarak kullanılmalı" Güneş gözlüğü kullanma alışkanlığı edinmeyen pek çok kişinin katarakt olma ihtimaliyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Tabar, "Katarakt oluşumunda önemli bir etkene sahip güneş ışınları, 60-70 yaşında ortaya çıkan kataraktın, güneş gözlüğü kullanmayanlarda 40’lı yaşlarda oluşmasına neden olabiliyor. Özellikle uzun süre güneş ışığına maruz kalanların güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmemesi gerekiyor. Güneş gözlüklerini göz sağlığımızı koruyucu bir sağlık aracı olarak kullanmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Deprem sonrası ruh sağlığına dikkat
27 Nisan 2025 Pazar - 09:08 Deprem sonrası ruh sağlığına dikkat Marmara bölgesinde meydana gelen depremin ardından, afetlere karşı psikolojik hazırlığın önemini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, hem yetişkinler hem de çocuklar için uygulanabilir öneriler paylaştı. 23 Nisan’da İstanbul’da meydana gelen deprem, fiziksel bir yıkıma neden olmasa da toplumda yeniden deprem korkusunu gündeme getirdi. Özellikle çocuklar ve kaygı düzeyi yüksek bireyler için bu tür afetlerin psikolojik etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, psikolojik destek yöntemlerini anlattı. Deprem korkusuyla başa çıkmak için bilgi edinmek önemli Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, bireylerin yaşadığı en temel duygunun belirsizlik ve kontrol kaybı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Deprem nedir, nasıl oluşur, ne zaman tehlike arz eder gibi konularda doğru kaynaklardan bilgi edinmek; kişinin kaygısını azaltır ve kriz anında kontrol duygusunu pekiştirir. Bilgi, çoğu zaman belirsizliği ortadan kaldırır ve ‘ne yapacağımı biliyorum’ düşüncesini güçlendirir." "Psikolojik hazırlık, travmatik stres tepkilerinin kronikleşmesini azaltır" Tansel, deprem öncesinde yapılan hazırlıkların yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel dayanıklılığı da artırdığını belirterek, "Acil durum planı hazırlamak, çıkış yollarını belirlemek, deprem çantası oluşturmak ve düzenli tatbikatlar yapmak, bireyin kendini daha hazırlıklı ve güçlü hissetmesini sağlar" dedi. Yüksek stres anlarında bireylerin "savaş-kaç-donakal" tepkileri verebildiğini belirten Tansel, nefes kontrolü ve içsel telkinlerin bu süreçte etkili olduğunu ifade ederek, "Derin nefesler almak, beyne tehlikenin geçtiği sinyalini verir ve kalp ritmini dengeler. Kişi kendine ‘Hazırlıklıyım, sakin kalmalıyım’ diyerek yönlendirme yapabilir" diye konuştu. Çocuklarda deprem korkusunu önlemenin yolları Çocukların depremi anlamakta ve duygularını ifade etmekte zorlandığını belirten Tansel, bu nedenle onlara yaşlarına uygun ve gerçekçi bir şekilde yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak, "Çocuklara ‘korkmak normaldir ama biz hazırlıklıyız ve birlikteyiz’ gibi mesajlar verilmelidir. Depremden kaynaklı korkuyu bastırmak yerine paylaşmak çok önemlidir. Bu tür ifadeler hem güven verir hem de duygularını anlamlandırmalarına yardımcı olur" açıklamasında bulundu. Çocukların depremle ilgili korkularını oyun ve sanat yoluyla dışa vurabildiğini belirten Tansel, şu önerilerde bulundu: "Güvenli alanlar oluşturmayı öğretin. Tatbikatları oyunlaştırarak öğretici hâle getirin. Duygularını ifade etmeleri için resim ve hikâye yöntemlerini kullanın. Yaşadıkları korkularını hikâyeleştirmeleri, resimler ve oyunlarla duygularını ifade etmelerini sağlamak, iç görü geliştirmelerine ve farkındalık oluşturmalarına yardımcı olacaktır. Rutinlerin korunması, güvende olduklarını hissettirecek alışkanlıklar, Bağ kurma, aile içi iletişim ve öğretmen desteği, Güçlü hissettiren anlatılar, ‘seninle gurur duyuyorum, nasıl cesurca davrandın’ gibi ifadeler kullanılmalı." Ebeveyn ve öğretmenlere önemli uyarılar Tansel, ebeveynlerin kendi kaygılarını çocuklara doğrudan yansıtmamaları gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Çocuklar, çevrelerinden çok etkilenir. Bu nedenle kriz anında sakin kalan bir ebeveyn, çocuğun duygusal dengesini de korur. Bu sürecin sağlıklı şekilde atlatılabilmesi için ilk adım, duyguların bastırılmadan ifade edilmesidir. Bireyler yaşadıklarını anlatma, paylaşma, yazıya dökme gibi yollarla duygularını dışa vurmalıdır." "Deprem sonrası travma belirtilerini tanıyın" İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, yetişkinlerde sık görülen belirtilerin başında uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve suçluluk duygusunun geldiğini söyledi. Çocuklarda ise alt ıslatma, parmak emme, kâbuslar, ayrılık kaygısı ve oyunlarda deprem temalarının gözlemlenebileceğini belirterek, "Bu belirtiler doğal bir sürecin parçası olabilir ancak uzun sürerse mutlaka uzman desteği alınmalıdır" dedi. Özellikle çocuklara yönelik düzenlenecek psiko-eğitsel grup çalışmalarının, duyguların ifade edilmesi ve anlamlandırılması açısından büyük fayda sağlayacağını belirten Tansel, bu tür gruplarda çocukların yalnız olmadıklarını fark ettiklerini ve duygusal olarak rahatladıklarını söyledi.
Bakan Yumaklı: "Dünya Veteriner Hekimler Günü Kutlama Programı"nda konuştu
26 Nisan 2025 Cumartesi - 17:15 Bakan Yumaklı: "Dünya Veteriner Hekimler Günü Kutlama Programı"nda konuştu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "İklim değişikliğinin getirmiş olduğu farklılıklar, dalgalanmalar, biyolojik tehditler; veteriner hekimlerin küresel düzeyde daha görünür olması anlamına geliyor" dedi. Ankara’da Orman Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda "Dünya Veteriner Hekimler Günü Kutlama Programı" düzenlendi. Programa katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, konuşmasında, "Günümüz halk sağlığı açısından önemli kısmı ise zoonoz hastalıklar. Yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar. COVİD-19’dan bahsettik. Bunun zoonotik kökenli bir hastalık olduğunu düşünürsek bu salgınlarda veteriner hekimlerimizin ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz" ifadelerini kullandı. "Biyolojik tehditler, veteriner hekimlerin daha görünür olması anlamına geliyor" COVİD-19 aşısının üretim sürecinde Türk veteriner hekimlerin önemli katkısı olduğunu söyleyen Bakan Yumaklı, "İklim değişikliğinin getirmiş olduğu farklılıklar, dalgalanmalar, biyolojik tehditler; veteriner hekimlerin küresel düzeyde daha görünür olması anlamına geliyor" dedi. Dünyanın ‘Tek Sağlık’ sistemini tartışmaya başladığını belirten Yumaklı, "Yani ‘Tek Sağlık’ sistemi. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alıyor ve geleceğimizi korumak üzere metodolojiler geliştiriyor. Bu konuda ülkemizdeki ‘Tek Sağlık’ sisteminin muhatabının bakanlığımız olduğunu ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu. "Veteriner hekimsiz sağlıklı bir yaşamın olamayacağı görülmüştür" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu ise konuşmasında, "Tüm zamanlarda yaşanan hastalıklar, salgınlar ve son olarak COVID-19 ile bir kez daha veteriner hekimsiz sağlıklı bir yaşamın olamayacağı görülmüştür" ifadesini kullandı. Eroğlu, "Biran önce, İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı her üçü birlikte tek sağlık konsepti olarak değerlendirilerek, disiplinler arası bir uygulama ile arzu edilen seviyede veteriner Halk Sağlığı pratiğine geçilmelidir" diye konuştu. "Zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yol ‘Tek Sağlık’ uygulamasıdır" Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Tek sağlık konsepti hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenliğinin sağlanmasında beşeri hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır. Korunma tedaviden daha etkili ve daha ekonomik olup, hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yol ‘Tek Sağlık’ uygulamasıdır." Eroğlu, "Yasal ve fonksiyonel olarak Sağlık hizmetleri sınıfında olan veteriner hekimler sağlık çalışanlarına verilen, sağlıkta şiddet, fiili hizmet zammı, özlük hakları, emeklilik hakları gibi haklardan yararlanamıyorlar. Çalışan ve emekli veteriner hekimlerin maaşları ve özlük hakları ile diğer sağlık meslek mensupları arasında adeta uçurumlar oluşmuştur" ifadelerini kullandı. "Mezun iş desteğimize ihtiyacımızın olduğunu arz etmek istiyorum" Eroğlu, "Veteriner Fakültesi sayımız çok fazla. Yılda 3 bine yakın veteriner hekim mezun oluyor. Bunların kamu istihdamı zor. Mesleğini serbest olarak icra edecek meslektaşlarımız için klinik epey pahalı şeyler. Mezun iş desteğimize ihtiyacımızın olduğunu arz etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye’de 4 bin veteriner hekimin belediyelerde istihdam edilmesi gerekiyor" Eroğlu, konuşmasına şöyle devam etti: "Bir belediyeyi ziyaret ettim. Hayvan sayısını sordum. ‘690 civarında hayvan olduğunu’ söyledi. ‘Kaç veterineriniz var’ dedim. ‘1 tane’ dedi. Bende ‘3 ay sonra o arkadaşımız atıl duruma gelir, görev yapamaz’ dedim. Güvenlik görevlilerini bile vardiya ile çalıştırırken 24 saat bir veteriner hekimin 690 köpeğin şatları ile ilgili istenilen çalışmaları yapması mümkün değildir. Yaptığımız değerlendirmelere göre Türkiye’de 4 bin veteriner hekimin belediyelerde istihdam edilmesi gerekiyor." Program, Basın ve Hizmet Ödülleri’ne layık görülen kişilere takdim edilen ödüllerin ardından sona erdi.
Ahlat’ta Şehit Mesut Ardıç’ın adı ASM’de yaşatılacak
26 Nisan 2025 Cumartesi - 17:12 Ahlat’ta Şehit Mesut Ardıç’ın adı ASM’de yaşatılacak Bitlis’in Ahlat ilçesinde, Şehit Mesut Ardıç’ın isminin verildiği Aile Sağlığı Merkezinin(ASM) açılışı yapıldı. Ahlat’ın Kırklar Mahallesinde yapımı tamamlanarak hizmete başlayan Şehit Mesut Ardıç Aile Sağlığı Merkezinin açılışı düzenlenen programla gerçekleştirildi. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Kuran’ı Kerim tilavetinin okunmasıyla devam etti. Açılışta konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, merkezin hayırlı olmasını dileklerinde bulundu. Vali Karakaya, "Milli şairimizin dediği gibi bizlere bu toprakları vatan olarak emanet eden şehitlerimizi her daim rahmetle minnetle anacağız. Bu topraklar dünyanın en güzel ama belki de en zor toprakları. Şehit vermeyi göze alamayan milletlerin barınabileceği bir toprak parçası değil. Milletimizin Anadolu’ya giriş yaptığı noktadayız. Böyle güzel bir esere Mesut Ardıç şehidimizin ismini vermekten büyük bir onur duyuyoruz. Bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin" dedi. Sağlık hizmetinin bütün hizmetlerin başında geldiğini aktaran Karakaya, "İnsanoğlu sağlığı yerinde olmadığı zaman başka hiçbir konuda bir ihtiyacı gündemde tutamıyor. Çünkü sağlığınız varsa o zaman hayata tutunabiliyorsunuz. İşte sağlık hizmeti noktasında da birinci basamak olarak ilimizde 40’ıncı ASM’miz, şehidimizin ismiyle açılmış oluyor. Vatandaşımıza bütün hizmetlerde olduğu gibi sağlık hizmetini de her yıl daha iyiye getirmek için çaba sarf ediyoruz. 20 sene önce 3-4 tane uzman hekimi olan Bitlis’te, şu an 270 civarında uzman hekimimiz var. Neredeyse 100 kat artmış. Bu gerçekten muazzam bir başarı. Yeterli mi? Elbette ki değil. Vatandaşımız her şeyin en iyisine layık, en iyi hizmetlere layık. Onu da yapmak için her alanda arkadaşlarımızla birlikte yoğun bir çaba içerisinde çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu ise ASM’ye şehidin adının verilmesinin oldukça anlamlı olduğunu ifade ederek, "Tabi şifa dağıtan merkezimize, bu vatana kanını dökerek borcunu ödeyen kıymetli şehidimiz Mesut Ardıç kardeşimizin, şehidimizin ismi verilmesi ayrıca bizleri mutlu etti. Tabii AK Parti iktidarlarının en önemli işi, hizmet, eser, yatırım. Birileri laf üretir, biz eserle konuşuruz. Birileri boş sözler üretir, biz üretimle konuşuruz. Birileri dedikodu yapar, bizler istihdamı arttırırız. İşte bugün de burada kıymetli bir eserimizin açılışını yapıyoruz" diye konuştu. Bitlis İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Gökhan Güzeltaş da açılışı yapılan merkez ile ilgili bilgiler aktararak, "Merkezimiz toplamda 4 bin 500 nüfusa bakacak şekilde planlanmıştır. Hali hazırda bin 552 kişiye hizmet vermektedir. Aile sağlığı merkezimizde aktif olarak iki hekim görev yapmaktadır" dedi. Konuşmaların ardından dualar eşliğinde Şehit Mesut Ardıç Aile Sağlığı Merkezinin açılışı yapıldı. Açılışa Adilcevaz Kaymakamı ve Ahlat Kaymakam Vekili Nurhalil Özçelik, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, il protokolü, siyasi parti temsilcileri, şehit aileleri ve vatandaşlar katıldı.