Son Dakika
|
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Hatay’daki sel ve heyelanda 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi kayıp
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
"Kuzey Marmara Otoyolu'nda yüzde 70’lere varan trafik yoğunluğu var"
Özgür Özel yeniden grup başkanı seçildi
Fatih Terim: "Doğru bir şeye karar verilmesi lazım"
SpaceX, Starship V3 roketinin ilk uçuşunu gerçekleştirdi
Galatasaray’da seçim heyecanı başladı
CHP’li vekilin makam şoförü de gözaltında!
Beyaz Saray'da 39 yıl sonra bir ilk: Yemin ederek göreve başladı
SAĞLIK
Psikologdan uyarı: "Kurban kesimi çocuklara gösterilmemeli"
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:07:23
Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzman Klinik Psikolog Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" diye konuştu. "Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" şeklinde konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:25
Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: "Et tüketimi risk oluşturabilir"
Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi ve değişen beslenme düzeni sindirim sorunlarından kilo artışına kadar birçok sağlık problemini beraberinde getirebiliyor. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram sofralarında sağlığı korumak için dikkat edilmesi gereken önemli beslenme kurallarını paylaştı. Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi olan et tüketimi, bilinçsiz yapıldığında sağlık açısından bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Bayram döneminde değişen öğün düzeni ve artan porsiyonlar nedeniyle sindirim sistemi problemleri, kilo artışı ve mide-bağırsak şikayetleri sık görülebiliyor. "Etler, mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmeli" Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, özellikle yeni kesilen etlerin tüketim şekline dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Osanmaz, yeni kesilen etlerin sindiriminin daha zor olabileceğini belirterek, etlerin mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmesinin sindirim sistemi açısından daha uygun olacağını ifade etti. "Et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketimi önemli" Porsiyon kontrolünün de bayram döneminde büyük önem taşıdığına dikkat çeken Osanmaz, yüksek protein içeriğine sahip etlerin fazla miktarda tüketilmesinin vücutta yağ depolanmasını artırabileceğini ve kilo kontrolünü zorlaştırabileceğini söyledi. Osanmaz, et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketiminin artırılmasını önerdi. Lif açısından zengin besinlerin tokluk süresini uzattığını ve sindirim sistemini desteklediğini belirten Osanmaz, özellikle sebze ağırlıklı destekleyici öğünlerin önemine vurgu yaptı. Pişirme yöntemlerine dikkat Bayram sofralarında pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Osanmaz, kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. Tatlı tüketimi konusunda da ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Osanmaz, ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli alternatiflerin tercih edilmesinin daha sağlıklı bir seçim olacağını belirtti. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram döneminde küçük ama etkili beslenme alışkanlıklarıyla hem bayram sofralarının keyfinin çıkarılabileceğini hem de sağlığın korunabileceğini vurguladı.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:41
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde iki başarılı böbrek nakli
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı böbrek nakli operasyonlarının ardından sağlıklarına kavuşan iki hasta taburcu edildi. Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı ve Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Önder Özcan, Op. Dr. Asım Onur ve organ nakli ekibi tarafından gerçekleştirilen ameliyatlarla yaklaşık altı yıldır hemodiyaliz tedavisi gören iki hasta, bağışlanan organlar sayesinde yeniden sağlığına kavuştu. Nefroloji Kliniği takibinde diyaliz tedavisi alan hastaların böbrek nakilleri, alanında uzman ekip tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından hastalar şifa ile taburcu edildi. Taburculuk öncesinde hastalar; Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Huddam, Genel Cerrahi Kliniği adına Op. Dr. Asım Onur, anestezi ekibi, ameliyathane ve yoğun bakım ekipleri ile patoloji, radyoloji, girişimsel radyoloji ve organ nakli klinik ekipleri tarafından ziyaret edilerek geçmiş olsun dilekleri iletildi. Organ bağışının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Önder Özcan, "Organ nakli, yaşam umudunu kaybetmek üzere olan birçok hasta için yeniden hayata tutunmadır. Bir insanın başka bir insana verebileceği en büyük ve en paha biçilmez hediyedir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Bülent Huddam ise Türkiye’de binlerce hastanın organ bağışı beklediğini belirterek, "Organ bağışı hiçbir karşılık beklemeden bir insana hayat sunmaktır. Hastalarımızın sağlıklarına kavuşmalarına tanıklık etmek bizler için büyük bir mutluluk ve motivasyon kaynağıdır" dedi. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri, vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ederken, sağlığına kavuşan hastalara mutlu ve sağlıklı bir yaşam temennisinde bulundu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00
Yalova Eğitim ve Araştırma’da nükleer tıp uzmanı göreve başladı
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez "nükleer tıp uzmanı" olarak atanan Dr. Salih Demir hasta kabulüne başladı. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Nükleer Tıp Kliniği’nde, radyoaktif işaretli ajanlar kullanılarak organ ve dokuların fonksiyonel değerlendirmesi gerçekleştiriliyor. Modern tıbbi yöntemlerin kullanıldığı klinikte, birçok hastalığın erken tanısı ve tedavi planlamasına katkı sağlanıyor. Kliniğin altyapısında bulunan 1 adet SPECT (Tek Foton Emisyon Bilgisayarlı Tomografi) cihazı sayesinde; kemik sintigrafisi, kalp sintigrafisi, böbrek sintigrafisi, tiroit sintigrafisi ve diğer organ sistemlerine yönelik görüntüleme işlemleri başarıyla uygulanabiliyor. Özellikle kanser, kalp-damar hastalıkları, tiroit rahatsızlıkları ve bazı organ fonksiyon bozukluklarının tanısında nükleer tıp uygulamalarının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Nükleer tıp uygulamalarının, hastalıkların yalnızca anatomik değil fonksiyonel olarak da değerlendirilmesine imkân sunduğu belirtilirken, bu sayede erken teşhis oranlarının artırılması ve tedavi süreçlerinin daha doğru planlanmasının amaçlandığı ifade edildi. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete başlayan yeni klinik ile birlikte vatandaşların ileri tetkik ve görüntüleme işlemleri için farklı illere sevk edilme ihtiyacının da azalması bekleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
2
22 Mayıs 2026 Cuma- 11:23
37 yaşında hayatını kaybeden beyin cerrahına gözyaşlarıyla veda
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
4
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:38
GAÜN Çocuk Hastanesi’nde bölgenin ilk pediatrik EPS ünitesi hizmete girdi
5
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:44
Van’da ağız ve diş sağlığı yatırımları güçlenerek devam ediyor
24 Nisan 2025 Perşembe - 12:18
Bahar yorgunluğu ile 5 adımda başa çıkın
İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, bahar yorgunluğu yaşayan bireylerde halsizlik, baş ağrısı, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı ve isteksizlik gibi şikayetler görüldüğünü belirterek, "Özellikle masa başı işlerde çalışanlar ve kapalı ortamlarda uzun süre kalanlar bu durumdan daha fazla etkilenirler" dedi. Bahar yorgunluğu, mevsim değişiklikleriyle birlikte vücudun yeni hava şartlarına, sıcaklık artışına ve gün ışığının süresindeki değişikliklere uyum sağlamaya çalışırken yaşadığı fizyolojik ve psikolojik bir durum olduğu belirtildi. Medline Adana Hastanesi iç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş’ta bahar yorgunluğunun nedenlerini, belirtilerini ve başa çıkma yollarını anlattı. Altında başka bir neden de yatabilir Birçok bireyin özellikle de ilkbahar aylarındaki halsizliğini ’bahar yorgunluğuna’ bağladığını kaydeden Doç. Dr. Aktaş, "Ancak yaşanan yorgunluk çeşitleri, kronik yorgunluk sendromu, mutsuzluk yorgunluğu ve bahar yorgunluğu olarak üç grupta incelenir ve diğer hastalık belirtilerini birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü bazen bahar yorgunluğu sanılan durum, altta yatan başka hastalıkların bir işareti de olabilir. Bahar yorgunluğu ile karıştırılabilen hastalıklar arasında, kansızlık, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi hastalıkları, yeme bozuklukları, tiroit hastalıkları, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, uyku bozukluğu, depresyon gibi sorunlar gelir. Bu nedenle eğer belirtiler 2-3 haftadan daha uzun sürüyor ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa bir uzmana başvurması faydalı olur" ifadelerini kullandı. Aktaş, normalde, bahar yorgunluğunun bir hastalık olmasa da yaşam kalitesini geçici olarak düşürebilecek bir süreci ifade ettiğini belirterek, "Bu süreç içerisinde halsizlik, baş ağrısı, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı ve isteksizlik gibi şikayetler oldukça yaygındır. Özellikle masa başı işlerde çalışanlar ve kapalı ortamlarda uzun süre kalanlar bu durumdan daha fazla etkilenirler" diye konuştu. Küçük değişiklikler fark oluşturabilir Günlük yaşamda küçük değişiklikler yaparak bu dönemi daha kolay atlatmayı öneren Doç.Dr.Aktaş şu 5 adımı sıraladı: "1. Sabahları ılık bir duş almak, kan dolaşımını hızlandırarak güne daha zinde başlamayı sağlar. Aynı şekilde, iş ortamında kısa molalar vermek de zihnin dinlenmesine yardımcı olur. 2. Dengeli ve düzenli beslenmek, yeterli miktarda su tüketmek ve her gün en az 30 dakika açık havada yürüyüş yapmak belirtileri hafifletebilir. Ayrıca, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, metabolizmanın vitamin ve mineral dengesini destekler. 3. Uyku düzenine dikkat etmek de bahar yorgunluğunu hafifletmede önemli bir rol oynar. Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, kaliteli uyku uyumak ve uykusuz kalmaktan kaçınmak, vücudun mevsim geçişine daha kolay uyum sağlamasını sağlar. Gereksiz kafein ve şeker tüketiminden kaçınılması ise enerjinin daha dengeli kullanılmasına yardımcı olur. 4. Stresten uzak durmak, mümkün olduğunca pozitif bir ruh hali içinde olmak bahar yorgunluğunun etkilerini azaltacaktır. Yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi rahatlatıcı aktiviteler bu dönemde hem fiziksel hem ruhsal olarak rahatlama sağlar. 5. Yapabiliyorsanız imkanlarınızı zorlayarak birkaç günlüğüne tatile çıkarak kent dışına kaçın. Bulunduğunuz ortamı kısa süre de olsa değiştirmek enerjinizi yükselterek sizi motive edecektir."
24 Nisan 2025 Perşembe - 11:59
Op. Dr. Oğur: "Genital estetikle kadınlar, bedenleriyle daha barışık ve kendinden daha emin hissedebilir"
Ameliyatsız genital estetik işlemler hakkında bilgilendirmede bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merih Oğur, "Bu işlemler, doğru endüksiyonlarla ve uzman hekimler tarafından yapıldığında hem estetik kaygılara hem de yaşam kalitesine yönelik belirgin katkılar sağlar. Kişiye özel planlanan bu uygulamalarla kadınlar, bedenleriyle daha barışık ve kendinden daha emin hissedebilir" dedi. Medical Park Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merih Oğur, ameliyatsız genital işlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Oğur, "Lazer ve radyofrekans tabanlı vajinal sıkılaştırma: Vajinal dokuda kolajen üretimini artırarak sıkılaşma sağlarken, idrar kaçırma ve vajinal kuruluk gibi fonksiyonel problemlerde de destekleyici etki gösterir. Genital PRP (Platelet Rich Plasma): Kişinin kendi kanından elde edilen büyüme faktörleriyle uygulanan bu yöntem, dokuda yenilenme ve canlanma sağlar.Dolgu ve mezoterapi uygulamaları: Özellikle dış genital bölgede hacim kaybı, asimetri ya da renk eşitsizliği gibi durumlara yönelik kullanılır. Klitoral hassasiyet artırımı için de özel bölgelerde uygulama yapılabilir. Pigment açıcı tedaviler (karbon peeling, özel serumlar): Genital bölgedeki koyuluk şikayetlerine yönelik uygulanan bu yöntemler, daha aydınlık ve homojen bir görünüm elde etmeyi sağlar"diye bildir verdi. Op. Dr. Merih Oğur, ameliyatsız genital estetik işlemlerinin neden daha fazla tercih edildiğini şu şekilde sıraladı: "Cerrahi işlem gerektirmez. Uygulama süresi kısa (genellikle 20-30 dakika). İyileşme süreci hızlı. Günlük hayata dönüş hemen mümkün. Hem estetik hem fonksiyonel fayda sağlar." Bu işlemlerin doğru endikasyonlarla ve uzman hekimler tarafından yapıldığında hem estetik kaygılara hem de yaşam kalitesine yönelik belirgin katkılar sağladığını ifade eden Op. Dr. Oğur, "Kişiye özel planlanan bu uygulamalarla kadınlar, bedenleriyle daha barışık ve kendinden daha emin hissedebilir. Ancak şunu da unutmamak lazım. Estetik, yalnızca güzellik değil. Kendini iyi hissetmenin, özgürce yaşamanın ve bedeninle yeniden bağ kurmanın bir yoludur" diye konuştu.
24 Nisan 2025 Perşembe - 11:42
Medical Point’ten girişimsel radyolojide uluslararası başarı
İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Ahmet Memiş’in makalesi, uluslararası alanda 100 farklı bilimsel yayında kaynak gösterildi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Ahmet Memiş’in girişimsel radyoloji alanında kaleme aldığı ve dünyada bu alanda öncü yayınlardan biri olarak kabul edilen "Embolization of visceral pseudoaneurysms with platinum coils and N-butyl cyanoacrylate" (Visseral psödoanevrizmaların platin spirallet ve N-bütil siyanoakrilat ile embolizasyonu) başlıklı makalesi, uluslararası alanda 100 farklı bilimsel yayında kaynak gösterildi. Girişimsel Radyolojinin en karmaşık ve hayati uygulamalarından biri olan visseral psödoanevrizma embolizasyonunu konu alan bu çalışma, klinik pratiğe doğrudan etki eden öncü yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Prof. Dr. Ahmet Memiş’in imzasını taşıyan bu bilimsel katkı, yalnızca akademik camiada değil, hasta tedavilerinde de güvenilir bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Ahmet Memiş, "Bilimsel üretkenlik bir hedeften çok, insanlığa katkı sunma sorumluluğudur. Yıllar önce kaleme aldığım bu çalışmanın bugün dünya genelinde 100’den fazla bilimsel makalede referans gösterilmiş olması benim için büyük bir onur, büyük bir gurur. Bilimsel ciddiyet ve yüksek etik standartlarla, bu uygulamaları Medical Point İzmir Hastanesi’nde sürdürüyoruz. Böyle bir ekibin parçası olmak ve bu başarıyı ülkem adına taşımak tarif edilemez bir mutluluk" ifadelerini kullandı.
24 Nisan 2025 Perşembe - 11:33
Gölpazarı kan bağışında rekor kırdı
Bilecik’in Gölpazarı ilçesinde yapılan ’Kan bağışı’ organizasyonunda 80 kişi bağışta bulundu. Eskişehir Kızılay Kan Merkezi Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçe merkezine kan bağışçısı Ahmet Karakaya öncülüğünde kurulan kan bağış standına Gölpazarılılar büyük ilgi gösterdi. 80 kişi kan bağışı için başvurdu, toplamda 57 ünite kan bağışı alındı. Konu hakkında ilçe halkına teşekkür eden Eskişehir Kızılay Kan Merkezi Müdürlüğü ekipleri, "Kan kaynağı insan olan ve yapay olarak üretilmeyen bir maddedir. Sadece gönüllü bağışçılardan elde edilir. Gönüllü bir kan bağışçısı olun ve başkalarına ilham kaynağı olun. Düzenli bağışçı olmayı ve yıl boyunca kan vermeyi kendinize taahhüt edin. Arkadaşlarınızı ve ailenizi de düzenli kan bağışçısı olmaya teşvik edin. Kan sürekli ihtiyaçtır" ifadelerine yer verdiler.
24 Nisan 2025 Perşembe - 11:01
Tianlong, Kazakistan’da biyomedikal forumuna katıldı
Tianlong, Kazakistan’daki Uluslararası Biyomedikal Forumu’nda inovasyonlarını sundu. Ayrıca şirket forumda yerel sağlık camiasıyla ilişkilerini de geliştirdi. Tianlong Bilim ve Teknoloji, 17-18 Nisan tarihlerinde Kazakistan’daki Karaganda Tıp Üniversitesi’nde düzenlenen ’Uluslararası Biyomedikal Forumu: Araştırmalar ve Yenilikler’ etkinliğine katıldı. Forumda sunum yapmanın yanı sıra Tianlong ekibi, Kazakistan’da saha ziyaretleri ve pazar araştırması faaliyetleri de gerçekleştirerek yerel sağlık camiasıyla ilişkilerini daha da geliştirdi. Kazakistan Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Kazakistan Cumhuriyeti Bilim ve Yüksek Öğretim Bakanlığı ve Karaganda Tıp Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinlik, sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendiren en yeni araştırmalar ile gelişmekte olan teknolojileri tartışmak üzere küresel biyomedikal topluluğunun önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Şirketin inovasyon gücünü temsilen doktorasını biyoloji alanında yapmış olan Tianlong Ürün Müdürü Jessica Wu, ‘LigSeq Reaktif Kitleri: Daha İyi Sağlık Hizmetleri için Kişiselleştirilmiş İlaçlar’ başlıklı bir sunum yaptı. Sunumda, LigSeq teknolojisinin daha bireyselleştirilmiş ve etkili tedavi yöntemlerini destekleme yolları vurgulanarak hassas teşhis alanında elde edilen en son kazanımlar anlatıldı. Forumun gündemi, küresel vizyonunu yansıtacak şekilde, ilaç geliştirme, genomik ve proteomik, sağlık hizmetlerinde yapay zeka ve klinik karar verme sürecinde büyük verinin entegrasyonu gibi kilit konuları kapsadı.
24 Nisan 2025 Perşembe - 10:27
24 aylık bebekten 1.5 santimlik taş alındı: Süper mini PNL ile büyük başarı
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde, Bingöl’den gelen 2 yaşındaki hasta, kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı bir böbrek taşı ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Üroloji Kliniği eğitim sorumlusu Doç. Dr. Kadir Yıldırım, özel teknik ve cihazlarla gerçekleştirilen operasyonun başarıyla sonuçlandığını belirtti. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, başarılı sağlık hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Türkiye genelinden hastaların başvurduğu hastanenin Üroloji Kliniği, bu kez Bingöl’den gelen iki yaşındaki bir hastayı sağlığına kavuşturdu. Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye getirilen 24 aylık Zeynep Neva B.’nin böbreğinde 1.5 santimetrelik taş tespit edildi. Yapılan tetkiklerin ardından, başarılı bir şekilde kapalı böbrek taşı ameliyatı olan küçük Zeynep, tedavi sürecinin sonunda taburcu edildi. Hastanın yaşı nedeniyle oldukça özel bir operasyon gerçekleştirildiğini belirten Üroloji Kliniği eğitim sorumlusu Doç. Dr. Kadir Yıldırım, "24 aylık bebeğimiz Zeynep’in kapalı böbrek taşı ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Yavrumuzun böbreğinde 1.5 santimlik bir taş vardı. Süper mini ya da ultra mini PNL diye adlandırdığımız özel aletler kullandık. Bebeğimizin durumu şu an gayet iyi" dedi. Zeynep’in babası Bedri B. ise "Kızımızın sürekli karın ağrısı vardı. Yapılan ultrason sonrası böbreğinde taş olduğu ortaya çıktı. Araştırmalarımız sonucu bu ameliyatın Fethi Sekin Şehir Hastanesinde başarıyla yapıldığını öğrendik. Kadir hocamız ve ekibiyle görüştük. Çok başarılı bir operasyon gerçekleştirdiler. Kızımız şimdi çok iyi. Çocuğumuz sağlığına kavuştu. Allah hepsinden razı olsun" diye konuştu. Başarılı operasyonun ardından açıklama yapan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Şüheda Kaya, "Üroloji Kliniğimizi ve Kadir Hocamızı tebrik ediyorum. Artan hizmet kapasitemizle birlikte, sadece Elazığ’dan değil, bölge illerimizden ve Türkiye’nin dört bir yanından hastalar hastanemizi tercih ediyor. Özveriyle çalışan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
24 Nisan 2025 Perşembe - 10:27
Prof. Dr. Alptekin: "Sıtma eradike edildi diye mücadeleyi bırakmak büyük bir hata olur"
Sivrisineklerin sıtmanın yanı sıra birçok virüs ve parazite taşıyıcılık yaptığına dikkat çeken Prof. Dr. Davut Alptekin, "Sıtma eradike edildi diye mücadeleyi bırakmak büyük bir hata olur" dedi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Alptekin, 25 Nisan Dünya Sıtma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünya genelinde sıtma vakalarının azalsa da ciddi boyutlarda sürdüğünü, sivrisineklerle etkin mücadelenin sadece sıtma değil, yeni ortaya çıkan tehlikeli viral hastalıklar açısından da hayati olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Alptekin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Kasım 2024 itibarıyla 44 ülkeyi sıtmadan arınmış olarak sertifikalandırdığını, hala 83 ülkede görüldüğünü, ancak 25’inde yıllık vaka sayısının 10’un altına düştüğünü belirtti. Türkiye’nin sıtma ile mücadelesinde Adana’nın özel bir yere sahip olduğuna değinen Prof. Dr. Alptekin, "Atatürk, 1925 yılında Adana’yı ziyaretinde sıtma vakalarının çokluğunu görerek müdahale talimatı vermiştir. Bu kapsamda 1928’de Adana’da Sıtma Enstitüsü kurulmuştur. Bu enstitü, DSÖ’nün desteğiyle hem eğitim hem de sahada mücadele açısından çok önemli bir merkez olmuştur" dedi. Türkiye’de yerli sıtma vakası 2014’ten bu yana yok Ülkemizde en son yerli sıtma vakalarının 2010-2013 yıllarında Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin’de görüldüğünü hatırlatan Alptekin, "Bu vakalar nüks olarak kayda geçti ve 2014 yılından itibaren yerli vaka bildirilmedi" şeklinde konuştu. Adana örneği üzerinden konuşan Alptekin, Sepici Mahallesi’nde 1990’lara kadar günlük sıtma vakaları görüldüğünü, baraj çevresindeki sazlık alanların ıslah edilmesiyle Anofel türü sivrisineklerin üreme alanlarının ortadan kaldırıldığını ve vakaların tamamen sona erdiğini aktardı. Özellikle Batı Nil Virüsü (BNV) ve Dang hummasının Avrupa’da yaygınlaştığına vurgu yapan Prof. Dr. Alptekin, "Türkiye’de de BNV’nin tespit edilmiş durumda; Dang humması ise henüz resmi kayıtlarda yok. Ancak bu hastalıkların vektörleri olan Aedes aegypti ve Aedes albopictus türleri artık Türkiye’de de gözlemleniyor. Sıtma eradike edildi diye mücadeleyi bırakmak büyük bir hata olur. İnsektisitlerin etkinliğinin bilimsel olarak test edilmesi, yalnızca sivrisineklerle değil, tatarcık, ev sineği ve kene gibi diğer vektörlerle de etkin mücadele yapılması gerekiyor" diye konuştu. Sivrisineklerin sıtmanın yanı sıra birçok virüs ve parazite taşıyıcılık yaptığına da değinen Alptekin, bu küçük canlıların halk sağlığı üzerindeki etkisinin asla küçümsenmemesi gerektiğinin altını çizdi.
24 Nisan 2025 Perşembe - 10:24
Ticari gemide rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında seyreden ticari gemide rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekiplerince tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Marmaris açıklarında seyreden ticari gemideki vatandaş rahatsızlanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik ekipleri tarafından vatandaşın denizden tahliyesi yapılarak 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
24 Nisan 2025 Perşembe - 10:13
Boğazdaki her rahatsızlık masum olmayabilir: Gırtlak kanserine dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender, halk arasında sıkça göz ardı edilen ancak erken teşhisle tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olan gırtlak (larenks) kanserine karşı önemli uyarılarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender, gırtlak kanserinin genellikle basit bir boğaz enfeksiyonu ya da geçici ses kısıklığı sanılarak ihmal edildiğini belirtti. Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender, "Oysa bu tür belirtiler bazen vücudun ciddi bir hastalık için verdiği ilk sinyaller olabilir. Erken tanı, tedavi başarısında en büyük etkendir" dedi. "3 haftadan uzun süren ses kısıklığını hafife almayın" Özellikle 3 haftadan uzun süren ses kısıklığı, boğazda takılma veya yanma hissi, yutma güçlüğü, boyunda şişlik, kronik öksürük ve nefes darlığı gibi belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Kalender, bu tür semptomların özellikle sigara ve alkol kullanan bireylerde daha da ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Kalender, "Toplumda genellikle ses kısıklığı kendi kendine geçer düşüncesiyle önemsenmiyor. Ancak bu süreçte hastalık ilerleyebiliyor. Gırtlak kanseri erken evrede fark edilirse, hem cerrahi hem de radyoterapiyle yüksek oranda başarı sağlanabiliyor" ifadelerini kullandı. "Sigara başlıca risk faktörü" Gırtlak kanserinde en büyük risk faktörünün sigara kullanımı olduğuna dikkat çeken Dr. Kalender, "Sigara yalnızca akciğerlere değil, baş ve boyun bölgesine de ciddi zarar verir. Özellikle 40 yaş üzeri, uzun süreli sigara içicilerinde risk ciddi şekilde artar. Alkol kullanımı da bu riski artırır" şeklinde konuştu. "Toplum bilinçlenmeli, erken tanı hayat kurtarır" Toplumun bu konuda bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Kalender, "Her boğaz ağrısını basit bir soğuk algınlığı olarak değerlendirmek hastalığın ilerlemesine neden olabilir. İnsanlar kendi bedenlerini tanımalı, geçmeyen belirtileri ciddiye almalı. Uzun süreli ses değişikliği veya boğazda geçmeyen rahatsızlık varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı" dedi. "Yaşam kalitesi korunabiliyor" Gırtlak kanserinde erken teşhis sayesinde ses ve yutma fonksiyonlarının korunabildiğini belirten Dr. Kalender, modern tedavi yöntemlerinin hastaların yaşam kalitesini yükselttiğini ifade etti. Kalender, "Artık erken tanı sayesinde organ koruyucu tedaviler mümkün hale geldi. Bazı durumlarda cerrahiye bile gerek kalmadan sadece radyoterapi ile tamamen iyileşme sağlanabiliyor" ifadelerine yer verdi. "Belirtileri göz ardı etmeyin" Dr. Kalender, son olarak şu çağrıyı yaparak, "Boğazınızda bir gariplik mi hissediyorsunuz? Konuşurken zorlanıyor musunuz? Bunu göz ardı etmeyin. Vücudunuz size her zaman sinyaller gönderir. O sinyalleri duymak hayatınızı kurtarabilir" diye konuştu.
24 Nisan 2025 Perşembe - 09:46
Tunceli’de Normal Doğum Eylem Planı çalışmaları
Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Normal Doğum Eylem Planı kapsamında, normal doğum oranlarının artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran başkanlığında haftalık olarak düzenlenen toplantılarda ildeki normal doğum oranları ve normal doğuma teşvik edici çalışmalar hakkında alanında uzman sağlık personeli tarafından sunumlar gerçekleştiriliyor. İldeki çalışmalarda, çok yüksek riskli gebelerin değerlendirilmesi ve risklerin minimuma indirilmesi amacıyla aile hekimleri tarafından tespit edilen gebeler takibe alınırken branş hekimlerine yönlendiriliyor. Gebelik dönemi ile ilgili doğum sürecinde anne-bebek sağlığı açısından kaliteli, verimli, etkin ve güvenli sağlık hizmeti sunulmasının amaçlandığını belirten Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, "Anne adaylarının ruhsal, fiziksel ve sosyal yönden doğuma ve doğum sonrası döneme bilinçli bir şekilde hazırlanması ve desteklenmesi için gebe okulunda görevli ebelerimiz tarafından teorik ve pratik eğitimler sunulmaktadır. İl genelinde bulunan 36 hafta ve üzerinde gebelerin gebe okulumuza katılım oranları eylem planının başladığı ilk hafta yüzde 34 iken, bugün itibariyle bu oran yüzde 89’a çıkmıştır. Gebe okulu eğitimleri Sağlık Bakanlığımızca belirlenen müfredat kapsamında, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist ve sosyal çalışmacı eşliğinde dört oturum şeklinde verilmektedir. Bu eğitimlerin yanı sıra gebe okulu koordinatör ebemiz, gebelerimizin talep ve beklentilerini de göz önünde bulundurularak planlamalar yapmakta, ilgili uzmanlar ile ek eğitimler vermektedir. Bakanlığımızın ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması çerçevesinde, Tunceli Devlet Hastanemizde Ebe Polikliniğimiz hizmet vermeye devam etmektedir. Polikliniğimizin temel amacı; gebelerimizin güvenli şekilde doğum yapabilmeleri için uygun ortamı sağlamak, normal doğum korkularını yenmelerine yardımcı olmak, kendilerini ifade etmeleri için alan oluşturmak ve gebelerimiz ile ebelerimiz arasında güven bağını oluşturmaktır. Aynı amaçlar doğrultusunda Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisimizde bulunan, doğum yapan annelerin bebeği ve ailesi ile hızlıca buluşabildiği, mahremiyete dayalı tek kişilik doğum ünitesi olan Anne Uyum Odasında alanında uzman Ebelerimiz eşliğinde konforlu ve huzurlu bir odada hastane süreçlerini tamamlayarak sağlıkla evlerine dönmeleri sağlanmaktadır" dedi. Anne-bebek sağlığının korunması ve bilinçli anneler ile sağlıklı nesillerin oluşmasında en büyük payın sahadaki ebelerin özverili çalışmaları olduğuna vurgu yapan Dr. Duran, "Tıbbi olarak zorunlu olmadığı sürece sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun özendirilmesi ve nüfus artış hızının sürülebilir bir seviyeye tutulması amacıyla; merkez ve İlçelerimizde hizmet yürüten sağlık kurumlarımızda görevli ebe, hemşire ve hekimlerimiz tarafından farkındalık oluşturmak için düzenli olarak açık ve kapalı alanlarda stantlar kurulmakta, ebeveyn ve ebeveyn adaylarına bilgilendirici broşürler dağıtılmaktadır. Bu faaliyetler sadece resmi ve merkezi kurumlarda yapılmamaktadır. Köy ve ilçelerimizin en ücra köşelerinde ikamet eden vatandaşlarımız evlerinde ziyaret edilerek gerekli bilgilendirmeler yapılmakta, gereklilik hallerinde detaylı bilgilendirmeler için ilgili sağlık kurumlarımıza yönlendirilmektedirler. İl genelinde halkın yoğun olduğu açık alanlarda farkındalık yürüyüşleri düzenlenerek normal doğuma dikkat çekilmekte, yürüyüş sonrası bilgilendirmeler yapılmaktadır" diye konuştu. 21-28 Nisanın Ebeler Haftası olduğunu kaydeden Dr. Duran, tüm ebelerin haftasını kutladı.
24 Nisan 2025 Perşembe - 08:57
Tutak Kızılay temsilciliği çocukları unutmadı
Ağrı’nın Tutak ilçesinde Türk Kızılay Tutak Temsilciliği ilçe merkezinde düzenlenen 23 Nisan etkinliklerinde öğrencilerin sevinçlerine ortak oldu. 23 Nisan etkinlikliğine katılan çocuklara Palyaço gösterisi, Patlamış mısır, Limonata ve kek ikramında bulunuldu. Tutak Kızılay temsilciliği yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "Biz,her çocuğun yüreğinde iyiliğin izini taşıyabilmesi için çalışıyoruz. Çünkü çocuk olmak; sevilmeyi, korunmayı, hatırlanmayı koşulsuz hak etmektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına bıraktığı eşsiz armağan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Bugün ve her gün,tüm çocukların yüzü gülsün" denildi.
23 Nisan 2025 Çarşamba - 22:59
Depremin ardından tedbiren tahliye edilen hastane tekrar faaliyete geçti
İstanbul’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından tedbir amaçlı tahliye edilen Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tekrar faaliyete geçtiği öğrenildi. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul’da meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından tedbir amaçlı tahliye edilmişti. Tedbir amaçlı tahliye edilen hastanede bazı hastaların sedyeyle dışarı çıkarıldığı kameralara yansımıştı. Sağlık Bakanlığı kaynaklarından elde edilen bilgilere göre, depremin ardından tahliye edilen hastanede yapılan incelemelerde herhangi bir hasarın meydana gelmediği öğrenildi. Yapılan hasar tespit çalışmalarının ardından hastanenin tekrar faaliyete geçtiği ve hasta kabulüne başladığı bilgisi aktarıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder