SAĞLIK
Kütahya’ya 500 odalı hastane müjdesi 30 Nisan 2026 Perşembe - 21:57:23 AK Parti Kütahya Milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında Kütahya’ya yapılacak yeni hastane projesini kamuoyuyla paylaştı. Milletvekili Bayırcı, uzun süredir üzerinde çalışılan projenin onaylandığını duyurarak Kütahyalılara önemli bir sağlık yatırımı müjdesi verdi. Millekvekilleri adına açıklama yapan Bayırcı, 90 bin metrekare kapalı alana sahip olacak ve 500 odadan oluşacak hastanenin, kentin doğu yakasında Zafertepe Mahallesi karşısında yer alan Hacıazizler bölgesinde, çevre yolu kenarında inşa edileceğini açıkladı. Projenin hayata geçirilmesi için göreve geldikleri ilk günden itibaren yoğun bir çaba içerisinde olduklarını belirten Bayırcı, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı nezdinde yürütülen görüşmelerin olumlu sonuç verdiğini ifade etti. Sağlık yatırımlarının vatandaşla doğrudan temas eden en önemli hizmet alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Bayırcı, Kütahya’da sağlık alanında son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurguladı. Özellikle 2024 yılı Mart ayında hizmete açılan şehir hastanesiyle birlikte sağlık hizmetlerinin hem fiziki kapasite hem de hizmet kalitesi açısından ciddi bir seviyeye ulaştığını belirtti. Vatandaşların daha konforlu ve kapsamlı sağlık hizmeti almaya başladığını ifade eden Bayırcı, buna rağmen yatırımların yeterli görülmediğini ve yeni projelerle kentin sağlık altyapısının daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. "İlçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüyoruz" Yalnızca merkezde değil, ilçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Bayırcı, Çavdarhisar’da yapımı süren devlet hastanesinin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını ve yaklaşık 105 milyon TL’lik bir yatırım olduğunu belirtti. Bayırcı, Domaniç’te hastanenin hizmet vermeye başladığını, Tavşanlı’da ise 75 yataklı ek hizmet binasının inşaatının devam ettiğini kaydederek, çeşitli ilçelerde sağlık merkezleri ve toplum sağlığı merkezleri projelerinin sürdüğünü de dile getirdi. Sağlık yatırımlarının yalnızca bina ve fiziki kapasiteyle sınırlı olmadığını vurgulayan Bayırcı, doktor sayısının artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için de yoğun girişimlerde bulunduklarını söyledi. Yapılan son atamalarla birlikte bazı ilçelerde ilk kez belirli branşlarda uzman doktor görevlendirmelerinin gerçekleştirildiğini ifade eden Bayırcı, bu gelişmenin il genelinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırdığını belirtti. Kütahya merkezde boşaltılan ve yıkım kararı alınan eski ek hizmet binasının yerine yapılacak projelere de değinen Bayırcı, bölgede vatandaşların poliklinik hizmeti alabileceği yeni bir sağlık kompleksi ile sağlıklı yaşam merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Bu projelerle birlikte şehir merkezinde sağlık hizmetlerine erişimin daha da kolaylaştırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Açıklamasının sonunda projeye katkı sunan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkililere teşekkür eden Bayırcı, Kütahya’ya yönelik yatırımların artarak devam edeceğini vurguladı. Bayırcı, "Kütahya’mız için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:35 Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:26 Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:04 ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, mahkeme, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuklu iş insanı Adem Soytekin’in de arasında bulunduğu 15 sanığın tahliyesine karar verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene çifte bayram yaşattı
19 Mart 2026 Perşembe - 10:59 Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene çifte bayram yaşattı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" sözleriyle yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na, Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan emekli öğretmen Muharrem Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum, diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi, ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak inşallah. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla diğer bir sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı. (BLT-BA-SM-
1 yılda 3 bin 766 ameliyat yapan doktora ödül
19 Mart 2026 Perşembe - 10:53 1 yılda 3 bin 766 ameliyat yapan doktora ödül Bursa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nail Kahraman, gerçekleştirdiği ameliyat sayısıyla dikkat çeken bir başarıya imza attı. Kahraman’ın, bin 316’sı yüksek riskli A Grubu olmak üzere 1 yılda toplam 3 bin 766 cerrahi operasyona ulaşarak kırılması güç bir istatistiğe ulaştığı belirtildi. Elde ettiği bu başarı dolayısıyla Prof. Dr. Nail Kahraman’a, Bursa Şehir Hastanesi’nde düzenlenen törende plaket verildi. Başhekim Doç. Dr. Salih Metin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda plaket, Bursa Valisi Erol Ayyıldız tarafından takdim edildi. Bir yılda 3 bin 766 ameliyat ile müthiş bir başarıya imza atarak ödülü alan Prof Dr Nail Kahraman, "Bu gurur, yalnızca şahsıma değil; birlikte gece gündüz emek veren tüm ekip arkadaşlarımıza aittir. Yaptığımız ameliyatların büyük bir kısmı; birçok merkezde riskli bulunarak kabul edilmeyen, hayati tehlikesi yüksek hastalardan oluşmaktadır. Bizim için bu süreç maddi değil, tamamen sorumluluk ve vicdani bir görevdir. Başta Bursa olmak üzere çevre illerden gelen, çoğu zaman çaresiz kalan hastalara umut olabilmek en büyük motivasyonumuzdur. Bu başarı, Bursa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğimizin ortak emeğidir" ifadelerini kullandı Öte yandan, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen programda sağlık çalışanları bir araya geldi. Ramazan ayı dolayısıyla iftar programıyla başlayan etkinlik, Bursa Sevgi Korosu’nun Türk Sanat Müziği konseriyle devam etti. Programda ayrıca farklı branşlarda başarı gösteren hekimlere de plaketleri verildi. Törende, sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarının önemine dikkat çekerek tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı.
İşte uzmanından Ramazan Bayramı’nda beslenme tavsiyeleri
19 Mart 2026 Perşembe - 10:43 İşte uzmanından Ramazan Bayramı’nda beslenme tavsiyeleri Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, Ramazan Ayı sonrası beslenme ile ilgili, vatandaşlar beslenme tavsiyelerinde bulundu. "Yemek yemeye uyum sağlarken, Ramazan Bayramı’yla birlikte eski beslenme düzenine dönüş başlar diyen Aziziye Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Melike Karataş, daha sonra şöyle konuştu, "Günlük beslenme düzenine dönüş sırasında yapılan bazı beslenme hataları, sindirim sisteminde sorun yaşanmasına sebep olabilir ya da kan şekerinin hızlı yükselmesine yol açabilir. Bu sebeple hayatın her anında önemli olan sağlıklı ve dengeli beslenme, Ramazan Bayramı’nda da önemini korur hatta Bayram boyunca ikram edilen börek, şerbetli tatlı gibi karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek yiyecekler göz önünde bulundurulunca daha da dikkat edilmesi gereken bir hal alır." Öğün sayısı birden artırılmamalı Karataş, gündüz açlığına alışmış olan sindirim sistemine yüklenmemek gerektiğini ifade ederek, "Sindirim sorunları yaşamamak için öğün sayısı yavaş yavaş artırılmalıdır. Gün içerisinde direkt 3 ana ve 3 ara öğünle yeni beslenme düzenine geçmek yerine, Ramazan öncesi alışkanlığa göre 3 ana öğünle başlayıp günler geçtikçe ara öğünleri teker teker eklemek daha doğru olacaktır. Bayram ziyaretlerinde ise ikram edilecek yiyecekleri de düşünerek öğünler arasında en az 2-2,5 saat ara bırakılmalı; bu ara 4-4,5 saati geçmemelidir" dedi. Öğünlerde denge sağlanmalı Bayram sabahını coşkuyla karşılanırken bayramın ilk öğününde kahvaltı olabildiğince sade ve hafif tutulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Melike Karataş, "Hafif ve dengeli bir kahvaltı, sindirim sisteminin daha rahat etmesini sağlamakla birlikte gün içerisinde kan şekeri dengesini korumayı da kolaylaştırır. Kahvaltıda yumurta, peynir, zeytin, mevsim sebzeleri ve tam buğday ekmeği tüketmek protein bakımından yeterli, sağlıklı yağ kaynağı içeren, posadan zengin ve glisemik indeksi düşük bir öğün yapılmasını sağlar. Böylece güne başlarken kan şekerinin hızla yükselmesi önlenir ve gün içerisinde tatlı yeme isteğini kontrol altına almak kolaylaşır. Ayrıca kahvaltıda sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri; kızartma gibi yağ içeriği yüksek yiyecekler; bal, reçel, pekmez gibi şeker oranı yüksek tatlılar ve börek, poğaça gibi hamur işleri tüketmek sindirim sisteminde sorunlar yaşanmasına sebep olabilmekle birlikte gün içerisinde bayram ziyaretlerinde yapılacak ikramlarda küçük kaçamakları vücudun tolere etmesini zorlaştırabilir. Hafif ve dengeli bir kahvaltı ile gün içerisinde tüketilme ihtimali olan tatlı ve börek gibi yiyeceklerden gelecek olan yüksek şeker oranının ve yüksek kalorinin dengelenmesi kolaylaşacaktır. Gün içerisinde ikramlıkların etkisiyle ana öğünler atlandıysa, ara öğünlerde karbonhidrattan ve yağlardan zengin bir tüketim gerçekleştiyse günlük dengeyi korumak adına akşam yemeğinde hafif yemekler tercih edilmelidir. Gün içerisinde tüketimi ihmal edilmiş olan sebzeyle birlikte protein kaynağı olan az yağlı bir kırmızı ete ya da tavuk etine yer verilerek öğün planlaması yapmak günlük beslenme dengesini sağlamaya yardımcı olacaktır. Bunun için akşam yemeğinde çorba, salata ve az yağda veya yağsız pişirilmiş bir tavuk ya da etli sebze yemeği, kuru baklagil yemeği, yoğurt ve tam buğday ekmeği ile yapılacak öğünler iyi seçenekler arasındadır" diye konuştu.
Uzmanından bayramda sağlıklı beslenme uyarısı
19 Mart 2026 Perşembe - 10:27 Uzmanından bayramda sağlıklı beslenme uyarısı Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Diyetisyeni Türkan Karacaoğlan, Ramazan Bayramı öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda uyarılarda bulundu. Diyetisyen Türkan Karacaoğlan, Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin bayramla birlikte yeniden dengelenmesi gerektiğini belirterek sahur alışkanlığının gece beslenmesine dönüşmemesi için uyku düzeninin yeniden sağlanması gerektiğini ifade etti. Karacaoğlan, oruç sürecinde azalan öğün, su tüketimi ve fiziksel aktivite nedeniyle metabolizmanın yavaşladığını da kaydederek bayramda artan yeme isteğine karşı sindirim sorunları yaşamamak ve kan şekerini korumak için besinlerin az ve sık aralıklarla tüketilmesi, iyi çiğnenmesi ve öğün aralarının 2 ila 4-5 saat arasında olması gerektiğini söyledi. Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanmasını tavsiye eden Karacaoğlan, yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, çiğ sebzeler ile ceviz ve badem gibi besinlerin tercih edilmesi gerektiğini, kızartma ve ağır yiyeceklerden uzak durulmasının önem taşıdığını ifade etti. Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlılara da değinen Karacaoğlan, şerbetli ve hamurlu tatlıların küçük porsiyonlarda tüketilmesi gerektiğini, mümkünse sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesini önerdi. Sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Karacaoğlan, çay, kahve ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmayacağını belirterek günde en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Fiziksel aktivitenin önemine de dikkat çeken Karacaoğlan, bayram ziyaretlerinde kısa mesafelerin yürüyerek gidilmesi ve asansör yerine merdiven kullanılmasının metabolizmayı destekleyeceğini söyledi.
Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir
19 Mart 2026 Perşembe - 10:14 Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabiliyor. Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına sebep olabiliyor. Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkiliyor. Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi. Gözü kaşımak kornea yapısını bozabilir Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur" diye konuştu. Güneşe karşı korunmak gerekir Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması; çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır" dedi. Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
Diyetisyen Ayca Yılmaz Kaya: "Ramazan sonrası normal beslenme düzenine kademeli bir geçiş yapmalısınız"
19 Mart 2026 Perşembe - 10:08 Diyetisyen Ayca Yılmaz Kaya: "Ramazan sonrası normal beslenme düzenine kademeli bir geçiş yapmalısınız" Ramazan ayı sonrası normal beslenme düzenine kademeli bir geçiş yapılması ve aşırı ve yağlı beslenmeden kaçınılması tavsiye edildi. Konuyla ilgili tavsiyelerde bulunan Özel İmperial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Ayca Yılmaz Kaya, "Şeker tadında bayram geçirmek istiyorsanız, normal beslenme düzenine kademeli bir geçiş yapmalısınız. Ramazan boyunca kısıtlı besin tüketimine alışan vücudunuzun öğün sayısının arttığı bu yeni sürece uyum sağlaması için aşırı ve yağlı beslenmeden kaçınmalısınız. Ramazan ayı boyunca gün içinde uzun süre aç kalındığı için metabolizma hızı yavaşlar. Bayramda ‘az ve sık beslenme’ kuralını uygulanarak metabolizmanızı yeniden hızlandırabilirsiniz. Sağlıklı bir geçiş için güne hafif bir kahvaltıyla başlayın. Peynir, süt, yumurta, zeytin, ceviz, taze sebzeler, tam tahıllı ekmek gibi besinleri tercih edebilirsiniz. Gün boyunca 3 ara 3 ana öğünden oluşan dengeli bir beslenme programı hazırlayın ve her besin grubundan tüketmeye özen gösterin. Tek çeşit beslenme programından uzak durun" dedi. "Ramazan ayı boyunca oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlığın önlenmesi için bol sebze ve meyve tüketin" diyen Kaya "Posalı ürünleri tek başına almak bağırsak hareketlerini yeteri kadar artırmaz. Posanın etkinliğinin artırılması için günde 8-10 bardak su tüketilmesi gerekmektedir. Sahur alışkanlığını Ramazan bayramı sonrası gece yemeği şeklinde devam ettirmeyin. Metabolizma hızını artırmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek için hafif tempolu küçük yürüyüşler yapmayı ihmal etmeyin. Bayram ziyaretlerinde ikramlıklara dikkat edilmeli, ev sahiplerinin misafirperver ve ısrarcı yaklaşımına karşı ikramlıkları küçük porsiyonlarda tüketmeye özen gösterelim" uyarısında bulundu.
’Bayramda çocuklar aile bağlarını güçlendirmeli’
19 Mart 2026 Perşembe - 10:06 ’Bayramda çocuklar aile bağlarını güçlendirmeli’ Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, çocukların bayramda aile bağlarını güçlendirmesi için minik etkinlikler düzenlenmesi, birlikte yemek yenilmesi, büyükler ve yaşlıların birlikte ziyaret edilmesi tavsiyesinde bulunarak, "Olabildiğince geniş aileyle vakit geçirip, ailenin diğer üyeleri ile güvenli bir bağ oluşturması için zemin hazırlayın" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam ve Danışma Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, bayramda çocuklara gösterilmesi gereken tutum ve davranışlardan bahsetti. Çocukların mutlu bir bayram geçirmesi adına önerilerde bulunan Öziç, "Bayramda çocuklarınızla minik etkinlikler düzenleyin. Birlikte yemekler yiyin. Bayramlarla ilgili hatıralarınızı çocuklarınızla paylaşın. Mutlaka büyükleri ve yaşlıları birlikte ziyaret edin. Olabildiğince geniş aileyle vakit geçirip, ailenin diğer üyeleri ile güvenli bir bağ oluşturması için zemin hazırlayın" dedi. Bayramların çocukların psikolojik dayanıklılığının güçlenmesi için güçlü birer araçlar olduğunu ancak ebeveynlerin ve yetişkinlerin uygun yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getiren Öziç, "Bayramlar çocukların aidiyet kavramının güçlenmesine yardımcı olur. Benlik inançlarının olumlu yönde gelişmesini sağlar. Sevmek, sevilmek, değerli olmak, önemsenmek gibi ruhsal psikolojik ihtiyaçların karşılanıp güçlenmesini sağlar. Çocuğun bireysel alanına saygı duyun. Fiziksel temas, özel alana girmek demektir. Dolayısıyla bir çocuğa sarılmak istiyorsak veya öpmek istiyorsak önce sormalı, sonra onun tepkisine göre hareket etmeliyiz. Sarılmak veya öpmek için teşvik etmeli ancak ısrar etmemeliyiz. Çocukla iletişim kurmak için oyun dili en etkili araçtır. Onunla oyun dünyası hakkında sohbet etmek güzel bir bağ kurmak için iyi bir seçenek olabilir. Bayram ve bayramın önemi çocuğa, çocuğun yaş dönemine uygun olacak şekilde kısa ve öz bir biçimde paylaşılmalıdır. Yetişkinler davranışları ile çocuklara örnek teşkil etmelidir. Çocukların çocuk olduğu unutulmamalı, beklenti ona göre oluşturulmalıdır" diye konuştu. Çocukların bayramı severek geçirmesi adına yapılabileceklerden de bahseden Öziç, "Minik etkinlikler düzenleyin. Birlikte yemekler yiyin. Bayramlarla ilgili hatıralarınızı çocuklarınızla paylaşın. Mutlaka büyükleri ve yaşlıları birlikte ziyaret edin. Kâğıt, kalem, boya kalemi ve balon gibi etkinlik malzemelerini çocuğunuzun yakınlarında bulundurun. Olabildiğince geniş aileyle vakit geçirip, ailenin diğer üyeleri ile güvenli bir bağ oluşturması için zemin hazırlayın. Güvenebileceğini, sevebileceğini, mutlu olduğunu, diğer bireylerin varlığını fark etmesi onun kendini yeryüzünde daha güvende hissetmesine yardımcı olur. ‘Helikopter ebeveyn tutumu’ dediğimiz, bulunduğu ortamda sürekli yanımızda tutmak ve devamlı biçimde korumaya çalışmak yerine doğal ortamın akışına ayak uydurmasına izin verip, güvenli bir alan içerisinde olduğundan eminsek daha serbest bırakmalı, zaman zaman takipte olmalıyız. Bu durum onun kendini daha güvende hissetmesini ve kendine güvenmesine yardımcı olur. Ailenin diğer üyeleri ile çocuğun vakit geçirmesi, etkinlikler yapması, oyunlar oynaması, sohbetler etmesi, hikâyeler dinlemesi, çocuğun sevmek, sevilmek, değerli hissetmek gibi psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olurken, daha sağlıklı bir yetişkin olmasını destekler. Tüm bu yaklaşımlar çocuğun hem özel alanına saygı duyulduğunu hissetmesine yardımcı olurken hem de çevresiyle güvenli bir bağ kurmasını ve psikolojik dayanıklılığının artmasını sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde anlamlı sergi: "Maske, Mesafe, Temizlik"
19 Mart 2026 Perşembe - 09:28 Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde anlamlı sergi: "Maske, Mesafe, Temizlik" Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nevin Ayduslu’nun hazırladığı "Maske, Mesafe, Temizlik" başlıklı seramik yerleştirme sergisi, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. COVID-19 pandemisi döneminde toplumun sağlık bilincine kazandırılan hijyen kurallarını sanatsal bir dille ele alan sergi, yüzlerce seramik insan figüründen oluşan büyük ölçekli bir yerleştirme çalışmasıyla dikkat çekiyor. Sanatçı, figürleri domino dizilimi biçiminde bir araya getirerek güçlü bir toplumsal mesaj veriyor. Mesajda; bir bireyin düşüşü, gerekli önlemler alınmadığı takdirde tüm toplumu etkilediği vurgulanıyor. Yerleştirmenin odak noktasını ise pandemi döneminin üç temel kuralı olan maske, mesafe ve temizlik ilkeleri oluşturuyor. Sergi, Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Eroğlu, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Bayraktar, Doç. Dr. Oğuzhan Birdal ve Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Meral tarafından ziyaret edildi. Hastane yöneticileri, sanatçı Doç. Dr. Nevin Ayduslu ile bir araya gelerek eseri yerinde inceleyip değerlendirmelerde bulundu. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi tarafından yapılan paylaşımda, "Sağlık, toplum ve sanatın kesişiminde özgün bir söylem geliştiren bu çalışma, bireyin ve toplumun sağlık bilincine dikkat çekmenin yanı sıra hastanenin müze alanına önemli bir kültürel katkı sunmaktadır. Sergi, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde tüm ziyaretçilere açık olup halkımız eseri yerinde deneyimleyebilir" denildi.
Ramazan ayı sonrası Bayram’da beslenmeye dikkat: "Sindirim ve sağlık için önemli"
19 Mart 2026 Perşembe - 08:53 Ramazan ayı sonrası Bayram’da beslenmeye dikkat: "Sindirim ve sağlık için önemli" Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel, "Ramazan ayının ardından bayram sofraları hepimiz için keyifli ve özel anlar sunuyor. Ancak uzun süreli oruç döneminden sonra bayramda beslenmeye dikkat etmek, hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıyor" dedi. Ramazan Bayramı arifesinde bayram heyecanı sofralara da yansıdı; evlerde hazırlıklar sürerken, zengin ikramlar için mutfaklarda yoğun bir mesai başladı. Güven Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Serap Güzel, uzun süreli oruç döneminden sonra bayramda beslenmeye dikkat etmenin hem sindirim hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyledi. "Ağır, yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçının" Uzm. Diyetisyen Güzel, Bayram sabahına hafif bir kahvaltı ile başlamana dikkati çekerek, "Peynir, yumurta, zeytin, tam tahıllı ekmek, domates ve salatalık gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı tercih edilebilir. Günün geri kalanında ise porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli; özellikle ağır, yağlı ve çok şekerli yiyecekler bir anda ve fazla miktarda tüketilmemelidir. Çünkü bu durum hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve ani kan şekeri yükselmelerine neden olabilir" diye konuştu. "Su tüketimini ihmal etmeyin" Bayram misafirliklerinin başlamasıyla birlikte ikramlardaki çeşitlilik de arttı. Ancak özellikle tatlı ve ağır yiyeceklerin sık tüketimi sağlık açısından bazı riskler oluşturabiliyor. Uzm. Diyetisyen Güzel ise bu konuda şöyle uyardı; "Bayram ziyaretlerinde sunulan tatlılara da ölçülü yaklaşmak gerekir. Şerbetli tatlılar yerine mümkünse sütlü tatlılar ya da küçük porsiyonlarda tatlı tüketmek daha doğru bir seçim olacaktır. Tatlı yenilecekse, bunu yemekler üzerine değil yemek sonrası aralarda küçük miktarlarda tüketmek daha uygundur. Su tüketimi de bayram boyunca ihmal edilmemelidir. Gün içinde 1,5-2 litre su içmek hem sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar hem de tokluk hissini arttırır. Çay ve kahve tüketimi ise aşırıya kaçmadan sınırlandırılmalıdır." "Kronik rahatsızlıkları olanlar beslenme planı dışına çıkmasın" Serap Güzel, kronik rahatsızlığı olan bireylerin de bayramda dikkat etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bu kişiler öğün saatlerini atlamamalı, ilaçlarını düzenli kullanmalı ve kendilerine uygun beslenme planının dışına çıkmamaya özen göstermelidir. Tuzlu, şekerli, beyaz unlu ve aşırı yağlı besinlerden uzak durmaları çok önemlidir" uyarısını yaptı.
BURTOM’dan mimari mirasa saygı
18 Mart 2026 Çarşamba - 17:26 BURTOM’dan mimari mirasa saygı Cumhuriyet dönemi modern mimarisinin Bursa’daki en önemli simgelerinden biri olan Villa Biçen’in girişine yapının mimarı usta isim Aydın Boysan’ın anısını yaşatmak amacıyla hazırlanan bir anı plakası yerleştirildi. Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç, ünlü mimar Aydın Boysan tarafından 1954 yılında tasarlanan ve Bursa’nın sivil mimari belleğinde özel bir yere sahip olan yapının giriş kapısına, usta mimarın isminin ve yapının tarihî değerini açıklayan metnin yer aldığı bir anı plakası yerleştirildiğini kaydetti. Anı plakasıyla hem Bursa’nın modern tarihine sahip çıkmayı hem de Türk mimarisinin duayen ismi Aydın Boysan’ın hatırasını ölümsüzleştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Dr. Erol Kılıç, "Dönemin Bursa Valisi Cahit Ortaç’ın ricası üzerine Atatürk’ün silah arkadaşı Rıza Biçen ve eşi Rabia Biçen için inşa edilen; İtalya’dan getirilen mermerleri ve dönemin ötesindeki estetiğiyle mimari bir eser olarak tasarlanan Villa Biçen’in mimari kimliğini bu plakayla tescillemek istedik" dedi. Dr. Erol Kılıç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Villa Biçen, sadece bir yönetim binası değil; Aydın Boysan’ın Bursa’ya bıraktığı en kıymetli modern mimari miraslardan biridir. Bizler, bu değerli mirası aslına uygun şekilde korurken, bugün bina girişine yerleştirdiğimiz anı plakasıyla hem usta mimarımıza bir saygı duruşunda bulunuyor, hem de bu yapının tarihi kimliğini kayıt altına alıyoruz. Burtom Sağlık Grubu olarak, sağlık hizmetinde, ülke geneline yaygın çalışmalarımızda yönetim merkezi olarak kullandığımız Villa Biçen’i, aslına uygun şekilde titizlikle muhafaza ediyor ve bakımını severek üstleniyoruz. Bu plaka, Bursa’nın kültürel mirasını koruma konusundaki kararlılığımızın ve bu simge yapıya duyduğumuz saygının kalıcı bir nişanesidir. Villa Biçen’in özgün mimari kimliği ile hem binanın mimarı Sayın Aydın Boysan‘ın anısını yaşatıyor, hem de Bursa’nın modern tarihine ışık tutmaya çalışıyoruz." Mimari bellek geleceğe aktarılıyor 1954 yılında dönemin kısıtlı şartlarında inşa edilen Villa Biçen; ihtişamlı salonu ve özgün donatılarıyla 150 kişilik davetlere ev sahipliği yapmak üzere inşa edildi. Bir süre akademik kurumlara hizmet verdikten sonra Burtom Sağlık Grubu bünyesine katılan yapı, girişine konulan yeni anı plakasıyla birlikte Bursa’nın modern tarihine tanıklık etmeye ve mimari bir rehber olmaya devam edecek.