Son Dakika
|
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
Bekayi: "Saldırılarda bir başka ilkokul daha hedef alındı"
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
İran, Tel Aviv'i vurdu
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Devrim Muhafızları, IKBY ve Kuveyt’e yönelik saldırı görüntülerini paylaştı
Merz:" İran’da sonsuz bir savaş çıkarımıza değil"
Trump: "İran ile şartsız teslimiyet dışında hiçbir anlaşma yapılmayacak"
Serdal Adalı: "Camiamıza derbi zaferi yaşatmak istiyoruz"
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
SAĞLIK
Karapınar’da yeni aile sağlığı merkezinin protokolü imzalandı
06 Mart 2026 Cuma - 17:37:48
Konya’nın Karapınar ilçesine bağlı Yeşilyurt Mahallesinde yapılacak olan yeni aile sağlığı merkezinin protokolü imzalandı. Yeşilyurt Mahallesi, önemli bir sağlık yatırımına kavuşuyor. Hayırsever vatandaş Mehmet Tekincan’ın katkılarıyla Yeşilyurt Mahallesi’nde inşa edilecek olan Mehmet ve Adalet Tekincan Aile Sağlığı Merkezi için Konya’da protokol imzalandı. Protokol imza törenine Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Karapınar Belediye Başkanı İbrahim Önal, AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Ersoy, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Hazım Uğur, İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Oğuzhan Pekince ve hayırsever Mehmet Tekincan katıldı. Aile sağlığı merkezinin Yeşilyurt Mahallesi’nde sağlık hizmetleri konusunda önemli bir katkı sağlayacağına vurgu yapan yetkililer, hayırlı olmasını diledi.
06 Mart 2026 Cuma - 17:04
Bağımlılık ‘bir kereden bir şey olmaz’ ile başlıyor
Yeşilay Haftası kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen etkinlikte uzmanlar, bağımlılığın beyindeki etkilerini ve toplumsal sonuçlarını anlattı. Konuşmacılar, "bir kereden bir şey olmaz" düşüncesiyle başlayan sürecin zamanla ciddi bağımlılıklara dönüşebildiğini belirterek, bu mücadelede ilk adımın sigaradan uzak durmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını artırmak olduğunu vurguladı. Sağlıklı Yaşam İçin Bağımlılıkla Mücadelede Çok Boyutlu Yaklaşımlar etkinliği OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde düzenlendi. Etkinlik kapsamında bağımlılıkla mücadelenin bireysel ve toplumsal boyutları ele alındı. Bilim İletişim Ofisi tarafından organize edilen "Sağlıklı Yaşam İçin Bağımlılıkla Mücadelede Çok Boyutlu Yaklaşımlar" etkinliğinde konuşan OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, "Bağımlılık yapan maddelerin ilk anda vermiş olduğu yalancı bir haz vardır. Bunun oluşturduğu bir algı var. Çevremizdeki insanlar bunu kullanıyor ve tavsiye ediyorsa biz de bu algıya kapılarak maalesef ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyerek o maddeyi kullanıyoruz. Bir kişi A maddesini ilk defa kullandığında örneğin 100 birim dopamin salınımı gerçekleşiyor. Kişi normal bir olayda mutlu olduğunda, örneğin dersten geçtiğinde ya da yemek yediğinde 5 birim dopamin salınımı oluyor ve tekrar sıfıra geri geliyor. Ancak kişi A maddesini kullandığında 100 birim salgılanıyor, daha sonra o sıfıra geri inemiyor. Artık eksiye düşüyor. Eksi 10’a düştüğünde anksiyete, kaygı, huzursuzluk ve yoksunluk sendromları ortaya çıkmaya başlıyor. Beyniniz size oyun oynamaya başlıyor ve ‘tekrar bu maddeyi kullanırsan bu hâlden kurtulursun’ diyor. Kişiler de o hâlden kurtulmak için tekrar kullanıyor. Ancak artık 100 birim salgılanmayacak. Eksi 10’da olduğu için 90 birim salgılanacak ve kişi bu sefer eksi 20’ye düşecek. Daha sonra o kişi o maddeden haz alamaz hâle geliyor. Haz alamadığı için maddenin dozunu artırmaya başlıyor. Sonra yine lezzet alamaz hâle gelince maddeyi değiştirmeye başlıyor. Bu süreçte en büyük sorun, bağımlının ‘ben bağımlıyım’ dememesidir. ‘Ben istesem bırakırım’ düşüncesi ortaya çıkıyor. Bu şekilde bağımlılık artarak devam ediyor. Öncelikli olarak mücadelemizi sigarayla vermemiz gerekiyor. Bunu üstüne basa basa söylüyorum. Bağımlılığa giden yollara baktığımızda en başta sigara geliyor. Bir kişi sigara içmeden kolay kolay diğer maddeleri kullanmaz. Sigara bu işin emekleme safhasıdır. Hayatımızda güzellikleri artırmamız lazım. Öncelikli olarak spor yapmamız gerekiyor" dedi. "Konuşmadığımız zaman, dokunmadığımız zaman bağımlılığımızın çok farkına varmıyoruz" Yeşilay Samsun Şubesi Başkanı Emre Güneş, "Durağan bir hayatımız varsa, bu durum ister istemez bizi teknolojiye itiyor. Hiç yoksa film izlerken bir şeyler atıştırıyoruz. Bu da sağlığımızı bozabiliyor. Samsun’da Yeşilay Spor Kulübü’nü kurduk. Çocukları, gençleri ve aileleri spora teşvik etmek için çalışmalar yürütüyoruz. Aslında konuşmadığımız ve dokunmadığımız zaman bağımlılığımızın çok farkına varmıyoruz. Bu noktada dikkat etmemiz gerekiyor. Sonrasında çok büyük zararlar verebiliyor. Örneğin Dubai çikolatası ilk çıktığında ‘Almamız lazım’ dedik. İlk defa yediğimizde çok büyük haz aldık. Ancak sonraki yemelerimizde o haz yok. İşte bağımlılık böyle bir şey" diye konuştu. Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Hasan Arslan ise öğrencilere bağımlılığın tehlikelerini ve özgür birey olmanın önemini anlattı. Gençlerin hayat hikâyelerini kendi ellerinde tutmaları gerektiğini belirten Arslan, bağımlılığın hem bireyleri hem de ailelerini etkilediğini vurguladı. Ayrıca narkotik maddelerin beyindeki etkilerini ve davranış kontrolünü nasıl bozduğunu örneklerle açıkladı. Arslan, kendi deneyimlerini de öğrencilerle paylaştı. Program kapsamında öğrenciler, narkotik arama köpeği Hector ile tanışma fırsatı da buldu. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Bilgilendirme stantları açıldı Öte yandan, OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi, 1–7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Halk Sağlığı Hemşireliği İntörn Uygulaması dersi alan öğrenciler ve Yeşilay Gönüllüleri ile birlikte üniversitenin çeşitli yerleşkelerinde bilgilendirme stantları açtı. Stantlarda bağımlılık konusu ele alındı. Dağıtılan materyaller ve yapılan bilgilendirmeler; tütün ve alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı ile kumar ve sanal kumar bağımlılığı konularını kapsayarak sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılmasına yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan broşürler aracılığıyla katılımcılara bilgilendirme yapılarak öğrencilerin soruları cevaplandırıldı. Etkinlik bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturulması hedefiyle tamamlandı.
06 Mart 2026 Cuma - 16:05
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
Samsun’da hizmet veren özel bir hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ünü kadınlar oluşturuyor. Hastanede bu kapsamda kadınların emeklerini gösteren fotoğraf sergisi açıldı. Medicana International Samsun Hastanesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Kadın Cesarettir" temalı fotoğraf sergisi düzenledi. Hastanede çalışan kadınların fotoğraflarından oluşan serginin açılışı, Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu tarafından yapılırken, Armutlu ayrıca hastanede çalışan kadın personele günün anlam ve önemine ilişkin bileklik hediye etti. Sağlık sektöründe kadınların önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Güner Armutlu, sektörün insan hayatına doğrudan dokunan ve yoğun emek gerektiren alanlardan biri olduğunu söyledi. Armutlu, "Sağlık sektörü insanların en çok umut bağladığı alanlardan biridir. Bu alanda en büyük katkı ise kadınlara düşüyor. Hastanemizde 800 personel görev yapıyor ve bunların 503’ü kadınlardan oluşuyor. Aynı tablo grubumuz genelinde de geçerli. Medicana Sağlık Grubu bünyesinde yaklaşık 7 bin çalışan bulunuyor ve bunların yüzde 73’ü kadınlardan oluşuyor. Kadınların olduğu yerde emek, özveri ve çaba vardır. Bu da sağlık hizmetlerinde kaliteyi beraberinde getiriyor" dedi. Kadınların emeğinin ölçülmesinin mümkün olmadığını ifade eden Armutlu, sergiyle hastanede görev yapan kadınların emeklerine dikkat çekmek istediklerini belirterek tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Hastanenin lobisinde açılan fotoğraf sergisinin 5 gün boyunca ziyaret edilebileceği bildirildi.
06 Mart 2026 Cuma - 16:01
Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliği
Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliğinde konuşan Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Songül Turğut, "Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte beyin ve kalp damar sertliği meydana gelmektedir. Buna bağlı olarak inme ve kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar da ortaya çıkmaktadır. Yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir" dedi. Medicana Ankara Hastanesi tarafından menopoz konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti misyonu ile kurguladığı ‘Menopoz Wellness Proje Lansmanı’ gerçekleştirildi. Prpgram kapsamında düzenlenen ‘İsmini Vermek İstemeyen’ başlıklı söyleşide menopoz konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan kadınlarla birlikte sohbet ortamı oluşturuldu. Kadın sağlığı alanında uzman hekimlerin katılımıyla menopoz döneminde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler ele alındı. Uzman doktorların, menopozun kadın yaşamının doğal bir evresi olduğunu belirterek bu süreçte doğru bilgilendirme ve düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca menopoz döneminde görülebilecek belirtiler, hormon değişimlerinin etkileri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının bu süreçteki rolü hakkında katılımcılara bilgi verildi. Katılımcılar, merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltme fırsatı bulurken, alanında uzman doktorlar verdikleri cevaplarla birlikte kadınların menopoz sürecini daha sağlıklı ve bilinçli şekilde geçirmelerine katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. "Yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir" Menopoz döneminde yaşanan sıkıntılardan bahseden Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Songül Turğut, bu belirtilerden en belirgin olanının kalp hastalığı olduğunu belirterek, "Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte sinir sisteminde östrojen reseptörlerinin azalmasına bağlı olarak bazı nörolojik bulgular ortaya çıkabiliyor. Bunlar; bilinçsel fonksiyonlarda bozulma, unutkanlık, beyin sisi dediğimiz durumlar. Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte beyin ve kalp damar sertliği meydana gelmektedir. Buna bağlı olarak inme ve kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar da ortaya çıkmaktadır. Yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir" cümlelerini kullandı. "Hayatınızda mutlaka hareket ve spor olmalı" Menopoz sürecinin kadınlar için var olan bir süreç olduğunu ve bu konuda farkındalık oluşturmak gerektiğinin altını çizen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız ise, "Menopoz sürecinin kadınlar için bir kabulleniş süreci olmasından çıkmasını ve bu konudaki farkındalıkların arttırılmasını önemsiyorum. Her kadının menopoz sürecinde aynı oranda desteğe ihtiyacı olmayabilir. Ancak bazen işler gerçekten rayından çıkıp çok zorlu, hayat kalitesini bozan noktalara ulaşabiliyor. Böyle durumlarda da mutlaka destek tedavi gerektiğini düşünüyorum. Bunun öncesinde iyi bir hayat için gerekli birçok şey var. Birincisi hayatınızda mutlaka hareket ve spor olmalı" diye konuştu. "Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu menopoz sonrası oluşuyor" Kadınlarda meme sağlığının menopoz öncesi kadar menopoz sonrası da önemli olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan ise, "Meme sağlığı, menopoz öncesinde de önemli ama menopoz sonrasında daha önem arz ediyor. Çünkü meme kanserlerinin büyük çoğunluğu menopoz sonrası 50 ile 70 yaş arasında olmakta. Şöyle bir algı oluyor. Menopoz öncesinde 40’lı, 50’li yaşlarda yaptırılan tetkiklerde bir sıkıntı çıkmadığı gibi. Bundan sonra da çıkmayacakmış gibi bir yanlış bir algı var. Halbuki meme kanserlerinin önemli bir kısmı 50-70 yaş arasında daha fazla olmakta. Hem kendi kendine muayene, hem de hemen ardından yıllık yapılacak mamografi veya ultrasonografi muayenelerle bu süreç tamamlanmalı ve devam ettirilmelidir. Özellikle menopoz sonrasında memenin içerisindeki süt kanalcıkları azalmakla birlikte memenin içerisindeki yağ dokuları daha ön plana çıkmakta ve bu yağ dokuları da memenin iç mikro ortamında bir değişikli oluşturmakta ve meme kanserlerine yatkınlığı dolaylı olarak arttırmaktadır" şeklinde konuştu. "Beslenme çok önemli" Menopoz sürecinde yeterli ve dengeli beslenme kadar egzersizin de önemli bir yol olduğunu vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitisyon Uzmanı Prof. Dr. F. Figen Ayhan ise, "Osteoporoz, östrojen eksikliğine bağlı özellikle 45 yaşından önce menopoza girenlerde ve cerrahi menopoza girenlerde çok sık gördüğümüz bir durum. Biz Uluslararası Osteoporoz Vakfı’nın kurduktan sonra bu alanda daha çok hastamız oldu ve gördük ki gerçekten kırıkların büyük bir çoğunluğu aslında önlenebilir. Birincisi beslenme çok önemli. Kalsiyum, magnezyum ve D vitamini almak çok önemli. İkincisi de egzersiz çok önemli. Osteoporozun yanında sarkopeni dediğimiz kas kaybını da menopozdaki hastalarımız çok yaşıyor. Bu nedenle, biz hastalarımızın beslenmenin yanında haftada 150 dakika egzersiz yapmalarını istiyoruz. Bunun yanı sıra sigara ve alkol tüketimi gibi sağlıksız davranışların da önüne geçmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen lansmana; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Günakan, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, Fizik Tedavi ve Rehabilitisyon Uzmanı Prof. Dr. F. Figen Ayhan ve Fizik Tedavi ve Rehabilitisyon Uzmanı Prof. Dr. Didem Sezgin Özcan, Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Songül Turğut, Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Şeyma Turinay, Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Sena Nur Doğan ve kadınlar katılım sağladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Mart 2026 Perşembe- 15:10
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti
2
05 Mart 2026 Perşembe- 13:45
Türkiye’de 4 merkezde var: Sanal anjiyografi yapabilen yapay zekalı tomografi Samsun’da
3
04 Mart 2026 Çarşamba- 15:17
"Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor"
4
05 Mart 2026 Perşembe- 10:24
İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor
5
05 Mart 2026 Perşembe- 11:42
Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz"
27 Ocak 2026 Salı - 10:23
Yalnızlık çağımızın görünmez salgını
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, kendini yalnız hissetmenin her zaman "yalnızlık" anlamına gelmediğini belirterek, "Yalnızlık, sadece fiziksel bir izolasyon durumu değildir. Daha çok anlaşılmama, değer görmeme ve aidiyet eksikliği ile ilgilidir. Bir mesaj almak, bir paylaşımı beğenmek veya yüzlerce arkadaş listesinde bulunmak, gerçek bir bağın yerini tutamaz" uyarısında bulundu. "Kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getiriyor" Yalnızlığın günümüzde sadece bir duygudan ibaret olmadığını, çağımızın görünmez salgını haline geldiğini belirten Çokaygil, "Hızla akan yaşam temposu, yüzeysel ilişkiler ve sürekli karşılaştırmalar, yalnızlığımızı derinleştiriyor. Sosyal medyada gördüğümüz mükemmel hayatlar, kendi hayatımızı eksik ve yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. İnsanlar, gerçek duygularını paylaşmak yerine maskeler takıyor; bu da samimi ve güvenli ilişkilerin azalmasına sebep oluyor. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getirebiliyor" dedi. "Modern şehir yaşamı ve bireyselleşme yalnızlığı besliyor" Modern şehir yaşamı ve bireyselleşmenin de yalnızlığı beslediğine dikkat çeken Beste Çokaygil, "Komşuluk ilişkilerimiz zayıfladı, aile bağlarının önemi şehir hayatının karmaşasında kayboldu. İnsanlar artık kendi iç dünyalarıyla daha fazla baş başa kalıyor ve bu durum, hem psikolojik hem de fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor" diye konuştu. "Yalnızlık bedensel sağlığı da etkiliyor" Yalnızlığın yalnızca ruhsal değil, fiziksel sağlık üzerinde de etkili olduğuna değinen Çokaygil, "Uzun süreli yalnızlık hissi, stres hormonlarının artmasına neden olabilir. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatabilir, uyku düzenini bozabilir ve kronik yorgunluk hissine yol açabilir. Yani yalnızlık sadece bir duygu değil, tüm vücudu etkileyebilen bir durumdur" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişim gerçek temasın yerini tutmuyor" Dijital iletişimin artmasının yüz yüze temasın yerini alamadığını belirten Çokaygil, "Ekran üzerinden kurulan iletişim hızlıdır ama duygusal derinlik açısından sınırlıdır. İnsan beyni göz teması, ses tonu ve beden dili gibi unsurlarla bağ kurar. Bunlar eksik olduğunda kişi kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissedebilir" şeklinde konuştu. "Yalnız hissetmek yalnız olmak anlamına gelmiyor" Yalnız hissetmenin yalnız olmak anlamına gelmediğini belirten Beste Çokaygil, "Kendimize zaman ayırmak, duygularımızı fark etmek ve anlamlı bağlantılar kurmak, yalnızlığı dönüştürmenin ilk adımıdır. Duygularınızı gözlemlemek ve kabul etmek, yalnızlığın olumsuz etkilerini azaltır. Arkadaşlarınızı sayıdan çok derinliğine göre değerlendirin. İçten bir sohbet, paylaşılan bir deneyim, yüzeysel mesajlaşmalardan çok daha iyidir. Bunun yanı sıra gönüllü katıldığınız aktiviteler, hobiler ve sosyal gruplar, aidiyet hissini artırır" diye kaydetti. "Kendinizle kurduğunuz bağı güçlendirin" Yalnızlığın modern yaşamın kaçınılmaz yan etkisi olduğunu söyleyen Çokaygil, "Farkında olarak, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz bu bağları güçlendirerek, bu duyguyu yapıcı ve dönüştürücü bir deneyime çevirebiliriz" diye anlattı.
27 Ocak 2026 Salı - 10:16
Baş ağrılarının sessiz tetikleyicileri: Diş sıkma ve kötü duruş
Ekran başında geçirilen uzun süreler ve artan stres baş ağrılarının en sık nedenleri arasında yer alırken, Medicana Sağlık Grubu Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş, çoğu zaman gözden kaçan diş sıkma ve kötü duruşun da önemli "sessiz tetikleyiciler" olduğunu vurgulayarak günlük yaşama kolayca entegre edilebilecek öneriler paylaştı. Uzun süren baş ağrılarında nörolojik bir bulguya rastlanmadığı durumlarda, sorunun kaynağının boyun ve çene çevresindeki kas iskelet sistemi problemleri olabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş "sessiz tetikleyici" olarak tanımladığı bu kas problemlerinin doğru alışkanlıklar, fizyoterapi ve manuel terapi uygulamalarıyla kontrol altına alınabileceğini söyledi. Omurganın en üst bölümünde yer alan ve kafatasını taşıyan Atlas ve Aksis omurlarının, baş ağrısı mekanizmasında kritik bir role sahip olduğunu ifade eden Fizyoterapist Sercan Ateş şunları kaydetti: "Bu iki omur hem biyomekanik bir köprü hem de nörolojik bir kontrol merkezi görevi görür. Çene ve boyun arasındaki nöromüsküler bağlantılar nedeniyle diş sıkma, Atlas ve Aksis çevresindeki kas ve eklemlerde gerilimi artırır. Bu bölgedeki fasyal gerginlikler dizilimi bozarak baş ağrılarına yol açabilir. Tekrarlayan, bilgisayar kullanımı sonrası ortaya çıkan, stres ve çene sıkma ile artan, uzun süreli masa başı çalışmayla tetiklenen ve gerilim tipi baş ağrısını andıran tabloların büyük çoğunluğu kas iskelet sistemi kaynaklıdır. Özellikle gün ilerledikçe artan, duruş düzeltildiğinde hafifleyen, telefon veya laptop kullanımından sonra başlayan ve boyun hareket kısıtlılığıyla birlikte görülen ağrılar kötü postürle ilişkili olabilir." Ekran kullanımında dirsek desteği atlanmamalı Doğru postürün sürekliliğinin önemine değinen Fizyoterapist Sercan Ateş, günlük hayatta uygulanabilecek basit ama etkili önerilerini şöyle sıraladı: "Uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, saat başı kısa hareket molaları verilmelidir. Ekran göz hizasında olmalı, masa ve sandalye yüksekliği uygun ayarlanmalı, dirsek desteği atlanmamalıdır. Gün içinde farkında olmadan yapılan diş sıkma, omuzları yukarıda tutma ve nefesi tutma gibi alışkanlıklar fark edilerek gevşetilmelidir. Uyku sırasında çok yüksek veya çok alçak yastıklardan kaçınılmalı, özellikle yan yatışta boynu nötral pozisyonda destekleyen yastıklar tercih edilmelidir. Bol bol su tüketilmeli ve stres düzeyi dengelenmelidir." Sadece dik durmak yetmez Manuel terapilerle Atlas ve Aksis’in çene eklemiyle olan biyomekanik dengesinin sağlandığını belirten Fizyoterapist Sercan Ateş diş sıkma ve postür bozukluğu kaynaklı baş ağrılarına ilişkin fizyoterapi destek programlarına dair de şunları söyledi: "Derin boyun kaslarının güçlendirilmesiyle ağrıların tekrarlanması önlenebilir. Postür düzeltme programları standart bir şablonla değil, bireyin duruş analizi, ağrı paterni, günlük alışkanlıkları ve fonksiyonel ihtiyaçları doğrultusunda planlanır. Program farkındalık egzersizleri ile başlayarak postüral dayanıklılık ve fonksiyonel entegrasyon çalışmalarına kadar kademeli olarak ilerler. Böylece kişi yalnızca ‘dik durmayı’ değil, doğru postürü günlük yaşamda sürdürebilmeyi öğrenir."
27 Ocak 2026 Salı - 10:07
Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşların sağlıklı yaşama adım atmasına destek oluyor
Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşlara obezite danışmanlığı, kanser taramaları ve sağlıklı yaşam eğitimleri sunarak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik ediyor ve hastalıklardan korunmayı hedefliyor. Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşların sağlıklı yaşam hedeflerine ulaşmalarında önemli rol oynuyor. Merkez, geniş bir hizmet yelpazesi sunarak, toplumu hastalıklardan koruma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etme amacı taşıyor. Obezite ve obezite ile ilişkili hastalıklar, hayat kalitesini düşüren ve aynı zamanda insan hayatının kısalmasına yol açan çok nedenli kronik bir hastalıktır. Sağlıklı Hayat Merkezi, çocuklar ve ebeveynler için de detaylı beslenme danışmanlığı sunarak, obezite sorununu önlemeye yönelik önemli bir hizmet sunuyor. Merkez, toplumu sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirirken, bireylerin sağlığını artırmayı hedefliyor. Obezite ile mücadeleye de odaklanan Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nde Diyetisyen Keziban Karadağ, artan obezite oranları ve kilo problemleri ile ilgili bireysel danışmanlık hizmetleri sunduklarını söyledi. Karadağ, "Artan paketli gıda tüketimi, azalan hareketlilik ve bozulmuş uyku düzeni obeziteyi artırıyor. Merkezimizde kişiye özel beslenme danışmanlığı yaparak, fazla kilolu bireylerin kilo vermelerine ve zayıf bireylerin ideal kilolarına ulaşmalarına yardımcı oluyoruz" dedi. Diyetisyen Keziban Karadağ; "Amacımız ülkemizde de görülme sıklığı giderek artan ve çocuklarımızı ve gençlerimizi etkileyen bu hastalıkla etkin şekilde mücadele etmek, toplumun obezite ile mücadele konusunda bilgi düzeyini artırarak bireylerin sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazanmalarını teşvik etmek ve böylece ülkemizde obezite ve obezite ile ilişkili hastalıkların (kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi hastalıkları vb.) görülme sıklığını azaltmak. Bu amaç doğrultusunda polikliniğe müracaat eden bireylere hekim tarafından yapılmış tahlil sonuçları değerlendirilip besin tüketim kaydı alınarak kişiye özel beslenme planı yapılmaktadır. Kronik bir hastalığı ya da anemi durumu varsa değerlendirilerek uygun olacak şekilde beslenme listesi düzenlenir. Çocukluk çağı, adölesan, yetişkinlerin, gebe ve emzirenlere uygun olacak beslenme planı düzenlenir. Beslenme planı düzenlenen bireyler belirli aralıklarla takip edilerek vücut analizleri yapılır. Gerektiği durumlarda beslenme planında değişiklikler yapılır. Kurum bünyesindeki gebe sınıfına müracaat eden bireylere de bireysel ya da toplu olarak bilgilendirme yapılıp eğitim verilir. 2025 yılında 2 binin üzerinde bireye beslenme danışmanlığı verildi. 2026 yılında bu sayıyı daha da artırarak daha fazla bireye ulaşmak hedefleniyor." diye konuştu.
27 Ocak 2026 Salı - 10:00
Şeker hastası 83 yaşındaki yaşlı adam ampütasyondan son anda kurtuldu
Diyabetik ayak enfeksiyonu şikâyetiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran 83 yaşındaki Artvinli Mustafa Kafa, 90 gün süren yoğun tedavinin ardından sağlığına kavuştu. Kafa, "Başka hastanelerde ayağımın kesilebileceğini söylediler. Ancak burada ‘bu ayağı kurtarırız’ dediler ve başardılar" ifadelerini kullandı. Diyabet hastası 83 yaşındaki Mustafa Kafa, hastalığına bağlı diyabetik ayak enfeksiyonu nedeniyle Artvin’de çeşitli hastanelere başvurdu. Kafa’ya diyabetik ayak ampütasyonu önerilmesine rağmen, farklı bir tedavi umuduyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne geldi. Enfeksiyon, dahiliye, ortopedi ve plastik cerrahi birimlerinin ortak çalışmasıyla 90 gün boyunca tedavi edilen Kafa, sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Kafa, "Ayağım perişan durumdaydı. Başka hastanelerde kesileceğini söylediler. Burada ‘bu ayağı kurtarırız’ dediler ve başardılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Şu an iyiyim, ayağıma çocuk bakar gibi bakmamı söylediler, biz de buna uyacağız" ifadelerini kullandı. Kafa, kendisiyle ilgilenen hekim ve hemşirelerle birlikte Artvin’de fındık toplayacağının sözünü verdi. "Yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık" Mustafa Kafa’nın tedavisini yürüten Eşrefpaşa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Altan Gökgöz, "Hastamız pek çok merkeze başvurmuş ancak yara bakımı konusunda etkili bir tedavi alamamış. Ayağında nekroz yani ölü dokular çok fazlaydı. Dış merkezlerde ampütasyon olabileceği söylenmiş, ancak biz hastamızın da uyumu sayesinde iyileştirdik. Bazen ‘uzvu keselim’ denilerek çözüm basitmiş gibi düşünülebiliyor; oysa asıl zor ve doğru olan, uzvu korumaktır. Tedaviyi multidisipliner şekilde yürüttük; enfeksiyon, dahiliye, ortopedi ve plastik cerrahinin ortak çalışmasıyla başarılı sonuç aldık. Bakımını yaparsa, ilaçlarını düzenli alırsa ve kontrollerine gelirse, bu hastalık bir daha tekrarlamayacaktır. Yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık ve çok mutluyuz" dedi. Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram da Kafa’yı ziyaret ederek tedavisi hakkında görüştü.
27 Ocak 2026 Salı - 09:24
Diyetisyen Sobacı: "Sosyal medyada sıkça görülen yemek içerikleri açlığı tetikleyebiliyor"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, hedonik açlığın fiziksel değil, zihinsel bir açlık olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Sobacı, "Sosyal medyada sıkça görülen yemek içerikleri hedonik açlığı tetikleyebiliyor" dedi. "Sosyal medyada sıkça görülen yemek içerikleri hedonik açlığı tetikleyebiliyor" Diyetisyen Zişan Sobacı, "Hedonik açlık, vücudun enerjiye ihtiyacı olmadığı halde lezzetli yiyeceklere karşı duyulan istektir. Bu açlık türü mideyle değil, beyinle ilgilidir. Özellikle stres, can sıkıntısı, yoğun iş temposu ve sosyal medyada sıkça görülen yemek içerikleri hedonik açlığı tetikleyebiliyor. Bu durumda kişi tok olsa bile yemek yeme ihtiyacı hissedebiliyor" ifadelerini kullandı. Hedonik açlığın kontrol altına alınmadığında kilo artışına ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına yol açtığını vurgulayan Sobacı, "Bu tür yeme davranışı zamanla obezite, insülin direnci ve metabolik hastalıkların riskini artırabilir. Gerçekten aç olup olmadığınızı sorgulayın. Duygusal yeme farkındalığı kazanın. Evde sağlıksız atıştırmalıkları sınırlayın. Yavaş ve bilinçli yemek yiyin. Stres yönetimine önem verin" şeklinde konuştu.
27 Ocak 2026 Salı - 09:03
Kar altında şap seferberliği
Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Trabzon’un zorlu ve karlı coğrafyasında, adeta komando timlerini andıran bir mücadeleyle karla kaplı dağ yollarını aşarak hayvanları Şap hastalığına (SAT1 Serotipi) karşı koruma altına alıyor. Türkiye’de 1965 yılından bu yana ilk kez yoğun olarak görülen Şap hastalığına karşı Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin mücadelesi aralıksız sürüyor. Karadeniz’in sert kış koşullarının etkili olduğu Trabzon’un yüksek kesimlerinde görev yapan ekipler, karla kaplı dağ yollarını aşarak hayvanları aşılayarak hastalığa karşı korumaya çalışıyor. Trabzon’da yer yer diz boyunu aşan kar, buz tutmuş yollar ve ulaşımı güçleştiren hava koşullarına rağmen veteriner hekimler ve teknik personel adeta komando timlerini aratmayan bir azimle sahada görev yapıyor. Ekipler, kimi zaman araçların ilerleyemediği noktalarda kilometrelerce yürüyerek, karların içinden geçip ahırlara ulaşıyor. Şap hastalığının yayılımını önlemek amacıyla aşılama, kontrol ve bilgilendirme çalışmalarını sürdüren ekipler, hayvan sağlığının yanı sıra bölge hayvancılığının da korunmasını hedefliyor. Soğuk hava, tipi ve dik yamaçlara rağmen çalışmalarını aksatmayan görevliler, hastalığın kontrol altına alınması için gece gündüz demeden görev yapıyor. Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen mücadelede, özellikle kırsal ve yüksek rakımlı mahallelerdeki hayvan varlığı tek tek kontrol edilirken, üreticilere de alınması gereken tedbirler anlatılıyor. İsa Kaplan: "Şap hastalığıyla ilgili Trabzon’da sorun yaşamak istemiyoruz" Şap hastalığına (SAT1 Serotipi) karşı yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler veren Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, zorlu kış şartlarına rağmen sahadaki çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü söyledi. Kaplan, "Bizim yol ve kış şartlarımız gerçekten çok zor. Arkadaşlarım özverili bir şekilde şu anda tüm mahallelerde şap aşısı ile ilgili çalışma yapıyor. 2025 yılında şap hastalığı SAT-1 1965 yılından sonra ilk defa yeniden kendini gösterdi. Doğu Karadeniz’in avantajı daha kapalı bir bölge ve hayvan hareketleri daha az olması sebebiyle ilimizde çok fazla bir sıkıntı yaşamadık. Bizlerde hastalık çıkışı oldu ama yoğun bir şekilde Sonbahar sezonunda aşılamamızı yapmıştık. Şimdi de ilkbahar sezonunun başlangıcını 2 Ocak’tan itibaren başlattık. İnşallah hızlı bir şekilde tamamlayıp şap hastalığıyla ilgili Trabzon’da sorun yaşamak istemiyoruz. Vatandaşlarımızın mutlaka gebe hayvanları bile olsa şap aşısının zararı yok mutlaka yaptırsınlar. Hayvanlarımızı koruma altına alalım" dedi. "Arkadaşlarımız yılmadan üşenmeden bu işlerini gerçekleştiriyor" Trabzon’da 120 bin büyükbaş hayvanın olduğunu kaydeden Kaplan, "İşletme numaralarımız hangi köyde nerede kimin kaç hayvanı olduğunu biliyoruz. Arkadaşlarımız tecrübeli köy köy evi ev kimde hayvan olduğunu bilir. Bize hiç müracaat edilmeden sırasıyla köylere program yapıyoruz. İlçe müdürlüklerimizdeki veteriner hekim ve sağlık teknisyeni arkadaşlarımızda şap aşılarını yapıyor. Tüm ülkemizde olduğu gibi bu bir rutindir. Bizler en uç sinir noktalarına kadar bile hareket eden bir bakanlığız. Bütün ilimize hakimiz. İlimizdeki bütün varlıkları da biliriz. Trabzon belki kilometrekare olarak küçük bir il ama karayolu ağı olarak en büyük illerden biri. Bu yol ağının büyük olması zorlaştırıyor. Bizde toplu hayvan sayısı yok küçük aile işletmeleri oluyor. Yani 3-5 hayvan bakıyorlar. Anadolu’nun diğer yerlerinde büyük işletmeler vardır. Günlük bir hekim bine yakın hayvan aşılarken bizimkiler ancak gün boyunca 25-30 hayvan aşılayabiliyor. Çünkü işletmeler birbirine uzak, her işletmede hayvan sayısı az, doğa ve yol şartları içerisinde aşı yapılıyor. İç Anadolu’da günde bin hayvan yapıldığını, bizde de 30 hayvan yapıldığı düşünürsek yaklaşık 30 katı bir zorluk yaşıyoruz. Arkadaşlarımız yılmadan üşenmeden bu işlerini gerçekleştiriyor. Her sezonda şap oranımızı, aşılama başarımızı çok şükür tutturuyoruz" ifadelerini kullandı.
27 Ocak 2026 Salı - 08:41
Bitlis Devlet Hastanesi’nde bir ilk: Kapalı yöntem omurga ameliyatı yapıldı
Bitlis Devlet Hastanesi’nde sağlık alanında önemli bir başarıya imza atılarak, ilk defa kapalı yöntemle omurga ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Bitlis Devlet Hastanesi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde önemli bir sağlık başarısına imza attı. Yıllardır bel ağrısı ve yürüme güçlüğü yaşayan 66 yaşındaki Yahya Subaşı, bölgede ilk kez bir devlet hastanesinde uygulanan kapalı yöntem omurga ameliyatıyla kısa sürede sağlığına kavuştu. Yaklaşık 5 yıldır bel ağrısı şikâyeti bulunan Subaşı’nın Bitlis Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerinde L5 omurgasında kırık tespit edildi. Bunun üzerine hasta, açık cerrahiye göre daha az kanama, daha az kas hasarı ve hızlı iyileşme imkânı sunan perkütan spinal enstrümantasyon tekniğiyle ameliyata alındı. Operasyon, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ikinci basamak bir devlet hastanesinde bu yöntemle gerçekleştirilen ilk ameliyat olma özelliğini taşıyor. Üç cerrah tarafından anlık röntgen görüntüleri eşliğinde yapılan operasyonda, hastanın omurgasına başarıyla 6 vida yerleştirildi. Ameliyat sonrası kısa sürede toparlanan Yahya Subaşı, sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Furkan Sapancı, Bitlis Devlet Hastanesi’nde önemli bir ilki hayata geçirdiklerini belirterek, "Doğu Anadolu Bölgesi’nde ikinci basamak bir hastanede ilk defa kapalı yöntemle bu ameliyatı gerçekleştirdik. Daha az kanama, hızlı iyileşme ve ameliyat sonrası ağrıların çok daha az olması nedeniyle bu yöntemi tercih ettik. Bu tür ileri düzey ameliyatların Bitlis’te yapılabiliyor olması hem bölge hem de vatandaşlarımız için büyük bir kazanımdır" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammet Enes Gürses ise bu tür ameliyatların genellikle özel hastanelerde yüksek maliyetlerle yapıldığına dikkat çekerek, "Bitlis’te daha önce gerçekleştirilmeyen bir cerrahiye imza attık. Özel hastanelerde maliyetli olarak yapılan bu ameliyat, artık hastanemizde tam kapalı yöntemle yapılabiliyor. Bu yöntemin en büyük avantajları; az kas hasarı, az kanama ve daha kısa ameliyat süresidir" ifadelerini kullandı. Operasyonda görev alan Op. Dr. Elif Gökalp de, kapalı yöntemle yapılan ameliyatların hastalar açısından büyük avantaj sağladığını vurgulayarak, "Bu tarz ameliyatlar sonrası hastaların ağrıları çok daha az oluyor. Daha önce kapalı yöntemle endoskopik bel fıtığı ameliyatları da yaptık. Uygun hastalarda kapalı bel fıtığı ve kapalı vida ameliyatlarını bölgemizde yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Ameliyat sonrası sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirten hasta Yahya Subaşı ise "Yaklaşık 4-5 yıldır bel ağrısı çekiyordum ve yürümekte zorlanıyordum. Ameliyat sonrası ağrım kalmadı, rahatça yürüyebiliyorum. Ameliyat olduğumu bile anlamadım, kendimi çok iyi hissediyorum" şeklinde konuştu. Bitlis Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu operasyon, bölgedeki sağlık hizmetlerinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyarken, vatandaşların ileri düzey cerrahi işlemler için başka illere gitme zorunluluğunu da büyük ölçüde azaltacak.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 18:17
Medilines Hospital 6. yaşını yeni yönetimiyle kutluyor
Elazığ’da 2020 yılından bu yana hizmet veren Medilines Hospital’da yönetim değişikliği yaşandı. Ocak ayı itibarıyla hastanenin tüm hukuki ve yönetimsel devir süreçleri tamamlanarak, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini iş insanı Celal Çoban devraldı. Elazığ Medilines Hospital, iş insanı Celal Çoban’ın yönetim kurulu başkanlığıyla 6. yaşına girmenin sevincini yaşıyor. Yapılan açıklamada, 2026 Ocak ayı itibarıyla Celal Çoban’ın hastanenin yönetim kademesinde tam yetkiyle göreve başlandığı bildirildi. Hastanenin kuruluşundan bugüne kadar geçen 6 yıllık süreçte Türkiye’nin 81 ilinden ve 33 farklı ülkeden gelen toplamda 1 milyonu aşkın hastaya sağlık hizmeti sunduğu kaydedildi. Hastanenin güncel olarak 230 kişilik bir personel kadrosuyla faaliyetlerine devam ettiği açıklandı. "Tam yetki ve sorumlulukla bu görevi üstlendim" Yeni yönetimle birlikte belirlenen 2026 vizyonu kapsamında sağlık teknolojilerine yatırım yapılması, dijital altyapının güçlendirilmesi ve hekim kadrosu ile bilimsel odaklı hizmet anlayışının sürdürülmesini hedeflediklerini ifade eden Celal Çoban, "Elazığ’da 2020 yılından bu yana faaliyet gösteren bölgemizin saygın ve öncü sağlık kuruluşlarından Medilines Hospital, bugün 6. kuruluş yılını kutlamanın haklı gururunu yaşamaktadır. İlk günkü aşk ve heyecanla insan sağlığını merkeze alan anlayışımızdan ödün vermeden sizlere hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne kadar 1 milyonu aşkın vatandaşımıza şifa sunduk. Türkiye’nin 81 ilinden ve 33 farklı ülkeden hastamıza sağlık hizmeti vererek, Elazığ’ı sağlık alanında önemli bir merkez haline getirdik. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla hastanemizde yönetimsel ve hukuki devir süreci tamamen tamamlanmış, bu kapsamda yeni yönetim olarak görevi resmen devralmış bulunmaktayız. Bu tarihten önce hastanemizin yönetiminde fiilen yer almadığımı özellikle belirtmek isterim. 2026 Ocak ayından itibaren, tam yetki ve sorumlulukla bu görevi üstlenmiş bulunuyorum. Yeni dönemde ’Sağlıkta Doğru Çizginiz’ sloganımızla yolumuza devam ederken, bu süreci yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda bir vizyon yenilenmesi olarak görüyoruz. 2026 vizyonumuz, bilimsel tıp, güçlü hekim kadrosu ve insan odaklı hizmet anlayışını merkeze alan, bölgesel gücünü ulusal ve uluslararası alana taşıyan bir sağlık kurumu olmaktır. Bu doğrultuda, hasta güvenliği ve memnuniyetini en üst seviyeye çıkaran, doktorlarımızın mesleki bağımsızlığını ve bilimsel üretimini destekleyen, sağlık teknolojilerine ve dijital altyapıya yatırım yapan, sürekli eğitimle insan kaynağını güçlendiren, Elazığ’a, bölgemize ve ülkemize değer katan örnek bir sağlık kurumu olmayı hedefliyoruz. Medilines Hospital’ı sadece tedavi eden değil, güven veren, tercih edilen ve referans gösterilen bir marka haline getirmek temel vizyonumuzdur. Bugün 230 kişilik kadromuzla, hem sağlık hizmeti sunuyor hem de Elazığ ekonomisine önemli bir istihdam katkısı sağlıyoruz. Mevcut kazanımları koruyarak, üzerine daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı inşa etmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. "Sağlık hizmetlerini yalnızca bir iş alanı değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyorum" Çoban, "Elazığ Karakoçan doğumluyum. Yaklaşık 30 yıldır Almanya’da lojistik sektöründe faaliyet göstermekteyim ve bu çalışmalarım halen devam etmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye’de mermer sektöründe faaliyet gösteren bir şirketimiz, 41 şubeden oluşan bir restoran zincirimiz ve gayrimenkul alanında yürüttüğümüz yatırımlarımız bulunmaktadır. Farklı sektörlerde edindiğim ulusal ve uluslararası yönetim tecrübesini, güçlü bir ekip anlayışıyla Elazığ Medilines Hospital’ın geleceğine taşımayı temel sorumluluğum olarak görüyorum. Evli ve üç çocuk babası biri olarak sağlık hizmetlerini yalnızca bir iş alanı değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyorum" şeklinde konuştu.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 17:22
"Kampüsten Mahalleye İyilik Sağlık Hareketi" Alibeyhüyüğü’nde
Selçuk Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) öncülüğünde yürütülen Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Kampüsten Mahalleye İyilik Sağlık Hareketi", Konya’nın Çumra ilçesine bağlı Alibeyhüyüğü Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Muhtar Himmet Tabak’ın desteğiyle düzenlenen etkinlik mahalle kıraathanesinde gerçekleştirildi. Programda Selçuk Üniversitesi ziraat, tıp, veteriner ve diş hekimliği fakültelerinden akademisyenler; halk sağlığı, ağız ve diş sağlığı, hayvan sağlığı ile tarımsal üretim konularında bilgilendirici sunumlar yaptı. Bilim İletişimi Ofisi Sorumlusu Öğr. Gör. Nazife Karaman moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, Tıp Fakültesi Arş. Gör. Dr. Salih Tuna, Veteriner Fakültesi Arş. Gör. Dr. Zekeriya Safa İnanç ve Diş Hekimliği Fakültesi Arş. Gör. Zihni Özel; koruyucu sağlık hizmetleri, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, hayvan hastalıklarından korunma, toprak verimliliği ve tarımda dijital uygulamalar başlıklarında vatandaşları bilgilendirdi. Programda, katılımcıların soruları da yanıtlanırken evinden çıkamayan yaşlı vatandaşlara yönelik ev ziyaretleri gerçekleştirilerek genel sağlık taraması yapıldı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 17:06
Minik Aytuna’nın kayak keyfi kabusa döndü: Pistte çarpıp kaçtılar, kalçası kırıldı
Edirne’den ailesiyle birlikte tatil için Samsun’daki Ladik Akdağ Kayak Merkezi’ne gelen 11 yaşındaki Aytuna Yazıcı’nın kayak keyfi kısa sürede kabusa döndü. Pistte hızla gelen bir kişinin çarpıp kaçması sonucu yere savrulan Aytuna’nın kalça kemiği kırıldı. Yaklaşık 4 saat süren ameliyatın ardından tedavi altına alınan küçük çocuk, "Benim zoruma giden kemiğimin kırılması değil, o adamın bana çarpıp özür dilemeden kaçmasıydı" sözleriyle yaşadığı travmayı anlattı. Olay, dün Ladik Akdağ Kayak Merkezi’nde düzenlenen festival sırasında meydana geldi. Ailesiyle birlikte kayak tatiline gelen Aytuna Yazıcı, kuzeniyle birlikte pistte bulunduğu sırada arkadan hızla gelen bir kişinin çarpmasıyla metrelerce savruldu. Çarpan kişinin durmadan olay yerinden uzaklaştığı öğrenilirken, pistte kamera bulunmaması nedeniyle şahsın kimliği tespit edilemedi. Bir özür bile dilemedi Yaşadıklarını anlatan Aytuna Yazıcı, kayak merkezine varmalarının üzerinden henüz 10 dakika geçtiğini belirterek, "Kuzenimle yukarı çıkmıştık. Bir adam bana doğru gülerek çok hızlı geliyordu. Çarpınca havada döndüm, ayağım kopmuş gibi hissettim. Adam kızağına binip kaçtı. Yanındaki kişi de ‘ne uğraşacağız bunlarla’ diyerek onu götürdü. Orada hiç kamera yoktu. Benim zoruma giden kemiğimin kırılması değil, o adamın durup özür bile dilememesiydi" dedi. Futbol oynadığını söyleyen Aytuna, yaşadığı sakatlığın spor hayatını da etkileyeceğini ifade ederek, "Uzun süre top oynayamayacağım. Topu kullandığım bacağımda kalçam kırıldı. Futboldan geri kalacağım" diye konuştu. "Tüm ilgili birimlerden gerekli güvenlik ve düzenlemelerin yapılmasını rica ediyorum" Olayla ilgili konuşan baba Hakan Yazıcı ise yetkililere çağrıda bulundu. Akdağ Kayak Merkezi’nde bir etkinlik olduğunu duyduklarını ve uğradıklarını belirten Yazıcı, "Geldikten 5-10 dakika sonra bu olay yaşandı. Çarpan kişiyi biz görmedik, çocuklar birebir yaşadı. Ambulans Ladik’ten geldi, sağlık ekipleri ellerinden geleni yaptı. Çocuğumun kalça kemiği kırıldı ama başını da vurabilirdi, daha ağır bir travma yaşanabilirdi. Telesiyej direklerinde pisti gören güvenlik kamerası olmadığı için çarpan kişi tespit edilemedi. Tüm ilgili birimlerden gerekli güvenlik ve düzenlemelerin yapılmasını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:48
Datça İskele Mahallesi Çomarlık’ta kanalizasyon sorunu sona eriyor
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Datça İlçesi İskele Mahallesi Çomarlık Mevkii’nde yaklaşık 5 bin metrelik kanalizasyon hattı yapım çalışmalarına başladı. Çalışmalarla artan nüfus kaynaklı atık suyun çevreye zarar vermesinin önüne geçilecek. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın öncülüğünde, il genelinde kanalizasyon altyapısını güçlendirmeye ve çevre sağlığını korumaya yönelik yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, vatandaşların yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda, Datça İlçesi İskele Mahallesi Çomarlık Mevkii’nde, yıllar içinde yoğun göçle birlikte artan altyapı ihtiyacına çözüm bulmak amacıyla 3 ay önce saha incelemeleri yapılmıştı. Yapılan çalışmaların ardından, bölgedeki kanalizasyon sorununu kalıcı olarak çözecek yaklaşık 5 bin metre uzunluğundaki kanalizasyon şebeke hattının yapımına başlandı. Yaklaşık 900 ev faydalanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü, kanalizasyon altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde çevresel sorunların önüne geçmek ve vatandaşlara sağlıklı, sürdürülebilir altyapı hizmeti sunmak amacıyla çalışmalarına devam ediyor. Çomarlık bölgesinde hayata geçirilecek kanalizasyon hattı ile birlikte, artan nüfus ve yapılaşma nedeniyle yaşanan sorunların ortadan kaldırılması ve yaklaşık 900 evin altyapı hizmetinden faydalanması amaçlanıyor. Bölgede kanalizasyon altyapısının bulunmaması nedeniyle vatandaşlar fosseptik sistemleri kullanmak zorunda kalırken, bu durum özellikle yağışlı dönemlerde taşma, sızıntı ve koku gibi çevresel ve sağlık sorunlarına yol açıyordu. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, çevreye zarar veren bu olumsuzluklar sona erecek; vatandaşlar hem maddi külfet oluşturan vidanjör kullanımından kurtulacak hem de daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir altyapı hizmetine kavuşacak. Bölgede yürütülen kanalizasyon hattı çalışmalarıyla vatandaşların uzun yıllar sağlıklı ve güvenli bir altyapıya kavuşturmayı hedeflediklerini belirten MUSKİ Datça İşletme Şube Müdür Vekili Serdar Ocak, "5 bin metre kanalizasyon şebeke hattı imalatı yapılacak. 144 adet muayene bacası, 180 adet parsel bacası konulacak sistemde. Bir adet tersin merkezimizle terfi merkezlerimize ulaştıracağız" dedi. İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora: "Vatandaşın çok ciddi derecede mağduriyeti vardı. Yapı olayı burada fazla. 700-800 yaklaşık daire var bölgede. İster istemez de bu altyapı ihtiyaçtır. İskele mahalle muhtarlığı olarak Büyükşehir’e iletmiştik. Ahmet Başkan, sahadaki arkadaşlar ve daire başkanları çağrımızı duydu ve sağ olsunlar bu olaya el attı" dedi. Çomarlık bölgesinde yaşayan ve yaklaşık 17 yıllık kanalizasyon sorununun çözüme kavuştuğunu belirten İskele Mahalle sakini Mehmet Erdal, "Kanalizasyon problemi var. 17 yıldır devam eden bir problem. Buranın temel sorunu bu. Biz bunu Datça Belediyesi üzerinden MUSKİ’ye isteğimizi iletmiştik. Yılmaz Bey, buraya geldiğinde bir şey söyleyin ama arkasında durun. Dedi ki, söz ben bu mahallenin problemini gündemine alacağım. Daha sonra Ahmet Başkan bu işe el attı ve bugün herkes kendi sözünün arkasında durmuş oluyor. Bu bizi mutlu etti" dedi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:46
Uzm. Dr. Demirkan: "Depresyon tedavi edilebilir"
Psikiyatri Uzmanı Dr. Arda Kazım Demirkan, depresyonun tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, depresyon hakkında önemli bilgilendirmelerde bulundu. İnsanların bazen depresyonla geçici mutsuzluğu birbiriyle karıştırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Demirkan, "Depresyon, bazen sadece mutsuzluk ile bazen de hem mutsuzluk, hem de kaygılı bir ruh haliyle birlikte kişinin düşüncesinde, konuşmasında, hareketlerinde ve fizyolojik işlevlerinde bir yavaşlamanın olduğu ve bunlarla birlikte değersizlik, isteksizlik, yetersizlik, karamsarlık hislerinin eşlik ettiği bir sendromdur" diye konuştu. "Mutsuzluk geçici bir duygu olabilir" Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, "Konuşma dilinde ‘mutsuz ve karamsar’ hissettiğimizde kendimizi ’depresyondayım’ diyerek ifade ediyoruz. Halbuki mutsuzluk, depresyonun bir parçası olabileceği gibi daha sık olarak günlük yaşam olaylarının getirdiği geçici bir duygu olabilir. Mutsuzluğun, depresyonun bir parçası olup olmadığını belirlemek önemlidir çünkü tedavi gerekip gerekmediğine karar vermemizi belirler" ifadelerine yer verdi. "Depresyon tedavi edilebilir" Depresyonun, tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirkan, "Kişi, ömrü boyunca bir defa depresyona girebileceği gibi, birden fazla kez de girebilir. Böyle durumlarda her bir depresyon süresince uygun tedavi yöntemlerine başvurmak kişinin hem ruh, hem beden sağlığı bakımından önemlidir. Kişide depresyon geçmişi özellikle mevsimsel depresyon geçmişi varsa belirtilerin ilk çıkmaya başladığı tarihlerde yardım alması önem kazanmaktadır. Birçok rahatsızlıkta olduğu gibi problem ne kadar çabuk tespit edilip, tedavi süreci ne kadar çabuk başlarsa, iyileşme de o kadar kısa sürer" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder