Son Dakika
|
ABD'li Bakan Rubio: "İran'la savaşı sona erdirecek anlaşma bugün sağlanabilir"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
ABD basınından Hamaney iddiası!
Özgür Özel kendisine verilen mutlak butlan tebligatını yırttı
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Transparent Steel Church Revives Belgium’s Historic Herkenrode Abbey
CHP Genel Merkezi'nde Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafı tekrar asılıp, isimliği makam odasının kapısına takıldı
Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesi güvenlik toplantısı gerçekleştirildi
İstanbul’un fethi etkinlerinde SOLOTÜRK gösteri uçuşu yapacak
Rize’de "tarihi mağduriyet"
Ertuğrul Doğan: "Trabzonspor’a yakışan başarılar hedefliyoruz"
Putin’den Kazakistan’a üç günlük resmi ziyaret
Uzmanlardan ’Magnezyum çılgınlığı’ uyarısı!
SAĞLIK
Kurban Bayramı’nda beslenmeye dikkat
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:17:57
SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Elemanı Arş. Gör. Yeşim Köylüoğlu, Kurban Bayramı süresince değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek bayramda dengeli beslenme uyarısında bulundu. Bayram boyunca beslenme düzenindeki değişikliklerin başta kalp-damar, hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastaları olmak üzere tüm bireyleri etkileyebileceğini söyleyen Arş. Gör. Köylüoğlu, en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının ise hazımsızlık, mide rahatsızlıkları, kabızlık, yüksek tansiyon ve kan şekeri dengesizlikleri olduğunu belirtti. Yeni kesilmiş kurban etinin saklama şartları ve pişirme yöntemleri hakkında da önemli bilgiler paylaşan Arş. Gör. Köylüoğlu, "Yeni kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmesi özellikle mide rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle kurban etlerinin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilerek tüketilmesini öneriyoruz. Aynı zamanda etlerin doğru şartlarda muhafaza edilmesi ve uygun yöntemlerle çözdürülmesi, besin zehirlenmelerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Etler buzlukta yaklaşık 1-2 hafta, derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilmektedir. Ancak çözdürme işleminin mutlaka buzdolabında yapılması gerekmektedir. Oda sıcaklığında çözdürülen ya da çözüldükten sonra tekrar dondurulan etler sağlık açısından ciddi risk oluşturabilmektedir. Doymuş yağ açısından zengin olan kırmızı etin kızartma ve kavurma yerine haşlama, fırında pişirme veya ızgara yöntemleriyle hazırlanması daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca etlerin ateşe çok yakın şekilde ve uzun süre pişirilmesi bazı kanserojen oluşmasına ve vitamin kayıplarına neden olabileceğinden pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi gerekmektedir" dedi. Bayram sofralarında porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine de vurgu yapan Arş. Gör. Köylüoğlu, aşırı kırmızı et tüketiminin doymuş yağ ve kolesterol alımını artırdığını, et yemeklerinin yanında sebze, salata ve yoğurt gibi besinlere yer verilmesinin öğünlerin dengelenmesine, posa alımının artmasına ve tokluk hissinin sağlanmasına katkı sunduğunu belirtti. Dengeli beslenme ve hareket önemli Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğinin altını çizen Arş. Gör. Köylüoğlu, özellikle diyabet hastalarının şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları veya meyveyi tercih etmelerinin daha sağlıklı bir seçenek olacağını ifade etti. Arş. Gör. Köylüoğlu, gün içerisinde aşırı çay ve kahve tüketimi yerine vücudun ihtiyaç duyduğu yeterli miktarda suyun alınmasının önemli olduğunu söyledi. Arş. Gör. Köylüoğlu, "Bayram sürecinde fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesi gerekiyor. Özellikle yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler hem sindirimin düzenlenmesine hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olacaktır" diye konuştu.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:57
Bayram sofralarında yaşanan aşırı ısrar sağlığı etkileyebiliyor
Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bayram ziyaretlerinde tüketilenlere karşı uyararak, "Özellikle ‘azıcık tadına bakmak’ düşüncesiyle tüketilen yiyecekler biriktiğinde günlük enerji ihtiyacının çok üzerine çıkılabiliyor. Bu durum bayram sonrasında kilo artışı, ödem ve sindirim problemleri olarak geri dönebiliyor" dedi. Bayram sofralarında yaşanan "ısrar kültürü", kimi sağlık zaman sorunlara yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda sağlıklı beslenmenin yolu yalnızca ne yendiğinden değil, sosyal baskıyı yönetebilmekten de geçiyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, "Az ama dengeli tüketim" yaklaşımının bayramda sağlığı korumada büyük önem taşıdığını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. "Hayır" demeyi bilmek gerekiyor Klinik Diyetisyen Özbay, misafire ikramda bulunmanın önemli bir gelenek olduğunu ancak "bir tabak daha ye", "tatlıdan da almalısın" gibi iyi niyetli ısrarların kimi zaman sağlık açısından risk oluşturduğunu belirterek, "Kişi tok olsa bile sosyal baskı nedeniyle yemeye devam edebiliyor. Bu durum ise sindirim problemlerinden kan şekeri dalgalanmalarına, ödemden tansiyon yükselmesine kadar birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Bayram ziyaretlerinde gün boyunca sık aralıklarla yemek tüketmek kan şekeri üzerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Özellikle diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları ve yaşlı bireyler bu durumdan daha fazla etkileniyor. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerin kontrolsüz tüketimi tansiyon yükselmelerine ve halsizlik şikayetlerine yol açabiliyor" diye konuştu. Sürekli atıştırmak günlük enerji alımını artırıyor Kısa süre içinde farklı evlerde ikramların tüketildiği bayram ziyaretlerinde yenilen şerbetli tatlılar, şekerli içecekler, çikolatalar veya hamur işlerinin gün sonunda fark edilenden çok daha fazla kalori alımına neden olabildiğini belirten Özbay, "Bayram boyunca çay, kahve ve gazlı içecek tüketimi belirgin bir şekilde fazlalaşıyor. Ancak bu içeceklerin suyun yerini tutmadığını unutmamak gerekiyor. Yeterli miktarda su tüketilmemesi ise halsizlik, baş ağrısı, ciltte kuruluk ve yorgunluk hissini arttırıyor. Gün içerisinde düzenli su içmek hem sindirimin desteklenmesine hem de tokluk hissinin korunmasına katkı sunuyor. İkramlıkların yanında şekerli içecekler yerine suyun tercih edilmesi ise en doğru tercih oluyor. Bayram döneminde çocukların beslenme düzeni de sık sık değişebiliyor. Şeker, çikolata, gazlı içecek ve işlenmiş gıda tüketiminin artması çocuklarda mide problemleri, iştahsızlık ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Bunun önüne geçebilmek için çocukların tamamen kısıtlanması yerine porsiyon kontrolü sağlanması daha doğru bir yaklaşım oluyor. Ayrıca, bayram boyunca çocukların ana öğün düzeninin korunması ve fiziksel aktivitelerinin desteklenmesi de önem taşıyor" şeklinde konuştu.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:15
Siirt’te böbrek taşı hastasına ’nokta atışı’ müdahale
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. Şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği ’stone-free’ yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi. Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:10
Siirt’te böbrek taşı hastasına ’nokta atışı’ müdahale
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği ’stone-free’ yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi. Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor. (ÜD-AKK-Y)
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mayıs 2026 Pazar- 11:53
İstanbul’da 77 yaşındaki hastaya hayati müdahale: "Belirti vermiyor, içimizdeki saatli bomba"
2
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 19:28
Dalaman Şerefler Mahallesi’nde basınç sorunu giderildi
3
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
4
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:03
Uzmanlardan ’Magnezyum çılgınlığı’ uyarısı: "Sosyal medya nedeniyle gereksiz bir vitamin kullanımı var"
5
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:07
Uzmanından kurban eti uyarısı: "En az 12-24 saat dinlendirin"
21 Nisan 2025 Pazartesi - 16:06
Van’da bayılma ve nöbet şikayetlerinde artık sevk tarih oluyor
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, nörolojik tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir adım olarak görülen "Video EEG Monitörizasyon" birimini hizmete sundu. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hizmet vermeye başlayan Video EEG Monitörizasyon Birimi, özellikle nöbetlerin gözlemlenmesi ve beyin elektriksel aktivitelerinin detaylı olarak incelenmesinde büyük önem taşıyor. Uzman hekim kadrosu eşliğinde gerçekleştirilecek ileri tetkik, hem tanı sürecini hızlandıracak hem de tedavi planlamasına önemli katkılar sağlayacak. Birim sayesinde epilepsi başta olmak üzere çeşitli nörolojik hastalıkların tanısında daha hızlı, doğru ve kapsamlı değerlendirme yapılabilecek. Daha önce yalnızca büyük merkezlerde yapılabilen bu ileri tetkik, Van’da da uygulanabilir hale geldi. Böylece, benzer şikayetlerle farklı illere sevk edilmek zorunda kalan hastalar, kendi şehirlerinde teşhis ve tedavi imkânına kavuşmuş oldu. "Bayılma ve nöbet ayrımının yapılamadığı hastalarda büyük önem taşıyor" Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, daha önce hastanede mevcut olmayan Video EEG’nin hizmete sunulduğunu belirtti. Hastaların tetkik için uzak illere veya başka merkezlere gitmek zorunda kalmayacağını ifade eden Başhekim Sarıkaya, "Yönetim anlayışımızda iki temel ilke var. Birincisi, hastaların uzak illere sevk edilmesini gerektirecek tüm eksikleri gidermek; ikincisi ise hekimlerimizin tanı sürecinde, ayırıcı tanılarda ellerini güçlendirecek her türlü imkânı sağlamaktır. Bu tetkik özellikle bayılma ve nöbet ayrımının yapılamadığı hastalarda büyük önem taşıyor. Çünkü bu tür şikayetlere yol açan birçok hastalık bulunmakta; kalp hastalıkları, psikolojik hastalıklar ve nörolojik hastalıklar gibi. Bazen bu hastalıkların EEG’ye yansıyan belirtileri olabiliyor. Ayırt edebilmek için bu yöntemde hastanın beyin dalgaları kayıt altına alınırken eş zamanlı olarak video kamera ile görüntü kaydı da yapılıyor. Daha sonra bu kayıtlar, şüpheli durumların yaşandığı saatlerde izlenerek hastanın davranışları ve ortaya çıkan değişiklikler değerlendirilerek tanıya ulaşılmaya çalışılıyor. Uzun zamandır bu konuda emek veren ekip arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum" dedi. Hastaneye kazandırılan cihazın birçok fayda sağlayacağını dile getiren Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Ayvaz Yeler ise "Özellikle gerçek nöbet ile yalancı nöbet ayrımının yapılmasında, uzun süre tanı konulamayan ya da aile tarafından fark edilip tanıda güçlük yaşanan vakaların netleştirilmesinde büyük katkı sunacaktır. Aynı şekilde yalancı nöbet tanısı almış, ancak aslında başka bir durumu olan hastaların da doğru şekilde teşhis edilmesine yardımcı olacaktır" diye konuştu. Epilepsinin halk arasında "sara hastalığı" olarak bilindiğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Mustafa Kiraz da, "Vücutta titreme ve bilinç değişikliği ile karakterize, nörolojik bir hastalıktır. Toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında görülmektedir. Epilepsi tanısı bazen psikojen nöbetlerle karışabildiğinden tanı koymak güçleşebilir. Bu nedenle hastalara uzun süreli Video EEG Monitorizasyonu yapılarak daha doğru tanı konulabilmektedir. Video EEG’nin amacı; hastayı saatlerce, bazen günlerce izleyerek doğru tanıyı koyabilmektir. Dirençli epilepsi hastaları için ise bazen epilepsi cerrahisi gerekebilir. Bu nedenle Video EEG bizlere bu süreçte önemli katkılar sağlar" şeklinde konuştu. Nöroloji Uzmanı Dr. Muhammet Okay Örün ise hastanede Video EEG Monitörizasyon Odasının kurulduğunu dile getirerek, "Bu odada hastalarımıza saatlik, günlük, hatta gerektiğinde bir hafta ya da birkaç hafta süren Video EEG çekimleri yapılabilmektedir. Hastaların başına yerleştirilen elektrotlarla beyin aktiviteleri kaydedilirken aynı anda video görüntüleri de alınmaktadır. Bu yöntem sayesinde epileptik odaklar tespit edilebilmektedir. Amacımız, bu ünite aracılığıyla epilepsi tanısını kesinleştirmektir" dedi.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 15:39
Bitlis’te 5 bin 382 hastaya ek randevu
BİTLİS (İHA) – Bitlis’te Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu bekleyen 6 bin 393 kişiden 5 bin 382’sine telefonla ulaşılarak ek randevu oluşturuldu. Açıklamalarda bulunan Bitlis İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Gökhan Güzeltaş, Bitlis Tatvan Devlet Hastanesinde Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu bekleyen hasta sayısının 6 bin 393 kişi olarak tespit edildiğini belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ulaşabilmesini sağlamak amacıyla farklı branşlarda ek randevular planlanarak talepte bulunan hastalarımıza öncelik verilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde, 5 bin 382 hasta talebi değerlendirilmiş ve hastalarımıza telefonla ulaşarak ek randevular oluşturulmuştur. Böylece bu hafta, normal randevulara ek olarak 5 bin 382 hastamıza daha sağlık hizmeti sunulmuştur. Bu sürecin hayata geçirilmesinde gönüllülük esasıyla fedakarca görev alan tüm hekim arkadaşlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum. Özverili katkılarınız, vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmada çok kıymetlidir. Ayrıca, bu organizasyonun planlanmasında ve etkin bir şekilde yürütülmesinde büyük emekleri olan Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Gökmen Reyhanlı’ya ve değerli yönetim ekibine teşekkürlerimi sunuyorum. MHRS yoğunluğunu azaltmak ve ilimizde sağlık hizmetlerinin daha etkin, ulaşılabilir ve sürdürülebilir şekilde sunulması en önemli önceliklerimizdendir" dedi.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 15:23
Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde Çocuk Poliklinikleri sanatla renklendi
Döşemealtı Devlet Hastanesi ile Halil Akyüz Anadolu Lisesi iş birliğinde hayata geçirilen anlamlı bir proje kapsamında, hastanenin çocuk hastalıkları polikliniği koridorları lise öğrencilerinin yaptığı duvar resimleriyle renkli ve neşeli bir görünüme kavuştu. Halil Akyüz Anadolu Lisesi’nin resme ilgi duyan öğrencileri, Resim Öğretmenleri Ayşen Boran Danışman ve Pınar Sağırkaya Arklan rehberliğinde gerçekleştirdikleri bu çalışma ile çocuk hastaların hastane ortamında kendilerini daha mutlu ve güvende hissetmelerini amaçladı. Poliklinik alanına yansıtılan hayal gücü ve renkler, çocukların moral ve motivasyonuna olumlu katkı sağladı. Boyama çalışmalarının tamamlanmasının ardından Halil Akyüz Anadolu Lisesi Müdürü Osman Yılmaz’ın da katılımıyla, projede görev alan öğrencilere Döşemealtı Devlet Hastanesi yöneticileri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Sağlık ve eğitimin güç birliğiyle gerçekleşen bu proje, öğrenciler açısından da sosyal sorumluluk bilinci kazandıran örnek bir uygulama olarak takdir topladı.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 14:56
Emekliliğe ayrılan 45 yıllık hekime veda yemeği
Samsun’da emekliliğe ayrılan 45 yıllık kalp cerrahı doktora veda yemeği düzenlendi. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, uzun yıllar boyunca sağlık camiasına hizmet eden ve kliniğin önceki dönem şefliğini yürüten Kalp ve Damar Cerrahı Opr. Dr. Atila Kanca, emekli oldu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 45 yıl boyunca hekimlik yapan Opr. Dr. Atila Kanca, son 11 yılını Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde geçirdi. Emekliye ayrılan deneyimli cerrah için hastane yönetimi tarafından veda organizasyonu gerçekleştirildi. Düzenlenen geceye klinikte görev yapan doktorlar, hemşireler, perfüzyonistler ve diğer sağlık çalışanlarının yanı sıra geçmiş yıllarda klinikte hizmet vermiş hekim ve hemşireler de katıldı. Opr. Dr. Atila Kanca, meslek hayatı boyunca özellikle İstanbul Siyami Ersek Kalp Hastanesi ve Samsun’daki çalışmalarıyla kalp cerrahisine önemli katkılar sundu. Binlerce ameliyata imza atan Kanca, veda gecesinde meslek anılarını konuklarla paylaştı. Gece boyunca, kliniğin yıllık 400’ün üzerinde açık kalp ameliyatı gerçekleştiren güçlü ve dinamik yapısı da bir kez daha vurgulandı. Veda programı, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 14:31
Malatya’da depremin psikolojik ve sosyolojik etkileri siliniyor
Malatya’da 6 Şubat depremlerinin psikolojik ve sosyolojik yaraları, sosyal etkinliklerin yaygınlaştırılması ile sarılıyor. "Gücün Ritmi Asrın Sesi" projesi ile Malatya’da 14-29 yaş arası bireyler, depremin olumsuz izlerini düzenlenen çeşitli etkinliklerle siliyor. Türk İşaret Dili Eğitmeni Emine Yaşar tarafından Efsane Spor Kulübü işbirliği ile hazırlanan "Gücün Ritmi Asrın Sesi" projesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından onaylanarak proje kapsamında faaliyetlere başlandı. Battalgazi Belediyesi tarafından gençlerin hizmetine sunulmak üzere Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne tahsis edilen Hanımınçiftliği Gençlik Merkezi’de uygulamaya konulan "Gücün Ritmi Asrın Sesi" projesinin açılışı Nisan ayı içerisinde gerçekleşmişti. Açılışa, Battalgazi Kaymakamı Erkan Savar, Malatya Gençlik ve Spor İl Müdürü Ebubekir Kayhan, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Şube Müdürü Murat Ayhan, AK Parti MKYK Üyesi Muhammed Sinan Özhüsrev, Malatya Milli Parklar Müdürlüğü Şube Müdürü Hasan Yazlak, Hanımınçiftliği Gençlik Merkezi Müdürü Ali Batar, Efsane Spor Kulübü yöneticileri, eğitmenler, proje paydaşları, davetliler ve çok sayıda genç katıldı. "Gücün Ritmi Asrın Sesi" projesinin danışmanlığını Cumali Aydoğan, Proje Koordinatörlüğünü Emine Yaşan ve Proje Asistanlığını ise Muhammed Kılınç üstlenirken, 14-29 yaş arası genç bireylerin gerçekleştirilecek olan tüm etkinliklerden ücretsiz olarak yararlanacak. Gençlere yönelik proje kapsamında, nefes terapisi, müzik, savunma sanatları, tırmanış ve benzeri eğitim çalışmaları, gezi programlarının yanı sıra gençlerin taleplerine yönelik çeşitli aktiviteler yer alacak. 14-29 yaş arası tüm gençler, alanında uzman eğitmenler ile aile danışmanı, yaşam koçu, psikolog, sosyolog ve manevi danışmanlar tarafından desteklenecek. "Gücün Ritmi Asrın Sesi" Projesi Koordinatörü Emine Yaşar, proje hakkında bilgiler vererek, projenin Malatya’da bulunan 14-29 yaş arası gençler için önemli olduğunu söyledi. Koordinatör Yaşar, projenin hazırlanmasında, onay sürecinde ve uygulamaya konulma sürecinde emeği geçenlere teşekkür ederek, ‘’Malatya’mızda afetten etkilenen 14-29 yaş arası tüm gençlerimiz sosyal ve psikolojik yönden desteklenmeleri projede önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Gençlerimizin sosyal hayata yeniden katılımlarını sağlamak, onların daha güçlü, daha özgüvenli, daha bilinçli ve daha umutlu bireyler haline gelmelerini desteklemek ve bu suretle gençlerimiz üzerinde oluşan korku, güvensizlik, kaygı bozukluğu, sosyal ve kültürel travmaların etkilerini azaltılması için sosyolog, psikolog, yaşam koçu, manevi danışmanlar, aile danışmanı ve alanında uzman eğitmenler tarafından eğitim ve seminerler düzenlenerek, birebir görüşmeler yapılacak ve bireysel olarak ta desteklenecektir. Projemiz kapsamında 10 ay süre ile ücretsiz olarak alanında uzman eğitimciler tarafından kahkaha ve nefes atölyesi, ritim ve müzik atölyesi, savunma sanatları atölyesi, tırmanış sporlar atölyesi gibi atölyelerde eğitimler düzenlenecek. Ayrıca gezi programlarımız, yemek ve cay sohbetlerimiz, sinema günlerimiz ve daha birçok sosyal etkinlikler düzenlenecektir" dedi. "Gücün Ritmi Asrın Sesi" Projesi Koordinatörü Emine Yaşar, 6 Şubat depremlerinin gençler üzerinde hala olumsuz etkilerinin olduğunu ve bu olumsuz etkileri hep birlikte aşmak için mücadele ettiklerini ve tüm gençleri Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Hanımınçiftliği Gençlik Merkezi’ne beklediklerini sözlerine ekledi.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 14:27
HHDD Tıp Hukuku kongresi düzenliyor
Hekimlerle Hukuksal Dayanışma Derneği tarafından düzenlenecek olan Tıp Hukuku Kongresi‘nde malpraktis davaları ile ilgili önemli bilgiler ele alınacak. Hekimlerle Hukuksal Dayanışma Derneği tarafından Gaziantep’te, 26-27 Nisan’da Tıp Hukuku Kongresi düzenlenecek. Kongrenin Başkanlığını Dr. Av. Cengiz Bayram, Kongre Onursal Başkanlığını Op. Dr. Samet Bayrak yapacak. Kongrede Adli Tıp Kurumu açısından Malpraktis davaları ve hekimlerin sorumluluğu, Ceza Hukuku açısından uygun tıbbi müdahale, Danıştay nezdinde hekimlerin malpraktisten kaynaklanan tazminat davalarına bakışı, diş hekimlerinin hukuki sorumluluğu, hekimler açısından taksirle öldürme ve görevi kötüye kullanma suçları, hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının ceza soruşturma süreci ve 7406 sayılı yasa, hekimlerin disiplin sorumluluğu, Kadın, Doğum Hekimleri aleyhine açılan davaların analizi, tıbbi ilaç kaynaklı zararlarda eczacıların ve hekimlerin sorumluluğu, tıbbi malpraktis davalarında zaman aşımı ve hak düşürücü süreler, tıbbi malpraktis tazminat davalarında Yargıtay’ın aydınlatma yükümlülüğüne yaklaşımı, hekimlerin mesleki sorumluluk sigortalarında karşılaştığı sorunlar konuları ele alınacak. Dr. Av. Cengiz Bayram, kongreye tüm hekim ve avukatları davet ederek, "Misyonumuz; Türkiye’de birçok sorun yaşayan hekimlerin yaşadıkları hukuksal sorunlara destek olmak ve bunlara çözüm aramaktır. Vizyonumuz; Türkiye’de görev yapan hekimlerin yaşadıkları hukuki sorunlarının çözümü aşamasında kendi alanında uzman saygın hukukçular ve 81 ilimizde merkeze bağlı olarak görev yapan hukukçular aracılığıyla onlarla dayanışma içinde olmaktır. Özellikle son yıllarda, sağlık hizmeti sunumunda önemli yeri olan hekimler ekonomik, sosyal ve hukuki anlamda birçok sıkıntı yaşamaktadır. Bu sıkıntılar; birçok hekimin mesleği bırakmasına, birçoğunun yurt dışına gitmek ve mesleğe orada devam etmek için yollar aramasına yol açmaktadır. Bu kapsamdaki bir diğer tehlike ise cerrahi branşlarda uzmanlaşma istek ve eğiliminin hızla azalmaya başlamış olmasıdır. Öyle ki bu gidişle bazı branşlarda uzman hekim bulunamaması söz konusu olacak, bu da toplum sağlığı açısından ciddi ölçüde risk oluşturacaktır. Bizler, ülkemizin sağlık gücü ve geleceğinin emaneti ve teminatı olan hekimlerimize hukuksal destek vererek var olan sorunların çözümüne az da olsa katkı sağlamak amacıyla yola çıktık. Mesleki faaliyetleri nedeniyle idare ile yargı ile şiddet ile özlük hakları ile ilgili sorunlar yaşayan hekimlerimizin yalnız olmadığını hissettirmek istiyoruz. Bu bakımdan kongremizin faydalı olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 14:27
Diyadin’de büyükbaş hayvanlar için aşılama ve küpeleme seferberliği
Ağrı’nın Diyadin İlçesinde, 2025 yılı için İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından büyükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve kulak küpeleme çalışmaları hızla devam ediyor. Diyadin İlçesinde, 2025 yılı için İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yürütülen büyükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve kulak küpeleme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Proje, bölgedeki hayvan sağlığını koruma altına almak ve tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla kapsamlı bir şekilde planlandı. Veteriner hekimlerin özverili çabalarıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, büyükbaş hayvanlar çeşitli bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanıyor ve kimliklendirme süreci olan kulak küpeleme işlemleri titizlikle gerçekleştiriliyor. Uzman ekipler, sahada hem hayvan sahiplerini bilgilendiriyor hem de uygulamaları yerinde hayata geçiriyor. İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri, projenin yalnızca hayvanların sağlığını güvence altına almakla kalmadığını, aynı zamanda bölge hayvancılığına ve ekonomisine de ciddi katkı sunduğunu ifade etti.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 13:24
Tüp bebek tedavisi kanser hastaları ve ilerde anne olmak isteyenler için de uygun bir yöntem
Tüp bebek tedavisinin yalnızca infertilite tanısı konan çiftlere değil, gebeliği ertelemek isteyen çiftler ve kanser hastaları için de uygun bir yöntem olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Nicel Taşdemir "Genetik hastalık, kanser teşhisi aldıktan sonra ya da ilerde anne olmak isteyenler için de tüp bebek yöntemi kullanılıyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Nicel Taşdemir tüp bebek (IVF - İn Vitro Fertilizasyon) tedavileri hakkında önemli bilgiler verdi. Kadın üreme potansiyelinin yaşla birlikte azalmasının, tüp bebek yönteminin sosyal nedenlerle gebeliği erteleyen bireyler tarafından da tercih edilmesine neden olduğunu belirten Doç. Dr. Taşdemir, 35 yaş altındaki çiftlerin bir yıl, 35 yaş üzerindeki kadınların ise altı ay boyunca düzenli ve korunmasız şekilde ilişkiye girmelerine rağmen gebelik oluşmuyorsa tüp bebek merkezlerine başvurmaları gerektiğini söyledi. 40 yaş üstü kadınlarda ise beklemeden ya da en fazla üç ay içinde başvuru yapılması gerektiğini vurguladı. Tüp bebek tedavisinin hem kadına hem de erkeğe bağlı infertilite nedenleri için uygulanabildiğini ifade eden Doç. Dr. Taşdemir "Kadına bağlı nedenler arasında tüplerin tıkalı olması, endometriozis, hormon dengesizlikleri ve yumurta rezervinin azalması bulunurken; erkeğe bağlı kısırlık nedenleri arasında düşük sperm sayısı, sperm hareketliliği ve şekil bozukluğu ile sperm kanalında tıkanıklık yer alıyor. Bazı çiftlerde tüm test sonuçları normal olsa da gebelik oluşmayabiliyor. Buna da ‘açıklanamayan infertilite’ deniliyor" diye konuştu. "SMA gibi hastalıkların önüne geçebilir" Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan hastalarda da tüp bebek tedavilerinin önemli avantajlar sunduğunu aktaran Doç. Dr. Taşdemir, düşüklerin önemli bir nedeninin genetik faktörler olabileceğini ifade etti. Bu tür durumlarda Preimplantasyon Genetik Test (PGT) yöntemiyle embriyolardan alınan örneklerle genetik tarama yapılabildiğini; böylece transfer öncesi sağlıklı embriyoların seçilerek genetik hastalıkların ayıklanabileceğini dile getirdi. Özellikle SMA ve talasemi gibi kalıtsal hastalıkların bu yöntemle önlenebileceğini; ayrıca organ nakli gereken hastalar için genetik olarak uyumlu kardeş seçiminin de tüp bebek tedavileriyle mümkün olabildiğini sözlerine ekledi. "İlerde anne olmak isteyen kadınlar bu yönteme başvurabiliyor" Kadın yaşının ilerlemesiyle birlikte yumurta sayısı azalırken, kalan yumurtaların genetik kalitesinin de düştüğünü belirten Doç. Dr. Taşdemir "Bu durum, tüp bebek başarısını olumsuz etkiliyor. Yumurtalık rezervi azalmadan önce başvurulması tedavi başarısını önemli ölçüde artırıyor. Yumurta kalitesi azalmadan yapılacak başvuru ile sağlıklı gebelik şansı yükseliyor ve embriyolar yıllarca saklanabiliyor" dedi. "Kanser hastalarında doğurganlık korunabiliyor" Tüp bebek tedavisinin aynı zamanda onkolojik tedavi görecek bireyler için de önemli fırsatlar sunduğuna değinen Doç. Dr. Taşdemir "Kanser tanısı alan kadınlar, tedaviye başlamadan önce tüp bebek merkezlerine başvurarak yumurtalarını saklayabiliyor. Bu sayede kemoterapi gibi yumurtalık rezervine zarar verebilecek tedavilerden etkilenmeden, ileride çocuk sahibi olma şansı korunmuş oluyor. Aynı şekilde testis tümörleri ya da hematolojik hastalıklar nedeniyle tedavi alacak erkekler de sperm hücrelerini dondurarak gelecekteki baba olma şanslarını koruyabiliyor" diye konuştu. Tüp bebek tedavileri sadece mevcut infertilite sorunlarını çözmekle kalmadığını vurgulayan Doç. Dr. Taşdemir "Bu yöntem gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen bireyler için de güçlü bir koruma sağlıyor. Önemli olan, bu süreci zamanında başlatmak" dedi. Erken başvuru sayesinde, teknolojik ve tıbbi imkanlarla bebek sahibi olma hayalinin mümkün hale geldiğini sözlerine ekledi.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 13:08
Elazığ’da Çocuk İzlem Merkezi koordinasyon toplantısı
Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Çocuk İzlem Merkezi il koordinasyon kurulu toplantısı düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Sağlık Bakanlığı Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı hedefleri ve çocuk istismarı ile etkin mücadele kapsamında Çocuk İzlem Merkezi il koordinasyon kurulu toplantısı düzenlendi. Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Nülüfer Kılıç başkanlığında düzenlenen toplantıya, kurul üyesi kamu kurumu yetkilileri, idareciler ve ilgili birim çalışanları katıldı. Toplantıda, Çocuk İzlem Merkezinde verilen hizmetlerin genel bir değerlendirmesi yapıldıktan sonra, kurumlar arası işbirliğinin etkinliği, karşılaşılan sorunlar ve önceki dönemlerin faaliyetleri hakkında sunum yapılarak, 2025 yılı hedefleri hakkında öneri ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 12:18
Fransız doktordan Bursalı hekimlere övgü
Yurt dışından ve Güney Marmara’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanlarının yoğun ilgi gösterdiği Skafoid Kemiği Sempozyumunda üç oturumda 16 bildiri sunuldu. Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr.AhmetÖzkul’un da katıldığı sempozyumda dünyaca ünlü kadın el bileği cerrahı Fransız doktor Ahlam Arnaout da sunum yaptı. Toplantı açılışında konuşan Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul böyle bir toplantıya ev sahibi yapmak yapmaktan yana mutluluklarını dile getirdi. Hayat Hastanesi olarak bilimsel ve akademik çalışmaları çok önemsediklerini belirtti ve düzenlenen toplantının geleneksel hale gelmesini temenni ettiklerini ifade etti. Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası El Bileği Merkezleri’nin (IWC) temsilcisi olarak belirlenen Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Medikal Direktörü Uzm. Dr. Fatih Özkul ile de görüşen IRCAD-IWC Üyesi Dr. Ahlam Arnaout, "Hayat Hastanesini çok beğendim. Bu Hastane aynı zamanda IWC’nin resmi temsilcisi. IWC-Bursa’daki el bileği artroskopisi ekipmanlarının kalitesinden gerçekten etkilendim. Bursa‘daki el bileği artroskopisi cihazlarının teknolojik yatırımı mükemmel. El Cerrahisi ekibinin bilimsel seviyesi üst düzeyde. Bu güzel şehirde el bileği cerrahisinde önemli ilerlemeler kaydettim. Bu merkezin kurulmasındaki özveri ve emeklerinden dolayı Hayat Hastanesi’nde çalışan çok değerli arkadaşlarım Prof. Dr. Tufan Kaleli ve Doç. Dr. Abdullah Küçükalp’i gönülden kutluyorum. IWAS Kursları Türkiye’de devam ediyor, 3-4 Kasım 2025’te Antalya’da yapılacak etkinlik için Antalya’ya dönmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Prof. Dr. Tufan Kaleli’yi ve bu yeni cerrahi tekniklere katkıda bulunan tüm Türk meslektaşlarımı yürekten tebrik ediyorum. Bu ziyaret, aynı zamanda arkadaşlarım Doç. Dr. Ali Cavit ve Doç. Dr. Kutay Yılmaz ile de yeniden karşılaşmak için harika bir fırsattı" dedi. El bileği artroskopisi ameliyatlarını ve konsültasyonlarını da gözlemleyen dünyaca ünlü kadın el bileği cerrahı Fransız doktor Ahlam Arnaout, Güney Marmara’daki ortopedi ve travmatoloji uzmanlarının büyük ilgi gösterdikleri sempozyumda iki konferans verdi.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 11:51
Doç. Dr. Yücel: "Aort yırtılması erkeklerde, kadınlara oranla 2-3 kat daha sık görülür"
Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Doç. Dr. Habil Yücel, "Aort yırtılması için diğer risk faktörleri arasında ileri yaş da bulunmaktadır. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerekir. Erkeklerde, kadınlara oranla 2-3 kat daha sık görülür" dedi. Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Doç. Dr. Habil Yücel, aort yırtılması ve korunma yollarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Aort yırtılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açacağını söyleyen Doç. Dr. Yücel, "Aort yırtılması, son zamanlarda ülkemizde de gündemde olan ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Öncelikle aortun ne olduğundan bahsetmek isterim. Aort, kalpten çıkan en büyük atardamardır ve kalpteki temiz kanın tüm vücuda dağıtılmasını sağlar. Aort yırtılması, damar duvarının iç ve orta tabakası arasında oluşan bir yırtık sonucu kanın damarın dışına değil, bu tabakalar arasına sızmasıyla meydana gelir. Bu durum, dolaşımın bozulmasına ve ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Hem teşhisi hem de tedavisi zor olan, ölümcül olabilen bir tablodur" dedi. Aort yırtılmasına karşı düzenli olarak kalp muayenelerini yaptırılmasının önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yücel, "İlk olarak, herkesin düzenli olarak yıllık kalp muayenelerini yaptırması büyük önem taşır. Kalp kontrolleri sırasında eğer aortta genişleme tespit edilirse özellikle 4,5 cm üzerindeyse mutlaka kardiyoloji uzmanının önerdiği aralıklarla daha sık kontrole gidilmelidir. Bir diğer önemli nokta ise risk faktörlerini kontrol altına almaktır. Bunların başında ise kontrolsüz hipertansiyon gelmektedir. Ne yazık ki ülkemizde tansiyon ölçüm sıklığı düşüktür ve bu da hipertansiyonun geç fark edilmesine neden olmaktadır. Bazı hastalar, şikayetleri olmadığı için tedaviye uyum göstermemekte, "ilaç almasam da olur" düşüncesiyle ciddi risk altına girmektedir. Oysa hipertansiyon, ‘sessiz katil’ olarak tanımlanır ve belirti vermese bile kalp, böbrek, beyin ve büyük atardamarlarımız özellikle de aort üzerinde ciddi tahribatlara yol açabilir. Bu nedenle düzenli kan basıncı ölçümü ve tedaviye uyum çok önemlidir. Aort yırtılması için diğer risk faktörleri arasında ileri yaş da bulunmaktadır. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerekir. Erkeklerde, kadınlara oranla 2-3 kat daha sık görülür. Bu nedenle erkeklerin bu konuda daha bilinçli olmaları önemlidir. Sigara kullanımı da önemli bir risk faktörüdür; bu nedenle sigaranın bırakılması önerilir" ifadelerini kullandı.
21 Nisan 2025 Pazartesi - 11:11
Akçadağ’da öğrenciler, halkın şeker ve tansiyonunu ölçtü
Malatya’nın Akçadağ ilçesi Ziya Gökalp Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından Dünya Sağlık Haftası kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. İlçe merkezinde kurulan sağlık standında, kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların ateş, tansiyon ve şeker ölçümleri yapıldı. Öğrenciler, hem teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı buldu hem de halk sağlığına katkı sundu. Sağlık bilincinin artırılması ve erken teşhisin önemi konusunda farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği etkinliğe vatandaşlar yoğun katılım sağladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder