Son Dakika
|
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
İran, Tel Aviv'i vurdu
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
İran Kızılayı: "ABD ve İsrail, 636 ayrı noktada bin 332 saldırı düzenledi"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Beyaz Saray: "İran’a yönelik saldırıların hedeflerine 4 ila 6 hafta içinde ulaşılması bekleniyor"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocuklarla iftarda buluştu
İsrail: "Lübnan’a yönelik saldırılarda İran ve Hizbullah’a ait karargahlar imha edildi"
Küçükçekmece’de otomobil iki kadına çarptı: 1’i ağır 2 yaralı
İran Devrim Muhafızları, IKBY ve Kuveyt’e yönelik saldırı görüntülerini paylaştı
Merz:" İran’da sonsuz bir savaş çıkarımıza değil"
Trump: "İran ile şartsız teslimiyet dışında hiçbir anlaşma yapılmayacak"
SAĞLIK
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
07 Mart 2026 Cumartesi - 01:15:06
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü, ev, iş veya trafik kazaları ile doğal afetlerde hayati öneme sahip ilk müdahaleleri yapabilecek personel yetiştirmek amacıyla temel ilk yardım eğitimleri düzenledi. Müdürlük bünyesinde alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimler, her hafta 2 günlük ve toplamda 16 saatlik teorik ve pratik dersleri kapsıyor. Bu kapsamda bu hafta, Müdürlüğe bağlı personeller planlama dahilinde Temel İlk Yardım Eğitimleri aldı. Eğitimler, ilkyardım bilincinin geliştirilmesi, ilkyardım eğitimi almış kişi sayısının artırılması ve konuya duyarlılığın sağlanmasını hedefliyor.
06 Mart 2026 Cuma - 17:37
Karapınar’da yeni aile sağlığı merkezinin protokolü imzalandı
Konya’nın Karapınar ilçesine bağlı Yeşilyurt Mahallesinde yapılacak olan yeni aile sağlığı merkezinin protokolü imzalandı. Yeşilyurt Mahallesi, önemli bir sağlık yatırımına kavuşuyor. Hayırsever vatandaş Mehmet Tekincan’ın katkılarıyla Yeşilyurt Mahallesi’nde inşa edilecek olan Mehmet ve Adalet Tekincan Aile Sağlığı Merkezi için Konya’da protokol imzalandı. Protokol imza törenine Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Karapınar Belediye Başkanı İbrahim Önal, AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Ersoy, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Hazım Uğur, İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Oğuzhan Pekince ve hayırsever Mehmet Tekincan katıldı. Aile sağlığı merkezinin Yeşilyurt Mahallesi’nde sağlık hizmetleri konusunda önemli bir katkı sağlayacağına vurgu yapan yetkililer, hayırlı olmasını diledi.
06 Mart 2026 Cuma - 17:04
Bağımlılık ‘bir kereden bir şey olmaz’ ile başlıyor
Yeşilay Haftası kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen etkinlikte uzmanlar, bağımlılığın beyindeki etkilerini ve toplumsal sonuçlarını anlattı. Konuşmacılar, "bir kereden bir şey olmaz" düşüncesiyle başlayan sürecin zamanla ciddi bağımlılıklara dönüşebildiğini belirterek, bu mücadelede ilk adımın sigaradan uzak durmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını artırmak olduğunu vurguladı. Sağlıklı Yaşam İçin Bağımlılıkla Mücadelede Çok Boyutlu Yaklaşımlar etkinliği OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde düzenlendi. Etkinlik kapsamında bağımlılıkla mücadelenin bireysel ve toplumsal boyutları ele alındı. Bilim İletişim Ofisi tarafından organize edilen "Sağlıklı Yaşam İçin Bağımlılıkla Mücadelede Çok Boyutlu Yaklaşımlar" etkinliğinde konuşan OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, "Bağımlılık yapan maddelerin ilk anda vermiş olduğu yalancı bir haz vardır. Bunun oluşturduğu bir algı var. Çevremizdeki insanlar bunu kullanıyor ve tavsiye ediyorsa biz de bu algıya kapılarak maalesef ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyerek o maddeyi kullanıyoruz. Bir kişi A maddesini ilk defa kullandığında örneğin 100 birim dopamin salınımı gerçekleşiyor. Kişi normal bir olayda mutlu olduğunda, örneğin dersten geçtiğinde ya da yemek yediğinde 5 birim dopamin salınımı oluyor ve tekrar sıfıra geri geliyor. Ancak kişi A maddesini kullandığında 100 birim salgılanıyor, daha sonra o sıfıra geri inemiyor. Artık eksiye düşüyor. Eksi 10’a düştüğünde anksiyete, kaygı, huzursuzluk ve yoksunluk sendromları ortaya çıkmaya başlıyor. Beyniniz size oyun oynamaya başlıyor ve ‘tekrar bu maddeyi kullanırsan bu hâlden kurtulursun’ diyor. Kişiler de o hâlden kurtulmak için tekrar kullanıyor. Ancak artık 100 birim salgılanmayacak. Eksi 10’da olduğu için 90 birim salgılanacak ve kişi bu sefer eksi 20’ye düşecek. Daha sonra o kişi o maddeden haz alamaz hâle geliyor. Haz alamadığı için maddenin dozunu artırmaya başlıyor. Sonra yine lezzet alamaz hâle gelince maddeyi değiştirmeye başlıyor. Bu süreçte en büyük sorun, bağımlının ‘ben bağımlıyım’ dememesidir. ‘Ben istesem bırakırım’ düşüncesi ortaya çıkıyor. Bu şekilde bağımlılık artarak devam ediyor. Öncelikli olarak mücadelemizi sigarayla vermemiz gerekiyor. Bunu üstüne basa basa söylüyorum. Bağımlılığa giden yollara baktığımızda en başta sigara geliyor. Bir kişi sigara içmeden kolay kolay diğer maddeleri kullanmaz. Sigara bu işin emekleme safhasıdır. Hayatımızda güzellikleri artırmamız lazım. Öncelikli olarak spor yapmamız gerekiyor" dedi. "Konuşmadığımız zaman, dokunmadığımız zaman bağımlılığımızın çok farkına varmıyoruz" Yeşilay Samsun Şubesi Başkanı Emre Güneş, "Durağan bir hayatımız varsa, bu durum ister istemez bizi teknolojiye itiyor. Hiç yoksa film izlerken bir şeyler atıştırıyoruz. Bu da sağlığımızı bozabiliyor. Samsun’da Yeşilay Spor Kulübü’nü kurduk. Çocukları, gençleri ve aileleri spora teşvik etmek için çalışmalar yürütüyoruz. Aslında konuşmadığımız ve dokunmadığımız zaman bağımlılığımızın çok farkına varmıyoruz. Bu noktada dikkat etmemiz gerekiyor. Sonrasında çok büyük zararlar verebiliyor. Örneğin Dubai çikolatası ilk çıktığında ‘Almamız lazım’ dedik. İlk defa yediğimizde çok büyük haz aldık. Ancak sonraki yemelerimizde o haz yok. İşte bağımlılık böyle bir şey" diye konuştu. Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Hasan Arslan ise öğrencilere bağımlılığın tehlikelerini ve özgür birey olmanın önemini anlattı. Gençlerin hayat hikâyelerini kendi ellerinde tutmaları gerektiğini belirten Arslan, bağımlılığın hem bireyleri hem de ailelerini etkilediğini vurguladı. Ayrıca narkotik maddelerin beyindeki etkilerini ve davranış kontrolünü nasıl bozduğunu örneklerle açıkladı. Arslan, kendi deneyimlerini de öğrencilerle paylaştı. Program kapsamında öğrenciler, narkotik arama köpeği Hector ile tanışma fırsatı da buldu. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Bilgilendirme stantları açıldı Öte yandan, OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi, 1–7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Halk Sağlığı Hemşireliği İntörn Uygulaması dersi alan öğrenciler ve Yeşilay Gönüllüleri ile birlikte üniversitenin çeşitli yerleşkelerinde bilgilendirme stantları açtı. Stantlarda bağımlılık konusu ele alındı. Dağıtılan materyaller ve yapılan bilgilendirmeler; tütün ve alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı ile kumar ve sanal kumar bağımlılığı konularını kapsayarak sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılmasına yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan broşürler aracılığıyla katılımcılara bilgilendirme yapılarak öğrencilerin soruları cevaplandırıldı. Etkinlik bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturulması hedefiyle tamamlandı.
06 Mart 2026 Cuma - 16:05
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
Samsun’da hizmet veren özel bir hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ünü kadınlar oluşturuyor. Hastanede bu kapsamda kadınların emeklerini gösteren fotoğraf sergisi açıldı. Medicana International Samsun Hastanesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Kadın Cesarettir" temalı fotoğraf sergisi düzenledi. Hastanede çalışan kadınların fotoğraflarından oluşan serginin açılışı, Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu tarafından yapılırken, Armutlu ayrıca hastanede çalışan kadın personele günün anlam ve önemine ilişkin bileklik hediye etti. Sağlık sektöründe kadınların önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Güner Armutlu, sektörün insan hayatına doğrudan dokunan ve yoğun emek gerektiren alanlardan biri olduğunu söyledi. Armutlu, "Sağlık sektörü insanların en çok umut bağladığı alanlardan biridir. Bu alanda en büyük katkı ise kadınlara düşüyor. Hastanemizde 800 personel görev yapıyor ve bunların 503’ü kadınlardan oluşuyor. Aynı tablo grubumuz genelinde de geçerli. Medicana Sağlık Grubu bünyesinde yaklaşık 7 bin çalışan bulunuyor ve bunların yüzde 73’ü kadınlardan oluşuyor. Kadınların olduğu yerde emek, özveri ve çaba vardır. Bu da sağlık hizmetlerinde kaliteyi beraberinde getiriyor" dedi. Kadınların emeğinin ölçülmesinin mümkün olmadığını ifade eden Armutlu, sergiyle hastanede görev yapan kadınların emeklerine dikkat çekmek istediklerini belirterek tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Hastanenin lobisinde açılan fotoğraf sergisinin 5 gün boyunca ziyaret edilebileceği bildirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 12:17
Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği
2
06 Mart 2026 Cuma- 11:08
Sağlıklı oruç için sahur atlanmamalı, iftar kontrollü yapılmalı
3
06 Mart 2026 Cuma- 09:49
Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar
4
05 Mart 2026 Perşembe- 15:10
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti
5
06 Mart 2026 Cuma- 10:36
Bursalı doktor ölümüyle 5 hastaya umut oldu
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:46
Uzm. Dr. Demirkan: "Depresyon tedavi edilebilir"
Psikiyatri Uzmanı Dr. Arda Kazım Demirkan, depresyonun tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, depresyon hakkında önemli bilgilendirmelerde bulundu. İnsanların bazen depresyonla geçici mutsuzluğu birbiriyle karıştırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Demirkan, "Depresyon, bazen sadece mutsuzluk ile bazen de hem mutsuzluk, hem de kaygılı bir ruh haliyle birlikte kişinin düşüncesinde, konuşmasında, hareketlerinde ve fizyolojik işlevlerinde bir yavaşlamanın olduğu ve bunlarla birlikte değersizlik, isteksizlik, yetersizlik, karamsarlık hislerinin eşlik ettiği bir sendromdur" diye konuştu. "Mutsuzluk geçici bir duygu olabilir" Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, "Konuşma dilinde ‘mutsuz ve karamsar’ hissettiğimizde kendimizi ’depresyondayım’ diyerek ifade ediyoruz. Halbuki mutsuzluk, depresyonun bir parçası olabileceği gibi daha sık olarak günlük yaşam olaylarının getirdiği geçici bir duygu olabilir. Mutsuzluğun, depresyonun bir parçası olup olmadığını belirlemek önemlidir çünkü tedavi gerekip gerekmediğine karar vermemizi belirler" ifadelerine yer verdi. "Depresyon tedavi edilebilir" Depresyonun, tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirkan, "Kişi, ömrü boyunca bir defa depresyona girebileceği gibi, birden fazla kez de girebilir. Böyle durumlarda her bir depresyon süresince uygun tedavi yöntemlerine başvurmak kişinin hem ruh, hem beden sağlığı bakımından önemlidir. Kişide depresyon geçmişi özellikle mevsimsel depresyon geçmişi varsa belirtilerin ilk çıkmaya başladığı tarihlerde yardım alması önem kazanmaktadır. Birçok rahatsızlıkta olduğu gibi problem ne kadar çabuk tespit edilip, tedavi süreci ne kadar çabuk başlarsa, iyileşme de o kadar kısa sürer" şeklinde konuştu.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:13
Balıkesir’de kadınlara yerinde sağlık hizmeti
Balıkesir’de Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, il merkezi, ilçe ve köylerde yaşayan kadınları evlerinden servis araçlarıyla alarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) götürüyor. Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma kapsamında, kanser taramalarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla kadınlar bulundukları mahalle ve köylerden servislerle alınarak hastaneye ulaştırılıyor. KETEM’de yapılan taramalarda, erken teşhisin önemine dikkat çekilirken, kadınlara meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserlere yönelik ücretsiz tarama hizmeti sunuluyor. Uygulamanın özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken kadınlar için büyük kolaylık sağladığı gözlemlenirken, taramaların da düzenli olarak belirli aralıklarla devam edeceği bildirdi. Yapılan uygulama hakkında bilgi veren Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü KETEM biriminde görevli Dr. Zeynep Selin Kurplikaya, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’nde meme, rahim ağzı ve kolorektal kanseri taramalarını tamamen ücretsiz ve randevusuz bir şekilde gerçekleştirdiklerini söyledi. Kurplikaya, "Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak özellikle köylerde yaşayan ancak merkez ilçelerde de yaşayan tüm vatandaşlarımıza sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla belli çalışmalar yürütüyoruz. İlçe Sağlık Müdürlüğümüze ait araçla hastalarımızı evlerinden alıyoruz. Daha sonra ise KETEM birimimize getiriyoruz. Gerekli tarama ve kontrolleri sağladıktan sonra tekrardan evlerine kadar bırakıyoruz. Bu sayede özellikle de kırsal alanda yaşayan ve sağlık hizmetlerine erişimi zor olan hastalarımızın erişimini kolaylaştırmış oluyoruz" dedi. Aralık ayında Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü, KETEM birimi olarak yaklaşık 800 hastaya tarama işlemi gerçekleştirdiklerini ifade eden Dr. Zeynep Selin Kurplikaya, "Bunlardan taşıma ile gelen hastalarımızdan 43 tanesine kolorektal kanser tarama kiti vermiş olup, 25 vatandaşımıza da HPV taramasını yaptık. Özellikle bu şekilde ilçe sağlığımızın yürüttüğü taramalarla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Bu taramaları vatandaşlarımız yalnızca KETEM’lerde değil, Aile Sağlık Merkezlerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde yine ücretsiz bir şekilde yaptırabilir. Biz kendi taradığımız hastalarımızın eğer ki ileri tetkik yapılması gerekiyorsa kendilerini Balıkesir Devlet Hastanesi KETEM Teşhis Merkezine yönlendiriyoruz. Ve takip süreçlerini yine oradan hastalarımızın devam ediyoruz. Bu kanser taraması kapsamında yapılan bu programlarla hem kanseri erken teşhis etmiş oluyoruz, hem de toplumsal sağlık oranını büyük ölçüde arttırmış oluyoruz. Unutmayalım kanserde erken teşhis hayat kurtarır" şeklinde konuştu. Vatandaşlar ise gerçekleştirilen bu uygulamadan memnun olduklarını dile getirdiler.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 14:51
Aydın Büyükşehir Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete girdi
Aydın Büyükşehir Belediyesi Nazilli Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Başkan Özlem Çerçioğlu’nun katıldığı tören ile hizmete girdi. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Nazilli Sümerpark içerisinde, yapımı tamamlanan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bugün düzenlenen törenle hizmete açıldı. 6 poliklinik ile hizmet verecek olan Ağız ve Diş Sağlığı Polikiliniği’nde vatandaşlar, ağız ve diş sağlığına yönelik tüm hizmetlerden mesai saatleri içerisinde ücretsiz olarak yararlanabilecek. Hafta içi 08.30 - 18.00 saatleri arasında hizmet vereceği belirtilen polikliniğin çevre ilçelerden gelecek olan vatandaşlara da hizmet sunacağı öğrenildi. Öte yandan kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlara yönelik mobil araçlarla ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulacağı da öğrenildi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, polikliniğin Nazilli’ye hayırlı olmasını temenni ederek, "Birincisini Nazilli’de, ikincisini Söke’de, üçüncüsünü de Efeler’de olmak üzere Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni açıyoruz. Buradaki kliniğimize sizlerle beraber ziyarete geldik. Bu hizmetin biz çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca mobil araç olarak 5 araçla başlıyoruz. Hedefimiz bu araç sayısını 202ye çıkarmak. Bu mobil araçlarla kırsal mahallelerdeki başta çocuklarımız olmak üzere vatandaşlarımıza hizmet vereceğiz. Vatandaşlarımız bu hizmetlerden ücretsiz olarak faydalanacak. Tüm Aydınımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi. Poliklinik açılışına Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, Yenipazar Belediye Başkanı Malik Ercan, Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya, Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, Aydın Büyükşehir Belediyesi daire başkanlıkları, AK Parti Nazilli İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 14:03
PSMA PET ile prostat kanserinde net ve güvenilir görüntüleme
Doç. Dr. Erdem Sürücü, PSMA PET-BT’nin prostat kanserinde milimetrik düzeydeki odakları dahi tespit edebilen, güvenilir ve hasta dostu bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyledi. Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer alırken, hastalığın doğru evrede ve doğru yöntemle değerlendirilmesi tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Son yıllarda tıp dünyasında öne çıkan PSMA PET, görüntüleme, prostat kanserinin tanı, evreleme ve tedavi takibinde dikkat çekiyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü’nden Doç. Dr. Erdem Sürücü, PSMA PET-BT hakkında bilgi verdi. Prostat kanserine özel akıllı görüntüleme Doç. Dr. Erdem Sürücü, PSMA PET-BT, prostat kanseri hücrelerini hedef alacak şekilde tasarlanmış özel bir görüntüleme yöntemi olduğunu belirterek, "Prostat kanseri hücrelerinde yoğun bulunan PSMA adlı proteine bağlanan işaretli maddeler sayesinde, kanserli dokular vücutta net biçimde görüntülenir. Bu özellik, yöntemi klasik görüntüleme tekniklerinden ayırır. PSMA PET-BT, milimetrik düzeydeki kanser odaklarını bile tespit edebilme kapasitesine sahiptir. Bu sayede hastalığın yayılımı erken dönemde tespit edilebilir, tanıdaki belirsizlikler ortadan kalkar ve tedavi süreci daha doğru planlanır" dedi. Kişiye özel tedavi yaklaşımının önemli bir parçası PSMA PET-BT genellikle prostat kanseri tanısı almış ve PSA değeri yükselen veya tedavi sonrası nüks şüphesi bulunan hastalarda kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Sürücü, "Yüksek risk grubundaki hastalarda ve orta risk grubundaki hastalarda evreleme ve yeniden evreleme amaçlı, ya da lokal veya sistematik tedavi almış hastalarda tedavi yanıt değerlendirme amaçlı yapılabilir. PSMA PET-BT sayesinde tedavi ve cerrahi planlama en güvenilir şekilde yapılabilir. Cerrahi gerekliliği daha doğru belirler, radyoterapi alanları hassas şekilde planlanmasını sağlar, ilaç ve hormon tedavilerinin etkinliği değerlendirmesinde kullanılır" şeklinde konuştu. Güvenilir, kontrollü ve hasta dostu bir yöntem Doç. Dr. Sürücü son olarak, "PSMA PET-BT, bilimsel çalışmalarda etkinliği kanıtlanmış, güvenilir bir görüntüleme yöntemidir. Kullanılan radyoaktif madde düşük dozda olup kısa sürede vücuttan atılır. İşlem ağrısızdır ve hastanede yatış gerektirmez. PSMA PET çekimi genellikle aynı gün içinde tamamlanır. İşlem sonrasında hastalar günlük aktivitelerine rahatlıkla devam edebilir. Özel bir iyileşme süreci gerektirmez" diye konuştu.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:46
Prof. Dr. Güler kadınları uyardı
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Güler, rahim ağzı kanserinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen, ancak erken teşhisle tamamen kontrol altına alınabilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Ayşe Güler, modern tıbbın sunduğu imkanlarla rahim ağzı kanserinin "korkulu bir rüya" olmaktan çıktığını belirterek, "Biz bu hastalığı henüz oluşmadan yakalayabiliyoruz. Ancak bunun tek bir şartı var, ertelememek. Kadınların kendini iyi hissetmesi, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmeyebilir. Çünkü, rahim ağzı kanseri özellikle erken evrede belirti göstermeyebiliyor. Özellikle adet dönemleri dışında görülen düzensiz kanamalar, cinsel ilişki sonrası kanama veya ağrı, alışılmışın dışında ve kötü kokulu akıntılar ile geçmeyen kasık ağrıları en önemli uyarıcı işaretlerdir. Bu belirtilerden biri bile varsa, beklemek yerine mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır. Unutmayın, bu belirtiler her zaman kanser demek değildir, ancak kontrol altında olmak hayat kurtarır" dedi. Düzenli tarama testleri ve HPV aşısının hastalıktan korunmada önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Güler, "Smear testi ve HPV testi kanser oluşmadan önceki hücresel değişimleri bile gösterebilir. Böylece hastalık ortaya çıkmadan önlem almak mümkün hale gelir. Tarama programlarıyla birlikte değerlendirildiğinde hastalığın görülme riski ciddi ölçüde azalır" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ayşe Güler, çağrıda bulunarak, "Sessizce ilerleyen bu süreci, modern tıbbın gücüyle durdurmak elimizde. Kendinize bir iyilik yapın ve sağlığınızı şansa bırakmayın" diye konuştu.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:41
Batman’da Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde bir ilk: Alt çene kırığı başarıyla tedavi edildi
Batman’da Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen ileri cerrahi operasyonla, alt çene kırığı bulunan bir hasta başarıyla tedavi edildi. Yaklaşık iki hafta önce geçirdiği kaza sonrası ağız açmada kısıtlılık, yüz bölgesinde şişlik ve ağrı ile kapanış bozukluğu şikayetleriyle Batman Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine başvuran 29 yaşındaki Murat Aykut’un yapılan klinik ve radyolojik incelemelerinde sağ alt çene kırığı tespit edildi. Kırık kemik segmentlerinin hareketli olması ve birbirinden ayrılma eğilimi göstermesi nedeniyle hastaya açık cerrahi tedavi uygulanmasına karar verildi. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen bu yöntemle hasta genel anestezi altında ameliyata alındı. Ameliyat sırasında ağız içinden yapılan kesiyle kırık hattına ulaşıldı. Enfeksiyon riski taşıyan 20 yaş dişi çekilirken, kırık kemik segmentleri anatomik pozisyonuna getirildi ve titanyum plak ile vidalarla sabitlendi. Herhangi bir komplikasyon yaşanmadan tamamlanan operasyonun ardından hastanın genel durumunun iyi olduğu, klinik bulgularının stabil seyrettiği öğrenildi. Aynı gün taburcu edilen hasta takibe alındı. Gerçekleştirilen bu operasyon, Batman Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde ileri cerrahi imkanların etkin şekilde kullanılmaya başlandığını gösterirken, benzer vakalarda hastaların il dışına sevk edilmeden nitelikli ve güvenli sağlık hizmetine erişebileceğini ortaya koydu. Ameliyat, Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Ebru Baydan Çol tarafından gerçekleştirildi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:40
Ufuk Özkan’ın sağlık durumu ile ilgili açıklama
Karaciğer yetmezliği teşhisiyle sevenlerini üzen oyuncu Ufuk Özkan’ın tedavisi Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde sürüyor. Süreç hakkında Medipol Sağlık Grubu’ndan kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yapıldı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:32
Uzm. Dr. Sağlam’dan Lenfoma uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Buğra Sağlam, son dönemlerde toplumda farkındalığı artmasına rağmen hala birçok kişinin geç farkettiği lenfoma (lenf bezi kanseri) hakkında uyarılarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Uzm. Dr. Buğra Sağlam, birçok kişinin geç fark ettiği lenfoma (lenf bezi kanseri) hakkında uyarılarda bulundu. Dr. Sağlam, özellikle lenfomanın başlangıçta belirti vermeden ilerleyebildiğini ve bu nedenle erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı. "Hastalar "geçer" diye bekliyor, hastalık ilerliyor" Uzm. Dr. Buğra Sağlam, lenfomanın çoğu zaman soğuk algınlığı veya halsizlik gibi basit durumlarla karıştırıldığını belirterek, "Boyunda, koltuk altında veya kasıkta ortaya çıkan ve geçmeyen şişlikleri ‘önemsiz’ sanıp aylarca bekleyen çok fazla hastayla karşılaşıyoruz. Ne yazık ki bu bekleme süresi hastalığın ilerlemesine neden olabiliyor" dedi. Lenfomanın sık görülen belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Sağlam, "Gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli halsizlik, uzun süreli ateş, vücutta ele gelen şişlikler, iştahsızlık ve yorgunluk. Bu belirtilerden birden fazlasını yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor. erken teşhis tedavi başarısını büyük ölçüde arttırıyor" ifadelerini kullandı. "Lenfoma artık tedavi edilebilir hastalıklar arasında" Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde kullanılan modern tanı yöntemleri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Buğra Sağlam, PET-CT, ileri kan tahlilleri ve biyopsi teknikleri sayesinde hastalığın doğru şekilde sınıflandırıldığını belirtti. Dr. Sağlam, "Lenfoma, doğru evrede yakalandığında yüksek oranda kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Artık çok sayıda tedavi seçeneğimiz var. Kişinin hastalık tipine, yaşına ve genel sağlık durumuna göre bireysel tedavi planı yapıyoruz" İfadelerine yer verdi. Dr. Sağlam, lenfomanın birçok alt türü olduğunu, her hastaya aynı tedavinin uygulanamayacağını ve tedavi sürecinin tamamen kişiye özel belirlendiğini ifade etti. Gaziantep’teki hastalar için hem tanı hem de tedavi sürecinin tek çatı altında, koordineli bir şekilde yürütülmesinin önemli bir avantaj olduğunu belirten Dr. Sağlam, "Vücudunuzda normal olmadığını düşündüğünüz bir değişiklik fark ettiğinizde bunu hafife almayın. Erken tanı, lenfoma tedavisinin en kritik adımıdır. Ne kadar erken gelirseniz tedavi şansımız o kadar yüksek olur" diye konuştu. Lenfomanın günümüzde doğru tedaviyle büyük oranda kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Buğra Sağlam, toplumda farkındalığın artması gerektiğini belirtti. Hastalığın erken fark edilmesi için düzenli kontrollerin ve belirtilere karşı duyarlılığın önem taşıdığını söyledi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:33
"Kasık fıtığında laparoskopik yöntemle hayata daha hızlı dönüş mümkün"
Kasık fıtıklarının genel cerrahi pratiğinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Caner Akgül, "Laparoskopik yöntemle daha küçük cerrahi kesiler, daha az ameliyat sonrası ağrı ve işe/günlük hayata çok daha hızlı dönüş hedeflenir. Modern teknoloji sayesinde hastalarımız ameliyattan kısa süre sonra eski konforuna kavuşabiliyor" dedi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Caner Akgül; kasık fıtıklarında tanı süreci, belirtiler ve laparoskopik cerrahi uygulamaları hakkında önemli bilgilendirmede bulundu. Dr. Akgül, fıtığın erken dönemde fark edilmesinin tedavi başarısını artırdığını söyledi. Fıtığın genellikle vücudun zorlandığı anlarda kendini gösterdiğini ifade eden Op. Dr. Caner Akgül, en yaygın belirtileri şöyle sıraladı: "Hastalarımız çoğunlukla kasık bölgesinde oluşan bir şişlik veya kabarıklık şikayetiyle bizlere başvuruyor. Bu şişlik; ağır kaldırma, öksürme, hapşırma veya ıkınma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda daha belirgin hale gelirken, hasta sırt üstü uzandığında genellikle kaybolur. Ayrıca bölgede yanma, çekilme hissi veya zaman zaman bacağa vuran künt bir ağrı da tipik belirtiler arasındadır." Tanı koyarken izlenen yolu anlatan Op. Dr. Akgül, "Kasık fıtığı tanısı büyük oranda tecrübeli bir cerrahın yapacağı fizik muayene ile konulur. Muayene sırasında fıtığın türünü (direkt, indirekt veya femoral) ve içeriğini belirlemek cerrahi planlama için kritiktir. Şüpheli durumlarda veya sporcu fıtığı gibi ayırıcı tanı gerektiren vakalarda ultrasonografi veya dinamik MR tetkiklerinden yararlanarak tanıyı kesinleştiriyoruz" dedi. "Amaç ağrıyı azaltmak ve hayata hızla dönmek" Cerrahi tedavide kapalı yöntemlerin hastaya büyük konfor sağladığını söyleyen Akgül, "Laparoskopi operasyonlarında karın duvarına açılan milimetrik girişlerden kamera ve ince el aletleriyle işlem yapılır. Bu yöntemle daha küçük cerrahi kesiler yapıldığı için ameliyat sonrası ağrı minimal düzeye iner. Uygun hasta seçimiyle enfeksiyon ve yara yeri sorunları en aza indirilir" şeklinde konuştu. İyileşme sürecinin 4 temel avantajı Op. Dr. Caner Akgül, laparoskopik fıtık cerrahisinin hastalar üzerindeki etkilerini şu başlıklarla özetledi: "Küçük kesi ve estetik. Büyük ameliyat izleri yerine, sadece birkaç milimetrelik deliklerden işlemin tamamlanması. Minimal ağrı. Kas dokusuna daha az müdahale edildiği için hastaların ameliyat sonrası ağrı kesici ihtiyacının azalması. Erken aktivite. Hastaların genellikle ameliyatla aynı gün ayağa kalkabilmesi ve kısa sürede taburcu olması. Hızlı iş başı. Özellikle aktif çalışma hayatı olan hastaların 1 hafta gibi kısa bir sürede iş hayatına dönebilmesi." "Fıtık cerrahisi kişiye özel planlanmalı" Op. Dr. Akgül, modern cerrahideki yaklaşımlara ilişkin ise "Cerrahide başarı, sadece el becerisiyle değil, kanıta dayalı tıp prensiplerini her hastaya özel olarak uyarlamakla mümkündür. Bugün uyguladığımız laparoskopik yöntemler, binlerce vaka üzerinde yapılan klinik çalışmaların ve uluslararası kılavuzların süzgecinden geçerek ’altın standart’ haline gelmiştir. Bilimsel veriler bize şunu net bir şekilde gösteriyor, doğru teknikle yerleştirilen yamalar ve kapalı yöntem cerrahisi; açık cerrahiye oranla daha az kronik ağrı, daha düşük enfeksiyon riski ve çok daha hızlı bir iyileşme süreci sunuyor. Bizim görevimiz, bu güncel ve kanıta dayalı verileri, en yüksek teknolojiyle birleştirerek hastalarımızın hizmetine sunmaktır. Amacımız sadece fıtığı onarmak değil, bilimin ışığında hastanın yaşam kalitesini en güvenli şekilde geri kazandırmaktır" ifadelerini kullandı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:20
Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ruh sağlığına güçlü destek
Niğde Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, her yaş grubundan bireyin ruh sağlığını korumak ve güçlendirmek amacıyla ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunuluyor. Alanında uzman psikologlar eşliğinde verilen hizmetlerle, stresle baş etme becerilerinin artırılması, psikolojik iyi oluşun desteklenmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor. Psikolog Melike Taşdöğen; ruh sağlığını koruma ve güçlendirme amacıyla vatandaşlara psikolojik danışmanlık hizmeti verdiklerini belirterek, "Ruh sağlığı koruma ve güçlendirme amacıyla vatandaşlarımıza psikolojik danışmanlık hizmeti veriyoruz. Vatandaşlarımız randevularını MHRS üzerinden ya da Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki vaka koordinatörleri aracılığıyla oluşturabilirler. Görüşmelerimizi haftada bir veya iki haftada bir olacak şekilde planlıyoruz. Bu süreçte bireysel danışmanlık, stres, kaygı, öfkeyle baş etme ve aile içi iletişim gibi konuları ele alıyoruz. Bireysel farkındalık ve psikoeğitim çalışmalarıyla kişilerin daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyoruz" dedi. Ruh sağlığının en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğuna dikkat çeken Taşdöğen, ruh sağlığının bir lüks değil temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak vatandaşlara sağlıklı günler diledi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:07
Genel anestezi çocuklarda diş tedavisi için güvenli bir seçenek sunuyor
Diş tedavilerinde genel anestezi sayesinde çocuğun yapılan işlemleri hatırlamadığını belirten Diş Doktoru İrem Selek, "Tedavi sırasında istemsiz hareketler olmaz. Bu da diş hekiminin işlemleri daha sağlıklı ve kontrollü şekilde yapmasına imkan tanır" dedi. Çocuklarda diş tedavileri, yetişkinlere kıyasla daha hassas bir süreci ifade ediyor. Özellikle küçük yaş gruplarında korku, kaygı ve tedaviye uyum sorunları sık görülüyor. Bu durum, kimi zaman çocuğun psikolojisini, tedaviye uyumunu hatta ilerleyen yıllarda diş hekimiyle kuracağı ilişkiyi bile doğrudan etkileyebiliyor. Küçük yaş gruplarında, yoğun diş hekimi korkusu yaşayan çocuklarda ya da özel ihtiyaçlı çocuklarda klasik yöntemlerle tedavi her zaman mümkün olmayabiliyor. Medline Adana Hastanesi Diş Doktoru İrem Selek, bu gibi durumlarda doğru şartlarda uygulanan genel anestezinin güvenli bir tedavi seçeneği olduğunu söyleyerek önemli bilgiler verdi. Karar beraber verilmeli Dr. İrem Selek, çocuklara uygulanan diş tedavilerinde genel anestezinin bir "kolay yol" değil, doğru hasta seçimi yapıldığında çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını koruyan bir yöntem olduğunu belirtti. Dr. Selek, "Amaç yalnızca dişleri tedavi etmek değil, çocuğun diş hekimiyle olan ilişkisini sağlıklı bir temelde başlatmaktır aynı zamanda. Her çocuk özeldir ve bu nedenle genel anestezi kararı mutlaka diş hekimi ve anestezi uzmanı tarafından birlikte değerlendirilmelidir. Genel anestezi, çocuğun tamamen uyutulduğu, ağrı, korku ve stres hissinin ortadan kaldırıldığı kontrollü bir tıbbi uygulamadır. Diş tedavilerinde genel anestezi sayesinde çocuk, yapılan işlemleri hatırlamaz ve tedavi sırasında istemsiz hareketler olmaz. Bu da diş hekiminin işlemleri daha sağlıklı ve kontrollü şekilde yapmasına imkan tanır. Her çocuk için genel anestezi gerekli değildir. Ancak bazı durumlarda en doğru ve hatta kaçınılmaz seçenek olabilir. Özellikle 3-6 yaş arası tedaviye uyum sağlayamayan çocuklar, aşırı diş hekimi korkusu olanlar, ağız içinde çok sayıda çürüğü bulunan ve uzun sürecek tedaviler gereken hastalar, özel ihtiyaçlı çocuklar ya da daha önce travmatik diş hekimi deneyimi yaşamış çocuklar için genel anestezi önemli bir alternatiftir. Bu tür vakalarda tedaviyi zorla ve parça parça yapmak hem çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyebilir hem de tedavilerin yarım kalmasına neden olabilir" diye konuştu. Güvenli bir seçenek sunuyor Ebeveynlerin genel anesteziyle ilgili en büyük endişesinin güvenlik olduğunu kaydeden Selek, "Günümüzde hastane ortamında, anestezi uzmanı eşliğinde ve gerekli tüm ön değerlendirmeler yapılarak uygulanan genel anestezi, bilimsel olarak güvenli kabul edilmektedir. Tedavi öncesinde çocuğun genel sağlık durumu değerlendirilir, gerekirse tetkikler ve ilgili branş konsültasyonları yapılır. Anestezi süreci boyunca çocuğun tüm hayati refleksleri sürekli izlenir. Bu nedenle genel anestezi, kontrolsüz uygulamalarla karıştırılmamalıdır. Genel anestezinin en önemli avantajlarından biri de tüm diş tedavilerinin tek seansta tamamlanabilmesidir. Bu sayede çocuk korku ve stres yaşamaz, psikolojik travma riski azalır ve tedaviler daha kaliteli şekilde yapılır. Aynı zamanda aileler için zaman kaybı da önlenmiş olur. Çocuk, diş hekimi korkusunu pekiştirecek olumsuz hatıralar yaşamadan tedavisini tamamlamış olur. Bilimsel çalışmalar, güvenilir merkezlerde, doğru ve uygun şekilde uygulanan genel anestezinin çocukların gelişimi üzerinde kalıcı, olumsuz bir etkisi olmadığını göstermektedir. Bu doğrultuda, genel anestezi altında çürük tedavileri, dolgular, kanal ve pulpa tedavileri, diş çekimleri, paslanmaz çelik kron uygulamaları, yer tutucu planlamaları, travmaya bağlı diş tedavileri ve ağız hijyeni işlemleri güvenle yapılabilmektedir" ifadelerini kullandı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:07
Uzm. Dr. Filiz Mıhçı: "Migren çocuklukta başlıyor, aileler baş ağrısını asla hafife almamalı"
Çocuk Nörolojisi Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, migrenin çocuklukta başladığını belirleterek, "Aileler baş ağrısını asla hafife almamalı" dedi. Çocukluk ve ergenlik döneminde baş ağrılarının oldukça yaygın görüldüğünü belirten Antalya Memorial Hastanesi Çocuk Nörolojisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, dünya genelindeki araştırmalara göre çocuk ve ergenlerin büyük bölümünde primer baş ağrılarının görüldüğünü söyledi. Mıhçı, migrenin çocukların fiziksel sağlığının yanı sıra okul başarısı, sosyal ilişkileri ve yaşam kalitesi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu ifade etti. "Baş ağrısı çocuğunuza miras kalabilir" Çocuklarda baş ağrılarının primer (temel) ve sekonder (başka bir hastalığa bağlı) olarak iki ana grupta toplandığını belirten Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Çocukluk çağında baş ağrıları ve migren, erken tanı ve uygun yaklaşımla büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir durumdur. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının baş ağrısı şikâyetlerini ciddiye alması ve uzman değerlendirmesini geciktirmemesi son derece önemlidir. Çocuklarda baş ağrıları genel olarak iki ana grupta değerlendirilir" ifadelerini kullandı. Mıhçı, en sık görülen primer baş ağrılarının gerilim tipi baş ağrısı ve migren olduğunu aktararak stres, uykusuzluk, öğün atlama ve bazı besinlerin tetikleyici olabildiğini söyleyerek, "Migren ise genellikle genetik yatkınlığa sahiptir. Ailede migren öyküsü varsa, çocukta migren görülme riski yüzde 50–90 oranında artar" dedi. "Migreni tetikleyen birçok faktör var" Migren ataklarının beyinde serotonin gibi maddelerin değişen salınımına bağlı olarak geliştiğini belirten Mıhçı, okul stresi, uyku düzensizliği, hormonal değişiklikler, hava şartları ve bazı besinlerin migreni tetikleyebileceğini söyledi. "Baş ağrısı başka hastalıkların habercisi olabilir" Baş ağrılarının bazen altta yatan başka bir hastalığın belirtisi olarak görülebildiğini dile getiren Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Baş ağrısı bazen altta yatan başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, farenjit, menenjit, hipertansiyon, kafa travmaları, beyin tümörleri, hidrosefali ve zehirlenmeler buna örnek olabilir. Çocuklarda nadir görülmekle birlikte, giderek artan, kronikleşen veya gece uyandıran baş ağrıları mutlaka araştırılmalıdır" şeklinde konuştu. "Düzenli beslenme ve uyku migrenin anahtarıdır" Baş ağrısının önlenmesinde yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Mıhçı, "Çocukların günde 8–10 saat düzenli uyuması, öğün atlamadan beslenmesi, yeterli sıvı alması ve düzenli egzersiz yapması önemlidir. Stres yönetimi için gevşeme teknikleri, hobiler ve gerekli durumlarda psikolojik danışmanlık faydalı olabilir" diye konuştu. Baş ağrısı günlüğü tutulmasının tetikleyicilerin belirlenmesinde etkili olduğunu söyleyen Mıhçı, okul ortamında su içme ve ara öğün izinlerinin sağlanmasının atakları azaltabileceğini bildirdi. "Baş ağrısı ciddi hastalıkların belirtisi olabilir" Çocuklarda baş ağrısı tedavisinin ağrının şiddetine ve nedenine göre planlandığını belirten Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, gerilim tipi baş ağrılarında basit yöntemlerin yeterli olabildiğini ancak migren ve küme baş ağrılarında özel tedaviler gerektiğini söyledi. Mıhçı, "Uygun tedaviyle altı ay içinde çocukların yaklaşık yüzde 50’sinde belirgin düzelme sağlanabilmektedir. Bu nedenle baş ağrısı olan çocuklar mutlaka çocuk nörolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder