SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58 Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40 KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Çebi, sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutladı
13 Mart 2026 Cuma - 17:01 Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Çebi, sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutladı Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle ilçede faaliyet gösteren hastane ve sağlık merkezlerini ziyaret etti, sağlık çalışanlarının Tıp bayramını kutladı. Büyükçekmece Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da sağlık çalışanlarının fedakarlıklarını unutturmamak ve günlerini kutlamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Büyükçekmece Belediye Meclis Üyesi Mustafa Büyükyılmaz, Büyükçekmece Belediyesi Koordinatörü Seçkin Özdemir ile birlikte ilçe genelinde faaliyet gösteren devlet hastaneleri, özel sağlık kuruluşlarını ziyaret etti. Hastanelerin başhekimleri tarafından karşılanan Başkan Vekili Çebi ve berberindeki heyet doktor, hemşire ve sağlık görevlilerine çiçek takdim ederek, günlerini kutladı. "İnsanlık için kutsal bir görevi üstleniyorlar" Sağlık alanında hizmet veren her sağlık çalışanının toplumlar için büyük bir önem taşıdığını belirten Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "İnsan sağlığını ve yaşam hakkını koruyan, her koşulda sorumluluğunun bilincinde olan hekimlerimiz ve tüm sağlık personelimiz, gece gündüz demeden insanlık için kutsal bir görevi üstleniyorlar. Bu vesileyle hayatımızın her anında yanımızda olan ve kendilerine çok şey borçlu olduğumuz hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor; tüm insanlığa sağlık, huzur ve esenlikler diliyorum" dedi.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, İlber Ortaylı’nın vefatına ilişkin açıklama yaptı: "Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik"
13 Mart 2026 Cuma - 16:45 Sağlık Bakanı Memişoğlu, İlber Ortaylı’nın vefatına ilişkin açıklama yaptı: "Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tarihçi Yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ölümüne ilişkin Ortaylı’nın hayatını kaybettiği hastane önünden açıklama yaptı. Bakan Memişoğlu, "Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik. Herkesin başı sağ olsun" dedi. Sağlık sorunları sebebiyle bir süredir yoğun bakımda tedavi gören 78 yaşındaki Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatına ilişkin Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu Ortaylı’nın hayatını kaybettiği hastane önünden yaptığı açıklamada, "Maalesef, İlber Ortaylı Hocamızı kaybettik, milletimizin başı sağ olsun. Türk milletinin çok değerli bir değeri, gerçekten tarih anlamında da, Türk milleti anlamında da, Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik. Herkesin başı sağ olsun. Biz de aileye başsağlığı dileklerimizi ilettik. Hekim arkadaşlarımıza teşekkür ettik. Başımız sağ olsun. Gerçekten çok büyük değer, çok insan yetiştirmiş, birçok insan yetiştirmiş Türkiye’nin gerçekten tarihi anlamında, geçmişi anlamında bilgili bir dahisi esasen. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Bizler hocamızın ülkemize yaptığı katkılardan dolayı mekanı cennet olsun diye dua ediyoruz. Başımız sağ olsun" ifadelerine yer verdi. (GŞ-
Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtlerle dikkat çektiler
13 Mart 2026 Cuma - 16:41 Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtlerle dikkat çektiler Memorial Kayseri Hastanesi’nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla sağlık çalışanları hastalığa dikkat çekmek amacıyla mavi tişört giydi. Memorial Kayseri Hastanesi’nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık ayı münasebeti ile farkındalık etkinliği düzenlendi. Sağlık çalışanları mavi tişört giyerek hastalığa farkındalık oluşturdu. Farkındalığa destek olan Kemal Oral, "Eşim göğüs kanseri, ben kronik lenfosittik lösemi kanseriyim. Böyle özel günlerin farkında olmak güzel bir duygu. Bugün bizlerde hastaneye kontrol amaçlı geldik, bu etkinliği duyunca katılmak istedik" şeklinde konuştu. "Hastalık kolay şekilde önlenebiliyor" Kolon kanseri hakkında bilgiler veren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Can Yalı "Bizler Mart ayını Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediyoruz. Kolon kanseri zor bir hastalık olmasına rağmen kolay şekilde önlenebiliyor. Erken teşhis ve erken tedavi ile tedavi edilebiliyor. Kolon kanseri genellikle sessiz ilerler. Hastalar bu kanser ile ilgili çok şikâyet yaşamazlar" ifadelerini kullandı. "Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir" Kolon kanserinin çok sinsi bir kanser türü olduğunun altını çizen Dr. Ali Can Yalı, "Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir. Dışkıda gizli kan, kilo kaybı gibi sebepler ile kendini belli edebilir. Sessiz ilerlediği için mutlaka önceden farkına varmak amacıyla test yapmak gerekir. Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanser türleri arasında 3. sıradadır. Kansere bağlı ölümlerde de 2. sırada yer almaktadır. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha az görülmektedir, erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Kolon kanserini yakaladıktan sonra erken ve geç tanı çok önemlidir. Erken tanı koyduğumuzda öncelikli tedavimiz cerrahi işlemdir. Cerrahi olarak kolon kanseri segmentini çıkartarak hastaları tamamen iyileştirebiliyoruz. Geç evrelerde yakalandığında ise hem tedavi zorlaşıyor hem de kemoterapi ve radyoterapi gibi birçok tedavi devreye girebiliyor" ifadelerini kullandı.
Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtler ile dikkat çektiler
13 Mart 2026 Cuma - 16:33 Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtler ile dikkat çektiler Memorial Kayseri Hastanesi’nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla sağlık çalışanları hastalığa dikkat çekmek amacıyla mavi tişört giydi. Memorial Kayseri Hastanesi’nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık ayı münasebeti ile farkındalık etkinliği düzenlendi. Sağlık çalışanları mavi tişört giyerek hastalığa farkındalık oluşturdu. Farkındalığa destek olan Kemal Oral, "Eşim göğüs kanseri, ben kronik lenfosittik lösemi kanseriyim. Böyle özel günlerin farkında olmak güzel bir duygu. Bugün bizlerde hastaneye kontrol amaçlı geldik, bu etkinliği duyunca katılmak istedik" şeklinde konuştu. "Hastalık kolay şekilde önlenebiliyor" Kolon kanseri hakkında bilgiler veren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Can Yalı "Bizler Mart ayını Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediyoruz. Kolon kanseri zor bir hastalık olmasına rağmen kolay şekilde önlenebiliyor. Erken teşhis ve erken tedavi ile tedavi edilebiliyor. Kolon kanseri genellikle sessiz ilerler. Hastalar bu kanser ile ilgili çok şikâyet yaşamazlar" ifadelerini kullandı. "Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir" Kolon kanserinin çok sinsi bir kanser türü olduğunun altını çizen Dr. Ali Can Yalı, "Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir. Dışkıda gizli kan, kilo kaybı gibi sebepler ile kendini belli edebilir. Sessiz ilerlediği için mutlaka önceden farkına varmak amacıyla test yapmak gerekir. Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanser türleri arasında 3. sıradadır. Kansere bağlı ölümlerde de 2. sırada yer almaktadır. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha az görülmektedir, erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Kolon kanserini yakaladıktan sonra erken ve geç tanı çok önemlidir. Erken tanı koyduğumuzda öncelikli tedavimiz cerrahi işlemdir. Cerrahi olarak kolon kanseri segmentini çıkartarak hastaları tamamen iyileştirebiliyoruz. Geç evrelerde yakalandığında ise hem tedavi zorlaşıyor hem de kemoterapi ve radyoterapi gibi birçok tedavi devreye girebiliyor" ifadelerini kullandı. (AG-
Kronik solunum hastalıkları tedavisinde rehabilitasyon programlarıyla nefes kontrolünde olumlu etki
13 Mart 2026 Cuma - 16:10 Kronik solunum hastalıkları tedavisinde rehabilitasyon programlarıyla nefes kontrolünde olumlu etki Diyarbakır’da, Dicle Memorial Hastanesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünden fizyoterapist Sefer Seyitoğlu, kronik solunum hastalıklarında yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmayabileceğini belirterek, rehabilitasyon programları sayesinde hastaların nefes kontrolünün geliştiğine dikkat çekti. Fizyoterapist Sefer Seyitoğlu, pulmoner rehabilitasyonun, solunum sistemi hastalıkları olan bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan kapsamlı bir tedavi yaklaşımı olduğunu söyledi. Bu süreçte fizyoterapistler, doktorlar ve diğer sağlık profesyonellerinin birlikte çalışarak hastaya özel bir program oluşturduğunu belirten Seyitoğlu, özellikle kronik solunum hastalıklarında yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmayabileceğini, rehabilitasyon programları sayesinde hastaların nefes kontrolünün geliştiğini, egzersiz kapasitesi artar ve günlük yaşam aktivitelerini daha bağımsız sürdürebilmelerinin mümkün hale geldiğini ifade etti. Pulmoner rehabilitasyon sürecinde fizyoterapistler hastanın fiziksel kapasitesini değerlendirerek bireye özel egzersiz programları hazırladığını aktaran Seyitoğlu, "Solunum egzersizleri, diyaframatik solunum çalışmaları, hava yolu temizleme teknikleri ve dayanıklılık egzersizleri bu programların temelini oluşturur. Bu uygulamalar sayesinde hastalar nefes darlığını daha iyi yönetmeyi öğrenir ve solunum kaslarının etkinliği artırılır. Düzenli yapılan egzersizler, hastaların fiziksel dayanıklılığını da önemli ölçüde destekler" dedi. Pulmoner rehabilitasyonun en önemli kazanımlarından birinin, hastaların günlük yaşam aktivitelerini daha rahat gerçekleştirebilmesi olduğunu kaydeden Fizyoterapist Seyitoğlu, "Örneğin merdiven çıkarken veya kısa bir yürüyüş sırasında nefes darlığı yaşayan bir kişi, düzenli rehabilitasyon programı sayesinde bu aktiviteleri daha kolay yapabilir. Bu durum yalnızca fiziksel iyileşme sağlamaz, aynı zamanda hastaların motivasyonunu ve psikolojik iyi oluşunu da artırır. Fizyoterapistler ayrıca hastalara enerji koruma teknikleri, doğru postür, solunum kontrolü ve düzenli egzersiz alışkanlığı kazandırarak hastalığın yönetiminde aktif rol almalarını sağlar. Böylece hastalar pasif bir hasta rolünden çıkarak kendi sağlık süreçlerinde daha etkin bir konuma gelir. Pulmoner iyileştirme, kronik solunum hastalıklarının yönetiminde önemli bir tedavi yaklaşımıdır. Bilimsel bilgi ve klinik deneyimle uygulanan fizyoterapi programları, hastaların hem fiziksel fonksiyonlarını hem de yaşam kalitelerini belirgin şekilde artırabilmektedir" diye konuştu.
Çocuk ve ergenlerde uykunun önemi
13 Mart 2026 Cuma - 15:18 Çocuk ve ergenlerde uykunun önemi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan, çocuk ve ergenlerde uykunun, sağlıklı gelişim ve ruhsal iyi oluşun temel taşı olduğunu belirterek, "Aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları, uyku alışkanlıklarını takip ederek ve gerektiğinde destek sağlayarak çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine katkıda bulunabilir" diye belirtti. ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde "13 Mart Dünya Uyku Günü" dolayısıyla Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan tarafından çocuk ve ergenlerde uykunun önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe ESOGÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Canan Özdemir ile Eskişehir Şehir Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Kliniği’nde görev yapmakta olan ve aynı zamanda Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı olan Prof. Dr. Vural Fidan, TUTDER Başkan Yardımcısı Dr. Okay Erözgün ve TUTDER Yönetim Kurulu Üyesi Duygu Tahtacı katılım sağladı. "Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri işler ve uzun süreli hafızaya aktarır" Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, uykunun çocuk ve ergenlerin bedensel, zihinsel ve duygusal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Yeterli ve kaliteli uykunun; öğrenme, hafıza, dikkat, problem çözme ve duygusal düzenleme gibi bilişsel işlevleri desteklediğini anlatan Fidan, "Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri işler ve uzun süreli hafızaya aktarır. Çocuk ve ergenlerin büyüme ve gelişimi için uyku çok önemlidir. Uyku büyüme hormonlarının salgılanmasını destekler, kemik ve kas gelişimini güçlendirir, doku onarımını sağlar ve metabolizmayı düzenler. Ayrıca yeterli uyku, duygusal tepkilerin kontrolünü kolaylaştırır, stresle başa çıkmayı destekler ve sosyal ilişkilerin sağlıklı gelişmesine katkıda bulunur. Uyku eksikliği; kaygı, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite (DEHB) gibi ruhsal sağlık sorunlarını artırabilir. Uyku bozuklukları; davranışsal problemlere, sinirlilik ve öğrenme güçlüklerine yol açabilir. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda uyku sorunları daha sık görülür ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Günümüzde teknoloji ve ekran kullanımı, özellikle yatmadan önce uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uyku hijyenine dikkat etmek önemlidir. Düzenli uyku saatleri belirlemek, yatmadan önce ekran kullanımını sınırlamak, sessiz ve rahat bir uyku ortamı sağlamak uyku kalitesini artırır. Uyku sorunlarının giderilmesinde bilişsel davranışçı terapi ve mindfulness uygulamaları gibi yöntemler faydalıdır. Bu yaklaşımlar uykuya engel olan düşünce ve davranışları değiştirerek uyku kalitesini artırır, kaygıyı azaltır ve çocukların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar. Sonuç olarak, çocuk ve ergenlerde uyku sağlıklı gelişim ve ruhsal iyi oluşun temel taşıdır. Yeterli ve kaliteli uyku hem bedensel hem de zihinsel gelişimi destekler, davranış ve duygusal dengeyi güçlendirir. Aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları, uyku alışkanlıklarını takip ederek ve gerektiğinde destek sağlayarak çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine katkıda bulunabilir" diye belirtti.
Eczacılık ile yarım asırlık şifa yolculuğu
13 Mart 2026 Cuma - 15:14 Eczacılık ile yarım asırlık şifa yolculuğu İznik Belediyesi "Yaşayan İznik Hazineleri" projesinin 43. belgeselinde 54 yıllık eczacı İsmail Yücel’in (84) hayatı konu oldu. İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü "Yaşayan İznik Hazineleri" projesi kapsamında unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla belgeselleştirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak 54 yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel’in (84) hayatı ele alındı. 1942 yılında İznik’te dünyaya gelen İsmail Yücel İlkokulu İznik’te Ortaokulu ise Osmangazi Ortaokulunda okuduktan sonra Bursa Lisesi’nde eğitimine devam eder. Lise son sınıfta babasını kaybettikten sonra Vakıflar Yurdunda eğitimini devam ettiren Yücel, 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne başlar. 4 yıllık üniversite eğitimi sonrası 1964-1965 yıllarında askerlik görevini tamamlar. Hemen ardından 1967 yılında İznik’in dördüncü eczanesi olan Yücel Eczanesini açarak 54 yıl devam ettirir ve 2021 yılında devrederek mesleği bırakır. Yücel iş hayatı boyunca İznikspor Kulübü Başkanlığı görevi ile birçok alanda İznik’e hizmet etmiş ve bu süre içerisinde neredeyse her yıl ilçede vergi rekortmeni olmuştur. Tüm bu hayatı ile İznik’teki hâtıralarını anlattığı ‘Yaşayan İznik Hazineleri’ 43.bölümü İznik Belediyesi’nce yayınlandı. İznik’in yaşayan hazineleri İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği "Yaşayan İznik Hazineleri" belgesellerinin ilki 75 yıllık fıçı ustası Merhum İsmail Alkış ile gerçekleştirildi. İkinci belgesel ise İznik’e bağlı İnikli Mahallesi’nde ikamet eden 20 yıldır bastonculuk ile uğraşan Şükrü Kaya ile gerçekleştirildi. Üçüncü belgesel dünyaca ünlü Müşküle İğne Oyaları ile dördüncü belgesel 62 yıldır küfe sanatı ile uğraşan Hakkı Ateş (76) ile beşinci belgesel 63 yıldır terzilik sanatını icra eden İsmet Acar (75) altıncı belgesel İznik’e bağlı Tacir Mahallesi’nde 50 yıldır Sıcak Demir Ustalığı yapan Necip Saraç (62) ile yedinci belgesel 55 yıldır Yorgan Ustalığı yapan Ali Topkara (68) ile sekizinci belgesel 55 yıldır Radyo ve Televizyon Ustalığı yapan Ekrem Sevim ile dokuzuncu belgesel Çömlek Ustası Hasan Yaman (55) ile onuncu belgesel Saat Ustası Ramis Asa (72) ile on birinci belgesel 70 yıldır Yüncülük mesleği ile uğraşan Süleyman Ferik (84) ile on ikinci belgesel 50 yıldır soba ustası olan Mehmet Topçu (72) ile, on üçüncü belgesel Ahşap Ustası Servet Bağcı (63) ile on dördüncü belgesel yarım asırlık Bisiklet Tamir Ustası Ahmet Aşık (65) ile on beşinci belgesel yarım asırlık terzi ustası Ahmet Turhan (68) ile on altıncı belgesel yarım asırlık matbaa ustası Ramiz Pancar (75) ile on yedinci belgeseli İznikspor’un efsane futbolcusu Kaptan İsmail Hakkı Çelik (69) ile on sekizinci belgeseli yarım asırlık elektrik ustası Mehmet Potur (72) ile on dokuzuncu belgesel yarım asırlık taş ustası Mehmet Arslan (76) ile yirminci belgesel ise otuz sekiz yıldır anahtarcılık ve çilingircilik yapan Kadir Kardaş (64) ile yirmi birinci belgesel kırk üç yıldır motor ustalığı yapan Recep Aksu (65) ile yirmi ikinci belgesel, elli yedi yıldır berberlik yapan Recep Altın (69) ile yirmi üçüncü belgesel elli iki yıldır zirai aletler ustalığı yapan Cemalettin Değirmenci (75) ile yirmi dördüncü belgesel elli üç yıldır ahşap ustalığı yapan İsmail Güneş (78) yirmi beşinci belgesel yarım asırdır esnaflık yapan Kemal Yazan (85) ile yirmi altıncı belgesel yarım asırdır traktör ustalığı yapan Mehmet Eren (65) ile yirmi yedinci belgesel kırk bir yıldır seyyar ve normal bakkalcılık yapan Nurettin Dişli (58) ile yirmi sekizinci belgesel Derbent Dokuma Ustası Hasibe Çiçek (61) ile yirmi dokuzuncu belgesel Batum Göçmeni Osman Nuri Burhan (94) ile otuzuncu belgesel Şair Nazif Sabancı ile otuz birinci belgesel Ressam Erdoğan Solmaz ile (88) otuz ikinci belgesel genç kemençe ustası Ali Öztürk ile otuz üçüncü belgesel sanatçı Hüseyin Acarol ile otuz dördüncü belgesel Mahmut Usta (82) ve Kamil Özbek (78) ile otuz beşinci belgesel müzisyen Faik Doğan (69) ile otuz altıncı belgesel Marangoz Abdullah Çolak (76) ile otuz yedinci belgesel Aşık Fevzi Olgun (78) ile otuz sekizinci belgesel Emekli Öğretmen ve Müzisyen Orhan Hekimoğlu (81) ile otuz dokuzuncu belgesel kırk üç senelik çay bahçesi işletmecisi Murat Sürük (66) ile kırkıncı belgesel Esnaf Kemal Kumcu (72) ile kırk birinci belgesel Eğitimci Mustafa Özen ile kırk ikinci belgesel Ayakkabı Tamircisi (56) Fahrettin Yılmaz ile kırk üçüncü belgesel ise elli dört yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel (84) ile gerçekleştirildi. Yaşayan İznik Hazineleri projesi önümüzdeki süreçte de ustaları ekranlara yansıtmaya devam edecek.
Adet sancısını ‘normal’ sanmayın: Endometriozis uyarısı
13 Mart 2026 Cuma - 15:14 Adet sancısını ‘normal’ sanmayın: Endometriozis uyarısı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, adet döneminde yaşanan bazı şiddetli ağrıların normal olmadığını belirterek, "Bu ağrıları normal bir durum olarak görmeyin ve hekim kontrolünüzü ertelemeyin" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, "Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı bilgilendirmede, toplumda sıkça göz ardı edilen ve normalleştirilen ağrılı adet dönemlerinin aslında ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğine dikkat çekti. Endometriozis hakkında bilgi veren Dr. Şahin, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında bulunmasıyla ortaya çıkan bu hastalığın yalnızca jinekolojik değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini söyledi. Özellikle mide ve bağırsak sorunlarının çoğu zaman kadın hastalıklarıyla ilişkilendirilmediğini ifade eden Şahin, bazı hastalarda sindirim sistemi şikâyetleri ve yediklerini tam sindirememe hissinin de görülebildiğini belirtti. Hastalığın belirtilerine değinen Dr. Kadir Şahin, endometriozisin yoğun adet kanamaları, kalça ve bacaklara vuran şiddetli ağrılar, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, kabızlık, ishal ve sindirim sistemi hassasiyetleri gibi şikâyetlerle kendini gösterebildiğini kaydetti. Sosyal yaşamı kısıtlayacak düzeyde ağrıya yol açabilen bu sorunun, rahim iç tabakasında bulunması gereken dokuların vücudun farklı bölgelerinde yer almasıyla ortaya çıktığını ifade eden Şahin, bu odakların bulundukları bölgelerde ağrı ve iltihabi reaksiyonlara neden olabildiğini dile getirdi. Toplumda adet sancılarının çoğu zaman "normal" kabul edilerek geçiştirildiğini belirten Şahin, bunun da doğru teşhisin gecikmesine yol açtığını söyledi. Birçok kadının bu şikâyetleri jinekolojik bir problem olarak değerlendirmediğini vurgulayan Şahin, doğru teşhis konulduğunda ilaç tedavisi veya cerrahi yöntemlerle hastalığın kontrol altına alınabildiğini ve hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini ifade etti. Mart ayı boyunca sürdürülen farkındalık çalışmaları kapsamında kadınlara çağrıda bulunan Opr. Dr. Kadir Şahin, yaşanan ağrı ve şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek hekim kontrolünün ertelenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Bursa’nın ’Dumansız Hava’ muhafızlarına Sağlık Bakanlığı’ndan teşekkür
13 Mart 2026 Cuma - 14:56 Bursa’nın ’Dumansız Hava’ muhafızlarına Sağlık Bakanlığı’ndan teşekkür Sağlık Bakanlığı tarafından, tütün bağımlılığıyla mücadele çalışmaları kapsamında hem tütün ürünleri kullanan bireylerin sağlıklı hayata adım atması için hem de 4207 sayılı kanun kapsamında kapalı alanlarda tütün denetimlerine yönelik yoğun faaliyet yürütülüyor. Bu kapsamda Bursa’da ve görevlendirildikleri illerde yapılan çapraz denetimlerde yüksek performans gösteren ve en fazla ihlal tespiti yapan tütün denetçileri, bakanlık tarafından teşekkür belgesiyle onurlandırıldı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen tütün denetimlerinde özverili çalışmalar gösteren denetçilerin, bakanlık nezdinde oluşturulan iller arası tütün denetim ekiplerinde görevlendirildiğini dile getirdi. Bu görevlerde gösterdikleri özveri ve yüksek performans sayesinde teşekkür belgesi almayı hak kazanan denetimcileri tebrik eden Çetin, "Tütün bağımlılığı, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın ana sebeplerini oluşturuyor. Bu bağımlılık sadece kullanan bireyleri değil, etrafındaki insanların da hayatlarını riske atıyor. Bu yüzden kapalı alanlarda dumansız hava sahası denetimlerini oldukça önemsiyoruz. Yönetmeliğe aykırı durumlara taviz vermiyoruz." dedi. Bağımlılıktan Kurtulun Denetimlerin yanı sıra tütün ürünü kullanan bireylerin bırakmasına yönelik çalışmalar da yürüttüklerini dile getiren Çetin, "İl genelinde devlet hastanelerimizde ve sağlıklı hayat merkezlerimizde bulunan sigara bırakma polikliniklerinde tütün bağımlılığıyla etkisi kanıtlanmış, bilimsel yöntemlerle hizmet veriyoruz. Tütün bağımlılığından kurtulmak isteyen vatandaşlarımızı, yeni bir başlangıç yapmaları için bu polikliniklere davet ediyorum" şeklinde konuştu.