SAĞLIK
Çocuğunuzun kalp hastası olmasını istemiyorsanız bu 5 öneriye dikkat edin 08 Mart 2026 Pazar - 10:59:21 Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, dünya genelinde her 100 doğumdan birinde, Türkiye’de ise her bin doğumun 8-10’unda görülen doğumsal kalp hastalıklarına karşı erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Dünya Sağlık Örgütü verileri ve ülkedeki istatistikler, çocukluk çağı kalp hastalıklarının sanılanın aksine yaygın bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde her 100 canlı doğumdan birinde kalp anomalisi tespit edilirken Türkiye’de ise her bin doğumun 8 ila 10’unda doğumsal kalp hastalığı görülüyor. Bu oranlar, Türkiye’de her yıl yaklaşık 10-15 bin çocuğun kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini gösterirken gecikmiş tanı ve tedavi eksikliği, bu hastalıkları çocukluk döneminin ciddi sağlık problemlerinden biri haline getirdiği kaydedildi. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Nuri Cömert çocukluk çağında görülen kalp hastalıkları hakkında bilgi verdi. "Doğumsal ya da sonradan gelişen bir kalp hastalığı olabilir" Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının temel olarak iki ana grupta incelendiğini belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Doğumsal (Konjenital) kalp hastalıkları, yapısal bozukluklar: Kalbin odacıkları veya büyük damarlar arasında deliklerin ya da anormal bağlantıların bulunmasıdır. Bu hastalıklar riskli gebeliklerde anne karnında ekokardiyografi (Fetal EKO) ile teşhis edilebilir. Doğum sonrası ise fiziksel muayene, kalp ultrasonu ve kalp kateterizasyonu ile tanı kesinleştirilip tedavi süreci başlanabilir. Edinilmiş (sonradan kazanılmış) kalp hastalıkları: İnfeksiyon kaynaklı 5-15 yaş arasında görülen akut romatizmal ateş veya enfeksiyonlara bağlı gelişen kalp tutulumlarıdır. Pandemi sonrası artan obezite ve hareketsiz yaşam, edinilmiş kalp hastalıklarını tetiklemektedir" dedi. Ebeveynlerin özellikle bebeğin ilk aylarında dikkat etmesi gereken "alarm" niteliğindeki semptomları sıralayan Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Siyanoz: Ağız çevresi ve tırnak diplerinde görülen morarmalar. Solunum güçlüğü: Sık nefes alma veya nefes alırken zorlanma. Gelişim geriliği: Beslenme bozukluğu, yeterli kilo alamama ve aşırı terleme" şeklinde konuştu. "Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir" Ergenlik sürecinin ise artan stres faktörleri nedeniyle kalp sağlığı açısından hassas bir dönem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Bu dönemde görülen çarpıntıların birçoğu zararsız olsa da, nadiren ilaç tedavisi gerekebilir. Bu dönemde spor öncesi tarama önerilmektedir. Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir. Bu nedenle spora başlayacak çocuklarda elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi ile detaylı kontrol yapılması hayati önem taşır" diye konuştu. "Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır" Çocuklarda kalp sağlığını korumak için 5 temel stratejinin olduğunu belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Düzenli sağlık kontrolleri: Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa erken tarama kritiktir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz: Obeziteyi önlemek için tam tahıl ve taze besin odaklı diyet uygulanmalıdır. Çocuklar haftada en az 150 dakika fiziksel aktiviteye yönlendirilmelidir. Sigara ve pasif içicilikten kaçınma: Evde sigara içilmemelidir; pasif içicilik çocukların damar yapısını doğrudan olumsuz etkiler. Enfeksiyon yönetimi ve tedavisi: Aşı takvimine uyulmalı ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Çünkü romatizmal ateş gibi enfeksiyonlar kalp kapakçıklarını etkileyebilir. Stres yönetimi ve uyku: Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır. Aile içi stresin azaltılması kalp ritmini olumlu yönde etkiler" ifadelerini kullandı.
08 Mart 2026 Pazar - 10:38 HPV aşısı yılda 250 bin kadını kurtarabilir Dünyada her yıl 500 bin kadını etkileyen ve yarısını ölüme sürükleyen rahim ağzı kanseri, Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen panelde masaya yatırıldı. Türkiye’de her yıl 2 bin 356 kadına teşhis konulduğuna ve bin 280 kadının bu nedenle hayatını kaybettiğine dikkat çeken uzmanlar; HPV aşısının bu kanser türünü dünya üzerinden silebilecek tek güç olduğunu vurguladı. Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğiyle Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşide; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mustafa Melih Erkan ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, hastalığın tıbbi ve toplumsal boyutlarını çarpıcı verilerle ele aldı. Rahim ağzı kanseriyle mücadelede en kritik kısmı tarama ve aşılama oluşturuyor. Kansere neden olan HPV’ye (Human Papilloma Virüs) karşı aşı ile bağışıklık kazanıldığında, HPV vücutta var olsa bile kanser oluşumu engellenebiliyor. Özellikle Smear ve HPV testlerinin düzenli uygulanması, kanserleşme sürecindeki hücresel değişimlerin 15-20 yıl öncesinden tespit edilmesine imkan tanıyor. Uzmanlar, kanserleşme tam anlamıyla başlamadan yapılacak küçük müdahalelerin, ilerideki ağır cerrahi süreçlerin ve hayati risklerin önüne geçeceğinin altını çizdi. "Aşı ile kanserden kurtulmak mümkün" Panelde konuşan Op. Dr. Mustafa Melih Erkan, rahim ağzı kanserinin dünyada önlenebilir tek kanser türü olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 bin vaka görülüyor ve maalesef 30 bin insan bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Türkiye tablosunda ise her yıl 2 bin 356 yeni teşhis ve bin 280 can kaybı var. Oysa elimizde HPV aşısı gibi bir tedavi var. Avustralya gibi ülkeler yaygın aşılama ile 2035’te bu hastalığı tamamen yok etmeyi planlıyor. Kadın ve erkeklere 9 yaşından itibaren yapılabilen bu aşılama, bir insanın hayatını kurtarmak için en somut adımdır." "Tabular kadın sağlığını tehdit ediyor" Hastalığın sadece biyolojik değil, sosyolojik bir sorun olduğunun altını çizen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, şu uyarıda bulundu: "Toplumun yüzde 80’inin hayatının bir noktasında maruz kaldığı HPV, sadece kadınların değil, bir insanlık sorunudur. Ancak kadınlar toplumsal baskılar nedeniyle Smear testlerini ve rutin kontrollerini bile yaptırmaktan kaçınıyor. Semptom vermeyen bu hastalık, sessizce ilerleyerek geri dönülemez evrelere ulaşıyor. Bu tabulaşmayı yıkmak ve kadın doğum muayenelerini normalize etmek zorundayız."
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34 Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
MUSKİ, 40 yıllık içme suyu hatları değişiyor
21 Ocak 2026 Çarşamba - 13:30 MUSKİ, 40 yıllık içme suyu hatları değişiyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Marmaris ilçesi Karaca Mahallesi’nde vatandaşların özel mülkiyetlerinden geçen ve arızalara müdahaleyi zorlaştırarak kesinti sürelerinin uzamasına neden olan yaklaşık 40 yıllık içme suyu şebeke hatlarını kamusal alana taşıyor. Çalışmayla birlikte, yıllardır yaşanan su kesintilerinin önüne geçilmesi, muhtemel arızalara daha hızlı müdahale edilmesi ve daha sürdürülebilir bir içme suyu altyapısının oluşturulması amaçlanıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatları doğrultusunda, il genelinde içme suyu altyapı sistemlerinin güçlendirilerek sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Karaca Mahallesi’nde kapsamlı bir içme suyu hattı yenileme çalışması yürütüyor. Çalışma kapsamında, vatandaşların mülkiyetinden geçen ve yaklaşık 40 yıllık olan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu hatları kamusal alana alınarak bölgedeki içme suyu sorununun çözülmesi planlanıyor. Muhtemel arızalara daha hızlı müdahale edilecek MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, mahallede özel mülkiyetlerden geçen ve yaklaşık 40 yıl önce döşenen içme suyu şebeke hatları kadastral yol güzergâhına alınıyor. Böylece, özellikle tarım arazileri ve seraların içinden geçen hatlar nedeniyle yaşanan müdahale zorlukları ortadan kaldırılacak; oluşabilecek arızalara daha hızlı müdahale edilerek kesinti süreleri en aza indirilecek. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bin metre uzunluğunda içme suyu şebeke hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Ayrıca, 30 abonenin bağlantı hattı yenilenerek, hem abone arızalarının hem de su kayıplarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan MUSKİ Marmaris Su Kanal İşletme Şefi Murat Merdan Yücel, "Marmaris ilçesi Karacasöğüt Mahallesi’nde özel mülkiyetlerden geçen içme suyu şebekesi hatlarının kadastral yollardan hattı yapım işidir. Kış aylarında özellikle arıza oluştuğu zaman iş makineleriyle tarlalardaki arızalara müdahale edemiyorduk, arıza süresi uzuyordu. Bu yapım için 2 bin metre şebeke hattı ile birlikte bu sorunun önüne geçmiş olacağız" dedi. Yapılan çalışmanın mahalle için büyük bir kazanım olduğunu belirten Karaca Mahallesi Muhtarı Ferdi Tosun, "Şimdi dikim yaptığımız için ekimlerde patlıyordu, kepçeyi sokamıyorduk. Şimdi yol kenarına alındığı için yenilenmiş olacak. Yani patlama azalmış olacak" dedi.
Kayseri’de bin kişi sigarayı bırakmak için başvurdu
21 Ocak 2026 Çarşamba - 13:12 Kayseri’de bin kişi sigarayı bırakmak için başvurdu Kayseri’de geride kalan 2025 yılında yaklaşık bin kişi sigara bırakmak için Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne başvururken, Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigarayı Bırakma Tedavisi Polikliniği’nde görevli Uzman Dr. Ayşegül Yılmaz Türker, "Sigarayı bırakmak için en doğru zaman bugündür. Yaş, sigara içme süresi ya da daha önceki başarısız denemeler bırakmak için bir engel değildir" dedi. Sigara kullanımı, günümüzde önlenebilir hastalık ve ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Kayseri’de de İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde kurulan Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigarayı bırakmak isteyenlere destek olurken, Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Tedavisi Polikliniği’nde görevli Uzman Doktoru Ayşegül Yılmaz Türker, 2025 yılında yaklaşık bin kişinin sigarayı bırakmak için polikliniklere başvurduğunu söyledi. Sigara bağımlılığının bir alışkanlık değil, nikotine karşı gelişen kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olduğunu vurgulayan Türker, "Sigara kullanımı, günümüzde önlenebilir hastalık ve ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. Kalp ve damar hastalıklarından birçok hastalığa, kansere kadar pek çok hastalığın temelinde sigara yer almaktadır. Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir durumdur. Sigara bağımlılığı yalnızca bir alışkanlık değildir, nikotin maddesine karşı gelişen, kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır. Bu nedenle sigarayı bırakmakta zorlanmak, irade eksikliği ya da başarısızlık değildir. Profesyonel destek alan bireylerin sigarayı bırakma oranlarının, kendi başına bırakmaya çalışanlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilmektedir. Sigarayı bırakmakta zorlanan ve bırakmak isteyen bireylere, sigara bırakma tedavisi polikliniğine başvurmalarını öneriyorum. Bu polikliniklerin nerede olduğunu Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’nı arayarak öğrenebilirler. Ayrıca MHRS üzerinden bu polikliniklere randevu alabilirler. Kişilere özel bireysel danışmanlık hizmeti veriyoruz, psiko-sosyal destek uyguluyoruz ve bağımlılıkla mücadelede bu desteğin önemi oldukça büyüktür. Uygun görülen durumlarda bireylere ilaç tedavisi konusunda da yardımcı oluyoruz. Ayrıca online danışmanlık ile uzaktan değerlendirme yapabiliyoruz, böylece ilk başvuru ya da kontrol için gelecek kişiler, merkeze gelmeden de danışmanlık alabiliyorlar" dedi. Her yeni günün sigarayı bırakmak için bir fırsat olduğunu aktaran Türker, "Sigarayı bırakmak için en doğru zaman bugündür. Yaş, sigara içme süresi ya da daha önceki başarısız denemeler bırakmak için bir engel değildir. Her yeni bir gün, bırakmak için bir fırsattır" ifadelerini kullandı. Kendilerine başvuranların yaklaşık yüzde 40’ının sigarayı bıraktığını sözlerine ekleyen Türker, "Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Tedavisi Polikliniği’ne 2025 yılında yaklaşık bine yakın hastamız başvurmuştur. Bunların arasında danışmanlık alanların yaklaşık yüzde 20’si, uygun medikal tedavi alanların ise yaklaşık yüzde 40’ı sigarayı bırakma başarısı göstermiştir" şeklinde konuştu. "Motivasyon çok önemli" Sigarayı bırakmada kişinin motivasyonunun önemli olduğunu belirten Ayşegül Yılmaz Türker, "Sigarayı bırakmak için motivasyon çok önemlidir. Bu durumu en çok etkileyen faktör ise kişinin psikolojik durumudur. Çoğu zaman sigara kullanan bireyler, başına kötü bir hastalık gelmeden, kalp krizi geçirmeden ya da kanser gibi ciddi bir hastalığa yakalanmadan bırakmakta zorlanmaktadır. Oysa bu tür hastalıklar ortaya çıkmadan bırakmak, bırakma motivasyonunu artırmaktadır. Kanser tanısı aldıktan sonra başvuran hastalarımız da mevcuttur. Bu kişilere de uygun şekilde motivasyon vererek bırakma motivasyonlarını artırmayı amaçlıyoruz" dedi. Kayseri’de sigara bırakma polikliniği hizmetinin, İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı olarak Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi ile birlikte Kızıklı, İldem ve Servet Başkal Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde sunulduğunu ifade eden Uzman Dr. Ayşegül Yılmaz Türker, ayrıca Kayseri Şehir Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi Hastaneleri’nde de sigara bırakma polikliniklerinin hizmet verdiğini söyledi.
Denizli İl Sağlık Müdürü Öztürk, 2025’de sağlık sektörüne yapılan yatırımları ve hasta verilerini paylaştı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:36 Denizli İl Sağlık Müdürü Öztürk, 2025’de sağlık sektörüne yapılan yatırımları ve hasta verilerini paylaştı Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk 2025 yılının Denizli’de yatırımlar yılı olduğunu belirterek 2026 yılında da sağlık yatırımlarının devam edeceğini söyledi. 2025 yılında 15 yeni Aile Hekimliği Biriminin hizmet ağına dahil olduğunu, hastanelerde de yeni hizmetler kazandırıldığını ifade ederek il genelinde 18 milyon 408 bin 898 muayene gerçekleştirildiğini belirtti, özverili bir şekilde hizmet veren tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. 2025 yılında Denizli’de sağlık alanında verilen hizmetler ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığımızın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü dile getirdi. Öztürk; "Denizli İl Sağlık Müdürlüğü olarak koruyucu sağlık hizmetlerinden tedavi edici sağlık hizmetlerine, acil sağlık hizmetlerinden kamu ve özel sağlık kuruluşlarının planlama ve denetim süreçlerine kadar geniş bir alanda vatandaşlara hizmet sunuyoruz. Sayın Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun vurguladığı gibi ‘Koruyan, Geliştiren, Üreten Sağlık Modeli’ doğrultusunda aile hekimliğinin güçlendirilmesi, kronik hastalık takibi ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinin yaygınlaştırılması öncelikli hedeflerimiz arasındaydı. Aile hekimlerimiz koruyucu sağlık hizmetlerinin temel taşı olan en önemli danışmanlarımızdır. Sağlık Bakanlığımızın "Güçlü Aile Hekimliği", hedefi doğrultusunda 2025 yılı başından itibaren 3 yeni Aile Sağlığı Merkezi açmanın yanı sıra mevcut ASM’lerdeki Aile Hekimliği Birimi sayısını da arttırarak il geneli toplam Aile Hekimliği Birimi sayısını 358’den 373’e yükselttik. Denizli genelinde AHB başına düşen nüfus 2.805’e geriledi ve bu durum koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliğini de arttırdı. Ayrıca Denizli’de Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam’da hizmet veren üç Sağlıklı Hayat Merkezimize (SHM) ek olarak, Aile Sağlığı Merkezleri bünyesinde SHM birimleri açarak bu hizmetlerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladık. Tavas ilçemizde yapımı tamamlanan İlçe Sağlık Müdürlüğü-Sağlıklı Hayat Merkezi-Aile Sağlığı Merkezi binasını çok yakında hizmete açarak Tavas’ın da modern bir SHM’ye kavuşmasını sağlayacağız" diye konuştu. 2025’te 18 milyonu aşkın muayene gerçekleştirildi İl genelinde sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin verileri de paylaşan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, 2025 yılı boyunca il genelinde toplam 18 milyondan fazla muayene yapıldığını söyledi. Öztürk: "2025 yılında birinci basamak sağlık kuruluşlarımıza 9 milyon 805 bin 501 hasta başvurusu, kamu, üniversite ve özel hastanelere 1 milyon 589 bin 872’si acil olmak üzere 8 milyon 34 bin 692 hasta başvurusu ve Ağız ve Diş Sağlığı Hastanemiz başta olmak üzere kamu hastanelerimizde yapılan toplam 568 bin 705 diş muayenesi ile birlikte, 2025 yılında il geneli 18 milyon 408 bin 898 muayene gerçekleştirilmiştir. İl geneli 310 bin 988 hasta yatışı, 198 bin 565 ameliyat gerçekleştirilmiştir. Hastanelere yapılan müracaatlarda tüm muayenelerin yüzde 60’ını, acil muayenelerin % 76’sını gerçekleştiren kamu hastanelerimizde 2025 yılında 120 bin 262 hasta yatışı, 97 bin 874 ameliyat gerçekleştirilmiştir. Bu ameliyatların 39 bin 292’si yani yüzde 40’ı A,B,C grubu dediğimiz büyük ve orta ameliyatlardır. Denizli uzman hekim kadrosu ve özellikli sağlık hizmetleri açısından güçlü bir il konumundadır. Denizli Devlet Hastanesi, Servergazi Devlet Hastanesi ve Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde sürdürülen vardiya poliklinikleriyle vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimi daha kolaylaşmış olup yine MHRS entegrasyonu kapsamında aile hekimlerine ayrılan özel kontenjanlarla, vatandaşlarımızın aile hekimleri aracılığıyla hastanelerden randevu alabilmesi de sağlanmıştır. İlimizde sunulan sağlık hizmetlerinin her aşamasında emeği bulunan tüm sağlık çalışanlarımıza özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi. 2026 yılında yeni sağlık yatırımları hayata geçiyor 2025 yılının Denizli için sağlık yatırımları açısından önemli bir yıl olduğunu belirten Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler ve hayırseverlerin katkılarıyla hayata geçirilen projelerin birer birer tamamlandığını söyledi. Öztürk, tüm hazırlıkları devam eden 500 yataklı Acil Durum Hastanesi’nin çok kısa süre içerisinde hizmete açılacağını ve Denizli Devlet Hastanesi’nin buraya taşınacağını, ardından yapımı hızla devam eden 1000 yataklı Şehir Hastanesi ile bu yatırımların taçlandırılacağını ifade etti. Öztürk; "2025 yılı içerisinde Tavas Kızılcabölük ASM yeni binası, Kayaköy TOKİ Mustafa-Yaşariye Dede ASM, Gülsüm Serter ASM ve Pamukkale Ayşe Karalp ASM tamamlanarak hizmet vermeye başladı. Tavas Karahisar’da Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu hizmete açtık. Yine Tavas’ta İlçe Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi ve Aile Sağlığı Merkezini kapsayan sağlık kompleksimizin de yapımı bitti ve yakında hizmete açacağız. Sarayköy İSM-ASM-ASHİ ve Baklan’da TSM-ASM-ASHİ binalarının inşaatı hızla ilerlemekte olup, Merkezefendi TOKİ’lerde İSM-SHM binası ile Kale Devlet Hastanesi inşaatına da çok yakında başlanacak. Sarayköy’de Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi açılması; ilimize değer katacak önemli sağlık yatırımlarımız arasında. Çameli Devlet Hastanemize bağlı 10 cihaz kapasiteli diyaliz ek hizmet binasının yapımına da yakında başlanacaktır. Yine nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yeni hizmete açılacak 7 yeni ASM binasının daha yapım işleri tamamlanmakta olup 2026 yılının ilk çeyreğinde hizmete açılacaktır. Amacımız, modern ve donanımlı sağlık tesislerini en kısa sürede Denizli halkıyla buluşturmak. 2026 yılı, sağlık hizmetlerinde kaliteyi ve erişilebilirliği daha da artırdığımız bir yıl olacak" şeklinde konuştu.
Ağrı ve kırıklara dikkat, prostat kanseri kemiklere yayılabilir
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:26 Ağrı ve kırıklara dikkat, prostat kanseri kemiklere yayılabilir Prostat kanserinin kemiklere yayılma eğilimi gösterebildiğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, 50 yaşına giren ve ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkekleri uyardı. Salabaş, "Kemik ağrısı, kırıklar ve hareket kabiliyetinde kısıtlanma gibi belirtiler görülebilir. Bu tür bulgular fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir hekime başvurun" uyarısında bulundu. Yeni bir araştırmaya göre, prostat kanseri İngiltere’de en yaygın kanser türü olarak meme kanserini geride bıraktı. Araştırmacılar bir yıl içinde bu hastalığa yakalanan erkeklerin sayısında keskin bir artış tespit etti. Çalışmayı değerlendiren Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, her 8 erkekten birinin yaşamlarının bir döneminde prostat kanseri tanısı aldığını belirtti. Türkiye’de ve dünyada prostat kanseri görülme sıklığının giderek arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Emre Salabaş, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 1,4 milyon yeni prostat kanseri vakasıyla karşılaşıldığını belirterek, hastalığın özellikle erken evrelerde neredeyse hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebildiğini vurguladı. Prostat kanserinin en sık görülen 10 belirtisi Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserine işaret edebilecek 10 önemli uyarı işaretini de sıraladı; İdrarda veya menide kan İdrar yapmada sorunlar; sık idrara çıkma ihtiyacı hissetme veya idrar akışının yavaş veya zayıf olması gibi durumlar. İdrar tıkanıklığı İdrar kaçırma Erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu) Ağrılı boşalma Kalça, sırt, kaburga veya diğer bölgelerde ağrı Bacaklarda veya ayaklarda güçsüzlük veya uyuşma Tükenmişlik İstem dışı kilo kaybı Doç. Dr. Emre Salabaş, herhangi bir şikayeti olmayan hastalarında, PSA tarama testi ile prostat kanseri teşhisi alabileceğinin unutmaması gerektiğini de vurguladı. Kemik ağrılarını hafife almayın Prostat kanserinin kemiklere yayılma eğilimi gösterebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Emre Salabaş, "Bu durum; kemik ağrısı, kırıklar ve hareket kabiliyetinde kısıtlanmaya yol açabilir. Bu tür belirtilerden herhangi biri fark edildiğinde, vakit kaybetmeden prostat kanseri taraması için bir hekime başvurulmalıdır. Ancak prostat ya da idrar yolu ile ilgili birçok belirtinin çoğu zaman prostat kanseriyle doğrudan ilişkili olmadığını da unutmamak gerekir. Bu nedenle, diğer olası sağlık sorunlarının dışlanması büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. 50 yaşına giren tüm erkeklerin prostat kanseri taramasından geçmesi gerektiğine dikkat çeken Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, "Prostat kanseri riski daha yüksek olan bireylerde taramaların 40-45 yaş aralığında başlatılması gerekir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlar ile BRCA geni gibi genetik yatkınlığa sahip kişiler risk grubunda yer almaktadır" diye konuştu.
Verem hâlâ ölümcül olabilir
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:11 Verem hâlâ ölümcül olabilir SAMSUN (İHA) – Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, verem (tüberküloz) tedavilerinin eski yıllara göre daha kısa sürdüğünü ancak özellikle akciğeri tutan verem türlerinin ölümcül olabildiğini belirterek, en az 6 ay süren tedavilerin mutlaka tamamlanması gerektiğini söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi’nden Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, verem hastalığı, korunma yöntemleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. Verem tedavisinin en az 6 ay sürdüğüne ve özellikle akciğerleri tutan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikmen, "Verem, kanamalı balgam çıkarmayla bize ipuçları vermektedir. Verem, eskisi kadar olmasa da hâlâ ölümcül olabilir. Verem tedavisini sonuna kadar olmak gerekiyor. Tam iyileşmeden tedavinin bırakılmaması gerekiyor. Bu tedaviler Verem Savaş Dispanserleri tarafından takip ediliyor. Uzun süren bu tedavi ücretsiz olarak dispanserler tarafından veriliyor. Buna rağmen maalesef eskisi kadar olmasa da verem hâlâ korkulabilecek, ölümcül hastalıklardan biridir" dedi. "Aktif verem hastalarının evlenmesi yasak" Frengi gibi veremde de aktif basili yayan hastaların, virüs yaymayı bırakana kadar evlenmelerinin yasak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dikmen, "Veremin sebepleri arasında yetersiz beslenme ve zorlu yaşam şartları olabilir. Havasız ortamlar veya ortak yaşam alanları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır. Verem her yaşta görülebilir, yaşam şartlarıyla yakından ilişkili bir hastalıktır. Bir arada yaşanan ve uygun havalandırması olmayan ortamlarda bir tane hasta varsa herkese bulaştırabilir. Öksürük ve aksırıkla verem bulaşabilir. Mikrobu soluyan kişilerde hastalık yerleşir. Veremden korunmak için uygun yaşam şartları önemlidir. Tedaviye başlayan hastaların tedaviyi mutlaka tamamlamaları gerekir. Eskiden bu tedaviler çok uzun sürüyordu, 1-2 yıl süren tedaviler vardı. Şimdi ise 6 aylık bir tedaviyle sonuca ulaşabiliyoruz. Basili yayan biri varsa etrafa gitmesini istemeyiz ancak belirli bir tedavi aldıktan sonra, 1-2 ay içinde hastanın virüs yayması negatif duruma geçebiliyorlar. Basili yaymayanlar test sonuçlarına göre iş hayatına dönebilir. Aktif basili yayan kişilere evlilik yasaktır. Bu durum frengi için de geçerlidir. Tedavileri tamamlandıktan sonra ise bu kişiler normal şekilde evlenebiliyorlar" diye konuştu. "Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir" Tüberkülozun en önemli belirtisinin öksürükle birlikte gelen kanlı balgam olduğunu dile getiren Dikmen, "Verem mutlaka belirti gösterir. Basil müspet dediğimiz balgam testlerinden çok rahat bir şekilde sonuç elde edebiliyoruz. Balgam incelemesinde basil görülüyorsa tedavi edilmesi gerekir. Bu süre zarfında belirli birkaç ay işine de gitmeyecek. Ancak düzenli takiple hastalık kontrol altına alınabiliyor. Kanlı balgam, veremin ilk belirtilerinden biridir ve çok önemlidir. Kişinin balgamında kan varsa durum şüphelidir. Bu sadece verem belirtisi değildir; malign hastalıklarda veya kanserde de görülebilir. Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir. Basit testlerle bunlar çok kolay bir şekilde taranıp ortaya çıkarılabiliyor" şeklinde konuştu.
Karı koca istikrarla kilolarından kurtuldular
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:07 Karı koca istikrarla kilolarından kurtuldular Bursa’da fazla kiloların getirdiği sağlık sorunlarıyla mücadele eden Halil-Fatma Yavaş çifti, 6,5 yıl önce aile hekiminin tavsiyesi ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Kısa sürede zayıflayıp, sağlık sorunlarından kurtulan Yavaş çifti, aradan geçen zamana rağmen kontrollerini aksatmadan devam ediyor. Yavaş çiftinin sağlıklı zayıflama süreci hakkında açıklamalarda bulunan Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Diyetisyen Umur Doğay Önal, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda hizmet veren Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne, Halil ve Fatma Yavaş’ın yaklaşık 6,5 yıl önce başvurduğunu belirtti. Tiroit ve yüksek tansiyonu bulunan Halil Yavaş’ın 102 kilodan 74 kiloya düşerek, 28 kilo verdiğine dikkat çeken Diyetisyen Önal, "Hafize hanım ise yüksek tansiyon, tiroit, kolesterol yüksekliği ve insülin direnci vardı. 96,5 kilodan 80 kilo 700 grama düşerek, 15 kilo 800 gram vermeyi başardı. Her iki danışanımızın da tiroit ve yüksek tansiyon değerleri düzeldi. Kan değerlerinde olumlu gelişmeler gözlemlendi. Araya pandemi girmesine, yaş ve tiroit faktörü olmasına rağmen verdikleri kiloları korudular. Güzel bir başarı gösterdiler" dedi. 6,5 senedir kontrollere devam etmeleri de bu başarıyı pekiştirdiğini sözlerine ekleyen Önal, "Her iki danışanımızı da tebrik ediyorum. Zayıflamak isteyen vatandaşlarımızı Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlıklı hayat merkezlerine bekliyoruz. İnanıyoruz ki sizler de başaracaksınız" şeklinde konuştu. "Gençliğime döndüm" Aile hekimi tarafından sağlıklı hayat merkezine yönlendirildiklerini vurgulayan Halil Yavaş ise, "Burada bize çok yardımcı oldular. 6,5 yıldır devam ediyoruz. İlk zamanlarda çok sıkıntı yaşamaya başlamıştım. Merdiven çıkamıyordum. Yürüyemiyordum. Bir yere gideceksem araçla gidiyordum. Diyetisyenimizin bize önerdiği diyeti uygulayarak, şu anda 75 kilo civarına düşmüş durumdayım. Yürüyüşlerim, hareketlerim rahatladı. Arabaya binesim gelmiyor. Her tarafa yürüyerek gidiyorum. Günlük 10 bin adım atıyorum. Şu anki kilom sayesinde sanki 50 yıl önceki öğrencilik yıllarımı tekrar yaşıyorum. Tekrar o yaşlarımdaki kilolarıma indim. Diyetisyenimizin programına uyduk. Diğer vatandaşlarımızın da bu seviyeye gelmeleri için doktorlarına müracaat edip, bizim gibi devamlı kontrol altına girmelerini tavsiye ediyorum" diye konuştu. "Kilo vermek çok iyi geldi" Tek başına yapamayacağını düşünüp eşi için de sağlıklı hayat merkezinden randevu aldığını dile getiren Fatma Yavaş ise, "Ben 96 kilo ile geldim. Eşim 103 kilo ile geldi. Pandemide herkes kilo aldı. Biz kilo verdik. Diyetisyenimizi hiç bırakmadık, devamlı geldik. Ayaklarım çok ağrıyordu. Artık yürürken, torunumla ilgilenirken, yemek yaparken daha çabuk hareket edebiliyorum. Kilo vermek yaşın getirdiği zorluklara karşı iyi geldi" ifadelerini kullandı.
ETÜ’de akademik temelli bireysel sağlık danışmanlığı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:03 ETÜ’de akademik temelli bireysel sağlık danışmanlığı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, bireylerin sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştirmelerini ve fiziksel aktiviteye bilinçli biçimde yönelmelerini desteklemek amacıyla Bireysel Sağlık Danışmanlığı Hizmeti sunmaya başladı. Akademik temelli olarak yürütülen hizmet, koruyucu ve geliştirici sağlık yaklaşımlarını esas alıyor. Danışmanlık süreci bireylerin yaşam koşulları, fiziksel aktivite düzeyleri, günlük gereksinimleri ve kişisel hedefleri doğrultusunda yapılandırılıyor. Sunulan önerilerin uygulanması ise danışanların kendi tercih ve sorumluluğunda gerçekleştiriliyor. Danışmanlık sürecinde, tıbbi değerlendirme gerektirebilecek riskli durumlar veya "kırmızı bayrak" olarak değerlendirilen belirti ve semptomların saptanması halinde, bireyler danışmanlık sistemine kabul edilmeden ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor. Bireysel Sağlık Danışmanlığı Hizmeti, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü bünyesinde görev yapan, alanında doktora derecesine sahip öğretim elemanları tarafından yürütülüyor. Akademisyenler, uzmanlık alanlarına göre bireylere özel değerlendirme ve danışmanlık sağlıyor. Görüşmeler, Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesindeki uygun alanlarda veya öğretim elemanlarına tahsis edilen görüşme odalarında gerçekleştiriliyor. Hizmet; nörolojik rehabilitasyondan ortopedik yaklaşımlara, sporcu sağlığı ve performans danışmanlığından pediatrik ve geriatrik rehabilitasyona kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ayrıca bel, boyun ve postür sağlığına yönelik beden farkındalığı, doğru duruş ve ergonominin günlük yaşama entegrasyonuna ilişkin rehberlik de sunuluyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, üniversitelerin temel misyonlarından birinin topluma katkı sağlamak olduğuna dikkat çekerek: "Sağlık Bilimleri Fakültemiz bünyesinde yürütülen Bireysel Sağlık Danışmanlığı Hizmeti, üniversitemizin akademik bilgi ve uzmanlığını topluma yansıtan uygulamalardan biridir. Bu hizmet aracılığıyla, bireylerin fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşamla ilgili konularda daha bilinçli tercihler yapmalarına rehberlik edilmesini amaçlıyoruz. Akademisyenlerimizin uzmanlık alanları doğrultusunda sunduğu bu danışmanlıkların, toplumda sağlık farkındalığının güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyorum" diye konuştu.
İnegöl Belediyesi’nden ücretsiz hastane servisi
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:03 İnegöl Belediyesi’nden ücretsiz hastane servisi İnegöl Belediyesi, kronik hastalığı bulunan ve hastalıkları süreklilik arz eden vatandaşlar için Bursa’daki hastanelere ulaşımı kolaylaştırmak adına "Ücretsiz Hastane Servisi" uygulaması kapsamında 2025 yılında 302 sefer düzenledi, 5400 hastanın ücretsiz transferini sağladı. İnegöl Belediyesi, kronik hastalığı bulunan ve tedavileri kapsamında Bursa’daki hastanelere düzenli olarak gitmek zorunda olan vatandaşlara yönelik önemli bir sosyal destek hizmeti olan "Ücretsiz Hastane Servisi" uygulamasını sürdürüyor. Tedavisi süreklilik arz eden vatandaşların ulaşım sorununu ortadan kaldıran uygulama kapsamında 2025 yılında 302 ayrı sefer düzenlendiği ve toplamda 5 bin 400 vatandaşın ücretsiz transferinin sağlandığı duyuruldu. Hafta içi her gün ücretsiz ulaşım imkanı İnegöl Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda sunduğu bu hizmetten hafta içi her gün faydalanmak mümkün. Servisler, belirlenen gün ve saatlerde İnegöl’den Bursa’daki hastanelere ücretsiz olarak ulaşım sağlıyor. Uygulama kapsamında; Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri saat 07.00’de Ziraat Bankası önünden hareket eden servisler Bursa Şehir Hastanesi ile Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne ulaşım sağlıyor. Salı ve Perşembe günleri ise saat 08.00’de yine Ziraat Bankası önünden kalkan servisler Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne hasta taşımacılığı gerçekleştiriyor. Bir gün öncesinden telefonla kayıt yaptırmak yeterli Ücretsiz hastane servisi hizmeti, kronik hastalığı bulunan veya tedavisi süreklilik gerektiren vatandaşlara yönelik olarak sunuluyor. İnegöl Belediyesi’ne ait araçlarla gerçekleştirilen ulaşım hizmeti sayesinde vatandaşlar hem maddi yükten kurtuluyor hem de güvenli ve konforlu bir şekilde sağlık kuruluşlarına ulaşıyor. Bu uygulamadan faydalanmak isteyenlerin bir gün öncesinden 153 Çözüm Merkezini arayıp kayıt oluşturması yeterli. "Önceliğimiz hemşehrilerimizin hayatını kolaylaştırmak" Uygulamaya ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, insan odaklı hizmet anlayışıyla hareket ettiklerini ve özellikle sağlık alanında vatandaşların hayatını kolaylaştırmanın önemine dikkat çekti. İnegöl Belediyesi’nin ücretsiz hastane servisi uygulamasının vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandığını kaydeden Başkan Taban "İnegöl Belediyesi olarak en büyük önceliğimiz, hemşerilerimizin hayatını kolaylaştırmak ve her şartda onların yanında olmaktır. Özellikle sağlık gibi hayati bir konuda, kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımızın tedavi süreçlerinde yaşadığı ulaşım sıkıntılarını biliyoruz. Bu nedenle, onlara ücretsiz hastane servisi desteği sunarak, sadece bir ulaşım hizmeti değil; aynı zamanda gönüllere dokunan, güven veren bir destek sağlamayı amaçlıyoruz. Bizler için her vatandaşımız çok değerli. Hastalıkla mücadele eden hemşehrilerimizin yanında olmak, onların yükünü biraz olsun hafifletmek, sorumluluğumuzun ve insanlık görevimizin gereğidir. Onların sağlıklarına kavuşmaları için gereken desteği sağlamak, bizlerin en büyük mutluluğudur. İnegöl Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışımızla, her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Zor zamanlarda destek olmak, dayanışmanın ve gerçek hizmetin en güzel örneğidir. Bu hizmetimizin, kronik hastalarımıza ve ailelerine biraz olsun rahatlık getirmesini temenni ediyorum" dedi.
Dr. Aytekin: "Rahim ağzı kanserinden erken tanı ile hayat kurtarmak mümkün"
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:31 Dr. Aytekin: "Rahim ağzı kanserinden erken tanı ile hayat kurtarmak mümkün" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Kuşçu Aytekin, rahim ağzı kanseri ile ilgili bilgi verdi. Dr. Aytekin, "Rahim ağzı kanseri, rahmin alt kısmında yer alan ve "serviks" olarak adlandırılan bölgede gelişen ciddi bir kanser türüdür. Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanserler arasında yer alan rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni, HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonudur. HPV virüsü çoğu zaman belirti göstermeden vücuda yerleşebilir ve uzun yıllar fark edilmeden ilerleyebilir. Bu durum, düzenli taramaların hayati önemini daha da artırmaktadır" dedi. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Kuşçu Aytekin, rahim ağzı kanserine karşı farkındalığın artırılması gerektiğini belirterek, "Smear testi ve HPV taramaları, rahim ağzı kanserinin henüz belirti vermeden önce oluşmasını sağlar. Erken dönemde teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı son derece yüksektir. Bu nedenle kadınların herhangi bir şikayeti olmasa bile düzenli aralıklarla jinekolojik kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. "Rahim ağzı kanserinde belirtiler önemli" Op. Dr. Elif Kuşçu Aytekin, "Rahim ağzı kanseri ilerleyen evrelerde bazı belirtilerle kendini gösterebilir. Anormal vajinal kanamalar, ilişki sonrası kanama, adet dönemleri dışında lekelenmeler, pelvik ağrı, kasık bölgesinde rahatsızlık hissi ve adet düzeninde değişiklikler en sık karşılaşılan uyarıcılar arasında yer almaktadır. Ancak hastalık erken evrede çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiği için, yalnızca şikayetlere bağlı kalmadan tarama testlerinin yapılması hayati önem taşır" dedi. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Kuşçu Aytekin rahim ağzı kanserinin belirterek, çok eşli olmak, cinsel ilişkiye 20 yaşından önce başlanmak, sigara içmek, bağışıklık sisteminin zayıf olması, böbrek veya karaciğer nakilli olmak, genital organlarda viral ve bakteriyal enfeksiyonların sıkça görülmesi, çok sayıda doğum yapmak, tarama testlerini düzenli yaptırmamak olduğunu ifade etti. Rahim ağzı kanserinin teşhisinde Smear testi Op. Dr. Elif Kuşçu Aytekin, "Smear testi, rahim ağzı hücrelerinde oluşabilecek anormal değişiklikleri tespit etmek amacıyla yapılan, kolay ve güvenilir bir tarama yöntemidir. Jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından özel bir fırça yardımıyla hücre örneği alınır. İşlem genellikle ağrısızdır ve birkaç dakika içerisinde tamamlanır. Sağlıklı bir sonuç alınabilmesi için testin adet döneminde yapılmaması önerilmektedir. Türkiye’de 21-29 yaş arası evli kadınlara üç yılda bir Smear testi önerilmektedir. Ancak doktorun gerekli görmesi halinde bu aralık daha sık olabilir. 30 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise Smear testine ek olarak HPV testi de mutlaka yapılmalıdır. Çünkü HPV taraması, kanser gelişme riski yüksek olan kadınların erken dönemde tespit edilmesini sağlar" diye konuştu.
Nazilli’de kadınlar güne sporla başlıyor
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:12 Nazilli’de kadınlar güne sporla başlıyor Aydın’ın Nazilli ilçesinde düzenlenen grup çalışmalarıyla sağlıklı yaşam bilinci güçlendirilirken, fiziksel aktivitenin günlük hayattaki önemi uygulamalı eğitimlerle anlatılıyor, kadınlar ise güne sporla başlıyor. Sağlıklı ve aktif bir yaşamın teşvik edilmesi amacıyla Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen grup çalışmaları devam ediyor. Düzenlenen etkinliklerde, hareketli yaşam alışkanlığının bireylerin hem bedensel hem de ruhsal sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekiliyor. Fizyoterapistler eşliğinde gerçekleştirilen çalışmalarda, günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilecek fiziksel aktiviteler hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Katılımcılara, düzenli hareket etmenin kas-iskelet sistemini korumadaki rolü, duruş bozukluklarının önlenmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkıları aktarıldı. Bilgilendirmenin ardından gerçekleştirilen uygulamalı bölümde, temel egzersiz hareketleri katılımcılarla birlikte yapıldı. Uzmanlar tarafından doğru hareket teknikleri gösterilirken, sağlıklı yaşamın sürdürülebilir hale gelmesi için fiziksel aktivitenin yaşamın bir parçası olması gerektiği vurgulandı. Gerçekleştirilen çalışmalarla, toplumda sağlıklı yaşam farkındalığının artırılması ve bireylerin daha aktif bir yaşam tarzına yönlendirilmesi hedeflenirken, Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezinde fizyoterapistlerimiz tarafından grup eğitimlerimiz devam ediyor. Bu kapsamda Fizyoterapistlerimiz tarafından gruplarımıza ’Fiziksel Aktivite Danışmanlığı’ verildi. Danışmanlık sonrası uygulamalı olarak hareketler gösterilip, hareketler hep birlikte yapıldı" ifadeleri yer aldı.
Elazığ’da 14 yaşındaki çocuk, ‘Kunduracı göğsü’ hastalığından kurtuldu
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:10 Elazığ’da 14 yaşındaki çocuk, ‘Kunduracı göğsü’ hastalığından kurtuldu Elazığ’da göğüs kafesinde ileri derecede kunduracı göğsü deformitesi bulunan hasta Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesinde yapılan operasyonla sağlığına kavuştu. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi polikliniğine müracaat eden 14 yaşındaki Ali Eymen Bulut’a doktorlar tarafından Kunduracı Göğsü (Pectus Excavatum) teşhisi koyuldu. Tedavi süreci başlayan Bulut Göğüs Cerrahi Kliniği Opr. Dr. Çağlayan Atakan Bilgin tarafından ameliyat edilmeye karar verildi. Yapılan ameliyat neticesinde hastanın göğüs duvarına çelik bir bar yerleştirildi. Göğüs kafesi deformitesinde bariz düzelme görünen hasta, bir süre hastanede tedavi edildikten sonra taburcu edildi. Hasta hakkında bilgiler veren Göğüs Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Çağlayan Atakan Bilgin, "Hastamız 14 yaşında. Bize göğüs bölgesinde ağrı, nefes darlığı şikayetiyle başvurdu. Yaptığımız testlerde hastalığının Pectus Excavatum olduğunu tespit ettik. Pectus Excavatum göğüs ön duvarı deformiteleri içerisinde en sık görülenidir. Kliniğimizde de bu hastalık için modifiye Nuss prosedürü ameliyatı uygulamaktayız. Ameliyatımız göğüs ön duvarının en çökük olduğu yerden bir titanyum bar yerleştirilmesi ve her iki tarafa sabitlenmesiyle sonuçlanmaktadır. Hastanın nefes alışverişi, kalp ritimleri ve genel eforu düzelmektedir. Kliniğimizde bu ameliyat ücretsiz bir şekilde özel hastane konforunda yapılmaktadır. Hastalığımız aynı zamanda halk arasında kunduracı göğsü olarak bilinmektedir. Hastalarımızın ameliyatı sonucunda hem fiziksel semptomlar hem de estetik kaygılar giderilmektedir. Hastanemize hastamıza, tüm ekibimize çok teşekkür ediyorum" dedi. Hastanın Babası Ahmet Bulut ise "Oğlumun göğüs ağrısı ve nefes darlığı vardı. Göğsünün biraz içe çökük olduğunu biz geç fark ettik. Biraz araştırdıktan sonra kunduracı göğsü olarak tabir eden hastalık olduğunu öğrendik. Randevu alarak Çağlayan hocamıza muayene olduk. Hocamız ilk muayenede teşhisi koydu. Bize hastalık hakkında açıklayıcı ve net bilgiler verdi. Biz de daha sonra ameliyata karar verdik. Ameliyatımız yapıldı. Çok başarılı bir ameliyat geçirdik. Şu anda hastamızın sağlık durumu iyi. Hastane zaten bildiğimiz bir hastane. Teknik imkanları da çok güzel. Şu anda bir sıkıntımız yok" ifadelerini kullandı.