SAĞLIK - 16 Mayıs 2017 Salı 15:24

Dr. Yolcu: “Misvak ağız kokusuna neden olan bakterilerin en büyük düşmanıdır”

A
A
A
Dr. Yolcu: “Misvak ağız kokusuna neden olan bakterilerin en büyük düşmanıdır”

Gastroenteroloji Uzmanı Dr.

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Yolcu, “Ağız temizliğinde misvak kullanılmasının da önemli bir yeri vardır. Misvak ağız kokusuna neden olan bakterilerin en büyük düşmanıdır. Aynı zamanda misvakın bileşiminde diş eti enfeksiyonlarına karşı korumakla görevli maddeler (sodyum bikarbonat)bulunmaktadır” dedi.


Ağız kokusu sorunuyla ilgili bilgi veren VM Medical Park Samsun Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Ömer Faruk Yolcu, “Ağız kokusu, günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Psikolojik problemleri beraberinde getirir. Ağız kokusu kişinin özgüvenini kaybetmesine neden olan, toplumdan dışlanmasına hatta evli çiftlerin boşanmasına kadar giden sosyo psikolojik bir sorundur. Hatta İbranilerde eşlerden birinde ağız kokusunun mevcut olması evliliğin sonlandırılmasına neden teşkil etmekteydi. Toplumumuzda ise sayıları azımsanmayacak kadar çoktur” diye konuştu.



Ağız kokusu neden olabilir?


Ağız kokusunun sebebine değinen Uzm. Dr. Yolcu, “Genelde yenilen yemek sonrası, her insanda ağız kokması normaldir. Bizim değineceğimiz nokta ise süreklilik arz eden ağız kokusu bulgularıdır. Sorunun büyük çoğunluğu ağız içi bakımın yeterince yapılmamasından kaynaklanır. Ağız kokusunun sadece ağız ve diş nedenli olduğunu söyleyemeyiz. Bazı iç organlara bağlı problemlerde ağız kokusuna neden olabilir. Bunları sıralayacak olursak; ağızdaki bir enfeksiyon, diş eti rahatsızlıkları, diş çürükleri, gömülü 20’lik diş, akciğer iltihabı, burun hastalıkları, ağızdaki protezlerin bakımsızlığı ya da yanlış takılmış protezler, yüzde bulunan sinüslerdeki bir iltihaplanma(sinüzit), diyabet(şeker hastalığı) tükürük yapısının bozulması, mide ve bağırsak kaynaklı rahatsızlıkları, böbrek yetmezliği, ağız kuruluğu, bademcik iltihabı(tonsilit), farenjit(yutak iltihabı), larenjit(gırtlak iltihabı), lösemi ya da kan hastalıkları, alkol ve sigara kullanılması, karaciğerde oluşan bir sorunda da ağız kokusu bulguları gözlemlenebilir” şeklinde konuştu.



Ağız kokusu tedavisi


Ağız kokusu tedavisiyle ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Ömer Faruk Yolcu şöyle devam etti: “Fizyolojik yani doğal olan ağız kokusunda dişler fırçalanabilir, gargara kullanılabilir ya da sakız çiğnenebilir. Şekersiz sakız, tükürük salgısını artıracağından ağız kokusunun önlenmesinde size yardımcı olabilir. Soğan, sarımsak yiyen bir kişide, sarımsağın sindirimine bağlı olarak akciğer yolu ile nefesten sarımsak kokusu gelebilir. Bu da normal karşılanan fizyolojik bir durumdur. Bu tip durumlarda tedaviye gerek bulunmamaktadır. Tedavi ağız kokusunun kaynağına göre yapılmaktadır. Bu neden ilk etapta ağız kokusuna neden olan teşhis belirlenmelidir. Şayet diş ya da diş eti kaynaklı olduğu düşünülüyorsa, diş hekimine gidilip muayene olunmalı, diş çürükleri varsa dolgu ya da kanal tedavisi yapılmalı, diş taşları yok edilmelidir. Ağız içindeki protez ve köprülere bakım yaptırılmalı, değiştirilmesi gerekenler yenilenmelidir. Ağız içi enfeksiyonlarda ilaç kullanımı kaçınılmaz olabilir. Ağız kaynaklı kokularda başarı oranı neredeyse yüzde 100’dür. Ağızla ilgili gereken müdahaleleri yaptığınızı ve ağız kokusunu gideremediğinizi düşünüyorsanız, ağız dışı sebeplerin araştırılması ve tedavisinin yapılması yerinde olacaktır. İç organlara bağlı olan ağız kokularında ise bir doktordan destek alınarak tedaviye başlanmalıdır. Uygun görülen tedaviden sonra koku giderilmektedir. Farenjit, sinüzit, larenjit, geniz eti ya da tonsilit sorunlarında ilaç tedavisine başvurulabilir gerekirse cerrahi operasyona gerek duyulabilir. Özellikle yemek borusunun gevşekliğine bağlı ağız kokusu olabileceği unutulmamalı bir gastroenteroloji uzmanı tarafından hastanın muayene edilmesi gerekirse endoskopi, manometrik çalışma ve asit ölçüm çalışması yapılması önerilir. Bir diğer tedavi sayılabilecek metot ise protezlerin bakımıdır. Protezlerin çoğu altlarında bakteri üremesine fırsat veren yapılardır. Protez temizliği için tasarlanmış özel diş ipleri bulunmaktadır. Bu diş ipleri kullanılarak gereken temizlik yapılmalıdır.”



Ağız kokusuna nasıl önlem alabiliriz?


Alınabilecek önlemlerle ilgili ise Uzm. Dr. Yolcu şu bilgileri verdi: “Diş fırçalama 3 dakika kadar sürmeli, bakterilerin üremesine fırsat tanıyan dilin temizlenmesi unutulmamalıdır. Eğer protez diş kullanıyorsanız, onları geceleri çıkarın ve iyice temizleyin. Mümkünse, uyurken ıslak kalmasını sağlayın. Küf, mantar ve bakterilerden temizlenmesi için onu protez temizleyici bir sıvının içinde bırakın. Ağzınızdaki protezin temas ettiği, her bölgeyi fırçalamayı unutmayın. Ağız kokusunu gidermek için bitkisel tedavi uygulamalarını da tercih edebilirsiniz. Bazı bitki tohumları ve özellikle anason, maydanoz yağı kapsülü ağız kokusunu gidermede yardımcı olacaktır. Ağız temizliğinde misvak kullanılmasının da önemli bir yeri vardır. Misvak ağız kokusuna neden olan bakterilerin en büyük düşmanıdır. Aynı zamanda misvakın bileşiminde diş eti enfeksiyonlarına karşı korumakla görevli maddeler (sodyum bikarbonat)bulunmaktadır. Sodyum karbonat, diş ve diş etlerini korumada etkin bir madde olduğu diş hekimleri tarafından onaylanmaktadır. Tükürük salgısını artırma özelliğinden ötürü ağız kuruluğuna engel olur. Ağız kuruluğu bakteriler için çok uygun bir ortamdır. Buna ilaveten tarçın bitkisinin kullanımı ağız temizliği ve ağız kokusunun önlenmesindeki yeri mühimdir. Yiyecek ya da içeceklerinize katarak istifade edebilirsiniz. Su içmek de ağız kokusu ve ağız içi yaraların önlenmesinde önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su içmek tükürük salgısını da artıracağından bakterilerle mücadelede önemli yer tutar. Un, şeker ya da glikoz içeren gıdalar tüketmemeye özen gösterin. Bu gıdalar bakterilerin en sevdikleri ve hızlı çoğalmalarını sağlayan gıdalardır, diş çürüklerine fırsat vermemek için tüketiminizi sınırlayın.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Turizm Master Planı için 150 uznan Trabzon’da buluştu Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin turizm master planı için başlattığı çalıştayda 150 uzman isim bir araya gelerek kentin turizm potansiyelini değerlendirdi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Trabzon Turizm Master Planı Çalıştayı bugün başladı. 4-5 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen ve "Arama Konferansı" başlığıyla düzenlenen çalıştay, turizmde rekabetin giderek arttığı bir süreçte Trabzon’un geleceğine yön verecek kararların alınması açısından önem taşıyor. Kentin turizm potansiyelini daha etkin kullanmak ve sürdürülebilir politikalar oluşturmak amacıyla başlatılan çalışma, kapsamlı bir planlama sürecinin parçası olarak öne çıkıyor. Panagia Premier Otel’de saat 09.00’da başlayan çalıştaya şehir içi ve şehir dışından geniş katılım sağlandı. Akademisyenler, turizm sektörü temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan yaklaşık 150 uzman isim, Trabzon turizmini çok yönlü şekilde değerlendirmek üzere bir araya geldi. Çalıştayda kentin turizmi, destinasyon yönetimi ve turizm ekonomisi, altyapı, ulaşım ve akıllı turizm, doğa turizmi ve yayla ekosistemi, kültür, inanç ve miras turizmi, gastronomi ve yerel ekonomi, spor ve macera turizmi, kıyı rekreasyonu ve deniz turizmi, toplumsal boyut ve turizm algısı ile sağlık ve wellness turizmi çerçevesinde ele alınıyor. Bu kapsamda Trabzon’un mevcut durumu, güçlü ve zayıf yönleri ile geleceğe yönelik fırsatlar detaylı şekilde masaya yatırılıyor. Elde edilecek görüş ve önerilerin, Trabzon’da ilk kez hazırlanan ve çalışmaları devam eden Turizm Master Planı’na yön vermesi ve kentin turizm vizyonuna katkı sağlaması hedefleniyor.
Bursa Nilüfer’in hikayesi çocukların fırçasında hayat buldu Nilüfer Belediyesi’nin 1997’den bu yana düzenlediği Nilüfer Resim Yarışması’nın 29’uncu buluşmasında, çocukların kentle kurduğu bağ sanata dönüşürken, dereceye giren öğrenciler ödüllerine kavuştu. Nilüfer Belediyesi ile Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen "Nilüfer Resim Yarışması"nın ödül töreni ve sergi açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bu yıl "Nilüfer’in Çocuklarıyız" temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya, ilçe genelindeki 19 farklı okuldan öğrenciler katılarak eserleriyle kente dair duygu ve düşüncelerini resmetti. Düzenlenen törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Aydın Narin ve Mehmet Orhan, öğretmenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. Bir şehir, kendini anlatan çocuklarıyla büyür Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, uzun yıllardır sürdürülen yarışmanın kentin kültür ve sanat hayatı açısından önemli bir değer olduğunu söyledi. Yarışmanın yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda çocukların kendilerini ifade ettikleri güçlü bir alan olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, "Bu yılki konu başlığımız ‘Nilüfer’in Çocuklarıyız’dı. Çünkü bir şehir, kendini anlatan çocuklarıyla büyür" dedi. Son 14 yılda bin 455 öğrencinin yarışmaya katıldığını açıklayan Başkan Şadi Özdemir, çocukların eserlerinde samimiyet ve özgünlüğün öne çıktığını ifade ederek, "Çocuklar fırçayı eline aldığında yapmacıklık ortadan kalkıyor. Her biri ayrı bir duygu, ayrı bir bakış açısı taşıyor" diye konuştu. Yarışmaya katılan tüm öğrencileri tebrik eden de Başkan Şadi Özdemir, ödül alan öğrencilerin yanı sıra katılım gösteren her çocuğun bu sürecin değerli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi. Dereceye giren öğrenciler ödüllerini aldı Alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucunda yarışmada birinciliği Halil İnalcık Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi İdil Ece Topan kazandı. İkincilik ödülü Özel 22. Yüzyıl Koleji öğrencisi Derin Su Bulut’a, üçüncülük ödülü ise Nilüfer Şehitler Ortaokulu öğrencisi Nisanur Acar’a verildi. Mansiyon ödüllerine ise Akçalar Fahriye Sayarel Ortaokulu’ndan Esma Nur Kıran, Saadettin Türkün Ortaokulu’ndan Mete Eymen ve Vahide Aktuğ Ortaokulu’ndan Hüseyin Arslan layık görüldü. Nilüfer Resim Yarışması kapsamında öğrencilerin eserlerinden oluşan sergi, 8 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
İstanbul Dünya karatesinin kalbi kasım ayında Antalya’da atacak Karate dünyasının en prestijli organizasyonu olan SKIF, 15. Dünya Şampiyonası’nı 9-15 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyecek. SKIF Shotokan Karate-Do Uluslararası Federasyonu bir ilke imza atarak 15. Dünya Şampiyonası’nı ilk kez Türkiye’de düzenliyor. 130’dan fazla ülkede 3 milyona yakın üyesi bulunan küresel bir otorite olan SKIF’in bu dev organizasyonu, 9-15 Kasım tarihlerinde Antalya-Belek’te gerçekleştirilecek. Organizasyonun Türkiye’ye kazandırılmasında kilit rol oynayan SKIF Türkiye Temsilcisi Mikdat Kahraman yaptığı açıklamada, "Federasyonumuz disiplin ve saygı temelli, kişisel ve bedensel gelişimi ön planda tutan bir yapıya sahiptir. Bizler kendimizi, efsanevi usta Soke Hirokazu Kanazawa’nın bir araya getirdiği büyük bir aile gibi görüyoruz. Karate kültürünün sosyal yaşam üzerindeki ruhsal ve bedensel faydalarını yaşayan bir ekip olarak, Türkiye’de de bu eğitimleri her yıl okul tatillerine denk gelecek şekilde düzenlediğimiz uluslararası seminerlerle tazeliyoruz. Japonya merkez ofisten görevli hocalarımız her yıl ülkeleri dolaşarak eğitimleri yenilemekte, uluslararası geçerliliği olan antrenör ve kuşak derecelendirmelerini bizzat onaylamaktadır" dedi. "Karakter mükemmelliği hedefimiz" Kahraman, eğitimlerin detaylarına dair ise, şunları söyledi: "Eğitimimizde Buşido (savaş sanatları) felsefesi olan karakter mükemmelliğini aramak, sadık ve dürüst olmak, azim ruhunu teşvik etmek, başkalarına nezaketle yaklaşmak ve şiddet içeren davranışlardan kaçınmak esastır. ‘Karate ni sente nashi’ ilkesinde olduğu gibi, bizler becerilerimizi zarar vermek için değil, korumak için kullanıyoruz. 1981 yılında başladığım bu yolu, katılımcıların kendilerini aile ortamında hissedecekleri kusursuz bir dünya şampiyonası ile taçlandırmayı hedefliyorum." "Rekabetten öte bir birliktelik sunuyoruz" Müsabakalar öncesi yoğun eğitim seminerleri verildiğinin altını çizen Mikdat Kahraman, "Uluslararası karşılaşmalarımız, aynı yaşam tarzını benimsemiş insanların rekabetten çok bir arada olmak ve deneyimlerini sınamak amacıyla katıldığı bir diyalog köprüsüdür. Antalya’daki programımız da bu ruhla şekillenecek; maçlar öncesinde iki günlük yoğun eğitim seminerleri, ’Dan’ sınavları ve hakem eğitimleri gerçekleştirilecek. Etkinliğimizi, tüm dünyadan gelen misafirlerimizi dostluk içerisinde uğurlayacağımız geleneksel ’Sayonara Partisi’ ile taçlandıracağız. Şampiyona heyecanı öncesinde, dünya çapında tanınan Shotokan Karate ustası Manabu Murakami, Haziran ayında Türkiye’yi ziyaret ederek özel seminerler ve tanıtım etkinlikleri düzenleyecektir. Bu ziyaret, kasım ayındaki büyük buluşmanın en güçlü öncüsü olacaktır" diye konuştu.