ÇEVRE - 09 Mart 2026 Pazartesi 10:46

Böcekler cinayetleri aydınlatıyor: Ölüm zamanı ve olay yeri entomolojiyle belirlenebiliyor

A
A
A
Böcekler cinayetleri aydınlatıyor: Ölüm zamanı ve olay yeri entomolojiyle belirlenebiliyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. İslam Saruhan, adli entomoloji sayesinde ölüm zamanının, cesedin taşınıp taşınmadığının ve bazı suç unsurlarının böceklerden elde edilen verilerle ortaya çıkarılabildiğini söyledi.


OMÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı İslam Saruhan, adli entomoloji alanında yapılan çalışmalar ve böceklerin adli vakalardaki rolü hakkında açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Saruhan, böceklerin biyolojisi ve davranışlarının suç araştırmalarında önemli deliller sunabildiğini belirtti.



Türkiye’deki önemli çalışmalar


İlk olarak adli entomolojiyi tanımlayan ve akabinde bu alanda yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Prof. Dr. İslam Saruhan, "Bir suçla ilgili adli araştırmalarda böceklerin kanıt olarak kullanıldığı bilim dalıdır. Bu amaçla böceklerin biyolojileri, davranışları ve ekolojileri hakkındaki bilgilerden faydalanılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde giderek daha fazla ilgi duyulan adli entomoloji bilimine her geçen gün yeni bilimsel çalışmalar, araştırmalar ve uygulamalar eklenmektedir. Bu gelişim doğrultusunda ülkemizde son 25 yılda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Birçok üniversitede lisans ve lisansüstü eğitimler verilmektedir. Ülkemize adli entomoloji konusunda çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezi tamamlanmış, hatta devam eden çok sayıda tez bulunmaktadır. Bunun yanında adli entomoloji konusunda bilimsel makaleler üretilmekte ve dünya genelinde bilimsel dergilerde yayınlanmaktadır. Adli entomoloji ile; ölümden sonra geçen sürenin tahmini, kişinin bir yerde öldürülüp başka bir yere taşınıp taşınmadığı, tecavüze uğrama durumu, gece mi yoksa gündüz mü öldürüldüğü, ölenin alkol ya da uyuşturucu kullandığı, zanlının vücudundaki böcek ısırıklarından ya da otomobilinin hava filtresine takılıp kalan sineklerden hangi coğrafi bölgeye gittiği, bir bebek bezinin en son ne zaman değiştirildiği, bir yatalağın altının ne zaman temizlendiği belirlenebilmektedir. Ülkemizde de yapılan çalışmalar bu konular üzerindedir" dedi.



"Çürüme olayının başlamasından sonra genelde cesede ilk gelen böcekler"


Böceklerin cesette meydana gelen koku ve gaz çıkışına bağlı olarak dakikalar içerisinde cesede çok uzak mesafelerden ulaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Saruhan, "Böcekler organik maddelerle beslenmeye başlarlar. Cesetteki çürüme olayının başlamasından sonra genelde cesede ilk gelen böceklerdir. Eğer cesede ulaşmak için bir engel yok ise leş sinekleri (Calliphoridae) ilk birkaç saat içerisinde cesede yumurtalarını bırakabilmektedirler" diye konuştu.



"Böcekler ölüm zamanı ile ilgili önemli ipuçları sağlıyor"


Uzun süre sonra bulunan cesetler için böceklerin ölüm zamanı ile ilgili önemli ipuçlarını verdiği belirten Dr. Saruhan, "İnsan kalıntıları ölümden günler, haftalar hatta daha uzun süre sonra bulunduğunda, vücut ısısı ve ölüm sertliği veya ölüm morlukları gibi durumlar, ölüm zamanını tahmin etmek için artık uygun değildir. Bu gibi durumlarda, böcekler ölüm sonrası süre (PMI) hakkında önemli ipuçları sağlayabilmektedirler. Ceset üzerinde bulunan böceklerin ergin olmamış aşamalarının yaşları, ilgili böcek türüne ve ölüm sahasındaki iklim verilerine bağlı olarak, bir aydan fazla süreye kadar değişen sürelerde böceklerden yararlanılarak ölüm zamanının tahmin edilmesinde kanıt sağlayabilmektedirler. Yurt dışında yapılan bir çalışmada 24 Mayıs 2022 tarihinde saat 18:00’da bulunan bir cesette yapılan böcek incelemesi sonucunda ölüm zamanının 14 Mayıs 2022, saat 15.00’te olduğu tahmin edilmiştir. Polis delilleri, tanıklar ve otopsi bulgularına dayanarak tahmini ölüm zamanı 13 Mayıs 2022, saat 16.00 olarak ortaya konulmuştur. Böylece böceklerden yararlanılarak yapılan tahmin ile gerçek ölüm zamanı arasında 23 saat bir fark oluşmuştur. Yapılan bilimsel çalışmalarda böceklerden elde edilen kanıtlardan ölümden sonra geçen sure tahminlerinin, ölen kişinin bilinen son aktiviteleri ve adli patologlar tarafından verilen tahmini ölüm zamanlarıyla yakından örtüştüğünü görülmektedir. Bu uyum, böcek kanıtları kullanılarak ölümden sonra geçen sürenin tahmininde kullanılmasının makul ve güvenilir olduğu fikrini desteklemektedir" şeklinde konuştu.



"Ölüm nedeni ceset ile böcek arasındaki etkileşime göre tespit edilebilir"


Sinek larvaları veya diğer böceklerin ölüm nedenine dair ipuçları verebildiğini belirten Saruhan, "Özellikle leş sinekleri ölümün gerçekleştiği birkaç saat içerisinde yumurtalarını cesete bırakır ve biyolojik saati başlatırlar. Bırakılan yumurtalar ve larvaların gelişiminin incelenmesi ölüm zamanının kolaylıkla tespit edilmesini sağlamaktadır. Ölüm nedeni veya ölüm öncesi gerçekleşen bazı olaylar ceset ile böcek arasındaki etkileşime göre tespit edilebilir. Çoğu kez ölüm yeri bile böcekler sayesinde tespit edilebilmektedir. Çeşitli sıcaklıklarda zamana bağlı olarak larva boyu artar. Sıcaklık artıkça, doğrusal olarak boy uzunluğu ve zaman arasında artan bir ilişki vardır. Bilinen bu sıcaklıkla farklı sıcaklıklardaki boy zaman ilişkisi hesaplanabilir. Böylece sıcaklığa göre larvanın gelişim süresi hesaplanır, cesette bulunan larvanın yaşı belirlenerek ölümden sonra geçen süre ortaya konur" ifadelerini kullandı.



"Böcekler cesedin başka bir yere taşınıp taşınmadığını da ilgili önemli deliler sunuyor"


Kazalarda, fâili meçhul cinayetlerde ölüm yeri ve zamanının bilinmesi adli yargılama açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Saruhan, "Entomolojik deliller özellikle ölüm yeri tespitinde ve cesedin bir yerden başka yere taşınıp taşınmadığı hakkında önemli ipucu vermektedir. Her böceğin yaşadığı ortam farklıdır ve bazı böceklerin belli ortamlarda bulunmaları delil olarak önemlidir. Suda, karada, ormanda yaşayan böceklerin kendi ortamlarından başka bir ortamda tespit edilmeleri, cesedin bir yerden bir başka yere taşındığını göstermektedir. Bu bilgi bize ölümün gerçekleştiği ya da gerçekleşmediği yer hakkında çok ciddi deliller sunmaktadır. Entomolojik verileri dikkatli analiz eden, bir adli entomolog, cinayet mahalli, cinayetin açık veya kapalı bir alanda işlenip işlenmediği, cesedin başka bir bölgeye nakledilip edilmediği hakkında fikir sahibi olabilmektedir. Ceset üzerinde hiç böcek bulunmaması, kişinin çok soğuk bir yerde öldüğünü, aşırı bir şekilde yandığını veya kapalı bir konteynerde kaldığını göstermektedir" açıklamasında bulundu.



2003’teki korkunç cinayeti böcekler aydınlattı


Böceklerin çözdüğü bir olaydan örnek veren Saruhan, "Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kurupelit Kampüsü içerisinde bulunan ormanlık alanda meydana gelmiştir. 22 Haziran 2003 günü olay yerine intikal edildiğinde, üzerinde yukarı sıyrılmış şekilde kırmızı tişört, altında siyah etek, sırt üstü yatar vaziyette ve başı vücudundan ayrı bir kadın cesedi görülmüştür. Olay yeri çevresinde yapılan incelemede cesedin kafası yaklaşık 10 metre uzaklıkta, tamamen çürümüş ve iskeletleşmiş olarak bulunmuştur. Olay yerinde bulunan böcek türleri incelendiğinde cesedin yaklaşık 30 günlük bir ceset olduğunu tahmin edilmiş ve yapılan araştırmalar sonrasında cesedin 34 günlük bir ceset olduğu öğrenilmiştir. Bu sonuç böceklerden yapılan tahmini yaklaşık olarak doğrulamıştır. Olay yerinde bulunan böceklerden yararlanarak yapılan ölüm zamanı tahmininden yararlanılarak bu zaman aralığındaki kayıp ilanlarına bakılarak, cesedin teşhisi yapılmış ve vaka çözülmüştür."



Böcekler cinayetleri aydınlatıyor: Ölüm zamanı ve olay yeri entomolojiyle belirlenebiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Osmanlı kenti Safranbolu’da lokum hazırlıkları tamamlandı UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Safranbolu’da bayrama sayılı günler kala turizm ve lokum sektöründe hazırlıklar tamamlandı. "Osmanlı’nın parmak izi" olarak adlandırılan tarihi ilçede Türk kent kültürünün günümüze kadar bozulmadan gelen önemli lezzetlerinden biri olan Safranbolu lokumu, safranlı başta olmak üzere damla sakızlı, fındıklı, güllü, çifte kavrulmuş, çikolatalı, sade ve fıstıklı gibi çeşitleriyle yerli ve yabancı turistlere sunuluyor. Kilosu çeşidine göre değişkenlik gösteren Safranbolu lokumlarında en çok tercih edilenler arasında fındıklı Hindistan cevizli, çifte kavrulmuş ve safranlı lokumlar yer alıyor. Diğer lokumlara göre daha hafif, katkısız olması ve boğazı yakmaması ise Safranbolu lokumunun dikkat çeken özellikleri arasında gösteriliyor. Lokum üreticisi Erdinç Sezer, bayram tatilini fırsat bilerek yola çıkan yerli turistleri ağırlamak için hazırlıklarını tamamladıklarını belirtti. Ara tatil ile 9 güne kadar uzayan tatil süresinin kültür turizmine ilgiyi artırdığını ifade eden Sezer, kış mevsiminin henüz tam olarak bitmemesine rağmen bu tür tatil dönemlerinin bölge açısından avantaj oluşturduğunu söyledi. Bu dönemde Ege ve Akdeniz bölgelerinin çok fazla tercih edilmediğini belirten Sezer, karın azalmasıyla birlikte Uludağ ve Bolu gibi kayak merkezlerinin de geri planda kaldığını, bu nedenle insanların kültür turizmine yöneldiğini, bu durumun Safranbolu gibi popüler destinasyonların tercih edilmesini sağladığını kaydetti. Kentin önemli lezzetlerinden Safranbolu lokumunun ziyaretçilerin tercihi olduğunu anlatan Sezer, "Klasik fındıklı lokum başta olmak üzere safranlı lokum ve çifte kavrulmuş lokum bizim ana lokomotif ürünlerimiz arasında bulunuyor. Bunun dışında diğer lokum çeşitleri, helvalar ve akide şekerleri ile birlikte yaklaşık 30-35 çeşit ürünümüz var" diye konuştu. Safranbolu lokumunun fiyatlarının ise ürünün çeşidine, kullanılan malzemeye ve paketine göre değiştiği, fiyatların yaklaşık 600 lira ile 2000 lira arasında olduğu aktardı. "Sadece Safranbolu’ya gelen misafirler değil, insanlar nereye giderlerse gitsinler o yöreye özgü ve tescillenmiş bir ürünü satın alıp hediye götürmeyi tercih ediyorlar" diyen Sezer, "Safranbolu lokumu da coğrafi işaret aldı. Yaklaşık 5 ya da 6 çeşidi bulunuyor. Bu ibareyi lokum kutusunun üzerinde görenler için bu durum önemli bir tercih sebebi oluyor. Aynı zamanda şunu da ifade ediyoruz: Avrupa Birliği nezdinde de coğrafi işareti tescillenmiş bir safranımız var. Bu safranla ürettiğimiz safranlı lokumu müşterilerin beğenisine sunduğumuzda, doğal olarak tercih sebebi haline geliyor" ifadelerine yer verdi.
Aydın Aydın’da bayram tıraşı telaşı başladı Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala Aydın il genelinde olduğu gibi Efeler ilçesinde de berberlerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Bayram öncesi tıraş olmak isteyen vatandaşların akın ettiği berber dükkanlarında ustalar, gece geç saatlere kadar mesai yaparak müşterilerine hizmet veriyor. Aydın Berberler, Kuaförler ve Güzellik Salonları Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkan Vekili ve berber esnafı Uğur Arpağ, bayram öncesi yaşanan yoğunluğa dikkat çekerek vatandaşlara randevu almaları konusunda çağrıda bulundu. Bayramların esnaf için hem bereket hem de yoğun çalışma anlamına geldiğini belirten Arpağ, Efeler’deki berberlerin büyük bir özveriyle çalıştığını söyledi. Günün erken saatlerinden itibaren dükkanların dolduğunu ifade eden Arpağ, berber esnafının vatandaşların bayrama bakımlı ve mutlu girmesi için adeta zamanla yarıştığını dile getirdi. Bayram öncesi her yıl olduğu gibi bu yıl da ciddi bir yoğunluğun yaşandığını ifade eden Arpağ; "Vatandaşlarımız bayrama temiz ve bakımlı girmek istiyor. Bizler de esnaf olarak onların memnuniyeti için gece geç saatlere kadar çalışıyoruz" diyerek yoğunluk nedeniyle vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına randevu sistemiyle gelmelerinin önemine dikkat çekti. Vatandaşlara çağrıda bulunan Arpağ, özellikle bayrama birkaç gün kala yoğunluğun daha da artacağını belirterek, "Esnafımız sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar büyük bir özveriyle çalışıyor. Ancak yoğunluk nedeniyle vatandaşlarımızın beklememesi için mutlaka randevu alarak gelmelerini tavsiye ediyoruz" dedi.
İzmir Kemik erimesinin tedavisinde uluslararası iş birliği İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) görevli 5 bilim insanı, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve genellikle 50 yaş üstü kadınlarda görülen osteoporoz hastalığının tedavisine yönelik ilaç geliştirmek amacıyla çalışmalara başladı. Kalça, omurga ve el bileği kırıklarına, şiddetli ağrılara ve boy kısalmasına neden olan osteoporoza karşı umut aşılayan, TÜBİTAK’ın 3 milyon liralık fon sağladığı proje, 24 ayda tamamlanacak. 50 bin ilaç molekülü incelenecek Uluslararası ikili iş birliği çerçevesinde Malta Üniversitesi’nden araştırmacıların da destek olacağı proje kapsamında, öncelikle osteoporoz ile ilişkili genler üzerinde araştırmalar ve biyokimyasal analizler yapılacak. Ardından da piyasada farklı hastalıklar için kullanılan ilaçlardan, osteoporozun tedavisinde de yararlanıp yararlanılamayacağını tespit etmek amacıyla 50 bin ilaç molekülü incelenecek. Bu test için yapay zeka destekli özel bir modelleme sistemi kullanılacak. Zebra balığı üzerinde denenecek Son olarak da tedaviye aday olarak geliştirilen ilaç, osteoporoz oluşturulmuş zebra balığı modeliyle denenecek. Laboratuvar ortamında balığın kemik yapısı değiştirildikten sonra uygulanacak bu ilaçla kemikte herhangi bir düzelme olup olmadığı anlaşılacak. Dünya genelinde milyonlarca hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen proje; İEÜ Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Fırtına yürütücülüğünde, yine aynı bölümden Doç. Dr. Cihangir Yandım, Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Metiner Tosun ve Doç. Dr. Elif Barış ile Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya Oğuz tarafından tamamlanacak. 200 milyon kişiyi etkiliyor Çalışmaya ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Fırtına, kemik erimesinin dünya genelinde yaklaşık 200 milyon kişiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Osteoporozun tedavisi için şu anda yan etkisi olmayan etkili bir ilacın bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fırtına, "Osteoporoz, çoğu zaman sadece kemik yoğunluğundaki azalma olarak algılanıyor; oysa hastaların günlük yaşamında çok daha derin etkiler oluşturan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu hastalık, kişinin en basit hareketlerini bile çekinerek yapmasına neden olabiliyor. Yürümek, eğilmek, eşya taşımak ya da tek başına dışarıya çıkmak gibi sıradan görülen davranışlar, zamanla ciddi bir kaygı kaynağına dönüşebiliyor. Kırık riskiyle yaşamak, hastalarda yalnızca fiziksel değil, duygusal ve sosyal açıdan da önemli bir yük oluşturuyor" diye konuştu. Bilgi üretimi, somut faydaya dönüşecek Proje kapsamında çok geniş bir ilaç havuzunu tarayacaklarını da ifade eden Prof. Dr. Fırtına, "Çalışmamızın en önemli yönlerinden biri; farklı hastalıklar için kullanılan geleneksel ilaçların, osteoporoz tedavisinde de değerlendirilme potansiyelini araştıracak olmamız. Yapay zeka destekli modelleme sistemi sayesinde çok sayıda ilaç molekülünü inceleyerek, süreci hem hızlandırmayı hem de daha güçlü adaylara ulaşmayı amaçlıyoruz. Ardından elde edeceğimiz verileri, deneysel modellerle destekleyerek bilimsel açıdan sağlam bir sonuç ortaya koymak istiyoruz. Amacımız, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu hastalık karşısında, yaşam kalitesini artırabilecek yenilikçi bir yaklaşım ortaya koymak ve bilimsel bilgi üretimini somut faydaya dönüştürmek" ifadelerini kullandı.