ÇEVRE - 09 Mart 2026 Pazartesi 10:46

Böcekler cinayetleri aydınlatıyor: Ölüm zamanı ve olay yeri entomolojiyle belirlenebiliyor

A
A
A
Böcekler cinayetleri aydınlatıyor: Ölüm zamanı ve olay yeri entomolojiyle belirlenebiliyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. İslam Saruhan, adli entomoloji sayesinde ölüm zamanının, cesedin taşınıp taşınmadığının ve bazı suç unsurlarının böceklerden elde edilen verilerle ortaya çıkarılabildiğini söyledi.


OMÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı İslam Saruhan, adli entomoloji alanında yapılan çalışmalar ve böceklerin adli vakalardaki rolü hakkında açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Saruhan, böceklerin biyolojisi ve davranışlarının suç araştırmalarında önemli deliller sunabildiğini belirtti.



Türkiye’deki önemli çalışmalar


İlk olarak adli entomolojiyi tanımlayan ve akabinde bu alanda yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Prof. Dr. İslam Saruhan, "Bir suçla ilgili adli araştırmalarda böceklerin kanıt olarak kullanıldığı bilim dalıdır. Bu amaçla böceklerin biyolojileri, davranışları ve ekolojileri hakkındaki bilgilerden faydalanılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde giderek daha fazla ilgi duyulan adli entomoloji bilimine her geçen gün yeni bilimsel çalışmalar, araştırmalar ve uygulamalar eklenmektedir. Bu gelişim doğrultusunda ülkemizde son 25 yılda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Birçok üniversitede lisans ve lisansüstü eğitimler verilmektedir. Ülkemize adli entomoloji konusunda çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezi tamamlanmış, hatta devam eden çok sayıda tez bulunmaktadır. Bunun yanında adli entomoloji konusunda bilimsel makaleler üretilmekte ve dünya genelinde bilimsel dergilerde yayınlanmaktadır. Adli entomoloji ile; ölümden sonra geçen sürenin tahmini, kişinin bir yerde öldürülüp başka bir yere taşınıp taşınmadığı, tecavüze uğrama durumu, gece mi yoksa gündüz mü öldürüldüğü, ölenin alkol ya da uyuşturucu kullandığı, zanlının vücudundaki böcek ısırıklarından ya da otomobilinin hava filtresine takılıp kalan sineklerden hangi coğrafi bölgeye gittiği, bir bebek bezinin en son ne zaman değiştirildiği, bir yatalağın altının ne zaman temizlendiği belirlenebilmektedir. Ülkemizde de yapılan çalışmalar bu konular üzerindedir" dedi.



"Çürüme olayının başlamasından sonra genelde cesede ilk gelen böcekler"


Böceklerin cesette meydana gelen koku ve gaz çıkışına bağlı olarak dakikalar içerisinde cesede çok uzak mesafelerden ulaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Saruhan, "Böcekler organik maddelerle beslenmeye başlarlar. Cesetteki çürüme olayının başlamasından sonra genelde cesede ilk gelen böceklerdir. Eğer cesede ulaşmak için bir engel yok ise leş sinekleri (Calliphoridae) ilk birkaç saat içerisinde cesede yumurtalarını bırakabilmektedirler" diye konuştu.



"Böcekler ölüm zamanı ile ilgili önemli ipuçları sağlıyor"


Uzun süre sonra bulunan cesetler için böceklerin ölüm zamanı ile ilgili önemli ipuçlarını verdiği belirten Dr. Saruhan, "İnsan kalıntıları ölümden günler, haftalar hatta daha uzun süre sonra bulunduğunda, vücut ısısı ve ölüm sertliği veya ölüm morlukları gibi durumlar, ölüm zamanını tahmin etmek için artık uygun değildir. Bu gibi durumlarda, böcekler ölüm sonrası süre (PMI) hakkında önemli ipuçları sağlayabilmektedirler. Ceset üzerinde bulunan böceklerin ergin olmamış aşamalarının yaşları, ilgili böcek türüne ve ölüm sahasındaki iklim verilerine bağlı olarak, bir aydan fazla süreye kadar değişen sürelerde böceklerden yararlanılarak ölüm zamanının tahmin edilmesinde kanıt sağlayabilmektedirler. Yurt dışında yapılan bir çalışmada 24 Mayıs 2022 tarihinde saat 18:00’da bulunan bir cesette yapılan böcek incelemesi sonucunda ölüm zamanının 14 Mayıs 2022, saat 15.00’te olduğu tahmin edilmiştir. Polis delilleri, tanıklar ve otopsi bulgularına dayanarak tahmini ölüm zamanı 13 Mayıs 2022, saat 16.00 olarak ortaya konulmuştur. Böylece böceklerden yararlanılarak yapılan tahmin ile gerçek ölüm zamanı arasında 23 saat bir fark oluşmuştur. Yapılan bilimsel çalışmalarda böceklerden elde edilen kanıtlardan ölümden sonra geçen sure tahminlerinin, ölen kişinin bilinen son aktiviteleri ve adli patologlar tarafından verilen tahmini ölüm zamanlarıyla yakından örtüştüğünü görülmektedir. Bu uyum, böcek kanıtları kullanılarak ölümden sonra geçen sürenin tahmininde kullanılmasının makul ve güvenilir olduğu fikrini desteklemektedir" şeklinde konuştu.



"Ölüm nedeni ceset ile böcek arasındaki etkileşime göre tespit edilebilir"


Sinek larvaları veya diğer böceklerin ölüm nedenine dair ipuçları verebildiğini belirten Saruhan, "Özellikle leş sinekleri ölümün gerçekleştiği birkaç saat içerisinde yumurtalarını cesete bırakır ve biyolojik saati başlatırlar. Bırakılan yumurtalar ve larvaların gelişiminin incelenmesi ölüm zamanının kolaylıkla tespit edilmesini sağlamaktadır. Ölüm nedeni veya ölüm öncesi gerçekleşen bazı olaylar ceset ile böcek arasındaki etkileşime göre tespit edilebilir. Çoğu kez ölüm yeri bile böcekler sayesinde tespit edilebilmektedir. Çeşitli sıcaklıklarda zamana bağlı olarak larva boyu artar. Sıcaklık artıkça, doğrusal olarak boy uzunluğu ve zaman arasında artan bir ilişki vardır. Bilinen bu sıcaklıkla farklı sıcaklıklardaki boy zaman ilişkisi hesaplanabilir. Böylece sıcaklığa göre larvanın gelişim süresi hesaplanır, cesette bulunan larvanın yaşı belirlenerek ölümden sonra geçen süre ortaya konur" ifadelerini kullandı.



"Böcekler cesedin başka bir yere taşınıp taşınmadığını da ilgili önemli deliler sunuyor"


Kazalarda, fâili meçhul cinayetlerde ölüm yeri ve zamanının bilinmesi adli yargılama açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Saruhan, "Entomolojik deliller özellikle ölüm yeri tespitinde ve cesedin bir yerden başka yere taşınıp taşınmadığı hakkında önemli ipucu vermektedir. Her böceğin yaşadığı ortam farklıdır ve bazı böceklerin belli ortamlarda bulunmaları delil olarak önemlidir. Suda, karada, ormanda yaşayan böceklerin kendi ortamlarından başka bir ortamda tespit edilmeleri, cesedin bir yerden bir başka yere taşındığını göstermektedir. Bu bilgi bize ölümün gerçekleştiği ya da gerçekleşmediği yer hakkında çok ciddi deliller sunmaktadır. Entomolojik verileri dikkatli analiz eden, bir adli entomolog, cinayet mahalli, cinayetin açık veya kapalı bir alanda işlenip işlenmediği, cesedin başka bir bölgeye nakledilip edilmediği hakkında fikir sahibi olabilmektedir. Ceset üzerinde hiç böcek bulunmaması, kişinin çok soğuk bir yerde öldüğünü, aşırı bir şekilde yandığını veya kapalı bir konteynerde kaldığını göstermektedir" açıklamasında bulundu.



2003’teki korkunç cinayeti böcekler aydınlattı


Böceklerin çözdüğü bir olaydan örnek veren Saruhan, "Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kurupelit Kampüsü içerisinde bulunan ormanlık alanda meydana gelmiştir. 22 Haziran 2003 günü olay yerine intikal edildiğinde, üzerinde yukarı sıyrılmış şekilde kırmızı tişört, altında siyah etek, sırt üstü yatar vaziyette ve başı vücudundan ayrı bir kadın cesedi görülmüştür. Olay yeri çevresinde yapılan incelemede cesedin kafası yaklaşık 10 metre uzaklıkta, tamamen çürümüş ve iskeletleşmiş olarak bulunmuştur. Olay yerinde bulunan böcek türleri incelendiğinde cesedin yaklaşık 30 günlük bir ceset olduğunu tahmin edilmiş ve yapılan araştırmalar sonrasında cesedin 34 günlük bir ceset olduğu öğrenilmiştir. Bu sonuç böceklerden yapılan tahmini yaklaşık olarak doğrulamıştır. Olay yerinde bulunan böceklerden yararlanarak yapılan ölüm zamanı tahmininden yararlanılarak bu zaman aralığındaki kayıp ilanlarına bakılarak, cesedin teşhisi yapılmış ve vaka çözülmüştür."



Böcekler cinayetleri aydınlatıyor: Ölüm zamanı ve olay yeri entomolojiyle belirlenebiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Şarköy’e hayırsever desteğiyle cami yapılacak Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde hayırsever iş adamları tarafından yaptırılacak cami ve müştemilat için protokol imzalandı. Şarköy ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, iş adamı Ali Afrasyap ve Engin Afrasyap tarafından inşa edilecek cami ve müştemilatın yapımına ilişkin protokol, Tekirdağ Valiliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen törenle imzalandı. Protokol ile Cumhuriyet Mahallesi’nde yapılacak caminin yanı sıra, vatandaşların kullanımına sunulacak çeşitli sosyal alanları içeren müştemilatın da inşa edilmesi planlanıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölgenin ibadet ve sosyal ihtiyaçlarına önemli katkı sağlaması hedefleniyor. İmza töreninin ardından konuşan Vali Recep Soytürk, hayırseverlerin eğitime, sağlığa ve ibadethanelere yönelik katkılarının büyük önem taşıdığını belirterek, caminin yapımını üstlenen iş adamlarına teşekkür etti. Vali Soytürk, "Şarköy ilçemizde cami yaptıran hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Allah hayrınızı kabul etsin. Camimiz ilimize ve ilçemize hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Yetkililer, cami ve müştemilatın yapım sürecinin protokol doğrultusunda başlatılacağını, tamamlanmasının ardından vatandaşların hizmetine sunulacağını bildirdi. Protokol imza törenine Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Şarköy Kaymakamı Ahmet Naci Helvacı, Şarköy Belediye Başkanı Alpay Var, Tekirdağ İl Müftü Vekili Harun Bayraktutar, Şarköy İlçe Müftüsü Ramazan Tekin, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Çerkezköy Şube Başkanı Serkan Karagöz ile Sultan Sarrafiye Firması sahibi Ali Afrasyap katıldı.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce tüm milletin geçmiş Kurban Bayramı’nı bir kere daha yürekten tebrik ettiğini dile getirdi. "Bizi bölmeye çalışanlara verdiğimiz en anlamlı cevaplardan biri, kuşkusuz hakkıyla idrak ettiğimiz bayramlarımızdır" diyen Erdoğan, bayramların; mahzun gönüllerin aydınlandığı, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, 86 milyonun ve tüm Müslümanların aynı duada buluştuğu müstesna zaman dilimleri olduğunu kaydetti. "Trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır" Kurban Bayramı tatili boyunca trafik kazalarında hayatını kaybeden 70 vatandaşın acısının milletçe yürekleri dağladığını aktaran Erdoğan, "Trafik kazalarında yitirdiğimiz tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Tedavileri devam eden vatandaşlarımıza aynı şekilde Yüce Mevla’dan acil şifalar niyaz ediyorum. Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır. Yeni yollar yoğun trafik tedbirleri hava destekli denetimlerle ağır ve hasta kısıtlamaları gibi önlemler neticesinde trafik güvenliğinde kayda değer iyileşmeler sağlanmıştır. Araç ve insan hareketliliğinin zirveye çıktığı 9 günlük bayram tatili boyunca vatandaşlarımızın güvenli seyahat edebilmeleri için fedakarca çalışan kolluk kuvvetlerimize ve karayolları personelimize teşekkür ediyorum" dedi. "Bugün ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz" Göreve geldiklerinde Türkiye’nin dört bir yanını birbirine bağlayan güçlü bir ulaşım ağı olmadığını ifade eden Erdoğan, "Bugün ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz. Yol medeniyettir şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa nitelikte yatırımlar yaptık. Kara yollarında 206 milyar dolar, demir yollarında 80 milyar dolar, hava yollarında 35,5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık. Yatırımlarımız sayesinde 2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuz bugün 30 bin 51 kilometreye çıktı. Ülkemizde sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı 8,5 milyonken şehirlerarası ortalama hızımız saatte yalnızca 40 kilometreydi. Bugün ülkemizdeki araç sayısı 33,6 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye yükseldi. Bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu önemli ölçüde artırdık. Bilhassa kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazalarında Allah’a hamdolsun büyük bir düşüş yaşandı. Bölünmüş yollarla birlikte otoyol uzunluğumuzu da iki kattan fazla artırdık. Otoyollarımızı bin 714 kilometreden aldık, 3 bin 796 kilometreye çıkardık. Dağları tünellerle, vadileri ve akarsuları köprüler ve viyadüklerle geçtik. 311 kilometre olan köprü viyadük uzunluğumuzu 821 kilometreye, sadece 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 856 kilometreye yükselttik" diye konuştu. "2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı" Demir yolunun önem ve öncelik verdikleri bir diğer alan olduğunu söyleyen Başkan Erdoğan, Türkiye’nin hızlı trenin konforuyla ilk defa kendi dönemlerinde tanıştığına dikkati çekerek, "2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı. Hava yolunu halkın yolu haline getirerek bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkânları milletimizin istifadesine sunduk. 2002’de 26 havalimanımız varken şimdi 58 havalimanımızla yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel Gezici vandalların ’yapılmasın’ diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanımız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında. Gezicilerin ’buraya uçak inmez’ dedikleri havalimanımız dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdı. Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 8 bin 170 uçak trafiği ile 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı’nda 8 bin 408 uçak trafiği ile 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı’nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı’nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir. Birileri sadece laf üretirken, biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik, Türkiye’nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik" ifadelerine yer verdi. "Ulaştırma yatırımların üretime etkisi 2 trilyon doları bulmaktadır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma yatırımlarının üretime olan etkisinin 2 trilyon doları bulduğunun da altını çizerek, "Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarındadır. Ekonomideki katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır. Ulaştırma alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. 2025 yılında aralarında Aydın-Denizli Otoyolu, Konya ve Malatya Çevre Yolu ikinci etapları ile Antalya Havalimanı iç ve dış terminal binalarının olduğu 55 projemizi hizmete açmıştık. 2026 yılı için hedefimiz, 144’ü kara yolu olmak üzere toplam 188 projeyi halkımızın istifadesine sunmaktır. Özellikle 42 şehrimizi birbirine bağlayacak olan Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyoluyla ilgili çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız. 7 kavşak 4 tünel, 8 viyadük, 22 kavşak köprüsünün yer aldığı toplam 120 kilometre uzunluğundaki bu projeyi inşallah gelecek yıl hizmete alacağız" dedi. "İstanbul Türk’tür, Müslümandır, Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır" Kurban Bayramı’nın üçüncü gününde Türk tarihinin en muhteşem zaferi olan İstanbul’un fethinin 573’üncü yıl dönümünü gururla kutladıklarını dile getiren Erdoğan, "Merhum Nurettin Topçu, İstanbul’un fethinin esas manasını bakınız nasıl ifade ediyordu. İstanbul’un kahraman fatihi hakkında bugüne kadar çok güzel sözler söylendi. Hepsinden ziyade Hazreti Peygamber’in onu övmesi yeterdi. Ancak bu Osmanlı Padişahının yaptığı yalnız bir şehrin alınması mıydı? Biz buna inanmıyoruz, olayı bu kadar küçültmek istemiyoruz. Bir şehrin alınmasıyla tarihte yeni bir devir açılmaz. Gerçekte yapılan bir şehrin fethiyle beraber ruhların fethi, kalplerin fethidir. İstanbul’un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fetholunmuş, harap bir şehir olarak Bizans’tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih’in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle Yahya Kemal’in ’Türk İstanbul’ dediği muhteşem bir Türk-İslam şehrine dönüşmüştür. Minarelerinden Ezan-ı Muhammedi’ler yükselen Ayasofya, aynı zamanda Feth-i Mübin’in de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih’in emaneti Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kırarak, fethin bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı ve gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle minarelerini süsleyen, Ezan-ı Muhammedilerle İstanbul’un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul’un duvarlarını ‘zulüm 1453’te başladı’ yazılarıyla kirleten Bizans artıkları halen kabullenmekte zorlansa da İstanbul Türk’tür, Müslümandır, Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır" şeklinde konuştu. "Bu aziz şehri iş bilmezlerin insafına bırakmayacak, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz" İstanbul’un fetih ve ’Fatih’ ruhundan koparılmasına asla göz yummayacaklarına vurgu yapan Erdoğan, "Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadr-ü kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacak, İstanbul’a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz. Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle yâd ediyorum. İlk fetih hareketinden günümüze kadar bu toprakları mübarek kanlarıyla şereflendiren tüm kahramanların aziz ruhları şad olsun diyorum" diye konuştu. "Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye var" Dünyada ve bölgede gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmaların yaşandığına da dikkati çeken Erdoğan, "Coğrafyamızda sınırların yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek istendiğini görüyoruz. Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den Sudan’a yönümüzü nereye çevirsek aynı oyunun farklı sahneleriyle karşılaşıyoruz. Türkiye olarak bir yandan bu oyunları bozmaya çalışırken, diğer yandan da 23 yıllık kazanımlarımızı güçlendirmenin mücadelesini veriyoruz. Bugün hamdolsun diplomaside güçlü bir Türkiye var. Savunma sanayinde destan yazan bir Türkiye var. Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır. Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır. Bunların gerisinde de milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye’de 23 yıldır iş başında olması vardır. Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz. Birileri kafalarını kuma gömmüş olsalar da takip eden her bir vatandaşımız Türkiye’nin hangi kritik eşiklerden geçtiğini görüyor" açıklamasında bulundu. "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor" Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İktidar ve ittifak olarak tarihi değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihi bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok. Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz. Bizim tek derdimiz vardır, o da Türkiye’dir. Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır. Biz birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdığımız aziz milletimize daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içindeyiz. Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez. Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmaz. Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta ’Terörsüz Türkiye’ sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır. Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya, birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye’nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz."
İstanbul CHP Kurultayı soruşturmasında oy kullanan delegeler ve yakınları hakkında belge talebi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38’inci Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin soruşturmada, kurultayda oy kullanan delegeler ile birinci derece yakınları hakkında banka hesap hareketleri ve SGK kayıtlarına ilişkin belge talebinde bulunuldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayında delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik müdahale edildiğine ilişkin iddialar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında operasyon düzenlenmişti. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar sonucu siyasi partiler kanuna muhalefet, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlediği değerlendirilen 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Gülhan Aydın, Ayça Akpek Şenay, Melda Tanışman Tutan ve Hayati Kaya adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, Sadi Karayalçın, Suat Dülger, Kalender Özdemir, Özkan Deniz, İbrahim Şahin, Umut Sapan, Mehmet Ayıp Demirbüken, Metin Kaya, Gaffar Çiçek ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kurultayda oy kullanan delegelere ait belge talebi Öte yandan, yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Başsavcılık tarafından, kurultayda oy kullanan tüm delegeler ile birinci derece yakınlarına ait MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtları hakkında ilgili kurumlardan bilgi ve belge talebinde bulunuldu. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.