GÜNDEM - 13 Şubat 2026 Cuma 12:42

Özel Gereksinimli Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Eğitimi Semineri

A
A
A
Özel Gereksinimli Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Eğitimi Semineri

Samsun’da düzenlenen Özel Gereksinimli Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Eğitimi Semineri’nde konuşan Doç. Dr. Zehra Atbaşı, özel gereksinimli çocukların cinsel gelişiminin ve mahremiyet eğitiminin sosyal yaşama adapte olmalarında hayati önem taşıdığını söyledi.


İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) tarafından düzenlenen Özel Gereksinimli Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Eğitimi Semineri, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da özel eğitim öğretmenlerinin katılımıyla gerçekleşti. Seminerin açılış konuşmasını yapan SBB Sağlık ve Sosyal İşler Daire Başkanı Eyüp Çakır, "Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak özel gereksinimli bireyleri eğitimden sosyal yaşantısına kadar her alanda desteklemek için gayret gösteriyoruz. Sosyal yardıma muhtaç tüm vatandaşların yanında belediye olarak duruyoruz. Başkanımız Halit Doğan, özel gereksinimli çocuklar ve diğer dezavantajlı grupların yanında olmamız için bizlere özgüven aşılıyor. Çünkü sosyal yaşam bizim için çok önemli. Vatandaşımız her sıkıntıya düştüğünde belediyemiz yanındadır" dedi.



"Çocukları cinsel istismardan korumak için de mahremiyet çok önemli"


Mahremiyet eğitiminin özel çocuklardaki öneminden bahseden Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zehra Atbaşı, "İkinci ve üçüncü kademedeki öğrencilerimiz hem yanlış dokunuşlardan şikâyet ediyorlar hem de birbirlerine karşı çok fazla yanlış dokunuşta bulunuyorlar. Mahremiyet, karşılıklı öğretilmesi gereken bir durum. Kendisine yanlış dokunuşa izin verilmeyecek ama karşıdakine de yanlış dokunuşta bulunulmayacak. Çocuklara neden mahremiyet eğitimi vermeliyiz? Bütün eğitimleri tamamladık, yürüttük, konuşturduk, okumayı, yazmayı öğrettik bir de mahremiyet eğitimi mi geldi, biz zaten yeterince uğraşıyoruz, sınıfta, evde uğraşıyoruz, bir de mahremiyet eğitimi mi çıktı diyebilirsiniz. Mahremiyet eğitimi hep vardı ama görmezden geliniyordu. Biz mahremiyet eğitimi vererek neyi hedefliyoruz? Sağlık, cinsel gelişim için önemli. Sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için bu eğitim mutlaka verilmeli. Çocukları cinsel istismardan korumak için de mahremiyet çok önemli. Bedeninin farkında olan, doğru ve yanlış dokunuşun farkında olursa, özel alanını bilirse kendisine yapılan yanlışları bilir ve rapor eder. Tacizden korunma çalışmalarını öğretirsek, çocuklar da cinsel istismardan korunur. Eskiden çocuklara başkasından şeker alma, yabancıyla konuşma gibi uyarılar yapardık. Kandırılmayla başa çıkmak için bunları yapardık ama son dönemdeki vakalara bakıldığında uzun dönemli istismarlar çok yakındaki bireylerden geliyor. Aile içinden, mahalleden, komşudan, akrabadan geldiğini biliyoruz. Çocuk doğru ve yanlış dokunuşu ayırt edemediğinde güvendiği kişilerin dokunuşlarını doğru olarak görüyor ve bunu ihbar etmiyor. Bunun yanlış olduğunu öğrendiğinde de iş işten çoktan geçmiş oluyor ve kendini suçlamaya başlıyor. Uzun süreli cinsel istismarların olumsuz etkisi çok fazla. Bunu ortadan kaldırmak için de mahremiyet eğitimini öğrenmesi son derece önemli" diye konuştu.



"Sosyal kabulün olması için çocuğun uygunsuz davranışlarda bulunmaması gerekiyor"


Sınıf ve sosyal ortamlarda uygunsuz davranışlarda bulunan çocuklara diğer eğitimlerin verilemeyeceğini vurgulayan Doç. Dr. Zehra Atbaşı, "Veliler, çocuklarını getirdiğinde ’Hocam, okuma-yazma öğrensin, başka bir şey istemiyorum’ diyor. Ondan önce temelde kazandırılması gereken davranışlar var. Sosyal ortamlardaki davranışlar oturmadan o öğrenme olmuyor. Sosyal kabulün olması için çocuğun uygunsuz davranışlarda bulunmaması gerekiyor. Cinsel eğitimi, cinsel gelişimi yok sayarak diğer alanlarda gitmeye çalışmak problemli davranışlar ortaya çıkarır. 8, 9 ve 10. sınıfları olan birçok öğretmen var burada. Çocuk sınıfta uygunsuz davranışlarda bulunuyor, mastürbasyon yapıyor. Hadi siz ona okuma-yazma öğretin, matematik, sosyal beceri öğretin. Diğer gelişim alanlarını desteklemeye çalışalım. Nasıl yapacaksınız ortada problemli davranış varken? Pek çok akademik çalışmanın temelinde problem seviyeyi uygun seviyeye çekmek ya da ortadan kaldırmak vardır. Bunu yapmadan diğer öğretim aşamalarına geçmek mümkün değil. Dolayısıyla gelişim bir bütünse, bütün gelişim aşamalarını destekleyerek başlamamız gerekiyor. Cinsel gelişim de bu alanlardan bir tanesi. Onu da destekleyerek diğer alanlardaki gelişimi de bütüncül olarak yürütebiliriz" şeklinde konuştu.


Veliler, eğitimciler ve araştırmalar sonucunda bu semineri düzenlemeye karar verdiklerini dile getiren Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İrfan Yetik ise "Müdürlük olarak sahada ihtiyaç duyduğumuz alanlarla alakalı seminerler düzenliyoruz. Bu alanla alakalı da ihtiyaç tespit ettik. Özel gereksinimli bireylerin diğer çocuklar gibi bebeklik, çocukluk, ergenlik dönemi aşamaları var. Ergenlik döneminde çocuklara nasıl davranacağımızı hepimizin bilmesi gerekiyor. Bu süreci profesyonel şekilde yürütmek için ailelerin ve öğretmenlerin bilimsel desteğe ihtiyacı var. Bu seminer de o nedenle gerçekleşiyor. Samsun’da özel eğitim alanında 65 okulumuz mevcut. Bu okullarda bin 780 öğrenci eğitim görüyor. Evde eğitim alan 194 öğrenciye de her gün öğretmenler gidiyor. Kaynaştırma olarak da 6 bin 74 öğrencimiz var. Öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı sunmak için semineri düzenledik. Katılan herkese şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı.


Seminer, Doç. Dr. Atbaşı’nın sunumunun sonundaki soru-cevap kısmının ardından sona erdi.



Özel Gereksinimli Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Eğitimi Semineri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer olmadığını belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin başarılı olmasıyla birlikte, demokraside ve kalkınmada yeni bir döneme geçeceğiz. 2 trilyon doların üzerinde bir kaynak, bu terör yüzünden heba edildi. Şimdi o kaynaklar ülkemizin kalkınması için kullanılacak. Demokrasimizin gücü artacak" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Mersin programı kapsamında AK Parti Mersin İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmada 28 Şubat sürecine, AK Parti’nin icraatlarına, ekonomiye ve ’Terörsüz Türkiye’ hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 28 Şubat sürecine değinerek, "Bazıları hala içine sindiremiyor. O 28 Şubat zihniyeti fırsat bulduğundan hemen hortluyor. Bunu bir kez daha gördük. Allah böyle zihniyetlere fırsat vermesin inşallah. Milletimiz de basiretiyle, ferasetiyle bu 28 Şubat zihniyetine bir daha asla geçit vermeyecektir. 28 Şubat’ta ne demişlerdi? Bin yıl sürecek demişlerdi. Çok şükür 5 sene bile sürmedi. Ve asla Türkiye artık o günlere geri dönmeyecek, bu aziz millet o zihniyetleri tarihin çöp tenekesine atmıştır. Bir daha oradan geri çıkmayacaklar inşallah" ifadelerini kullandı. "AK Parti özgürlük demektir" 23 yıldır iktidarda olduklarını ve bu süreçte binlerce, on binlerce kilometre duble yol yaptıklarını, hava limanları inşa ettiklerini, üniversiteler yaptıklarını, kentlere, köylere hizmetler götürdüklerini ve garip, gurabaya sahip çıktıklarını söyleyen Yılmaz, "Hizmetler anlatmakla bitmez. Fakat bütün bunların ötesinde, ‘AK Parti ne demektir’ derseniz. AK Parti özgürlük demektir, başörtüsüne özgürlük demektir, insanların ana diline özgürlük demektir, fikir hürriyeti demektir. AK Parti, bu milletin kendi değerleri ile savaşmaması, tam tersine tarihten getirdiği, medeniyetinden getirdiği değerleri ile bütünleşmesi, geleceğe yürümesi demektir" diye konuştu. "Devlet ile millet aynı yöne bakıyor" Geçmişte devlet ile milletin farklı yönlere baktığını ve bunun kalkınmayı engellediğini belirten Yılmaz, "Bir toplumda devlet farklı bir yöne, millet farklı bir yöne bakıyorsa, o toplum kalkınamaz. Enerjisini boş yere harcar. Yıllarca bizi o durumda tuttular. Devlet ile milleti bir birinden ayırdılar. Şimdi AK Parti döneminde neyi başardık derseniz? Artık devlet ile millet aynı yöne bakıyor. Aynı değerlere sahip. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı’nı, devletimizle, milletimizle birlik, beraberlik içerisinde başaracağız. Bir daha devlet ile milletin karşıya getirilmesine izin vermeyeceğiz Allah’ın izni ile. AK Parti, aynı zamanda geçmiş ile geleceği bütünleştiren bir siyasi harekettir. Uzun yıllar, geçmiş değerlerimizi, kalkınmanın, modern bir toplum, modern bir devlet olmanın önünde bir engel gibi göstermeye kalktılar. Biz buna inanmıyoruz. Bir toplum, geçmişine, tarihine, medeniyetine ne kadar çok sahip çıkarsa o kadar sağlam bir zemin üzerinde geleceğe yürür. Modern bir toplum olur, gelişmiş bir toplum olur. Bizim geçmiş değerlerimiz, kalkınmanın, gelişmenin önünde bir engel değil, tam aksine gelişme, modernleşme adı altında bu toplumda özgürlükleri yok edenler, bu ülkenin gelişmesine engel oldular" şeklinde konuştu. AK Parti’nin, ’Ben diyenlerin değil, biz diyenlerin partisi’ olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bir kesimin, bir grubun menfaatini veya bir şahsın menfaatini ön plana koyup hareket eden bir parti değildir AK Parti. AK Parti, ‘Neyi başardıysak, hep birlikte başardık’ diyenlerin partisidir. AK Parti ve Cumhur İttifakı, bu toplumun ana damarıdır. Konjöktüre göre farklı havalar oluşabilir ama bu toplumun, ‘milletin adamları’ diyoruz ya, kim var geçmişe baktığınızda, rahmetli Menderes var, taş üstüne taş koyan. ‘Milletin adamı’ sıfatını yakıştırdığımız rahmetli Menderes var ve onun çizgisinde siyaset yapan önemli siyasetçiler var. Rahmetli Özal var. Şimdi milletin adamı kim? Recep Tayyip Erdoğan. Adam gibi adam" dedi. "Liderimizin kıymetini bilmemiz lazım" Liderlerin özellikle zor dönemlerde daha da önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, "Ama özellikle fırtınalı zamanlarda, dünyanın, bölgemizin karışık olduğu dönemlerde, sağlam, güçlü bir iradeye milletin ihtiyaç duyduğu anlarda, liderler bir kat daha önemli. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti olarak şanslıyız. Bazı şeyler varken insan değerini yeterince bilmiyor. Güçlü lideri olmayan toplumlar, şimdi ne haldeler görüyoruz. Tecrübeli, dirayetli, milletin seven, gece gündüz çalışan bir liderimiz var. Allah’a şükrediyoruz ve bu liderimizin kıymetini bilmemiz lazım. Büyük bir afet yaşadık. Böyle bir lider olmasa, bu siyasi istikrar olmasa, Cumhur İttifakı olmasa, 3 yılda bunun altından kalkabilir miydik? En gelişmiş dediğimiz ülkeler bile kalmazdı. 90 milyar dolardan fazla kaynak aktarıldı bu bölgelere. Geçtiğimiz günlerde 455 bininci konutumuzu hak sahibine teslim ettik. Ne derlerse desinler. Gölgelemek için ne yaparlarsa yapsınlar. Halep orada ise arşın burada" dedi. "Türkiye artık farklı bir ligde" Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti: "AK Parti iktidara geldiğinde bütün ekonomisi 238 milyar dolardı. Türkiye’nin 1 yılda ürettiği tüm malların, hizmetlerin değeri bu kadardı. Geçen yıl ilk defa 1,5 milyon doları aştı ekonomik büyüklüğümüz. Dünyanın 21. büyük ekonomisiydik 2022’de, bugün 16. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücüne göre ise dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. Geçen sene 270 milyar doları aşan ihracat yaptık. 2022’de sadece 36 milyar dolardı. Toplam mal ve hizmet ihracatımız ise 396 milyar doları aştı. Gelecek yıl inşallah 400 milyar doların üzerinde olacak. Türkiye artık farklı bir ligde. Sorunlarımız yok mu? Hangi ülkenin sorunu yok. Son yıllarda dünya üst üste büyük sıkıntılar yaşadı. Finansal krizlerin etkileri hala devam ediyor, üstüne bir de pandemi geldi. O bitti üstüne deprem geldi. O bitti savaşlar çıktı. Bölgemiz ateş çemberi. Ama bunun içinde Türkiye, istikrarlı ve güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor." "Amacımız bu yıl sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek" Hayat pahalılığıyla mücadele programını kararlılıkla uyguladıklarını belirten Yılmaz, "2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 çıkmıştı enflasyon. O tarihten bugüne 45 puana yakın düşüş sağladık. Yıl sonunu 30’un biraz üzerinde tamamladık. Bizim hesabımız aslında 30’un altındaydı. Fakat geçen yıl tarımda hem kuraklık hem de don yaşadık. Bu nedenle büyümemiz olumsuz etkilendi, gıda enflasyonu etkilendi. Ama bu sene inşallah çok bereketli olacak. İnşallah amacımız bu yıl sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek. Vatandaşımıza kalıcı sosyal refah üreteceğiz" ifadelerini kullandı. "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok" Suriye’deki gelişmelere ve terörle mücadeleye de değinen Yılmaz, "Şimdi Suriye yeniden imar ediliyor. Suriye’nin istikrarı, Türkiye’nin istikrarıdır. Biz kapsayıcı bir milliyetçilik anlayışına sahibiz. Türk de bizim, Kürt de bizim. Alevisi de bizim, Sunnisi de bizim. Arabı da bizim, Çerkez de bizim, Laz da bizim. Hep birlikte biz Türkiye’yiz. Bu çerçevede ‘Terörsüz Türkiye’ konusu çok önemli. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘Türkiye Yüzyılı, huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır’ anlayışı, bunun temelini oluşturuyor. ‘Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok’ diyoruz. Birlik, beraberlik içinde gideceğiz diyoruz" dedi. Yılmaz, "Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyonun çalışmaları son aşamaya gelmiş durumda. Yakında inşallah komisyon raporunu yayınlayacak, ondan sonra inşallah terörün kalıcı bir şekilde sona ermesi, bir daha bu ülkenin bu belalarla uğraşmaması için ne adımlar atılması gerekiyorsa, meclisimiz bunu ortak bir irade ile belirleyecek. Bizim buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin kavgalara ihtiyacı yok. Kavganın kimseye faydası yok" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye ile demokrasimizin gücü artacak" Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Terörsüz Türkiye’nin başarılı olmasıyla birlikte, demokraside ve kalkınmada yeni bir döneme geçeceğiz. 2 trilyon doların üzerinde bir kaynak, bu terör yüzünden heba edildi. Şimdi o kaynaklar ülkemizin kalkınması için kullanılacak. Terörün ortadan kalktığı bir ortamda, demokratik standartlarımız daha da yükselecek. Demokratik bir yarış olacak, kimse silahların gölgesine sığınmadan, kimin ne söyleyeceği varsa söyleyecek, kim milleti ikna ederse, milli irade nasıl şekillenirse o yönde politikalar izlenecek. Dolayısıyla demokrasimizin gücü artacak."