SAĞLIK - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 10:38

Uzmanından Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme uyarısı

A
A
A
Uzmanından Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme uyarısı

Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimine karşı sağlıklı beslenme uyarılarında bulunan Medicana Sivas Hastanesi Uzman Diyetisyen Cansu Arslan, özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşların daha kontrollü beslenmesi gerektiğini belirterek, doğru pişirme yöntemleri ve dengeli porsiyonlarla bayramın sağlıklı geçirilebileceğini söyledi.


Kurban Bayramı süresince artan kırmızı et tüketimine karşı vatandaşlara sağlıklı beslenme önerilerinde bulunan Medicana Sivas Hastanesi Uzman Diyetisyeni Cansu Arslan, bayram sofralarında doğru beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Özellikle hipertansiyon, diyabet ve kalp-damar hastalığı bulunan bireylerin daha kontrollü beslenmesi gerektiğini ifade eden Arslan, kırmızı etin kaliteli protein kaynağı olmasının yanı sıra A, B6 ve B12 vitaminleri ile demir, çinko, fosfor ve magnezyum açısından zengin olduğunu söyledi. Bayram sabahına hafif ve dengeli bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirten Arslan, "Yumurta, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve mevsim sebzelerinden oluşan dengeli bir kahvaltı tercih edilmelidir. Yeni kesilmiş etler mümkünse 24 saat dinlendirilmeden tüketilmemelidir. Dinlendirilmeden tüketilen etlerin hem pişirilmesi hem de sindirimi daha zor olmaktadır" dedi.



"Etlerin kömürleşmemesine dikkat edilmesi gerekiyor"


Et tüketiminde haşlama ve buğulama yöntemlerinin öncelikli tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, kavurma yapılacaksa ilave yağ kullanılmaması gerektiğini söyledi. Mangalda pişirme sırasında etlerin kömürleşmemesine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Arslan, "Ateş ile et arasında yeterli mesafe bırakılmalı, yüksek ısıda uzun süre pişirme tercih edilmemelidir" ifadelerini kullandı.



"Çözülen et tekrar dondurulmamalıdır"


Kurban etlerinin uygun şartlarda muhafaza edilmesinin gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirten Arslan, etlerin büyük parçalar halinde değil, tek pişirimlik paketler halinde saklanmasını önerdi. Çiğ etle temas eden mutfak ekipmanlarının sebze ve meyvelerle temas ettirilmemesi gerektiğini söyleyen Arslan, "Etler buzdolabında yaklaşık 1-2 hafta, derin dondurucuda ise 3-6 ay güvenli şekilde saklanabilir. Çözdürme işlemi oda sıcaklığında değil, buzdolabının alt rafında yapılmalıdır. Çözülen et tekrar dondurulmamalıdır" diye konuştu.



"Su tüketimi artırılmalı"


Bayram süresince şerbetli ve ağır tatlılar yerine daha hafif alternatiflerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Uzman Diyetisyen Cansu Arslan, "Sütlü tatlılar, meyveli tatlılar veya kontrollü porsiyonlarda dondurma tercih edilebilir. Asitli ve şekerli içecekler yerine ev yapımı limonata, ayran ve sade maden suyu tüketimi daha sağlıklı olacaktır" şeklinde konuştu. Arslan ayrıca bayram boyunca günlük su tüketiminin artırılması ve hafif yürüyüşlerin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Emekli vali yardımcısı, ahşap yakma sanatıyla öğrencilere burs veriyor Emekli Vali Yardımcısı Nevzat Sinan, ahşap yakma sanatıyla yaptığı tablolardan elde ettiği gelirle üniversite öğrencilerine burs veriyor. Afyonkarahisar, Amasya, Denizli, Nevşehir gibi illerde uzun yıllar vali yardımcılığı yapan Nevzat Sinan, 45 yıl çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra 2019 yılında emekli oldu. Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesine yerleşen Sinan, öğrencilik yıllarında okul harçlığını çıkarmak için başladığı ahşap yakma sanatıyla tekrar ilgilenmeye başladı. Evindeki atölyesinde ahşap yakma sanatıyla birbirinden güzel çalışmalar ortaya çıkaran Sinan, yaptığı tablolardan elde ettiği gelirle çok sayıda öğrenciye burs veriyor. "Fakülte yıllarımda okurken yaptığım resimle haçlığımı çıkarttım" 1973’de üniversite okuduğu yıllarda arkadaşından öğrendiği ahşap yakma sanatıyla bazı iş yerlerine küçük tabelalar yaptığını ve okul harçlığını çıkardığını söyleyen Sinan, "Fakülte yıllarında resim sanatına başladım. Daha doğrusu resim değil de benim bu kullandığım teknikle yazı yazılıyor. Yazı yazarken bir gün bu resim de uygulanabilir mi diye kendi kendime konuşurken o zamanın ünlü sanatçılarından Yılmaz Güney’in bir portresini yaptım. Sonra bu resmi götürdüm, Ankara’da tarihi Anafartalar Çarşısı’nda ciddi bir para ödediler. Ciddi para ödeyince resmin çok kıymetli olduğunu anladım ve ben resimler yapmaya başladım. Aradan uzun zaman geçtikten sonra Kaymakam olunca resim yapmayı bıraktım. Mesleğimle ilgili çalışmalara yöneldim. Artık yavaş yavaş emeklilik günlerimi yaklaşmaya başlarken eşim, ’enin çok güzel bir yeteneğin vardı. İnşallah o yeteneğini kaybetmemişsindir, çok güzel resimler yapıyordun’ dedi. Ondan sonra oturdum, denedim. Makineyi tekrar aldım elime ve resim yapmaya başladım. İlk yaptığım resim, Denizli’nin meşhur horozuydu. Denizli’yi sembol eden bir resim yapmıştım" dedi. "Türkiye’de 13 tane, yurt dışında da 3 tane resim sergisi açtım" Görev yaptığı ya da ziyaret ettiği yerlerle ilgili resimler yapmaya başladığını söyleyen Sinan, "Ardından resim yapmayı çoğalttım. Her gün bir başka projeyle çalışmaya başladım ve bu yakma tekniğini geliştirmeye başladım. Bu teknikte gördüğünüz gibi sadece siyah beyaz değil siyahın 7 tonu vardır üzerinde ve o noktaya ben ulaştım. Daha sonra serbest çalışmalara da yöneldim. Türkiye’de 13 tane resim sergisi, yurt dışında da 3 tane resim sergisi açtım. Ukrayna’da, Litvanya’da ve Polonya’da. Bu sergileri açtıktan sonra yazları da ikamet ettiğim Çatalzeytin ilçesinde bana ilham geliyor. Tam ilhamın yeri burası olduğu için bazen oluyor ya şu resmi yapayım diye başlıyorum ve bir süre sonra bitiriyorum" diye konuştu. "Bazı resimlerin yapımı 2 yıl kadar sürüyor" Bazı ahşap yakma resimlerinin yapımının 2 yıl sürdüğünü anlatan Sinan, "Bu resimler pirografi denilen ahşap yakma sanatının adıdır. Eski bir ifadeyle de dağlama sanatı da denir. Tahtayı yakarak yapılan bir resim türüdür. Bir resmin yapılışı yaklaşık 4 ay falan alıyor. Resmin büyüklüğüne göre 6 aya hatta 1 seneye de çıkabiliyor. Amasya’da bir Atatürk resmi yapmıştım tam 2 sene çalışmıştım üzerinde. Günde 12 saat çalışamıyorsunuz maalesef. Günde 2 saat 3 saat çalıştıktan sonra tahtadan çıkan ısı ve duman insanın gözünü yakmaya başlıyor. Artık o gün çalışamıyorsunuz. Yaklaşık 4 ayda bu resmi yaptım. Bu resim de eski bir gemideki gemici feneridir. Çok kimse bunu bilir" şeklinde konuştu. "Resim, Pazar kazanma amacıyla yapılan bir şey değil, bir hayattır" Resmin insanı dinlendiren bir unsur olduğunu söyleyen Sinan, "Para kazanmanın ötesinde bütün ressamlar hayattan sonuna kadar açlıkla mücadele etmiş. Hepsi öldükten sonra meşhur olmuşlardır. Resmin para kazanmak amacıyla yapılan bir şey değil. O anki senin ruh halini yansıtan ki bazı resimlerim çok koyu çıkar. Bazı resimler biraz puslu çıkar. Çok koyu çıktığı zaman ben çok sinirli olduğum günlerdir. Açık çıktığı zaman daha sakin bir hayatım vardır. O anda yumuşaktır. Ben resme baktığım zaman o gün ne yaşadığımı hatırlarım. Resmin koyuluğundan veyahut da açıklığından. Yani siyahların basışından, beyazların artmasından. Ona göre ben resmin o gün neşeli miydim, keyifli miydim, üzgün müydüm, öfkeli miydim? Ben resimlerimde hatırlarım. Yani resim bir hayattır" ifadelerini kullandı. "Elde ettiğim gelirleri, çocukların eğitimi için harcıyorum" Ahşap yakma sanatıyla 12 yıldır uğraştığını belirten Sinan, "Yaptığım resimler piyasada değeri buluyor ve satılıyor. Benim şahsi olarak fazla bir ihtiyacım yok. Ben mülki idare amiri olarak emekli olduğum için devletin bana ödediği para yeterli oluyor. Burada elde ettiğim gelirler, ben daha çok çocukların eğitimi için harcıyorum. Kaymakamlığımda eğitim için verdiğim emekleri, emekli olduktan sonra da bu şekilde değerlendirmeye başladım. Resimlerden elde ettiğim gelirler, çocukların eğitim harcamalarına kullanılıyor, kıyafetlerine harcanıyor, kittikleri okullara harcanıyor. Bu şekilde değerlendirme yapılıyor. Benim şu ana kadar okumuş yüzlerce çocuğum var. Hepsi de meslek sahibi oldular, kimi asker oldu, kimi profesör oldu, kimi doktor oldu. Her meslekten insanlar yetiştirdik. Onlar da başarılı çocuklardı. Dolayısıyla benim emeğimi boşa çıkartmadılar. Resim dediğim gibi bir hayat ki benim hayatım sona erinceye kadar resim yapmaya ve kitap yazmaya devam edeceğim. Dilerim daha çok kitap yazabilirim, daha çok resim yapabilirim. Benden de dolayısıyla bir sürü çocuk da yararlanmış olur. Bu arada kitaplarımın gelirlerinin de bir kısmı yine öğrencilere gidiyor. Dolayısıyla elde ettiğim gelirlerin önemli bir kısmını öğrencilere harcıyorum" dedi. Görev yaptığı yerlerdeki tarihi ve kültürel alanları ahşap tablolara yansıttığını anlatan Sinan, ahşap yakma tekniğiyle ortaya çıkan eserlerin daha uzun ömürlü olduğuna değinerek, sanatının üç anahtarının sabır, sebat ve emek olduğunu kaydetti.
İstanbul Oyuncu Serenay Sarıkaya uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, ünlülere yönelik uyuşturucu kullanımına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında oyuncu Serenay Sarıkaya gözaltına alındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Beşiktaş, Sarıyer, Beyoğlu, Kağıthane ve Üsküdar ile Muğla’da belirlenen 25 adrese operasyon düzenlenmişti. Operasyonda aralarında ünlü isimlerin de olduğu 20 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı’nda sorguları tamamlanan 20 şüpheli, Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilmiş ve ardından kan ve saç örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu birimlerine sevk edilmişti. Kan, saç ve idrar örneği veren şüphelilerden 9’u serbest bırakılırken, 11’i adliyeye sevk edilmiş, şüpheli Mehmet Rahşan ise tutuklanmıştı. Serenay Sarıkaya gözaltına alındı Öte yandan, yurt dışından döndüğü belirlenen ve hakkında gözaltı kararı bulunan oyuncu Serenay Sarıkaya, bugün jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Ünlü oyuncunun jandarmadaki ifadesinin ardından uyuşturucu kullanımına ilişkin testlerinin yapılması için Adli Tıp Kurumu’na sevk edileceği öğrenildi.
Ankara Kargoda tüm zamanların rekoru Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, taşınan posta kargosu miktarının 1,45 milyarı aşarak tüm zamanların rekorunu kırdığını belirterek, "Posta kargosu gönderilerin yüzde 82’si kabul edildiği günden sonraki iki gün içinde teslim ediliyor" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yayımlanan 2025 yılı ikinci yarısına ilişkin Türkiye Posta Sektörü Pazar Verileri Raporu’nu değerlendirdi. Bakan Uraloğlu, sektörde yetkilendirilmiş hizmet sağlayıcı sayısının 59 olduğunu ve bu hizmet sağlayıcılara 27’si ulusal, 40’ı yerel olmak üzere 67 yetkilendirme verildiğini kaydetti. Uraloğlu, yerel düzeyde en çok yetki belgesi verilen ilin 30 yetkilendirme ile İstanbul olduğuna işaret ederek bunu sırasıyla 4 yetkilendirme ile İzmir’in ve 3 yetkilendirme ile Ankara’nın takip ettiğini de ifade etti. "Posta sektörümüz yaklaşık 115 bin kişiye istihdam sağlıyor" 2025 yılı ikinci yarısı itibarıyla Türkiye genelinde toplam 8 bin 934 posta acente ve şubenin hizmet verdiğini anlatan Uraloğlu, "Bu acente ve şubelerin bin 390’ı İstanbul’da, 558’i Ankara’da ve 434’ü İzmir’de bulunuyor. Posta sektörümüz ise yaklaşık 115 bin kişiye istihdam sağlıyor." dedi. "2025 yılı sonunda haberleşme gönderileri 224,1 milyona ulaştı" Bakan Uraloğlu, 2025 yılının ikinci yarısında gerçekleşen posta trafiği ve hacmine ilişkin de bilgi verdi. Uraloğlu, sektörde trafik ve hacmi, "haberleşme gönderileri" ve "posta kolisi/kargosu" başlıkları altında değerlendirdiklerine dikkati çekerek, "Ülkemizin posta sektöründe gerçekleşen haberleşme gönderileri ikinci yarıda yaklaşık 113 milyon olarak gerçekleşti. Böylece 2025 yılı sonunda haberleşme gönderileri 224,1 milyona ulaştı" açıklamasında bulundu. İkinci yarıda şehirler arası gönderilerin tüm haberleşme gönderileri içerisindeki payının ise yüzde 85,71 olarak gerçekleştiğini kaydeden Uraloğlu, "Haberleşme gönderisi teslimatının en çok gerçekleştiği iller sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya oldu" ifadelerini kullandı. Posta kargosunda rekor geldi Haberleşme gönderileri haricinde kalan, posta kolisi veya kargosu şeklinde nitelendirilen diğer posta gönderilerinin sayısının son yıllarda sürekli artış eğiliminde olduğunu ifade eden Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Geçen yılın aynı döneminde 746,68 milyon olan gönderi sayısı 2025 yılının ikinci altı ayında 767,58 milyon adet olarak gerçekleşti. 2025 yılının tamamında taşınan posta kargosu böylece 2024 yılına göre yüzde 5 artışla 1,45 milyarı aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı." Bu artışın e-ticaret hacminin son yıllardaki hızlı büyümesinden kaynaklandığına dikkati çeken Uraloğlu, bu durumun Türkiye’nin posta pazarını da olumlu yönde etkilediğini vurguladı. Uraloğlu, haberleşme gönderilerinde olduğu gibi posta kolisi ve kargosu gönderilerinde de şehirlerarası gönderi oranının önemli bir yer tuttuğunun altını çizerek, "İkinci yarıda gönderilerin yüzde 82’sinden fazlası şehirlerarası kategoride yer alıyor. Bu dönemde, posta kolisi ve kargosu teslimatının en çok gerçekleştiği iller sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Kocaeli oldu" ifadelerini kullandı. "Gönderilerin yüzde 82’si kabul edildiği günden sonraki iki gün içinde teslim ediliyor" Posta kolisi/kargosu gönderilerinde teslimat süresine ilişkin verileri de açıklayan Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Son yıllarda e-ticaretin büyümesi ve posta kolisi/kargosu gönderi hacminin artması ile gönderilerin hızlı teslimatı kullanıcıların beklentileri arasında üst sıralara tırmandı. Gönderici odaklılıktan alıcı odaklılığa doğru evrilen posta sektörü dünyada olduğu gibi ülkemizde de kullanıcı beklentileri çerçevesinde şekilleniyor. Ülkemizde, yurt içi posta gönderilerinin teslim süreleri incelendiğinde, gönderilerin yaklaşık yüzde 7’si aynı gün içerisinde teslim edilirken gönderilerin yüzde 82’sinin kabul edildiği günden sonraki iki gün içinde teslim edildiğini görüyoruz."