TEKNOLOJİ
17 Mart 2026 Salı - 12:54 Filmler gerçeğe dönüştü, bu teknoloji ile hayvanlar insanlarla konuşabilecek Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) yürütücülüğünde hayata geçirilen yenilikçi bir proje ile hayvanlar adeta konuşarak sağlık durumlarını yetiştiricilere aktarabilecek. Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (SBTÜ) öncülüğünde geliştirilen ‘Sığır Sağlığının ve Verimliliğinin İzlenmesine Yönelik Yerli Rumen Sensör Boluslarının Geliştirilmesi’ projesi kapsamında, sığırların sağlık durumunu sürekli izleyebilen yerli bir sensör sistemi üretilecek. Biyouyumlu ve düşük güç tüketimine sahip olacak kapsül şeklindeki rumen sensör bolusu hayvanların iç vücut sıcaklığı, rumen pH değeri, aktivite düzeyi, geviş getirme davranışı ve rumen iç basıncı gibi kritik verileri anlık olarak ölçebilecek. Toplanan veriler kablosuz iletişim aracılığıyla dış sistemlere aktarılacak ve böylece hayvanların sağlık durumları gerçek zamanlı olarak takip edilebilecek. Erken uyarı sistemi gibi çalışacak teknoloji sayesinde doğum öncesi belirtiler, sindirim sistemi sorunları ve metabolik rahatsızlıklar erken aşamada tespit edilebilecek. Bu sayede hayvan ölümlerinin azaltılması, sürü sağlığının korunması ve işletmelerin ekonomik kayıplarının düşürülmesi hedefleniyor. Projede geliştirilecek yerli rumen bolusu teknolojisinin, mevcut benzer ürünlere kıyasla daha sade bir tasarıma sahip olması, daha az ekipmanla çalışması ve daha düşük maliyetle üretilebilmesi planlanıyor. Böylece üreticilerin bu teknolojiye erişimi kolaylaşırken, Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığının da azaltılması amaçlanıyor. "Ülke ekonomisine katkı sağlanması bekleniyor" SBTÜ koordinasyonunda yürütülen projeye Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi de destek veriyor. Farklı üniversitelerin araştırma altyapılarının kullanılacağı proje kapsamında sensörleri içeren kapsülün tasarımı, elektronik devre doğrulama testleri ve saha denemeleri gerçekleştirilecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte hayvancılıkta dijital izleme teknolojilerinin yaygınlaşması, hayvan refahının artırılması ve yerli teknoloji üretimiyle ülke ekonomisine katkı sağlanması bekleniyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Bilim Teknoloji Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatih Kaburcuk, "Bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde artık hayvanlar da konuşabilecek. Eskiden bu düşünce hayaldi fakat bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde ülkemizde gerçekleşecek. Daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde sığır yetiştiriciliği yapılacaktır. Böylece ülkemizde süt üretim miktarı ve et üretim miktarının artmasını sağlayacaktır" dedi. "Artık hayvanların da dili olacak" Hayvanların midesine yerleştirilen boluslar sayesinde hayvanların bir rahatsızlığı olup olmadığını tespit edebileceklerini söyleyen Fatih Kaburcuk, "Sığırların ön midesi olan rumen kısmına yerleştirilen boluslar sayesinde sonrası sayesinde hayvanların vücut sıcaklığını midelerindeki PH derecesini ve bu sayede hayvanların rahatsızlık yaşayıp yaşamadığını, geviş getirmelerinde problem olup olmadığını veya ne kadar su içtiklerinin tespiti yapılabilir. Aynı zamanda sıcaklık sensörüyle hayvanın rahatsızlığının olup olmadığını önceden tespit edilebilir. Rumen sensör bolusunun içinde bulunan ivme sensörü sayesinde hayvanların adımları takip edilebilir. Eğer herhangi bir hastalık sebebiyle hayvanın hareketleri kısıtlandıysa önceden tespit edip gerekli müdahale erkenden yapılabilir, böylece muhtemel can kayıplarının önüne geçilebilir. Bu hayvanın midesine yerleştirilecek rumen sensör bolusu sayesinde hayvanların vücut sıcaklığı, mide sıvısında bulunan PH derecesi ve bir takım diğer sensörler vasıtasıyla hayvanların kızgınlık dönemi ve diğer olumsuz olabilecek komplikasyonların tespitini yaparak bize önceden haber verecek. Eskiden derlerdi ki hayvanların ağzı var dili yok. Fakat şimdi bu teknoloji sayesinde artık hayvanların ağzı var, dilleri de geliştirilecek teknoloji sayesinde olacaktır" dedi. "Midede 5 yıl kadar durabiliyor" Bu proje ile daha verimli bir sığır yetiştiriciliğinin yapılacağını belirten Kaburcuk, "Bu sensör bolusu Avrupa’da birkaç firma tarafından geliştirilmişti. Fakat hali hazırda var olan sensör bir takım ilave bileşenlere ihtiyaç duymaktaydı. Fakat bizim geliştireceğimiz bu sensör bolusu ile sadece hayvanın midesine yutturulacak kapsül yeterli olacak. İlave olarak dışarıda bir takım baz istasyonu veya tekrarlayıcılara ihtiyaç olmayacaktır. Avrupa’da muadili olan rumen sensör bolusları yaklaşık 150 dolar civarındayken bizim geliştirmeyi planladığımız sensör bolusları yaklaşık 50-60 dolar civarında olacak. Böylece daha sade, daha uygun ve daha kullanışlı olarak insanımıza sunulacak. Bilim ve Teknoloji yöneticiliğinde gerçekleştirilecek olan bu ürün Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi koordinasyonunda gerçekleştirilecektir. Bildiğiniz üzere bazı eski çizgi filmlerden hayvanları konuştururlardı. Bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde artık hayvanlar da konuşabilecek. Eskiden bu düşünce hayaldi fakat bu geliştireceğimiz teknoloji sayesinde ülkemizde gerçekleşecek. Daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde sığır yetiştiriciliği yapılacaktır. Böylece ülkemizde süt üretim miktarı ve et üretim miktarının artmasına neden olacaktır. Geliştirilecek olan rumen sensör bolusu, hayvanın midesinde yaklaşık beş yıl kadar durabiliyor" ifadelerine yer verdi.
17 Mart 2026 Salı - 11:54 Prof. Dr. Yasemin Açık: "Geçmişin emeğiyle geleceğin teknolojisini bu topraklarda buluşturmaya devam edeceğiz" Doğup büyüdüğü topraklara vefa borcumu ödemek için sürdürülebilir bir istihdam ve kalkınma merkezi inşa etmeye odaklandıklarını aktaran Seza Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, ""Geçmişin emeğiyle geleceğin teknolojisini bu topraklarda buluşturmaya devam edeceğiz" dedi. Prof. Dr. Yasemin Açık’ın, bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltma, yerel kalkınma ve toplumsal refahı artırma vizyonuyla hayata geçirdiği Seza Çimento, kuruluşunun 10. yılını doldurdu. Elazığ’ın en büyük, Doğu Anadolu Bölgesi’nin ise en büyük ve en çevreci yatırımlarından biri olan fabrika, akademiden şantiyeye uzanan bir başarı öyküsünü temsil ediyor. Halk Sağlığı Uzmanı olan Prof. Dr. Açık’ın akademiden ayrılarak kurduğu fabrika, sektörün kurucusu kadın olan ilk ve tek çimento fabrikası olma özelliğini taşıyor. Baskil ilçesinde, elektriği, suyu, hatta yolu bile olmayan zorlu bir arazide 23 ayda üretime geçirilen fabrikadaki ilk üretimi bugün hala dün gibi hatırladığını aktara Prof. Dr. Açık, "Bu yatırımı yaparken temel amacımız, bir üretim tesisi kurmanın çok ötesindeydi. Halkla iç içe olduğum için Elazığ’ın sanayi yatırımına, işe, üretmeye ihtiyacı olduğunu çok net bir şekilde görüyordum. Bu nedenle doğup büyüdüğüm topraklara vefa borcumu ödemek için sürdürülebilir bir istihdam ve kalkınma merkezi inşa etmeye odaklandık. Seza Çimento’nun başarısı, kolektif bir emeğin ve bu toprakların insanıyla kurduğumuz sarsılmaz bağın eseridir" diye konuştu. Seza Çimento’nun geride bıraktığı 10 yıldaki kazanımlarını, üretim ekonomisi temelli, ihracata dayalı, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm odaklı bir vizyonla geleceğe taşımayı hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Açık, "Bizim için asıl yolculuk şimdi başlıyor. Dünya genelinde savaşların, ekonomik kırılmaların yaşandığı, yapay zekanın iş yapış şekillerini dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin yıkıcı etkisinin giderek daha fazla hissedildiği bu dönemde; inovasyon, teknoloji, Ar-Ge yatırımlarımız ve çevreci üretim modelimizle hem ekonomik değer oluşturmayı hem de doğayla uyumlu, insanı merkezine alan dijital bir ekosistemi yarınlara taşımayı hedefliyoruz. Geçmişin emeğiyle geleceğin teknolojisini bu topraklarda buluşturmaya devam edeceğiz. Bu 10 yıllık başarı hikayesinin asıl kahramanları, ilk günden itibaren vizyonumuza ortak olan, emeğini ve yüreğini ortaya koyan çalışma arkadaşlarımdır. Seza Çimento ailesinin her bir ferdine şükranlarımı sunuyor, yeni dönemimizde de hep birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Üniversiteler arası E-Spor Turnuvası Meram’da başlıyor
11 Şubat 2025 Salı - 14:35 Üniversiteler arası E-Spor Turnuvası Meram’da başlıyor Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi, E-Spor heyecanını zirveye taşıyacak bir turnuvaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Konya’da eğitim veren üniversiteler arası ‘5v5 League of Legends ve Valorant Turnuvası’ Meram’da gerçekleştirilecek. Konya’daki üniversiteler arasında ilk kez düzenlenecek ‘5v5 League of Legends ve Valorant Turnuvası’ Meram’da yapılacak. Konya’da bir ilk olma özelliği taşıyan turnuvaya şehir üniversitelerinde eğitim gören tüm üniversite öğrencileri katılabilecek. Turnuva heyecanını yaşamak isteyen gençler başvurularını 14 Şubat 2025 Cuma gününe kadar https://linktr.ee/kgtuespor internet adresi üzerinden yapabilecekler. Turnuvanın detaylarına ve bilgilendirmelerine de yine aynı internet adresi üzerinden ulaşılabilecek. Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi ve Meram Belediyesi Meram Gelişim Akademisi iş birliğinde gerçekleştirilen turnuva çerçevesinde eleme maçları online, final ise LAN ortamında gerçekleştirilecek. Best of 3 (Bo3) formatında gerçekleştirilecek karşılaşmalar için takımlar 5 ana ve 1 yedek oyuncudan oluşacak, takım eşleşmeleri de kura ile belirlenecek. Meram Belediyesi MEGA E-Spor Merkezi’nde yapılacak olan final karşılaşması sonunda kazanan takımları sürpriz ödüller bekliyor. "Bu heyecana E-Spor’a meraklı tüm üniversite öğrencilerimizi bekliyoruz" Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Konya’nın en iyi takımını belirleyecek bu heyecan dolu turnuvaya, Konya’da eğitim görüp E-Spor’a ilgi duyan tüm üniversite öğrencilerini davet etti. MEGA’nın şehrin ilk E-Spor merkezi olduğunu hatırlatan Başkan Mustafa Kavuş, "Konya’nın bu alandaki en prestijli mekanlarından ve merkezlerinden biri olan MEGA bir önemli turnuvaya daha ev sahipliği yapıyor. 15 Şubat günü online olarak başlayacak turnuvanın final karşılaşmaları ise 22-23 Şubat tarihlerinde olacak. Bu rekabete ve heyecana ortak olmak isteyen tüm öğrencilerimizi turnuvaya bekliyoruz" diye konuştu. Tüm üniversite öğrencilerinin katılabileceği turnuvanın başvuruları 14 Şubat 2025 Cuma günü son buluyor.
ASELSAN Genel Müdürü Akyol: "Yaklaşık 50 milyon dolarlık yatırımla daha yüksek kapasiteye çıkacak bir fabrikayı devreye aldık ve yeni bir fabrikanın daha temelini attık"
11 Şubat 2025 Salı - 12:18 ASELSAN Genel Müdürü Akyol: "Yaklaşık 50 milyon dolarlık yatırımla daha yüksek kapasiteye çıkacak bir fabrikayı devreye aldık ve yeni bir fabrikanın daha temelini attık" ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, radar üretimine ilişkin, "Yaklaşık 50 milyon dolarlık yatırımla daha yüksek kapasiteye çıkacak bir fabrikayı devreye aldık ve yeni bir fabrikanın daha temelini attık" dedi. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Strateji Konferansı’nda İhlas Haber Ajansı’na 2024 yılı ASELSAN ihracatına ve Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği SİHA kamerası ASELFLIR 500’e ilişkin açıklamalarda bulundu. "1 milyar doların üzerinde bir sözleşmeyi ASELSAN olarak imzalamayı başardık" ASELSAN’ın 2024 ihracatına ve bu yıl gerçekleştirilen sözleşmelere ilişkin konuşan Genel Müdür Akyol, "İhracat Çalıştayı için bütün savunma sanayi sektörü bir aradayız. Her yıl buluşuyoruz, bu yıl da buluştuk. Geçtiğimiz yıl sektör için başarılı geçti. ASELSAN için de çok başarılı geçti. Sektör 7 milyar dolar ihracatı bu sene aştı. 500 milyon doları biz ASELSAN olarak aştık ve yeni projeler kapsamında da 1 milyar doların üzerinde bir sözleşmeyi ASELSAN olarak imzalamayı başardık. Aynı hızda yolumuza devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "(ASELFLIR 500) 16 ülkeye ihraç ettik bir senede ve yüksek adetli üretiyor ve kullanıcılarımıza teslim ediyoruz" Türkiye’ye dayatılan ambargoların ASELFLIR 500 gibi ürünlerin doğmasına vesile olduğunu dile getiren Akyol, "Geçen yıl burada çok konuşulan ve ambargo sebebiyle bazı sıkıntılar çektiğimiz SİHA kameraları sorulmuştu bize. O zaman bu çalıştaydı yine. Yabancılardan daha iyisini yaptık. Onlardan en az yüzde 30 daha iyi performanslı kameramız çıktı diye söylemiştim. Tam bir yıl geçti aradan. Şimdi yeni durum, 16 ülkeye ihraç ettik bir senede ve yüksek adetli üretiyor ve kullanıcılarımıza teslim ediyoruz. Bununla bir taraftan ekonomiye değer katarken, bir taraftan ordumuzun ihtiyacını çözerken, bir taraftan da bizimle ambargo ile uğraşanlara sadece yerlisini yapmakla değil, uluslararası markette de bir yılda 16 ülkeye bunu ihraç edebilecek başarıya da ulaşmakla gereken cevabı layıkıyla verdiğimizi değerlendiriyorum. Bu anlayışla biz yolumuza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Şimdi bir elektronik harp pod ailesi geliştirdik" İnsansız hava araçları için elektronik harp podu geliştirdiklerini bildire Akyol, "Gerçekten SİHA’larımız bizim dünyada gurur duyduğumuz, dünya lideri olduğumuz alanlardan biri. Biz de ASELSAN olarak onların faydalı yüklerini geliştiren şirketiz. Kameralar bir tarafta. Şimdi bunların haberleşme sistemlerini, dost düşman tanıma sistemlerini, radarlarını çalışırken, şimdi bir elektronik harp pod ailesi geliştirdik. ANTIDOT ismiyle muhasım hava savunma radarlarını çok hassas bir şekilde uzak mesafelerden tespit etmeyi ve bunlara karşı SİHA’ları koruyacak karıştırma aldatma tekniklerini de içeren pot ailesini de artık yetenek olarak kazandığımızı, artık bunun da uluslararası camiaya çıkardığımızı bu seneki hane için söyleyebilirim" açıklamasında bulundu. "50 milyon dolarlık yatırımla daha yüksek kapasiteye çıkacak bir fabrikayı devreye aldık ve yeni bir fabrikanın daha temelini attık" Akyol konuşmasına şöyle devam etti: "AESA radar teknoloji olarak dünyada askeri radar alanındaki son teknoloji. Galyum nitrat tabanlı bir aileye dayanan radar ailesine sahibiz dünyadaki son teknolojiye. Bunun altındaki bütün komponentleri de yerli yapacak şekilde üniversitelerle kurduğumuz merkezlerimiz, fabrikalarımız şu anda yüksek adetli üretme evresinde. Birinci fazda büyük bir fabrikamız vardı. Geçtiğimiz günlerde yeni bir fazı devreye aldık. Yaklaşık 50 milyon dolarlık yatırımla daha yüksek kapasiteye çıkacak bir fabrikayı devreye aldık ve yeni bir fabrikanın daha temelini attık. Aslında temelde yetkinlik geliştirmek ve bir taraftan da seri üretim kabiliyetini de arttırmak için çalışıyoruz. AESA radar da gerçekten gerek hava savunma radarlarında gerek uçak burun radarlarında, gerek Deniz Kuvvetleri’nin kullandığı radarlarda bu teknolojimizi yaygın bir şekilde hem ordumuza, hem dünyadaki dost ve müttefiklere sunmuş durumdayız." "92 ülkeye ihracat yapmayı başardık" Türk milletinin desteğiyle oyun değiştirici işler yapmaya devam edeceklerini belirten Akyol, "12 bin kişilik bir aile ASELSAN, Türkiye’nin bütün kritik projelerine elektronik sistemler geliştiriyor. Kilogram başına 2 bin 400 dolara ulaştı ihracat katma değerimiz. Katma değeri arttırmaya, dünyadaki en iyi ürünleri yapmaya ve bütün bu Türkiye’nin gurur kaynağı platformlara değer katmaya ve uluslararası iş birliği odağıyla büyümeye devam edeceğiz. Bu sene şu an 21 ülkede fiziken ASELSAN’ın bayrağı dalgalanıyor. 92 ülkeye ihracat yapmayı başardık. Bu anlayışla milletimizin, devletimizin desteğiyle yolumuza devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Anadolu Üniversitesi 2024 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu’nda yer aldı
11 Şubat 2025 Salı - 11:21 Anadolu Üniversitesi 2024 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu’nda yer aldı Anadolu Üniversitesi, en çok yatırım alan girişimcilerin mezun olduğu Türk üniversiteleri arasında ilk 5’e girmeye hak kazanarak, 2024 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu’nda 23 kurucu mezunla "Girişimci Mezunlar" kategorisinde yer aldı. Teknoloji ve inovasyonun hayatın her alanında desteklenmesini amaç edinen Anadolu Üniversitesi, gerçekleştirdiği yenilikçi girişimlerle sadece Eskişehir’de değil tüm Türkiye’de örnek ve öncü olma yolunda başarıyla ilerliyor. Bu kapsamda 7 kategorinin yer aldığı raporda "Girişimci Mezunlar" kategorisine 23 kurucu mezun ile Anadolu Üniversitesi de girdi. ODTÜ, Boğaziçi, Koç ve İstanbul Teknik Üniversitesi ile beraber ilk 5 üniversite içerisinde yer alan Anadolu Üniversitesi girişimci mezunları, başarılı ve ses getiren çalışmalarıyla raporda öne çıktı. Anadolu Üniversitesi mezunları en çok yatırım alan girişimciler listesinde üst sıralarda Geçtiğimiz yıllarda da en çok yatırım alan girişimcilerin mezun olduğu Türk üniversiteleri arasında yer alan Anadolu Üniversitesi bu yıl da Türk üniversiteleri arasında ilk 5’e girmeye hak kazandı. Anadolu Üniversitesi AR-GE ve İnovasyon Koordinasyon Birimi Teknoloji Transfer Ofisi (ARİNKOM TTO) tarafından gerçekleştirilen Startupus Öğrenci Programı ile öğrencilerin iş fikirlerinin olgunlaşması ve hayata geçirilmesi destekleniyor. Bu kapsamda ARİNKOM TTO tarafından hayata geçirilen ve her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen "Startupus Girişim Atölyesi"nin başarılı isimleri, 2024 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu’nda yer almaya hak kazandı. Girişimci Mezunlar, üniversite eğitimlerine başladıkları ilk yıllardan itibaren girişimcilik ekosistemini tanıyorlar. Dünya genelinde geniş bir araştırma verisine sahip Startup Centrum; startuplar, yatırımlar, teknoloji ve girişimcilik ekosistemi üzerine araştırmalar yaparak farklı sektörler için birden çok dilde raporlar yayınlıyor. Bu noktada StartupCentrum tarafından hazırlanan 2024 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu; bu dönemdeki yatırım trendlerini, sektörel bölümlemeleri ve öne çıkan yatırım alanlarını detaylı bir şekilde inceleyerek ekosistem için rehber niteliğinde bir kaynak sunuyor.
Çiftçinin korkulu rüyası kokarcaya SAÜ’lü profesörlerden büyük darbe
10 Şubat 2025 Pazartesi - 12:32 Çiftçinin korkulu rüyası kokarcaya SAÜ’lü profesörlerden büyük darbe Avrupa’nın tamamına yayıldıktan sonra ilk olarak 2017’de Artvin ile İstanbul’da görülen ve çiftçilerin korkulu rüyası olan kahverengi kokarca böceği için dünyada Amerika ve Kosta Rika’da geliştirilen feromonların üçüncüsü Sakarya Üniversitesi’ndeki profesörler tarafından geliştirildi. Böceklerin kokularını laboratuvarda sentezleyerek cezbedici ve toplanma feromonları olarak geliştiren profesörler, bu ürünle istilacı böceklere büyük bir darbe vurmayı hedefliyor. Ana vatanı Çin, Japonya, Tayvan olan istilacı kahverengi kokarca böceği Amerika, daha sonrasında Avrupa’nın tamamına yayıldıktan sonra 2017’de ilk olarak Artvin ve İstanbul’da tespit edildi. Türkiye’de 17 ilde görülen bu canlı, saldığı kokuyla etrafına türünü çağırarak çoğalabiliyor. Kahverengi kokarca böceği, fındık başta olmak üzere yüzlerce bitki türüne büyük zarar verirken, önemli ölçüde verim ve kalite kayıplarına sebep oluyor. Kokarca sebebiyle 2024 yılında rekoltede yüzde 30-35 oranında düşüş yaşanırken, küflü ve çürük fındık oranlarında yüzde 40’a varan bir artış görüldü. Bu durum, birçok üreticinin fındığını satamamasına da sebep oldu. Üreticilerin kabusu haline gelen kahverengi kokarca böceğinin 2025 yılında vereceği zararın yüzde 50 ila yüzde 75 arasında olabileceği öngörülüyor. Amerika ve Kosta Rika’dan sonra dünyada üçüncü kez Türkiye’de geliştirildi Kahverengi kokarca böceğinin tehdidine karşı etkili bir mücadele yürütmek için Sakarya Üniversitesi (SAÜ) bünyesinde uzun süredir devam eden araştırmalar başarıyla tamamlandı. Amerika ve Kosta Rika’dan sonra dünyada üçüncü olarak geliştirilen bu çalışma, uzmanların "tarım pandemisi" olarak nitelendirdiği kahverengi kokarca istilasına karşı önemli bir adım olarak dikkat çekiyor. Bugüne kadar yalnızca yurt dışından ithal edilen ’Feromon Tuzak’ sistemi ilk kez Türkiye’de üretildi ve tarımsal mücadelede yerli çözümler geliştirilmeye başlandı. Projeye öncülük eden akademisyenlerden Prof. Dr. Mustafa Zengin, 2016 yılından bu yana yerli feromon üretimi üzerine çalışmalar yürüttüklerini ve kahverengi kokarcaya yönelik özel üretim sürecine 2018 yılında Sakarya Üniversitesi Teknokent’teki laboratuvarlarda başladıklarını belirtti. Ürünlerin saha denemeleri, 2021 yılında Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğiyle, Türkiye’de böceğin ilk görüldüğü yer olan Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Muratlı köyünde gerçekleştirildi. Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Arslan ve Prof. Dr. Mustafa Küçükislamoğlu, Tıp Fakültesi’nden ise Prof. Dr. Oğuz Karabay ve Prof. Dr. Mehmet Köroğlu’nun da yer aldığı beş kişilik uzman ekip tarafından geliştirilen ürün için seri üretim sürecine geçildi. SAÜ’lü profesörlerin hedefi ise Nisan ayı itibarıyla yaklaşık 50-60 bin ürünü, çiftçi ve ilgililere teslim etmek. "Amerika’dan ithal edilen feromona yakın bir netice aldık" 2018 yılından beri kokarcanın önlenmesine yönelik çalışma yürüttüklerini belirten Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Zengin, "Kahverengi kokarca yani istilacı tür, 2017 yılında ilk kez Türkiye’ye giriş yaptı kuzeyden. Artvin Borçka tarafında gözlemlendi. 2018’de Karadeniz Tarımsal Araştırma Müdürü Dr. Kibar Bey vardı o geldi ve bu böceğin feromonunun bir tek Amerika’da üretildiğini dolayısıyla bölgede çok ciddi bir ihtiyaç olabileceğini söyleyerek bununla ilgili mücadelede destek istediler bizden. Bu feromonu üretmeye başladık. Kahverengi kokarcanın 2 ayrı feromonu vardı üretilip aktif olarak kullanılan. Birisi cezbedici feromon ve diğeri de toplanma feromonu dediğimiz; yani açken hayvanların, burada yiyecek var diye salgıladığı ikinci bir feromondur. O dönem biz birinci feromon tipini ürettik 2019 yılında ilk denemelerimizi gerçekleştirdik. 2’nci denemeleri yaklaşık 60 tane gönderdik, 16 noktada üçerli deneme yapıldı Artvin Borçka’da. Amerika’dan ithal edilen feromona yakın bir netice aldık. Sonuçlardan sonra 2021 gibi teknik şartlar yetersizliği sebebiyle ara verdik, o zaman da ülkemizde böyle bir problem yoktu" dedi. "Hedefimiz Nisan ayı itibarıyla 60 bin ürünü çiftçimize veya ilgililere teslim etmek" Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’a özel teşekkürlerini sunan Prof. Dr. Zengin, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün de sürece önemli bir destek sağladığını belirtti. Sakarya Valiliği, Sakarya Tarım İl Müdürlüğü ve Ziraat Odaları ile tüm aşamalarda koordineli bir şekilde çalıştıklarını vurgulayan Zengin, "Bundan bir müddet önce Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ile birlikte Ali İhsan Yavuz geldiler ve çalışmamız hakkında bilgi aldılar. Bu çalışmayı sonuna kadar destekleyeceklerini ve ürünleri yerli olarak çıkarmamızı istediler. Biz de o günden beri tekrar başladık çalışmaya. Şu an her iki ürünü de ürettik. Ön denemelerimizi tamamladık. Seri üretim aşamasına kadar getirdik. Hedefimiz Nisan ayı itibarıyla yaklaşık 50-60 bin ürünü, çiftçimize veya ilgililere teslim etmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. "Ürünü, Türkiye’de üretip servise koyabilmek çok önemli" Ürünün vereceği neticeden bahseden Zengin, "İlk sentezlediğimiz zaman 6 ayımızı almıştı. Bizden talep edildiğinde ikinci aşamaya başladığımızda üç aydan, 1 haftaya kadar indirmeye çalışıyoruz. Yaklaşık 5 profesör arkadaşımızla birlikte gece gündüz çalışarak yaklaşık bine yakın deneme yaptık. Verimi maksimuma çıkartıp, maliyeti aşağıya çekmeye çalışıyoruz. Nisan’dan itibaren ihtiyaç duyulduğu zaman istenildiği kadar üretilebilecek bir sistem kurmaya uğraşıyoruz bir taraftan da. Ürünü, Türkiye’de üretip servise koyabilmek çok önemli. Bir istilacı tür ile mücadele tek bir metot ile sonuca ulaşmaz. Yani sadece trap ile bunun sonucuna ulaşamazsınız. Bunun biyolojik ve fiziksel mücadelesi de olmalı. Sizin buna başka mücadele yöntemlerini de eklemeniz gerekir. Topyekun mücadele olmadan böyle bir felaketten kurtulma şansımız çok yok. Biz sadece destek sağlıyoruz, mücadelelerin ayaklarından birini üretiyoruz" şeklinde konuştu. "Bu feromon yöntem, toplama ve imha etme üzerine dayalıdır" Feromon tuzaklarının kullanımını anlatan Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü Organik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arslan ise, "Laboratuvarda kahverengi kokarca böceğinin feromonu geliştirdik. Bu feromon iki tane bileşikten oluşmaktadır. Bir tanesi cezbedici diğer ise toplanma feromonudur. Biz bunları sentezleyerek iki farklı çeşide dönüştürdük. Bunların ikisi aynı anda kullanılması gerekmektedir, aynı anda kullanılmayınca fazla verim alınmıyor. Bunların içeriğini, çok basamaklı olarak sentezledik. Bu ürünler öldürmeye yönelik değil toplama ve daha sonrasında kişi tarafından yok etme metodudur. Bunun hedefi, bütün bir fındıklık bahçesindeki böcekleri belli bir yere toplamaktır. Yaklaşık 5 dönümlük bir alanı etkilediği kaydedildi. Bunun gibi bahçe ve tarlalara birer tane asılması yeterli olacaktır diye umut ediyoruz. Bu tuzakların etrafında böcekler toplanacak ve kişi kimyasal bir ilaçla imha edecek. Bunlar canlı ağaçlara asıldığında böcekler zarar verebilir bu sebeple mümkün olduğunca metal bir levha gibi bir şeylerin üzerine asarak kullanılabilir. Dünyada yapılan bu feromon yöntem, toplama ve imha etme üzerine dayalıdır. Böceklerin kendilerine çekme kokularını biz laboratuvarda sentezledik. Kokarca böcekleri için üretilen samuray arısı bu yöntemle çok farklıdır. Arılar, bu böceklerin larvalarına zarar veriyor bu sentezler ise direkt böcekleri kokuyla cezbederek bir alanda toplanmasını sağlıyor. Bu ikisi bir arada olunca daha da etkili olur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
ROKETSAN Genel Müdürü İkinci: "Çelik Kubbe sadece ana vatanımızı değil mavi vatanı da koruyacak"
10 Şubat 2025 Pazartesi - 10:56 ROKETSAN Genel Müdürü İkinci: "Çelik Kubbe sadece ana vatanımızı değil mavi vatanı da koruyacak" ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye’nin yerli ve milli hava savunma sistemi Çelik Kubbe’nin en kısa zamanda tamamlanacağını belirterek, "Çelik Kubbe sadece ana vatanımızı değil mavi vatanı da koruyacak" dedi. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Strateji Konferansı’nda İhlas Haber Ajansı’na 2024 yılı ROKETSAN ihracatına ve Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye ilişkin açıklamalarda bulundu. Geçen yılın savunma sanayi ihracatı açısından başarılı bir yıl olduğunu aktaran İkinci, "Burada Antalya’da aslında savunma ihracatı stratejilerinin konuşulduğu bir toplantıda sektörü temsil eden firmalarla bir aradayız. Bunun devamının sağlanması ve ‘Türk savunma sanayinin ihracatının daha da hızlı bir şekilde arttırılabilmesi için bundan sonraki süreçte nasıl bir stratejiyle hareket edeceğiz?’ Onun değerlendirmesini yaptık. Bildiğiniz üzere 2024 yılı 7 milyar doların üzerindeki bir ihracat rakamı ile tamamlandı. Ama ben inanıyorum ki çok kısa zaman içerisinde Türk savunma sanayi on milyar hatta yirmi milyar dolar seviyesindeki bir hedefe hızlıca ulaşabilir" ifadelerini kullandı. Konferansta çeşitli değerlendirmelerde bulunduklarına dikkati çeken İkinci, "Buradaki temel gaye aslında ülkemizin uluslararası alanındaki savunma ihracatını artırabilmek için ne tür stratejiler geliştirilmesi lazım. Onları hep beraber değerlendiriyoruz ve strateji oluşturmaya çalışıyoruz. 2024 yılı da ROKETSAN için çok başarılı bir yıl oldu. Sadece 2024 yılı içerisinde bir milyar dolardan daha fazla bir ihracat sözleşmesini biz imzaladık. Bu da şu anlama geliyor; aslında bundan sonraki süreçlerde çok hızlı bir şekilde ROKETSAN’ın da ihracatı artacak. ROKETSAN her yıl yüzde 30 büyümenin üzerinde dolar bazında bir büyümeyi yakalamış durumda. Bundan sonraki süreçte de bunun ihracatla birleşmesiyle beraber çok daha ivmeli, çok daha hızlı bir şekilde inşallah uluslararası pazarda hak ettiği yere gelecek" şeklinde konuştu. Mevcut hava savunma sistemleri başarıyla kullanılıyor Hava savunma sistemlerinin birçok ülkenin ulaşmak istediği komplike sistemler olduğunu dile getiren İkinci, "Şu ana kadar geldiğimiz nokta itibariyle Türkiye aslında kendi hava savunma sistemlerini hayata geçirmiş. Onlar da sahada başarıyla kullanmaya başlamış bir ülke. Alçak irtifada Sungur Hava Savunma Füze’miz, yine alçak irtifa ve orta irtifada HİSAR-A ve HİSOR-O sistemleri. Onların üzerinde yüksek irtifada SİPER hava savunma sistemi şu anda başarılı kullanılıyor" ifadelerine yer verdi. "Çelik Kubbe sadece ana vatanımızı değil mavi vatanı da koruyacak" İkinci, Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye ilişkin de şunları kaydetti: "Çelik Kubbe ise bu bütün sistemleri bir araya getiren ve bir arada etkin ve aslında bir komuta kontrol merkezi üzerinden kontrol edebilen bir hale getirilmiş bir komplike bir hava savunma sistemi olacak. Çelik Kubbe sadece bizim ana vatanımızı değil aslında mavi vatanı da koruyacak. Mavi vatan da özellikle bizim gemilerimizin üzerindeki hava savunma sistemleri bunların MİDLAS’la (Milli Dikey Atım Lançer Sistemi) beraber milli füzelerin atılabilir hale getirilmesi Çelik Kubbe’nin kabiliyetlerini çok daha üst noktaya taşıyacak." "En kısa zamanda Çelik Kubbe tamamlanacak" İkinci konuşmasını şöyle sürdürdü: "Burada ASELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE, Makine ve Kimya Endüstrisi gibi kurumlar iş birliği içerisinde çalışıyor. En kısa zamanda Çelik Kubbe tamamlanacak ve bundan sonraki aşamalarda da gelecek olan değişik tehditlere karşı kabiliyetleri zamanla artırılacak."
Silifkeliler, ’Gece Gözlem Etkinliği’nde gezegenleri izledi
09 Şubat 2025 Pazar - 12:05 Silifkeliler, ’Gece Gözlem Etkinliği’nde gezegenleri izledi Mersin Büyükşehir Belediyesi, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezini Silifke’ye kadar götürerek ‘Gece Gözlem Etkinliği’ düzenledi. Silifke Belediyesi, Medcem ve Silifke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün paydaşlığını yaptığı ve Mersin Büyükşehir Belediyesinin destek sunduğu ‘Gece Gözlem Etkinliği’nde gökyüzü meraklıları Mars, Venüs, Jüpiter ve Satürn’ü görme şansı yakaladı. Bu eşsiz astronomik olaya şahit olan Mersinliler hayranlıklarını gizleyemedi. "Mercan Bilim Merkezi olarak her yerdeyiz" Silifke’nin Taşucu Mahallesi’ne giderek kentin her yanındaki bilim meraklılarıyla buluşmaya çalıştıklarını söyleyen Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi Şefi Duygu Ezici, "Yoğun katılım var ve biz bu durumdan çok memnunuz. Mercan Bilim Merkezi olarak her yerdeyiz. Çocukların ve ailelerin ilgisi çok güzel. Halkımızla teleskopları buluşturduğumuz için çok mutluyuz. Onlara kilometrelerce uzaktaki gezegenlerimizi göstermekten de oldukça mutluyuz. Bugün burada Mars, Jüpiter ve Satürn’ü gözlemliyoruz. Astronomlarımız ve eğitmenlerimizle geldik. Bizleri burada misafir ettikleri ve vatandaşlarımızla bu hizmeti buluşturdukları için bütün paydaşlara teşekkür ediyoruz" dedi. "Çok kalabalıktı ve güzel geçti" Mercan astronomlarının desteğiyle nadir görülen bu gök olayına, 525 yılda bir gerçekleşen bu doğa olayına şahit olduklarını söyleyen Medcem Aziz Sancar Bilim Okulu Koordinatörü Halil Gümüş, "Çok kalabalıktı ve güzel geçti, çok memnunuz. Bir tek havanın soğuk olması çocukları üzdü ama etkilemedi. Bugün Mars, Satürn ve Jüpiter’i gözlemledik. Şubat ayında tekrardan bir araya gelmeye gayret göstereceğiz" diye konuştu. Çocuklar gökyüzünün büyülü dünyasında kayboldu Gezegenleri izlemeyi çok sevdiğini söyleyen Ali Asım Kılınç, "Gezegenlerle ilgili belgeseller izlemeyi ve görsellerine bakmayı çok seviyorum. Bugün de Jüpiter’i gördüm, çok güzeldi" ifadelerini kullanırken, gezegenleri görmek için heyecanlı bir şekilde geldiğini söyleyen Asya Özmucur ise "Çok güzeldi, gayet beğendim. Satürn’ü ve Jüpiter’i çok severim. Bugün Satürn’ü gördüm ve çok beğendim" şeklinde konuştu. Silifkeliler ailecek keyifli vakit geçirdi Çocukları ve eşiyle gözleme geldiklerini söyleyen Ayça Özmucur, "Yakın zamanda evimize bir teleskop sipariş ettik. Kitaplardan dolayı çocukların merakı gelişti. O yüzden bugün böyle bir etkinlik olduğunu öğrendik, kaçırmak istemedik. Biz de çok heyecanlıydık, çok güzel bir etkinlik. Ailecek bu tarz etkinliklere çok meraklıyız, elimizden geldiğince kaçırmamaya çalışıyoruz" diyerek güzel bir deneyim olduğunu söyledi.
Çorlu’nun nüfusu 300 bini aştı
08 Şubat 2025 Cumartesi - 15:14 Çorlu’nun nüfusu 300 bini aştı Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin nüfusu bir önceki yıla göre 6 bin 276 kişi artarak 300 bin 296’ya yükseldi. Çorlu bu nüfusu ile Türkiye’nin en büyük 76. ilçesi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 31 Aralık 2023 tarihli verilerine göre 294 bin 20 olan Çorlu nüfusu, 31 Aralık 2024 tarihi itibariyle 6 bin 276 kişi artarak 300 bin 296 kişiye ulaştı. Tekirdağ’ın 1 milyon 167 bin 059 olan nüfusu da 20 bin 103 kişi artarak 1 milyon 187 bin 162 olarak kayıtlara geçti. Bir yılda yüzde 1,72 oranında büyüyen Tekirdağ nüfusunun 604 bin 896’sı erkek, 582 bin 266’sı ise kadınlardan oluşuyor. Tekirdağ, 30 büyükşehir arasında nüfus büyüklüğüne göre 18. sırada yer alırken Türkiye genelinde nüfus sıralamasında Tekirdağ’ın tüm ilçelerindeki son nüfus sayıları ise şöyle oldu: Çorlu: 300 bin 296, Süleymanpaşa: 223 bin 68, Çerkezköy: 218 bin 926, Kapaklı: 147 bin 610, Ergene: 68 bin 526, Saray: 51 bin 275, Malkara: 50 bin 727, Şarköy: 34 bin 91, Marmaraereğlisi: 32 bin 104, Muratlı: 30 bin 455, Hayrabolu: 30 bin 84. TÜİK’in yayımladığı verilere göre, Tekirdağ’ın en büyük ilçesi olan Çorlu, bir yılda yüzde 2,13 büyüyerek 2024 yılı itibarıyla 300 bin 296 nüfusa ulaştı. Sanayi, ticaret ve ulaşım alanındaki stratejik konumuyla dikkat çeken Çorlu, nüfus gücüyle de Tekirdağ’ın ekonomik ve sosyal yapısında önemli bir yer tutuyor. Verilere göre Çorlu’daki nüfusun 152 bin 817’si erkek, 147 bin 479’u ise kadınlardan oluşurken nüfusu en kalabalık mahallesi ise 42.826 kişiyle yine Şeyhsinan Mahallesi oldu. Çorlu’nun mahalleleri Tekirdağ’ın bazı ilçelerinden daha fazla nüfusa sahip Türkiye İstatistik Kurumu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Çorlu’nun 26 mahallesindeki nüfus sayıları ise şu şekilde açıklandı: Şeyhsinan Mahallesi: 42 bin 826, Muhittin Mahallesi: 39 bin197, Reşadiye Mahallesi: 34 bin 602, Nusratiye Mahallesi: 21 bin 626, Kemalettin Mahallesi: 17 bin 293, Hürriyet Mahallesi: 16 bin 941, Çobançeşme Mahallesi: 15 bin 893, Esentepe Mahallesi: 15 bin 135, Rumeli Mahallesi: 11 bin 889, Havuzlar Mahallesi: 11 bin 662, Kazımiye Mahallesi: 11 bin 446, Alipaşa Mahallesi: 10 bin 914, Cemaliye Mahallesi: 10 bin 2, Zafer Mahallesi: 9 bin 554, Hıdırağa Mahallesi: 8 bin 807, Hatip Mahallesi: 8 bin 138, Önerler Mahallesi: 4 bin 946, Silahtarağa Mahallesi: 3 bin 130, Yenice Mahallesi: 2 bin 180, Seymen Mahallesi: 1bin 51, Türkgücü Mahallesi: bin 51, Cumhuriyet Mahallesi: 945, Şahpaz Mahallesi: 530, Sarılar Mahallesi: 363, Deregündüzlü Mahallesi: 100, Maksutlu Mahallesi: 68. Çorlu, Türkiye’nin en büyük 76. ilçesi Çorlu, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan nüfus verilerine göre 300 bin 296 kişilik nüfusu ile Türkiye’nin en büyük 76. ilçesi oldu. Bu büyüme, Çorlu’nun sanayi, ticaret ve ulaşım alanlarındaki güçlü konumunun yanı sıra, yaşam kalitesi ve altyapı yatırımlarıyla da dikkat çeken bir ilçeye dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Çorlu, sadece nüfusuyla değil, aynı zamanda hızla gelişen ekonomik ve sosyal yapısıyla da Trakya’da ve Marmara bölgesinde önemli bir merkez olarak görülüyor. Bu başarı, ilçemizin geleceğe yönelik daha büyük projelere, yatırımlara ve kalkınma hamlelerine de zemin hazırlıyor. Çorlu, her geçen yıl büyüyen potansiyeliyle Türkiye’nin en dikkat çeken ilçelerinden biri olmaya devam ediyor.
32. Bilim Olimpiyatları Ödül Töreni, ANFAŞ’ta düzenlendi
08 Şubat 2025 Cumartesi - 12:57 32. Bilim Olimpiyatları Ödül Töreni, ANFAŞ’ta düzenlendi Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ev sahipliğinde düzenlenen 32’nci Bilim Olimpiyatları Ödül Töreni, ANFAŞ Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Antalya’daki törene Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, Antalya Vali Yardımcısı Suat Seyitoğlu, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Ethem Taş, ANFAŞ Başkanı Ali BIdı, öğrenciler ve aileleri katıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Türkiye’nin bilim sanayi ve teknoloji alanındaki atılımı sürdürdüklerini söyledi. Alper Gezeravcı’nın 13 bilimsel deney gerçekleştirerek bir ilke imza attığını hatırlatan Bakan Yardımcısı Gönüllü, "Uçaklarımız ve helikopterlerimiz, gemilerimiz, uydularımız gibi bu teknolojileri sizler gibi bir zamanlar bu koltuklarda oturan büyükleriniz üretiyor" dedi. TEKNOFEST’in önemine değinen Bakan Yardımcısı Gönüllü, 81 ilimizde deneyap teknoloji atölyelerinde gençleri bilimle buluşturduklarını hatırlatarak, "4 yılda 22 bin 411 öğrenci bu zamana kadar bu imkanlardan faydalandı. 19 binden fazla öğrencimiz de bu atölyelerden eğitim alma hakkı kazandı. 2024 yılında uluslararası olimpiyatlarda 17 altın, 31 gümüş ve 25 bronz madalya kazandık. 1978 yılından bu yana katıldığımız uluslararası olimpiyatlarda elde ettiğimiz altın madalya sayısında rekor kırdık" diye konuştu. Törende konulan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ise Türkiye’nin son yıllarda sporun farklı branşlarında övündüğünü ancak bugün de matematik, kimya, fizik, biyoloji, astronomi ve astroloji gibi bilim alanlarında da başarılı gençlerin olduğunu söyleyerek, gençlerin yüzünde, geleceğin bilim insanlarını gördüğünü ifade etti. Törende, 2024 yılında ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatlarında dereceye giren öğrencilere madalya ve plaketleri takdim edildi.
9. Ulusal Antarktika Bilim Seferi ekibi yola çıktı
08 Şubat 2025 Cumartesi - 10:16 9. Ulusal Antarktika Bilim Seferi ekibi yola çıktı Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) yürütücülüğünde bu yıl 9’uncusu düzenlenen Ulusal Antarktika Bilim Seferi (TAE-IX) ekibi yola çıktı. 12 Mart’ta sona erecek sefer kapsamında; 16 Türk ve 4 yabancı olmak üzere toplam 20 araştırmacı 19 proje üzerinde bilimsel çalışmalarını yürütecek. Proje birincisi 3 lise öğrencisi, projelerini Antarktika’da test etme imkanı bulacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Havalimanı’ndan 9. Ulusal Antarktika Seferi ekibini uğurladı. Ekibin sefer boyunca kıtada 19 bilimsel projeye imza atacağını belirten Bakan Kacır, "Seferi, 16 Türk bilim insanımız ile birlikte Avustralya, Kolombiya, Kore ve Malezya’dan 4 yabancı araştırmacımızın dahil olduğu 20 kişilik bir ekiple gerçekleştiriyoruz. İstanbul’dan hareketle başlayan sefer, 8 Şubat’ta Antarktika’ya intikal ile devam edecek. Araştırma kampımızın bulunduğu Horseshoe Adası’ndaki bilimsel çalışmalar başarıyla tamamlandıktan sonra 12 Mart tarihinde seferimizi başarıyla tamamlamış olacağız" dedi. "Türk bilim insanımız, kutup şartlarında 100’den fazla projeyi gerçekleştirme imkanı elde etti" Bakan Kacır, yaptığı açıklamada, sefer ekibinin sadece Türk bilim dünyasının değil, küresel bilim camiasının da ilgi ve teveccühle takip ettiği eşsiz bir yolculuğa çıkmak için uzunca bir dönem hazırlık yaptığını belirterek, şunları söyledi: "2017’den itibaren kutup bilim seferleri düzenleyerek, bilim insanlarımızın araştırmalarına destek oluyoruz. Bugüne kadar Antarktika’ya 8 ve Arktik’e 4 olmak üzere, toplamda 12 Ulusal Kutup Bilim Seferi gerçekleştirdik. Bizler için, 12 seferi başarıyla icra etmek kadar kıymetli olan ise; ülkemizin bu seferlerle elde ettiği bilimsel, teknolojik ve stratejik kazanımlar. Bugüne kadar yürütülen kutup seferleriyle; 200’e yakın Türk bilim insanımız, kutup şartlarında 100’den fazla projeyi gerçekleştirme imkanı elde etti. 243 bilimsel çıktı ile 40 lisansüstü tez bu araştırmalar vesilesiyle üretildi." "Kutup Araştırmaları Enstitümüz; Antarktika’da sismik ve meteorolojik gözlem çalışmalarına 7 gün 24 saat devam ediyor" Araştırmaların kesintisiz devam ettiğini dile getiren Bakan Kacır, "Türkiye olarak; Meteoroloji, Uydu Konumlama, sismik, hava kalitesi ve aerosol izleme istasyonlarını kendi coğrafi konumumuza en uzak olan bölgeye, Antarktika’ya kurduk. Ülkemizde kutup çalışmalarını koordine etmek üzere 2019’da TÜBİTAK bünyesinde kurduğumuz Kutup Araştırmaları Enstitümüz; Antarktika’da sismik ve meteorolojik gözlem çalışmalarına 7 gün 24 saat devam ediyor. Stratejik bir misyon olarak gördüğümüz kutup seferlerinin, aynı zamanda son yıllarda yürüttüğümüz etkin bilim diplomasinin en parlak örneklerinden birisi olduğunu söylememiz mümkün" ifadelerine yer verdi. "27 Türk bilim insanımız da 9 farklı ülkenin uluslararası seferlerinde çalışmalarını gerçekleştirdiler" 20’den fazla ülke ile iş birliği gerçekleştirdiklerine değinin Bakan Kacır, "Kutup çalışmaları kapsamında; uluslararası arenada 20’den fazla ülkeyle iş birliği gerçekleştirdik. 13 ülkeden 22 araştırmacıyı seferlerimizde ağırladık. 27 Türk bilim insanımız da 9 farklı ülkenin uluslararası seferlerinde çalışmalarını gerçekleştirdiler. Tüm bu çalışmalar sayesinde; Avrupa Kutup Kurulu, Antarktika Araştırmaları Bilimsel Komitesi, Ulusal Antarktika Programları Yürütücü Konseyi’ne tam üyelik sürecimizi başarıyla tamamladık. Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolü’ne taraf olduk" dedi. "Antarktika ve Arktik’te yerli ve milli teknoloji ürünlerimizi de test etme ve deneyimleme imkanı da elde ettik" Yerli ve milli ürünlerin de test edildiği söyleyen Bakan Kacır, "Gerçekleştirdiğimiz kutup seferlerinde dünyanın en zorlu iklim şartlarına sahip Antarktika ve Arktik’te yerli ve milli teknoloji ürünlerimizi de test etme ve deneyimleme imkanı da elde ettik. ASELSAN’ın ürettiği telsizler ve röle istasyonları, bilim insanlarımızın sağlıklı bir iletişim kurmalarını ve emniyet içinde görevlerini icra etme imkanı sağladı. TÜBİTAK SAGE’nin üretmiş olduğu "Isıl Pil", acil durumlarında enerji ihtiyacını karşıladı. Yerli İHA’larımız, en zorlu şartlarda bilim insanlarımızın çalışmalarını kolaylaştırdı" şeklinde konuştu. "Bütün bu çalışmaları Antarktika’nın Horseshoe Adası’nda kuracağımız Türk Bilimsel Araştırma Üssü ile taçlandırmak istiyoruz" Seferin mart ayında tamamlanacağını belirten Bakan Kacır, "Ülkemizin kutup bölgelerindeki bilimsel varlığını güçlendirmek ve kalıcı kılmak amacıyla; bütün bu çalışmaları Antarktika’nın Horseshoe Adası’nda kuracağımız Türk Bilimsel Araştırma Üssü ile taçlandırmak istiyoruz. İstanbul’dan hareketle başlayan sefer, 8 Şubat’ta Antarktika’ya intikal ile devam edecek. Araştırma kampımızın bulunduğu Horseshoe Adası’ndaki bilimsel çalışmalar başarıyla tamamlandıktan sonra 12 Mart tarihinde seferimizi başarıyla tamamlamış olacağız" diye konuştu. "20 kişilik bir ekiple gerçekleştiriyoruz" Ekip hakkında da konuşan Bakan Kacır, "Seferi, 16 Türk bilim insanımız ile birlikte Avustralya, Kolombiya, Kore ve Malezya’dan 4 yabancı araştırmacımızın dahil olduğu 20 kişilik bir ekiple gerçekleştiriyoruz. Ekibimiz sefer boyunca, kıtada 19 bilimsel proje ve çalışmaya imza atacak. Sefer kapsamında; A.B.D. ile iş birliği dahilinde çok düşük frekans sinyal verileriyle yakın uzay gözlemleri yapabilen bir ölçüm istasyonu kuracağız" ifadelerini kullandı. "Horseshoe Adası ve çevresinin haritalandırılması çalışmalarına da devam edeceğiz" Çalışmalara devam edeceklerini kaydeden Bakan Kacır, "TÜBİTAK destekli projeler kapsamında; mikrobiyoloji, ekoloji, çevre kimyası, biyoteknoloji ve jeodezi alanlarında bölgede bilimsel araştırmalar yürüteceğiz. Horseshoe Adası’nda bulunan Türk Bilimsel Araştırma Kampı’nın bakım çalışmalarını gerçekleştirileceğiz. 9. seferimizde geçmiş seferlerde başladığımız bazı uzun dönem bilimsel izleme çalışmalarındaki gözlem ve analizlerimizi de derinleştireceğiz. İklim ve atmosfer gözlemlerinde kritik rol oynayan uydu ve meteoroloji istasyonlarımızın bakımları da yine bu sefer dahilinde yapılmış olacak. Horseshoe Adası ve çevresinin haritalandırılması çalışmalarına da devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "İnsansız Kutup Hava Aracı projesi ile birinci seçilen takımın üyesi 3 öğrencimiz, sefer kapsamında projelerini yerinde test edecek" Test edilecek projelere de değinen Bakan Kacır, "9. seferimiz de lise öğrencilerimize ev sahipliği yapacak. Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Lise Öğrencileri Kutup Araştırmaları Proje Yarışmasında "İnsansız Kutup Hava Aracı" projesi ile birinci seçilen takımın üyesi 3 öğrencimiz, sefer kapsamında projelerini yerinde test edecek. Ayrıca, İklim Değişikliği Araştırma Projeleri Yarışmalarında birinciliği elde eden takımlarımız da önümüzdeki dönemde düzenlenecek 5. Ulusal Arktik Bilimsel Seferi’ne katılarak, çalışmalarını yerinde uygulama imkanını sahip olacak. Gelecek dönemde ülkemize ait bir gemiyi de seferlerimizde kullanarak bölgede yapılacak çalışmaların niteliğini üst düzeye taşımayı hedefliyoruz" dedi. TÜBİTAK Başkanı Aydın: "Geleceğimize ışık tutacaklar" Mutlu ve heyecanlı olduklarını söyleyen TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, "Mutluyuz, heyecanlıyız. Bilim insanlarımız yıllardır kutuplarda da araştırmalar gerçekleştiriyorlar. Kutup araştırmaları oldukça önemli. Bilim insanlarımız orada gerçekleştirecekleri bilim araştırmalarıyla geleceğimize ışık tutacaklar" diye konuştu. TÜBİTAK MAM Başkanı Özsoy: "Bilim insanlarımız çok heyecanlı" TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy ise, "Çok dinamik bir süreç. Bilim insanlarımız çok heyecanlı. 20 bilim insanımız ve 3 lise öğrencimizle seferimizi icra edeceğiz. Antarktika süreci bizi bekliyor" ifadelerini kullandı. Öğrenci Elif Sena Şahin: "Bu deneyime eriştiğimiz için mutluyuz" Kabataş Erkek Lisesi 11. Sınıf Öğrencisi Elif Sena Şahin, "Çok heyecanlıyız, bunun sebebi bir farkındalığımızın olması. Ülkemizin gençlere vermiş olduğu bu fırsatla beraber nadide bir deneyime eriştiğimiz için çok mutluyuz" dedi. Bilim diplomasisi ve ikili iş birlikleri Sefer koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy liderliğinde bilim diplomasisi kapsamında ikili iş birliği çalışmaları ve üs ziyaretleri yapılacak. Yürütülen iş birlikleri doğrultusunda; 8 kamu kurumu, 5 üniversite ve 1 lise seferde temsil edilecek. Avustralya, Kolombiya, Kore ve Malezya’dan toplam 4 yabancı araştırmacı, 4 ayrı proje ile seferde çalışmalarını gerçekleştirecek. Birçok düşük frekans ölçüm istasyonu kurulacak Yürütülecek çalışmalar doğrultusunda aynı zamanda; A.B.D. ile iş birliği içinde birçok düşük frekans (VLF) ölçüm istasyonu kurulacak. Horseshoe Adası’nda bulunan Türk Bilimsel Araştırma Kampı’nın bakım/tutum çalışmaları gerçekleştirilecek. Uzun dönem izleme çalışmaları yürütülecek. Uydu ve meteoroloji istasyonlarımızın bakımları yapılacak. Horseshoe Adası ve çevresinin haritalandırılması çalışmalarına devam edilecek.
Hurda malzemeler ve çapa motoru ile yaptığı araç saatte 100 kilometre hıza ulaşıyor
07 Şubat 2025 Cuma - 09:58 Hurda malzemeler ve çapa motoru ile yaptığı araç saatte 100 kilometre hıza ulaşıyor Hurda malzemelerden yaptığı şasinin üzerine 420 cc 15 beygir gücünde ve saatte 100 kilometre hız yapabilen çapa motorunu sabitleyen Eskişehirli lise öğrencisi, tasarladığı araç ile görenlerin dikkatini çekiyor. Tepebaşı Mahallesi Sazova Mahallesi’nde yaşayan 17 aşındaki meslek lisesi öğrencisi Alp Kuzey Özsoy, otomobillere ve araç motorlarına ilgi duyuyor. Uzun zamandır araç yapmayı ve onu kullanmayı hayal eden Özsoy, meslek lisesinden öğrendikleri ve internetten araştırmaları sonucunda bir go kart aracı yapamaya karar verdi. Hurda malzemelerden kaynak yaparak oluşturduğu şasi üzerin 420 cc 15 beygir gücünde ve saatte 100 kilometre hız yapabilen çapa motorunu sabitleyen Özsoy, hayalini kurduğu araç için sipariş ettiği özel lastikler ve direksiyonu taktıktan sonra deneme sürüşüne çıktı. Test sürüşünden sonra eksiklikleri araç tamamlandı. Daha büyük bir araç yapmayı planlıyor Boya işlemlerinden sonra genellikle trafiğe kapalı alanlarda aracını kullanan Alp Kuzey Özsoy, adeta yolların tozunu attırıyor. Oldukça hızlı olan aracı görenler oldukça şaşırırken, Özsoy aracını daha da geliştirmeyi planlıyor. İleride kaynak eğitimi de almak isteyen 17 yaşındaki Alp Özsoy’un, bir sonraki hedefi ise daha büyük ve gelişmiş araç tasarlamak. "Saatte 100 kilometre hıza kadar çıkabilen bir motor" Küçüklüğünden bu yana araç yapmayı hayal eden ve sonunda amacına ulaşan lise öğrencisi Alp Kuzey Özsoy, "11-12 yaşından beri bu tarz şeylerle uğraşıyorum. Eskiden tahtayla başladım, sonrasında kendimi biraz daha geliştirip şasiler yapmaya başladım. Başlarda kaynak bilgim hiç yoktu, bu arabanın üzerinde çalışırken kaynak yapmayı da öğrendim. Elimden geldiğince yapmaya çalıştım, başarılı olduğumu da düşünüyorum. Bana yardım eden ve destek olan herkese çok teşekkür ederim. Bu aracı 6 ay gibi bir sürede yaptım. Ama genel olarak 2023’ün Temmuz ayından bu yana uğraşıyorum diyebilirim, o süreçte toplam 4 tane yaptım. İlk iki aracın motoru küçüktü, bu seferkinde 15 beygir 420 cc gücünde motor kullandım. Saatte 100 kilometre hıza kadar çıkabilen bir motor. Hepsini hurdacıdan topladım. Gittim aradım, çoğu parçayı sora sora buldum, tekerlekleri de internetten sipariş ettim" dedi. "Satmam için 50-60 bin arasında teklifler aldım" Aracını trafiğe kapalı alanda kullanan Alp Kuzey Özsoy, görenlerin tepkileri hakkında da öyle konuştu: "Görenler tabii ki çok şaşırıyor, ’bu nasıl bir araba’, ’bu arabayı sen mi yaptın’ diyorlar. Ben de onlara tarif ediyorum, yapım sürecini anlatıyorum. Aracı trafiğe kapalı alanlarda kullanıyorum, trafiğe kesinlikle çıkmıyorum. Kask takıyorum, kemerim de var. Yollardan, ara sokaklardan çıkarken mutlaka etrafımı kontrol ediyorum. Bu araca ilk başta 30-40 bin lira gibi bir rakam teklif ettiler. Sonra geçen sene burada bir ralli yarışı olmuştu, aracı oraya götürmüştüm. Orada da isteyenler oldu, tabii daha fazla rakam teklif ettiler 50-60 bin arasında. Ama bu tamamen el emeği göz nuru olduğu için satmamaya karar verdim, satmak istemiyorum." "İlk başladığımda kimse bana güvenmiyordu" Bir sonraki hedefinin daha da büyük bir araç yapmak olduğunu dile getiren Özsoy, "Bundan sonraki projelerimi daha çok geliştirmeyi düşünüyorum, daha büyük araç yapmayı planlıyorum. Kafamda amortisörlü ve salıncaklı bir tasarım var, daha 2 kişilik ve dağ aracı olacak şekilde. İlerde standart bir şasi yapıp bunu mahallede ve köylerde sunmayı düşünüyorum. Kendi araçlarımı yapıp satacağım, ana mesleğimin de kaynakçılık olmasını istiyorum. Şimdi Elektrik-Elektronik Endüstriyel Bakım okuyorum ve kaynakçılık üzerine de eğitim alacağım. Bu işi yapmaya ilk başladığımda kimse bana güvenmiyordu, bana ’sen daha 15-16 yaşında çocuksun’ diyorlardı. Ben kimseyi dinlemedim, söylenenleri de hiç kafaya takmadım. O yüzden hayalleriniz varsa pes etmeyin, devam edin, o hayalinizin peşinden koşun. Ben yaptım, herkes yapabilir" diye konuştu.
Yılan balıklarının sır dolu yaşamını izleyip, yeni bir ürün geliştirdiler
07 Şubat 2025 Cuma - 08:08 Yılan balıklarının sır dolu yaşamını izleyip, yeni bir ürün geliştirdiler Meksika ile Sargasso Körfezi ile Türkiye’nin Aydın ile Muğla illeri arasında kalan Bafa Gölü’ne uzanan zorlu 7 bin kilometrelik yolculukları ile gizemli bir hayata sahip olan yılan balıklarını incelemeye alan Karya Farma HBX Ar-Ge özellikle acil durumlar ve doğal afetler için yeni bir ürün geliştirdiğini duyurdu. ADÜ Teknokent’te yapılan çalışmalar sonucu HBX-2371RED[AX7/24 ACİL adı verilen ürün ile salgın ve acil durumlarda kişilerin virüs salgınlarından korunup harici yaraların hızlı iyileşmesinde kullanılabileceği belirtildi. Daha önce endemik bitkiler üzerinde yaptığı çalışmalarla gündeme gelen ve çalışmalarına 18 ayrı patent alan Karya Farma HBX Ar-Ge şimdi de okyanusu aşan gizemli yolculukları ve vücut yapısının dayanıklılığı ile dikkat çeken yılan balıklarını laboratuvara aldı. Uzun araştırmalar sonucu başta deprem olmak üzere doğal afetler ve zorlu koşullarda hayatta kalmak için stratejik bir çözüm sunan ürün geliştirdiklerini belirten Karya Farma HBX Ar-Ge Bilim Kurulu üyesi Kimyager Aslı Aktaş, 6 Şubat depremi sonrası başladıkları ve yaklaşık 2 yıl süren bu çalışmada mutlu sona ulaştıklarını belirtti. Dünyada son yıllarda yaşanan doğal afetler, salgın hastalıklar ve acil durumların insan sağlığını ciddi boyutta tehdit ettiğini belirten Aktaş, "Geçtiğimiz yıl yaşanan ve 11 ilde etkili olan deprem felaketinin ardından, doğal afetlerde su, gıda güvenliği, hijyen ve bağışıklık desteğinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gündeme gelmiş oldu. HBX Ar-Ge olarak kriz senaryolarına karşı alanımızda hazırlık yapmamız gerektiğini düşündük. Ürünün geliştirilme sürecinde yılan balıklarının doğadaki olağanüstü hayatta kalma özelliklerinden esinlendik" dedi. Yılan balıkları, aşırı stres koşullarında bile hayatta kalabilen, düşük oksijenli ortamlarda dahi yaşayabilen ve çevresel değişimlere hızla adapte olabilen canlılar olduğunu belirten Kimyager Aslı Aktaş, "Yılan balıklarının bu olağanüstü özelliklerinden hem yola çıktık hem de faydalandık. Yılan balığının derisindeki doğal antibakteriyel bileşikler, bağışıklık sistemini güçlendiren yağ asitleri ve hücre yenilenmesini hızlandıran biyoaktif bileşenleri analiz ederek, bu formülasyona entegre ettik. Böylece, hem vücut içi hem de dışı için kullanılabilecek, acil durumlara özel geliştirilmiş bir ürün ortaya koyduk. Çalışmamızda HBX-2371RED[AX7/24 ACİL, adını verdiğimiz ürünü yılan balığının antimikrobiyal koruma sağlayan mukus yapısından esinlenerek formüle ettik. Bu özellik sayesinde açık yaralar hızla iyileşirken, patojenlere karşı güçlü bir koruma sağlanıyor. Ayrıca, yılan balıklarının düşük oksijen seviyelerine karşı geliştirdiği adaptasyon mekanizmaları, insan vücudunun aşırı stres altında bağışıklık sistemini destekleyen biyoaktif maddelerin formülde yer almasını sağladı" diyerek ürünün özellikle doğal afetlerde kullanılabileceğini kaydetti. Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık; "Yılan balıkları, özellikle fosfor açısından zengin olup, hücre enerji üretiminde kritik bir rol oynayan ATP (Adenozin Trifosfat) üretimini destekler. Omega-3 yağ asitleri bakımından oldukça yüksek olan bu tür, bağışıklık sistemi fonksiyonlarını güçlendirirken, iltihaplanmayı azaltıcı etkileriyle de bilinmektedir" dedi.