TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
MediaMarkt, yapay zekâ asistanı Sandy’yi kullanıma açtı
27 Ocak 2025 Pazartesi - 11:36 MediaMarkt, yapay zekâ asistanı Sandy’yi kullanıma açtı Elektronik perakendecisi MediaMarkt; günlük görevleri optimize etmek, ekibin işinin kolaylaştırarak üreticiliğini artırmak ve güvenli bir kullanıcı deneyimi sunmak amacıyla üretken yapay zekâya (AI) dayalı kendi dijital aracını geliştirdi. Şirket çalışanlarına özel olan Sandy, ocak ayı itibarıyla MediaMarkt Türkiye’de de devreye alındı. MediaMarktSaturn’ün yapay zekâ proje grubuyla iş birliği içinde İletişim Merkezi Yapay Zekâ ekibi tarafından geliştirilen Sandy, kullanıcıların kod bilgisi gerektiren sorgular yapmak yerine günlük konuşma dilini kullanarak analitik platformlarda soru sormalarını sağlayan doğal dil sorgularına (NLQ) yanıt vererek metin ve görüntü üretebilmesinin yanı sıra kod yazma desteği de sağlıyor. Bu sayede birçok görev daha verimli ve hızlı bir şekilde yerine getirilebiliyor ve daha üst düzey stratejik konulara odaklanmak için daha fazla zaman kazanılıyor. Yapılan açıklamaya göre, Sandy’nin geliştirilme sürecinde veri koruma ve güvenliğe de büyük önem verildi. Bu yeni üretici yapay zekâ asistanının en önemli özelliklerinden biri de şirket çalışanlarının günlük işlerini şirket ağları içinde güvenli bir şekilde yapabilmesi. Bu sayede hassas bilgilerin korunması hedefleniyor. Kullanımı çok basit olacak şekilde tasarlanan yeni araç, başlangıçta OpenAI’nin GPT 3.0 ve 4 modelleri ve Google’ın Palm2 modelleri gibi büyük dil modelleri ile Stable Diffusion, Dall-e gibi görüntü üretim programlarından yararlandı. Son dönemde de Sandy’ye Llama3 ve Gemini Pro’nun en son modelleri entegre edildi. “Sandy, Deneyim Şampiyonluğu vizyonumuzda yeni bir kilometre taşı” Sandy’nin entegrasyonuyla dijital dönüşüm yolculuklarında dönüm noktası niteliğinde önemli bir adım daha attıklarını söyleyen MediaMarkt Türkiye Pazarlama, Kurumsal iletişim ve E-ticaret Direktörü Tolga Ünvan “Yapay zekâ uygulamalarını online alışveriş deneyimine entegre ederek müşteri deneyimini daha kişisel ve kusursuz hale getirmek son iki yıldır bizim de öncelikli hedeflerimizden biri. Devreye aldığımız GPT-4 destekli Anne AI, Yeni Yıl Hediye AI ve Sevgililer Günü Hediye AI gibi çözümlerimiz, tüketicilerin ihtiyaçlarına en uygun ürünleri önermek için kullanılıyor. Genel olarak House of AI adını verdiğimiz yapay zekâ projelerimizle sayısız ödül aldık. Ve bu konudaki çalışmalarımızı da bir üst noktaya taşıyarak yeni dijital asistanımız Sandy’yi devreye aldık. Sandy; operasyonel işlerimizi kolaylaştırırken günlük, rutin işlerimizde de ekibimize zaman tasarrufu sağlayacak. Deneyim Şampiyonluğu vizyonumuzda yeni bir kilometre taşı olan Sandy, sektörümüzde öncülük ettiğimiz inovatif yaklaşımımızı ve son teknoloji aracılığıyla hem müşteri hem de çalışan deneyimini sürekli iyileştirmeye yönelik kararlılığımızın önemli bir göstergesi. Sandy’yi Türkiye’de de sistemlerimize entegre ederek yapa zekâ teknolojilerini çalışanlarımızın kullanımına sunmaktan dolayı heyecanlıyız” dedi.
Siber güvenlik önemli
27 Ocak 2025 Pazartesi - 10:29 Siber güvenlik önemli Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği ile Disiplinlerarası Siber Güvenlik Anabilim Dalı tarafından öğrencilerin mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak ve siber güvenlik konusundaki farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen Siber Tehditlere Karşı Müdahale ve Tespit Stratejileri başlıklı seminer çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Seminere; Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Resul Kara, fakülte akademisyenleri ile öğrenciler katılım sağlarken, Cyber Security Operation firmasından Takım Lideri Yasin Okatan, Blue Team firmasında Supervisor olarak görev yapan Taki Savaş ve Siber İstihbarat Teknik Yöneticisi Alper Sarı konuşmacı olarak etkinlikte yer aldı. Siber tehditin tanımlanması, bu tehditlere karşı alınabilecek önlemler ve etkin müdahale stratejileri gibi kritik konuların ele alındığı seminerde, katılımcılar konuşmacılardan hem teorik hem de pratik örnekler dinleyerek siber güvenlik alanında değerli bir bakış açısı kazandı. Programın ilk konuşmacısı Yasin Okatan, internetin hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesinden dolayı siber tehditin günümüzde önemli bir kavram haline geldiğini ifade ederek sözlerine başladı. Siber güvenliğin; ağlar, cihazlar, verileri ve yazılımlar gibi tüm dijital varlıkları korumayı hedeflediğini belirten Okatan, siber güvenliğin önemi üzerinde durdu. Yapay zeka teknolojileri ve bulut teknolojileri gibi güncel teknolojik gelişmelerin siber güvenliğe etkilerinin hakkında çeşitli bilgilerin paylaşıldığı programın diğer konuşmacıları Taki Savaş ve Alper Sarı ise; siber saldırıların nasıl tespit edileceğini, saldırganların hangi yöntemlerle çalıştığını, bunlara karşı hangi önlemlerin alınması gerektiğini, olay müdahale anları ve olay müdahale senaryoları hakkında konuştu. Program; soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
ULAK, ikincisi düzenlenecek "kablosuz haberleşme" alanındaki yarışmasını duyurdu
26 Ocak 2025 Pazar - 12:57 ULAK, ikincisi düzenlenecek "kablosuz haberleşme" alanındaki yarışmasını duyurdu Türkiye’nin yerli haberleşme altyapısını güçlendirmek için çalışmalarını sürdüren ULAK Haberleşme, "Kablosuz İletişim Mühendisleri Programı" kapsamında genç mühendis adaylarına yönelik düzenlediği yarışmaya başvurular, 20 Şubat’ta sona erecek. ULAK Haberleşme, bu yıl ikincisini düzenlenecek Kablosuz Haberleşme Yarışması ile kablosuz iletişim teknolojilerinin gelişimini desteklemeyi ve ülkeye teknoloji alanında önemli kazanımlar sağlamayı hedefliyor. Türkiye’de veya yurt dışında öğrenim gören üniversite ve enstitü öğrencileri (lisans, yüksek lisans ve doktora) katılabileceği yarışmada, takımlar en az 2, en fazla 6 kişiden oluşacak. Katılımcılar, zorlu şartlarda veri iletim performanslarını ve yazılım tabanlı iletişim sistemlerini test etmelerine olanağın tanınacağı yarışmada, öğrenciler yazılım tabanlı radyo cihazlarını kullanarak lisanssız spektrumda gerçekleştirilecek veri iletimi için mücadele edecek. Karıştırıcı (jammer) sinyallerin belirli periyot ve frekans aralığında dolaşacağı yarışmada, katılımcılar karıştırma etkisinden kaçarak verilerini iletecek. Sistem Gereksinimi Tanımlama Dokümanı, Ön Tasarım Raporu ve Proje Detay Raporunun hazırlanacağı Kablosuz Haberleşme Yarışması için Teknofest’in yarışmalar kısmında yer alan "https://www.teknofest.org/tr/yarismalar/kablosuz-haberlesme-yarismasi/" link üzerinden yapılacak başvurular, 20 Şubat’ta sona erecek. Ağustos-eylül aylarında yapılacak finalle, TEKNOFEST İstanbul kapsamında gerçekleştirilecek ve kazanan takımlar ilan edilecek. Final etabında birinci olacak ekibe 150 bin, ikinci ekibe 120 bin ve üçüncü ekibe 100 bin olmak üzere toplam 370 bin lira ödül verilecek. Ayrıca finalist takımlardan birine "En İyi Takım Ruhu" ödülü de verilecek.
Uzmanı anlatı, en güvenilir ulaşım aracı halen uçak
26 Ocak 2025 Pazar - 09:40 Uzmanı anlatı, en güvenilir ulaşım aracı halen uçak Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi uçuş eğitmeni İsmail Öcal, askeri havacılığın sivil havacılığa göre daha çetin şartlar içerdiğini belirterek hava araçlarının dünya üzerinde en güvenli ulaşım araçları olduğunu belirtti. Son yıllarda, sivil ve askeri havacılık alanlarında gelişmeler artıyor. Ülkeler, yeni nesil uçakları geliştirerek hava üstünlüğünü sağlamaya çalışıyor. Sivil havacılık sektöründe, özellikle elektrikli uçaklar ve hibrit sistemlerle çalışan yeni nesil uçaklar, karbon emisyonlarını azaltmayı hedefliyor. Birçok hava yolu şirketi, çevre dostu uçaklara yatırım yaparak, sürdürülebilir havacılık için adımlar atıyor. Askeri havacılıksa son yıllarda hızla gelişen bir diğer alan. Özellikle dron teknolojisi ve insansız hava araçları kullanımı, savaş stratejilerinde devrim yaşatıyor. Bu devrimlerle birlikte hem sivil hem de askeri havacılıkta, güvenlik her zaman en öncelikli konu olmaya devam ediyor. Hava trafiği kontrolü, uçuş güvenliği protokolleri ve terörle mücadele önlemleri sürekli olarak güncelleniyor. Sivil havacılıkta uçak kazalarını önlemek için daha sofistike teknolojiler geliştirilirken, askeri havacılıkta da uçuş emniyetini sağlayan sistemler güçlendiriliyor. Her iki havacılık alanında da gerçekleşen kazaların 3 faktör altında incelendiğini belirten uçuş eğitmeni Öcal, “Kazalar ister sivil havacılıkta ister askeri havacılıkta gerçekleşsin bu kazaları 3 faktör altında inceliyoruz. Bunlardan birisi insan faktörü diğeri çevresel faktörler ve diğeri de makine ekipman uyumluluğudur. Aslında sivil veya askeri havacılıklara bakıldığında çok fazla kaza meydana gelmiyor. Fakat meydana gelen kazalar haber değeri taşıdığı için büyük bir sansasyonelliğe sebebiyet veriyor. Yine de hava araçları dünya üzerine en güvenli ulaşım araçları olması konusunda liderliğini koruyor” dedi. “Yalnız uçuş makine ekipmanla pilotun baş başa kaldığı bir durum” Öcal, iki sektöre de bakıldığında makinelerin ve bakımların teknolojik şartlarda ne kadar yerinde de olsa burada değişken faktörler devreye girdiğini söyleyerek, “Bunlardan ilki bahsetmiş olduğum üzere çevresel faktörler. Askeri eğitimlere baktığımızda çevresel faktörlerin daha zorlu ve daha çetin şartlar altında olduğunu gözlemliyoruz. Çünkü muhtemel bir savaş durumları simüle ediliyor. Sivil havacılık kanadından baktığımız zaman bir adayın pilot olma süresi 18 - 24 ay süresinde değişirken askeri kanatta pilot olma süresi 4 yıla kadar uçuş eğitimlerine tabii tutuluyorlar. Aday pilot eğitim aşamasında her ne kadar yanında bir eğitim pilotuyla da katılsa yine de sonunda yalnız uçuş hakkını kazanmak için yalnız uçuşa çıkmak zorunda kalıyor. Kazaların daha çok bu yalnız uçuşlarda meydana geldiğini gözlemliyoruz. Çünkü yalnız uçuş makine ekipmanla pilotun baş başa kaldığı bir durum. Burada da başka kaygılar stresler göz önüne alındığı zaman ve askeri uçuşlarda çevresel faktörler acil durumların simülasyonunda sivil havayollarına nazaran daha sert ve çetin olduğu için kazaların daha çok olduğunu gözlemleyebiliyoruz” şeklinde konuştu.
Köyceğiz Gölü’nün ’beyaz nilüfer’i dünyaya açılıyor
25 Ocak 2025 Cumartesi - 10:49 Köyceğiz Gölü’nün ’beyaz nilüfer’i dünyaya açılıyor Muğla, doğal kaynakları açısından Türkiye’nin en zengin illerinden birisi olmasının yanında, çok sayıda mikro klimaya sahip. Birçok endemik bitkiye de ev sahipliği yapan Muğla’nın Köyceğiz Gölü çevresinde nisan-mayıs aylarında çiçek açan beyaz nilüfer bitkisi dünyada ilk defa bilimsel araştırmaya konu oluyor. Köyceğiz Gölü, dünyada denize bağlanan 7 gölden birisi Muğla’nın Köyceğiz ilçesi, doğal kanallarla denize bağlanan dünyadaki 7 gölden birisine sahip. Sazlıklarla kaplı kanalla Dalyan boğazından Akdeniz’e bağlanan Köyceğiz Gölü, kanallar ile denize bağlanmakla kalmayıp içerisinde termal kaynak ve çamur banyosu bulunduran dünyanın tek gölü olma özelliği ile sahip olduğu ekosistemde, farklı bitki ve canlıları da bünyesinde barındırıyor. İlk defa bilimsel araştırmaya konu oluyor Köyceğiz Gölü’nde ve göle bağlanan kanallarda yöre halkı tarafından bilinen, ancak üretime yönelik hiçbir bilimsel çalışmanın yapılmadığı beyaz nilüfer bitkisi ilk defa bilimsel araştırma konusu oldu. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazan Demir’in danışmanlığında, Köyceğizli doktora öğrencisi Yiğit Deveci tarafından nilüfer bitkisinin geniş kimyasal fonksiyonları bilimsel olarak araştırılıyor. “Endüstriyel olarak çok değerli” ‘Köyceğiz Gölünde Doğal Olarak Yetişen Beyaz Nilüfer’in Farklı Biyoaktivitelerinin Belirlenmesi ve Endüstriyel Kullanımlarının Araştırılması’ projesi çerçevesinde beyaz nilüfer bitkisi, biyoaktivitelerinin belirlenmesinin yanında kozmetik, gıda ve ilaç prototipleri belirlenecek. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazan Demir yaptığı açıklamada, “Köyceğiz Gölü dünyada doğal kanallarla denize bağlanan 7 gölden birisi. Bu özelliğinin yanında kanal üzerinde termal kaynakları bulunması nedeniyle dünyada tek göl diyebiliriz. Burada yetişen tüm bitkilerin hem endemik olması açısından hem de yetiştiği şartlar göz önüne alındığında endüstriyel olarak çok değerli. Bu araştırma hem bölge halkına maddi destek sağlayacak hem de eko turizm açısından da gölün önemini artıracaktır. Bütün dünyada en kutsal bitkiler sıralamasında belki de ilk sırada olan nisan-mayıs aylarında çiçek açan beyaz nilüfer bitkisi maalesef ülkemizde gereken ilgiyi bilimsel olarak görmemiştir. Çalışma kapsamında beyaz nilüfer bitkisinin biyoaktivitelerinin belirlenmesinin yanı sıra kozmetik, gıda ve ilaç prototipleri de geliştirilecektir. Proje içeriğindeki çalışmalar ile katma değeri yüksek olması planlanan ürünler, bölge halkına sosyoekonomik olarak destek sağlayacak çıktılar ile sonuçlanması beklentisi bir hayli yüksektir. Amacımız Köyceğiz Gölü’nün beyaz nilüferini dünyaya tanıtmak” dedi. Demir, tıbbi ve aromatik bitkiler üzerindeki araştırma ve projeleri ile tanınıyor Proje danışmanlığını yürüten MSKÜ Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazan Demir, merkez bünyesinde yürüttüğü çalışmalar ile Muğla bölgesine katma değer sağlayan endemik, tıbbi ve aromatik ürünler üzerindeki çalışmaları ve projeleri ile tanınıyor. Demir, etken maddelerden bazılarının genlerinin mikroorganizmalarda klonlamasıyla, biyoteknolojik olarak üretilmesini de proje sonrası çalışmalarında hedefliyor. Beyaz Nilüfer Çiçeği Beyaz nilüfer (Nymphaea alba), nilüfergiller (Nymphaeaceae) familyasından bir nilüfer türü. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’nın batı ve orta kısımlarında genellikle yavaş akan ırmak kenarları, göl ve göletlerde doğal olarak yetişir, soğuğa dayanıklı bir türdür. Efsaneye göre Eski Mısır başlangıçta karanlıklar altındaydı ve Nil’de bir karmaşa vardı. Bu karmaşa nilüfer çiçeğinin ortaya çıkmasına kadar sürdü. O ana kadar her yer karanlıkken bahar ayının gelmesiyle açan nilüferin etkisiyle aydınlandı. Öğle saatlerinde nilüferden yayılan tatlı koku yeryüzüne yaşam verdi. Beyaz nilüferde açan çiçekler yaklaşık 8-10 gün içerisinde ölür ve alttan gelen yeni tomurcuklar açmaya devam eder.
İstanbul ekran endüstrilerinin yeni merkezi ‘FabriKHAS’ açılıyor
25 Ocak 2025 Cumartesi - 09:15 İstanbul ekran endüstrilerinin yeni merkezi ‘FabriKHAS’ açılıyor Türkiye’nin ekran endüstrilerinde global rekabet gücünü artırmayı hedefleyen merkez FabriKHAS, 27 Ocak Pazartesi günü Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde düzenlenecek törenle resmen kapılarını açıyor. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında ortaklaşa finanse edilen FabriKHAS, ekran sektörlerinde inovasyonu ve teknolojik gelişimi teşvik ederek fark oluşturan profesyonellerin fikirlerini hayata geçireceği bir merkez olmayı amaçlıyor. Film, dizi, reklam, animasyon ve oyun gibi ekran sektörlerinin farklı alanlarına hizmet edecek şekilde tasarlanan FabriKHAS, en yeni teknolojilerle donatılmış stüdyo ve prodüksiyon alanlarından eğitim ve mentorluk hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede imkanlar sunuyor. Merkez; proje geliştirme, fon kaynaklarına erişim ve uluslararası iş birliklerini destekleyerek Türkiye’nin fark oluşturan endüstrilerinin dünya çapında görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Resmi açılış töreni 27 Ocak Pazartesi günü gerçekleşecek FabriKHAS’ın resmi açılış töreni, 27 Ocak Pazartesi günü Kadir Has Üniversitesi’nde Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu temsilcileri, Kadir Has Üniversitesi Rektörü, mütevelli heyeti üyeleri ve endüstrilerin önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Etkinlikte, merkezin misyonu, vizyonu ve sektöre sunacağı katkılar tanıtılacak. Türkiye’nin küresel ekonomi içindeki yerini güçlendirmeyi amaçlıyor FabriKHAS; 4K kamera sistemleri, motion capture teknolojisi, XR stüdyoları ve post-prodüksiyon odaları gibi modern ekipmanlarla donatılmış altyapısıyla sektör profesyonellerinin projelerine doğrudan destek sağlayacak. Ayrıca, eğitim programları, mentorluk hizmetleri ve uluslararası proje geliştirme fırsatlarıyla sektör çalışanlarına kapsamlı bir ekosistem sunmayı hedefliyor. Kadir Has Üniversitesi tarafından yürütülen bu önemli girişim, inovatif endüstrilerin sürdürülebilir büyümesini desteklerken Türkiye’nin küresel ekonomi içindeki yerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin endüstrileri için yeni bir dönem başlıyor FabriKHAS, İstanbul’un ekran sektörleri için sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte iş birliği ve inovasyonun adresi olacak. Teknik altyapıdan eğitim ve fon desteğine kadar geniş kapsamlı hizmetler sunan bu merkez, üretken profesyonellerin yeni fikirlerini hayata geçirmelerine ve global pazarlarda rekabetçi projeler üretmelerine imkan sağlayacak. Türkiye’nin ekonomisinin dönüştürücü bir gücü olarak FabriKHAS, İstanbul’un ekran endüstrilerindeki rolünü daha da güçlendirmeye hazırlanıyor.
Sivas’ta yeni akıllı ve kapalı duraklar hizmete sunuldu
24 Ocak 2025 Cuma - 18:34 Sivas’ta yeni akıllı ve kapalı duraklar hizmete sunuldu Sivas Belediyesi tarafından şehirdeki ulaşım altyapısını güçlendirmek ve vatandaşlara konforlu bir seyahat imkânı sunmak amacıyla uygulamaya konulan yeni akıllı ve kapalı durakların ilki Hikmet Işık Caddesi üzerinde hizmete girdi. Sivas Belediyesi tarafından şehirdeki ulaşım altyapısını güçlendirmek ve vatandaşlara konforlu bir seyahat imkânı sunmak amacıyla yeni akıllı ve kapalı durakların ilki Hikmet Işık Caddesi üzerinde uygulamaya konuldu. Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, halk otobüsüyle geldiği durakta vatandaşlarla sohbet ederek projeye dair görüş alışverişinde bulundu. Başkan Uzun, durakların sadece modern bir görünüm kazandırmakla kalmadığını, aynı zamanda yolcuların konforunu artıracak çeşitli özellikler sunduğunu belirtti. “Güvenlik kameraları ile durakların kontrolünü ve takibini yapabileceğiz” Şehir genelinde, kısa süre içinde 14 yeni akıllı durak daha yerleştirileceğini ifade eden Başkan Uzun, “Kapalı duraklarımızın en önemli özelliği akıllı ve teknoloji ile iç içe olması Güvenlik kameraları ile durakların kontrolünü ve takibini yapabileceğiz. Bilgilendirme ekranları, USB şarj istasyonları, yiyecek-içecek otomatları ve dokunmatik fotoselli otomatik kapılar yer alıyor. Gerek vatandaşlarımıza gerekse halk otobüsü kooperatifimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” dedi. “Halk otobüslerimizi büyüteceğiz” Otobüsleri değiştirerek 12 metre uzunluğa çıkaracakları müjdesini de veren Başkan Uzun, “Halk otobüslerimizi büyüteceğiz. Şu anki otobüslerimiz 8,5 metre uzunluğa sahip. Kooperatifimiz ile birlikte yapacağımız çalışma neticesinde önümüzdeki aydan itibaren bu otobüslerimizi değiştirerek 12 metre uzunluğa çıkaracağız. Ulaşıma rahatlık ve konfor getirerek otobüslerdeki yoğunluğu bitirmiş olacağız. Şimdiden şehrimiz için hayırlı olsun.” şeklinde konuştu. Sivas Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Şaban Yalman ve Sivas Halk Otobüsleri Kooperatifleri Başkanı Yasin Arslan da Başkan Uzun’a eşlik etti.
Türk motor teknolojisinin geliştirilmesinde Atatürk Üniversitesi aktif rol alacak
24 Ocak 2025 Cuma - 10:49 Türk motor teknolojisinin geliştirilmesinde Atatürk Üniversitesi aktif rol alacak Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ve beraberindeki 7 kişilik heyet, Eskişehir ziyareti kapsamında TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) Genel Müdürü Mahmut Akşit ve teknik ekibiyle bir araya geldi. Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek, yerli ve milli teknoloji hamlesine katkı sağlamak ve araştırma kapasitesini genişletmek amacıyla gerçekleşen görüşme, stratejik öneme sahip iş birliklerine zemin hazırladı. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu liderliğinde hareket eden Atatürk Üniversitesi; 68 yıllık tecrübesi, donanımlı altyapısı ve nitelikli akademik kadrosuyla bilimsel çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Yerli motor teknolojisinin geliştirilmesine yönelik bu kapsamlı iş birliği, üniversitenin ülkeye sunduğu katkıları daha da ileri taşıyacak bir adım olarak değerlendiriliyor. Motor Teknolojisinde Ortak Çalışmalar Ziyaret kapsamında Atatürk Üniversitesi ve TEI arasında, Türk motorlarının geliştirilmesi için yüzey kaplama ve yüksek irtifa ateşleme sistemlerinin iyileştirilmesi gibi konularda ortak projeler yürütülmesi kararlaştırıldı. Bu iş birliği, yerli ve milli motor teknolojilerinin daha ileriye taşınmasında önemli bir rol oynayacak. Motor Testleri Atatürk Üniversitesinde Gerçekleştirilecek Anlaşmanın bir diğer önemli sonucu ise TEI tarafından geliştirilen uçak motorlarının testlerinin Atatürk Üniversitesinde yapılması oldu. Bu adım, üniversitenin teknik altyapısının ve mühendislik birikiminin Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisine hizmet edecek şekilde kullanılmasını sağlayacak. TEI, Ülke Teknolojisine 40 Yıldır Hizmet Ediyor 1985 yılında kurulan, 2010 yılından itibaren global düzeyde bir tasarım ve üretim merkezi olarak faaliyet gösteren TEI, uçak motorları üretimi, montajı ve test süreçlerinde Türkiye’yi uluslararası pazarda temsil eden öncü bir kuruluş olarak hizmetini sürdürüyor. Atatürk Üniversitesi ile yapılan bu iş birliği sayesinde, Türkiye’nin motor teknolojilerinde daha bağımsız ve güçlü bir konuma ulaşması hedefleniyor. Atatürk Üniversitesinin yüksek teknoloji alanındaki katkılarını genişleten bu anlaşma, yerli sanayiye yönelik güçlü adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu iş birliğinin Türk savunma sanayisine ve bilimsel araştırmalara önemli katkılar sunacağını vurgulayarak: "Bilim ve teknolojide milli hedeflerimize ulaşmak için akademi ve sanayinin birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.