TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Dijital atölye ile saha eğitiminde yeni dönem
10 Aralık 2024 Salı - 11:42 Dijital atölye ile saha eğitiminde yeni dönem Elektrik dağıtım sektöründe çalışanların teknik bilgi ve becerilerini modern teknolojilerle güçlendirmeyi amaçlayan TEDAŞ Dijital Atölye Sistemi, TREDAŞ Teknik Eğitim Merkezi’nde kullanıma sunuldu. Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’ne elektrik dağıtım hizmeti sunan Trakya Elektrik AŞ (TREDAŞ), çalışanlarının mesleki yetkinliklerini sanal gerçeklik teknolojisiyle güçlendirmek ve sahada meydana gelebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalarına katkı sağlamak için Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) ile iş birliğine gitti. Tüm saha çalışanlarına verilecek eğitimlerin zamandan ve mekândan bağımsız olarak gerçekleştirilmesini sağlayan TEDAŞ Dijital Atölye Sistemi, TREDAŞ Teknik Eğitim Merkezi’nde uygulanmaya başlandı. Dijital atölyenin kurulumu tamamlandı TEDAŞ Gelişim Yönetim Dairesi Başkanlığı Eğitim Müdürlüğü tarafından TREDAŞ’a yapılan ziyarette, sektöre yenilikçi çözümler sunan Dijital Atölye Sistemi tanıtıldı ve kurulum çalışmaları başarıyla tamamlandı. Eğitim süreçlerinde yenilikçi bir yaklaşım sunarak çalışanların teknik bilgi ve becerilerini modern teknolojilerle geliştirmeyi hedefleyen Dijital Atölye Sistemi sayesinde, TREDAŞ’ta simülasyon tabanlı eğitimler, sanal gerçeklik destekli öğrenme araçları ve sektörel deneyim kazandıran uygulamalı modüller eğitim süreçlerinin bir parçası haline gelecek. 400’den fazla senaryo ile tüm durumlar simüle ediliyor Dijital Atölye Sistemi, elektrik dağıtım sektörü çalışanlarının karşılaşabileceği 400’den fazla senaryoyu simüle ederek eğitim süreçlerini daha erişilebilir ve etkili hale getiriyor. Bu sistem, çalışanların mesleki gelişimine katkıda bulunurken, zorlu saha şartlarında karşılaşılabilecek risklerin simülasyon ortamında önceden tatbik edilmesini sağlıyor. Böylece çalışanların farkındalığı artıyor ve iş güvenliği bilincinin güçlenmesi sağlanıyor.
Üzerlik ve sarı kantarondan led ışığı
09 Aralık 2024 Pazartesi - 14:45 Üzerlik ve sarı kantarondan led ışığı Abdullah Gül Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Zeliha Soran Erdem, yürüttüğü proje kapsamında üzerlik ve kantaron bitkilerinden daha sürdürülebilir olan led ışığı elde etti. Abdullah Gül Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Zeliha Soran Erdem tarafından yürütülen proje kapsamında led teknolojilerinde kullanılan yeni bir keşifte bulundu. Üzerlik ve kantaron bitkilerinden yararlanan Bilim Kadını Erdem, bu bitkilerin ekstresini kullanarak TV, bilgisayar, cep telefonu gibi teknolojik aletlerdeki led ışıkları doğal ürünlerden elde etti. L’Oréal Türkiye’nin ‘Bilim Kadınları İçin’ ödül töreninde ödül kazanan Erdem, proje hakkında bilgiler vererek; "Ledlerde kullanılan renk dönüştürücü yüzeyler daha ağırlıklı olarak nadir toprak elementi içeren fosfor temellidir. Daha sonraki çalışmalarda da kuantum noktacıklar kullanılıyor. Bunların hepsi inorganik ve sentetik. Dolayısıyla çevreye zararları da daha fazla ve sürdürülebilir değil. ‘Biz bunları daha sürdürülebilir ve daha doğal nasıl yapabiliriz?’ sorusundan yola çıktık. Bunun için doğanın kendisinden yararlanıp bitkilerdeki ışıyan molekülleri alıp bu amaçlı kullanmayı hedefledik. Yaptığımız ilk çalışmalarda da bunun yapılabilir olduğunu ve aslında daha sürdürülebilir led teknolojileri geliştirebileceğimizi gördük" dedi. Bunun endüstriye de uyarlanabileceğini kaydeden Zeliha Soran Erdem; "Bunun için de çalışmaları devam ettiriyoruz. Daha iyi ve dayanıklı yüzeyler oluşturup ardından led endüstrisinde kullanabiliriz. Bitkilerin ekstresini kullanıyoruz. Bunun içinde daha iyi olanlarını seçmemiz gerekiyor. Birçok bitkide ışıma olduğunu biliyoruz ama bunların bu alana uygulanabilir olması için özelliklere sahip olması gerekiyor. Bizde bunları belirliyoruz. Basit bir şekilde su içinde bekleterek ekstresini elde ediyoruz. Bazılarında da farklı teknikler kullanarak ekstresini elde ediyoruz ve onları katı yüzeylere aktarmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Tokat’ta dijital dönüşüm başladı: Oyun geliştirme atölyesi gençlerden büyük ilgi gördü
09 Aralık 2024 Pazartesi - 14:41 Tokat’ta dijital dönüşüm başladı: Oyun geliştirme atölyesi gençlerden büyük ilgi gördü Tokat’ta gençlerin dijital girişimcilik becerilerini geliştirmek ve bölgenin dijital oyun sektöründe ilerlemesine katkı sağlamak amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) iş birliğiyle düzenlenen “Dijital Girişimcilik: Oyun Geliştirme Atölyesi” yoğun ilgi gördü. OKA’nın Mesleki ve Teknik Eğitimin Geliştirilmesi Mali Destek Programı kapsamında kurulmuş Yeşilırmak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi-BİTOKA salonunda gerçekleştirilen atölye, başvuru yapan 60 genç arasından eğitim almaya hak kazanan 24 katılımcıyla 2 Aralık’ta başladı. Eğitimlerde, “Unreal Engine ile Oyun Geliştirme” ve “XR Uygulama Geliştirme” gibi alanlara odaklanılarak, oyun tasarımı ve uygulama geliştirme süreçlerine dair kapsamlı bilgiler sunuluyor. 19 Aralık’a kadar toplamda 48 saat sürecek bu eğitim programı, katılımcılara ileri düzeyde teknik bilgi ve deneyim kazandırmayı hedefliyor. Ayrıca gençlere, dijital oyun sektöründe nitelikli iş gücü haline gelmelerinin yanı sıra, girişimcilik ekosistemine katkı sağlayacak yenilikçi projeler üretme fırsatı tanıyor. Oyun Geliştirme Atölyesi, Tokat’ın dijital dönüşüm yolunda attığı önemli bir adım olarak öne çıkarken, gençlerin dijital becerilerini geliştirme ve sektörde fark oluşturma hedeflerine güçlü bir destek sunuyor.
Üzerlik ve sarı kantarondan led ışığı
09 Aralık 2024 Pazartesi - 14:41 Üzerlik ve sarı kantarondan led ışığı Mühendislik Bilimleri Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Zeliha Soran Erdem, yürüttüğü proje kapsamında üzerlik ve kantaron bitkilerinden daha sürdürülebilir olan led ışığı elde etti. Mühendislik Bilimleri Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Zeliha Soran Erdem tarafından yürütülen proje kapsamında led teknolojilerinde kullanılan yeni bir buluş elde edildi. Üzerlik ve kantaron bitkilerinden yararlanan Bilim Kadını Erdem, bu bitkilerin ekstresini kullanarak TV, bilgisayar, cep telefonu gibi teknolojik aletlerdeki led ışıkları doğal ürünlerden elde etti. L’Oréal Türkiye’nin ‘Bilim Kadınları İçin’ ödül töreninde ödül kazanan Erdem, proje hakkında bilgiler vererek; "Ledlerde kullanılan renk dönüştürücü yüzeyler daha ağırlıklı olarak nadir toprak elementi içeren fosfor temellidir. Daha sonraki çalışmalarda da kuantum noktacıklar kullanılıyor. Bunların hepsi inorganik ve sentetik. Dolayısıyla çevreye zararları da daha fazla ve sürdürülebilir değil. ‘Biz bunları daha sürdürülebilir ve daha doğal nasıl yapabiliriz?’ sorusundan yola çıktık. Bunun için doğanın kendisinden yararlanıp bitkilerdeki ışıyan molekülleri alıp bu amaçlı kullanmayı hedefledik. Yaptığımız ilk çalışmalarda da bunun yapılabilir olduğunu ve aslında daha sürdürülebilir led teknolojileri geliştirebileceğimizi gördük" dedi. Bunun endüstriye de uyarlanabileceğini kaydeden Zeliha Soran Erdem; "Bunun için de çalışmaları devam ettiriyoruz. Daha iyi ve dayanıklı yüzeyler oluşturup ardından led endüstrisinde kullanabiliriz. Bitkilerin ekstresini kullanıyoruz. Bunun içinde daha iyi olanlarını seçmemiz gerekiyor. Birçok bitkide ışıma olduğunu biliyoruz ama bunların bu alana uygulanabilir olması için özelliklere sahip olması gerekiyor. Bizde bunları belirliyoruz. Basit bir şekilde su içinde bekleterek ekstresini elde ediyoruz. Bazılarında da farklı teknikler kullanarak ekstresini elde ediyoruz ve onları katı yüzeylere aktarmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
’Google’dan arıyoruz’ yalanına karşı kritik uyarı
09 Aralık 2024 Pazartesi - 13:52 ’Google’dan arıyoruz’ yalanına karşı kritik uyarı Son dönemde artan “Google’dan arıyoruz” temalı dolandırıcılık aramalarına karşı işletmeleri uyaran Fazlanet Bilgi Teknolojileri CTO’su Barış Bayram, “Google, hiçbir zaman sizi arayarak ödeme talep etmez. Bu tür dolandırıcılıklara karşı dikkatli olun.” dedi. Son yıllarda artış gösteren telefon dolandırıcılığı yöntemleri arasında “Google’dan arıyoruz” temalı sahte aramalar dikkat çekiyor. Özellikle işletme sahiplerini hedef alan bu dolandırıcılık girişimleri, Google haritalardaki kayıtların silineceği veya sıralamanın yükseltileceği gibi vaatlerle ödeme talep ediyor. Fazlanet Bilgi Teknolojileri CTO’su Barış Bayram, bu tür dolandırıcılık girişimlerine karşı işletmeleri bilinçli olmaları yönünde uyardı. "Google asla ödeme talep etmez" Barış Bayram, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Google hiçbir zaman sizi arayarak ödeme talep etmez veya tehditkâr bir üslup kullanmaz. Bu aramalarda iddia edilen, harita kayıtlarının süresinin dolduğu gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Google harita kaydı tamamen ücretsizdir ve herhangi bir yenileme işlemine ihtiyaç duymaz” dedi. Dolandırıcılar nasıl çalışıyor? Bayram, dolandırıcıların genellikle şu yöntemlerle işletmeleri kandırmaya çalıştığını belirtti: "Google’dan arıyoruz, harita kaydınızın süresi doldu" diyerek ödeme talep etme. Telefon, e-posta veya mesajla doğrulama kodu isteyerek hesap ele geçirme. Sahte firma rehberlerine yönlendirerek üyelik ücretleri adı altında para alma. Dolandırıcılara karşı alınabilecek önlemler Bayram, işletme sahiplerine şu uyarılarda bulundu: Google’dan aradığını iddia eden kişiler ödeme talep ediyorsa, dolandırıcılık girişimiyle karşı karşıyasınız. Kimseye ödeme yapmayın. Telefonunuza, e-postanıza veya mesajınıza gelen doğrulama kodlarını kimseyle paylaşmayın. Şüpheli aramaları CİMER, BTK veya Tüketici Şikayet Platformu’na bildirerek yetkilileri bilgilendirin. "KOBİ’ler daha fazla hedefte" Bayram, dijital okuryazarlığı düşük olan küçük işletmelerin bu tür dolandırıcılıklardan daha fazla etkilendiğini ifade etti. Bayram, “KOBİ’lerin, Google haritalar ve dijital araçlar hakkında doğru bilgilendirilmesi kritik öneme sahip. Bu konuda profesyonel destek almaktan çekinmeyin” dedi.
20. Yılında İstanbul Buluş Şenliği
08 Aralık 2024 Pazar - 09:35 20. Yılında İstanbul Buluş Şenliği Türkiye’de bilim ve inovasyon tutkunlarını bir araya getiren İstanbul Buluş Şenliği’nin 20. yıl dönümüne Doğuş Üniversitesi olarak ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadık. Özdisan Elektronik’in organizasyon ve sponsorluğunda, Dudullu Yerleşkesi’nde gerçekleşen bu özel etkinlik, katılımcılara heyecan ve yenilik dolu anlar sundu. JPL NASA’nın ABD’deki “Invention Challenge” yarışmasının Türkiye ayağı olarak düzenlenen ve bu yıl “Fıstık Şekeri Fırlatma Yarışması” temasıyla gerçekleşen etkinlikte, ortaokul ve lise öğrencileri ile hobiciler tasarladıkları özgün projeleri sergilediler. Katılımcılar, sadece 60 saniye içinde 5 metre uzaklıktaki hedefe 50 adet fıstık şekeri fırlatabilecek cihazlar tasarlayarak, teknik becerilerini ortaya koydu. Bilimsel problem çözme yeteneklerinin ve takım ruhunun ön planda olduğu yarışma, renkli ve eğlenceli anlara sahne oldu. Genç yeteneklerin tasarımlarını yakından inceleme fırsatı bulan ziyaretçiler, onların tutkularına ortak olurken, geleceğin mühendisleri ve bilim insanlarının gelişimlerini deneyimlediler. 20 yıldır genç beyinleri teşvik eden İstanbul Buluş Şenliği, bu yıl da bilim ve teknolojiyi bir araya getirerek enerjik ve yenilikçi projelere sahne oldu. Doğuş Üniversitesi olarak bu anlamlı etkinliğe ev sahipliği yapmaktan ve gençlerin hayallerine destek olmaktan mutluluk duyuldu. Tatlı bir rekabetin bir araya geldiği bu eşsiz gün, sadece yarışmacılar için değil, tüm katılımcılar için ilham verici bir deneyim sundu. Geleceğin fikirlerine tanıklık ettiğimiz bu etkinlikte, bir kez daha bilimin gücünü ve gelişimin önemini hep birlikte kutlandı.
İncir, zeytin ve arı ürünleri moleküler incelemesi tamamlandı
07 Aralık 2024 Cumartesi - 14:29 İncir, zeytin ve arı ürünleri moleküler incelemesi tamamlandı Ge bu ürünlerin kanser ve tümör türlerini önleyici ve tedavi edici özelliğe sahip olduğunu açıkladı. Çalışmalarını başta Aydın ürünleri olmak üzere daha çok Ege’nin endemik bitkileri üzerinde sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, yıllardır süregelen incir, zeytin ve arı ürünleri üzerinde yaptıkları moleküler düzeyde incelemeler sonucunda kanser ve tümör türlerinin önlenmesi ve tedavisi için önemli bir buluşa imza attıklarını açıkladı. Adnan Menderes Üniversitesi Teknokent bünyesinde yürüttüğü 18 spesifik buluşa imza atan Başlık, bu çalışmalarla Türkiye’nin bilim dünyasına katkılarda bulunmayı hedeflediklerini kaydetti. HBX-HYC323 (2020/03476) patent numarasıyla Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından onaylanan bu çalışmanın, farmasötik ve nutrasötik bir bileşim olarak bilim dünyasında dikkat çekmeyi başardığı belirtildi. Yaptıkları çalışma hakkında bilgi veren Başlık, geliştirdikleri bileşimin toksik etkilerden arınmış ve sağlıklı hücrelere zarar vermeden tümör hücreleri üzerinde etkili bir tedavi yöntemi sunduğunu belirterek "Bu bileşim, yalnızca kanser hücrelerine odaklanarak çevredeki sağlıklı dokulara zarar vermiyor ve aynı zamanda bağışıklık sistemini destekleyen doğal içeriklerden oluşuyor. Çalışmalarımızda Tin ve Nahl surelerinin mana ve tefsirleri bize yol gösterici oldu. İncir ve zeytinin şifa özelliklerinin bilimsel olarak uzun süredir inceliyoruz. Kanser tedavisinde toksik yan etkileri minimize etme hedefiyle çalışmalarımız devam edecek” dedi. Başlık ayrıca, projenin Türkiye’de sağlık alanında önemli bir yenilik sunduğunu vurgulayarak, "Bu çalışmamızla hem hastaların yaşam kalitesini artırmayı hem de doğal ve sürdürülebilir bir tedavi yöntemi sunmayı amaçlıyoruz. İncir, zeytin ve arı ürünlerinden elde edilen moleküllerin sinerjik etkisi sayesinde, kanser tedavisine yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Karya Farma HBX Ar-Ge Bilim Kurulu Üyesi Yüksek Biyomühendis Bürde Şimşek, çalışmanın bilimsel altyapısını ve potansiyel etkilerini değerlendirdi. Şimşek, "İncir, zeytin ve arı ürünleri, tarih boyunca şifa kaynağı olarak görülmüştür. Ancak bu ürünlerin moleküler düzeyde bir araya getirilerek farmasötik bir bileşim oluşturması, kanser tedavisi için çığır açıcı bir gelişmedir. Bu bileşim, hem antioksidan hem de antitümör özelliklere sahip olmasıyla öne çıkıyor" dedi.
Turkish Technology, Havacılıkta geleceğin çözümleri için ‘’Apple Vision Pro Hackathon’’ yarışması düzenledi
07 Aralık 2024 Cumartesi - 14:20 Turkish Technology, Havacılıkta geleceğin çözümleri için ‘’Apple Vision Pro Hackathon’’ yarışması düzenledi Turkish Technology, Innova ve Apple iş birliğiyle düzenlenen Apple Vision Pro Hackathon, 7-8 Aralık tarihleri aralığında Turkish Technology’nin Libadiye Yerleşkesi’nde gerçekleşecek. Etkinlik, Apple Vision Pro cihazlarının gücünü kullanarak havacılık sektöründe operasyonel süreçleri iyileştirecek ve inovatif çözümler sunabilecek projeler geliştirmek amacıyla düzenleniyor. Hackathon, havacılık sektörüne dair kritik süreçlerde karşılaşılan sorunlara çözüm bulmayı ve mevcut sistemleri iyileştirmeyi hedefliyor. İki günlük etkinlikte AJet, dijital, bakım ve onarım, yer hizmetleri, kabin hizmetleri, uçuş eğitimi, kargo operasyonları ve müşteri ilişkileri gibi farklı alanlardan seçilmiş 7 ekip, yenilikçi fikirlerini projeye dönüştürmek için yarışacak. Katılımcılar, Hackathon süreci olan bir aylık hazırlık döneminde Apple Vision Pro cihazlarını kullanarak, geliştirdikleri projeleri sergileyecek. Çalışmalar, sektördeki operasyonel verimliliği artırmak ve müşteri deneyimini iyileştirmek için tasarlanacak. Gerçekleştirilen iş birliği ile ilgili olarak Türk Hava Yolları Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Kerem Kızıltunç, “Havacılık sektörünün geleceğine yön vermek ve inovasyonu temel alarak operasyonel süreçlerimizi yeniden tasarlamak için Apple Vision Pro Hackathon’u hayata geçiriyoruz. Bu etkinlik, çalışanlarımızın hayal gücünü ve teknolojik yeteneklerini ortaya koymalarını sağlayacak. Apple Vision Pro’nun sunduğu ileri düzey artırılmış gerçeklik teknolojisiyle, iş süreçlerimizi optimize gerçek zamanlı simülasyonlar, insan-makine etkileşimli yeni nesil standartlar ve veri odaklı karar alma süreçleri gibi teknolojilerle şekillendirerek, daha verimli, akıllı ve kullanıcı odaklı hale getirme fırsatı sunuyoruz. Havacılık sektörünün dijitalleşme ihtiyaçlarına yanıt verebilecek, Apple Vision Pro gibi çığır açan teknolojiler sayesinde hem sektördeki dönüşümün öncüleri arasında yer almayı hem de müşteri deneyimini yeni bir boyuta taşımayı hedefliyoruz.” dedi. Hackathon’un ev sahipliğini üstlenen Turkish Technology, teknoloji ve havacılığın kesişim noktasında yenilikçi fikirleri destekleme misyonuyla etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Innova ise teknolojik danışmanlık ve çözüm sağlama konusundaki uzmanlığıyla Hackathon’un önemli bir parçası olacak. Projelerin teknoloji altyapısını ise Apple’ın ‘’dönüşüm niteliğinde bir uzamsal bilgisayar’’ olarak tanımladığı cihazı Apple Vision Pro oluşturacak. Hackathon’dan beklenen en büyük katkı, havacılık sektöründeki iş süreçlerine yenilikçi çözümler kazandırılması ve sürdürülebilir teknolojik projelerin ortaya çıkarılması olacak. Etkinlik, çalışanların problem çözme becerilerini geliştirmelerinin yanı sıra, sektördeki dijital dönüşüm süreçlerine de katkı sağlayacak.
Çocukların gözünden afet risklerine karşı çalıştay
07 Aralık 2024 Cumartesi - 10:39 Çocukların gözünden afet risklerine karşı çalıştay İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) iş birliği ile düzenlenen Çocuk Odaklı Afet Risk Azaltımı Eylem Planı Çalıştayı’nda afet durumunda ve sonrasında çocukların üstün yararını gözeten fikirler masaya yatırıldı. Çalıştaya katılan çocukların da fikirlerini sunduğu toplantılar sonucunda bir eylem planı hazırlanacak, kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşılacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve TESEV iş birliği ile üç gün süren Çocuk Odaklı Afet Risk Azaltımı Eylem Planı Çalıştayı düzenlendi. Belediye yöneticilerinin yer aldığı iç paydaş toplantısının ardından yapılan dış paydaş toplantısı, kentteki kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın üçüncü toplantısının başrolü ise çocuklarındı. Deprem, yangın, sel gibi afet durumlarında ve sonrasında yapılması gerekenlere mercek tutan son toplantıda, çocukların gözünden öneriler ve beklentiler tartışıldı. Çalıştay sonucunda hazırlanacak rapor bir eylem planına dönüştürülerek kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşılacak. “Çocuk Dostu Kent” Çalıştay hakkında bilgi veren Çocuk Çalışmaları ve Eğitim Destekleri Şube Müdürü Rahşan Polat, “Öncelikli amacımız, İzmir’i ‘çocuk dostu kent’ haline getirmek. Çalıştayımız da bu hedefimizin bir ayağını oluşturuyor. Kent yöneticilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, toplumun afet durumu ve sonrasında çocuklar için neler yaptığı ve çocuk özelinde neler yapması gerektiğini irdeliyoruz. Ayrıca çocuklar afet durumu ve sonrasında çocuk gözüyle ne istiyor, bunu tartışıyoruz” dedi. Eylem planı oluşturulacak Çalıştayda birbirinden farklı önerilerin masaya yatırıldığını belirten Polat, “Bu üç günlük çalışmayı rapor haline getirip eylem planı oluşturacağız ve kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşacağız. Çünkü ancak herkes üstüne düşeni yaptığı takdirde Çocuk Dostu Kent olabiliriz. Çalıştayda birbirinden farklı öneriler sunuluyor. Örneğin bazı çocuklar, afet sonrası toplanma alanlarında çocuklara uygun tuvaletlerin de olması gerektiğini söylüyor. Yetişkinlerin böyle farkındalıkları geliştirmesi için bu çalışmayı önemsiyoruz” diye konuştu. “Gıda ve hijyen paketlerinin ulaşması çok önemli” Çalıştaya katılan çocuklardan Emir Akay “Afetlerde çocuklar için daha farklı önlemler alınmalı. Depremden etkilenen çocukların eğitimden geri kalmaması için özel eğitimler ve spor etkinlikleri sağlanmalı” derken, Ayşe Seneduran da “Organizasyon çok güzel. Çocukların bilinçlendirilmesi önemli. Evlerin daha sağlam yapılması ve denetlenmesi lazım. Afetten sonra çocuklara uygun gıda ve hijyen paketlerinin ulaşması çok önemli” ifadelerini kullandı. “Psikolojik destek verilmeli” Çalıştayda fikirlerini belirten Havin Kaygısız, “Bence depremlere dayanıklı evler yapılmalı. Yangınlara karşı her evde özel yangın tüplerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin afet sonrası kurulan çadırlarda çocuklar için etkinliklerin düzenlenmesi güzel olur” sözlerine yer verdi. Sema Kurtcebe de “Çocuklar afetlere karşı bilinçlendirilmeli, afet sonrası çocukların acıları hafifletilmeli. Çocuklara afet sonrası eğitim ve psikolojik destek verilebilir. Afet sonrası çocuklara verilen destek paketlerin içine oyuncaklar da konulmalı” yorumunu yaptı.