TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
SANKO Park’ta HADO İnovasyon ve Teknoloji deneyimi etkinliği
30 Kasım 2024 Cumartesi - 16:05 SANKO Park’ta HADO İnovasyon ve Teknoloji deneyimi etkinliği Gaziantep SANKO Park AVM toplumun geleceği olan gençleri, HADO İnovasyon ve Teknoloji Deneyimi etkinliğinde buluşturdu. SANKO Park AVM tarafından düzenlenen HADO Etkinliği hem teknolojiyi hem de eğlenceyi bir araya getirerek şehrin gençlerine unutulmaz deneyim sunuyor. HADO, artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisiyle sporun birleştiği, dünya genelinde hızla popülerleşen bir oyun. Katılımcılar, giydikleri akıllı cihazlarla enerji toplar, sanal atışlar yapar ve takım oyunuyla rakiplerini yenmeye çalışır. Eğlenceli olduğu kadar stratejik düşünmeyi teşvik eden bu spor, özellikle gençler arasında büyük ilgi görüyor. “Teknoloji ve hareketin birlikte olduğunu gösterdik” Etkinlik hakkında konuşan HADO Koordinatörü Can Duraslan, “Burada 2 gün boyunca HADO sporunu gençlerimizle tanıştırdık. Bildiğimiz bizim çocukken oynadığımız yakar topun birleştirdiği bir sporu gençlere tanıtmak. Vatandaşları yeni sporla tanıştırarak teknolojiye karşı yapılan savaşta, teknoloji ve hareketin birlikte olduğunu gösterdik. HADO aslında Türkiye’de gelişmekte olan bir spor. Gaziantep için çok kıymetli bir değer. Nedeni ise ülkemizde 5G olduğunda bir tarafta Gaziantepli gençler oynuyorken başka bir tarafta başka ülkeden insanlar oynuyor” dedi. SANKO Park AVM’de 30 Kasım ve 1 Aralık 2024 tarihlerinde, 11.00 - 20.00 saatleri arasında düzenlenen etkinlik, tüm ziyaretçilere açık ve ücretsiz olacak.
Gençler inovasyon çağına hazırlanıyor
30 Kasım 2024 Cumartesi - 14:55 Gençler inovasyon çağına hazırlanıyor Dünya Robot Olimpiyatı 2024 Türkiye Uluslararası Finali, dünyanın dört bir yanından bilim ve robotiğe meraklı çocuk ve gençleri İzmir’de buluşturdu. 90 ülkeden İzmir’e gelen 3 bin 500 yarışmacı, robotik teknolojilerle geleceğin sorunlarına çözümler üretti. Gençler, geleceğin inovasyon çağı olacağını ifade etti. 90 ülkeden 3 bin 500 çocuk ve genci Fuar İzmir’de ağırlayan Dünya Robot Olimpiyatları (World Robot Olympiad-WRO) heyecanı devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZFAŞ ve Bilim Kahramanları Derneği iş birliğiyle 28 Kasım’da başlayan WRO, kapanış töreniyle sona erecek. Gençler, olimpiyat boyunca robotik teknolojilerle ilgili bilgilerini genişletirken, aynı zamanda farklı yerlerden gelen yaşıtlarıyla tanışıp fikir alışverişinde bulundu. Bu yıl “EARTH ALLIES” temasıyla düzenlenen finalde, bir yandan gezegenimizin sınırlı kaynaklarının verimli ve adil kullanımına odaklanan katılımcılar, diğer yandan da doğal afetler yaşanmadan ve yaşandıktan sonra robotik çözümlerden nasıl faydalanabileceğimize dair önerilerini paylaştı. Gençler geleceğin teknoloji çağı olacağını ifade etti. Robotların çağı Filipinler’den gelen TLGCROBOTICSCATALYST takımı oyuncuları, İzmir’de bulunmaktan çok memnun olduklarını ifade etti. Takım lideri Gabrielle Reselva, geleceğin dünyasında robotların ve inovasyonun olacağını söyledi. Filistin’den finallere katılan Juke Cake takımından Mesk Abdalsalam, otonom bir robot yaptıklarını belirterek, “Bizler Filistin’den zor bir çevreden geldik; ama yine de bu projeyi yapmayı başardık. Gelecek sadece çok donanımla ilgili değil yazılımla da ilgili fikirler önemli. Çok büyük projeler ve araçlar gördük. Geleceğin; araçlarla, yapay zekayla, mühendislerin düşünme şekliyle de parlak olacağını düşünüyorum” dedi. “Dünyayı değiştirmeye herkes çok odaklanmış durumda” Kanada’dan katılan Les Patriotes takımından Stefan Teodorescu da, “Mangrov eken robot icat ettik. Bu mangrovlar kıyı şeridinin stabilize olmasını sağlıyor. Sulu ve bataklık arazilerde yetişiyor bu bitkiler. Derin kökleriyle toprağa iyi tutunuyor ve erozyonu engelliyor. İklim değişikliğinin en kötü etkilerinden biri deniz seviyesinin yükselmesi. Pek çok ilgi çekici proje görüyorum etrafta. Dünyayı değiştirmeye herkes çok odaklanmış durumda. Bunu yaparken de kendi teknik yeteneklerini kullanıyorlar. Bunun bir parçası olduğum için ve Türkiye’de olduğum için mutluyum” diye konuştu. “Amacımız insanları kurtarmak, bitkilere zararı azaltmak” Azerbaycan’dan gelen Zagatala Aze takımından Saleh Muradlı, yaptıkları yangın söndürme robotunu anlattı. Muradlı, “Bu robot iki şekilde işliyor. Hem kendi çalışıyor hem de biz kontrol edebiliyoruz. Kamerası var, su pompasını aktive edebiliyoruz. Ateş sensörleri var, ateşi görüp ateşe doğru su gönderiyor. Bunu telefondan idare edebiliyoruz. Bu teknoloji Türkiye’de büyük bir şey olabilir. Yangın söndürenler için çok lazım bir şey. İnsanların hayatını kurtarıyor. Amacımız insanları kurtarmak, bitkilere zararı azaltmak. Güzel bir fikir hem Türkiye hem dünya için. Gelecekte robotlar olacak” dedi. “Döndüğümüzde aklımızda kalacak en önemli anı, burada olmak” Amerika’dan gelen Gaia Guardians takımından Bonnie Feng, ormanları koruma üzerine geliştirdikleri proje ile İzmir’de olduklarını ifade etti. Feng, “Geliştirdiğimiz robotlar, ağaçların üzerine takılan sensörlerden aldıkları duman işaretiyle, ağaca gidip söndürerek yangınların önüne geçmeyi hedefliyor. İzmir’de böyle büyük bir organizasyona katılmaktan çok mutluyuz. Döndüğümüzde aklımızda kalacak en önemli anı, burada olmak” ifadelerine yer verdi. Olimpiyata, Türkiye’den de birçok takım katıldı. Onlardan biri olan Emergency Tem takımı, bir şehrin afet sırasında en az zararı görmesini sağlayan bir yazılım tasarladı. Sensörler ve tüm şehri görebilecek kameralarla, yapay zekalarla afetlere anında müdahale edebilen sistemin önemine vurgu yapan takım oyuncularından İbrahem Aljrrah, “Projemizin amacı; şehirde sel, deprem, yangın gibi afetler öncesinde afete neden olabilecek tehlikelerin belirlenmesi ve muhtemel etkilerinin azaltılması” dedi. Alihan Özermiş ise “Teknoloji hayatımızın her yerinde, internetsiz yaşayamaz duruma geldik. Bize daha çok yardım sağlayacak ileride. Teknolojinin insanlığa çok fazla yardımı dokunacak” şeklinde aktardı. Cumalıoğlu: "Çocukların gözündeki yarışma heyecanı bizi çok heyecanlandırıyor" İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ise dünyayı İzmir’de buluşturdukları için çok heyecanlı olduklarını ifade etti. Cumalıoğlu, “Biz İZFAŞ olarak dünyanın her yerinden katılımcı ve ziyaretçi ağırlamaya çok alışığız. Bu çok daha farklı ve heyecan verici. Fuar İzmir ilk kez bu kadar cıvıl cıvıl. Çocukların gözündeki yarışma heyecanı bizleri çok mutlu ediyor. Biz bu alanı fuarların haricinde, daha büyük kongrelere, etkinliklere, hem çocuklara hem gençlere, bilimi, teknolojiyi, inovasyonu bir araya getirebilecek sürdürülebilir projelere açmaya çok niyetliyiz ve bunu da gerçekleştireceğiz” dedi.
Yenilikçi girişimler yatırımcılarla bir araya geldi
30 Kasım 2024 Cumartesi - 13:04 Yenilikçi girişimler yatırımcılarla bir araya geldi BEBKA’nın öncülüğünde bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechUP 2024 Teknoloji Odaklı Hızlandırma Programı Demoday etkinliğinde geleceğe yön veren 10 yenilikçi girişim, yatırımcılarla bir araya gelerek girişimlerini tanıtma ve destek alma fırsatı yakaladı. Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı’nın (BEBKA), DOMiNO Ventures’ın yürütücülüğünde ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı, İstanbul Kalkınma Ajansı, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ile Trakya Kalkınma Ajansı iş birliğinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen TechUP 2024 Teknoloji Odaklı Hızlandırma Programı Demoday etkinliği gerçekleştirildi. “Girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi adına çalışmalar yürütüyoruz” BEBKA’nın yatırımcısı olduğu DOMiNO Ventures’ın yürütücülüğünde ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı, İstanbul Kalkınma Ajansı, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ile Trakya Kalkınma Ajansı iş birliğinde gerçekleştirilen TechUP 2024 Programı online demoday etkinliğinde konuşan BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, “BEBKA olarak bölgemizde girişimcilik kültürünün, teknoloji tabanlı ve yenilikçi girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesi, finansmana, bilgiye ve pazara erişim imkânlarını geliştiren girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi adına çalışmalar yürütüyoruz. Bu anlamda Bölgesel Girişim Sermayesi Desteğiyle ile yüksek katma değer üretme potansiyeline sahip girişimlerin finansmana erişimine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda yatırımcısı olduğumuz 6 girişim sermayesi yatırım fonunun Bölgemizdeki girişimlere yatırım yapmasını sağlıyoruz” dedi. Girişimciler ürünlerini önde gelen şirketlere sunuyor Ekosistemin gelişmesi adına yürüttükleri programlardan bir tanesinin Teknoloji Odaklı Hızlandırıcı Programı (TechUP) olduğuna dikkat çeken Sabri Bayram, “Dördüncü kez girişimcilerle buluşan bu programla yenilikçi ve teknolojik bir ürünü olan, fakat söz konusu hizmeti finansal kısıtlar veya tecrübe eksikliği gibi sebeplerle gerçekleştiremeyen girişimcilerin büyüme hedeflerinin mentorlar gözetiminde desteklenmesi ve girişimcilerin yatırım yapılabilir hale getirilmesini hedefliyoruz. Bu sene, ajansımızın yatırımcısı olduğu DOMiNO Ventures yürütücülüğünde; Güney Marmara Kalkınma Ajansı, İstanbul Kalkınma Ajansı, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ve Trakya Kalkınma Ajansı iş birliğinde hayata geçirdiğimiz programımıza PoC (proof of concept) süreçlerini de ekledik. Bu sayede girişimciler geliştirdikleri yenilikçi ve teknolojik ürünlerini Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde sunma ve uygulama imkânı kazanarak müşteri ve yatırım imkanlarını arttırabilecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız koordinasyonunda, 5 kalkınma ajansı iş birliğinde, yeni nesil teknoloji ürünlerini tüm dünyaya tanıtmayı ve global pazarlara açılmayı hedefleyen Türk teknoloji girişimcilerinin dünyanın önde gelen yurtdışındaki girişimcilik etkinliklerine katılmalarını sağlıyoruz. Girişimcilik ekosistemini geliştirmek için bölgemizdeki paydaşlarımızla birlikte çalışmaya ve bundan sonraki süreçte de girişimcilerin ve yeni fikirlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. DOMiNO Ventures Yönetici Ortağı Yağız Karadeniz ise ” TechUP programı kapsamında 3 ay boyunca düzenlenen eğitimler ve birebir görüşmeler sayesinde girişimcilerle yoğun bir şekilde çalıştık. Ekibimiz, onların karşılaştığı problemlerle ilgilendi, büyüme süreçlerini değerlendirdi ve farklı perspektifler sundu. Bu süreçte, kalkınma ajanslarının önemini bir kez daha anlamış olduk. Kalkınma Ajansları sayesinde her zaman ulaşamadığımız girişimlere erişim sağlama ve onların potansiyellerini keşfetme şansı yakaladık. Bu girişimcilik ekosistemimiz açısından oldukça değerliydi. Bizde BEBKA’nın Girişim Sermayesi Mali Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandık. BEBKA’nın yatırım süreçlerimize verdiği destek gerçekten çok kıymetliydi. Türkiye’de girişimciler için fon bulmak zaman zaman zor olabiliyor. Devletin bu tür destek programlarını artırarak sürdürmesinin girişimcilik ekosisteminin büyümesi için kritik öneme sahip” dedi. Konuşmaların ardından 10 yenilikçi girişim, yatırımcılarla bir araya gelerek girişimlerini tanıtma fırsatı yakaladı. Program, girişimcileri değerlendiren jüri üyeleri, Yağız Karadeniz, CVentures Yatırım ve Portfolyö Müdürü Efe Tokgöz ve Revo Capital Genel Müdür Yardımcısı Deniz Aslandoğan’ın soru ve cevapları ile interaktif bir şekilde devam etti.
Kolay ulaşabilir olması dijital kumarı yaygınlaştırıyor
30 Kasım 2024 Cumartesi - 12:06 Kolay ulaşabilir olması dijital kumarı yaygınlaştırıyor Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal ortama taşınan kumar, ulaşımının kolay olması nedeniyle yaygınlaşıyor. Dijitalleşen dünya ile birlikte bazı bağımlılıklar ve alışkanlıklar da değişebiliyor. Bu bağımlılıkların ve alışkanlıkların başında kumar geliyor. Kumarın sanal ortama taşınması ise yaygınlaşmasına neden oluyor. Uzmanlar, kumarın ulaşım kolaylığı ile birlikte yayıldığını belirtiyor. "Çok rahat bir şekilde ulaşım kolaylığı ile birlikte yayılıyor" Gelişen ve değişen dünya ile birlikte özellikle dijitalleşen dünyada bazı alışkanlıkların ve bazı bağımlılıkların da değişmeye başladığını belirten Bilişim Uzmanı Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci, bunlardan birisinin de dijital kumar olduğunu söyledi. Doç. Dr. Küçükbezirci, eskiden kumarın belli lokallerde, belli yerlerde oynanırken şu anda her evin içinde, hatta bulunulan her ortamda teknolojik aletlerle ulaşılmasının mümkün olduğunu belirterek, "Bu şekilde insanlar evinde, iş yerinde ve belki okulda maalesef bu kumar sitelerine çok rahat bir şekilde ulaşabiliyor. Bu konuda çevremdeki insanlara ne yapıyorsunuz diye sorduğumda, maalesef bunların içerisinde gençlerimiz de var; dijital yolla oynanan sanal kumar oyunları maalesef çok rahat bir şekilde ulaşım kolaylığı ile birlikte yayılıyor. Örneğin geçenlerde konuştuğumuz bir gencimiz 3 bin lira yatırmış, 5 bin lira kazanmış. Kazandığı 5 bin lirayı yatırmış, 10 bin lira kazanıyor ama algoritma öyle bir işliyor ki belli bir rakama geldikten sonra bu programı yapanlar, düzenleyenler kesinlikle o parayı oynayan kişide bırakmıyor. Eski bir tabir vardır, ’kumarda sadece oynatan kazanır’ diye. Dijitalleşen dünyada da değişen hiçbir şey yok, kumarı oynatan kazanıyor. Bu konuda bunun genci yaşlısı da yok açıkçası, görüştüğümüz, konuştuğumuz ve sohbet ettiğimiz birçok insan farklı meslek, farklı yaş gruplarında olsun maalesef sanal kumarın, davranışsal bağımlılık dediğimiz bu bataklığın içerisinde maalesef. Onların hepsine uyarı olarak konuştuğumuz ve söylediğimiz, kumardan hiç kimse para kazanıp da zengin olmuyor. Böyle bir dünya kesinlikle yok. Sadece kazanan bu programı hazırlayanlardır” dedi. "Aileler, nasıl olsa çocuğum evinde, odasında gayet güvenli diye düşünebilir ama aslında değil" Sanal kumarın evde oynanabildiğini ifade eden Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci, “Aileler çocukları güvenli bir ortamda, nasıl olsa çocuğum evinde, odasında gayet güvenli diye düşünebilir ama aslında değil. Böyle konularda takipçisi olmak gerekiyor. Bunu da anne baba olarak, özellikle gençlerimizi, çocuklarımızı uyarırken iyilikle, güzellikle anlatmaları gerekiyor. Kazananın hiçbir zaman kendileri olmayacağı, kazananın oynatanlar olduğu, bunun altını özellikle çizerek söylüyorum, çünkü bu algoritmanın, bu programın yapılması bunun üzerine kurulmuş. Tamamıyla bu programı yapanlar kazanıyor. İnsanlar gerçekten bu konuda öncelikle harçlıklarıyla başlıyor. Sonra değerli eşyalarını satmaya kalkıyorlar, daha sonra borç para alıyorlar, hatta kredi çekip de kumar oynayan kişiler bile var. O yüzden benim tavsiyem en güzel yol da başlamadan boşlamak. Bu sanal kumar olayının en güzel yolu da bir an önce bırakmaktan başlıyor” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Ersanlı: "Çocuk işçiliği, sadece fiziksel yük değil, ruhları da tüketen bir karanlıktır"
29 Kasım 2024 Cuma - 18:56 Prof. Dr. Ersanlı: "Çocuk işçiliği, sadece fiziksel yük değil, ruhları da tüketen bir karanlıktır" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ercümend Ersanlı, "Çocuk işçiliği, sadece fiziksel yük değil, ruhları da tüketen bir karanlıktır" dedi. OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından "Çocuk Hakları Bağlamında Çocuk İşçiliği” konulu sempozyum düzenlendi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü’nün her yıl geleneksel hale getirmeyi planladığı Çocuk Sempozyumu‘nun amacı her yıl çocukların hakları, refahı ve korunması bağlamında önemli bir konuyu ele almak, bilimsel ve toplumsal çözüm önerileri üreterek farkındalık oluşturmak. İlk olarak bu yıl gerçekleştirilen sempozyumumuzun teması “Çocuk Hakları Bağlamında Çocuk İşçiliği” konusu oldu. "Bir suçlama değil, bir farkındalık çağrısı" Türkiye’de ve dünyada çocuk işçiliğinin boyutları, nedenleri, çocuk işçiliğine maruz kalan çocukların yaşadığı psiko-sosyal ve ekonomik sorunlar, bu sorunların çözümüne yönelik sosyal politikalar ve uygulamaların ele alındığı sempozyum ilk olarak açılış konuşmaları ile başladı. Açılışta konuşan OMÜ Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ercümend Ersanlı, "Çocuk işçiliği, sadece fiziksel yük değil, ruhları da tüketen bir karanlıktır. Bir çocuğun okul yerine işyerine gönderilmesi, onun yalnızca bir gününü değil, tüm hayatını çalar. Çünkü çocukken alınamayan eğitim, oynanamayan oyunlar, hissedilemeyen sevgi, bir ömür boyu eksik kalır. Bu yazı bir suçlama değil, bir farkındalık çağrısıdır. Her çocuğun oyun oynama, öğrenme ve hayal kurma hakkı vardır. Ama unutmayalım ki onlar, kendileri için ayağa kalkamaz. Onların sesi olmak, onlara destek olmak bizim elimizde. Her çocuk, yüreğimizde sakladığı küçük bir dünyadır. Ve bu dünyayı ne kadar çok korursak, geleceğimiz de o kadar aydınlık olur. Bildiğiniz gibi kimileri ’çocuk işçiliğini’, kimileri de ’çocuk emeğini’ istismar etmektedir. Bu sempozyumun amacı, çocuğun ve emeğinin istismarını önleyecek, çocuklarımızı geleceğe güvenle bakabilecek bir yetkinliğe taşıyacak, hak ve nefasete dayalı bir bilinç oluşturmak, farkındalık oluşturmaktır. Bu sempozyum çocuk işçiliği konusunda bilimsel ve akılcı politikalar oluşturmada ilk adım olacak. Zaman içinde birbirini tamamlayan adımlarla, arzu edilen hedefe varacağız. Bu amaca ancak, yönetim, üniversite ve STK’ların iş birliğiyle, yani devlet ve milletin el ele vermesiyle ulaşılacağını unutmamak gerekir. Bu sempozyumda, kadim kültürümüzdeki ’İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ anlayışını yaşama geçirecek oldukça önemli fikirler oluşacak, çocuk işçiliği ile ilgili politikaların ve yapılacak çalışma stratejilerinin parametresi belirleyen bir eser doğacak. Bu eser de sizlerin eseri olacaktır" diye konuştu. "Çocuk işçiliği, tarih boyunca ele alınan önemli konulardan biri olmuştur" Sempozyumda konuşmalarını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, “Çocuk işçiliği, tarih boyunca ele alınan önemli konulardan biri olmuştur. Bu sempozyumun, bu alanda çözüm önerileri sunarak geleceğimize ışık tutacağına inanıyorum. Umarım, hedefine ulaşarak ülkemizde çocuk haklarına yön verecek kararların alınmasına katkı sağlar. Katkıda bulunan tüm hocalarımıza, değerli katılımcılarımıza ve emeği geçen herkese şahsım ve üniversitem adına sevgi ve saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. "Çocuğun bedeninin istismar edilmesine her şekilde karşıyız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Eğitim ve Yayın Daire Başkanı Hüseyin Kaya, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak ’Çocuklar Güvende’ projesiyle, aynı zamanda çocuk işçiliği mücadele noktasında gereken tüm çalışmaları yapmaktayız. Çocuk işçiliğinde çocuğun bedeninin istismar edilmesine her şekilde karşıyız. Bakanlık olarak temel düşüncemiz çocukların olması gereken yer oyun alanı ve okul sıralarıdır. Aynı zamanda aile sıcaklığıdır. Çocuklarımızı geleceğimiz diyoruz, yarınlarımız diyoruz ancak bazı insanlar üzerinden çocukların bedenlerinin işçi olarak kullanılması, onlar üzerinde rant edinilmesi hiçbir şekilde kabul edilmez bir mevzudur. Bakanlık olarak ihmal ve istismara uğramış olan çocukları geleceğe hazırlama noktasında bin 185 çocuk evimizde, 185 çocuk koordinasyon ve sevgi evlerimizde bu çocukları himaye etmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Zeynep Şimşek "Tarım Sektörü ve Çocuk İşçiliği", Prof. Dr. Gökçenur Say "Çocuk Ruh Sağlığı Açısından Çocuk İşçiliği", Akif Sesli "Sosyal Sorumluluk Standartları" ve Av. Seda Üstün Tuğ "Hukuksal Bağlamda Çocuk İşçiliği" başlıklarında sunumlar yaptılar. Sempozyuma ayrıca Samsun Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Eyüp Çakır katıldı.
OEDAŞ çalışanlarını yapay zekalı geleceğe hazırlıyor
29 Kasım 2024 Cuma - 11:06 OEDAŞ çalışanlarını yapay zekalı geleceğe hazırlıyor Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ tarafından düzenlenen BizEnerji Buluşmaları’nda, Teknoloji Yazarı Kuzuloğlu’nun katılımıyla yapay zekanın enerji sektöründeki dönüştürücü etkileri ele alındı. OEDAŞ çalışanlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte yapay zeka, veri analitiği ve otomasyonun iş yapış biçimlerini nasıl etkilediği de konuşuldu. Enerji sektöründe dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere öncülük eden Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), çalışanlarına yönelik olarak düzenlediği BizEnerji Buluşmaları kapsamında yapay zeka teknolojilerini derinlemesine inceledi. Etkinliğin konuğu ise Teknoloji Yazarı Serdar Kuzuloğlu oldu. Yapay zekanın enerji sektöründe sunduğu fırsatlar hakkında bilgi veren Kuzuloğlu, bu teknolojinin enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayarak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaya imkan tanıyabileceğini belirtti. Yapay zeka, veri analitiği ve otomasyonun iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Kuzuloğlu, teknolojik dönüşüm sürecinde bireylerin ve şirketlerin kritik rol oynadığını vurguladı. Kuzuloğlu, konuşmasının ardından OEDAŞ çalışanlarının sorularını yanıtladı. “BizEnerji, verimli bir paylaşım platformu oldu” Etkinlik hakkında bilgi veren OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, “Pandemi döneminde başlattığımız BizEnerji Buluşmaları, çalışma arkadaşlarımızın farklı alanlarda ufkunu genişletmeyi hedeflediğimiz bir etkinlik. Başta enerji, finans ve teknoloji olmak üzere alanında uzman isimleri ağırlayarak hem güncel trendleri takip etme hem de bu konuların sektörümüze olan etkilerini değerlendirme imkanı sunuyoruz. Ülkemizde teknoloji denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Serdar Kuzuloğlu’nun katıldığı bu etkinlik de oldukça verimli geçti. Yapay zeka ve dijitalleşme gibi güncel konuların sektörel etkilerini dinleme fırsatı bulduk. BizEnerji, çalışanlarımız için verimli bir paylaşım platformu oldu. Önümüzdeki dönemde de farklı uzmanlarla bu buluşmaları sürdürmeyi planlıyoruz” dedi.
Vazgeçilmez yemeklere bilimsel dokunuş: Patates, köfte ve pişi için en sağlıklı pişirme yöntemi araştırılacak
28 Kasım 2024 Perşembe - 10:24 Vazgeçilmez yemeklere bilimsel dokunuş: Patates, köfte ve pişi için en sağlıklı pişirme yöntemi araştırılacak Hitit Üniversitesinde yürütülen proje çerçevesinde, Türkiye’nin favori lezzetleri olan patates kızartması, köfte ve pişi için en sağlıklı pişirme yöntemlerinin ve yağ seçeneklerinin belirlenmesi hedefleniyor. Hitit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Kabak’ın yürütücülüğünü üstlendiği proje çerçevesinde patates, köfte ve pişi için en sağlıklı pişirme yöntemi araştırılacak. Proje, TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Makine ve İmalat Teknolojileri alanında ihtisaslaşan Hitit Üniversitesi bünyesinde yürütülecek proje ile farklı pişirme teknikleri ve farklı yağ çeşitleri kullanılarak hazırlanan patates kızartması, köfte ve pişi ürünlerinde oluşabilecek toksik maddelerin etkisi analiz edilecek. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Bülent Kabak, Türkiye’de en çok tüketilen ürünler arasında ilk sıralarda yer alan patates kızartması, köfte ve pişi gibi gıdaların çocukların sağlığını tehdit eden unsurlar barındırabildiğini söyledi. Başlattıkları projede sevilen gıda ürünlerinin derin yağda kızartma, fırınlama ve ’airfryer’ pişirme teknikleri ile ayçiçeği yağı, zeytinyağı ve palm yağı çeşitlerinin kullanılacağını kaydeden Kabak, “Projemizde belirlendiğimiz pişirme teknikleri ve yağ çeşitleriyle gıdalar üzerinde oluşabilecek toksik maddeler üzerinde bir analiz yapmayı planlıyoruz. Bu maddeler arasında sağlık için risk oluşturabilecek unsurlar bulunuyor. Çocukların ve ergenlerin bu maddelere olan maruziyetini en aza indirmek için en uygun pişirme yöntemlerini ve yağ seçeneklerini belirleyeceğiz" dedi. "Projemiz ile en güvenli yöntemler bilimsel verilerle açıklığa kavuşturulacak" Çalışmanın hem tüketicilere hem de gıda sektörüne önemli katkı sağlayarak güvenli pişirme tekniklerini ve yağ çeşitlerini ortaya koyacağını belirten Kabak, “Ev tipi hazırlık şartlarından hazır dondurulmuş ürünlere kadar geniş bir yelpazede yapacağımız incelemelerle, tüketicinin aklındaki tüm soru işaretlerini gidermeyi planlıyoruz. Projemiz ile en güvenli yöntemler bilimsel verilerle açıklığa kavuşturulacak" diye konuştu. Hitit Üniversitesinin ihtisaslaşma alanı çerçevesinde yeni projeler geliştirmeye devam ettiklerini ifade eden Kabak, gelecekteki bilimsel çalışmalara kapı aralamak adına proje kapsamında doktora öğrencileri Eylem Odabaş, Nimo Hussein Yussuf ve Fatma Öznur Afacan’ın yer aldığını sözlerine ekledi.
Başkan Akın, “Oyun oynayan değil, oyun kodlayan bir gençlik yetişecek”
28 Kasım 2024 Perşembe - 09:25 Başkan Akın, “Oyun oynayan değil, oyun kodlayan bir gençlik yetişecek” BAÜN Mühendislik Fakültesi’nde gençlerle ile bir araya gelen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, başarıya ulaşmada en büyük etkenin planlı çalışma olduğunu belirtirken planlanmayan hiçbir işin sonunda başarı elde edilemeyeceğini söyledi. Başkan Akın, “Oyun oynayan değil, oyun kodlayan bir gençlik yetişecek” dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığı tarafından düzenlenen "İşte Mühendis" Endüstriyel Kariyer ve İstihdam Platformu” programına katıldı. Programa Başkan Akın’ın yanı sıra Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, BAÜN Mühendislik Fakültesi Dekanı Zafer Aslan, İş İnsanı Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, rektör yardımcıları, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Gençlere planlı çalışmayla ilgili tavsiyeler de bulunan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, gençlerin hayallerinin kendisinin en büyük hedefi olduğunu söyledi. Gençlerin isteklerine, sorunlarına ve taleplerine çözümler geliştirmek için gece gündüz çalıştıklarını belirten Akın, sunacakları imkanlar ve projelerle gençlerin istihdamına ve geleceğine katkı sunmakta kararlı olduğunu belirtti. En büyük destekçimiz gençler Balıkesir’in dünyanın en güzel kenti olduğunu söyleyen Akın, kentin bu potansiyelini ortaya çıkarma yönündeki çalışmalarda en büyük destekçilerinin gençler olduğunu söyledi. Gençlerin doğru rol modeller ile buluşturularak hayatın içerisine entegre edilmesi gerektiğini ifade eden Akın, planlı ve programlı çalışmayla hedeflere kolay ulaşılabileceğini söyledi. Görevi devraldıklarında büyük bir plansızlıkla karşılaştıklarını söyleyen Akın, “Planlanmayan hiçbir işin sonunda başarı olmuyor. Onun için ilk olarak Balıkesir Planlama ve Kalkınma Ajansını kurduk ve bunu şirketleştirdik. 3.5 ay boyunca önümüzü görmek için planlama yaptık. Ortaya “Balıkesir, Türkiye’nin parlayan yıldızı olacaktır” çıktı.” diye konuştu. Burada partizanlık olmaz Gençlerden oluşan bir Yakın Çözüm Ekibi kurduklarına değinen Akın, “Gençlerimiz kapı kapı dolaşıp hanelerin sıkıntılarını, sorunlarını, taleplerini dinliyor ve sorunların çözüme kavuşmasına katkı sağlıyor. Gençlerin hayalleri benim hedefim. Aynı noktaya ilerlemek için mücadele ediyoruz ve birlikte başaracağız. Balıkesir milli birliğin ve beraberliğin sembolü. Burada ancak milli birlik ve beraberlik olur. Burada partizanlık olmaz; olamaz. Çünkü biz kuvayi milliyeciyiz. Burada tek hedefimiz birlik ve beraberlik içerisinde memleketimizi kalkındırmak.” dedi. Gençlere yeni istihdam alanları Balıkesir Ticaret Odası, Balıkesir Ticaret Borsası, Balıkesir Ziraat Odası, Sanayi Odası ile büyük bir sinerji içerisinde olduğunu ifade eden Akın, bu sinerjiyi enerjiye çevirmek için onlardan da destek aldıklarını belirtti. Hep beraber Balıkesir sanayisinin ihtiyaçlarını belirleyerek, bir öncelik sıralaması sonucunda, bölge sanayisinin karakterine uygun yetkinlikleri ve meslekleri belirleyeceklerini aktaran Akın, konuşmasına şöyle devam etti: “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı” ve “Millî Eğitim Bakanlığı” sorumluluğundaki alanlarda, ilgili kurumlarla iş birliği sağlayarak sunacağımız eğitimler sonucunda kazandıracağımız mesleki yeterlilik belgeleri ile gençlere yeni istihdam alanları açarken, sanayimizin nitelikli iş gücü arayışına katkıda bulunacağız.” Yeni kalkınma modeli Sanayi sektöründe en büyük sıkıntının nitelikli iş gücü ve ara eleman sorunu olduğunu, bu konuyla ilgili de kolları sıvadıklarını belirten Akın, Balıkesir Sanayi Odası’yla bu soruna çözüm üretmek için birlikte çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’yle iş birliği içerisinde yeni bir kalkınma modeli üzerinde çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Akın, “İş arayan ile işçi arayan arasında köprü görevini hemen üstlendik. Kariyer Merkezlerimizi açtık. Bunu da profesyonel olarak 20 ilçede hayata geçirdik. İhtiyaca göre vatandaşımızı iş sahibi yapmak için çalışıyoruz. “Yeni Ekonomi Mükemmeliyet Merkezi” oluşturarak metalden otomotive, elektrik ve elektronikten kimya ve petrol sektörüne kadar birçok farklı sektörde; alüminyum ve çelik kaynakçısından CNC programcısına, metal kesim operatöründen boyama operatörüne, betoncudan asansör montajcısına kadar birçok farklı meslekte bakanlık onaylı mesleki eğitim belgeleri edinilmesine imkân sağlayacağız.” dedi. Oyun oynayan değil oyunu kodlayan gençlik TECH 10 Teknoloji Eğitim Merkezlerini de bu sürecin bir parçası haline getirerek geleceğin mühendislerine kodlama eğitimlerinden donanım atölyelerine, dijital yetkinlik geliştirme faaliyetlerinden, kurumsal kapasite geliştirme programlarına kadar imkanları sunacaklarına vurgu yapan Akın, oyun oynayan değil oyunu kodlayan gençlik istediklerini söyledi. BALMEK kurslarını kırsala taşıdıklarını söyleyen Akın, ““Halkçı Belediyecilik” anlayışımıza uygun olarak Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Edindirme Kursları (BALMEK) il merkezi ve tüm ilçelerde sanayide kadın istihdamını artırmak amacıyla; su tesisat ustasından dijital çizime, oto kaporta ustasından balık ağı örme tamiri ve donanımına kadar birçok alanda “Ustalığa kadın eli değecek” sloganıyla kurslar açıyoruz. Balıkesir Sanat’ın inşaatı da bitmek üzere. Balıkesir Şehir Tiyatrosu kentimize hayırlı olsun. Balıkesir’i en iyi şekilde yönetmek için ekip arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. Başkan Akın, “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak üniversitelerimizle, meslek odalarımızla, iş insanlarımızla, derneklerimizle iş birliği ve dayanışma içinde olarak gençlerimizin istihdamına ve geleceğine katkı sunmakta kararlıyız. Daha güçlü bir Balıkesir için hızla değişen yenilikçi dünyayı yakalamamız bir zorunluluk” dedi. Hayal edin Programda Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan da gençlere hem hayatta hem de iş dünyasında başarılı olmak için tavsiyeler de bulundu. Gençlere “Hayal kurmaktan vazgeçmeyin” diyen Doğan, her şeyin hayalle başladığını ve hayallerinin peşinden koşmanın başarıya ulaşmadaki en önemli şey olduğunu söyledi.