TEKNOLOJİ
OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum 18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38:04 Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Üçüncü Uluslararası KBRN Kongresi başladı
21 Kasım 2024 Perşembe - 12:52 Üçüncü Uluslararası KBRN Kongresi başladı Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) alanlarda çalışan paydaşları bir araya getirerek güncel tehditlere karşı yeni yaklaşımların tartışılması amacıyla düzenlenen Üçüncü Uluslararası KBRN Kongresi başladı. KBRN alanındaki tehdit ve tehlikelerin yanı sıra güncel teknolojik gelişmeler ve bilimsel çalışmalar hakkında oturumların yer aldığı kongrede; akademik çalışmalara da yer verildi. AFAD Başkanı Okay Memiş KBRN alanlarında çalışan paydaşları kongre sayesinde bir araya getirdiklerini kaydederek, “Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) alanlarda çalışan paydaşları bir araya getiriyor. Organizasyonumuz güncel tehditlere karşı yeni yaklaşımların tartışılması için bir platform işlemi görecek. KBRN tehditlerine ilişkin yeni yaklaşımların önemini dünyamızın güncel durumuna baktığımızda görebiliyoruz. Yaşanan güncel, siyasi ve askeri gelişmeler KBRN yayılım önlemlerinin ve müdahale kapasitesinin kıymetini bir kez daha hatırlatıyor. Güncel dönem dışına çıkıp dünyanın son 100 yılına baktığımızda KBRN olaylarının birçok kez gerçekleştiğini görüyoruz. Öyle ki son 100 yılda insanlığa en büyük acıları yaşatan olaylar arasında KBRN önemli bir yer tutuyor” ifadelerini kullandı. Programa, BM, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü gibi uluslararası örgütler, uzmanlar, akademisyenler ve özel sektör temsilcileri katıldı.
Üçüncü Uluslararası KBRN Kongresi başladı
21 Kasım 2024 Perşembe - 12:49 Üçüncü Uluslararası KBRN Kongresi başladı Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) alanlarda çalışan paydaşları bir araya getirerek güncel tehditlere karşı yeni yaklaşımların tartışılması amacıyla düzenlenen Üçüncü Uluslararası KBRN Kongresi başladı. KBRN alanındaki tehdit ve tehlikelerin yanı sıra güncel teknolojik gelişmeler ve bilimsel çalışmalar hakkında oturumların yer aldığı kongrede; akademik çalışmalara da yer verildi. İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, yaptığı konuşmasında, kongrenin gelişen KBRN tehditlerine karşı sürekli ilerleme ve yenilikçi çözümler mottosu çerçevesinde bilgi paylaşımı ve iş birliğinin güçlendirmesini temenni ettiğini söyledi. KBRN tehditlerine Karşı AFAD bünyesinde bütüncül ve yenilikçi yaklaşımla çalışmaların sürdüğünü dile getiren Karaloğlu, “Bu yıl Üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz kongremiz, geçmişte elde ettiğimiz tecrübeler üzerine yenilerini eklemek ve ülkemizin bu alandaki kapasitesini daha da ileriye taşıma açısından büyük bir önem arz etmektedir. KBRN tehditlerinin sürekli değişen ve gelişen doğası karşısında ulusal sınırları aşan iş birliği hayatı önem taşımaktadır. Bu kongre, dünya genelinde artan KBRN risklerine karşı ortak bir bakış açısı geliştirmemize olanak sağlayacaktır” dedi. AFAD Başkanı Okay Memiş ise KBRN alanlarında çalışan paydaşları kongre sayesinde bir araya getirdiklerini kaydederek, “Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) alanlarda çalışan paydaşları bir araya getiriyor. Organizasyonumuz güncel tehditlere karşı yeni yaklaşımların tartışılması için bir platform işlemi görecek. KBRN tehditlerine ilişkin yeni yaklaşımların önemini dünyamızın güncel durumuna baktığımızda görebiliyoruz. Yaşanan güncel, siyasi ve askeri gelişmeler KBRN yayılım önlemlerinin ve müdahale kapasitesinin kıymetini bir kez daha hatırlatıyor. Güncel dönem dışına çıkıp dünyanın son 100 yılına baktığımızda KBRN olaylarının birçok kez gerçekleştiğini görüyoruz. Öyle ki son 100 yılda insanlığa en büyük acıları yaşatan olaylar arasında KBRN önemli bir yer tutuyor” ifadelerini kullandı. Programa, BM, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü gibi uluslararası örgütler, uzmanlar, akademisyenler ve özel sektör temsilcileri katıldı.
BUÜ’lü gençlerden yapay zeka zirvesi
21 Kasım 2024 Perşembe - 12:01 BUÜ’lü gençlerden yapay zeka zirvesi Bursa Uludağ Üniversitesi’nin (BUÜ) aktif öğrenci toplulukları arasında yer alan Yapay Zeka Topluluğu, özel bir organizasyona daha imza attı. HSD Uludağ University işbirliğinde Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapılan Yapay Zeka Zirvesi’24, teknoloji ve inovasyon takipçilerinden büyük ilgi gördü. Moderatörlüğünü Türkiye’nin ilk insansı robotu TOMYRİS’in üstlendiği etkinliğin açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, akademik ve idari personel, farklı sektörlerden temsilciler ile yüzlerce öğrenci katıldı. Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitede aktif 170’e yakın öğrenci topluluğu bulunduğuna işaret etti. Gençlerin araştırma ve proje geliştirme kültürü üzerine nitelikli bir eğitim aldıklarını vurgulayan Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Teknoloji çağında yaşıyoruz. Öğrencilerimiz bu anlamda çok şanslı. Bilgiye ulaşmak eskiye nazaran çok daha kolay. Araştırma yapmak, yenilikçi teknolojileri anlamak ve proje üretmek açısından yeni neslin çok daha istekli olduğunu görüyoruz. Bu bizi çok mutlu ediyor. Proje üreten tüm topluluklarımıza elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Böylesine kıymetli bir organizasyonu düzenleyen gençleri görünce, gelecek adına umudumuz daha da artıyor. Araştırma Üniversitesi misyonu taşıyan Bursa Uludağ Üniversitesi’nin öğrencilerine de böylesi özel projelere imza atmak yakışıyor. Programda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz” dedi. Yapay Zeka Topluluğu Başkanı Muhammed Hüseyin Karazeybek’in de topluluğun misyonu, hedefleri ve projeleri hakkında bilgilendirme yaptığı program, konuk konuşmacıların sunumlarının ardından sona erdi.
KBÜ yerli ve milli üretime katkı için yenilikçi üretim teknikleri geliştiriyor
21 Kasım 2024 Perşembe - 10:28 KBÜ yerli ve milli üretime katkı için yenilikçi üretim teknikleri geliştiriyor Karabük Üniversitesi’nde görevli akademisyenin "Alüminyum Matrisli Nano Kompozitlerin Üretilmesi ve Alaşımın Yüksek Sıcaklık Performanslarının Geliştirilmesi" başlıklı projesi TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Modülü bünyesinde destek almaya hak kazandı. Eskipazar Meslek Yüksekokulu Motorlu Araçlar ve Ulaştırma Teknolojileri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Emre Turan, "Alüminyum Matrisli Nano Kompozitlerin Üretilmesi ve Alaşımın Yüksek Sıcaklık Performanslarının Geliştirilmesi" projesini hazırladı. Proje çerçevesinde, alüminyum matrisli nano kompozitlerin ileri üretim teknikleriyle geliştirilmesi ve bu kompozitlerin yüksek sıcaklık şartlarında gösterdiği performansların artırılmasına yönelik yenilikçi yaklaşımlar ele alınacak. Çalışma, özellikle otomotiv, havacılık ve savunma sanayi gibi yüksek sıcaklık dayanımı gerektiren sektörlerde kullanılan malzemelerin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacak. TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı bünyesinde kabul edilen bu proje, malzeme bilimi ve mühendisliği alanında yenilikçi yaklaşımlar sunarak yerli ve milli üretim süreçlerine destek olmayı amaçlıyor. Projenin başarıyla tamamlanması halinde, ilgili sektörlerde rekabet avantajı sağlayacak ileri teknoloji malzemelerin geliştirilmesi mümkün olacak. Projenin iki temel hedefi olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Muhammet Emre Turan, “Bunlardan birincisi, homojen iç yapıya sahip, kusursuz, nano takviyelerin dahil edilerek alüminyum matrisli kompozitlerin üretilmesi. Bir diğer hedefimiz ise mevcut ticari alüminyum alaşımlarının yüksek sıcaklık dayanımlarının kompozit haline getirilerek geliştirilmesiydi. Birinci hedefimiz çerçevesinde inovatif bir yaklaşımla kendi üretim yöntemimizi geliştirdik. Literatürde ilk kez denenecek olan bu üretim yöntemiyle hem düşük oranlarda hem yüksek oranlarda nano takviyeli kompozit malzemelerin üretimi mümkün olacaktır. Aslında bu yöntem hem toz metalürjisi hem de infiltrasyon döküm sisteminin kombinasyonundan oluşmaktadır" dedi. Projenin ikinci hedefinin ise ticari alüminyum alaşımlarının yüksek sıcaklık dayanımının artırılması olduğunu belirten Turan, bu gelişmenin otomotiv ve havacılık gibi sektörlerde büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, “Hafif malzemelerin kullanımı, düşük yoğunluklu malzemelerin tercih edilmesi hem düşük yakıt tüketimi hem düşük enerji tüketimi ve düşük karbon emisyonu anlamını taşımaktadır. Biz de projemiz kapsamında, çeliğin üçte bir yoğunluğa sahip olan alüminyum alaşımlarını normal şartlarda çeliğe göre bazı noktalarda avantajlı olsa da özellikle yüksek sıcaklıklardaki kararsız yapıları ve performanslarının yetersiz oluşu birtakım sınırlamalar ortaya koyuyordu. Biz de bu sınırlamaları ortadan kaldırarak farklı türden nano takviyeler ve farklı oranlarda nano takviyelerin eklenmesiyle kompozit malzeme geliştireceğiz" diye konuştu Doç. Dr. Turan, projeyle sanayi odaklı ticari üretime yönelik önemli adımlar atılacağını belirterek, şunları kaydetti: “Bu projenin kısa vadede hayata geçmesi, ilk kez deneyeceğimiz bu üretim sisteminin başarılı olunması durumunda, bizim orta vadedeki hedeflerimize bir ışık tutacaktır. Proje bitimini takiben, direkt sanayiye odaklı ticari kompozit üretimi gerçekleştireceğiz. Bununla ilgili de ön çalışmalarımızı ve ön tasarımlarımızı gerçekleştirdik. Elektronik sektöründe ısı soğutucuları gibi malzemeleri direkt kompozit olarak üretebilir hale geleceğiz. Uzun vadede baktığımızda ise sistem üzerinde yapacağımız küçük dokunuşlar ve birtakım modifikasyonlarla otomotiv sektöründe örneğin fren diskleri, havacılık sektöründe uçak iniş takımları ve motor parçaları gibi birçok spesifik ürünü Karabük Üniversitesi olarak üretebilir hale geleceğiz.” Proje, hafif ve dayanıklı kompozit malzemelerin geliştirilmesi yoluyla enerji verimliliğini artırmayı ve sanayiye katma değer sağlamayı hedefliyor.
KBÜ yerli ve milli üretime katkı için yenilikçi üretim teknikleri geliştiriyor
21 Kasım 2024 Perşembe - 10:23 KBÜ yerli ve milli üretime katkı için yenilikçi üretim teknikleri geliştiriyor Karabük Üniversitesi’nde görevli akademisyenin "Alüminyum Matrisli Nano Kompozitlerin Üretilmesi ve Alaşımın Yüksek Sıcaklık Performanslarının Geliştirilmesi" başlıklı projesi TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Modülü bünyesinde destek almaya hak kazandı. Eskipazar Meslek Yüksekokulu Motorlu Araçlar ve Ulaştırma Teknolojileri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Emre Turan, "Alüminyum Matrisli Nano Kompozitlerin Üretilmesi ve Alaşımın Yüksek Sıcaklık Performanslarının Geliştirilmesi" projesini hazırladı. Proje çerçevesinde, alüminyum matrisli nano kompozitlerin ileri üretim teknikleriyle geliştirilmesi ve bu kompozitlerin yüksek sıcaklık koşullarında gösterdiği performansların artırılmasına yönelik yenilikçi yaklaşımlar ele alınacak. Çalışma, özellikle otomotiv, havacılık ve savunma sanayi gibi yüksek sıcaklık dayanımı gerektiren sektörlerde kullanılan malzemelerin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacak. TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı bünyesinde kabul edilen bu proje, malzeme bilimi ve mühendisliği alanında yenilikçi yaklaşımlar sunarak yerli ve milli üretim süreçlerine destek olmayı amaçlıyor. Projenin başarıyla tamamlanması halinde, ilgili sektörlerde rekabet avantajı sağlayacak ileri teknoloji malzemelerin geliştirilmesi mümkün olacak. Projenin iki temel hedefi olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Muhammet Emre Turan, “Bunlardan birincisi, homojen iç yapıya sahip, kusursuz, nano takviyelerin dahil edilerek alüminyum matrisli kompozitlerin üretilmesi. Bir diğer hedefimiz ise mevcut ticari alüminyum alaşımlarının yüksek sıcaklık dayanımlarının kompozit haline getirilerek geliştirilmesiydi. Birinci hedefimiz çerçevesinde inovatif bir yaklaşımla kendi üretim yöntemimizi geliştirdik. Literatürde ilk kez denenecek olan bu üretim yöntemiyle hem düşük oranlarda hem yüksek oranlarda nano takviyeli kompozit malzemelerin üretimi mümkün olacaktır. Aslında bu yöntem hem toz metalürjisi hem de infiltrasyon döküm sisteminin kombinasyonundan oluşmaktadır" dedi. Projenin ikinci hedefinin ise ticari alüminyum alaşımlarının yüksek sıcaklık dayanımının artırılması olduğunu belirten Turan, bu gelişmenin otomotiv ve havacılık gibi sektörlerde büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, “Hafif malzemelerin kullanımı, düşük yoğunluklu malzemelerin tercih edilmesi hem düşük yakıt tüketimi hem düşük enerji tüketimi ve düşük karbon emisyonu anlamını taşımaktadır. Biz de projemiz kapsamında, çeliğin üçte bir yoğunluğa sahip olan alüminyum alaşımlarını normal şartlarda çeliğe göre bazı noktalarda avantajlı olsa da özellikle yüksek sıcaklıklardaki kararsız yapıları ve performanslarının yetersiz oluşu birtakım sınırlamalar ortaya koyuyordu. Biz de bu sınırlamaları ortadan kaldırarak farklı türden nano takviyeler ve farklı oranlarda nano takviyelerin eklenmesiyle kompozit malzeme geliştireceğiz" diye konuştu Doç. Dr. Turan, projeyle sanayi odaklı ticari üretime yönelik önemli adımlar atılacağını belirterek, şunları kaydetti: “Bu projenin kısa vadede hayata geçmesi, ilk kez deneyeceğimiz bu üretim sisteminin başarılı olunması durumunda, bizim orta vadedeki hedeflerimize bir ışık tutacaktır. Proje bitimini takiben, direkt sanayiye odaklı ticari kompozit üretimi gerçekleştireceğiz. Bununla ilgili de ön çalışmalarımızı ve ön tasarımlarımızı gerçekleştirdik. Elektronik sektöründe ısı soğutucuları gibi malzemeleri direkt kompozit olarak üretebilir hale geleceğiz. Uzun vadede baktığımızda ise sistem üzerinde yapacağımız küçük dokunuşlar ve birtakım modifikasyonlarla otomotiv sektöründe örneğin fren diskleri, havacılık sektöründe uçak iniş takımları ve motor parçaları gibi birçok spesifik ürünü Karabük Üniversitesi olarak üretebilir hale geleceğiz.” Proje, hafif ve dayanıklı kompozit malzemelerin geliştirilmesi yoluyla enerji verimliliğini artırmayı ve sanayiye katma değer sağlamayı hedefliyor.
Camları da artık robotlar silecek
20 Kasım 2024 Çarşamba - 13:56 Camları da artık robotlar silecek Teknoloji temizlik alışkanlıklarını da değiştiriyor. NASA’nın Mars incelemeleri için geliştirdiği araştırma robotlarından ilhamla geliştirilen robot süpürgeler ile başlayan ev temizliğindeki akıllı ev aletleri ürünlerini ve işlerini arttırmaya devam ediyor. Yüzey süpürme ile başlayan süreç silme ile devam ediyor. Yüzeyleri silen robot süpürgelerin yanına cam silme robotları eklendi. NASA’nın Mars incelemeleri için geliştirdiği araştırma robotlarını örnek alarak geliştirilen robot süpürgeler ile başlayan ev temizliğindeki akıllı ev aletleri sektörü gelişmeye devam ediyor. Teknolojik gelişmelerin gündelik hayata girişi ile ev işlerini kolaylaşması hem zaman hem enerji tasarrufu hem de daha fazla güvenlik sunuyor. Ev temizliğinin belki de en tehlikeli işlerinden biri olan cam silme de artık robot temizleyicilere emanet edilecek. HUSSA Akıllı Cihazlar Grup Direktörü Engin Yılmaz, teknolojiyi herkes için erişilebilir kılmanın önemli olduğunu belirterek, "Akıllı ev teknolojileriyle ev aletleri kullanıcısı için bir asistana dönüşüyor" dedi. "Aradığın Teknoloji" sloganıyla pazara giren HUSSA’nın tanıttığı ilk ürünün cam silme robotu olduğunu belirten Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde her biri tasarımıyla öne çıkan ve yüksek standartları kullanıcılarla buluşturan robot süpürge ve giyilebilir teknoloji kategorisindeki ürünlerle portföyümüzü zenginleştirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Minimalist tasarımıyla öne çıkan W BOT GT1 robotunun güçlü performansı ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle cam temizliğini daha hızlı, güvenli ve zahmetsiz hale getirdiğini belirten Yılmaz, cihazın özelliklerini de açıkladı: "2800Pa emiş gücü, 30 ml kapasiteli çift hazneli su deposu ve 500mAh dahili pili ile pratik ve etkili bir temizlik deneyimi sunuyor. Dahili pili, cihaz güç kaybı yaşadığı anlarda 25 dakika boyunca yüzeyde sabit kalmasını sağlıyor. Bunun yanında, güvenlik halatı sayesinde istenen noktaya bağlanması sayesinde düşme riskini tamamen ortadan kaldırıyor. Üç farklı temizlik modu, otomatik sınır algılama teknolojisi ve uzaktan kumanda özelliğiyle W BOT GT1, kullanıcıların temizlik sürecini tamamen kontrol altında tutmalarını sağlıyor. Ürün, sessiz çalışma özelliği ve kompakt tasarımıyla yaşam alanlarının konforunu artırıyor." Yılmaz, “‘Aradığın Teknoloji’ sloganıyla çıktığımız bu heyecan verici yolda, teknolojiyi herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyoruz. Ürün portföyümüzü hayatı kolaylaştıran ürünlerle zenginleştirerek, tüketicileri yaşam alanlarını güzelleştiren akıllı ürünlerle tanıştıracağız. Satış sonrası hizmetlerde yurt genelinde etkin güçlü iş ortaklarımız ile hareket ediyoruz. Teknolojiyi hayatın doğal bir uzantısı haline getirerek, sadelikle sunacağız" dedi.
BEBKA’nın desteklediği 21 teknoloji girişimi, Helsinki’de dünya sahnesinde
20 Kasım 2024 Çarşamba - 12:44 BEBKA’nın desteklediği 21 teknoloji girişimi, Helsinki’de dünya sahnesinde Dünyanın en prestijli girişimcilik etkinliklerinden Slush, BEBKA’nın da desteklediği teknoloji girişimlerine ev sahipliği yapıyor. 21 seçkin girişim, Helsinki’de teknolojik ve inovatif çalışmalarını sergileme fırsatı buluyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın koordinasyonunda çalışan 5 kalkınma ajansının iş birliği ile gerçekleştirilen etkinlikle 2024 ve 2025’te global pazarlara açılmayı hedefleyen 100’ü aşkın Türk teknoloji girişimleri Lizbon, Helsinki, Las Vegas ve Doha’da düzenlenen küresel etkinliklere katılma fırsatı yakalıyor. Helsinki’de düzenlenen Slush 2024 organizasyonuna BEBKA önderliğinde 21 teknoloji girişimimiz katılım sağlayacak. Türk girişimciler, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de 20-21 Kasım arasında Slush 2024 organizasyonu kapsamında yapay zekâ, robotik, çevre ve iklim, dijital sağlık, spor, oyun teknolojileri, yazılım, eğitim ve finans gibi birçok alanda öncü teknolojilerini tanıtacak. 13 binden fazla kişinin katılacağı ve 300’den fazla etkinliğin düzenlendiği organizasyonda 5 bin 500 girişimci, 3 bin 300 yatırımcı ve 250 medya temsilcisi bir araya geliyor. Ücretsiz giriş imkânı sunulan etkinlikte Türk teknoloji girişimleri, yabancı yatırımcılarla buluşarak gelecekteki iş ortakları ve potansiyel müşterilerle tanışma şansı elde edecek. Slush 2024, Türk teknoloji girişimlerine uluslararası alanda görünürlük kazandırarak, Türk teknoloji ekosistemini küresel bir çerçevede temsil etme fırsatı sunuyor. Türk teknoloji girişimlerinin uluslararası alandaki başarılarına dikkati çeken BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, Slush 2024’ün Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacağını belirterek, “Dünyanın en prestijli girişimcilik etkinliklerinden biri olan Slush 2024, Türk teknoloji girişimlerinin uluslararası alanda ses getirmesine imkan tanıyan büyük bir fırsat. BEBKA olarak, Türk girişimcilerimizin teknolojik potansiyelini dünya ile buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Bu etkinlik, milli teknoloji hamlesini gerçekleştirecek Türk teknolojisini küresel arenada temsil etmek ve yeni iş birlikleri kurmak adına önemli bir adım olacaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda beş kalkınma ajansı olarak desteklediğimiz girişimcilerimizin Helsinki’de kuracağı yatırım ve müşteri bağlantılarını takip edeceğiz. Girişimcilik ekosistemimizin gelişmesi adına her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. ‘Küresel Girişimcilik Etkinliklerine Katılım Çağrısı’ çerçevesinde başarılı olan girişimciler; 20-21 Kasım 2024 tarihleri arasında Finlandiya’nın Helsinki kentinde gerçekleştirilen Slush etkinliğine katılacaklar. Küresel Etkinliklere Katılım Çağrısı kapsamında, 7-10 Ocak 2025 tarihleri arasında ABD’nin Las Vegas şehrinde düzenlenecek dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı Consumer Electronics Show(CES)’a ,23-26 Şubat 2025 tarihleri arasında Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenecek Web Summit Qatar’a, teknoloji girişimcilerinin katılması sağlanacak. Start-up’lara her etkinlik için farklı kapsamlarda destek sağlanacak. Slush 2024’te Yer Alacak Türk Teknoloji Girişimleri: "APRA Engineering, Archi’s Academy, Bilbordia, From Your Eyes, Hardal, Hiwell, Invamar, Kfobi, Kimola, MIRAI, MOVE ON, Pardon, SmartIR, STAGE, Techsign, Tedaarik, Theclio, Tiplay, Wastespresso, Yuppy Games, Newky."
Hayvan türlerinde ‘Blastocystis’in Varlığı’ araştırılacak
20 Kasım 2024 Çarşamba - 11:14 Hayvan türlerinde ‘Blastocystis’in Varlığı’ araştırılacak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) yürütücülüğünde, insanlarla yakın temasta olan hayvan türlerinde Blastocystis’in (Sindirim sistemi paraziti) varlığını araştıracak olan proje, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından desteklenmeye hak kazandı. Yürütücülüğünü Milas Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Sürsal Şimşek’in yaptığı ‘Farklı Hayvan Türlerini Enfekte Eden Blastocystis İzolatlarının Tam (Full-length) SSU rRNA Gen Sekansı Temelinde Alt Tiplerinin (ST) Belirlenmesi ve Miks ST Kaynaklı Enfeksiyonların Ortaya Çıkarılması’ başlıklı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 3501 projesi, desteklenmeye hak kazandı. Araştırmacı olarak Milas Veteriner Fakültesi Su Ürünleri Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Şimşek’in de yer aldığı ekipte, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Su Ürünleri Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İzzet Satıcıoğlu da araştırmacı ve Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Veteriner Parazitoloji doktora öğrencisi Irmak Çakmak bursiyer olarak yer alıyor. Proje hakkında Sindirim sistemi parazitleri, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki insanlarda sıkça görülen sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Bu parazitlerin arasında yer alan Blastocystis’in dünya genelinde bir milyardan fazla insana bulaştığı tahmin edilmektedir. Bulaşma genellikle parazit ile bulaşık yiyecek veya suyun tüketilmesiyle meydana gelmektedir. Bu parazit insanlarda karın ağrısı, ishal, şişkinlik ve mide bulantısı gibi sindirim sistemi belirtilerine sebep olabilmektedir. “Blastocystis” memeliler, kuşlar, sürüngenler ve böcekler dahil olmak üzere hem vahşi hem de evcil hayvanlarda geniş bir yelpazede tespit edilmiştir. Bu da parazitin hayvanlardan insanlara bulaşabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, Blastocystis’in hızlı ve doğru bir şekilde teşhis edilmesi ve bulaşma dinamiklerinin anlaşılması kritik öneme sahiptir. Bu projede, özellikle insanlarla yakın temasta olan hayvan türlerinde Blastocystis’in varlığı araştırılacak, tespit edilecek parazitlerin genetik yapıları ileri teknolojiler kullanılarak belirlenecek ve farklı coğrafyalardan bildirilen Blastocystis örnekleri ile karşılaştırılacak. Bu çalışmaların neticesinde, parazitin hangi hayvanlarda yaygın bulunduğunun ve halk sağlığı için ne kadar risk teşkil ettiğinin ortaya çıkarılmasını hedeflenmektedir.
Biyolojik yaş tükürük örnekleriyle tespit edilecek
20 Kasım 2024 Çarşamba - 09:33 Biyolojik yaş tükürük örnekleriyle tespit edilecek Karabük Üniversitesi’nde görevli akademisyenler biyolojik yaşın tükürük örneklerinden kolaylıkla tespit edilmesini sağlayacak proje hazırladı. Karabük Üniversitesi yenilikçi projeleriyle öne çıkmaya devam ediyor. Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacı Mehmet Kayılı ve Doç. Dr. Hakan Yılmaz tarafından "Tükürükten Biyolojik Yaş Tespiti İçin IgG N-Glikomu Kullanılarak Makine Öğrenmesi Temelli Bir Modelin Geliştirilmesi ve Serum IgG N-Glikozilasyon Profillerine Bağlı Olarak Validasyonu" başlıklı TÜBİTAK COST projesi hazırlandı. Akademisyenler proje çerçevesinde insan sağlığına ilişkin önemli biyobelirteçlerden biri olan IgG glikozilasyon profillerinin incelenmesiyle biyolojik yaşın tespiti için bir model geliştirecek. Bu modelin özellikle tükürük örnekleri kullanılarak geliştirilmesi yaş tespitinin mümkün hale gelmesini sağlayacak. Ayrıca, serum örnekleri üzerinden yapılacak doğrulama çalışmaları, modelin güvenilirliğini ve geçerliliğini artıracak. Tükürükteki IgG N-glikozilasyon profillerinin analizinde makine öğrenmesi algoritmalarını kullanacak olan modelle geleneksel analizlere kıyasla daha hızlı ve kesin sonuçlar sunmak hedefleniyor. Geliştirilecek model, biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkları tespit ederek bireylerin sağlık durumlarına dair önemli veriler sunacak. Hazırladıkları projeyle tükürükten biyolojik yaş tespitine yönelik analitik bir yöntem geliştirmeyi ve bu yöntemi kan örneklerinden elde edilen verilerle kıyaslamayı hedeflediklerini belirten Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi ve proje yürütücüsü Doç. Dr. Hacı Mehmet Kayılı, “Bu projenin temel amacı, kişilerin yaşlanma durumu hakkında bilgi vermek, yaşlanmasının ne düzeyde olduğunu kişilere göstermek ve böylelikle kişilerin yaşlanma dereceleri hakkında fikir sahibi olmasını sağlamaktır. Bu projede, ilk olarak sağlıklı bireylerden kan ve tükürük örnekleri alıyoruz. Çok küçük miktar hacimde kan örneği bizim için yeterli oluyor. Vücudumuzda bulunan antikorlara bakarak, antikorlardaki modifikasyonlarını takip ederek, özellikle yaşlanmayla alakalı biyobelirteç seyrini Türkiye popülasyonuna özgü olarak inceliyoruz" dedi. Proje bünyesinde sağlıklı bireylerden kan ve tükürük örnekleri toplandığını ifade eden Kayılı, “Bu sayede, kişilerden bir biyolojik bir damla kan veya tükürük örneği alarak, kişilerin biyolojik yaşının, normal yaşlarından ileride olup olmadığını tespit edeceğiz. Biliyorsunuz ki insanların bir yaşı var. Kronolojik yaş diyoruz bu yaşa. Bu, doğumdan itibaren geçen bir süreç. Bir de vücudumuzun çevresel etkilerden ne kadar etkilendiğini gösteren biyolojik yaşımız var. Biz, bu biyolojik yaşımızı, moleküler düzeyde analizlerle gerçekleştiriyoruz. Moleküler düzeyde yaptığımız analizlerde, hücrelerinizin yaşlanma derecesini söyleyerek sizin yaşlanmanızı ve dolayısıyla hastalıklara olan yatkınlığınızı ne düzeyde olduğunu belirtiyoruz. Eğer biyolojik yaşınız yüksek çıkarsa, siz kendinizi ve hayat tarzınızı ona göre değiştirerek örneğin diyet yaparak veya spor aktivitelerinizi artırarak yaşlanma düzeyinizi geriletebilirsiniz. Böylelikle de hastalıklara daha geç maruz kalabilirsiniz” diye konuştu. Kayılı, projede iki bursiyerin ve iki araştırmacı hocanın görev aldığını ve projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini aktararak bu yenilikçi çalışmanın, sağlıklı bir yaşlanma sürecine katkıda bulunmayı ve hastalıkların erken teşhisine yönelik önemli bir adım atmayı amaçladığını vurguladı. Proje Araştırmacısı Doç. Dr. Hakan Yılmaz, makine öğrenmesinin sağlık alanındaki etkinliğine vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı: “Makine öğrenmesi, artık günümüzde oldukça popüler, girmediği alan yok diyebiliriz. Bu alanların en başında sağlık geliyor. Biz de makine öğrenmesi yöntemlerini sağlıkta etkin ve efektif olarak kullanmaya çalışıyoruz. Burada da kişinin normal demografik yaşı ile kronolojik ve biyolojik yaşı arasındaki bağıntıyı ortaya koyarak bir yaş tahmini yapmaya çalışıyoruz. Özellikle sağlık alanında ön tanı çalışmalarında, makine öğrenmesi uygulamalarını oldukça fazla kullanıyoruz. Farklı projelerde de yine bu yöntemleri kullanmaya devam ediyoruz.” Projenin iki temel aşamadan oluştuğunu anlatan Yılmaz, “Bu proje aslında iki tane aşamadan oluşuyor: Birinci aşamada örneklerin toplanması, ikinci aşamada ise bu örneklerin analiz edilmesi ve makine öğrenmesi teknikleriyle aradaki bağlantının ortaya koyulması. İlk etaptaki sonuçlarımız umut vaat edici. Tabi şu an net bir rakam veremiyoruz. Özellikle sağlıkta belirli bir aşamaya ulaşmadan rakam vermek çok doğru olmuyor ama burada da güzel sonuçlar elde edeceğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Çorum’un iletişim altyapısı güçleniyor: Role istasyonunda sona yaklaşıldı
20 Kasım 2024 Çarşamba - 09:13 Çorum’un iletişim altyapısı güçleniyor: Role istasyonunda sona yaklaşıldı Çorum Belediyesi, Kösedağı Role İstasyonu çalışmalarında sona yaklaştı. Telsiz ve radyo verici istasyonları ile sinyal kalitesi ve iletişim gücü artmış olacak. Çorum Belediyesi tarafından Kösedağı’ndaki yürütülen çalışmalar çerçevesinde, 30 metre ve 15 metre yüksekliğinde iki ayrı anten kulesi inşa ediliyor. Bu kuleler, telsiz ve radyo yayınlarının daha geniş bir alana ulaşmasını sağlayacak. Ayrıca, bu anten kulelerinin yanında 16 odalı ve 10 odalı olmak üzere iki adet kontrol binası yapılıyor. Bu binalar, kulelerin operasyonel süreçlerini takip etmek ve teknik ekiplerin çalışmalarını yürütmek için kullanılacak. Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Vali Ali Çalgan ile birlikte Kösedağı role istasyonu çalışmalarını inceledi. Çorum Belediyesi’ne bağlı ekipler tarafından yürütülen proje ile şehrin iletişim altyapısının modernize edileceğini söyleyen Belediye Başkanı Aşgın, “Kösedağı’nda kurduğumuz telsiz ve radyo verici istasyonları, afet ve acil durumlarda, olağanüstü hallerde iletişim sorununu ortadan kaldıracak. Aynı zamanda, yerel radyo kuruluşlarının daha geniş bölgeye ulaşmalarına ve kamu güvenlik birimlerinin kesintisiz iletişim kurabilmesine imkan sağlayacak” dedi. Kösedağı’ndaki istasyonun Artvin’den Ankara’ya kadar devam eden APRS sistemine de köprü olacağını kaydeden Başkan Aşgın, “Afet ve acil durumlarda sadece Çorum’un değil Karadeniz’den Ankara’ya kadar tüm bölgenin kesintisiz iletişimi sağlanmış olacak” diye konuştu. Kösedağı role istasyonunu 112, AFAD, Emniyet Müdürlüğü, Belediyenin itfaiye ve abıta birimleri, kamu kurumları, amatör telsizciler ve radyo yayıncılarının kullanabileceğini belirten Başkan Aşgın, “Kuracağımız sistemle ayrıca güç kaynaklarımız sayesinde elektrik kesintisi yaşansa bile bir hafta boyunca iletişim kesintisiz devam edebilecek. Bu sayede ihtimal afet durumlarında telsiz iletişiminde aksaklık yaşanmamış olacak” şeklinde konuştu.