TEKNOLOJİ
Bakan Kacır: "Milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu" 21 Mart 2026 Cumartesi - 12:32:39 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "TÜBİTAK SAGE imzalı milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu" dedi. Bakan Kacır, resmi sosyal medya hesaplarından TÜBİTAK SAGE tarafından milli imkanlarla geliştirilen seyir füzesi SOM-J’nin canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testini başarıyla tamamladığını duyurdu. Bakan Kacır, SOMJ füzesinin kabiliyetlerini gösteren videoyu paylaştı. "Milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu" SOM-J’nin stratejik sahada Türkiye’nin caydırıcılığını önemli ölçüde artıracağını vurgulayan Kacır, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "TÜBİTAK SAGE imzalı milli seyir füzemiz SOMJ, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu. Alçaktan uçuş kabiliyeti ve yüksek manevra yeteneğiyle kritik taarruz görevleri için geliştirilen füzemiz; yüksek hassasiyet ve düşük görünürlük özellikleriyle sahada önemli bir güç çarpanı olacak." Füzenin özellikleri Kacır, SOM-J’nin KAAN ve KIZILELMA platformlarına entegrasyon sürecinin de tüm hızıyla sürdüğünü bildirdi. Füzenin teknik özelliklerine ilişkin bilgi veren Kacır, SOM-J’nin düşük görünürlük, yüksek manevra kabiliyeti, atış sonrası kontrol ve ağ destekli harekat yetenekleriyle öne çıktığını belirtti. Kacır, füzenin kızılötesi görüntülemeli arayıcı başlık, otomatik hedef algılama ve zırh delici harp başlığına sahip olduğunu; kara hedeflerinin yanı sıra sabit ve hareketli su üstü unsurlara karşı da etkin şekilde kullanılabildiğini kaydetti. Aynı zamanda Kacır açıklamasında, "Bu başarıda katkısı olan tüm paydaşlarımızı, gece gündüz gayret gösteren mühendislerimizi ve teknisyenlerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:38 OMÜ Planetaryum’da personele uzay yolculuğu yaşatan sunum Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Gözlemevi-Planetaryum’da Genel Sekreterlik personeline yönelik işitsel ve görsel sunum gerçekleştirildi. Planetaryum sorumlusu Dr. Selami Kalkan tarafından yapılan sunumda, katılımcılara uzayın derinliklerine uzanan kapsamlı bir anlatım sunuldu. Gezegenlerden yıldızlara, ışık hızından karadeliklere kadar birçok başlıkta yapılan bilgilendirmeler sinevizyon gösterimiyle desteklendi. Programda planetaryumun teknik altyapısına da değinildi. 7 metre çapında kubbeli yapıya sahip sistemin, balık gözü (fisheye) mercekli özel projeksiyon cihazı sayesinde katılımcılara gerçeğe yakın üç boyutlu bir izleme deneyimi sunduğu aktarıldı. Sunum kapsamında Stellarium programı ve özel efektler kullanılarak yön bulma teknikleri, takımyıldızları, göktaşı yağmurları ve galaksiler etkileşimli şekilde anlatıldı. Güneş’in batışıyla birlikte gökyüzünde beliren gezegenler ve yıldızların hareketleri sanal ortamda gösterilerek katılımcıların uzay gözlemlerine ilişkin farkındalığı artırıldı. Kutup yıldızının bulunması, Zodyak kuşağı ve takımyıldızlarının mitolojik karşılıklarının da ele alındığı programın ardından planetaryum ortamında evrene ilişkin yaklaşık 20-25 dakikalık film gösterimi yapıldı. Etkinlik, katılımcıların planetaryum deneyimini yerinde gözlemlemesinin ardından sona erdi. Her yıl farklı yaş gruplarından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan planetaryumda gösterimlerin hafta içi 09.30, 11.00, 13.30 ve 15.00 saatlerinde gerçekleştirildiği, salonun 30 kişilik kapasiteye sahip olduğu ve rezervasyon için en az 20, en fazla 30 kişilik grupların kabul edildiği belirtildi. Gözlemevinde ise Karadeniz Bölgesi’nde uygun gözlem gecelerinin sınırlı olması nedeniyle yalnızca belirli günlerde ve uygun hava koşullarında bilimsel gözlem yapılabildiği ifade edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:32 Dicle Elektrik’ten ekonomiye 642 milyon liralık katkı Dicle Elektrik, son beş yılda 3 bin 441 trafonun geri dönüşümünü gerçekleştirerek 642 milyon liraya denk gelen ekonomik kaynağın korunmasını sağladı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, çevre ve ekonomi odaklı projelerine hız kesmeden devam ediyor. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da bulunan trafo geri dönüşüm atölyelerini modernize ederek kapasitesini artıran şirket, kullanım ömrünü tamamlamış ya da çeşitli nedenlerle devre dışı kalan trafoları yenileyerek enerji altyapısına kazandırıyor. Çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalan trafoların yenilenerek tekrar hizmete sunulduğunu ve bu sayede sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlandıklarının altının çizen Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, "Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki geri dönüşüm merkezlerimiz bölgemiz için önemli bir değer oluşturuyor. Son beş yıl içinde çeşitli nedenlerle kullanım dışı kalmış Diyarbakır’daki merkezde 2 bin 2, Şanlıurfa’daki merkezde ise bin 439 trafonun geri dönüşümünü başarıyla gerçekleştirdik. Böylece hizmet verdiğimiz 6 ilin tamamına hitap eden iki merkezimizde toplamda 3 bin 441 trafo yenileyerek tekrar kullanıma hazır hale getirdik. Döngüsel ekonominin en güzel örneklerinden olan bu çalışmalarımızla ekonomimize yaklaşık 642 milyon liralık bir katma değer sağladık. Ciddi yatırımlarla modernize ettiğimiz geri dönüşüm atölyelerimiz aynı zamanda sahada görev yapan teknik ekiplerimiz için de önemli birer uygulama ve eğitim alanı işlevi görüyor. Burada yapılan çalışmalar hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de teknik personelimizin deneyimini geliştiren birer eğitim merkezi niteliği taşıyor" dedi. Dicle Elektrik tarafından modernize edilen geri dönüşüm atölyelerinde trafoların yenilenmesinin yanı sıra çevresel etkileri azaltan çalışmalar da yürütülüyor. Atölyelerde yüzlerce ton trafo yağı rafine edilerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Bu sayede hem maliyet avantajı sağlanıyor hem de çevreye verilmesi muhtemel zararların önüne geçiliyor. Aşırı yüklenme, kaçak tüketim veya dış müdahaleler gibi nedenlerle kullanılamaz hale gelen trafoların yeniden değerlendirilmesi, enerji altyapısının daha sürdürülebilir şekilde yönetilmesine de katkı sunuyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 10:00 Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler. Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi. Yılda 83 bin ton çay atığı Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi. Gümüşün yeşil yolculuğu "Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor. Antibakteriyal kalkan Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi. "Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik" Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu. Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi. Zorlu ama başarılı bir süreç Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi" Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi. "Test sonuçları başarılı çıktı" Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu. Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.
Van, dünya robot kupasına ev sahipliği yapıyor
08 Kasım 2024 Cuma - 13:28 Van, dünya robot kupasına ev sahipliği yapıyor Uluslararası RoboSpor Derneği Federasyonu (FIRA) ve FIRA Avrasya Bölge Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği "Dünya Robot Kupası" yarışmasının Avrasya etabı, Van’da heyecanla sürüyor. Van Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen yarışmaya Türkiye başta olmak üzere 7 farklı ülkelerden toplam 130 takım katıldı. Takımlar; yapay zeka, sensor teknolojisi, makine öğrenimi ve gelişmiş mekanik tasarımları içeren projelerini stantlarda tanıtarak ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Kentte 3 gün sürecek etkinlik boyunca yarışmacılar, özgün robotik projeleriyle en iyi dereceyi almak için yarışacak. Yarışmaların sonunda başarılı ekiplere sertifika verilecek. İHA muhabirine konuşan FIRA Avrasya Sorumlusu Prof. Dr. Soroush Sadeghnezhad, bu organizasyonun hem katılımcılara hem de genç yeteneklere uluslararası robotik sahnesinde deneyim kazanma fırsatı sunduğunu belirtti. Van’da yapılan bu yarışmanın gençlerin teknolojiye olan ilgisini artıracağını ifade eden Prof. Dr. Sadeghnezhad, “Bu yıl yarışmaları Van’da yapmaya karar verdik. Bu yarışma için üniversite ve lise öğrencilerini Van’a getirdik. 130 takımımız var ve 7 ülkeden katılım sağladılar. Burada ilk üç derecesine giren yarışmacılar, dünya şampiyonasında yarışacaktır. Bu yarışma da 2025 Ağustos ayında olacaktır” dedi. Robot yarışlarını bugün Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli izledi. (YLM-MSA-Y)
Batman’da dağ eteğindeki lisede üç boyutlu baskıyla protez el yapıldı
08 Kasım 2024 Cuma - 11:53 Batman’da dağ eteğindeki lisede üç boyutlu baskıyla protez el yapıldı Batman’ın Sason ilçesindeki 3 bin rakımlı dağ eteklerindeki Anadolu lisesi öğretmen ve öğrencileri, üç boyutlu baskıyla yaptıkları mekanik protez el ile ampütelerin umudu oluyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nca liselerde kurulan tasarım beceri atölyelerinden biri olan Batman Sason Anadolu Lisesi atölyesinde görsel sanatlar öğretmeni Ahmet Avcı, öncülüğünde üç boyutlu baskıyla protez el yapıldı. Sason İlçe Milli eğitim Müdürü Kamuran Aldemir, yapılan elin aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu belirterek, “Bu güzel çalışma Sason Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri tarafından yapılmıştır. Özelikle uzuv kaybı yaşayan vatandaşlara yönelik yapılan bu çalışma aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesidir. Biraz daha geliştirilmesi durumunda ampüte olan herkes rahatlıkla kullanabilecek” dedi. “Çok az maliyetli, çok işlevli protez el yapıldı” Anadolu lisesinde yapılan protez elin çok az maliyetle yapıldığını belirten okul müdür yardımcısı Uğur Taşkın, “Görsel sanatlar öğretmeni Ahmet Avcı öncülüğünde öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz protez el yaptılar. Çok az bir maliyetle bunu ortaya çıkardılar. Yapılan bu robot el temel işlevleri rahatlıkla yerine getirebiliyor. Rahatlıkla kapıyı açabildiği gibi rahatlıkla bir çay bardağını da tutabiliyor. Ampütasyon geçiren dezavantajlı engelli bireylerimize yardımcı olabilmek ve bununla birlikte öğrencilerimizin becerilerini artırma ve duyarlılığını artırmak için ortaya konan bir sosyal proje çalışmasıdır. Daha sonraki süreçte mekanik robotik el olarak geliştirerek vatandaşların daha fazla yararlanabileceği bir el haline getirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Sason’daki 3 bin rakımlı Mereto Dağı eteklerinde bulunan okulda üç boyutlu baskıyla yapılan protez el, ampütelere günlük işlerinde kolaylık sağlıyor.
Manisalı akademisyenden çiftçilerin hayatını kolaylaştıracak uygulama
08 Kasım 2024 Cuma - 11:01 Manisalı akademisyenden çiftçilerin hayatını kolaylaştıracak uygulama Manisalı akademisyen ve aynı zamanda çiftçi bir ailenin çocuğu olan Dr. Ergün Metin tarafından hazırlanarak 2 yıl boyunca geliştirilen ve ismini Atatürk’ün ’Köylü milletin efendisidir’ sözünden alan ’Efendi’ uygulaması Manisa’da bu yıl 18’incisi gerçekleştirilen Tarım ve Hayvancılık Fuarının gözdesi oldu. Üreticilerin büyük ilgi gösterdiği uygulamada çiftçiler tek bir platform üzerinden işçi bulmaktan, satışa, gelir gider hesabından eğitime kadar pek çok konuda aradıklarına cevap bulabilecek. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi, İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ergün Metin tarafından 2 yıllık bir çalışmanın sonunda ortaya çıkan Efendi uygulaması sayesinde çiftçilerin sosyo ekonomik şartlarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Çiftçiler için tamamen ücretsiz" Uygulamanın çiftçiler için tamamen ücretsiz olduğunun altını çizen Dr. Ergün Metin, "Yaklaşık 2 yıl önce Manisa Celal Bayar Üniversitesi Teknokent’te kurduğum şirket bünyesinde bu projeyi geliştiriyorum. Proje tamamen çiftçilerimizin sosyo-ekonomik seviyesini yükseltmek amaçlı oluşturuldu. Uygulamanın ismini Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Köylü milletin efendisidir’ sözünden hareketle ’Efendi’ koyduk. Uygulama bir kaç farklı modülden oluşuyor. Bütün hizmetler çiftçilerimize tamamen ücretsiz. Uygulamanın tek amacı çiftçilerin bütün hizmetlere kolay bir şekilde ulaşması ve çiftçilerimize hizmet sunmak isteyen firmalar da çiftçilerimize kolayca ulaşabilsin. Alıcı ve satıcı tarafları bir araya getirip, çiftçilerimizin ürünlerini daha kolay bir şekilde satması ve girdi maliyetlerini düşürmek tek amacımız" dedi. "Geliştirmeye uygun bir uygulama" Efendi Uygulamasının geliştirmeye açık ve uygun olduğunu kaydeden Metin şunları söyledi: "Bundan sonraki süreçte çiftçilere hizmet etmek isteyen belediyeler, büyükşehir belediyeleri, ticaret borsaları, tarım kredi kooperatifleri, sivil toplum kuruluşları veya şirketler bu projede yer almak isterse çok daha güzel işler yapabiliriz. Geliştirmeye çok uygun bir uygulama. Mesela çiftçiler forum modülünde kendi aralarında istişare edebilecekler, hava durumuyla hem hava durumunu takip edebilecekler hem de biz onlara olağanüstü bir durumda uyarı göndereceğiz. Teklif al modülünden istedikleri hizmete ilişkin teklif alabilecekler. Anlık haberleri takip edebilecekler, eğitim modülünden her türlü eğitim içeriği sunulacak. Canlı olarak hal fiyatlarına ulaşabilecekler. İş ve İşçi bulma modülünden işçi bulabilecekleri gibi iş arayanlar da iş bulabilecek. Gelir-gider modülümüz var. Teklif al butonundan mesela dronla ilaçlama hizmeti için butona basıp gönder dediğinde üreticimiz kahvede çayını içerken dronla ilaçlama firmasına bildirim göndermiş oluyor. Uygulama konum bazlı çalışıyor. Kendi çevresindeki sisteme üye firmaya bilgi gidiyor ve firma tıkladığında çiftçinin bilgilerine ulaşıyor ve sıcak temas kurabiliyor. Pazar yeri modülünde çiftçimiz herhangi bir ürününü buraya yazıp görsel ekleyerek fiyatını yazıp satışa sunabiliyor." Çiftçilerin sosyo-ekonomik seviyelerini artırmak için yola çıktıklarını belirten Metin açıklamasını şöyle tamamladı: "Burada amacımız çiftçilerin tarım ekosistemini oluşturarak kendilerine pazar bulmalarını sağlamak. Daha sonra uygulamaya alışveriş butonunu ekleyeceğiz. Ben de çiftçi bir ailenin çocuğuyum. 55 yıldır zeytinyağı fabrikası işleten bir ailenin çocuğuyum. Çiftçilerin sosyo-ekonomik seviyesini artırmak için bu yola çıktık. Çiftçilerimizden hiçbir ücret talep etmiyoruz. Bütün gelir kurumsal firmalardan alınacak kontürler ve reklam gelirleri olacak. bunun dışında her şey ücretsiz olacak. Bizim getirebildiğimiz seviye bu. Gelecekte çok daha iyi bir seviyeye gelecektir." Uygulamanın özellikleri Efendi Tarımsal İnovasyon Projesi, çiftçilerin daha düşük maliyetle girdi temin etmelerini, daha yüksek fiyatlarla ürün satmalarını ve teknolojiyi tarımsal faaliyetlerine entegre ederek daha kaliteli ve daha verimli üretim yapmalarını sağlayarak kırsal kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlayan bir sosyal inovasyon projesi. Proje temelde bir web sitesi, bir mobil program ile tanıtım ve reklam üzerine kurgulandı. Çiftçilere tamamen ücretsiz olacak projenin gelir kaynağı ise reklamlar ve kurumsal kullanıcıların satın aldıkları kontörlerden oluşacak. Çiftçi teklif talep ettiğinde, çiftçiye teklif vermek isteyen kurumsal kullanıcı çiftçiden gelen bildirimi tıkladığında bir kontör hesabından düşecek. Ancak bir çiftçinin teklifine birden fazla kurumsal kullanıcı yanıt verebileceği için aynı anda çok sayıda kontör kazancı oluşabilecek. Uygulamada Bireysel ve Kurumsal olmak üzere iki farklı kullanıcı olacak. Uygulamada ’Meteoroloji’, ’Hizmet Talep’, ’İş İlanları’ ’Çiftçi İşletme Defteri’, ’Pazar Yeri’, ’Çiftçi Forum’, ’Tarım Takvimi’, ’Akademi’, ’Haberler – Duyurular’, ’Hal Fiyatları’ gibi modüller yer alacak. Uygulamada gelecekte yapılması planlanan geliştirmeler ise şöyle: "E-Ticaret, Uzmana Sor, Aidat Ödeme, Efendi Kart, Dış Kaynak Hizmetleri."
Vali Aksoy, "Uluslararası MEB Robot Yarışması" dünya birincilerini makamında misafir etti
08 Kasım 2024 Cuma - 10:21 Vali Aksoy, "Uluslararası MEB Robot Yarışması" dünya birincilerini makamında misafir etti Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda dünya birincisi olan öğrencileri ve öğretmenlerini makamında kabul edip, başarılar diledi. Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, ülke genelinde mesleki ve teknik eğitim alanındaki niteliğini artırmak, toplumda farkındalık oluşturmak ve öğrencilerin bilgiyi beceriye dönüştürmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda dünya birincisi olan öğrencileri ve öğretmenlerini makamında misafir etti. Bu yıl "Eğitimin Yüzyılında Ahilik ve Teknoloji" teması ve "Ahiliğin Geleceğini Şekillendiren Kod Erzurum’da Yazılıyor" sloganı ile düzenlenen yarışmaya Eskişehir’den beş okul katıldı. Yarışmada Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Danışman öğretmen Ayhan Dükkancı ve Endüstriyel Otomasyon alanı öğrencileri Ertuğrul Selvi, Furkan Çakır "Tasarla, Çalıştır" kategorisinde dünya birincisi oldu. Turgut Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Danışman öğretmen Hakan Evrendilek ve Elektrik-Elektronik alanı öğrencileri Ömer Faruk Filcioğlu, Mehmet Erkan "RC Sabit Kanat" kategorisinde dünya birincisi oldu. “Eskişehir’i gururlandırdınız” Vali Aksoy, öğrencileri ve danışman öğretmenleri tebrik ederek, bu büyük başarının Eskişehir ve ülkemiz adına gurur verici olduğunu belirtti. Sayın Valimiz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı; "Sizleri bu büyük başarıdan dolayı yürekten kutluyorum. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda dünya birincisi olarak ülkemizi ve Eskişehir’i gururlandırdınız. Mesleki ve teknik eğitimde elde ettiğiniz bu başarı, gelecekteki kariyerleriniz için önemli bir adımdır. Ahilik ve teknoloji temasıyla düzenlenen bu yarışmada kazandığınız başarı, bilgi ve becerilerinizi en iyi şekilde değerlendirmenin bir sonucudur. Emeği geçen tüm öğretmenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum." Öğrenciler ve öğretmenler, Hüseyin Aksoy’a teşekkür ederek projelerini tanıttı, gelecekteki projeleri hakkında bilgi verdi. Aksoy günün anısına Turgut Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin yarışmada 1’inci oldukları projede yaptıkları model uçağı imzaladı. Ziyaret, hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Öğrencilerin su altı robotu birinci oldu: Askeri ve tehlikeli görevlere de uygun
08 Kasım 2024 Cuma - 09:53 Öğrencilerin su altı robotu birinci oldu: Askeri ve tehlikeli görevlere de uygun Kocaeli’de lise öğrencilerinin geliştirdiği su altı robotu, Erzurum’da düzenlenen 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda parkuru en hızlı tamamlayarak birincilik kazandı. Askeri gözlem ve bomba taşımadan tehlikeli mesleklere kadar birçok alanda revize edilerek kullanılabilecek robot, gençlerin başarısını yansıttı. Kartepe’de bulunan Ertuğrul Gazi Anadolu Lisesi’nde öğrencilerin teknik gelişimini desteklemek amacıyla kurulan robotik kodlama ekibi, Erzurum’da düzenlenen 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda önemli bir başarı elde etti. Bilgisayar öğretmeni İsmet Kılıç önderliğinde 15 kişiden oluşan ekip, yarışmada sergiledikleri su altı robotu projesiyle tüm dikkatleri üzerlerine çekti. 5 öğrencinin yoğun çalışmalarıyla geliştirilen robot, parkur görevlerini diğer yarışmacılara kıyasla en hızlı şekilde tamamlayarak birinci oldu. Ayrıca, yine ekip tarafından yapılan başka bir robot da TEKNOFEST 2024 Robolig Yarışması’nda lise kategorisinde birincilik elde etti. "Parkuru en hızlı şekilde tamamladık" Erzurum’daki yarışmayla ilgili bilgiler veren Kılıç, "Yarışmada belli parkur görevleri olur. Bu parkurlarda bize verilen görevleri en hızlı şekilde tamamlamamız gerekiyor. Bu şekilde ilk 3 belirlenmiş oluyor. Bizde diğer yarışmacılara göre parkuru en hızlı şekilde tamamlamış olduk. Bir borudan geçme ve halka görevlerimiz vardı. 2 tane halkayı tutup, bir yerden diğer yere yerleştirmemiz gerekiyordu. Bunu da robotla yapmamız lazımdı" dedi. "Gurur verici" Su altı robot yapımının ve kullanımının zor olduğunu, bu sebeple yarışmaya çok sayıda okulun katılamadığını kaydeden İsmet Kılıç, "Yarışmaya katılabilen yaklaşık 20 robot vardı. 20 robot arasından birinci olduk. Bizi mutlu eden konu, öğrencilerin yaptığı bir ürünle yarışmada sergileyebiliyor ve yarışabiliyor olmasıydı ama tabii bunun yanı sıra birinci olmamız büyük bir gurur. Diğer yarışmacıları geçebilmek, en iyi olabilmek bizim için büyük bir gurur kaynağı" şeklinde konuştu. "Amacımız sadece yarışmalara katılmak değil" Yarışmalara katılmanın güzel bir deneyim kattığını ancak asıl hedeflerinin öğrencilerin teknik bilgi ve becerilerini artırmak, farklı insanlarla tanışmalarını sağlamak olduğunun altını çizen Kılıç, "Tabii yarışmalara katılıp, derece elde etmek çok güzel bir duygu ancak asıl amacımız bunlar değil. Temel amacımız, öğrencilerin teknik konuları öğrenebilmesi, yarışmalara gittiğimiz yerlerde farklı insanlarla tanışmaları, o ortamları görmeleri. Bu öğrencilere çok güzel şeyler katıyor. Kısacası amaç, bir şeyler üretmek, üretirken de öğrenmek. Öğrencilerin sosyal olmalarını da sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Savaş halinde bomba taşıma işlemi yapabilir" İsmet Kılıç, su altı robotunun kullanım alanları hakkında da bilgiler verdi. Bu gibi araçların askeri alanda gözlem ya da bomba taşıma işlemleri için de kullanılabileceğini, ayrıca tehlikeli mesleklerde insanlara destek sağlayabileceğini vurgulayan Kılıç, "Su altında bazı insanların yaptığı tehlikeli meslekler var. Robotu, o görevleri yapabilecek şekilde revize edebiliriz. Robotumuz yarışma için hazırlandı ama bu gibi işler için revize edebiliriz. Örneğin su altı kaynakçılığı gibi tehlikeli bir meslek var. Tehlikeli olduğu kadar da zorlu bir meslek. Bu işi yapan kişilerin işlerini hafifletmek adına su altı robotu kullanılabilir" şeklinde konuştu. "Dronlar da yapıyoruz" Su altı robotunun yanı sıra birçok proje geliştirdiklerini de aktaran Kılıç, sözlerini şöyle noktaladı: "Değişik yarışmalara katılıyoruz ama bahsettiğim gibi, amaç bir şey üretmek. Farklı farklı şeyler üretmeye çalışıyoruz ki öğrenciler farklı alanlarda bilgi sahibi olsun. Sadece su altıyla ilgilendiğimiz zaman sadece su altının mekaniklerini ya da elektroniklerini öğretebiliyorsunuz ama biz dronlarla da ilgileniyoruz. Yarış dronları ya da normal dronlar yapıyoruz. Bu sayede öğrenciler dron yapımı ve pilotluğuyla ilgili bilgi sahibi oluyorlar" "Duyanlar mutluluktan çığlık attı" 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nda su altı robotunu kullanan 11. sınıf öğrencisi Zafer Dülger, birinci olduklarını öğrendiklerinde duydukları heyecanı, "Birinci olduğumuzu öğrendiğimiz an çok heyecanlandık, mutlu olduk. Otobüste hepimiz bir arada olduğu bir andı. Duyanlar mutluluktan çığlık attı, havalara zıpladık diyebiliriz. Hepimiz çok mutlu olduk" sözleriyle ifade etti. Dülger, yarışma sırasında robotu kullanırken zaman zaman heyecanlandığını da ifade ederek, "Her ne kadar yapabilsek ve yapabileceğimizi bilsek de o an herkes için çok farklı oluyor. Yarışma sırasında herkes için zamanın durduğu bir an oluyor. Ben robot kullandığım için stres oldum ama alıştığım için yapabildim ve yarışmaya odaklanabildim" ifadelerini kullandı. "Ben onlara ’atanmış’ değil, ’adanmış’ öğretmenler diyorum" Okul Müdürü Mesut Tekin ise Ertuğrul Gazi Anadolu Lisesi’nin 4 yıllık bir okul olduğunu söyleyerek, "4 yıllık bir okuluz ama içinde 40 yıllık bir tecrübe taşıyoruz. İlk kuruluş aşamasından bu yana da ana felsefimizin Türkiye’de sıradan bir lise olmak değil, sıradan ve klasik ötesi bir okul olma sevdasıyla yola çıktığımızı söylemiştik. İnanmış, öğretimi ve eğitimi dava edinmiş, gençlerimizi kendilerine evlat olarak gören iyi bir öğretmen arkadaş grubuyla çalışıyoruz. Ben onlara ’atanmış’ değil, ’adanmış’ öğretmenler diyorum. İşte bu ekip, adını sadece Kocaeli’de değil, Türkiye genelinde duyuruyor" dedi. "Öğrencilerimize kendilerini gösterebilecekleri ortamları sağlamaya çalışıyoruz" Okulun sadece derslerden oluşmadığının altını çizen Tekin, "Anadolu lisesi denince insanların aklına sadece matematik, kimya, biyoloji geliyor ama öyle değil. Biz okulumuzda resim, müzik, bilimsel ve proje çalışmaları gibi alanlarda öğrencilerimize kendilerini gösterebilecekleri ortamları sağlamaya çalışıyoruz. Bundan sonra da bu şekilde devam edeceğiz. Bu konuda kesinlikle ilgili kişilere teşekkürü bir borç bilirim. Kartepe İlçe Milli Eğitim Müdürümüzden, Kaymakamımızdan, Kartepe Belediye Başkanımızdan ve İl Milli Eğitim Müdürümüzden iyi bir destek görüyoruz. Onlar bize güveniyorlar. Bizde onları mahcup etmemek için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Bunlar daha başlangıç. Akademik başarılardan sonra Ertuğrul Gazi Anadolu Lisesi’nin adını çok daha iyi yerlerde duyacağınızdan hiç şüpheniz olmasın" cümlelerini kullandı.
Yerli ve milli simülatörler Balıkesir’de tanıtıldı
08 Kasım 2024 Cuma - 09:28 Yerli ve milli simülatörler Balıkesir’de tanıtıldı Balıkesir’de üniversite-sanayi iş birliğinde örnek ve tarihi bir adım atıldı. Yurt dışından milyonlarca dolar ödenerek temin edilen ve başta savunma sanayii olmak üzere sağlık ve eğlence sektörlerinde de kullanılan simülasyon sistemleri, artık yerli ve milli olarak yaklaşık onda bir maliyetine Türkiye’de üretilecek. Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (BAUN TTO) ve MRS Havacılık iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında görkemli bir lansman programı düzenlendi. Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde düzenlenen törende, üretilecek yerli ve milli teknolojiye haiz ürünlerin yer aldığı Türkiye’nin ilk 360 derece sınırsız hareket kabiliyetine sahip simülasyon merkezi açılarak tanıtıldı. Açılışın ardından merkezde yer alan AR-GE ve üstün mühendislik ürünleri tanıtıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu, programda Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktayı ve uluslararası başarılarını anlatan bir konuşma yaptı. Topçu, savunma sanayinin büyümesi ve gelişmesi sürecinde kamu kuruluşlarının ve özel sektörün, üniversitelerin ve girişimcilerin imzasını taşıyan yerli ve milli projelerin önemine dikkat çekti. Balıkesir’den Dünya Sahnesine Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ise, simülasyon teknolojilerinin havacılık, savunma sanayi ve birçok farklı sektörde kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Ülkemiz adına kritik ve stratejik bir alanda dışa bağımlılığı kırmak ve kendi teknolojimizi geliştirerek ülkemizin teknolojik bağımsızlığını güçlendirmek adına önemli bir adım atıyoruz. Yüzde 100 milli ve yerli üretim olan simülatörler, Balıkesir Üniversitesi TTO AŞ ile MRS ortaklığı ile Balıkesir’de üretiliyor ve artık daha güçlü bir şekilde yurt dışı pazarlarında yerini bulmaya başlıyor. Her birisi için on milyonlarca dolar yurt dışına para ödenen bu cihazların Türkiye’de ve üniversitemizin paydaşı olduğu bir ortaklıkla üretiliyor olması bizim için büyük gurur kaynağı oldu. Balıkesir için bir ilk ve Türkiye için bir ilk olan 360 derece ve sekiz eksen üzerinde hareket eden simülatörler için gerek Balıkesir’den gerekse il dış ziyaret talepleri şimdiden kabarık bir liste oluşmaya başladı. Üretilen teknolojiye global düzeyde ilginin olması da gurur verici” dedi. Rektör Oğurlu, merkezin kurulmasında emeği geçenlere ve programa katılan protokol üyelerine de teşekkür etti. Yerli ve milli üretimde başarı çıtası yükseliyor Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da, yerli ve milli teknoloji ve üretimin değerini vurgulayarak, çalışan, üreten, istihdama güç katan, istihdam sağlayan firmaların ortaya koyduğu icraatların gurur verici olduğunu belirtti. Etkinlik düzenlenen kokteyl ile sona ererken, protokol üyeleri havacılık sektörünü ilgilendiren simülasyon cihazlarını inceledi. Eğlence sektörüne ilişkin simülatörlere ise ilgi yoğun oldu. Düzenlenen lansman programına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Nurettin Alkan, Garnizon ve 9’uncu Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Cenk Al, MSÜ Kara Astsubay MYO Komutanı Tuğgeneral İsmail Analı, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu, İl Emniyet Müdürü Hasan Yiğit, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir katıldı.
Yerli ve milli similatörler Balıkesir’de tanıtıldı
08 Kasım 2024 Cuma - 09:22 Yerli ve milli similatörler Balıkesir’de tanıtıldı Balıkesir’de üniversite-sanayi iş birliğinin örnek ve tarihi bir adımı atıldı. Yurtdışından milyonlarca dolar ödenerek temin edilen ve başta savunma sanayi olmak üzere, sağlık ve eğlence sektörlerinde de kullanılan simülasyon sistemleri artık özgün teknoloji, yerli ve milli üretim ile yaklaşık onda bir maliyetiyle Türkiye’de üretilecek. Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (BAUN TTO) ve MRS Havacılık iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında görkemli bir lansman programı düzenlendi. Törende Türkiye’nin İlk 360 derece hareket kabiliyetine sahip simülasyon merkezi açıldı. Gerçekleşen açılışın ardından merkezde yer alan AR-GE ve inovasyon ve üstün mühendislik ürünlerinin tanıtımı yapıldı. Yerli ve Milli Teknoloji Ürünü Sistemler, Balıkesir’de Üretilecek Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde düzenlenen etkinlikte; Balıkesir’de üretimi gerçekleştirilecek yerli ve milli teknolojiye haiz ürünlerin yer aldığı Türkiye’nin ilk 360 derece sınırsız hareket kabiliyetine sahip simülasyon merkezi protokol üyelerine ve basına tanıtıldı. Düzenlenen lansman programı; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümg. Nurettin Alkan, Garnizon ve 9’uncu Ana Jet Üs Komutanı Komutanı Tuğg. Cenk Al, MSÜ Kara Asb. MYO Komutanı Tuğg. İsmail Analı, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu, İl Emniyet Müdürü Hasan Yiğit, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir katıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu da programda bir konuşma yaparak, Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktayı ve uluslararası başarılarını paylaşan bir sunum yaptı. Genel Müdür Bilal Topçu, savunma sanayinin büyümesi ve gelişmesi sürecinde kamu kuruluşlarının ve özel sektörün, üniversitelerin ve girişimcilerin imzasını taşıyan yerli ve milli projelerin önemine dikkat çekti. Balıkesir’den Dünya Sahnesine Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ise yaptığı konuşmada ülkemizin geleceği için büyük önem taşıyan bir dönüm noktasında olduklarını ifade ederken, uzun ve titiz çalışmalar sonucunda, Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. ile MRS Havacılık iş birliğinde geliştirilen yerli ve milli simülasyon teknolojilerinin ülkemiz için hayırlı olması dileklerinde bulundu. Rektör Oğurlu, simülasyon teknolojilerinin havacılık, savunma sanayi ve birçok farklı sektörde kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak; "Ülkemiz adına kritik ve stratejik bir alanda dışa bağımlılığı kırmak ve kendi teknolojimizi geliştirerek ülkemizin teknolojik bağımsızlığını güçlendirmek adına önemli bir adım atıyoruz. Yüzde 100 milli ve yerli üretim olan simülatörler, Balıkesir Üniversitesi TTO AŞ. ile MRS ortaklığı ile Balıkesir’de üretiliyor ve artık daha güçlü bir şekilde yurt dışı pazarlarında yerini bulmaya başlıyor. Her birisi için on milyonlarca dolar yurt dışına para ödenen bu cihazların Türkiye’de ve üniversitemizin paydaşı olduğu bir ortaklıkla üretiliyor olması bizim için büyük gurur kaynağı oldu. Balıkesir için bir ilk ve Türkiye için bir ilk olan 360 derece ve sekiz eksen üzerinde hareket eden simülatörler için, gerek Balıkesir’den gerekse il dış ziyaret talepleri şimdiden kabarık bir liste oluşturmaya başladı. Üretilen teknolojiye global düzeyde ilginin olması da gurur verici” dedi. Rektör Oğurlu, merkezin kurulmasında emeği geçenlere ve programa katılan protokol üyelerine de teşekkür etti. Yerli ve Milli Üretimde Başarı Çıtası Yükseliyor Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da programda yaptığı konuşmada yerli ve milli teknoloji ve üretimin değerine dikkat çekerken; çalışan, üreten, istihdama güç katan, istihdam sağlayan firmaların ortaya koyduğu icraatların gurur verici olduğunu belirtti. Etkinlik, düzenlenen kokteyl ile sona ererken, protokol üyeleri havacılık sektörünü ilgilendiren similasyon cihazlarını inceledi, eğlence sektörünü ilgilendiren similatörlere de ilgi yoğun oldu.
Türkiye’nin ikinci Teknofesti başladı
08 Kasım 2024 Cuma - 09:06 Türkiye’nin ikinci Teknofesti başladı Bartın Üniversitesinin (BARÜ) bu yıl yedincisini uluslararası ölçeğe taşıyarak gerçekleştirdiği Ar-Ge Proje Pazarının açılış töreni 9 farklı ülkeden yarışmacıların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin ikinci TEKNOFEST’i olarak da bilinen teknoloji buluşmasında, Türkiye’nin 35 farklı ilinden; 47 üniversite, 30 lise, yurt içi ve yurt dışından 10 kurum ve kuruluş ile Ar-Ge merkezinden gönderilen projeler yarışıyor. Bartın Üniversitesi (BARÜ) ev sahipliğinde 2017’den bu yana teknoloji üreten ve geliştiren bir toplum olma hedefiyle geleneksel hale getirilen Ar-Ge Proje Pazarının açılış töreni Kutlubey Yerleşkesinde yoğun bir katılımla düzenlendi. Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sunmak, gençlerin farkındalığını artırarak geleceği şekillendirecek gelişmelere odaklanmalarını sağlamak amacıyla Bartın Üniversitesinin (BARÜ) 2017 yılından bu yana düzenlediği ve Türkiye’nin ikinci Teknofest’i olarak bilinen Ar-Ge Proje Pazarı renkli görüntülerle start aldı. Program, BARÜ’nün Gelişim Öyküsünün yansıtıldığı “Tanıtım Filmi”nin izlenmesiyle başladı. Programın açılış konuşmalarını Bartın Valisi Dr. Nurtaç Arslan ile BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun yaptı. “Üniversitemiz Ar-Ge Proje Pazarı ile başarılarına yeni halkalar ekleyecektir” BARÜ’de oluşturulan proje üretme ekosistemine değinen Vali Arslan, “Günümüzde araştırma ve geliştirme alanında yürütülen projelerin sadece akademik ve bilimsel bir zemin oluşturmakla kalmadığını aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınmanın ve yenilikçi çözümlerle toplumsal refahın artmasını da sağladığını görüyoruz. Bartın Üniversitesi, özellikle son yıllarda araştırma odaklı çalışmalar ve yenilikçi projeler ile hem akademik alanda hem de topluma katkı sağlayan projelerde önemli başarılara imza atmıştır. 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarının da Üniversitemizin başarılarına yeni halkalar ekleyeceğine ve burada sergilenecek projelerin, ülkemizin teknoloji ve bilgiye dayalı kalkınma hedeflerine katkı sağlayacağına gönülden inanıyorum” dedi. “Geleceğe yönelik yenilikçi fikirlere destek olmaya devam edeceğiz” Gençleri yerli teknolojilerin gelişimine katkı sunmaya teşvik etmek ve teknolojik girişimlerin önünü açmak hedefiyle çalışmalar yaptıklarının altını çizen BARÜ Rektörü Uzun ise “Bu yıl yine geçmiş yıllarda olduğu gibi yüzlerce bilim ve teknoloji tutkununun geleceğe yönelik yenilikçi fikirlerine heyecanlarıyla birlikte ortak olmak için bir aradayız. Burada sergilenen her bir proje; farklı bir bakış açısını, yenilikçi bir çözümü ve geleceğe dair umut verici bir vizyonu temsil ediyor. Bugüne kadar ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesine katkı sunmak amacıyla geliştirdiğimiz birçok ilham verici proje, fikirden ürüne dönüştü ve farklı sektörlere önemli katkılar sundu. Biz de bu noktada üzerimize düşen sorumlulukların bilinciyle el birliği ve güç birliği içerisinde çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. “BARÜ Akademik Performans Ödülleri” sahiplerini buldu 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı etkinliği kapsamında 2023 yılında uluslararası saygın dizinlerde taranan dergilerde en çok yayın yapan öğretim elemanları sahneye çağrıldı. Nitelikli çalışma ve bilimsel araştırmalarıyla üstün performans gösteren öğretim üyeleri “Akademik Performans Ödülleri”nde; elmas, altın, gümüş ve bronz olmak üzere 4 farklı kategoride ödüllerini aldı. Ayrıca hem ulusal hem uluslararası alanda adından söz ettiren BARÜ’nün sürdürülebilir gelişimine katkı sunan akademisyenler, çeşitli ölçütlere göre yapılan değerlendirmeler neticesinde başarı ödülü almaya hak kazandı. Bu çerçevede 2023 yılında kurum dışı fonlarca desteklenen projelerin yürütücülüğünü yapan ve fikirden ürüne giden süreçte çalışmaları tescillenerek patentlenen öğretim elemanlarına da ‘Proje ve İnovasyon’ kategorilerinde başarı belgeleri takdim edildi. “Ulusal Lider Araştırmacılar” sahnede alkışlandı Ardından TÜBİTAK tarafından ülkemizdeki yetkin bilim insanlarının nitelikli projelerine katkı sağlamak amacıyla çağrıya çıkılan 2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programı kapsamında projeleri desteklenmeye değer bulunan Fen Fakültesinden Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran ile Prof. Dr. Fatma Gizem Karaoğlan Yılmaz sahneye davet edildi. Bilim dünyasına sundukları katkı ile “Ulusal Lider Araştırmacı” seçilen bilim insanları başarı belgelerini alarak alkışlandı. Açılış törenine Vali Arslan ile birlikte Garnizon Komutanı Deniz Kıdemli Albay Sayın Erkan Şahin, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alişarlı, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve il protokolünden çok sayıda kişi de katılım gösterdi. Davetliler sergi alanını ziyaret etti Program, proje sergi alanının ziyaret edilmesi ile sürdü. Vali Nurtaç Arslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, çevre üniversitelerin rektörleri, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile birlikte sergi alanını gezdi. BARÜ 7. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı; BARÜ ile birlikte Azerbaycan’dan Hazar Üniversitesi, Azerbaycan Teknik Üniversitesi, Bosna Hersek’ten Uluslararası Saraybosna Üniversitesi, Malezya’dan Putra Üniversitesi ve Özbekistan’dan Semerkand Devlet Mimarlık ve İnşaat Üniversitesi paydaşlığında gerçekleştirilen sergide, Türkiye’nin 35 farklı ilinden; 47 üniversite, 30 lise, yurt içi ve yurt dışından 10 kurum ve kuruluş ile Ar-Ge merkezinden gönderilen projeler yer aldı. Ziyaretçiler, birbirinden ilginç projeleri dikkatle inceleyerek, detaylı bilgiler aldı. Vali Nurtaç Arslan ve Rektör Uzun, alanda bulunan elektrikli araç tur atarak, sergi alanını gezdi. Bartın’da 2gün boyunca devam edecek teknoloji festivalinin ikinci gününe ise Adalet bakanı Yılmaz Tunç’un da katılması bekleniyor.
TEI’ye Happy Place to Work’ten 4 sertifika daha
07 Kasım 2024 Perşembe - 16:37 TEI’ye Happy Place to Work’ten 4 sertifika daha Türkiye’nin lider motor şirketi TEI, çalışanlarının kişisel ve profesyonel gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği geniş kapsamlı programlarına devam ediyor. Daha önce Türkiye’nin En Mutlu İş Yeri seçilen TEI, çalışanları için geliştirdiği uygulamalar ve devreye aldığı yeni projeleriyle Happy Place to Work’ten farklı alanlarda 4 sertifika daha kazandı. Çalışanlarının kariyer gelişimlerini destekleyen uygulamaları, refahlarını geliştirme amacıyla devreye aldığı esenlik projeleri ve sunduğu çalışma ortamıyla TEI “Harika Çalışma Alanı” kategorisinde sertifikaya layık görüldü. Çalışanlarının kariyer hedefleri doğrultusunda farklı eğitim ve gelişim programları düzenleyerek, kişiselleştirilmiş programlar kurgulayan TEI, bu çalışmalarıyla da “Profesyonel Gelişim” alanında sertifika kazanmaya layık görüldü. Ayrıca, genç profesyonelleri iş hayatına kazandırma kapsamında “Kariyerini Uçur, Gücün Kaynağında Kariyer” gibi her dönem binlerce başvuru alan ödüllü birçok farklı yetenek kazanımı programıyla, TEI “Gelişim Odaklı Staj Programı” alanında sertifika kazandı. Çalışanlarının iş-yaşam dengesini koruyarak yaşam kalitelerini artırmayı amaçlayan TEI, esenlik projeleriyle çalışanlarının fiziksel ve zihinsel sağlığına büyük önem veriyor. Bu doğrultuda psikolojik destek hizmetleri, beslenme ve diyet danışmanlığı, düzenli fitness ve organize ettiği spor aktiviteleri ile “Sağlık ve İyi Olma Uygulamaları” alanında sertifikaya layık görüldü. TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit; tüm bu program ve uygulamaları çalışanlarının gelişimleri için gerçekleştirdiklerini ifade ederek, çalışanlarının potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olmak için yeni projeler geliştirmeye devam edeceklerini belirtti.