TEKNOLOJİ
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:37 Gökyüzünün yıldızları GÖKTİM, Melikgazi’de eğitime başladı Kayseri Valiliği himayesinde kurulan Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM) kapsamında Melikgazi Belediyesi’nin Necip Fazıl Kısakürek, Tınaztepe, Danişmentgazi Sosyal Tesislerinde gerçekleşecek olan GÖKTİM Melikgazi’de eğitimler başladı. Atölyelerle zenginleştirilmiş teknoloji eğitimleri Robotik kodlama, yapay zekâ, elektrik-elektronik, 3D tasarım, havacılık ve uzay bilimleri gibi atölyeleri bulunan GÖKTİM Melikgazi’de öğrencilerin eğitim almaya başladığını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "GÖKTİM Melikgazi bugün itibariyle başlamış oldu. Kaymakamlığımız, Melikgazi Belediyemiz ve Melikgazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile birlikte Melikgazi’de öğrencilerimiz GÖKTİM Melikgazi’de eğitim alacak. Biz de Melikgazi Belediyesi olarak 3 farklı teknoloji atölyemizde inşallah bu çocuklarımıza güzel uygulamalar ve eğitimler vereceğiz. Bugün ilk başlangıcımızı Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Tesislerimizde yaptık. Aynı zamanda Tınaztepe ve Danişmentgazi sosyal tesislerimizdeki Teknoloji Atölyelerini de kullanacaklar. Gençlerimizi yazın sonuna kadar burada eğitime tabi tutacağız. İnşallah sürdürülebilir bir eğitim projesi olacak. Bu çocukların geleceğe en iyi şekilde hazırlanması için Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kaymakamımız Sayın Sedat Sırrı Arısoy, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hacı Kaya ve mesai arkadaşlarımızla birlikte, velilerimizin de desteğiyle bu gençlerimizi en iyi şekilde geleceğe hazırlayacağız. Hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Hiçbir gencimiz yalnız kalmayacak" GÖKTİM projesinin en önemli destekçilerinden biri olan Melikgazi Belediyesi’ne teşekkür eden Melikgazi Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy ise, "Sayın Valimiz Gökmen Çiçek Bey’in ‘Hiçbir gencimiz yalnız kalmayacak’ talimatları, düsturlarıyla yürütülen faaliyetlerden bir tanesi de Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM). Dolayısıyla da GÖKTİM Melikgazi’dir. Biz inovasyon ve havacılık alanında gençlerimizle beraber bir yola çıkıyoruz. Ve bu yolu yalnız yürümeyecek ve gençlerimizi yalnız bırakmayacağız. Bu bütün Kayseri’nin sahip çıktığı bir proje. Hem sektördeki güçlü firmalar hem üniversite hem yerel yönetim ile beraber bir ve bütün olarak bütün gençlerimizin geleceğe hazırlanması konusunda GÖKTİM Melikgazi büyük bir görev yapacaktır. Ben emeği geçen görünür ve görünmez bütün ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hayırlı ve uğurlu olsun" diye konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:19 Casper’dan yüksek işlem gücü ile verimi artıran teknoloji Yüksek performanslı bilgisayar deneyimini daha hafif ve ince bir formda birleştiren Excalibur, G915 modeliyle içerik üretiminden çoklu görev yönetimine kadar tüm süreçleri daha hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Casper’ın yüksek performanslı bilgisayar markası Excalibur, yeni modeli G915 ile güç, hafiflik ve inceliği aynı cihazda buluşturuyor. Güçlü donanımı ve mobil kullanım avantajıyla Excalibur G915; yüksek performansı her yerden erişilebilir kılarak geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeyi hedefliyor. Yüksek işlem gücü ile üretkenlik artıyor Excalibur G915, Intel Core i7 13. Nesil ve Series 2 işlemciler, DDR5 RAM teknolojisi, 10 çekirdekli işlemci yapısı ve yüksek frekans kapasitesi ile video düzenleme, 3D modelleme, yazılım geliştirme ve çoklu görev senaryolarında işleri hızlandırarak kullanıcıların zamandan tasarruf etmesine yardımcı oluyor. RTX50 serisi ekran kartı seçenekleri ise oyunların yanı sıra grafik tasarım, render ve yapay zekâ destekli uygulamalarda da yüksek işlem gücünü daha akıcı ve verimli hale getirerek üretkenliği artırıyor. Hafiflik ve performans dengesi Sadece 2,3 kg hafifliği ve 20,5 mm inceliğiyle Excalibur G915, güçlü performansını mobil kullanım avantajıyla birleştiriyor. Ofis, ev ya da hareket halindeyken aynı verimlilikle çalışmak isteyen kullanıcılar için ideal bir çözüm sunuyor. Dayanıklı metal gövdesi ise hem uzun ömürlü kullanım hem de premium bir deneyim vadediyor. Daha geniş ekran, daha verimli çalışma alanı 15.6" kasa kompaktlığında sunulan 16" ekran, kullanıcıya daha geniş bir çalışma alanı sağlayarak aynı anda birden fazla pencereyle verimli çalışma imkânı sunuyor. Yüzde 100 sRGB renk doğruluğu ve 165 Hz yenileme hızı ile hem görsel netlik hem de akıcılık bir arada sunuluyor. Yansıma önleyici ekran yapısı ise farklı ışık şartlarında dahi uzun süre kesintisiz ve konforlu bir kullanım sağlıyor.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:15 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından Denizli’de kamu personeline yönelik eğitim programı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından, Valilik ev sahipliğinde düzenlenen program kapsamında kamu personeline "Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Yeni Medya" başlıklarında eğitim verildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından, Denizli Valiliği ev sahipliğinde düzenlenen eğitim programları kapsamında; ilde görev yapan kurum müdürleri ile Basın ve Halkla İlişkiler birimlerinde çalışan kamu personeline yönelik "Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Yeni Medya" başlıklarında eğitim gerçekleştirildi. Program çerçevesinde düzenlenen "Kurumsal Kimlik ve Görsel Dil: Kamuda Tutarlılık ve Güven" ile "Basın Bülteni ve Stratejik Metin Yazımı (Yapay Zekâ Destekli)" oturumlarında; iletişim biçimlerinin hızla evrildiği, dijitalleşmenin kamu yönetimi üzerindeki etkisinin giderek arttığı günümüzde, hakikati savunma iradesinin önemi vurgulandı. Ayrıca dezenformasyonla etkin mücadele edilmesi ve kamu politikalarının özgün, anlaşılır ve güven veren bir dil ile aktarılmasının gerekliliği katılımcılara kapsamlı şekilde aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun’un açılış konuşmasıyla başlayan programda Sağun, kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan her paylaşımın kamu politikalarını görünür kılan önemli bir unsur olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında, "Her cümle, vatandaşla kurulan bağın bir ilmeğidir. Güven ise hem bireysel hem de kurumsal düzeyde, doğru ve etkili iletişimle inşa edilir" ifadelerine yer verdi. Kamu personelinin yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirilen program, aile fotoğrafı çekimi ile tamamlandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri”
04 Haziran 2024 Salı - 15:15 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri” dedi. Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın üretim entegrasyon, test ve paketleme işlemleri Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi USET’te tamamlandı. TUSAŞ Uçuş Alanı’nda gerçekleşen TÜRKSAT 6A Uğurlama Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır katıldı. Törende konuşan Bakan Kacır, “Uydumuz bünyesindeki yazılımların tamamen yerli imkanlarla geliştirilmesi, entegrasyon ve test faaliyetlerinin ülkemizde yürütülmesi sayesinde yakaladığımız yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranı bizim için iftihar kaynağıdır. Bugüne kadar haberleşme uydularını yurtdışı firmalardan temin eden ülkemiz, TÜRKSAT 6A ile birlikte haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacaktır. Uydu teknolojilerinde bugüne dek elde ettiğimiz Ar-Ge ve üretim kabiliyetimizi ticarileştireceğiz. Ülkemizin stratejik güvenliği için Milli uydu markamızı oluşturacağız. Uydu üretimi ve geliştirme sürecinde elde ettiğimiz teknolojik yetkinlikler, operasyonel kabiliyetlerden Ay Misyonumuzda yararlanacağız” ifadelerini kullandı. “Ülkemizin yer gözlem uydusu ve yer istasyonunu tasarlayıp üreten ülkeler arasında yer almasını sağladık” Bilsat uydusuyla, sonra Rasat, Göktürk uydularıyla elde edilen gözlem uydusu üretme kabiliyetini metre altı çözünürlüklü milli görüntüleme uydusu İMECE ile taçlandırdıklarını hatırlatan Kacır şunları söyledi: “Elektro-optik kamerasından itki sistemine, yıldız izlerinden tepki tekerine, uçuş bilgisayarından yer istasyonu anteni ve yazılımlarına milli olarak geliştirdiğimiz IMECE uydusuyla Ülkemizin yer gözlem uydusu ve yer istasyonunu tasarlayıp üreten ülkeler arasında yer almasını sağladık. Görevdeki ilk yılını başarıyla tamamlayan İMECE ile artık dünyanın her yerinden hiçbir kısıt olmadan görüntü elde ediyoruz. TÜRKSAT 6A projesiyle de; uydu teknolojindeki yetkinliklerimizi; görüntüleme uydularına nazaran daha yüksek irtifada daha uzun süre görev yapan ve sofistike teknolojik ekipmanları bünyesinde barındıran haberleşme uydularının üretiminde değerlendirdik. Tasarım, alt bileşen üretim, entegrasyon ve test olmak üzere tüm aşamalarıyla yerli olarak gerçekleştirilen proje sürecinde uydumuzun uçuş bilgisayarları, güç dağıtım ve düzenleme birimleri, yıldız izler, tepki tekeri, elektrikli itki sistemi (EİS) gibi 24 farklı çeşitte toplam 84 ekipmanı yerli olarak ürettik” Çevresel testler öncesi ve sonrasında gerçekleştirilen işlevsel testler ile uydunun uzay şartlarına uygunluğunu doğruladıklarını ifade eden Kacır, “TÜBİTAK Uzay, TUSAŞ, ASELSAN ve CTech ekiplerinin bir arada çalıştığı projenin üretim ve test süreçlerini başarıyla tamamladık. Yürütülecek son testler sonrasında 8 Temmuz haftasında fırlatılması planlanan 4,2 ton ağırlığındaki uydumuz dünyadan 35 bin 786 kilometre uzaklıkta yer sabit yörüngede görev alacak. Fırlatma sonrasında uydumuzun yörüngeye yerleşme operasyonunu kendi ekiplerimiz gerçekleştirecek. Yapılacak yörünge kabul testleri ve devreye alma işlemleri sonrasında TÜRKSAT 6A uydumuz, ülkemizin ulusal uydu operatörü Türksat A.Ş.ye on beş yıldan fazla işletmesi için teslim edilecek ve hizmet vermeye başlayacak” dedi. Türksat 6A’nın bünyesindeki yazılımların tamamen yerli imkanlarla geliştirilmesi, entegrasyon ve test faaliyetlerinin Türkiye’de yürütülmesi sayesinde yakalanan yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranının iftihar kaynağı olduğunu söyleyen Kacır, dönem dönem 400’e kişinin ortak çalışma yürüttüğü bu projeyle Türkiye’nin uzay alanında yetişmiş personel gücünü artırılmasını sağladıklarını söyledi. “Türksat-6A ile birlikte haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacaktır” Uydu teknolojilerinde bugüne dek elde edilen Ar-Ge ve üretim kabiliyetini ticarileştireceklerini vurgulayan Kacır, “Türksat-6A ile birlikte haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacaktır. Ülkemizin stratejik güvenliği için Milli uydu markamızı oluşturacağız. İddiamızı yeni projelerle sürdüreceğiz. Uydu üretimi ve geliştirme sürecinde elde ettiğimiz teknolojik yetkinlikler, operasyonel kabiliyetlerden Ay Misyonumuzda yararlanacağız” şeklinde konuştu. 2018’de Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduklarını hatırlatan Kacır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzaydaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerini tayin eden Millî Uzay Programı’nı ilan ettiğini dile getirdi. Program kapsamında 10 hedef belirlediklerinin altını çizen Kacır, bu hedeflerden bir tanesinin de “Türk Astronot ve Bilim Misyonu” olduğunu ifade etti.
Tarsus Gençlik Kampı, bu kez bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı
04 Haziran 2024 Salı - 10:54 Tarsus Gençlik Kampı, bu kez bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı Mersin Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği ’2. Mersin Robot Kampı-2024’, Tarsus Gençlik Kampında renkli ve heyecan dolu bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Mersin, Tarsus, Aydın, Osmaniye, Şanlıurfa, Erzurum ve Adana’dan yaklaşık 500 öğrenci, 750 veli ve 74 takımın katıldığı kampta, gençlerin bilim ve teknoloji alanındaki yetenekleri sergilendi. 3 farklı robotik alandaki kategoride gerçekleşen etkinlikte Full Volume, Master Piece ve Doğal Afetler Projeleri yarışmaları gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca, katılımcılar doğal afetlerle mücadelede kullanılabilecek projeler geliştirdiler. Bunlar arasında mobil yangın söndürme dronları, tsunami uyarı sistemleri ve çevre kirliliğini önlemeye yönelik atık su arıtma projeleri gibi fikirler ön plana çıktı. “Çocuklarımızda, teknoloji konusunda merak uyandırmaya çalışıyoruz” Kampa katılan misafirlerle birebir ilgilenen Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu, çocuk atölyeleri ile bilimsel çalışmaları yaygınlaştırmayı hedeflediklerini söyleyerek, “Çocuklarla yaptığımız çalışmalarda en gurur duyduğumuz çalışmalardan birisi, teknoloji çalışmalarımız. Çocuklarımızda, teknoloji konusunda merak uyandırmaya çalışıyoruz. Onların yapabilirliklerini kendilerine göstermeye çalışıyoruz. Aileler de bu konuda bizi çok destekliyor. Şu anda Mersin ve Tarsus’ta 2 atölyemiz var. Bu etkinlikleri yaptığımız Silifke’de ek bir binamız ve bir de gezici otobüsümüz var. Ama biz istiyoruz ki, önümüzdeki 5 yılda tüm kadın ve çocuk çalışması yaptığımız yerlerde, çocuklara bu teknoloji çalışmalarını gösterebildiğimiz birimler açalım. İhtiyacımız da bu, amacımız da bu, gitmek istediğimiz yol da bu” dedi. “Tarsus’ta bu kapsamda bir robotik kamp gerçekleştirilmedi” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Çocuk Bilim, Teknoloji Atölyeleri Sorumlusu Emre Aşkın da kampa katılımın oldukça yoğun olduğunu belirterek, “Burada Mersin Robot Kampının 2.’sini gerçekleştiriyoruz. İlkini 2022 yılında yapmıştık ve 350 öğrenci katılmıştı. Bu yıl ise 500 öğrenci ile 6 farklı şehirden gelen 74 takım burada mücadele veriyor. 3 farklı kategoride robot performansları, proje geliştirme etkinlikleriyle etkinliğimiz devam ediyor. Çok heyecanlıyız, çocuklar çok mutlu. Tarsus’a ilk defa gelen öğrenciler var ve bu konuda hazırladığımız etkinliklerle şehrimizi tanıtıyoruz. Tarsus’ta bu kapsamda bir robotik kamp gerçekleştirilmedi. Zaten bizim konseptimiz, özellikle kamp statüsünde. Bu anlamda Mersin genelinde de bir ilki 2022’de gerçekleştirdik. Bunu da geleneksel hale getirdik ve her yıl bu etkinlikleri düzenlemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Mühendis olma hevesim arttı” Tarsus Kadın ve Çocuk Bilim, Teknoloji Atölyesinden faydalanan 7. sınıf öğrencilerinden Remzi Sarı, atölye çalışmaları ile gelecek hayallerinin değiştiğini kaydederek, “Bu yarışmalara katılmadan önce, bu atölyede olmadan önce doktor olmak istiyordum. Ama bu atölyeyi görüp kayıt olduktan sonra fikrim değişti. Çünkü atölyeye katıldıktan sonra, teknolojiyle buluştuktan sonra hevesim artmaya başladı. Takımla beraber turnuvalara başladık. Mühendis olma hevesim arttı” diye konuştu. “Arkadaşlarımla, takımımla beraber çok güzel robotlar yaptık” Mezitli Kadın ve Çocuk Bilim, Teknoloji Atölyesi öğrencilerinden Eymen Yedigöz, “Hep bilgisayar mühendisi ya da uzay mühendisi olmak isterdim. Buraya katıldığımda hevesim daha da arttı. Arkadaşlarımla, takımımla beraber çok güzel robotlar yaptık, kodladık, tasarladık, denedik. Turnuvaya bu ilk kez katılışım. Bu yarışma ve turnuvalar için Vahap Başkana teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. “Hayata bakış açım değişti” 12. sınıf öğrencisi Eylül Tutak ise Tarsus’ta bir yıl önce başladığı atölye çalışmaları ile hayatının çok değiştiğini belirterek, “Çok güzel bir etkinlik. Dışarıdan gelen arkadaşlarla dostluğumuz gelişiyor. Hem dostluğumuzu geliştirip hem de bilgilerimizi tazeliyoruz. Robot yapıyor, çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor ve kendimizi geliştiriyoruz. Bir yıl öncesindeki benle, şu anki ben çok farklı. Çok geliştim ve bu konuda hiçbir fikrim olmamasına rağmen, birçok fikir edindim. Hayata bakış açım değişti. Bu imkanları sağladığı için de Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e teşekkür ederim” dedi.
İlaç metabolitlerinin sentezlenmesi konusunda çevre dostu yeni yöntem geliştirdiler
04 Haziran 2024 Salı - 09:39 İlaç metabolitlerinin sentezlenmesi konusunda çevre dostu yeni yöntem geliştirdiler Mersin Üniversitesi’nde (MEÜ) yürütülen proje kapsamında, ilaç metabolitlerinin sentezlenmesi konusunda geliştirilen çevre dostu yeni yöntemin bilim dünyasına kazandırılması amaçlanıyor. Yüzde 70’lik bölümü tamamlanan yeni yöntemin, mevcut yöntemlerin eksikliklerini giderecek çevre dostu, foto redoks tekniğiyle yapılan ilk yöntem olacağı bildirildi. MEÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Yılmaz, kabul edilen TÜBİTAK projesi ile Türkiye’de ve dünyada olmayan çevre dostu yeni bir yöntemin geliştirmeyi hedefliyor. "Tersiyer Aminlerin N-Dealkilasyon Tepkimesi için Fonksiyonel Grup Toleransı Yüksek Olan Yeni Yöntemin Geliştirilmesi ve İlaç Metabolitlerinin Sentezlenmesi" başlıklı 10 ay sürecek TÜBİTAK 1002 projesinde 3’ü yüksek lisans, 3’ü de lisans olmak üzere 6 öğrenci görev alıyor. "Vücut içerisinde gerçekleşen olayı laboratuvar ortamında gerçekleştirmeye çalıştık" Üzerinde çalıştıkları proje hakkında bilgi veren Yılmaz, zenobiyotik kavramından bahsederek, zenobiyotiklerin, insanların hayatları boyunca karşılaştıkları, doğal olmayan her türlü yabancı kimyasal olarak sınıflandırılabileceğini ifade etti. Zenobiyotiklere örnek olarak kozmetikler, deterjanlar, endüstriyel kimyasallar, gıda katkı maddeleri, pestisitler gibi birçok örnek verilebileceğini belirten Yılmaz, "Zaten yapılan bilimsel çalışmalarla da bir insanın ömrü boyunca yaklaşık 1 ila 3 milyon arasında zenobiyotik dediğimiz yabancı kimyasala maruz kaldığı biliniyor. Tabii ki insan vücudu kendi mekanizmasını bozmamak adına bu zenobiyotikleri, yani aldığımız bu yabancı kimyasalların giderimini, vücuttan atılımını gerçekleştirmek için çeşitli enzimlerle çalışıyor. Bu zaten bilinen bir şey. Hepimizin çokça kullandığı, hayatımızda olan ve her ne kadar biz faydalarından ya da yararlı etkilerinden faydalansak da aslında ilaçlar da zenobiyotik sınıfında. Vücudumuz ilaçları yabancı kimyasal olarak algılayıp vücuttan atılımı için metabolizma üzerinden çalışmaya başlıyor. Bulmaya çalıştığımız bu yöntemde vücut içerisinde gerçekleşen bu biyotransformasyonu (ilaçların enzimlerin etkisi ile kimyasal değişikliklere uğraması) yani vücut içerisinde gerçekleşen bu tepkimenin bir taklidini laboratuvar ortamına indirgemeye çalıştık. Yani vücut içerisinde gerçekleşen bu olayı laboratuvar ortamında gerçekleştirmeye çalıştık" diye konuştu. Yöntemin ilaç endüstrisi için önemi Söz konusu yöntemin ilaç endüstrisinde kullanımından bahseden Yılmaz, ilaç endüstrisinde yeni bir ilaç geliştirip piyasaya sürmeden önce laboratuvar koşullarında vücut içerisinde hangi türlere dönüşeceğinin tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Vücudun, aktif olan türleri inaktif türlere dönüştürerek atılımını gerçekleştirdiğini ifade eden Yılmaz, "Ama bu her zaman böyle gerçekleşmiyor. Son yapılan bilimsel çalışmalarda ilaçların metabolitlerine dönüştüğünde yani vücutta o biyotransformasyonu gerçekleştiğinde dönüşen türlerin de toksik olabileceği tespit edilmiştir. Dolayısıyla yeni bir ilaç sentezlediyseniz, bu ilacı piyasaya sürmeden önce kesinlikle laboratuvar ortamında vücut içerisinde dönüşebilecek olan türlerini belirleyip onların toksik olup olmadıklarını, aktivitelerini, önden tespit etmemiz gerekiyor. Bizim hedefimiz bu projede yeni sentezlenecek olan, özellikle tersiyer amin dediğimiz o grubu içeren bileşiklerin vücutta dönüşebilecek olan türlerini sentezleyebilmek ve bunların etkilerini, toksitelerini inceleyebilmek adına geliştirdiğimiz bir yöntem" dedi. "Özellikle ilaç endüstrisi başta olmak üzere bilimsel fayda sağlamayı planlıyoruz" Literatürde halihazırda bu amaçla kullanılan yöntemler olduğunu dile getiren Yılmaz, ancak bu yöntemlerin belirli bazı sınırlamaları olduğunu kaydetti. Kimisinin çok pahalı şartlar gerektirdiğini, kimisinin çevre dostu olmadığını kimisinin çok ağır şartlar gerektirdiğini, kimisinin ise çok kısıtlı sayıda ilaç etken maddesine uygulanabildiğini vurgulayan Yılmaz, "Biz literatürde bilinen yöntemlerdeki bütün bu eksiklikleri giderebilecek, daha çevre dostu, özellikle ışık enerjisinin kullanıldığı yeni bir yöntem geliştirmeyi hedefledik. Ve bu geliştirdiğimiz yöntemi de daha sonra yaptığımız sonuçlarla birlikte literatüre sunarak, özellikle ilaç endüstrisi başta olmak üzere bilimsel fayda sağlamayı planlıyoruz. Projemizin temel amacı bu" şeklinde konuştu. "Yöntemimizin başarılı olduğunu tespit ettik" Projenin şu anda yüzde 60-70’lik bölümünün bitirildiğini ve yöntemlerini optimize ettiklerini ifade eden Yılmaz, "Biz öncesinde optimizasyon çalışması yapıyoruz. Hangi koşullarda daha iyi çalışıyor, hangi koşullarda yüksek verimler edilebiliyor, hangi çözücü daha uygun oluyor? Bunların hepsini çeşitli seri reaksiyonlarla tespit ediyoruz. Ön çalışmalarımızı tamamladık. En iyi koşulları optimize ettik, tespit ettik. Şu anda uygulama aşamasındayız. Piyasada bilinen ve tersiyer amin grubu içeren ilaç etken maddelerinin tepkimelerini yapmaya çalışıyoruz. Bu tepkimeler gerçekten istediğimiz gibi gerçekleşiyor mu, vücutta gerçekleşen o olayın aynısını burada gerçekleştirip vücuttaki dönüşümü sağlayabiliyor muyuz? Onu tespit etmeye çalışıyoruz. Yaptığımız birkaç çalışmada ilaç etken maddelerinde de çok yüksek verimlerle çalıştığını ve yöntemimizin başarılı olduğunu tespit ettik" dedi. "Geliştirdiğimiz yöntemin patent başvurusunu yapacağız" İlaç etken maddeler üzerinde çalışmaya devam edeceklerini belirten Yılmaz, projeyi tamamlayarak bilimsel bir makaleye dönüştürmeyi ve uluslararası bir dergide yayınlamayı planladıklarını söyledi. Makalenin yayınlanmasının ardından da öncelikli hedeflerinin Mersin Üniversitesi’nin de desteğiyle geliştirdikleri yöntemin patent başvurusunu yapmak olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Patent başvurusu sonrasında da öncelikle çeşitli dönütlerle birlikte belki bunu endüstriyel anlamda uygulanabilirliğini çeşitli firmalarla da görüşerek konuşmayı planlıyoruz" diye konuştu. "Proje araştırmacı yetiştirme açısından da önemli" Yılmaz, yürüttükleri projenin araştırmacı yetiştirme açısından da önemli olduğunu kaydetti. Projede akademik anlamda lisans ve yüksek lisans öğrencileri olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: "Araştırmacı yetiştirmesi açısından bu sürekliliğin kesinlikle bitmemesi gerekiyor. Tabii ki bunu hem üniversitemiz, hem de TÜBİTAK üzerinden aldığımız destekler sayesinde burslarla öğrencileri destekliyoruz. Öğrencilerimiz hem bursiyer olarak bu projelerde yer alıyorlar, hem de bu projelerde çalışarak bilimsel anlamda geleceğin hocaları, geleceğin akademisyenleri, geleceğin bilim insanları, bilim kadınları olma yolunda kendilerini yetiştirme şansı buluyorlar. Bu projemizde de 6 öğrencimiz çalışıyor. Bunun 3’ü lisans, 3’ü de yüksek lisans öğrencisi. Öğrencilerimizin katkısı olmazsa bu projelerin yürütülmesi de mümkün olmazdı." "Çevre dostu, foto redoks tekniğiyle yapılan ilk yöntem olacak" Yılmaz, özellikle kimya alanında tekniklerin geliştirildiğini, geliştirilen bu tekniklerin üzerinden de yöntemler bulunmaya çalışıldığını belirtti. Kullandıkları yöntemin 2014’ten itibaren çok revaçta olmaya başlayan foto redoks tepkimeleri olduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Yani ışıklı tepkimeler diyoruz. Aslında çok eskiden klasik metotlarda ortama birçok kimyasal katarak, belki çevreye zarar verilecek türler katarak geliştirdiğimiz bazı yöntemlerin aksine burada ışık enerjisini kullanıyoruz. Işıkla sistemi uyardığımız zaman, kimyasalların gerçekleştireceği o dönüşümü, ışık sayesinde gerçekleştiriyoruz. Ve aslında yöntem daha çevre dostu hale gelmiş oluyor. Foto redoks tekniğini tabii ki biz geliştirmedik. Son yıllarda birçok bilim insanı tarafından kullanılıyor. Biz sadece foto redoks tekniğini kullanarak, daha çevre dostu olan bu tekniği kullanarak N-Dealkilasyon tepkimesi için yani ilaç metabolitlerinin sentezlenmesi için yeni bir yöntem geliştirdik. Ve bu yöntem literatürde olan, şu anda bu alanda kullanılan mevcut yöntemlerin eksikliklerini giderecek çevre dostu, foto redoks tekniğiyle yapılan ilk yöntem olacak."
Anadolu Üniversitesi yapay zeka odaklı çalışmaları ile öne çıkacak
03 Haziran 2024 Pazartesi - 11:09 Anadolu Üniversitesi yapay zeka odaklı çalışmaları ile öne çıkacak Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necip Serdar Sever, sektörde kullanımı her geçen gün yaygınlaşan yapay zekanın sadece uygulamada kalmadan eğitsel tasarım aracı olarak da kullanılması gerektiğini söyledi. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nde dijitalleşme sürecinin uzun seneler önce başladığını aktaran Prof. Dr. Sever, bölüm bünyesinde arttırılmış gerçeklik laboratuvarı kurduklarını söyledi. Bunun reklamların dijital ortama aktarılması açısından önemine değinen Sever, “Bu laboratuvar sayesinde iki tane önemli doktora tezi çıkardık ve bunlar uygulamaya yönelik boyutları olan doktora tezleriydi, bu açıdan da çok önemli. Bunu yaparken şunu fark ettik; iki tane kavram yaşamımızın içine girmişti, oyunlaştırma ve yapay zeka. Bu iki kavramla tanışmamız artırılmış gerçeklik çalışmalarımız sayesinde oldu. Tezlerimi üretirken şöyle bir gerçekliğin farkına vardık. Artık uygulamaya yönelik birtakım farklı boyutlar da katmak gerekiyordu. Günümüze geldiğimizde özel sektör özellikle reklamcılık alanında faaliyet gösteren reklam ajansları ile iş birliklerimiz oldu, protokollerimiz oldu. Şu anda bölümümüz bünyesinde bir reklam ajansıyla yapay zeka bazlı bir reklamcılık araştırma laboratuvarımız var ve burada yapay zeka ile tasarlanmış reklam medya ölçüm ürünleri başta olmak üzere reklamcılığın her alanına hizmet için ürünlerin tasarımını yapıyoruz. 4 öğrencimiz de burada istihdam edilmiş durumda” dedi. Anadolu Üniversitesi’nde geliştirilen proje uluslararası arenada kabul gördü Yapay zekanın eğitsel boyutuna da değinen Prof. Dr. Sever, “Biz 2017-2018 yılları arasında başlattığımız ve yürütücülüğünü doktorantımız Sezer Aksoy ile üstlendiğimiz uluslararası bir ölçekte geliştirilen Hope the Happens projesini gerçekleştirdik. Burada göçmen çocukların, ülkemizdeki göçmen çocukların topluma katılımı ve özellikle sosyal medya araçları yoluyla eğitilmesi düşüncesinde bir projeydi. Gördüğünüz gibi bir eğitim ayağı vardı ve bu anlamda da bir ilk projeydi. Aksoy, Kolombiya’da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. O sırada da Venezuela’da da ciddi bir göç sorunu yaşanıyordu. Proje onlara da bir ışık tuttu, sunuşlar yapıldı ve uluslararası arenada büyük bir ilgi ve kabul gördü. Sonrasında buradan kısa filmler de çıktı ve bu kısa filmler çeşitli yarışmalarda da gösterildi; Lüksemburg’ta, Viyana’da gösterime tabi tutuldu, büyük ilgi aldı, ödüller aldı. Bütün bunların hepsi gördüğünüz gibi şunu çok net şekilde göstermiş oldu. Yapay zeka, bir eğitsel tasarım aracı olarak kullanılması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Yapay zeka sadece bir uygulama aracı olarak kalmamalı” Bu noktada yapay zekanın önemine değinen Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necip Serdar Sever, gerçekleştirilmesi düşünülen projelere ilişkin de bilgi verdi. Sever, “Yapay zeka evet bir eğitsel tasarım aracı olarak mutlaka tasarlanmalı, sadece bir uygulama aracı olarak kalmamalı. Anadolu Üniversitesi bu anlamda çok öncü bir üniversite. İki tane önemli amiral gemisine sahip. Bunlardan bir tanesi herkesin çok iyi bildiği uzaktan eğitim. Bir diğeri de iletişim bilimleri. Bu ikisi bir bütün aslında. Biz şimdi şunu tasarlıyoruz, üniversitemizde bir enstitüye ihtiyacımız olduğu düşünüyoruz, bu enstitü göçmen çocukların yapay zeka araçları ile eğitilmesi ve aynı zamanda sadece göçmen çocukların eğitimi için tasarımlar yapılması değil eğiticilerin eğitim rolünü üstlenmesi. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden seçilecek akademisyenlerin ve öğrencilerin burada tekrar yapay zeka araçları ile eğitsel modül tasarımları eğitiminden geçtikten sonra bulundukları şehirlere gitmeleri ve oradaki yerleşik göçmen çocuklarına bu eğitimi vermelerinde birer mentor rolü oynamalarını düşünüyoruz, tasarlıyoruz. Bunun önemli bir toplumsal sorunumuza katkı yapacağını ve çözüm anlamında katkı yapacağını düşünüyoruz. Bu nedenlerle önemli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. “Yapay zeka çalışmaları Eskişehir’i çekim merkezi haline getirecektir” Eskişehir’in birçok noktada öncü olduğunu aktaran Prof. Dr. Necip Serdar Sever, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu noktada Eskişehir’in rolünü bir kez daha vurgulamak isterim. Eskişehir bu projeye çok şey vereceği gibi çok şey de alacaktır. Her şeyden önce burada bir ekonomik dinamizm yaşanacaktır ve dediğim gibi eğiticilerin eğitimi programı ile pek çok katılımcı buraya gelecek ama bu yetmez. Biz aynı zamanda uluslararası işbirliği ile çeşitli Birleşmiş Milletler ’de de bu konuda çalışan örgütler ve kuruluşlarla da işbirliği yapmayı planlıyoruz. Onların da uzmanlarının hem eğitim programlarında yer almalarını hem de biz o eğitimlere katılıp buradan sertifika almalarını düşünüyoruz. Bu aynı zamanda bize büyük bir itibar kazandıracaktır. Bir ekonomik sirkülasyon da şehir boyutunda kazandıracaktır. Eskişehir’in adının lanse edilmesi ve bu yolla da ülkemizin adının olumlu olarak tanınmasını ve öne çıkmasını planlıyoruz, düşünüyoruz. Çünkü bu boyutuyla bu proje dünyada da bir ilk olacaktır. Anadolu Üniversitesi bu projeyi dünyada bir ilk olarak sunduğunda ve uygulamaya başladığında da gerçekten dünyadaki hem eğitim kurumları ve üniversitelere hem de bu konuda çalışan ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşlarına ve uluslararası anlamda yardım kuruluşlarından tutun da Birleşmiş Milletler’in kurumlarına önemli bir örnek teşkil edecektir. Bu bilgi birikimi tabi Türkiye’yi ve Eskişehir’i özellikli bir çekim merkezi haline getirecektir.”
Adana’da üniversite öğrencileri TEKNOFEST’te şampiyonluk hedefliyor
03 Haziran 2024 Pazartesi - 10:48 Adana’da üniversite öğrencileri TEKNOFEST’te şampiyonluk hedefliyor Adana’da Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) öğrencileri, bu yıl Adana’da düzenlenecek olan TEKNOFES’te derece elde etmeyi hedefliyor. Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Kaan Teknoloji Kulübü öğrencileri, 2-6 Ekim tarihleri arasında Adana’da düzenlenecek olan Türkiye’nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali için üniversitedeki uçuş için belirledikleri alanda ve teknoloji laboratuvarlarında geniş bir ekiple çalışmalarını sürdüren ekip, yarışma için belirledikleri görevleri gerçekleştirmek üzere uçuş testleri gerçekleştirdi. Uçuş testini otonom bir biçimde insan müdahalesi olmadan gerçekleştiren İHA testi başarılı bir şekilde tamamlarken, öğrenciler başarıyla sonuçlanan testleri alkışlayarak kutladı. "Hedefimiz Adana olarak derece elde etmek" ATÜ öğrencileri olarak 5 takım halinde TEKNOFEST’e katılacaklarını belirten Havacılık ve Uzay Mühendisliği 4.sınıf öğrencisi Görkem Kemal Ermurat, "Şu anda TEKNOFEST 2024 yarışmasına hazırlıklarımız sürüyor. Önceden tasarlamış olduğumuz 2 Dik İHA aracımız ile 2024 yarışması için hazırlamış olduğumuz görev sistemlerinin testlerini gerçekleştirerek hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Biz 3 farklı kategoride 5 takım olarak katılacağız. Bunların 2’şer tanesi ’Uluslararası İHA’ ve ’Girişim’, bir tanesi ise ’Savaşan İHA’ kategorisinde yer alacak. Daha önceki Teknofest yarışmalarında ev sahibi şehirlerin takımları genellikle derece alamadı. Bizlerin hedefi şu anda Adana’da olan bir takım olarak bu yıl derece elde etmek" dedi. TEKNOFEST’e davetli olarak katılması beklenen SpaceX ve Tesla CEO’su Elon Musk’ı da Adana’ya beklediklerini belirten Ermurat, "Elon Musk inşallah Adana’ya gelecek. Geçen sene kendisi katılım sözü vermişti. Adana’da onu yakalayabilirsek kendi laboratuvarımıza getirmek istiyoruz" şeklinde konuştu. "Ülkemiz havacılık ve sanayi konusundaki gelişimini TEKNOFEST’e borçlu" Elektrik ve Elektronik Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Şiar Tunçdemir ise, "Yeni tasarımımız Dik İHA olarak adlandırılan, piste ihtiyaç duymadan kalkabilen insansız hava aracımız. Tasarımı tamamen bize ait. İçerisindeki elektronik kartları ve tüm elektronik sistemleri de bize ait. Tasarımlarını da biz yapıyoruz. Bu İHA’mız havada 80-90 metre/saniye hızla uçuş yapabiliyor. 250 metreye kadar testini yaptık. Yarışmaya ekip olarak hazırız. TEKNOFEST ülkemiz için çok önemli bir noktada bulunuyor. Ülkemiz havacılık ve savunma sanayi konusundaki gelişimi bence TEKNOFEST’e borçlu. Bu sayede öğrenciler kendi üretimlerini sergileyecek ve birbirleri ile rekabet edebilecek duruma geliyor. Bu da diğer ülke ve diğer üniversitelere göre güzel bir rekabet sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Girişimcilik, IMEHub Projesi ile canlandı
03 Haziran 2024 Pazartesi - 10:27 Girişimcilik, IMEHub Projesi ile canlandı Girişimcilerin kuluçka merkezlerindeki hizmetlere erişimini kolaylaştırmayı ve etkileşimlerini artırmayı hedefleyen IMEHub Projesi tamamlandı. Program kapsamında girişimciler, demo day ve webinarlar bir araya gelerek global mentorlerle de eşleşme fırsatı yakaladı. YTÜ Yıldız Teknopark tarafından koordine edilen IMEHub Projesi, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla yürütülen ENHANCER Projesi kapsamında yürütüldü. Girişimcilerin kuluçka merkezlerindeki hizmetlere erişimini kolaylaştırmayı ve etkileşimlerini artırmayı amaçlayan proje ile bilgi iletişim sektöründe girişimcilik fırsatlarının maksimize edilerek geliştirilmesi sağlandı. IMEHub Projesi’nde sağlanan destekler Fikir ve ürün aşamasındaki girişimcilere yönelik iki hızlandırma programı başarıyla tamamlandığı programlara; İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Adana, Hatay, Şanlıurfa gibi illerden 300’den fazla girişimci ve 102 girişimci ekip başvuru yaptı. Bu başvurular arasındaki 62 girişimci ekip, 120 saatlik eğitim programından yararlandı. Eğitimler, yalın girişimcilik, çevik ürün geliştirme, iş modeli oluşturma, dijital pazarlama ve finansman kaynaklarına erişim gibi 20 başlıkta verildi. Yine bu ekiplerden 43’üne ise ABD, AB, Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan, Azerbaycan ve Singapur gibi ekosistemlerde uluslararası tecrübeye sahip mentorlar eşliğinde 745 saatlik mentorluk ve danışmanlık desteği sağladı. Bu destekler, 16 girişimcinin iş fikirlerini teknoloji hazırlık seviyesinin THS 4 ve üzerine çıkarmalarını sağladı. Düzenlenen etkinlikler yüzlerce katılımcıyı bir araya getirdi Program kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler ile 800’den fazla katılımcıya ulaşıldı. “Next Level Talks” ile konuşmacılar, ilham veren tecrübelerini katılımcılarla paylaşırken “MENA Bölgesindeki Fırsatlar” başlıklı webinarda ise Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nde girişimciler için yeni pazarlar ve fonlara erişim imkanlarını gündeme taşıdı. Yine Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi hakkında önemli bilgilerin sunulduğu “Türk Girişimcilik Ekosistemi” ve “Türk Yazılım Sektörü ve Dünyadaki Yeri” temalı webinar serisinde ise ABD, AB, Singapur, Dubai ve İstanbul gibi önde gelen girişimcilik ekosistemlerinde önemli görevler üstlenen konuşmacılar, bulundukları bölgeler hakkında değerli bilgiler paylaştı. Katılımcılar, online ortamda alanında uzman konukların bilgi ve deneyimlerinden faydalanırken aynı zamanda ilham dolu konuşmaları dinleme fırsatı buldu. Ayrıca, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen “Speed Networking Etkinliği” ile girişimciler, öğrenciler, mentorlar, eğitmenler, yatırımcılar ve akademisyenler gibi farklı profildeki katılımcılar bir araya geldi. Bu etkinlik, dolu dolu geçen sohbetler eşliğinde katılımcıların iş ağlarını genişletmelerine imkan tanıdı. YTU Startup House Mobil Aplikasyonu devrede Dijitalleşme alanında YTU StartUp House Mobil Aplikasyonu, Girişimcilik Programları Yönetim Sistemi ve Uzaktan Eğitim sistemi (LMS) girişimcilerin kullanımına sunuldu. Geliştirilen dijital süreçlerle veriye kolay erişim, süreçlerin verimli yönetilmesi sağlanırken girişimcilik merkezi girişimciler için daha esnek ve kolay ulaşılabilir bir merkez oldu. Politika analizleri yapıldı Proje faaliyetleri sonucunda, kısa vadeli etki analizi yapılarak, göçmen girişimciliği konusunda politika öneri dokümanları hazırlandı. Proje paydaşları ile yapılan odak grup görüşmeleri, sağlanan desteklerin etkisini ve gelecekteki politika önerilerini belirlemede önemli rol oynadı. Proje süresince yapılan çalışmalar, düzenlenen etkinlikler, sağlanan destekler incelenerek proje paydaşları ile odak grup görüşmeleri yapıldı. Bu inceleme ve görüşmeler sonucunda ise projenin kısa vadedeki etki analizi yapıldı ve göçmen girişimciliği konusunda politika öneri dokümanı hazırlandı. Başarılı girişimciler yatırımcılarla buluştu Mayıs ayında gerçekleşen Demoday & Proje Kapanış Etkinliği’nde ekosistem paydaşları bir araya geldi. Etkinlikte katılımcılar, girişimcilerin ürünlerini/projelerini deneyimleme imkanı bulurken girişimciler ise yatırımcılara yönelik sunumları gerçekleştirme fırsatı yakaladı. Heyecan ile geçen sunumların ardından girişimciler, katılım sağlayan yatırımcılar ile birebir tanışma imkânı buldu.
Kepez’in Bilim Merkezi’nden eğlenceli bilim deneyleri
03 Haziran 2024 Pazartesi - 10:01 Kepez’in Bilim Merkezi’nden eğlenceli bilim deneyleri Antalya Bilim Merkezi’nde düzenlenen Bilim Show etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen açık hava basıncı, fildişi macunu ve sis makinesi deneylerinde minikler hem eğlendi hem de öğrendi. Antalya Bilim Merkezi de, çocukların öğrenme sürecini zenginleştirmek, onları bilimle tanıştırmak ve bilimi eğlenceli bir ortamda öğretmek için önemli çalışmalara imza atıyor. Bilim Merkezi, Antalya’nın çocuklarını merak etme, keşfetme, eleştirel düşünme, problem çözme, teorik bilgileri pratik uygulamalara dönüştürme gibi birçok fayda sağlayan bilimsel deneylerle buluşturuyor. Antalya Bilim Merkezi tarafından Bilim Show etkinlikleri kapsamında hafta sonu gerçekleştirilen açık hava basıncı, fildişi macunu ve sis makinesi deneyleri yoğun ilgi gördü. Eğlenerek öğrendiler Etkinlikte çocuklar, keşfetmenin yaşı ve bilimin sınırı olmadığı mesajıyla çeşitli bilimsel deneylere tanıklık etti. Katılımcılar; açık hava basıncı deneyi ile hava basıncının gücünü ve günlük yaşantımızdaki etkilerini, Fildişi macunu deneyi ile kimyasal bir reaksiyona katalizör etkilerini eğlenerek, öğrenme şansı yakaladı. Çocuklar fizik ve kimyanın temel prensiplerini de sis makinesi ile öğrendi. Antalya Bilim Merkezi Eğitim Koordinatörü Gizem Yıldırım, bu tür etkinliklerin devam edeceğini ve daha fazla çocuğa ulaşarak bilimi sevdirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Bu dronle arama ve kurtarma daha kolaylaşacak
03 Haziran 2024 Pazartesi - 09:33 Bu dronle arama ve kurtarma daha kolaylaşacak Erzurum’un Oltu ilçesinde bir grup genç geliştirdikleri dron projesiyle deprem sonrası arama ve kurtarma çalışmalarına destek olacak fikirler üretti. Atatürk Üniversitesi Oltu Uygulamalı Bilimler Fakültesi 3.Sınıf öğrencilerinin yapmış oldukları “Depron” isimli projeleri İstanbul’da 300 proje içerisinde ikinci olurken TEKNOFEST’te yarı finalist oldu. Atatürk Üniversitesi Oltu Uygulamalı Bilimler Fakültesi öğrencileri, enkaz altında canlıları bularak, hangi ambulans ile hangi hastaneye gittiği bilgilerinin tutulacağı, akşamları enkaz alanını aydınlatarak, ses sistemi ile enkaz altındaki canlıların bilinç kaybı yaşamalarını engelleyecek bir dron projesi hazırladı. Hatay, Malatya ve Van’da depremi yaşayan öğrenciler, depremde gördükleri eksikliklerden yola çıkarak geliştirdikleri “Depron” isimli projeleri İstanbul’da girdikleri yarışmada 300 proje içinde ikinci oldu. Yarışmadan kazandıkları 30 bin lirayı dron malzemesine harcadılar ve ikinci dronu yaptılar. Yaklaşık 1,5 yıldır Oltu Gençlik Merkezinde yapmış oldukları çalışmalar sonucu başarıya ulaşan öğrenciler projeleri için destek bekliyorlar. Öğrencileri geliştirdiği dron enkaz alanın 3 boyutlu haritasını oluşturuyor. Bu harita üzerinde enkaz altında kalan canlıların yerlerini gösteriyor. Enkaz yanında bulunan hasarlı binalarda yıkılma riskini ölçerek enkazda çalışan ekiplere uluslararası bir ses ile ekiplerin enkazda çalışma yapmalarını ya da enkaz alanını terk etmeleri noktasında uyarıyor. Akşamları enkazları aydınlatıyor. Bitmiş enkazları harita üzerinde işaretliyor. Gücünü özel tasarlanmış çantasından alıyor. Bu çantanın altında yedek bataryalar olup çantanın üzerinde katlanıp açılabilir bir güneş paneli sistemi ve ufak ev tipi jeneratör ile gücü tükenmiş bataryaları tekrar şarj edebilecek bir sistem üzerinde çalışmaktayız. Bitmiş enkazları 3D harita üzerinde işaretliyor. Projenin geldiği noktayı anlatan Proje Yöneticisi ve Atatürk Üniversitesi üçüncü sınıf öğrencisi, Hüseyin Aygan, “Kendi uçuş kontrol yazılımı yazıldı. PID ayarlarını yapıyor ve kendi tasarımımız olan dron çıktısını aldık. Kendi PCB (Devre Kartı) tasarımımızı oluşturuyoruz. Görüntü işleme yapmaya başladık. Kamera ve sensör eksikliğinde belli noktaya kadar ancak gelebildik. Web sitemizi kurarak DEPRON isim patentini aldık. TEKNOFEST’te İnsanlık Yararına Teknolojiler kategorisinde yarı finale Yükseldik. Kocaeli’nde düzenlenen 6. Doğu Marmara Uluslararası proje pazarı yarışmasında 6. olduk. Akbank Gençlik Akademisi tarafından düzenlenen Akbank Kampüste yarışmasında Türkiye çapında 300 proje arasından 2. olduk. AKUT’un Arama Birim Başkanı Yarkın Sargin DEPRON projemizin mentörlüğünü yürütmektedir” diye konuştu. Hüseyin Aygan (23) ile ekibi Aleyna Korkmaz(22),Beyza Konuker (21) arama kurtarma çalışmalara destek olmak için bir proje hazırladı. İbrahim Hakkı Harmankaya (22), Berkay Sönmez (22), Seval Olgaç (21), Nuri Eray Bilgin’in de (22) ve Doğukan Yanık (22) projenin yapımcıları olarak projeye imza attılar.
Laboratuvara alınan yılan balığı, vitamin ve mineral deposu çıktı
02 Haziran 2024 Pazar - 20:24 Laboratuvara alınan yılan balığı, vitamin ve mineral deposu çıktı Dünyada sadece Meksika’nın Saragossa Körfezi’nde üreyen ve yaklaşık 3 yıl süren 7 bin kilometrelik yolculukları sonrası Ege kıyılarına ulaşan yılan balıkları ile ilgili geçen hafta Aydın’da yapılan çalıştayın ardından, bu hafta yılan balığının içerdiği besinler açıklandı. ADÜ Teknokent’te 17 adet patentli proje çalışmalarını sürdüren Karya Farma, laboratuvar ortamına aldığı yılan balıklarına ilişkin çalışmaların sonucunu açıkladı. Yılan balıklarının başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiği belirtildi. Meksika’nın Saragossa Körfezi’nden yola çıkıp Okyanusu aşarak, Cebelitarık Boğazından geçip, Akdeniz üzerinden Büyük Menderes Nehri vasıtasıyla Bafa Gölü’ne gelip yaşam döngülerine devam eden yılan balıklarına yönelik incelemeler devam ediyor. Karya Farma HBX Ar-Ge Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Başlık, gizemli yolculuklarının sırrı çözülemeyen yılan balıklarının laboratuvar sonuçlarını açıkladı. “Agresif kanser hastalıklarına karşı daha etkili” Bir süredir devam eden çalışmalarının neticeleri ile ilgili açıklama yapan Karya Farma HBX Ar-Ge Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Başlık, "Laboratuvar ortamında yaptığımız çalışmalarda 100 gram yılan balığında 26 mg kalsiyum, 3 bin 787 İU A vitamini, 1.8 mg C vitamini, 0,64 mg demir ortaya çıktı. Aynı zamanda protein, Omega- 3 yağ asitleri, vitamin ve mineral kaynağı bakımında oldukça zengin ve yüksek yağ içeren yılan balıklarının lezzetinin yanında başta kanser hastalarının tedavisi olmak üzere fosfor bakımından zengin olması açısından da agresif kanser türü hastalıklar ile birlikte pek çok klinik tedavilere destek olarak kullanılabilmesi için üzerinde çalışmalar başlattık" dedi. Kanser veya tümörlerin önlenmesinde, tedavisinde veya bu hastalıklardan kaynaklanan semptomların giderilmesinde kullanılan tedavi yöntemlerin arasında günümüzde toksik etki içermeyen farmasötik bileşiklerin tercih edileceğinin öngörüldüğünü kaydeden Başlık, “Bu anlamda yılan balıkları yolculukları kadar faydaları da oldukça gizemli çıktı. Yaptığımız çalışmalarda bahsedilen farmasötik bileşiklerin sadece zararlı kanser veya tümör hücrelerine etki ediyor olması; sağlıklı hücrelere karşı bir etkisinin bulunmaması yılan balıklarının tıpta tercih konusu olmasını sağlayacaktır” dedi. Yapılan araştırma sonucunda; yılan balığı bileşenlerinde B6 ve C vitaminini, fosfat, sodyum, potasyum, selenyum, çinko, kükürt, manganez minerallerini içerdiği belirtildi. Yılan balığının lezzetli olmasının yanı sıra faydaları, “- Kalp ve damar sağlığını korur. Kolesterolü düşürür. Astım ve alerjik hastalıklara yararı vardır. Cinsel gücü kuvvetlendirir. Cildi kuvvetlendirir. Çatlak ve pişiklere yararı vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Beyin hücrelerini güçlendirir” ifadelerine yer verildi.
‘Kök Hücre Sempozyumu’ Türkiye ve KKTC’deki uzmanları bir araya getirdi
02 Haziran 2024 Pazar - 15:59 ‘Kök Hücre Sempozyumu’ Türkiye ve KKTC’deki uzmanları bir araya getirdi Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Araştırma Enstitüsü’nün düzenlediği ‘Kök Hücre Sempozyumu’ ile kök hücre araştırmaları ve uygulamalarının son yıllarda kazandığı ivme, kök hücre alanındaki yenilikler bu alandaki gelecekteki yönelimler ele alındı. Yoğun katılımla gerçekleşen sempozyumda; kök hücre araştırmaları alanında uzman bilim insanları, araştırmacılar ve öğrenciler bir araya geldi. Sempozyumun açılışında Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ile Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel konuşma yaptı. Açılış konuşmalarının ardından; Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Kurucu Üyesi ve Bilimsel Araştırmalar Projeleri Koordinatörü Prof. Dr. H. Seda Vatansever, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Güven, Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. K. Can Akcalı, DESAM Araştırma Enstitüsü araştırmacısı Dr. Çağlar Özketen, Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Güney Yılmaz ve DESAM Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel sunumlarını gerçekleştirdi. Katılımcılar sempozyum boyunca; kök hücre alanında son gelişmeleri takip etme ve bu alanda yapılan çalışmalar hakkında bilgi edinerek, gelecekteki araştırmalar için iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Kök hücre araştırmalarının birçok alana yansıması mercek altına alındı Sempozyumda sırasıyla; Prof. Dr. H. Seda Vatansever “Kök Hücre-Neden Büyülüler?” sunumuyla konuya giriş yaparken, Prof. Dr. Sinan Güven “Biyomühendislikte Kök Hücre ve Organoid Teknolojileri”, Prof. Dr. Akcalı “Daha Sağlıklı Bir Dünya İçin Yeni Umut: Uyarılmış Pluripotent Kök Hücreler (İPSC’ler)”, Dr. Çağlar Özketen “Kök Hücre Eksozomlarının Yeni Nesil İlaç Dağıtım Sistemleri Olarak Potansiyeli”, Prof. Dr. Güney Yılmaz ve Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel ise “Diş Hekimliğinde Biyolojik Terapi ve Lazerler” konularını ele aldı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Uluslararası iş birlikleri, bilimin sınırlarını genişletme ve yeni keşifler yapmada önemli bir rol oynuyor” Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ açılışta yaptığı konuşmada, kök hücrelerin hasarlı dokuların onarılması, dejeneratif hastalıkların tedavisi ve kişiselleştirilmiş tıp alanında büyük umutlar vaat ettiğini vurguladı. Kök hücre araştırmalarında alanın önemli isimlerinin bir araya gelmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Şanlıdağ, uluslararası bilimsel iş birliklerinin bilimin sınırlarını genişletme ve yeni keşifler yapmada önemli bir rol oynadığını belirterek, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak, temel değerlerimizden biri olarak gördüğümüz bu yaklaşımla dünya genelinde 100’ün üzerinde üniversite ve kurumla iş birliği yapıyor; bilimsel araştırma, yayın ve etkinliklerde ortak çalışmalar yürütüyoruz. Diğer yandan, her yıl binin üzerinde ulusal ve uluslararası bilimsel etkinliğe ev sahipliği yapıyor ya da katılım gösteriyoruz” dedi. “Kurucusu olmaktan gurur duyduğum DESAM Araştırma Enstitümüzde oluşturduğumuz uluslararası bilimsel iş birliği ağının merkezinde yer alarak önemli bilimsel çalışmalara imza atmaya devam ediyor” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, sempozyumun bilimsel çıktılarının, alanı ileriye taşıyacak araştırmalara ve yeni yayınlara ilham vereceğine inandığını vurguladı. Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel: “Organ nakli ve birçok hastalığın tedavisinde devrim niteliğinde çözümler sunacak” DESAM Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel ise DESAM Araştırma Enstitüsü’nde 12 farklı araştırma grubu ile çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Bu çalışma grupları arasında Kök Hücre Araştırma Grubu’nun da yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Özverel, çalışma gruplarında 50’nin üzerinde araştırmacıyla multidisiplinel çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Kök hücrelerin, tedavi ve iyileştirme potansiyeliyle insanlığın geleceği için umut vaat eden bir alan olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel, yakın gelecekte hasar görmüş dokuların yenilenmesi, organ nakli ve birçok hastalığın tedavisinde devrim niteliğinde çözümler sunacağına inandığını ifade etti. Bu alandaki ilerlemelerin sadece hastalıkların tedavisi ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda ilaç geliştirme işlemlerini hızlandırarak daha etkili tedavi yöntemlerinin bulunmasına da katkı sağladığını belirten Özverel, “Kök hücre araştırmaları, etik ve yasal zorluklar içermesine rağmen doğru yönetimle insan sağlığı için muazzam bir potansiyel oluşturmaktadır” dedi. Düzenlenen etkinliğin yeni iş birlikleri ve projeler için de platform oluşturacağını sözlerine ekleyen Doç. Dr. Özverel, katılımcılara teşekkür etti.