TEKNOLOJİ
Teknoloji Fuarı’nda sektör temsilcileri öğrencilerle buluştu 03 Nisan 2026 Cuma - 14:37:04 Bursa Uludağ Üniversitesi Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİJİMER) tarafından düzenlenen Teknoloji Fuarı’nda stant açan firmalar, öğrencilerden yoğun ilgi gördü. BUÜ DİJİMER’in üçüncü kez gerçekleştirdiği Teknoloji Fuarı 1-2 Nisan tarihleri arasında Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapıldı. Organizasyonda farklı sektörlerden çok sayıda kurum ve kuruluş temsilcileri yer aldı. Gençler tarafından ziyaretçi akınına uğrayan fuarda öğrenci kulüpleri de stant açarak projelerini sergiledi. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cafer Çiftci ve Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu da stantları ziyaret etti. Programda gençlerle ve sektör temsilcileriyle sohbet eden Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, BUÜ’nün sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda nitelikli projelerin üretildiği büyük bir bilim yuvası olduğuna işaret etti. Üniversite-Sanayi işbirliğinin geliştirilmesi adına da önemli bir köprü görevi gören fuara iş dünyasının da ciddi bir ilgi gösterdiğini aktaran Yılmaz; "Burada sadece firmaların ürünlerini değil, genç yeteneklerimize ilham verecek vizyon sergileniyor. Bu fuarı aynı zamanda ortak projelerin, staj imkanlarının ve yerli teknoloji hamlesinin değerli bir başlangıcı olarak görüyoruz. İlgi ve katılım bizi mutlu etti. Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz" dedi. BUÜ Dijital Dönüşüm Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kurtuluş Kaymaz ise fuarın çok olumlu geçtiğini belirterek, tüm katılımcılara teşekkür etti.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:29 Canik’te genç kâşifler uzayla buluşuyor, gökyüzünü öğreniyor Samsun Canik Belediyesi’nin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü okullara kurduğu planetaryumla öğrenciler unutulmaz anlar yaşıyor; yıldızlar, gezegenler ve gök cisimleri hakkında bilgi sahibi oluyor. Canik Belediyesi, bilim ve teknoloji atölyelerini okullara taşımaya, öğrencileri astronomi, havacılık ve uzay bilimleri alanında uygulamalı eğitimler, eğitici ve eğlenceli aktivitelerle buluşturmayı sürdürüyor. Canik Belediyesi’nin Canik Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü tarafından okullarda kurulan mobil planetaryum öğrencilerin yoğun ilgisine sahne oluyor. Planetaryumla öğrenciler yıldızların oluşumunu, güneş sistemini ve gezegenleri öğreniyor. 360 derecelik projeksiyon sistemleriyle gezegen ve gökyüzü simülasyonlarıyla bir araya gelen öğrencilere mobil planetaryumda ayrıca Milli Uzay Programı, Türkiye Uzay Ajansı, uluslararası uzay istasyonu ve hava olayları hakkında filim ve animasyon gösterimleri gerçekleştiriliyor. "Öğrenciler eğlenirken öğreniyor" Planetaryum etkinliklerinin yanı sıra okullara teknoloji atölyeleri de kurduklarını söyleyen ve sürdürülebilir eğitim uygulamalarının önemine değinen Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Eğitimde farkındalık oluşturan çalışmalarımızla öğrencilerimizin yeni bilgiler öğrenmelerini ve yeteneklerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Okullarımızda kurduğumuz planetaryum, doğa ve teknoloji atölyeleriyle öğrencilerimizi uygulamalı eğitimler, eğlenirken öğrenmelerine imkan sunan aktivitelerle bir araya getiriyoruz. Bu eğitim programlarımızın yanı sıra öğrencilerimize Milli Teknoloji Hamlesi’yle geliştirilen ve kullanımda olan yerli ve milli eserlerimiz hakkında da bilgiler veriyoruz. Canik’te geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyor, bilim ve teknoloji atağımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Başkan Sandıkçı ayrıca öğrencilerin hazırladığı TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine destek vermeye devam ettiklerini sözlerine ekledi.
03 Nisan 2026 Cuma - 13:44 Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin uzaya giden ikinci astronotu olan Tuva Cihangir Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlayan Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Astronot Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da bir araya geldiği öğrencilerle uzay yolculuğu deneyimlerini paylaştı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Tuva Cihangir Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Atasever, Türkiye’nin uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
03 Nisan 2026 Cuma - 13:36 Uzayda rekabet kızışıyor: Türkiye sahaya iniyor Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever, Tekirdağ’da öğrencilerle bir araya gelerek uzay yolculuğu deneyimlerini ve geleceğin uzay projelerini anlattı. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Atasever, ilkokul ve lise öğrencilerine uzay yolculuğu sürecini, aldığı eğitimleri ve bilimsel çalışmalarını aktardı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, uzayın bilinmeyen yönleri sade bir dille anlatıldı. Astronot Alper Gezeravcı ile birlikte ABD, Almanya ve Japonya’da katıldığı eğitim süreçlerinden bahseden Atasever, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. Uzay çalışmalarının hızla geliştiğine dikkat çeken Atasever, mevcut uluslararası uzay istasyonunun 2030 yılına doğru görevini tamamlayacağını belirtti. Yeni dönemde ticari uzay istasyonlarının ön plana çıkacağını söyleyen Atasever, özel sektörün bu alandaki yatırımlarının arttığını ve yakın gelecekte bu projelerin somut sonuçlarının görüleceğini dile getirdi. Türkiye’nin uzay hedeflerine de değinen Atasever, önümüzdeki süreçte Ay’a iki ayrı iniş planlandığını vurguladı. Türkiye’nin, uzay istasyonlarında kendi deney ekipmanlarını kullanabilmesi ve üretim altyapısını oluşturabilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Atasever, gençlere bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu.
Atılım Üniversitesi öğrencileri geleceğin mühendislerine öncülük etti
14 Mayıs 2024 Salı - 12:10 Atılım Üniversitesi öğrencileri geleceğin mühendislerine öncülük etti Atılım Üniversitesi VeciLabs Araştırma Geliştirme Platformu, düzenledikleri VEX Liseler Arası Robotik Yarışması ile geleceğin mühendislerine öncülük etti. Atılım Üniversitesi VeciLabs Araştırma Geliştirme Platformu, lise öğrencilerinin robotik kodlama becerilerini sergileme, takım çalışması ve problem çözme yeteneklerini geliştirmesine katkı sağlamak amacıyla 11-12 Mayıs’ta VEX Liseler Arası Robotik Yarışması düzenledi. Atılım Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı turnuvaya 15 okuldan katılan 15 takım, zafere ulaşmak için birbirleriyle kıyasıya yarıştı. Robotik faaliyetlerin liseli öğrencilere hitap ettiğini dile getiren VeciLabs Araştırma ve Geliştirme Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Emir Can Emir, “VEX Robotics adı altında uluslararası bir yarışma gerçekleştiriyoruz. Burada takımlarımız kıyasıya bir şekilde mücadele ediyorlar. Takım çalışmasının önemini ve problem çözme yeteneklerini değerlendiriyorlar. Bunun sonucunda ödüllerimizle birlikte yurt dışı yarışmalarında fırsat bulabiliyorlar” ifadelerini kullandı. Yarışmanın Atılım Üniversitesi’nin destekleriyle gerçekleştirildiğine dikkati çeken Emir, “Takımlarımızın hepsi çok başarılılar. Geleceğin mühendisleri olacaklarına ve ülkemiz için çok faydalı öğrenciler olacaklarına eminiz” değerlendirmesinde bulundu. Yarışmada takım çalışmasının öne çıkan en önemli özellik olduğunu vurgulayan Emir, “Burada bireysel olarak asla başarı kazanamayız. Takım olmanın önemi bu yarışmalar için çok önemli. Takım çalışmalarını çok iyi yaptıkları zaman ödül kazanıp yurt dışına gidebiliyorlar” dedi.
Bursa Uludağ Üniversitesi’nden elektrikli araç sanayisine destek
14 Mayıs 2024 Salı - 11:11 Bursa Uludağ Üniversitesi’nden elektrikli araç sanayisine destek Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), TÜBİTAK-1501 projesi çerçevesinde elektrikli araçlar için batarya kutusu geliştirme ve imalat faaliyeti yürütecek olan Hüner Alüminyum firmasına mühendislik ve Ar-Ge desteği verecek. BUÜ Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. A. Alper Özalp, Hüner Alüminyum Ar-Ge ekibinin yürüttüğü elektrikli araçlar için batarya kutusu geliştirme ve imalatı projesinde görev alıyor. Önceki yıl başlatılan proje ortaklığı çerçevesinde 2023 yılı 2. dönem çağrısına yapılan başvuru olumlu sonuçlandı. TÜBİTAK, “Enerji Yoğunluğu Yüksek Batarya Hücre Teknolojileri, Yüksek Verimli Batarya Üretimi-Yönetimi” başlığı altında tanımlanan “Yüksek verimli çevreye duyarlı batarya üretim süreçlerinin geliştirilmesi” ve "Enerjiyi daha verimli kullanma imkânı sağlayacak yüksek verimli batarya yönetim sistemlerinin geliştirilmesi” hedefleri çerçevesinde çalışmanın desteklendiğini açıkladı. Çalışmalar aralıksız bir şekilde sürdürülüyor Projeye dair açıklamada bulunan Prof. Dr. Alper Özalp, yürütülecek tüm imalat çalışmalarının Hüner Alüminyum bünyesinde olacağını aktardı. Proje çerçevesinde firma bünyesinde batarya kutusu testlerine yönelik geniş çaplı bir test laboratuvarının kurulacağı bilgisini de paylaşan Özalp, “Proje hedefindeki batarya kutusu ile batarya kutusu üretimine yönelik imalat yönteminin hayata geçirilmesi ile hem Hüner Alüminyum’un ihracat kulvarındaki büyümesine destek verilecek, hem de firmanın uluslararası markalaşma hedeflerine katkı koyulacaktır. Çalışma aynı zamanda ülkemizin yerli ve milli kalkınma hamlesine olumlu yansımalar sağlayacaktır. TÜBİTAK yöneticilerine destekleri için teşekkür ediyoruz. Proje konusunda çalışmalar aralıksız bir şekilde sürdürülmektedir” diye konuştu.
Türkiye’de teknolojide bir ilk: Casper, Intel Serisi 1 işlemcileri ile yeni bir çağ açıyor
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 10:53 Türkiye’de teknolojide bir ilk: Casper, Intel Serisi 1 işlemcileri ile yeni bir çağ açıyor Dünyanın en son teknolojilerini Türk kullanıcılarına sunma misyonuyla yola çıkan Casper, Türkiye’de bir ilke daha imza atıyor. Dünya’nın en büyük işlemci üreticisi Intel ile iş birliği yapan teknoloji markası Casper, profesyoneller için yeni bir standart belirleyen Intel Series 1 işlemcileri, Nirvana X600 ve X700 dizüstü bilgisayarlarında kullanıcıların beğenisine sunuyor. Dünyadaki trend teknolojileri kullanıcılarıyla buluşturan Türkiye’nin teknoloji markası Casper, bir ilke daha imza attı. Dünya’nın en büyük işlemci üreticisi Intel ile yeni bir iş birliğine imza atan Casper, Türkiye’de ilk kez Intel Series 1 işlemcilerin, Nirvana X600 ve X700 dizüstü bilgisayarlarda kullanılacağını duyurdu. Aylar süren Ar-Ge süreçleri sonucunda ortaya çıkan yeni optimizasyon ile bir önceki nesil işlemcilere göre hem yaklaşık yüzde 20 daha az güç tüketimi sağlayan Series 1, turbo frekansta 5Ghz’e çıkabilen ortalama yüzde 15 daha yüksek performans ile öne çıkıyor. Nirvana X600 ve X700’ün yüksek mobilite özelliğini artıran bu yeni iş birliği sayesinde kullanıcılar, içerik oluşturma ve üretkenlik için performansından ödün vermeden çok daha uzun saatler boyunca işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Masaüstü bilgisayar performansını dizüstü bilgisayarda sunuyor Intel’in 2024 yılında lanse ettiği “U” serisi işlemcilerde en yüksek performansa sahip Series 1, Casper Nirvana X600 ve X700’ün performansını ve yüksek mobilite özelliğini kusursuz bir uyum içinde artırıyor. 3D performanslı hibrit mimarisiyle iki çekirdekli mikro mimariyi tek bir işlemci yongasında birleştiren Series 1, her bir çekirdek türü için belirli görevleri gerçekleştirebiliyor. Aynı zamanda Intel Core 5 120U ve Core 7 150U işlemci seçenekleriyle özelleştirilebilen Nirvana X600 ve X700, Microsoft Copilot’un gelişmiş yapay zeka özelliği sayesinde tüm profesyonellere masaüstü bilgisayar performansını dizüstü bilgisayarlarda deneyimleme imkanı sunuyor. “Türkiye’nin bilişim sektöründeki gücünü artıracak” Türkiye’de ilk kez, Intel Series 1 işlemcilerin Casper Nirvana X600 ve X700 bilgisayarlarda yer almasının Casper ve bilgisayar sektörü için önemine değinen Casper Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feray Karaman, “Türkiye’nin kalkınmasında bilişim sektörünün oynadığı rol kritik önem taşıyor. Bu bilinçten hareketle, 30 yılı aşan vizyonumuzdan aldığımız ilhamla, ülkemiz için değer oluşturan, rekabetçi ve üstün performanslı ürünler geliştirmek için çalışıyoruz. Dünya bilgisayar pazarının yaşadığı zorluklara rağmen, Türkiye’nin bu alandaki büyüme başarısı dikkate değer. Dünya bilgisayar pazarı, geçtiğimiz sene ikinci ardışık yılında yüzde 14 küçülerek 253 milyonluk bilgisayar satışıyla yılı kapattı. Türkiye ise geçtiğimiz yıl dünyadan pozitif ayrışarak, bilgisayar satışında yüzde 29 büyüdü. Özellikle pazardaki ticari ve bireysel notebook satışlarına da baktığımızda pazar yüzde 16 büyürken, Casper’ın kurumsal notebook satışları yüzde 55 büyüdü. Bireysel notebook satışlarımız ise sektördeki yüzde 36 büyümeye kıyasla, yüzde 67 oranında büyüme gösterdi. Bu başarının arkasında, Türk kullanıcılarının taleplerini ve isteklerini dikkate alan yaklaşımımızın büyük etkisi var. Bu başarıyı ileriye taşıyacak aylar süren Ar-Ge çalışmalarının meyvelerini toplamak bizi son derece mutlu ediyor. Türkiye’de bir ilk olan Intel Series 1 işlemcilerini Nirvana X600 ve X700 dizüstü bilgisayarlarımızda kullanarak, kullanıcılarımıza benzersiz bir deneyim sunmaktan gurur duyuyoruz. Bizler Casper olarak, Türkiye’nin teknoloji markası olma hedefimiz doğrultusunda, sürekli olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına uygun, son teknoloji çözümler sunmaya kararlıyız. Intel ile olan bu iş birliği ve teknolojik yenilikler, Türkiye’nin bilişim sektöründeki gücünü ve potansiyelini daha da artıracak” dedi.
(ÖZEL) Vatandaşlar telefon alırken en çok RAM ve depolama alanını göz önünde bulunduruyor
13 Mayıs 2024 Pazartesi - 09:23 (ÖZEL) Vatandaşlar telefon alırken en çok RAM ve depolama alanını göz önünde bulunduruyor Eskişehir’de telefonculuk yapan Yiğit Aytekin, cep telefonu alan vatandaşların pek çok donanımsal özellik arasından en çok RAM ve depolama alanı ile cihazın muhtemel arıza ya da hasar durumlarına karşı tamir maliyetlerini göz önünde bulundurduklarını söyledi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte cep telefonlarının özellikleri de çeşitleniyor. Bu çerçevede, artık her telefon farklı kesimlerdeki vatandaşlara hitap etmeye başlarken, müşterilerin talepleri de farklılaşıyor. Vatandaşların kimisi cep telefonlarını sadece gündelik ihtiyaçları için seçerken, kimisi de oyun veya iş için kullanacağı için ona uygun özelliklerde cihazlar arıyor. ‘İyi olsun, ucuz olsun’ düşüncesiyle telefon alan vatandaşlar cihazların muhtemel arıza ya da hasar durumlarında meydana gelecek tamir maliyetini de göz önünde bulundururken, yüksek maliyetli olduğu bilinen Amoled ekranlar yerine TFT ya da IPS ekranların da tercih edildiği gözlemleniyor. Müşterilerinin en çok RAM ve depolama alanına dikkat ettiği bilgisini paylaşan telefoncu esnafı ise, bazı vatandaşların fiyata ya da özelliğe değil belli bir markaya odaklandıklarını ifade ediyor. “Kimisi için para, kimisi için de özellik öncelik” Eskişehir’de telefonculuk yapan Yiğit Aytekin, her vatandaşın telefonlarını belli başlı amaçlar doğrultusunda kullandığını belirtti. Müşterilerin alışverişlerini de bu istekleri doğrultusunda gerçekleştirdiklerini dile getiren Aytekin, “Kimisi telefonunu iş için kullanıyor, kimi ders, kimisi oyun oynamak ve kimisi de günlük normal ihtiyaçları için kullanıyor. Yani herkes bu ihtiyaçlar doğrultusunda telefon alıyor. Oyun oynayacak kişiler cihazlarının RAM ve işlemcisine dikkat ediyor. İş için kullanacak kişiler, emlakçılık ve galericilik gibi fotoğrafla alakalı bir ihtiyaçları varsa kamerasına dikkat ederler. Ya da çok hafızaya ihtiyacı olanlar bunu göz önünde bulundurur. Katlanır telefonlar bence normal standartlarda cihazı düşürenler için çok uygun değildir. Böyle çok temiz ve titiz kullanan kişiler için uygundur. Çünkü katlanan telefonlar normallerine göre biraz daha nazik ve dayanıksız oluyorlar. Aynı zamanda katlanır telefonlarda masraflar fazla oluyor. Normal ekranları neredeyse telefonun yarı fiyatını bulabiliyor. Bu tüketiciden tüketiciye fark ediyor ama insanlarda genelde şu tabir vardır, iyi olsun ucuz olsun. Ama tabii ki kimisi için para, kimisi için de özellik öncelik. “İnsanlar telefonlarda en çok RAM ve hafızaya dikkat ediyor” Telefonlarda kullanılan ekran teknolojilerinin de maliyetleri nedeniyle vatandaşların tercihlerini etkilediğinden bahseden Aytekin, konuşmasının devamında şu sözleri kaydetti: “Bu cihazlar en çok ekranları nedeniyle tamire gelirler. Amoled ekranlı telefonların ekranları daha pahalıdır çünkü kalitesi daha iyidir. TFT ya da IPS ekran fiyatları daha ucuzdur. Çünkü ekran kalitesi Amoled ekrana göre daha düşüktür. Tabii bu ekranları arayan müşteriler de oluyor. Çok ekran kıran müşteriler daha ucuz ekranlı telefonları tercih ediyorlar. Ancak genel olarak ele alacak olursak insanlar telefonlarda en çok RAM ve hafızaya dikkat ediyor. Bu ikisi iyi olduğu takdirde telefonun kamerasına ve görünüşüne çok fazla aldırış etmiyorlar. Bazı markaların kemik kullanıcıları var mesela, onlar da başka telefon kullanmıyorlar. Artık telefonun özelliğine değil markasına bakanlar da var. Şu anda orta segment bir telefon da ortalama 8 bin 12 bin lira arasında değişiklik gösteriyor.”
Deprem bölgesinde heyelan riski modellemesi
12 Mayıs 2024 Pazar - 10:04 Deprem bölgesinde heyelan riski modellemesi Yaşar Üniversitesinde düzenlenen “Dünya Su Günü Zirvesi”ne katılan Washington Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan İstanbulluoğlu, Adıyaman’da yürüttüğü projeyi anlattı. Proje kapsamında, deprem bölgesi olan Güneydoğu Anadolu’daki taşkın ve heyelan riskinin haritalandırılması için modelleme analizi geliştirilecek, ortaya çıkan risk haritası ise ilgili yerlerle paylaşılacak. Washington Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan İstanbulluoğlu, Adıyaman’da “6 Şubat Türkiye depreminin eş sismik heyelanları ve basamaklı tehlikeleri: Ön veri tabanı geliştirme ve modelleme analizi” adlı bir proje yürütüyor. NASA tarafından desteklenen proje, kayıtlara göre, Türkiye’nin 10 ilini etkileyen ve ülkenin en büyük ulusal felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat depremin tetiklediği depremsel heyelanları araştırıyor. Depremden sonra meydana gelen sağanak fırtınanın, bölgedeki iki şehirde toprak kayması birikintilerini harekete geçirdiği, çamur akışları ve ani su baskınlarını tetiklediği görüldü. Proje kapsamında, deprem bölgesi olan Güneydoğu Anadolu’daki halkın yerleşim yeri, altyapı ve tarım arazilerinin bulunduğu yüksek maruziyet alanlarındaki heyelan, moloz akışı, su baskını gibi hidro-jeomorfik tehlikelerin haritalandırılması için modelleme analizi geliştirmeyi amaçlanıyor. AFAD iş birliği ile gerçekleşecek olan çalışmada, pilot sahalardaki model araştırmaları için artan tehlikelere maruz kalma potansiyeli yüksek olan hassas sahalar belirlenecek. Art arda gelen tehlikelerin savunmasız nüfuslar, altyapı ve yüksek değerli tarım arazileriyle örtüşeceği alanların haritası ortaya çıkarılacak. Sonuçlar ise web tabanlı ARAS heyelan duyarlılığı ve tehlike haritalaması sayesinde halka açık hale getirilecek. “Modellemeyi tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz” Yaşar Üniversitesinde konuşan Prof. Dr. Erkan İstanbulluoğlu, projeyle ilgili şunları söyledi: “Deprem, zemini parçaladığından dolayı sonrasında yağışlarla beraber daha önce 50 milimetre heyelanlar oluyorsa şimdi 25 milimetre heyelanlar oluşmaya başlıyor. Deprem sonrası Adıyaman’da ve Şanlıurfa’da büyük bir taşkın felaketi oldu. Bunun nedeni de atmosferik nehir olayının Basra Körfezi’nden ülkemize gelip büyük miktarda yağış oluşturması sonucu oldu. Aşağı yukarı o bölgenin ortalama yağışına yakın bir miktar yağış, 1 buçuk gün içinde oluşarak taşkınlara neden oldu. Biz projemizde hem bu taşkın hem de depremden sonra yüzey şekillerinde gerçekleşen değişimi ve taşkın risklerini araştırıyoruz. NASA platformlarından iklim verileri, bitki örtüsündeki ve topraktaki değişiklikleri izliyoruz. Kendi geliştirdiğimiz açık kaynaklı Landlab adlı modeli bütün deprem bölgesi için kuruyoruz. Projemiz, NASA Afetler Programı hedeflerine katkıda bulunacak, çünkü sonuçlar, deprem bölgesindeki savunmasız insan popülasyonları, altyapı ve tarım arazilerinin bulunduğu yüksek maruziyet alanlarında afet müdahalesi ve basamaklı heyelan tehlikelerinin azaltılması çabaları için değerli bilgiler sağlayacak eyleme dönüştürülebilecek. Depremden etkilenen bölgelerde gelecekteki yerleşimlerin planlanması için bu tür ölçeklenebilir modelleme araçlarının geliştirilmesine çok acil bir ihtiyaç var. Türkiye’de geliştirilen heyelan ve sel etki veri setleri, NASA’nın Kooperatif Açık Çevrimiçi Heyelan Deposu’nda yayınlanacak. Bu çalışmanın bulguları, sahada yapılacak daha sonraki araştırmalara yol gösterme potansiyeline sahip olacak” dedi. Türkiye genelinde kullanılması amaçlanıyor Prof. Dr. İstanbulluoğlu, “Bu modellemeyi bütün Türkiye genelinde kullanmak ve yaymak istiyoruz. Modellerimizde, orman yangınları sonucu ortaya çıkabilecek olan yüzey su akışlarındaki artış, taşkın ve erozyon riskleri bulunuyor. Yıllarca teoriyle uğraştık, artık daha büyük alanlara belirsizlik ve risk metotları uygulayarak yaygınlaştırabiliriz. Geliştirdiğimiz model ve teorinin ortaya konması ve bunun insanlar için faydalı olmasını istiyorum. Bu proje, yerleşim yerlerinin değiştirilmesinde ve bundan sonra seçilecek yerleşim yerlerinin seçiminde ve genel olarak tabiatı anlamada kullanılabilir” diye konuştu.
BUÜ’den dijital sektöre nitelikli personel yetiştirecek protokol
11 Mayıs 2024 Cumartesi - 11:43 BUÜ’den dijital sektöre nitelikli personel yetiştirecek protokol Farklı endüstrilerin bugün ve gelecekte ihtiyaç duyduğu teknik bilgi ve beceriye sahip nitelikli iş gücünü yetiştirmek amacıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), sektör temsilcileriyle iş birliği yapmaya devam ediyor. BUÜ yönetimi, mesleki ve teknik eğitimin kalitesini artırmaya katkıda bulunmak adına özel bir protokolü hayata geçirdi. BUÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile dijital alanda yenilikçi çalışmalar yürüten Digitorium Elektronik Teknolojileri A.Ş. arasında akademik ve bilimsel iş birliği yapılacak. Hazırlanan protokole Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ile firma ortağı Samet Cebel imza attı. Nitelikli projeler ön planda Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, mesleki eğitimde paydaş iş birliğini artırmak ve mezunların istihdamının sağlanmasına yönelik destekleyici çalışmalar yapmak için sektör temsilcileriyle yakın ilişkiler kurmaya özen gösterdiklerini vurguladı. Teknik Bilimler MYO’nun kendi alanında lider bir eğitim kurumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, "Biz bir araştırma üniversitesiyiz. Nitelikli projelere ve çalışmalara her zaman için öncelik veriyoruz. Üniversite-sanayi iş birliği faaliyetleri de bize bu konuda büyük katkılar sunuyor. Teknik Bilimler Meslek Yükseokulumuz, ise alanında Türkiye lideri olmuş ve son derece kıymetli eğitim-öğretim faaliyeti yürüten ve yanı sıra katma değeri yüksek projelere imza atan bir okulumuz. Bugün hayata geçireceğimiz protokol de bunun en güzel örneklerinden birisi oldu. İş birliğimizin hayırlı olmasını, daha geniş çaplı çalışmalara vesile olmasını diliyoruz" şekilde konuştu. İlgili gençler sektöre kazandırılacak Digitorium Elektronik Teknolojileri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Samet Cebel ise şirket olarak ülke adına fayda sağlayacak çalışmalara imza atmaya gayret ettiklerini söyledi. Bu sektöre ilgi duyan gençlere de ellerinden gelen desteği vermek istediklerini aktaran Samet Cebel, "Lise ve üniversite öğrencilerine yönelik özel projeler yürütüyoruz. Bu alanda yetişen gençlerin az olduğunu, sektörün bu konuda açık verdiğini düşünüyoruz. Üniversitemizle birlikte sektörü seven, mesleğini sahiplenen, donanımlı ve gelişmeye açık gençler yetiştirebileceğimize inanıyoruz. Protokolün bu anlamda her iki tarafa da hayırlı olacağına inanıyoruz. Destekleri için Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu yöneticilerine ve hocalarına teşekkür ediyoruz. Hayırlı olsun" dedi. İş birliği imza töreninde BUÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Prof. Dr. Mehmet Karahan, okul yöneticileri, akademisyenler ve firma temsilcileri de hazır bulundu.
Hakkarili kaşif TEKNOFEST’e davet edildi
11 Mayıs 2024 Cumartesi - 11:02 Hakkarili kaşif TEKNOFEST’e davet edildi Hakkari’nin Derecik ilçesinde yaşayan ve 2 yıl önce atık malzemelerden robotik aletler yapmaya başlayan 14 yaşındaki Aram Kaynak, Adana’da yapılacak Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’e davet edildi. Derecik ilçesine bağlı Yeşilova köyünde ikamet eden 7. sınıf öğrencisi Aram Kaynak, çevresinden temin ettiği malzemelerle uzaktan kumandalı helikopter, araba, örümcek, akıllı soba maketleri yaptı. Bugüne kadar helikopter ve güneş enerjisi ile çalışan araçlar üreten Kaynak’ın hayali olan TEKNOFEST’e davet edilerek hedefine ulaştı. Bu yıl Adana’da düzenlenecek olan TEKNOFEST’e davet edildi. Müjdeyi BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar sosyal medya hesabından duyurdu. 2024 yılında Türkiye Teknoloji Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürütücülüğünde 10. festivalinin gerçekleştirilecek olan TEKNOFEST, Adana’da milyonlarca teknoloji tutkununu buluşturmaya hazırlanıyor. Bu kaşiflerden biri de Aram olacak. İki yıldır robotik malzemelerle uğraştığını ifade eden Aram Kaynak, "İlk yaptığım helikopter başarılı geçti. Engelden kaçan robot ve süspansiyon araba yaptım. Onun gibi bir sürü çalışmalarım oldu ve buna benzer bi sürü projem var. Öncelikle sesimi duyuran Belediye Başkanımız Hasan Dinç ve Govend dergisine çok teşekkür ediyorum. Yıllardır hayal ettiğim TEKNOFEST’te çağrıldım çok mutluyum. Selçuk Bayraktar abime ve tüm ekibine çok teşekkür ediyorum. En büyük hayalim olan projelerimi tüm dünyaya göstermek istiyorum. Eğitimimi, hayalim olan mekatronik mühendisliğini İngilizce olarak, Yıldız teknik üniversitesinde okumak istiyorum" dedi.
Pamukkale Teknoknet’in Polonya’da açılan kontak ofisi, Türkiye’nin teknoloji liderliğini güçlendirecek
11 Mayıs 2024 Cumartesi - 11:00 Pamukkale Teknoknet’in Polonya’da açılan kontak ofisi, Türkiye’nin teknoloji liderliğini güçlendirecek Pamukkale Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan; Pamukkale Teknokent’in Varşova’da kontak ofisini açarak Türkiye’nin teknoloji liderliğini güçlendirmeyi hedefledi. Böylece Polonya’nın başkenti Varşova’da temsil edilen ilk Türk teknokent, Pamukkale Teknokent oldu. Polonya’nın başkenti Varşova’da temsil edilen ilk Türk Teknokent olma özelliğine sahip Pamukkale Teknokent Kontak Ofisinin açılışına Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Polonya Türkiye Ticaret Odası Başkanı Marek Nowakowski, Atlas Hukuk Bürosu Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çınardal, PAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Necip Atar, Pamukkale Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. İsmail Ovalı ve Teknokent firmaları ile Polonyalı iş insanları katıldı. Pamukkale Teknokent’in Varşova’daki kontak ofisi, Polonya’daki iş insanlarıyla olan ilişkileri güçlendirmek, iş ağını genişletmek ve Türk yazılım şirketlerinin ihracatını artırmak amacıyla önemli bir rol üstlenecek. Atılan bu adımın önemine işaret eden Rektör Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, “Pamukkale Üniversitesi olarak Pamukkale Teknokent’in bir kontak noktasını bugün Varşova Atlas Hukuk Bürosu’nda açmış bulunuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu adımın hem Ülkemize hem de Polonya’ya hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Altı yüz yıllık bir geçmişimizde birbirini seven iki ülke olarak son on yılda da savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda iş birliklerinin arttığı bir noktada biz de Pamukkale Üniversitesi olarak üzerimize düşeni yapmış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Şuan Polonya Varşova’da Pamukkale Teknokent firmalarının artık bir bürosu oldu. Buradaki iş insanlarının buradaki yatırımcılarla buluşma şansları var. Avrupa Birliği’ne açılan bir kapı olarak bizlerin artık bu noktada işimizi çok ciddiye almamız ve bu fırsatı iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu adım ile hem Üniversitemizin Teknokent yolu ile uluslararası arenada kendini göstermesi hem de ciddi yatırımlar yaparak da ekonomi olarak her iki ülkeye katkıda bulunması bizleri gururlandıracak ve bu işin neden yapıldığını anlamlandırılması açısından önemli olacaktır. Ben buna vesile olan Atlas Hukuk Bürosu’na ve destekleyen Polonya Türk İş Adamları Derneği’ne çok teşekkür ediyorum. İnşallah bizler de bu kişileri ve bu kurumları mahcup etmeyecek şekilde çalışırız. Bu noktada güzel işler çıkartırız umudu ile hayırlı olsun diliyorum” diye konuştu.