TEKNOLOJİ
İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı 04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40:16 İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20 Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:02 Yapay zeka ile yazılan dilekçeler cezaları katlayabilir Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, yapay zeka aracılığı ile yazılan hukuki dilekçelerde olmayan kanun ve kararların sunulabileceği ihtimali olduğunu ve bu durumun dava kayıpları ile cezaların katlanmasına neden olabileceğini söyledi. Yapay zekanın bilgi sahibi olmayan insanları yanlış yönlendirebileceğini söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, "Yapay zeka birçok alanda kullanıldığı gibi hukuk alanında da kullanılmaya çalışılıyor. Bunu bazen avukatlar, bazen de dava sahibi insanlar yapabiliyorlar. Herhangi bir konuda dilekçeyi yazdırabileceklerini düşünüyorlar. Tabii ki yazdırılabilir ama eğer o konuda hiçbir bilginiz yoksa yanlış yönlendirebilir ya da yanlış, olmayan bir kanunu ve kararı varmış gibi göstererek yanlış bir dilekçe yazmanıza sebebiyet verebilir. Haliyle bu durumda da hukuki anlamda çok zor durumlara düşülebilir. Bunun bir örneği var mı diye araştırdığımız zaman da Amerika’da bir örneğini görebiliriz. Normal şartlar altında bir dava için verilen ceza 14 katına çıkmış. Yani yapay zeka ile bir dilekçe yazılmış. Bu dilekçedeki usul ve sistemdeki eksiklikler sebebi ile de hakim daha yüksek cezalar vermiş. Bu da çok büyük bir örnek olarak karşımıza çıkmış durumda" dedi. Topuzoğlu, hukuk sisteminin yapılan yanlışı suiistimal olarak görebileceğini ve cezaların katlanabileceğini söyleyerek, "Yapay zeka cezaları katlayabilir diyebiliriz. Eğer siz yanlış kararlarla yola çıktıysanız ya da olmayan bir kararı var gibi gösterdiyseniz haliyle de hukuk sistemi bunun doğru olmadığını fark ettiği için de bir suiistimal düşünebilir ve daha büyük cezalar verebilir" ifadelerini kullandı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:51 Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte, bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin, bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, açıklamalarda bulundu. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Sefer Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte, anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi, insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımız da insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamaları, firmaları kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazıları da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda, ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Intel yeni çipini, uluslararası yapay zeka zirvesinde tanıttı
17 Nisan 2024 Çarşamba - 13:29 Intel yeni çipini, uluslararası yapay zeka zirvesinde tanıttı Intel, yapay zeka teknolojilerinde yeni bir dönemin habercisi olarak görülen ‘Gaudi 3’ çipini, Amerika’daki lansmandan bir hafta sonra Bahçeşehir Üniversitesi Yapay Zeka Zirvesi’nde teknoloji dünyasına duyurdu. BAU ve Intel, yeni çip ve diğer donanımların yapay zeka uygulamalarında kullanılması için iş birliği yaptı. Intel’in yapay zekadan sorumlu başkan yardımcısı Nuri Çankaya, İstanbul’daki Bahçeşehir Üniversitesince düzenlenen Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi’nde teknoloji dünyasına iki önemli duyuru yaptı. Çankaya, video konferans aracılığıyla katıldığı etkinlikte Intel’in bir hafta önce ABD’de lansmanını yaptıkları yeni çipi “Gaudi 3”ü dünyada ikinci kez Türkiye’de teknoloji dünyasına tanıttı. Sektör için bu donanımın devrimsel nitelikte bir adım olduğunu belirten Çankaya şunları söyledi: “Gaudi 3 Intel’in geliştirmiş olduğu AI hızlandırıcısı. Nvidia’nın H100 modelinden yüzde 50 daha hızlı çalışıyor. İnferencing dediğimiz veriyi çıkarma noktasında yüzde 50 daha hızlı olan Gaudi 3, yüzde 40 daha iyi enerji tasarrufu sağlayan yeni bir donanım.” BAU VE Intel iş birliği yaptı Intel ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin önemli bir iş birliğine imza attıklarını belirten Çankaya, son teknolojileri, BAU Yapay Zeka ve Big Data Araştırma Merkezi’nin ücretsiz olarak kullanmasını sağlayacaklarını açıkladı. Gaudi 3 ve Xeon gibi önemli ve yeni donanımlarını kullanacak olan BAU’nun, yeni yapay zeka uygulamalarını hayata geçirme fırsatı bulacağını belirten Çankaya, bu olanağın öğrenciler, akademisyenler ve iş adamları için önemli bir adım olacağını vurguladı. 2028’de bilgisayarların yüzde 80’i yapay zeka kişisel bilgisayarı olacak Nuri Çankaya, ayrıca, hayatımızı derinden etkileyen yapay zekayla birlikte başlayan dönüşüme dikkat çekerek, gerek kişisel bilgisayar kullanımında gerek veri merkezleri ve nesnelerin internetinde yapay zekanın etkilerinin görüldüğünü söyledi. Sektörün inanılmaz şekilde büyüdüğünü belirten Çankaya, “ Satılan kişisel bilgisayarların yüzde 80’i, 2028 yılında yapay zeka kişisel bilgisayarları olacak. Yapay zeka özellikle bireysel kullanımımızı derinden etkiliyor. Popülerleşen birçok bulut temelli uygulamaların artık kişisel bilgisayarlarda çalışacağını öngörmemiz çok muhtemel. Eğer bir resim üretmek istiyorsanız kendi bilgisayarınız üzerinde yapabilirsiniz. Bu tip çalışmaları yapmak artık inanılmaz kolay” dedi. Intel’ın yıl sonuna kadar 40 milyon adet yapay zeka bilgisayarı satılmasını öngördüklerini belirten Çankaya, bu sayının 2025 yılında 100 milyon adete ulaşmasını beklediklerini söyledi.
Türk bilim adamı, ateşlendiğinde yüksek enerji salınımına sahip nano-enerjik grafen geliştirdi
17 Nisan 2024 Çarşamba - 09:51 Türk bilim adamı, ateşlendiğinde yüksek enerji salınımına sahip nano-enerjik grafen geliştirdi Türkiye’de üretilmeyip, dünyada sadece birkaç ülkede üretilen teknolojik cihazları Türkiye’de yerli olarak üreten teknoloji cihaz üretim kaşifi Fırat Üniversitesi (FÜ) Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Fytronix’in CEO’su Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, son olarak savunma sanayi teknolojileri için yüksek enerji yayılma hızına sahip ’reaktif nanoenerjik graphene’ üretti. Fırat Teknokent’te kurduğu Fytronix Elektronik Teknolojileri şirketinde teknolojik ürün geliştiren FÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu’nun çalışmaları dünyada ilgi odağı olurken, ürettiği cihazlar 10’dan fazla ülkeye ihraç edildi. Gelişen teknolojiyi takip eden Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, AR-GE çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Nanoteknolojik ürün ihracatı yapan Prof. Dr. Yakuphanoğlu, yerli kimyasal malzemelerin üretilmesi gerektiğini belirtirken, savunma sanayinde farklı teknolojiler kullanarak, nano-enerji malzemeler üreten cihazlar geliştirdi. Yakuphanoğlu, bilim dünyasının ‘yüzyılın teknolojik malzemesi’ olarak tanımladığı ve fiyatına paha biçilemeyen nano-enerjik grafeni ilk kez yerli ürün olarak üretti. Nano-enerjetik malzemeler, geleneksel mikron boyutlu malzemelerle ulaşılamayan üstün enerji yoğunluğuna ve reaksiyon hızlarına sahip malzeme olarak tanımlayan Yakuphanoğlu, nano-kompozit malzemeler, nano-termit olarak geliştirdiği bu sistemle birlikte, elde edilen ürün ateşlendiğinde 3 bin K’yi aşan adyabatik alev sıcaklıklarıyla kendi kendine yayılan ekzotermik reaksiyonlar üretebileceğini kaydetti. Öte yandan, yüksek savunma sanayi teknolojileri için yüksek alev yayılma hızına sahip, ‘Reaktif Nanoenerjik Graphene (RNG)’ adını verdiği kimyasal malzeme üreten bilim adamı Yakuphanoğlu, savunma sanayinde dışa bağımlılıktan kurtulmanın şart olduğunu ve bunun için yerli kimyasal malzemelerin üretilmesi gerektiğini ve savunma sanayinde güçlü olmanın en önemli şartının farklı teknolojiler kullanılarak, nano-enerji malzemeler üretmek olduğunu belirtti. ’’Savunma sanayinde yeni nano-teknolojik ürünler üretmek istiyorsak, yerli ve milli imkanlarımızla bunları üretmek zorundayız’’ Geliştirdiği cihaz ve sistem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, ’’Eğer bir ülke kendi savunma sanayisini geliştirmek istiyorsa öncelikle kendi ürününü yerli imkanlarla kendi ülkesinde üretmesi lazım. Herhangi bir savaş döneminde, anlaşmazlık durumunda bu malzemeler yurtdışından sağlanamaz. Dolayısıyla savunma sanayinde şuanda yaygın olarak bizim artık enerjik malzemeler kullanmamız lazım. Enerjik malzeme, kendi içerisindeki kimyasal enerjiyi depolayıp daha sonra dışarıdan bir etki ile patlayan malzemedir. Bu enerjik malzeme itici gazlardan da oluşabilir. Biz, savunma sanayinde yeni nano-teknolojik ürünler üretmek istiyorsak, kendi yerli ve milli imkanlarımızla bunları üretmek zorundayız” dedi. ’’TNT gibi patlayıcı malzemelere alternatif olarak yeni kimyasal enerjik malzemeler üretmekteyiz’’ Son olarak geliştirdiği ürün ile birlikte yüksek savunma sanayinde dışa bağımlılıktan kurtulmanın olanağına değinen Yakuphanoğlu, ’’Şu anda kendi laboratuvarımızda özellikle farklı nano-enerjik olarak tanımladığımız malzemeleri üretmekteyiz. Bu malzemelerden bazıları, doğada bulunmakta. Metal olarak alüminyum magnezyum, bir de patlayıcı malzeme yani enerjik malzemesiz yapmak istediğinizde yakıta ilave olarak bir oksit katkılamanız gerekmektedir. Bunlar da bakır oksit tarzı, demir oksit ve diğer türevleri olabilir. Dolayısıyla böyle bir teknolojik malzemeyi üretmek istediğimizde bunun flashlama, ateşleme ve yanma süresini kolaylıkla nano-malzemenin özelliklerine bağlı olarak kontrol edebiliriz. Kendi laboratuvarımızda farklı kimyasal malzemeler kullanarak özellikle 2,4,6-trinitrotoluen (TNT) gibi patlayıcı malzemelere alternatif olarak yeni kimyasal enerjik malzemeler üretmekteyiz. Bu enerjik malzemelerin özelliklerini ise farklı nano-malzemelere bağlı olarak teknolojik özelliklerini değiştirmekteyiz. Eğer böyle bir malzeme üretmek istiyorsanız, öncelikle ülkemizde nano-teknolojiyi kullanarak yerli ve milli patlayıcı ürünleri, enerjik ürünleri kolaylıkla ülkemizde üretip, ülke hizmetine sunulabilir. Dolayısıyla bir TNT’ye alternatif olarak yeni bir kimyasal malzeme üretebiliriz” diye konuştu.
Dünya savunma sanayisi IDEF’te buluşacak
16 Nisan 2024 Salı - 13:02 Dünya savunma sanayisi IDEF’te buluşacak İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ’Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’ dünya savunma sanayisini 22-27 Temmuz 2025’de bir araya getirecek. Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Milli Savunma Bakanlığı’nın ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleriyle, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı yönetim ve sorumluluğunda, KFA Fuarcılık A.Ş. organizatörlüğünde 22-27 Temmuz 2025 tarihleri arasında IDEF’25 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Dünyanın en önemli savunma sanayi fuarları arasında yer alan ve en yeni teknolojilerin sergilendiği IDEF Savunma Sanayi Fuarı, 2025 yılında ilk kez, İstanbul Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuarda, zırhlı muharebe araçları, taktik zırhlı araçlar, insansız kara, hava ve deniz araçları, silah sistemleri, roketler, uzun menzilli tank savar füze sistemleri, yarı aktif lazer güdümlü füze sistemleri, güdümlü füzeler, piyade silahları, askeri simülatörler, elektronik harp çözümleri, güç grupları, patlayıcı madde imha ekipmanları, askeri yazılım ve programlarının aralarında bulunduğu birçok ürün yer alacak. Dünyanın farklı coğrafyalarından katılımcı ve ziyaretçileri İstanbul’da buluşturacak olan IDEF 2025, Bursa Ticaret ve Sanayii Odası iştiraki KFA Fuarcılık organizatörlüğünde yeni konseptiyle birçok organizasyona da ev sahipliği yapacak ve yeni işbirliklerinin sağlanmasına imkan sunacak.
KEMANKEŞ 2 Mini Akıllı Seyir Füzesi’nin test süreci başladı
16 Nisan 2024 Salı - 12:57 KEMANKEŞ 2 Mini Akıllı Seyir Füzesi’nin test süreci başladı Baykar’ın milli ve özgün olarak geliştirdiği KEMANKEŞ 2 Mini Akıllı Seyir Füzesi’nin test süreci başladı. 200+ kilometre görev menziline sahip KEMANKEŞ 2, yapay zeka destekli optik güdüm sistemi sayesinde hedefini tanıyarak zorlu hava şartlarında dahi tam isabetle imha kabiliyetine sahip olacak. Baykar tarafından geliştirilen yüksek teknoloji ürünü insansız sistemlerin testleri başarıyla devam ediyor. KEMANKEŞ 2 Mini Akıllı Seyir Füzesi’nin Edirne’nin Keşan ilçesinde bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde sürdürülecek olan test süreci başladı. Yaklaşık 1 saat havada kalabilen mini akıllı seyir füzesi, sahip olduğu jet motoru sayesinde süratle yol alarak düşman hattı gerisindeki en riskli hedeflere karşı etkinlik gösterebilecek. 200+ kilometre görev menziline sahip KEMANKEŞ 2, yapay zeka destekli optik güdüm sistemi sayesinde hedefini tanıyarak zorlu hava şartlarında dahi tam isabetle imha kabiliyetine sahip olacak. Yapay zeka destekli oto pilot sistemi ile otonom uçuş gerçekleştirip stratejik hedefleri yüksek hassasiyetle etkisiz hale getirerek muharebe sahasında dengeleri değiştirecek. Gece ve gündüz şartlarında kullanılabilecek KEMANKEŞ 2, barındırdığı anti-jamming teknolojisi sayesinde elektronik karıştırmalardan etkilenmeden görev yapabilecek. KEMANKEŞ 2, elde ettiği tüm veri ve görüntüleri yer kontrol istasyonuna ileterek kullanıcıya veri takibi konusunda destek sağlayacak.
Türk Teknoloji Şirketleri için Londra ofisi açıldı
16 Nisan 2024 Salı - 11:36 Türk Teknoloji Şirketleri için Londra ofisi açıldı YTÜ Yıldız Teknopark’ın global markası YTU Startup House tarafından faaliyete geçirilen Londra ofisi, Türk teknoloji şirketlerinin uluslararası alanda rekabet gücünü artırmaya hazırlanıyor. Ofisin açılış programında konuşan Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, “Dünyanın önemli finans merkezlerinden yapay zeka konusunda önemli merkezlerden biri haline gelmekte olan Londra’da Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Teknopark’ın ofisinin açılışı çok kıymetli” dedi. Yerli teknoloji şirketlerinin İngiltere üzerinden dünya pazarına açılmasını sağlayacak YTÜ Yıldız Teknopark Londra Ofisi açıldı. Battersea Power Station’da bulunan ofis, Türk bilişim şirketleri için Birleşik Krallık pazarına erişimini kolaylaştıracak. Firmalara sağlanan avantajlar ve desteklerle ilgili paylaşımlarda bulunan açılış lansmanına, Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Orhan Tanışman, Genel Müdür Yardımcısı İsa Turgut İnci ve çok sayıda davetli katıldı. “Önemli bir değişimin arifesindeyiz” Açılışta konuşma yapan Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, “İkiz dönüşüm (dijital ve yeşil dönüşüm) dünyada çok ciddi değişikliklere yol açacak. Önemli bir değişimin arifesindeyiz. Bu bağlamda özellikle teknolojik yapay zeka dahil gerçekten dünyanın gidişatını değiştirecek. Bu konuda ülkemizde de son dönemlerde önemli çalışmalar yapılıyor. Sanayi Bakanlığımız, Ticaret Bakanlığımız, Cumhurbaşkanlığı Dönüşüm Ofisi ve tüm kurumlarımızın bu konuya çok büyük ilgisi var. Aynı şekilde özel sektörümüz ve akademi ile hep birlikte ortak çalışarak teknolojik dönüşüm hamlesini bizler de tamamlamaya gayret ediyoruz. Bu bağlamda dünyanın önemli finans merkezlerinden yapay zeka konusunda önemli merkezlerden biri haline gelmekte olan Londra’da Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Teknopark’ın ofisinin açılışı çok kıymetli. Buradan çok sayıda yeni girişimcimiz, Türk startupları çok güzel iş birlikleriyle önce unicorn sonra daha büyük firmalar haline gelip tüm dünyada Türkiye’nin ve Türk girişimcisinin bayrağını taşımaya devam edeceğine eminiz” şeklinde ifade etti. “Şirketleri Londra üzerinden Dünyadaki finans ile buluşturacağız” Türkiye’nin en büyük teknoparkı olduklarının altını çizen YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Orhan Tanışman, globalleşme adımlarının 3 yıl önce başladığını belirterek şunları söyledi: “Yıldız’ın bölgesine lider, globalde söz sahibi olma iddiasıyla 3 yıl önce çıkmış olduğu bu yolculukta bugün Londra ofisini açarak büyük bir adım atmış olduk. 3 yıl üst üste Türkiye’nin birincisi olmak bize globalde de var olma misyonunu bizlere yükledi. 10 yıl öncesinde Silikon Vadisi’nde başlatmış olduğumuz hızlandırma programları ve devamında Özbekistan ve Dubai’deki operasyonlarımız bizi Londra operasyonun öncesinde hazırlamış oldu. Biz Türkiye’nin teknolojisini dünyaya satabilme, Türk teknolojisini dünyayla buluşturabilme ve teknoloji girişimcilerimizi global yatırımcı ile buluşturabilme gibi bir misyon edindik. Bu kapsamda, Türkiye’nin ilk Uluslararası Teknoloji Pazarlanma Ofisi’ni Dubai’de açtık. Ülkemizdeki ihracata bakıldığında hizmet ihracatı konusunda yazılım ve teknoloji bir öncü kuruluşa ihtiyaç duyuyor. Bu noktada biz de Yıldız Teknopark olarak Dubai’de bir çatı şirketi kurduk. Orada 19 tane şirketimiz vardı. Şu anda Battersea Power Station içerisinde bir co-working alanında 28 şirketlik bir alan oluşturduk. Bu alanda da yine seçerek aldığımız şirketleri Londra üzerinden dünyadaki finans dünyasıyla buluşturabilmek için çalışmalarımız olacak. Bu konuda yaklaşık 3 yıldır çalışıyoruz. Ciddi bir know-how birikimimiz oldu. Biz burada şirketlere sadece yer vermek değil, o şirketlerin pazara girişlerini kolaylaştırmak, burada şirket kurulumundan tutun da pazarlamayla ilgili alacakları hizmetler, pazar analizleri ve devamındaki finansal ve hukuksal konularla ilgili desteklerini vereceğiz.”
Bakan Uraloğlu: “330 binin üzerinde zararlı bağlantı engellendi”
13 Nisan 2024 Cumartesi - 11:15 Bakan Uraloğlu: “330 binin üzerinde zararlı bağlantı engellendi” Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, oltalama, bankacılık oltalama, zararlı yazılım ve siber saldırı başlıkları altında 330 binin üzerinde zararlı bağlantı tespit edilerek kontrollerinin yapıldığını ve altyapı seviyesinde erişim engeli getirildiğini açıkladı. Uraloğlu, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) Siber Güvenlik İstatistiklerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde faaliyet gösteren USOM’un ülke genelinde siber güvenlik anlayışını geliştirmek, siber tehditleri önlem amacıyla faaliyetler yürüttüğünü belirten Uraloğlu, siber olaylara müdahalede ulusal güvenlik ve koordinasyonun sağlanması amacıyla önemli bir görevi yerine getirdiğini ifade etti. “7 bin 750 siber güvenlik uzmanı ülkemizin siber sahasını koruyor” Uraloğlu, kritik sektörlerde, SOME ile kurumlar bünyesinde Kurumsal SOME’ler kurularak teknik seviyede ulusal siber güvenliğe yönelik organizasyonun şekillenmesinin sağlandığını işaret ederek, “2024 yılı Mart ayı sonu itibarıyla, USOM koordinasyonunda görev yapan 14 adet sektörel SOME ve 2 bin 268 adet Kurumsal SOME ile buralarda görev yapan 7 bin 750 siber güvenlik uzmanı ülkemizin siber sahasının korunmasına yönelik çalışmaları gerçekleştirmektedir” dedi. “Oltalama saldırısı ile kullanıcı bilgilerine erişmeye çalışıyorlar” Bakan Uraloğlu, internetin gündelik hayatın bir vazgeçilmezi olduğunu, mobil cihazlar sayesinde her an her yerde internete ulaşımın insan hayatına büyük kolaylıklar getirdiğini söyledi. Uraloğlu, internet ile birlikte gelen siber saldırılar ile normal yollarla elde edilemeyecek bilgilerin ele geçirilmeye çalışıldığını, internetin ilk yıllarından bu yana günümüze kadar varlığını devam ettiren Oltalama saldırılarının internet kullanıcılarına ciddi zararlar verme potansiyelinin olduğunun altını çizdi. Oltalama saldırılarının kullanıcılara yanıltıcı elektronik mesaj veya web siteleri aracılığıyla farklı şekillerde gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Ülkemizin maruz kaldığı ortalama saldırıları elektronik mesaj ile internet tarayıcılarındaki aramalar ile sosyal medyada paylaşımları ile kısa mesaj ile telefon aramaları ile yapılmaktadır” diye konuştu. “2023 yılında 105 bin zararlı bağlantı engellendi” Sürdürülen çalışmalar ile Türkiye’deki kritik kurum ve kuruluşların tehditler ve zaafiyetlere karşı uyarılarak ilgililerce gerekli önlemlerin alınmasının amaçlandığını kaydeden Bakan Uraloğlu, USOM çalışmaları kapsamında, oltalama, bankacılık oltalama, zararlı yazılım ve siber saldırı başlıkları altında 330 binin üzerinde zararlı bağlantı tespit edilerek kontrollerinin yapıldığını ve altyapı seviyesinde erişim engeli getirildiğinin altını çizdi. Her geçen yıl artarak devam eden bu saldırılar karşısında önlemlerin hızlı bir şekilde alındığını dile getiren Uraloğlu, "Her geçen yıl giderek artan oltalama saldırıları sayısı 2022 yılında 72 bin 209 iken 2023 yılında 105 binin üzerine çıktı. USOM tarafından 2024 yılı ilk 3 ayında ise 37 bin 600’e yakın saldırı tespit edilip erişim engeli getirildi. Ancak siber güvenlik açısından burası yeter, burası tamam deme lüksümüz yok" ifadelerini kullandı. -“İlgili kurumlara 5 bin 107 adet resmi bildirim yapıldı” Oltalama saldırılarında kullanılan zararlı adreslerin yurt içi kaynaklı olduğunun tespit edilmesi halinde ise elde edilen tüm bilgi ve belgelerin vakit kaybetmeksizin Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına ilettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, USOM tarafından ayrıca siber güvenlik bildirimleri ilgili kurum ve kuruluşa bildirilerek gerekli önemlerin alınmasının sağlandığını kaydetti. 2015 yılında başlatılan çalışmalarda toplamda 67 bin 710 adet resmi bildirim yapıldığını vurgulayan Uraloğlu, 2024 Mart ayı sonu itibariyle 5 bin 107 adet resmi bildirim yapıldığını söyledi. “Oltalama saldırıları birçok farklı şekilde gerçekleşiyor” Oltalama saldırı yöntemleri ile internet tarayıcıları ve çeşitli sosyal medya paylaşım platformlarında reklamlar ile daha büyük kitlelere yayılmasının sağlandığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Oltalama saldırıları elektronik mesaj yolu ile mail ekine zararlı dosya eklenerek veya mail metni içerisine zararlı link eklenerek kullanıcılar saldırıya maruz kalmaktadırlar” dedi. Oltalama saldırılarının birçok farklı konu başlığında ortaya çıktığını belirten Uraloğlu, “USOM’a gelen oltalama ihbarlarında sıklıkla karşılaşılan oltalama adresleri; sahte banka siteleri, sahte kripto para siteleri, sahte PTT adresleri, sahte HGS yükleme adresleri, sahte pandemi destek adresleri, sahte çevrimiçi fatura ödeme adresleri, kamu kurumlarına ait sahte web siteleri, sahte internet servis sağlayıcı adresleri, sahte e-Devlet adresleri, sahte sosyal medya adresleri, sahte sosyal medya takipçi arttırma siteleri, sahte blog adresleri, sahte bulut depolama adresleri, sahte çekiliş ve indirim kuponu adresleri, sahte turizm acente siteleri, sahte sigorta acentesi siteleri, sahte araç ve ev kiralama siteleri, sahte e-ticaret siteleri, sahte bağış siteleri, sahte kripto para uygulaması adresleri şeklindedir” ifadelerini kullandı. "Siber güvenlikte bu yeter deme şansımız yok Bakan Uraloğlu, siber olaylara müdahale mücadelesinde Türkiye’nin çok iyi bir konumda olduğunu belirterek, "Yarın çok daha iyi, çok daha güçlü olmak zorundayız. Siber güvenlik açısından burası yeter, burası tamam deme lüksümüz yoktur. Çünkü sektör gelişiyor, sektör geliştikçe siber saldırılarla ilgili geliştirilen yöntemlerde aynı oranda gelişiyor. Dolayısıyla çalışmanın hep devam etmesi, kesintisiz bir şekilde bu alanda da hep gücümüzün üstüne güç koymamız gerektiği de bir gerçek. İşte biz de bu nedenle gelişmeye, geliştirmeye devam ediyoruz" dedi “Yeni yöntemleri yakından takip ediyoruz" USOM’un operasyonel faaliyetler kapsamında tehdit istihbaratı, yapay zeka algoritmaları ile çalışan AZAD sistemi ile bankacılık oltalama alan adları, hedef odaklı APT kategorisinde yer alan oltalama saldırı adresleri, çeşitli yeraltı hacker forumları, ICQ ve Telegram kanallarının da USOM tarafından yakından takip edildiğini, saldırganların kullandıkları yeni yöntem ve saldırılar hakkında bilgi toplandığının altını çizen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Oltalama amaçlı kullanılan zararlı adresler ile ilgili olarak USOM’a gönderilen ihbarlar ile ilgili olarak yapılan işlemlerde ihbar ekinde ekine zararlı dosya eklenmesi halinde ilgili zararlı dosya incelenerek zararlı yazılımın iletişim kurduğu komuta kontrol merkezleri tespit edilmektedir. İhbar içerisinde zararlı link eklenmesi durumunda ilgili adresler incelenmektedir. Bu işlemlerin tamamlanmasının ardından USOM zararlı bağlantı listesine altyapı seviyesinde erişimleri engellemektedir. Erişim engellemesi yapılan zararlı adreslere iletişim isteğinde bulunmaya çalışan kritik kurum ve kuruluşlar USOM Sinkhole’undan ayrıca takip edilmekte olup yapılan iletişim istekleri analiz edilmekte, ilgili kuruluş veya işletmecilere bildirilerek oltalama adreslerin yayılmasının engellenmesi sağlanmaktadır.”
70 yıllık televizyon ve radyo müşterilerin ilgisi çekiyor
12 Nisan 2024 Cuma - 13:23 70 yıllık televizyon ve radyo müşterilerin ilgisi çekiyor Eskişehir’de, Tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan bir işletmenin sahibi, 70 yıllık televizyon ve radyosunun müşterilerin ilgisini çektiğini belirtti. Caner Şahin, antikalara olan ilgisini ve işletmesini çoğunlukla bu tür eşyalarla süslediğini ifade etti. Şahin, geleneksel esnaf kültürünü yaşatarak nostaljik eşyalara olan tutkusunu dile getirdi. İşletme sahibi Caner Şahin, yıllardır esnaflık yaptığını ve nostaljiye olan tutkusunu her zaman koruduğunu vurguladı. Antika eşyaların sağlamlığı ve güvenilirliği nedeniyle onlara değer verdiğini belirten Şahin, işletmesinde bulunan 70 yıllık televizyon ve radyonun halen çalışır durumda olduğunu ve müşterilerin bu özellikleriyle ilgisini çektiğini dile getirdi. Mezatlara katılmadığını ancak nostaljik eşyaların tarih ve geçmişle bağlantısını korumayı sevdiğini söyleyen Şahin, dede ve babalarımızla izlenen ve dinlenen radyo ve televizyonları orijinal halleriyle saklamayı amaçladığını ifade etti. İşletme sahibi Caner Şahin, “Ben yıllardır burada esnaflık yapmaktayım. Nostaljiye ilgim her zaman vardı. Eski eşyaların daha sağlam daha güvenli olduğu için onları daha ilerilere taşıyabilmek için elimden geleni yapıyorum. Şu an eskiden olduğu gibi televizyonumuz gittiği zaman bir tokatla işini hallediyorum. Radyoyu da bazen böyle kanalını değiştirirken vurarak yine çalışabiliyor. Bir ses gidiyor, bir çalışıyor işte. İkisi de aynı. Mezatlara falan katılmıyorum ama bu tür nostaljik olan tarihe, geçmişe yönelik dedelerimizle, babalarımızla izlediğimiz, dinlediğimiz radyo ve televizyonları tabii elde tutmayı seviyorum. Bunları elimden geldiğince, orijinal olanlarına denk geldikçe tabii alıp bir yerde barındırmayı istiyorum. Genelde işletmeme gelen yerli olsun yabancı olsun tüm müşteriler mutlaka dönüp bakıyor. Özellikle radyo ve televizyon ’hala çalışıyor mu’ diye soruyorlar” dedi.