TEKNOLOJİ
Balıkesir’de: "Girişimciler global sahneye hazırlanıyor" 09 Nisan 2026 Perşembe - 16:13:32 Balıkesir Teknokent’te düzenlenen Uluslararası Girişimcilik Paneli’nde, girişimlerin global pazarlara açılma süreçleri ve Türkiye’den yeni Turcorn’lar çıkarma hedefi ele alındı. Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Balıkesir Teknokent ev sahipliğinde düzenlenen "Uluslararası Girişimcilik Paneli", akademi, kamu ve iş dünyasını bir araya getirdi. Balıkesir Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mehmet Şafak, Balıkesir Üniversitesi dekanları, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve girişimcilerin katılımıyla gerçekleşen panelin açılış konuşmasını Balıkesir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Satıl gerçekleştirdi. Satıl konuşmasında, Balıkesir Üniversitesi’nin uluslararasılaşma faaliyetlerine değinirken, üniversitelerin girişimcilik ekosistemindeki rolüne ve akademi-sanayi iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Ardından Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Öğr. Gör. F. Burcu Aydemir konuşmasında, Teknokent bünyesinde gelişen girişimcilik ekosistemine değinerek; global pazarlara açılmanın önemi, yatırım alabilen girişimler oluşturma hedefi ve bu doğrultuda yürütülen uluslararası iş birlikleri hakkında bilgi verdi. Aydemir, Balıkesir’den uluslararası ölçekte değer üreten ve Turcorn seviyesine ulaşabilecek girişimlerin ortaya çıkmasını hedeflediklerini ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından panel oturumunda konuşmacı olarak; - Zico Ufuk Batum - Ventures & Mentors League Kurucusu & CEO’su - Dr. Ali Cihan Kurt - Synergia Kurucu Ortağı - Ahmet Acaroğulları - ACA Group CEO’su - Dr. Yılmaz Pekmezcan - Marmara Teknokent Yönetim Danışmanı yer aldı. Panelde; uluslararası girişimcilik, global pazarlara açılma ve yatırım süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler Marmara Teknokent yürütücülüğünde gerçekleşecek. Startup World Cup Türkiye 2026 organizasyonu hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Panelistler, girişimlerin uluslararası pazarlara hazırlanma süreçleri, karşılaşılan zorluklar ve büyüme stratejileri üzerine deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Etkinlik, yoğun katılım ve etkileşimli soru-cevap bölümüyle sona erdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:31 Yapay zeka işletmelerde riskleri azaltıyor Doç. Dr. Sefer Darıcı, ilerleyen dönemde büyük ya da küçük fark etmeksizin birçok işletmenin yapay zeka entegrasyonunu tamamlamasının beklendiğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, her işletmenin işleyişi ve ihtiyaçları farklı olduğu için yapay zeka entegrasyon süreci de buna göre şekillenmek zorunda olduğunu belirterek, yapay zekanın işletmelerde riskleri azalttığını, zamanla büyük küçük tüm işletmelerin bu entegrasyon sürecini tamamlamak zorunda olduklarını söyledi. Doç. Dr. Sefer Darıcı yaptığı açıklamada, "Dijital entegrasyon bugün Türkiye’nin geleceği olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte işletmeler önemli mesafeler kat etti ve ciddi gelişmeler yaşanıyor. Birçok firma iş işlemlerini, üretim süreçlerini ve karar mekanizmalarını yapay zekaya entegre ederek verimlilik sağlıyor. Her işletmenin yapay zekaya entegrasyon sürecinde baştan itibaren izlemesi gereken bir strateji bulunuyor. Bu kapsamda hangi adımların yapay zekaya devredileceği, hangi süreçlerin hibrit şekilde yürütüleceği belirleniyor. Yapay zeka entegrasyonu özellikle işletmeler için kritik bir konu olarak öne çıkıyor. Yapay zekanın üretim, insan kaynakları ya da karar destek süreçlerinden hangisinde kullanılacağı işletme içinde detaylı analiz gerektiriyor. Bu açıdan bakıldığında doğru bir entegrasyon ile işletmeler mevcut verimliliklerini önemli ölçüde artırabiliyor. Ancak burada en önemli nokta, sürecin sağlam bir analiz ve strateji ile yürütülmesi. Çünkü her işletmenin işleyişi ve ihtiyaçları farklı olduğu için entegrasyon süreci de buna göre şekillenmek zorunda" dedi. "İşlemelerde riskleri azaltıyor" Doç. Dr. Sefer Darıcı, tekrar eden işlerde yapay zeka kullanımının arttığını, artışla birlikte işletmelerde risklerinde azıldığını ifade edip, "Dünya genelinde yapay zeka teknolojisinin kaçınılmaz bir dönüşüm olduğu görülüyor. Özellikle ABD’de bu alanda geniş kapsamlı uygulamalar dikkat çekiyor ve birçok işletme süreçlerini yapay zekaya devretmiş durumda. Bu dönüşüm yalnızca belirli sektörlerle sınırlı kalmıyor; eğitimden üretime kadar birçok alanda yapay zeka kullanılabiliyor. Bazı süreçler insan ve yapay zekanın birlikte çalıştığı hibrit modellerle yürütülürken, özellikle tekrar eden işlerde yapay zeka kullanımı giderek artıyor. Bunun sonucunda verimlilik artışı sağlanırken hata oranlarında da ciddi düşüşler yaşanıyor. Aynı zamanda işletmelerin risklerini azaltmaları da önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor" dedi. "Yapay zeka entegrasyonunun kaçınılmaz" Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka entegrasyonunun kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, "Türkiye’de de birçok işletme bu dönüşümün farkına varmış durumda ve yapay zeka entegrasyonu sürecini başlatıyor. İşletmenin küçük, orta ya da büyük ölçekli olması fark etmeksizin, hangi alanlarda yapay zekanın fayda sağlayacağının analiz edilmesi ve buna uygun adımların atılması gerekiyor. Önümüzdeki süreçte bu dönüşümün çok daha yaygın hale geleceği öngörülüyor. Bununla birlikte bazı iş kollarında olumsuz etkiler ve istihdam kayıpları yaşanabileceği de ifade ediliyor. Ancak genel çerçevede bakıldığında yapay zeka entegrasyonunun kaçınılmaz olduğu ve işletmeler için önemli bir adım olduğu belirtiliyor" "Büyük küçük tüm işletmeler kullanacak" Doç. Dr. Sefer Darıcı, zamanla büyük küçük tüm işlemelerin yapay zeka entegrasyonunu tamamlayacaklarına vurgu yaparak şunları söyledi. "Geçmişte dijital teknolojiler ve e ticaret alanında yaşanan dönüşüme benzer şekilde, bugün de yapay zeka alanında yeni bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bu nedenle işletmelerin hangi alanlarda yapay zeka kullanmaları gerektiğini belirlemeleri ve bu doğrultuda planlı adımlar atmaları önem taşıyor. İlerleyen dönemde büyük ya da küçük fark etmeksizin birçok işletmenin bu sürece dahil olması ve yapay zeka entegrasyonunu tamamlaması bekleniyor"
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:17 Türk Telekom eSIM ile kullanıcılarına çevre dostu iletişim deneyimi sunuyor Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle kullanıcılarına hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor. Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle müşterilerine daha kolay, hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor. eSIM Teknolojisi, fiziksel SIM kart taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırarak dijitalleşmenin sunduğu çevreci dönüşümün bir parçası haline geliyor. eSIM kullanımı doğal kaynak tüketimini azaltırken, karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. eSIM sayesinde kullanıcılar, uzaktan aktivasyon ve dijital yönetim imkânlarıyla işlemlerini daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Dijital dönüşümde sürdürülebilir ve yenilikçi teknoloji eSIM Uzaktan tanımlama ve dijital yönetim imkânı sunan eSIM teknolojisi, kullanıcı deneyimini hızlandırırken kâğıt ve enerji tüketimini de minimize ediyor. eSIM; daha verimli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ekosistemin oluşmasına destek oluyor. eSIM, teknoloji odaklı büyümeyi sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla ileri taşıyan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Fiziki hat sahibi olan Türk Telekomlular, mağazaya gitmeden Türk Telekom uygulaması üzerinden eSIM’e geçiş işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, eSIM kullanan Türk Telekom müşterileri Tek Numara Teknolojisi ile eSIM uyumlu akıllı saat üzerinden, akıllı telefonları yanında değilken arama yapabiliyor. eSIM, anında aktivasyon, aynı cihazda birden fazla hat kullanımı ve cihazlar arası kesintisiz bağlantı gibi imkanlarıyla dikkat çekiyor.
Bakan Kacır, Bursa’da ilk Türk astronot ile bağlantı kurdu
26 Ocak 2024 Cuma - 17:26 Bakan Kacır, Bursa’da ilk Türk astronot ile bağlantı kurdu Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 7 gündür uzayda olan ilk Türk astronot Alper Gezeravcı ile GUHEM’de bağlantı kurdu. Bakan Kacır, halihazırda yıllık 600 milyar doları aşan uzay ekonomisinden yıldan yıla artan bir pay almayı hedeflediklerini belirterek, "Savunma sanayinde yıllık 250 milyon dolar üzerinde olan ihracatımızı 5.5 milyar doların üzerine taşımayı başardık ve bu bütün başarı hikayesinde havacılık endüstrisindeki kabiliyetlerimiz lokomotif rol oynadı" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bursa’da bulunan Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nde (GUHEM) 7 gündür uzayda olan ilk Türk astronot Alper Gezeravcı ile bağlantı kurdu. Bağlantı sonrası basın açıklaması yapan Bakan Kacır, “Türkiye’nin en güzel bilim merkezlerinden birinde GUHEM’de, güzel şehrimiz Bursa’dayız. Bugün burada bulunma nedenimiz Türkiye’nin ilk insanlı ve uzay bilim misyonunu gerçekleştiren Alper Gezeravcı’yla bağlantı kurmaktı. Buradan Alper Gezeravcı ile kurduğumuz bağlantı özellikle Türkiye’de milli teknoloji hamlesinde en önemli yol arkadaşlarımız olan gençlerle de buluşmamıza vesile oldu. Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki misyonunun 7’nci gününü tamamlamak üzere. Malumunuz Türkiye’nin ilk astronot ve bilim misyonu olarak gerçekleştiriliyor” dedi. Uzayda 13 farklı deney yapılacak “Türk bilim insanları tarafından hazırlanmış genetik, biyoloji, malzeme bilimi gibi alanlarda hazırlıkları tamamlanmış 13 farklı deney Alper Gezeravcı tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştiriliyor” diyen Bakan Kacır, “Biz bu deneylerin neticelerinin hem Türkiye’nin bilimsel gelişimine önemli katkılar sunmasını hem de küresel bilim literatürüne önemli kazanımlar getirmesini bekliyoruz. Tabi insanlı ilk uzay misyonumuzun önümüzdeki yıllarda mutlaka devamı gelecek. Türkiye halihazırda uydu geliştirme ve üretiminde sahip olduğu önemli kabiliyeti, deneyimi, birikimi önümüzdeki dönemde derin uzay programlarında daha ileri seviyelere çıkarıyor olacak. Aynı zamanda halihazırda yıllık 600 milyar doları aşan uzay ekonomisinden yıldan yıla artan bir pay almayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. “Savunma sanayideki ihracat 5.5 milyar doların üzerine çıktı” Türkiye’de uzay endüstrisinin, uzay sanayisinin gelişimini Milli Uzay Programı çerçevesinde öncelikli hedeflerden biri olarak değerlendirdiklerini kaydeden Kacır, “Bu çerçevede önümüzdeki dönemde Ankara’da bir uzay teknolojileri geliştirme bölgesi inşa ediyor olacağız. Böylelikle sahip olduğumuz insan kaynağını hem nicelik hem nitelik açısından daha ileri seviyelere taşımaya, bu alanda özel sektörün yeni projelerde daha güçlü şekilde rol almasını sağlamaya çalışacağız. Türkiye savunma sanayisinde son 22 yılda muazzam başarılar elde etti. Yıllık 250 milyon dolar üzerinde olan ihracatımızı 5.5 milyar doların üzerine taşımayı başardık ve bu bütün başarı hikayesinde havacılık endüstrisindeki kabiliyetlerimiz lokomotif rol oynadı. Bu kabiliyetlerimizi şimdi ufkun ötesine uzay endüstrisine taşımaya dönük yeni bir dönem başlatıyoruz” diye konuştu. Alper Gezeravcı 81 ili gezecek Bakan Kacır sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin uzay çağı, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’na adım atarken bu çalışmalarla inşallah güçlü şekilde başlamış oluyor. Hedefimiz, umudumuz, ümidimiz gençlerimizin, çocuklarımızın ilham kaynağı olacak bu misyonları daha güçlü şekilde gelecekte sürdürebilmek ve bütün bu çalışmalarla Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine yüksek teknolojiyi geliştirebilen, üretebilen, rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen bir ülke olma yolculuğuna katkı sunabilmektir. Alper Gezeravcı 14 günlük görevini tamamladıktan sonra önce fırlatmanın gerçekleştiği üsse yakın bir bölgeye okyanusa iniş yapacak daha sonra da Türkiye’ye gelecek ve 81 şehrimizde Türk gençliği ile Türk çocukları ile buluşmalar gerçekleştirecek. Biz Milli Uzay Programımızdaki hedeflerimizi bir bir gerçekleştirmeye, önümüzdeki dönemde bölgesel konumla ve zamanlama sisteminden ay misyonuna kadar program çerçevesindeki hedeflerimize bir bir erişmeye devam edeceğiz. Bu yolculukta bilim insanlarımızın önünü açmaya devam edeceğiz. Bu hafta bir çağrı da yaptık. TÜBİTAK Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ve TÜBİTAK Uluslararası Genç Araştırmacılar Programı çağrılarını ilan ettik. Bu çağrılar çerçevesinde birçok bilim insanının Türkiye’ye gelmesini, özellikle geçmiş yıllarda dünyanın farklı ülkelerine giderek araştırmalarını orada sürdürmekte olan Türk bilim insanlarının tersine beyin göçünü sağlamayı hedefliyoruz. Ümit ederim, bunların da önemli bir kısmı, astronomi ve uzay bilimi alanlarında çalışmalarını yürüten bilim insanlarımız olacak. Türkiye yakın gelecekte uzay teknolojileri, uzay bilimi ve uzay sanayinde küresel düzeyde önemli bir oyuncu olarak rol oynamaya devam edecek. Yine önümüzdeki dönemde bu çalışmaların güçlü bir altyapı ile yürütülmesini sağlamaya dönük bir kanun çalışmasını da meclisimizin gündemine taşımayı amaçlıyoruz. Ümit ederim, bu da yakın bir zamanda gerçekleşecektir. Geçmiş yıllarda Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile kurmuş olduğu ve faaliyetlerini yürüten Milli Uzay Programında öncü rol oynayan Türkiye Uzay Ajansı da önümüzdeki dönemde daha büyük uzun vadeli projeler gerçekleştirme, nitelikli insan kaynağını daha güçlü şekilde istihdam edebilme imkanlarına kavuşacak.” “Teknoloji hamlelerini milletimizle paylaşmaya devam edeceğiz” Bu sürece destek veren bütün medya mensuplarına da teşekkür eden Bakan Kacır, "O gece bizler Amerika Birleşik Devletleri Florida’da Kennedy Uzay Merkezi’nde fırlatmaya canlı şekilde şahitlik ettik. Ama biliyorum ki bizimle birlikte 85 milyon insan da bu fırlatmayı o gece yarısı saatlerinde 7’den 70’e büyük bir heyecan ve coşku ile takip ettiler. Bütün bu heyecanın, coşkunun milletimize yansıtılmasında sizler medya mensuplarımız çok önemli bir rol üstlendiniz. İlk kez Türkiye’de bir bilim misyonu bu düzeyde toplumsallaşmış oldu. İlk kez bir bilimsel faaliyet bu düzeyde aile sohbetlerine konu olmuş oldu. İlk kez bilimsel bir faaliyet için ufacık çocuklarımızı anne, babaları uykularından uyandırdılar ki ömürleri boyunca unutamayacakları bu heyecana tanıklık edebilsin diye. Ümit ederim, bu ivmeyi önümüzdeki dönemde sürdüreceğiz. Bilimi, teknolojiyi Türkiye’nin gündeminde en üst sırada tutmaya, bu yaşadığımız zor coğrafyada tam bağımsız Türkiye iddiasını, idealini sürdürebilmek adına, Türkiye’nin milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmenin heyecanını milletimizle paylaşmaya devam edelim. Türk gençleri bu yolculuğun öznesi olmak adına en iyi şekilde hazırlıklarını sürdürsünler biz de onlara en iyi eğitim imkanlarını sunarak önlerindeki engelleri bir bir kaldıralım. Türkiye’yi Cumhuriyetimizin ikinci asrında Türkiye Yüzyılı’na bilimle, teknoloji ile taşıyalım" ifadelerine yer verdi.
Intech projesi tamamlandı
26 Ocak 2024 Cuma - 13:37 Intech projesi tamamlandı Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) Gazi Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirdiği ‘Metal ve Metalurji Sektöründe Yenilikçi Teknik ve Mesleki Yeterlilik Geliştirme Merkezi Projesi (Intech)’ projesi tamamlandı. ATO’nun Gazi Üniversitesi işbirliğinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı’nın ‘Sektörel Mükemmeliyet Merkezlerinin Kurulması Yoluyla Mesleki ve Teknik Eğitimin Artırılması Hibe Programı’ çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın teknik ve AB Türkiye Delegasyonu’nun finansal desteğiyle hayata geçirdiği ‘Metal ve Metalurji Sektöründe Yenilikçi Teknik ve Mesleki Yeterlilik Geliştirme Merkezi Projesi (Intech)’ kapanış toplantısı yapıldı. ATO Congresium’da gerçekleşen toplantıda ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay ile Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, AB Delegasyonu Büyükelçi Müsteşarı Laurent Guirkinger, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB ve Mali Yardımlar Genel Müdür Yardımcısı Ersoy Günay ve Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Karagöz birer konuşma yaparak, proje hakkında değerlendirmelerde bulundu. ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, projenin açılış toplantısını 4 Kasım 2022’de gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Ülkemiz için en önemli konuların başında mesleki eğitimin geldiğini her zaman ve her zeminde vurgulayan bir kuruluş olarak mesleki eğitim için örnek teşkil edecek bir projeyi hayata geçirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. İleri imalat teknolojileri laboratuvarı kuruldu Intech projesiyle mesleki ve teknik liselerin metal ve metalürji bölümü öğretmenlerine eğitim verilmek üzere Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi bünyesinde ‘Sektörel Yetkinlik Geliştirme Merkezi’ kurduklarını ve 3 boyutlu modelleme ve simülasyon sistemlerini ve altyapılarını içeren ’ileri imalat teknolojileri laboratuvarı’ oluşturduklarını belirten Aktay, bu merkezde metal ve metalurji bölümünde görev yapan 205 öğretmene eğitim verildiğini kaydetti. Aktay, “İnsan kaynağını iyi değerlendirmenin ilk adımı iyi eğitim. İyi eğitim verebilmek için de önce eğiticiyi geliştirmek gerekiyor. Bu proje kapsamında eğitim verilen 205 öğretmen, binlerce meslek liseli gencimizin metal ve metalürji alanında doğru ve yetkin eğitim almasına zemin hazırlayacak. Böylece sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücü yetiştirilerek, üretime, ekonomiye can verecek” dedi. Stratejik bir sektör Metal ve metalurji sektörünün ekonomik büyüme ve gelişme açısından önemine vurgu yapan ATO Başkan Yardımcısı Temel Aktay, “Havacılık, savunma, enerji, iletişim, otomotiv gibi katma değeri yüksek alanlara girdi sağlayan metal ve metalurji sektörünün gelişimi ülkeler açısından stratejik öneme sahip. Ekonomiler için lokomotif, kalkınmanın temel taşı” dedi. Ülkemizde metal ürünler endüstrisinin büyüklüğünün yaklaşık 80 milyar dolar olduğunu ve önümüzdeki 10 yıl içinde 230 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmasının beklendiğini kaydeden Aktay, “İmalat sektörünün yüzde 80’inde metal parçaları kullanılıyor. Yani, sanayide üretimimizin devamını sağlayan kritik unsur metal parçalar” diye konuştu. Katma değer ve rekabet üstünlüğü sağlıyor Metal ve metalürji sektörünün katma değeri yüksek ürünler oluşturduğunu ifade eden Aktay, “Dışa bağımlılığı azaltmanın, uluslararası pazarlarda rekabet üstünlüğü kazanmanın, ekonomik ve siyasi gücü artırarak dünyada söz sahibi olabilmenin yolu bu stratejik sektörlerde güçlenmekten geçiyor. Metal ve metalurji sektörüne yatırım yapmak ve sektörün eksiklerini gidermek, kendine yeterli, yenilikçi bir ekonomi inşa etmek için de fırsat oluşturuyor. Bütün bu hedeflere ulaşmak için insan gücüne, nitelikli iş gücüne ihtiyaç var” dedi. Türkiye’nin savunma sanayiindeki ihracat rakamlarından örnek veren Aktay, “Türkiye’nin ihracat kilogram fiyatı ortalama 1-1,5 dolar düzeyindeyken, savunma sanayiinde bu rakamın 50-55 dolara kadar yükseldiğini görüyoruz. Gurur kaynağımız savunma sanayiinde son 20 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu sayesinde ulaştığımız yüzde 80’lik yerlilik oranını daha yukarılara taşımaktan, ürün gamını geliştirmekten söz etmek metal ve metalürji alanlarında gelişmekle mümkün” dedi. İş modeli yaygınlaştıkça dışa bağımlılık azalacak Intech projesi kapsamında geliştirilen iş modeli sayesinde reel sektörün üniversitelerle ortak Ar-Ge projeleri yürüterek yenilikçi çözümler bulabildiği, pazarda ihtiyaç duyulan, talep edilen ürünleri tasarlayıp prototiplerini üretebildiğini gördüğünü ifade eden Aktay, “Bu da ileri ve süper metal karışımları şehrimizde üretilebileceği ve bu sayede ham maddede dışa bağımlılığın azalacağı anlamına geliyor. Sadece bu kadar da değil. Üretilen prototiplerin yaygınlaştırılmasıyla kendi kendine yetmenin yanı sıra, ihracat performansının yükselmesi de sağlanacak. Bu da ekonomik büyümeye olumlu yansıyacaktır” dedi. Aktay, Ankara Ticaret Odası’nın Gazi Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirdiği projenin diğer illerde yaygınlaştırılmasını beklediklerini de ifade etti. “Üniversite öğrencilerinin sanayi ile işbirliğinin önü açılmalı” Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız da yaptığı konuşmada üniversitelerdeki bilgi ve birikimlerin endüstriye, endüstride gelişen teknolojinin de üniversiteye aktarılması gerektiğini kaydetti. Yıldız, “Üniversitenin eğitim programları sanayinin gelişim ihtiyaçlarına yönelik yönlendirilmeli, üniversite öğrencilerinin sanayi ile işbirliğinin önü açılmalı, eğitimden aldığı bilgiyi işletmeye, işletmeden aldığı bilgiyi eğitimle sentezlemelidir. Özellikle mühendislik ve fen bilimleri eğitimlerinde üniversite-sanayi işbirliği çok büyük önem arz etmektedir. Proje kapsamında yapılan çalışmalar sadece bir merkez oluşturmakla sınırlı kalmayıp, günümüz teknolojisine paralel eğitimler vererek hedeflerine ulaşmıştır. Bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığımız bünyesinde yer alan metal ve metalürji ihtisasına sahip öğretmenlerimize ileri teknolojiye hizmet eden altyapılar ile eğitimler verilmiştir” dedi. Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Uğur Gökmen tarafından “Sektörel Mükemmeliyet Merkezlerinin Kurulması Yoluyla, Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Artırılması Hibe Programı” çerçevesinde gerçekleştirilen proje hakkında sunum yapıldı. Toplantıya ATO Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreter V. Emine Doğrukök, Ostim Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Süleyman Ekinci, ATO Meclis ve Komite Üyeleri ile proje paydaşlarının temsilcileri katıldı.
2024 Yılına damga vuracak 5 teknoloji trendi
26 Ocak 2024 Cuma - 13:05 2024 Yılına damga vuracak 5 teknoloji trendi Yeni teknolojilere her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Hem günlük hayatta hem de kurumsal dünyada hayatımızı derinden etkileyen bu teknolojiler, ezberleri bozuyor. Türkiye’nin teknoloji markası Casper, 2024 yılı ve sonrasında teknoloji dünyasını önemli ölçüde etkileyecek 5 trendi sıralıyor. Yapay zeka teknolojisinin ilerlemesinden yüksek hızlı internetin kullanılmasına, çevre dostu teknolojilerden kuantum bilgisayarların geliştirilmesine kadar yaşanan birçok gelişme kullanıcıların teknoloji kullanım alışkanlıklarını değiştiriyor. Türkiye’nin teknoloji markası Casper, güçlü donanımların şık tasarımlarla buluştuğu Excalibur, Casper Nirvana ve Casper VIA alt markalarıyla, 2024 yılında da tüketicilerin teknoloji tercihlerinde yerini alıyor. Casper, 2024 yılı ve sonrasında teknoloji dünyasını bekleyen 5 trendi paylaştı. 1. Üretken yapay zeka daha önce görülmemiş çalışmalara imza atacak Araştırmalar, yapay zekanın 2025 yılına kadar tüm verilerin yüzde 10’unu oluşturacağını ve bu alanda 2024’te büyük bir büyüme beklendiğini öngörüyor. Birçok sektör ve işletme de daha verimli, daha optimize çalışmak için yapay zeka uygulamalarını iş süreçlerine nasıl dahil edebilecekleri üzerine çalışıyor. Microsoft’un yeni yapay zeka (AI) platformu Windows Copilot, dünyanın dört bir yanındaki bilgileri tutarlı bir şekilde bir araya getirerek akıcı, samimi ve güçlü argümanlarla desteklenebilen bir çıktı haline dönüştürebiliyor. Casper da, Microsoft ile yaptığı iş birliği kapsamında tüm Windows 11 ön-yüklü bilgisayarlarında Windows Copilot uygulamasını kullanıcılarıyla buluşturuyor. 2. Yeni ekran teknolojileri bilinen tüm kuralları yıkacak 1967 yılından itibaren her yıl Amerika’da düzenlenen, tüketici elektroniği üzerine en son teknolojik yeniliklerin yer aldığı Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı (CES), bu yıl da büyük bir ilgi gördü. Geleceği şekillendiren ürünlerin tanıtıldığı fuarda, ekran kullanımını iyileştiren heyecan verici teknolojiler yer aldı. Görüntü kalitesini artıran ve dekorasyon alanında da kullanılabilen şeffaf televizyon, göz sağlığını olumsuz etkileyen mavi ışığı %61’e kadar filtreleyebilen ekran teknolojileri, taşınabilir ve katlanabilir monitor fuarda ön plana çıktı. Seyir zevkini doruklara taşıyacak olan yeni ekran teknolojileri, sürükleyici kullanıcı deneyimi yaşatmanın yanı sıra fütüristik bir tasarım sunuyor. 3. Güçlü performansa ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip bilgisayarlar tercih edilecek Günlük kullanım, uzaktan çalışma, online eğitimler ya da oyun oynamak için bilgisayarlara olan ihtiyaç artıyor. 2024 yılı ve sonrasında bu ihtiyacın daha yüksek bir performansa evrilmesi bekleniyor. Özellikle bir oyun bilgisayarının sağladığı performans kriterleri ve yoğun grafik özellikleri, donanım gerektiren iş alanlarında da profesyoneller tarafından tercih ediliyor. Kullanıcıların hem iş hem de eğlence için donanımsal açıdan güçlü masaüstü bilgisayarlara ya da mobilleşmenin verdiği konforla güçlü laptoplara olan ilgisi artacak. Gelecek yıllarda tüketici tercihlerini her ne kadar güçlü performansa sahip bilgisayarlar belirleyecek olsa da kullanıcılar, cihazlarında şık bir tasarım da talep edecek. 4. Çevre dostu teknolojilerin pazar payı artış göstercek Ülkeler ve şirketler, net sıfır emisyon taahhütlerini yerine getirmek için çalışmalarına devam ederken çevre dostu teknolojiler, 2024 yılında da ilgi odağı olmaya devam edecek. İnsanlar da bireysel olarak, çevre üzerindeki etkilerini en aza indirmek ve karbon emisyon oranlarını düşürmek için teknolojiden daha fazla yararlanacak. Fosil yakıt tüketimini azaltmak için üretilen elektrikli arabalar, bisikletler, scooterlar ve toplu taşıma araçları üzerine teknolojik geliştirmeler devam edecek ve pazar payları artacak. Teknoloji dünyası ise altyapı ve hizmetlerin, enerji tüketiminin ve karbon emisyonlarının azaltılmasına öncelik verdiği yeşil bulut bilişim ve sürdürülebilir uygulamalarını daha fazla benimseyecek. 5. Kuantum bilgisayarlar, yeni evrenlerin keşfedilmesinde önemli bir rol oynayacak Kuantum bilgisayarlar, verileri depolamak ve hesaplamalar gerçekleştirmek için kuantum fiziğinin özelliklerini kullanan makinelerdir. Bilim adamları ve mühendisler, geleneksel klasik bilgisayarların çözmesinin imkansız olduğu bazı sorunların çözümlerinin, kuantum bilgisayarlar ile kolay olacağını öngörüyor. Enerjinin ve malzemenin atom ve atom altı seviyelerindeki davranışını açıklayabilen kuantum bilgisayarlar, bu sayede kuantum sistemlerin öğrenilmesine, modellenmesine ve şekillendirilmesine yardımcı olacak. Bu kabiliyet, fizik anlayışını geliştirerek bilgisayar çipleri, iletişim cihazları, enerji teknolojileri, bilimsel araçlar, sensörler, saatler ve materyaller gibi kuantum mekaniğinin rol oynadığı tüm cihazların tasarımlarını etkileyecek.
TEI 39 yaşında
26 Ocak 2024 Cuma - 12:59 TEI 39 yaşında Yerli ve millî platformların kalbi olan motorları üreten ve dünyanın en çok tercih edilen motor programları için kritik parçalar sağlayan TEI 39 yaşında. Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Türkiye’nin ilk millî helikopter motorunu uçurması ve insansız hava aracı motorlarının kırdığı rekorlarla gündemden düşmeyen TEI, yeni yaşını hafta boyu düzenlediği etkinliklerle kutladı. Şirket çalışanlarına yaptığı açıklamada TEI Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Öztürk, “Ülkemizin geleceğine yön verecek çalışmalarımızda emeği bulunan tüm arkadaşlarımızı candan tebrik ediyor, başarılarla dolu nice 39 yıllar diliyorum.” dedi. TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit ise mesajında “39 yıl önce başladığımız bu yolculuğumuza dünya çapında bir uçak motoru şirketi olarak devam ediyoruz. Ülkemize kazandırdığımız yerli ve millî motorlarımız, TEI çalışanlarının çalışmalarının eseridir.” dedi. Gelenekselleştirdiği üzere TEI, bu haftada hayata gözlerini açan bebeklerin ailelerine hediyeler verdi. Türk Kızılay Eskişehir Şubesine yapılan bağışla hazırlanan sevgi bohçaları, Eskişehir Şehir Hastanesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Eskişehir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda doğum yapan annelere hediye edildi. Kutlamalar çerçevesinde TEI Eskişehir Yerleşkesinde düzenlenen “39 Yılı 1 Kelime ile Anlat” etkinliğinde Öztürk, Akşit ve TEI Yönetim Kurulu üyeleri; TEI çalışanlarıyla beraber, şirketin 39’uncu yılı anısına hazırlanan panoya izlerini bıraktılar.
Deepfake: Gerçeği ve sahtesi nasıl ayırt edilir
26 Ocak 2024 Cuma - 10:23 Deepfake: Gerçeği ve sahtesi nasıl ayırt edilir Dijital İletişim Uzmanı Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, "deepfake" teknolojisinin oluşturduğu güvenlik sorunlarına dikkat çekti. Öztürk, “Ses ile dudak hareketlerinin tutarsız oluşu, üretilen sesin tonundaki farklılıklar, mimikler ve kelimelerin uyumsuzluğu gibi ipuçları şimdilik bu teknolojiyi ayırt etmeye imkân veriyor” diye konuştu. Amerikan Başkanı Obama’nın yüzünün taklit edildiği bir video ile tanıştığımız “deepfake” teknolojisiyle yapay zekâ ve dijital ortam kullanarak gerçek dışı videolar üretilebiliyor. Eğlence amaçlı kullanılan deepfake teknolojisinin günümüzde kişisel ve toplumsal güvenliği tehlikeye sokabilecek potansiyel taşıdığına vurgu yapan Dijital İletişim Uzmanı Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, “Teknolojinin gelişmesiyle deepfake videolarının kişisel kimlik hırsızlığı, dolandırıcılık, şantaj, linç, taciz gibi kötü niyetli amaçlar için kullanılabiliyor. Ses ve görüntü verilerini kullanarak oldukça gerçekçi videolar üretebilen bu teknoloji, bilgi kirliliği, dezenformasyon ve manipülasyon gibi sorunlara da zemin hazırlıyor. Ayrıca, uluslararası krizlerde kamuoyunu yanıltma, manipüle etme ve hatta belirli grupları provoke etme riski bulunuyor” ifadelerini kullandı. “Gerçekliğini sorgularken göz hareketleri önemli” Deepfake videolarını ayırt etmenin zorluğuna vurgu yapan Doğuş Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, “Kişiyi gerçek ses ve görüntüleri ile gerçeklik algısı oluşturduğu bir kimlikle sunabiliyor. Bireylerin konuşmalarını değiştirerek ya da yepyeni bir metni seslendirmesini sağlayarak adeta hukuki olarak da kişilik haklarını ihlal ediyor. Ayrıca gerçeklik algısı oluşturularak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında taraflar arasında zorlayıcı hukuki sürecin yaşanması mümkün. Ses ile dudak hareketlerinin tutarsız oluşu, üretilen sesin tonundaki farklılıklar, mimikler ve kelimelerin uyumsuzluğu gibi ipuçları şimdilik bu teknolojiyi ayırt etmeye imkân veriyor. Özellikle sosyal ağlarda karşılaşılan videoların gerçekliğini sorgularken göz hareketleri önemli bir ipucu niteliğinde. Hiç göz kırpma olmaması, göz hareketlerindeki anormallik gibi detaylara dikkat edilmeli” dedi.
Geri dönüşüm malzemelerinden "balistik beton" üretildi
26 Ocak 2024 Cuma - 10:04 Geri dönüşüm malzemelerinden "balistik beton" üretildi Mermi ve patlayıcılara karşı yüksek darbe direnci sağlamak amacıyla yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesi kullanılarak "balistik beton" üretildi. Laboratuvar ortamında üretilen ancak saha testlerinin henüz yapılmadığı betonun, ilerleyen süreçlerde hem inşaat sektörü hem de savunma sanayisinde kullanılabileceğini ifade eden Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, "Normal betona göre yaklaşık 50 ile 100 kat darbe direnci sağladığını gördük. Bu da bize çok rahatlıkla bir mermiyi karşılayabilir kanaatini verdi" dedi. Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Malzemeleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, içinde yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesi bulunan balistik beton üretti. İlerleyen süreçte bu betondan inşa edilecek yapılarla, mermi ve patlayıcılara karşı yüksek darbe direnci sağlanarak, kolluk kuvvetlerinin korunması hedefleniyor. Laboratuvar ortamında yapılan testlerde betonun, normal bir betona göre 50 ile 100 kat darbe direnci sağladığı görüldü. Ürünün belli bir kısmının geri dönüşüm malzemelerinden üretilmesi, maliyetleri de düşürüyor. Savunma sanayisi için öncelikli tasarlanan beton, direnci artırmak için normal binalarda da kullanılabilecek. Ürünün patentini almak için gerekli girişimleri yapacağını söyleyen Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, saha testlerinin de yapılması gerektiğini ifade etti. "Yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesiyle yaptık" Balistik beton konusunda 20 yıldır çalışmalar yaptığını söyleyen Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, "Geliştirdiğimiz malzemelerde çok yüksek darbe direnci sağladık. Mermi atıldığında veya patlayıcı konulduğunda bu malzemenin güçlü kalmasını sağlıyor. Askerlerimizin korunmasını amaçladık. Normal bir betonda aynı işlemi yaptığınızda bir veya iki defada dağılabilen bir beton. Yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesiyle yaptık. Bu tip malzemede yaklaşık 100 civarında darbede ancak kırılabildiğini hatta tam kırılmada olmuyor, içine topumuz gömülüyor. Top gömüldükten sonra artık ilerlemiyor. Topu çıkardıktan sonra da numeninin dağılmadan kaldığını görebiliyoruz, bu da çok büyük bir direnç sağladığını gösteriyor. Herhangi bir betonarme duvar yaptığımız zaman askerimizi koruması veya Savunma Bakanlığıyla ilgili proje olduğunda arkasına kim olursa olsun daha koruyucu olması anlamında bir beton geliştirdik" dedi. "Darbe direncini artırmak için normal binalarda da kullanabiliriz" Üretilen balistik betonun kullanılabileceği alanlara değinen Salih Taner Yıldırım, "Sadece askeri alanda değil, darbe direncini artırmak için normal binalarda da kullanabiliriz. Savunma daha öncelikli olduğu için bu yönde bir çalışma yaptık. Hem Türkiye’de hem de dünyada yapılan çalışmalar var fakat genelde akademik düzeyde. Bunlar teknolojik olarak hayata geçmesi gereken projeler. Her hocanın ve her üniversitenin geliştirdiği projeler birbirinden farklı oluyor. Benim geliştirdiğim malzeme bana özel bir malzeme. Bunların farklı farklı testlerden geçmesi gereksiyor. Savunma projesinden bahsediyorsak en iyisinin seçilmesi gerekiyor. Türkiye’de rahatlıkla üretilmesi mümkün. Bekçi, polis ve askeri kulübe gibi yapılarda koruyucu görev üstlenmesini isterim" diye konuştu. "Geri dönüşümün yüksek oranda olması maliyetleri çok azaltacaktır" Üretilen betonda geri dönüşüm malzemesi kullanılmasının önemine vurgu yapan Yıldırım, "Maliyet açısından baktığımız zaman, geri dönüşümün yüksek oranda olması maliyetleri çok azaltacaktır. Bu tür geri dönüştürülmüş ürünleri hibe olarak bile alabiliyorsunuz. Bazen insanlar ’İstediğiniz kadar atık alın’ diyebiliyor. Bazı atıklar da vardır ki geri dönüşüm yapılıyordur ama başka amaçlarla kullanıyordur. Yine uygun fiyatlarla bunları alıp değerlendirirsiniz. Normal bir beton yaptığınızda bunları katıp daha uygun fiyata zaten getirirsiniz. Biz burada kullandığımız hemen hemen her üründe geri dönüşüm düşünüyoruz. Betonun içine koyduğumuz ekstra tüm ürünler için acaba hangi ürünü geri dönüştürebiliriz düşüncesi var" ifadelerini kullandı. "Amacımız, hem merminin durdurulması hem de sekmesinin engellemesini sağlamak" Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gizlilik açısından içine koyduğum malzemelerden bahsedemiyorum. Darbeye dayanıklılığı sağlayacak. Bir mermi atıldığında içine gömülüp sekmeyecek şekilde üretilmesi önemli. Sadece mermiyi durdurması değil, merminin sekmemesi de istenen bir şey. Bu tip betonlar geliştirilirken 2 amaçlı düşünülmesi gerekiyor. Beton mukavemetlerini çok artırdığınız zaman mermi sekiyor. Bu istediğimiz bir şey değil. Bu sefer de mermi sekmesiyle ölümcül durumlar oluştuğu için amacımız, hem merminin durdurulması hem de sekmesinin engellemesini sağlamak" "50 ile 100 kat darbe direnci sağladığını gördük" Test aşamalarının laboratuvar ortamında gerçekleştiğini ancak saha testlerinin de yapılması gerektiğini söyleyen Yıldırım, "Askeri bölgeye gidip test ettirilmesi gerekiyor. Daha önce teslim ettiğimiz firmalar da yapmamışlar. Dışarıdan alınmış bir sonucumuz yok fakat normal betona göre yaklaşık 50 ile 100 kat darbe direnci sağladığını gördük. Bu da bize çok rahatlıkla bir mermiyi karşılayabilir kanaatini verdi. Bunların direkt sahada test edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.