ÇEVRE - 13 Şubat 2026 Cuma 21:08

Tokat’ta fırtına ağacı devirdi, vatandaş saniyelerle kurtuldu

A
A
A

Tokat’ta etkili olan fırtına bir ağacı devirirken, kaldırımdan geçen bir kişi son anda kurtuldu. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı uyarının ardından Tokat’ta fırtına etkili oldu. Kent merkezinde akşam saatlerinde etkisini artıran fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi.

Rüzgarın en çok hissedildiği noktalardan biri olan GOP Bulvarı’nda bir ağaç kökünden sökülerek devrildi. O sırada kaldırımdan geçen bir vatandaş saniyelerle ağacın altında kalmaktan kurtuldu. Tehlike dolu anlar, çevrede bulunan bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

Görüntülerde, şiddetli rüzgarın etkisiyle sallanan ağacın bir anda devrildiği, kaldırımdan geçen vatandaşın ise uzaklaşarak son anda kurtulduğu görüldü.

Ahmet Demirağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin denetimsik iddiası panik oluşturdu: Hafriyat atıkları, kimyasal reaksiyona girdi Ankara’nın Sincan ilçesi Yenikent bölgesinde ana yol kenarına dökülen hafriyat atıklarının yağmur suyu ile karışmasının ardından kötü koku ve duman oluştu. AFAD ekipleri bölgede inceleme yaparak numune aldı. Olay, Sincan Yenikent’te ana arter üzerinde bulunan boş alana dökülen hafriyat malzemelerinin yağış sonrası kimyasal reaksiyona girmesiyle ortaya çıktı. Bölge sakinleri, yoğun koku ve duman nedeniyle endişe duyduklarını belirterek yetkililere ihbarda bulundu. İhbar üzerine olay yerine gelen AFAD ekipleri, çevrede güvenlik önlemleri alarak numune topladı. Alınan numunelerin laboratuvar ortamında inceleneceği, sonuçlara göre gerekli işlemlerin yapılacağı öğrenildi. Vatandaşlar, hafriyat dökümünün Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) sorumluluk alanında bulunan bölgede yapıldığını ileri sürerek, denetim eksikliğine tepki gösterdi. Özellikle oluşan gazın zararlı olabileceği ihtimali nedeniyle sağlık açısından risk oluştuğu kaydedildi. "Dökülen kaçak malzeme aktif olmaya başladı" Kamu emeklisi vatandaş Selçuk Öz, kaçak atıkların yağmurun yağmasıyla birlikte reaksiyona girdiğini iddia ederek, "Demir dökümhanesinden geldiğini düşündüğüm atığı, yaklaşık 10-12 gündür gözlemiyordum. Fakat ilgimi çeken kötü bir şey oldu. Dün yoldan gelirken yağmurun yağması ile beraber buradaki dökülen kaçak malzeme aktif olmaya başladı. Duman ve çok pis bir koku yaymaya başladı. Durumdan şüphelendim. Bunun üzerine 112’yi aradım. 112’den Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağladılar. AFAD ekipleri gelip burada inceleme yaptılar. Zehirli olduğunu düşünerek, durumun hem çevre hem insan sağlığı açısından sıkıntılı olabileceğini düşünerek 112 ekiplerini aradım. Gelip inceleme ve gaz ölçümleri yaptılar. Herhangi bir sıkıntılı durum olmadığını söylüyorlar. Ama etrafa yayılan berbat bir koku var. Tarif edilmeyecek düzeydeki ağır bir koku bu" şeklinde konuştu. "Burada denetim yapılmadığını düşünüyorum" Kaçak atıkları ABB’nin denetlemesi gerektiğini belirten Öz, "Yağmurun etkisiyle kirlenen su, direkt ormana ve dere yataklarına kadar ulaşıyor. Burada denetimin yapılmadığını düşünüyorum. Çünkü kaçak döküm. ABB ilgileniyorsa eğer, gereğini yapmasını talep ediyorum. ABB’ye durumu iletmedim ama sonuçta onların alanı, onların görmesi gerekirdi. Benden önce onlar görmeliydi diye düşünüyorum" diye konuştu. "Burası ABB’ye ait bir bölge" Köyüne giderken yol kenarındaki hafriyat atıklarını gören ve pis kokudan yaklaşamadığını ifade eden vatandaş Hakan Deniz ise, "Köyüme giderken yolun kenarında bu atıkları gördüm. Aşırı derecede koku var. Burası Ayaş- Beypazarı yolu üzerinde. Ana yol üzerinde sanayi atığının buraya atılması bölge sakinleri olarak gerçekten bizi derinden üzdü. Yağmur yağmak üzere. Derelerden su akıyor. Bu atık, suya karışarak insanlarımızın sağlığını etkiliyor. Burası ABB’ye ait bir bölge. ABB yetkilileri derhal buraya müdahale etmeli. Sağlık açısından tehlike arz ediyor. Şu an ben kokudan burada duramıyorum. Nefesimi kesti gerçekten" ifadelerini kullandı.
Van Zor denilen ameliyat Van’da başarıyla yapıldı VAN (İHA) – Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul ve Ankara’da yüksek riskli görülerek korkutulan iki hastayı Van’da başarıyla ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu. Ağrılı olup uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan 53 yaşındaki Neriman Kılıç ile Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar da İstanbul ve Ankara’da hastane hastane gezdikten sonra Prof. Dr. Halil Başel’e ulaştı. Gittikleri hastanelerde ‘felç kalırsın, masada kalırsın’ gibi ifadelerle korkutulan hastalar, Prof. Dr. Başel’in ikna çalışmaları sonucu yapılan operasyonla sağlıklarına kavuştu. "En büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil Başel, özellikle büyük şehirlerde hastaların gereğinden fazla korkutulduğuna dikkat çekerek, "İlk hastamız Neriman Hanım aslında Ağrılı ancak uzun süredir İstanbul’da yaşıyor. Yaklaşık 4–5 ay önce kendisine glomus tümörü tanısı konulmuş. Bu süreçte maalesef hastamız fazlasıyla korkutulmuş. Ameliyatın muhtemel komplikasyonları sürekli anlatılmış. Gittiği her hekim farklı tetkikler istemiş; anjiyolar, biyopsiler yapılmış. E-Nabız üzerinden kayıtlarını incelediğimde, hastaya yapılmaması gereken pek çok işlemin yapıldığını gördüm. Tümör 6 santimetre büyüklüğündeydi. Açıkçası en büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" dedi. "Felç kalırsın denilmiş, masada kalma korkusu yaşatılmış" Hastanın ve ailesinin ciddi bir psikolojik baskı altında Van’a geldiğini belirten Başel, süreci şu sözlerle aktardı: "Bilinçli bir oğlu vardı. Bana, ‘Hocam burada gittiğimiz hekimlerin hiçbiri sizin anlattıklarınızı söylemiyor, hep en kötü senaryolar anlatılıyor, biz çok korkuyoruz’ dedi. En son çekilen bir film sonrası hastaya, ‘Bu tümörü aldırırsan kesin felç olursun, masada kalma ihtimalin çok yüksek’ denilmiş. Bu tür söylemler hastayı tamamen yıpratmış." "Bir saatlik ameliyatla 6 santimlik tümör alındı" Hastanın Van’a gelmesinin ardından sürecin hızlı ve başarılı ilerlediğini ifade eden Başel, "Hastamızı İstanbul’dan Van’a getirmek en zor aşamaydı. Geldikleri gün tetkiklerini yaptık, ertesi gün ameliyata aldık. Ameliyat yaklaşık bir saat sürdü ve 6 santimetrelik tümörü tamamen çıkardık. Allah’a şükür hiçbir komplikasyon gelişmedi. Bu tür ameliyatlarda bazen ses kısıklığı olur ama bu bile yaşanmadı. Hastamız taburcu aşamasına geldi" diye konuştu. "Gözünü açtığında felç olmadığını görünce mutluluğu bize de yansıdı" Ameliyat sonrası anları da paylaşan Prof. Dr. Başel, sözlerini şöyle tamamladı: "Yoğun bakımda gözünü açtığında felç olmadığını fark etti ve çok mutlu oldu. Onun bu mutluluğu bizleri de son derece mutlu etti." "Bize ‘felç olursun’ dediler" Ameliyat sonrası konuşan Neriman Kılıç ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Çok hastane gezdim. Bana ‘felç kalırsın, konuşamazsın’ dediler. Aylarca çok kötü günler geçirdim. Halil Hocayı bulduk, tümörümü başarılı bir şekilde çıkardı. Allah razı olsun." Neriman Kılıç’ın eşi Kıyasettin Kılıç ise "İstanbul’da yüzde 100 felç riski dediler. Önce Allah’a, sonra Halil Hocaya güvendik. Ameliyat çok başarılı geçti" ifadelerini kullandı. Hakkari’den Ankara’ya, oradan Van’a umut yolculuğu Prof. Dr. Halil Başel, ikinci hastanın ise Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar olduğunu belirterek, "Hakkari’de ameliyat yapılamaz denilerek Ankara’ya yönlendirilmiş. Orada da hastane hastane gezmişler. Bir yakınının tavsiyesiyle bize ulaştılar. Tümörü büyük ve iki taraflıydı. Hastayı Van’a aldık ve başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Yarın taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi. "Bizi çok korkuttular ama şimdi çok mutluyuz" Şükriye Açar da, Ankara’ya kadar gittiğini belirterek, "Onlarca doktora gittim. Beni çok korkuttular. ‘Masadan kalkamazsın’ dediler. Halil Hoca tümörümü çıkardı, hiçbir sıkıntı yaşamadım. Önce Allah, sonra hocamdan razıyım" şeklinde konuştu.
Kocaeli Kocaeli’de balık tezgahlarındaki son durum Kocaeli’de geçtiğimiz günlerde etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle denize açılan tekne sayısı azalırken, bu durum tezgahlardaki balık miktarına da yansıdı. Kocaeli’de geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarında etkili olan fırtına ve sağanak, balıkçılığı da etkiledi. Şiddetli rüzgar nedeniyle tekneler limanlara demirlemek zorunda kalınca, tezgahlardaki balık miktarı azaldı. Tezgahlarda hamsinin kilogramı 300-400 lira arasında değişirken; istavrit 200, sardalya 200-250, mezgit, levrek ve çupra ise 300-350 liradan satılıyor. Balıkçı esnafı Özcan Sevimli, balığın az gelmesine rağmen fiyatların vatandaşın alabileceği seviyelerde olduğunu söyledi. Kötü hava nedeniyle avlanmanın zorlaştığını belirten Sevimli, rüzgarlı ve fırtınalı günlerde teknelerin denize açılamadığını ifade etti. Hava şartlarının balık arzını doğrudan etkilediğini dile getiren Sevimli, denize çıkan tekne sayısının azalmasının fiyatlara yansıdığını ancak buna rağmen tezgahlarda aşırı bir pahalılık olmadığını kaydetti. "Hava estiği zaman kayıklar çıkamıyor" Özcan Sevimli, bu sezon hamsinin her zamanki gibi kaliteli ve yağlı geldiğini ancak miktar olarak az olduğunu söyledi. Sevimli, vatandaşların bazen fırtına ile balık fiyatları arasındaki ilişkiyi sorguladığını da belirterek, "İnsanlar bazen ’Fırtınanın balıkla ne alakası var?’ diyor ama çok alakası var. Hava estiği zaman kayıklar çıkamıyor, süreç zorlaşıyor. Kayık az çıkınca balık ister istemez değere biniyor. Normal şartlarda hamsinin kasasını 2 bin liraya alıyoruz. Hava estiğinde bu rakam 5-6 bin liraya kadar çıkıyor. Biz de isteriz balık ucuz olsun, halk gelsin balık yesin ama bu bizim elimizde olan bir durum değil. Denize çıkanların da işleri zor, onlar da kötü bir süreçten geçiyor" diye konuştu. "200 liraya bugün ne alıp da karnını doyurabilirsiniz" Fiyatların sanıldığı kadar yüksek olmadığını vurgulayan Sevimli, "İstavritin kilosu 200 lira, hamsi 350 lira, mezgit 300-350 lira arasında değişiyor. Levrek ve çipura da genelde 300-350 lira civarında. 400 liraları çok görmüyoruz. 200 liraya bugün ne alıp da karnınızı doyurabilirsiniz?" şeklinde konuştu. Ayrıca Sevimli, tezgahlardaki balık çeşitliliğine de değinerek, "Uskumrunun omegası yüksektir. Biz kılçığını ayıklayıp yaprak açıyoruz, çok güzel oluyor. Turna mezgiti de bu ara bol, gönül rahatlığıyla yiyebilirler. Levrek, çipura, istavrit ve mezgit 12 ay boyunca lezzetli balıklardır. Şu an hamsi de çok güzel geliyor ama az olduğu için fiyat farkı oluşuyor. Biz isteriz 100-150 liraya satalım ama bu bizim elimizde değil. Yine de balık hala uygun ve vatandaş gönül rahatlığıyla tüketebilir" ifadelerini kullandı.
Bursa BTÜ’de personele vefa ödülü Kamuda 20 ve 30 yıllık hizmetini tamamlayan BTÜ’lü 26 personele, düzenlenen törenle plaket ve belgeleri takdim edildi. Üniversitenin gelişimine katkı sunan çalışanlar; "Vefa Ödülü" ve "İdari Hizmet Belgesi" ile onurlandırıldı. Kamuda fiili hizmet süresini 20 ve 30 yıl arasında tamamlayan Bursa Teknik Üniversitesi personeli için geleneksel ödül töreni düzenlendi. Mimar Sinan Yerleşkesi’nde gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan ile Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç ve Genel Sekreter Selim Uzun katıldı. Törende, "Vefa Ödülü" almaya hak kazanan 9 personele plaket ve belgeleri, "İdari Hizmet Belgesi" almaya hak kazanan 17 personele ise idari hizmet belgeleri takdim edildi. Rektör Prof. Dr. Naci Çağlar törende yaptığı konuşmada, üniversitelerin sadece akademik başarılarla değil, kurumsal hafızayı taşıyan, emeği ve sadakatiyle kuruma değer katan çalışanlarla güçlendiğini vurguladı. Uzun yıllar kamu hizmetinde bulunan personelin özverisinin BTÜ’nün gelişiminde önemli bir paya sahip olduğunu belirten Rektör Çağlar, "Üniversitemizin bugünlere gelmesinde emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ödül alan çalışanlar, BTÜ ailesinin bir parçası olmaktan duydukları gururu ve mutluluğu dile getirerek, düzenlenen program için üniversite yönetimine teşekkür etti.