ÇEVRE - 17 Kasım 2024 Pazar 11:09

"Karadeniz çevresindeki ülkelerin atıklarıyla kirletiliyor"

A
A
A
"Karadeniz çevresindeki ülkelerin atıklarıyla kirletiliyor"

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz’in çevre ülkelerin atıklarıyla kirlendiğini belirterek, “Yılda yaklaşık 8 milyon ton plastik atık denizlere ve okyanuslara dökülüyor. Şu anda tam net bir bilgi yok ama 100 bin tonu bulan bir rakam da Karadeniz’e boşalıyor. Dolayısıyla bu hızla artan kirleticiler denizi hem fiziksel olarak kirletiyor hem kimyasal hem de biyolojik yapıyı değiştiriyor” dedi.


Karadeniz, çevresindeki ülkelerden her yıl gelen yaklaşık 100 bin ton atıkla giderek kirleniyor. Katı atık ve mikroplastikler ile yoğun bir kirlilik tehdidi altında bulunan Karadeniz’de balık popülasyonu da etkileniyor. Konuyla ilgili Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz’in bir iç deniz olduğunu belirterek, “Avrupa ve Asya’nın arasında sıkışmış bir iç deniz. Çevresindeki ülkelerin direk nehirlerinden ve karalardan direk boşaltılan atıklarla kirlenen bir deniz. Uzun yıllardır kirliliğe maruz kalan bir deniz. Çevre ülke hirlerden su girdisi olan Karadeniz bu ülkelerin atıklarıyla kirleniyor” diye konuştu.



Yaklaşık 100 bir ton plastik atığın Karadeniz’e boşaldığını dile getiren Erüz, “1960’lardan 2000’lere kadar olan endüstriyel gelişmenin getirdiği büyük bir kirlilik yükü söz konusuydu ama ondan sonra işte Avrupa Birliği’nin uygulamaları, bizim ve diğer ülkelerin de uyumuyla birlikte endüstriyel kirleticiler azalmakla birlikte, yani fabrikasyon ve diğer etkilerle kirlilik azaldı. Son yıllarda artan petrol taşımacılığı kaynaklı olan petrol kirliliği Karadeniz’de etkin ama şu anda en çok etkili olan ve hızla artan plastik kirliliği. Bu plastikler dediğimiz işte bizim poşetimiz işte pet şişelerimiz gibi diğer plastik malzemeler olabileceği gibi örneğin bir kremin içerisinde bulunanlardan başlayıp daha büyük boyuta kadar giden mikro plastik dediğimiz gözle görülen ya da gözle göremeyen boyuttaki plastiğin küçük parçacıkları da yoğun bir şekilde hem atmosferden hem nehirlerden hem de karalardan denize boşalıyor. Her yıl çok hızlı bir şekilde bu oran artıyor. Yılda yaklaşık 8 milyon ton plastik atık denizlere ve okyanuslara dökülüyor. Şu anda tam net bir bilgi yok ama 100 bin tonu bulan bir rakam da Karadeniz’e boşalıyor. Dolayısıyla bu hızla artan kirleticiler denizi hem fiziksel olarak kirletiyor hem kimyasal hem de biyolojik yapıyı değiştiriyor. Taşıyıcı olan görevi gördüğü için bazen işte istenmeyen organizmaların bir bölgeden bölgeye taşınmasında da taşıyıcı rolü oynuyor. Dolayısıyla bu anlamda biyolojik olarak da ortamdaki ekosistemi olumsuz yönde etkileyen bir durum var. Bu anlamda baktığımızda Karadeniz evet insan etkisiyle hızlı bir şekilde maalesef kirleniyor. Bu kirlenen denizden biz hamsi palamut gibi balıklarımızı avladığımız bir deniz. Dolayısıyla kirlettiğimiz deniz aslında nihayetinde dönüp dolaşıp bize besin olarak geri dönüyor. Kirliliğe neden olan insanoğlu kirliliği azaltması gereken de yine insanoğlu” şeklinde konuştu.



“Kirliliğin balık popülasyonu ve varlığı üzerinde bir büyük etkisi var”


Karadeniz’deki kirliliğinin balık popülasyonu da etkilediğini kaydeden Erüz, “Fiziksel, kimyasal, biyolojik kirlilik o bölgede yaşayan balık popülasyonunu mutlaka etkiler. Özellikle bu kıyı dolguları ile birlikte balıkların yaşadığı kırsal bölgeler çok büyük tahribat var. Sığ su balıklarının yaşam ortamının ortadan kaldırılması büyük bir sıkıntı. Plastik ve diğer kirleticilerin denizdeki varlığı denizde bulunan canlıların etkilenmesine sebep olmaktadır. Örneğin palamut sadece Karadeniz’de yaşamıyor. Akdeniz, Ege’de de yaşıyor ve oradan Karadeniz’e göçüp geri gidiyor. Yine aynı şekilde lüfer benzer bir davranış gösteriyor. Hamsi Karadeniz içerisinde tur atıyor. Kuzeyden kirli bir bölgeye denk gelirse yumurtladığı bölgede kirliliğe maruz gelirse yumurtlama oranı azalıyor. Beslendiği dönemde ortamda bir kirliliğe bağlı besin azalması söz konusuysa o da ondan etkileniyor. Dolayısıyla kirlilik mutlaka balık popülasyonu etkiliyor ama kirliliğe bağlı ne kadar popülasyon değişti, küresel ısınmaya veya sıcaklık artışı ne kadar etkiliyor anlamında söylemek çok kolay değil. Detaylı bir çalışma gerektiriyor. Kirliliğin balık popülasyonu ve varlığı üzerinde bir büyük etkisi var. Balıkların özellikle belli türlerin daha baskın hale gelip bazı türlerin ise yavaş yavaş ortadan kalkma riski olduğunu söylemek mümkün” ifadelerini kullandı.


Erüz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Deniz İzleme Programı kapsamında TÜBİTAK MAM tarafından yapılan mevsimsel izleme ölçümlerinde Trabzon kıyılarında su kalitesi orta ve kötü sınıf olarak belirlendiğini belirterek, bölgenin en kirli sularının bulunduğu Trabzon’da hem akarsu hem de kanalizasyonlardan kaynaklanan kirliliğinin kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.



"Karadeniz çevresindeki ülkelerin atıklarıyla kirletiliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kasapoğlu: "AK Parti gençlik hareketidir" AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, TÜGVA tarafından düzenlenen "İhtisas Akademi’26" buluşmaları çerçevesinde Kastamonu ve Karabük’te üniversiteli gençlerle bir araya geldi. TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci’nin de katıldığı ve soru cevap şeklinde düzenlenen programların ilki Kastamonu Üniversitesi Sezai Karakoç Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Buluşma sırasında gençlerden gelen soruları cevaplayan Dr. Kasapoğlu, "Artık girişimcilik dönemindeyiz, teşebbüs dönemindeyiz, üretme dönemindeyiz, icat etme, icat çıkartma dönemindeyiz. Dünya bir konfor alanı değil. Ne kadar üretirseniz ne kadar faydalı olursanız ne kadar gayret gösterirseniz o kadar mutlu olursunuz. Mutluluğun yolu üretmekten geçiyor. Elbette kamu ve özel sektörde hedefler olacak ama asıl hedef üretmek, üzerine koyabilmek olmalı. Tekamül hayatın sonuna kadar devam edecek. Mezuniyetiniz sonrasında da devam edecek. Asıl olan üretme, teşebbüs etme ruhu. Bizler bu noktada sizlere güveniyoruz. Eskisinden çok daha geniş imkanlara sahipsiniz. İşte Kastamonu Üniversitesi. Altyapısıyla, yurtlarıyla, laboratuvarlarıyla, spor tesisleriyle sizlerin hizmetinde. Elbette bunlar sizin inancınızla, motivasyonunuzla, özgüven ve cesaretinizle çok daha değerli çok daha işlevsel olacak. Başarısızlıktan korkmayın. Girişimin özünde cesaret var. Elbette ummadığınız durumlarla da karışılacaksınız. Yaşam düz bir yolda gitmiyor. Yokuşlar, inişler de var. Yuvarlanabilirsiniz de ama asıl olan dimdik ayağa kalkabilmek ve azimle inançla kararlılıkla yolu devam ettirme iradesine sahip olabilmek. Kendinizi neye yatkın, neye motive hissediyorsanız o alanda kendinize istikamet çizin. Girişim ruhu olduktan sonra her imkan peşi sıra gelecektir" dedi. İnsan önce kendinin lideri olacak Kasapoğlu, liderlik konusunda gelen bir soruyu ise, "İnsan önce kendinin lideri olacak. Nefsine, iradesine liderlik yapamazsa, toplumsal alanda liderlikten bahsetmek zor. Bizim kültürümüzde toplumsal liderlik ateşten gömlektir. Çünkü büyük bir sorumluluktur. Liderlik aynı zamanda zarurettir. Süreç yönetimleri, sürece liderlik yapma sizi sorumluluğa iter. Yapmamak bizim medeniyette vebal almaktır. İyi bir lider olmak hakikaten zordur. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğin nasıl olması gerektiğini güçlü bir şekilde ortaya koyan en iyi örnektir. Liderin bir derdi vardır. Derdin varsa davan da vardır. Dolayısıyla lider o dert istikametinde yürüyen ve peşinde yürünen kişidir. Liderlik güçlü bir karakter gerektirdiği kadar, tevazuyu samimiyeti gerektirir. Ve en önemlisi vefayı gerektirir. Kibirden uzak kapsayıcı müşfik bir kalbi gerektirir ve cesareti. O cesaret fırtınada gemiyi rotasında tutup güvenle yol aldıran davranıştır" şeklinde cevapladı. Karabük’te öğrencilerle buluştu Kastamonu programının ardından TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ile Karabük’e geçen Kasapoğlu, Karabük Üniversitesi 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda üniversite öğrencileri ile bir araya geldi. Kastamonu programında olduğu gibi soru cevap formatında geçen programda Dr. Kasapoğlu, "Öncelikle bu salonu tıka basa dolduran gençlerimize teşekkür ediyorum. Umarım bu buluşma, ihtisas akademisi programı, hayırlar getirsin, bereketler getirsin. TÜGVA’nın çok güzel programları var. Birçoğuna Bakanlık dönemimde de katıldım. Şimdi de destekçisi ve takipçisiyim. Ama bu programın pek çok programın harcı olduğunu düşünüyorum. Akademi çatısı altındayız Görevimiz ne olursa olsun, siyasetçi de olsak özel sektörde müteşebbis de olsak bir yanımızın akademide olması lazım. İlim; hayat rehberi, hikmetle yoğurulmuş ilim ise bambaşka bir güç. Bu nedenle üniversitelerimizin bu işin içinde olması çok kıymetli. İhtisaslaşmak; istikameti net bir şekilde belirlemek demek. İhtisaslaşmak adım atmak, bir meydan okumak, yüzeyselleşmek sığlık değil bilakis derinliktir" dedi. Adaletle dünyaya hükmetmiş bir ecdadın torunlarıyız Kasapoğlu, günümüz dünyası ve teknoloji ile ilgili gelen bir soruya ise, "İnsan eşref-i mahlukattır. Yaratılmışların en şereflisi. Öznedir. Çağın bize dayattığı nesne olma anlayışını her bir tavrımızla özneye dönüştürmeliyiz. Vizyon vereceğiz. Teknolojiyi yukarı taşıyacağız. Kullanacağız elbette ama orada da hükmeden biz olmalıyız. Teknolojik bir ürünü vicdani bir yaklaşımla tasarımlamak başka, insani bir yaklaşım olmadan vicdan, merhamet olmadan yapmak-kullanmak başka. Bizim bir farkımız var. Bizler adil bir medeniyetin evlatlarıyız. Adaletle dünyaya hükmetmiş bir ecdadın torunlarıyız. Böyle bir emaneti birer özne olarak daha yukarı taşımalıyız. Yaklaşık çeyrek asırdır Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümetteyiz. Bu hükümetlerin en önemli gündemi gençliktir ve gençliği özne olarak hep en başa koyan bir siyasi anlayışa sahibiz" cevabını verdi.
Tokat Bilim ve tarım Tokat’ta buluştu Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ev sahipliğinde ilki düzenlenen TARIMFEST 2026, akademi, kamu ve tarım sektörünü buluşturdu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen TARIMFEST 2026, geniş katılımla başladı. Üniversite Stadyumu’nda gerçekleştirilen festival, akademi, kamu kurumları, sektör temsilcileri ve öğrencileri bir araya getirdi. Açılış konuşmasını yapan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, üniversitelerle yürütülen iş birliklerinin ülke tarımı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bu tür organizasyonların bilimsel üretim ve tarımsal gelişime önemli katkılar sunduğunu söyledi. TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise, TARIMFEST 2026’nın yalnızca bir festival değil, bilim, teknoloji, üretim ve girişimciliği buluşturan güçlü bir platform olduğunu ifade etti. Festivalin bu yıl uluslararası boyut kazandığını belirten Yılmaz, yurt içinden 43, yurt dışından ise 10 üniversitenin paydaş olarak organizasyonda yer aldığını söyledi. Ziraat Fakültesi’nin 44 yıllık köklü geçmişine dikkat çeken Yılmaz, fakültenin Tokat’ın tarımsal hafızası ve üretim merkezi konumunda olduğunu belirterek, üniversitenin yerel tohumların korunmasından fide üretimine, arıcılıktan hayvancılığa, peyzaj çalışmalarından gıda üretimine kadar birçok alanda aktif çalışmalar yürüttüğünü kaydetti. Bu yıl 1 milyon fide üretiminin tamamlandığını ve satışına başlandığını ifade eden Yılmaz, festival kapsamında 201 proje başvurusu alındığını, 120 hakemin değerlendirme sürecinde görev yaptığını belirtti. Ayrıca proje yarışmalarında toplam 1 milyon TL ödül desteği sağlanacağını açıklayan Yılmaz, üniversitenin 2025 yılı içerisinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine kendi kaynaklarıyla 79 milyon TL destek verdiğini söyledi. Festivalin ilk gününde düzenlenecek uluslararası panelde iklim değişikliği ve tarım ilişkisi ele alındı. İkinci gün ise düzenlenecek panel ve söyleşilerle tarımın geleceği farklı yönleriyle değerlendirilecek. Festivalin açılışına Tokat Valisi Abdullah Köklü, Tokat Belediye Başkan Yardımcısı Fuat İşeri, TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, TAGEM Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, İl Tarım ve Orman Müdürü Ömer Cebeci, paydaş üniversitelerin rektör ve yardımcıları ve ziraat fakültesi dekanları, kurum temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve tarım sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin temsilcileri katıldı.
Kastamonu Araçta binlerce sentetik ecza hapla yakalanan sanıklardan biri tahliye edildi Kastamonu’da jandarma ekiplerince durdurulan araçta 5 bin 968 adet sentetik ecza hapı ve bir miktar uyuşturucu maddeyle yakalanan sanıkların yargılamasına devam edildi. Kendisinin korsan taksici olduğunu ve ele geçirilen maddelerle ilgisinin olmadığını söylediğini söyleyen sanıklardan biri tahliye edildi. Edinilen bilgiye göre, 21 Ağustos 2025 tarihinde İstanbul’dan Kastamonu’ya uyuşturucu sevkiyatı yapılacağı istihbaratını alan Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince tespiti yapılan araca yönelik operasyon düzenlendi. Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli’nden geçiş yaptıktan sonra jandarma ekiplerince durdurulan araçtaki çanta içerisinde 5 bin 968 adet sentetik ecza hapı ile 350 gram bonzai ham maddesi olan kannabinoid ve 1 gram kubar esrar ele geçirildi. Araçta bulunan Y.S. ve E.K. tutuklanarak gözaltına alınarak tutuklandı. Olayın ardından E.K. ve Y.S. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından açılan dava görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar E.K. ve Y.S. ile avukatlar katıldı. "Çantada ne olduğunu bilmiyordum" Duruşmada savunma yapan sanık Y.S., "Telefonuma gelen mesajlar, kumar sitelerinden gelen mesajlar olabilir. Ayrıca korsan taksicilik yaptığım için çoğu yere gittim. Ben, İstanbul’daydım, Kastamonu’ya döneceğim sırada E.K. ile buluştum. Ben, yol masraflarını bölüşmek amacıyla E.K. ile yolculuk yaptım. Kastamonu’ya geldiğimizde tünelden çıkınca 4 araç peşimize takıldı. Bir süre gittikten sonra peşimize takılan bu araçlar bizim önümüzü kestiler. Arabadan indiler, telefonumu istediler. ’Arabada bir şey var mı’ diye sordular. ’Araçta bir çanta var ama benim değil’ dedim. O sırada korsan taksicilik yaptığımı söylemedim. Çünkü 32 bin TL cezası vardı ve 2 ay da araca el konuluyordu. Jandarma aracıyla karakola kadar geldik. Ben işin ciddiyetini anladıktan sonra korsan taksicilik yaptığımı söyledim. Ben, herhangi bir şekilde uyuşturucu ticareti yapmadım, uyuşturucudan bilgim ve haberim yoktur. Çantada ne olduğunu bilmiyordum. Uzun zamandır tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum" dedi. Diğer tutuklu sanık E.K. ise, "İstanbul’dan itibaren Y.S. ile hep yan yanaydık. Çantada ne olduğunu bilmiyorum. Tanıkların beyan ettiği gibi söylenenlerin birçoğunu ben söylemedim. Ben, bir ay boyunca İstanbul’da kaldım. Kaldığım süredeki serüvenimi de anlattım. Olay günü korktuğum için de bir şey diyemedim. Çanta ya da uyuşturucu bana ait değildir. Tahliyemi talep ederim" diye konuştu. Duruşmada tanık olarak dinlenen jandarma personeli E.B. de, "Beyaz renkte Fiat marka araçta uyuşturucu olduğunu tespit ettik. İstanbul’dan Kastamonu’ya gelen aracı takibe aldık. Bunun üzerine yol kontrolü oluşturduk. Aracı durdurduğumuzda sürücü koltuğunda Y.S., arka koltukta ise E.K. vardı. Y.S., ’çanta içinde bir şey varsa ben kabul etmem, bana ait değil’ dedi ve E.K.’yi İstanbul’dan aldığını ve beraber yolculuk yaptıklarını söyledi. Aracı durdurduğumuzda ikisinin de panik hareketleri vardı. E.K., sorulan sorulara cevap vermiyordu. Arka koltukta siyah valiz tarzı bir çanta vardı. Aramada da bu çanta içinde uyuşturucu ele geçirdik" şeklinde konuştu. Avukatları da dinleyen mahkeme heyeti, E.K.’nin tutukluluğunun devamına, Y.S.’nin ise adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Ayakta durmakta güçlük çekti, deposunun yanışını gözyaşlarıyla izledi Antalya’nın Aksu ilçesinde gökyüzünü dumana boğan depo yangını kontrol altına alındı. Yangını duyup olay yerine gelen işletme sahibi gözyaşları içerisinde itfaiye ekiplerinin söndürme çalışmalarını izledi. Aksu ilçesi Mandırlar Mahallesi Altınoluk Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre geri dönüşüm deposunda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve bitişiğindeki depolara sıçrayan yangını gören çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. Olay yerine polis ve çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. İşletme sahibi çaresiz gözlerle söndürme çalışmalarını izledi Bölgeye gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, olay yerine gelen işletme sahibi çaresiz gözlerle söndürme çalışmalarını izledi. Ellerini başına koyan ve ayakta durmakta güçlük çeken işletme sahibini, yakınları teskin etmeye çalıştı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesinin ardından yangın kontrol altına alınırken, depo içerisinde bulunan malzemeler ise küle döndü. "Maddi anlamda büyük zarar var" Yangına ilişkin açıklamalarda bulunan Aksu Belediye Başkanvekili Mehmet Alptekin "Güzelyurt mahallemizde geri dönüşüm deposunda çıkan yangında birinci depodan ikinci depoya geçiş yaptı. Bunu duyar duymaz Aksu Belediyesi olarak hemen esnafımızın yanına kepçe ve su tankerlerimiz ile koşturduk. Esnafımıza yardımcı olmaya çalıştık. Şuan yangın söndürüldü. Soğutma çalışmaları yapılıyor. Çok şükür bir can kaybımız yok. Esnafımıza çok geçmiş olsun. Can kaybı yok ama maddi anlamda büyük bir zarar var" dedi.
İstanbul Bakan Kacır: "Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız. Bu kaynakla yalnızca doğrudan bir finansman desteği sunmakla kalmayacak, özel sektör sermayesini harekete geçirerek çok daha büyük bir yatırım hacminin oluşmasına öncülük edeceğiz. Bu kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisiyle birlikte 750 milyon dolardan fazla bir likiditeyi girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak" dedi. Bakan Mehmet Fatih Kacır İstanbul Beşiktaş’ta düzenlenen Girişim Sermayesi Fon Çağrıları Lansman programına katıldı. "2030 yılına dek; Ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, Turcornlarımızın toplam değerinin 100 milyar doları aşmasını hedefliyoruz" Burada konuşan Bakan Kacır, Turcornların toplam değerinin 100 milyar doları aşmasını hedeflediklerini belirterek, "2030 yılına dek; ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, Turcornlarımızın toplam değerinin 100 milyar doları aşmasını hedefliyoruz. Girişimcilik ekosistemimizi dünyanın en gelişmiş ilk 10 ekosistemi arasına taşımayı, İstanbul’u girişimcilik ve teknoloji yatırımlarında dünyanın ilk 20 merkezi arasında konumlandırmayı amaçlıyoruz. Ülkemizin sahip olduğu büyük potansiyeli dikkate aldığımızda bu hedefler, inanıyoruz ki hep birlikte erişebileceğimiz hedeflerdir. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul projesi ile dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. Yeni nesil teknoparkımızda; modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programlar, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri bulunacak. Terminal İstanbul; küresel teknoloji şirketlerinin, yatırım fonlarının ve girişimlerin buluşma adresi olacak. Burayı ziyaret eden küresel yatırımcılar, ilgi duydukları yatırım başlıklarında yüzlerce girişimle bir araya gelme imkanına sahip olacak" dedi. "Fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabilecek" Fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabileceğini söyleyen Bakan Kacır, "Dijital Şirket uygulamamızla, teknoloji girişimlerinin kuruluş süreçlerinin tümüyle dijital platform üzerinden yönetilmesini sağlayacak ve şirketleşme süreçlerini çok çok kolaylaştıracağız. Sanal Ofis Hizmeti: Kuluçka aşamasındaki girişimcilerimizin üzerindeki mali yükleri hafifletiyor ve girişimcilik ekosisteminin tabana yayılmasını sağlıyoruz. Uzaktan Şirket Kurulumu: Fiziki olarak Türkiye’de bulunma zorunluluğu olmaksızın, pasaport temelli kimlik doğrulama süreciyle tamamen uzaktan şirket kurulabilecek. Esnek Finansal Araçlar: Erken aşama yatırımlarda SAFE olarak bilinen, paya dönüştürülebilir borçlanma sözleşmelerinin ve benzeri esnek finansal araçların yaygın ve etkin kullanılmasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Hisse Opsiyonu Düzenlemesi: Teknoloji girişimlerinin çalışanlarına verdikleri pay senetlerinin vergiden tümüyle istisna edilebilmesi için gereken süreyi, edinim tarihinden itibaren 12 yıldan 6 yıla indiriyoruz. Böylelikle bu uygulama çok daha yaygın hale gelecek, girişimlerimizin vergi yükü hafifleyecek, çalışanların aidiyet duygusu artacak ve nitelikli iş gücümüz girişimlerimizin başarısına ortak olacak. İnanıyoruz ki Türkiye, bu yeni adımlarla startuplar ve yetenekler için gelecekte çok daha güçlü bir merkez haline gelecek" diye konuştu. "Ürününü doğrulamış, pazara çıkmış ve büyüme ihtiyacı duyan girişimlerin yanında oluyoruz" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Önümüzdeki dönemde uygulayacağımız Girişim Sermayesi Stratejisinin üç temel unsuru var. Bunlardan ilki; girişimlerin gelişim evrelerine göre özelleştirilmiş Destek Zinciri Kurgusu. Artık farklı kurumlarımızın benzer ölçekteki girişimleri desteklediği mevcut yapıdan; her kurumun kendi güçlü olduğu aşamada devreye girdiği, birbirini tamamlayan ve girişimciye kesintisiz bir yolculuk sunan bütüncül bir modele geçiyoruz. TÜBİTAK BİGG: Fikir ve tohum öncesi aşamadaki girişimlerin ilk adımlarını destekliyoruz. KOSGEB Mekanizmaları: Ürününü doğrulamış, pazara çıkmış ve büyüme ihtiyacı duyan girişimlerin yanında oluyoruz. Bakanlık Destekleri: Girişim sermayesi ve küresel ölçeklenme odaklı desteklerle, ileri aşamadaki teknoloji girişimlerinin uluslararası pazarlara açılmasını, daha büyük yatırımlara erişebilmesini ve ’Turcorn’ yolculuğunda güç kazanmasını sağlıyoruz" dedi. "Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız" Yeni dönem fon yatırımları stratejisi kapsamında bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracaklarını belirten Bakan Kacır, "Stratejimizin ikinci önemli unsuru olarak; Kamu kaynaklarını önceliklendirdiğimiz yapay zeka, biyoteknoloji gibi alanlara ve tanımlanmış girişim ölçeklerine yönlendirecek tematik fon mekanizmalarını devreye alıyoruz. Bunların yanında ekosisteme yönlendirdiğimiz kamu kaynağının ölçeğini büyütüyor, girişim sermayesi fonlarına sağladığımız desteği yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yeni dönem fon yatırımları stratejimiz kapsamında Bakanlık olarak 300 milyon dolarlık kaynağı girişim sermayesi fonlarına aktaracağız. Bu kaynakla yalnızca doğrudan bir finansman desteği sunmakla kalmayacak, özel sektör sermayesini harekete geçirerek çok daha büyük bir yatırım hacminin oluşmasına öncülük edeceğiz. Bu kaynak, oluşturacağı kaldıraç etkisiyle birlikte 750 milyon dolardan fazla bir likiditeyi girişim sermayesi ekosistemine kazandıracak" şeklinde konuştu. "Türkiye’yi yapay zeka odaklı küresel bir inovasyon merkezi haline getireceğiz" Bakan Kacır, Türkiye’yi yapay zeka odaklı küresel bir inovasyon merkezi haline getireceklerini ifade ederek, "Girişimcilik ekosistemimizin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek toplam altı ayrı fon çağrısı kurguladık: İleri Aşama Girişim Sermayesi Fonu: Bakanlığımızın 100 milyon dolar katkı sunacağı bu fonla, Seri A ve sonrasındaki teknoloji girişimlerimizin ölçeklenmesini hızlandırmayı, büyüme aşamasındaki firmaların finansman ihtiyacını karşılamayı ve uluslararası fonları yatırım amacıyla ülkemize çekmeyi amaçlıyoruz. Yapay Zeka Fonu: Yapay zeka fonların fonu mekanizması ve yapay zeka fonuyla; bu alanda yüksek katma değerli, ölçeklenebilir ve küresel rekabet potansiyeline sahip girişimleri destekleyeceğiz. Kritik teknolojilerde yerli kapasitemizi arttıracak, dışa bağımlılığı azaltacak ve sermaye, yetenek, kamu ve özel sektör işbirliğini aynı hedef etrafında buluşturarak Türkiye’yi yapay zeka odaklı küresel bir inovasyon merkezi haline getireceğiz. Biyoteknoloji Odaklı Girişim Sermayesi Fonu: Genetikten ilaç teknolojilerine pek çok alanda Ar-Ge yapan girişimlerimizin ihtiyaç duydukları uzun vadeli ve sabırlı sermayeye erişimi kolaylaştıracağız. KOSGEB İştiraki: KOSGEB tarafından sağlanacak 100 milyon dolarlık kaynakla KOBİ’lerimizin uzun vadeli finansmana erişimini kolaylaştırmayı, teknoloji tabanlı girişimciliği desteklemeyi, sanayide yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz. Yeniden kurguladığımız TÜBİTAK BİGG ve BİGG Plus mekanizmaları ile başlangıç aşamasındaki girişimlerin daha etkin desteklenmesini sağlayacağız" şeklinde konuştu. Program; Milli Teknoloji Yapay Zeka Genel Müdürü Sadullah Uzun, TÜBİTAK Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu arasında Girişim Sermayesi Fon Çağrıları iş birliği protokolünün imzalanmasıyla son buldu.