KÜLTÜR SANAT - 10 Şubat 2026 Salı 09:45

Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı

A
A
A
Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı

Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında, antik döneme ait bir dere limanı ve rıhtım yapısı ortaya çıkarıldı. Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlendiği ve Roma’dan Cumhuriyet dönemine kadar dört farklı uygarlığın izlerini taşıdığı tespit edildi. 2024 yılında başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yaklaşık 6–8 metre derinlikte uzanan, 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğundaki rıhtım duvarı gün yüzüne çıkarıldı. Bulunan arkeolojik eserler, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını ortaya koydu.


Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında antik bir rıhtım yapısı ortaya çıktı. Pazaryeri inşaatının revize edilmesinin ardından başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yapının tarihinin M.Ö. birinci yüzyıl ile M.S. birinci yüzyıl arasına uzandığı belirlendi. 2024 yılında hız kazanan çalışmalarda, rıhtım alanının tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ev sahipliği yaptığı belirlendi. Lokal kazılarla başlayan süreçte, duvar yapısının aşağı doğru devam ettiği ve ana duvara dik konumda yeni duvarların bulunduğu tespit edildi.


Yaklaşık 8 metre derinliğe kadar inilen kazı alanında çok sayıda arkeolojik buluntuya da ulaşıldı. Dönemsel olarak ciddi tahribatlara uğradığı belirlenen duvarlarda, geçmiş yıllarda dökülen çimentolar sökülerek özgün yapıya zarar vermeyen restorasyon teknikleri uygulanıyor. Güçlendirme çalışmalarının ardından örümler tamamlanıyor ve derz işlemleri yapılıyor, ardından duvarın içindeki harçlı yapının bozulmasıyla oluşan boşluklu alanlara ise hidrolik kireç esaslı enjeksiyon malzemesi ile enjeksiyon imalatı gerçekleştiriliyor.



Ticari ilişkileri belgeleyen buluntular ortaya çıktı


Kazılar sırasında ön bölümde bulunan ve Kırım yapımı olduğu belirlenen bir kandil, Trabzon’un Kırım ile olan ticari ilişkilerini belgeleyen önemli bir buluntu olarak değerlendirildi. Ayrıca Bizans dönemine ait çanak ve çömlek parçaları da gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını somut verilerle ortaya koydu. Yaklaşık 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğunda olduğu belirlenen rıhtım duvarında, biri kemerli olmak üzere iki kapıya ait izler bulundu. Kapılardan birinin daha eski bir döneme ait olduğu değerlendirilirken, dere limanının işlevi ve kullanım sürecine ilişkin arkeolojik çalışmalar sürüyor.



Bir dere limanı olduğu tespit edildi


Öte yandan, Arkeolog Vedat Keleş ve Koruma Uzmanı Yaşar Selçuk Şener tarafından yürütülen çalışmalarda Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının dünyada bilinen üç dere limanından biri olduğu tespit edildi. Bu durum, antik dönemde Trabzon’da sadece deniz ticaretinin değil, dere ve iç limanlar üzerinden yürütülen ticari faaliyetlerin de önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu.



"Kazılar esnasında birçok buluntuya rastladık"


Çalışmalar ile ilgili bilgiler veren İnşaat Mühendisi Beyza Nur Yılmaz, dere limanının dört tane uygarlık gördüğünü belirterek, "Bu liman Kadınlar pazarı inşaatında kazı yapılırken ortaya çıkıyor. Bu liman ortaya çıkınca proje revizeye uğruyor. Limanın ortaya çıkartılması için başlanan kaza çalışmalarında dünyada üç tane bulunan bir limana rastlıyorlar. Yapılan çalışmada buranın bir dere limanı olduğu belirleniyor. Bu limanın serüveninin tarihi M.Ö. birinci yüzyılla M.S. birinci yüzyıl arasında başlıyor. Burası dört tane uygarlık görüyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi. Kimsenin bu duvarın ve limandan haberi yoktu. 2024 yılında burada restorasyon çalışması başladı. Normalde kazıları bu kadar genişletmeyecektik fakat lokal kazılar sonucunda baktık ki duvar aşağıya doğru devam ediyor. Ön kotu da aşağıda olduğu için danışman hocalarımız Yaşar Selçuk Şener ve Vedat Keleş önderliğinde bu kazıların ilerletilmesine karar verildi. Bu çalışma hem duvarın topraktan su alıp hasar görmesine engelledi hem de aşağıda bu duvara dik yeni duvarların varlığının keşfedilmesine vesile oldu. Kazılar esnasında birçok buluntuya da rastladık. Müze denetiminde buluntular incelemeye alındı." dedi.



"Duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış"


6-8 metre derinliğinde kazıların yapıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Zemini bulana kadar iniyoruz. Tabii ki duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış. Çimento bu tarz duvarlara zarar veriyor. Çimentolu olan imalatları kaldırıyoruz. Kaldırdıktan sonra güçlendirme yapıyoruz. Dış örgüsünden sonra derzlerini yapıyoruz. Bu işlemlerden sonra duvarın ince hortumlarla boşalan iç kısımlarına hidrolik kireç esaslı enjeksiyon imalatı yapıyoruz. Böylece duvarın içindeki bütün boşluklar doluyor ve duvar kendini daha çok tutuyor ve sağlamlaşıyor. Bu imalat akabinde de kurulla birlikte capping yapmaya karar verdik. Capping duvarın en son aşaması üst kısmına yağmur suyu, toz, kir girmesin ve içindeki yaptığınız imalatları bozmasın diye üstüne bir kapama yapıyoruz. Bu işlem duvarı geleceğe taşıyor" şeklinde konuştu.



2 metre kalınlığında 135 metre uzunluğundaki duvar Trabzon’un ticaretini belgeliyor


Arkeolojik kazılarda Kırım yapımı kandil bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Arkeolojik kazılarda ön tarafta bir kandil bulduk. O kandil Kırım yapımı olarak geçiyor. Bu da Kırımla olan ticareti belgeliyor. Trabzon’un ticaretinin Milat’tan önceye dayandığını elimizdeki buluntularla görmüş oluyoruz. Bizans yapımı çanak, çömlekler bulunuyor. Duvar 2 metre kalınlığında. Uzunluğu 135 metre. Duvarda sökümleri ve temizlikleri yaptıktan sonra içine güçlendirmeler yapıyoruz. Duvarda kilit şeklide örümler yapıyoruz ki hem eski hem yeni duvar birbirini tutsun. Enjeksiyon yöntemiyle duvar kompakt bir hale gelmiş oluyor. Çalışmaların ilk zamanlarında kemerli dar bir kapı görünüyordu. Kazılar devam ettikçe iki tane kapı olduğunu düşündüğümüz yapılar olduğunu gördük. Biri kemerli, diğeri ise daha eski döneme dayanan izleri olan bir açıklık . Zamanla kullanımları değiştiği için içleri örülmüş ve kapatılmış. Malzeme alışverişi için kullanılan büyük kapılar olduğunu düşünüyoruz. Duvar her dönem nasıl kullanılmak isteniyorsa ona göre şekillendirilmiş. Kazılarda en alt seviyelerde duvara dik yapılar bulduk. Aslında duvara dik duvarlar bulduk. O duvarların da dükkan veya depolama alanları olduğunu düşünüyoruz. Sonradan onları da yıkmışlar. Sadece kalıntıları var" ifadelerini kullandı.



Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir’de, "Selanik’ten Balıkesir’e Atatürk Ezgileri" konseri Balıkesir, bu akşam eşsiz bir müzik ve dans ziyafetine ev sahipliği yaptı. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde dev bir sanat hareketine dönüşen Maarif Orkestrası ve Halk Dansları Topluluğu, "Selanik’ten Balıkesir’e Atatürk Ezgileri" konseriyle izleyenlerin alkışlarını topladı. 2024 yılında 110 öğretmenle yola çıkan ve bugün 51 şehirde 5 binden fazla öğretmene ulaşan bu anlamlı proje, Balıkesir’de meyvelerini verdi. Balıkesir’de kurulan topluluk bünyesinde, farklı branşlardan 44 orkestra üyesi ve 65 halk dansçısı olmak üzere toplam 109 öğretmen sahne alarak "sanatçı" kimlikleriyle izleyicilere ilham kaynağı oldu. Tarih ve Kültür türkülerle yeniden hayat buldu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te başlayan hayat yolculuğunun, Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesinin ve Kuvay-i Milliye şehri Balıkesir’in millî ruhunun türkülerle harmanlandığı gecede duygusal anlar yaşandı. Geçmişten geleceğe uzanan bu anlamlı yolculukta, müziğin birleştirici gücü bir kez daha vurgulandı. Program sonunda emeği geçen tüm öğretmenler, sahne performanslarıyla büyük alkış toplarken; Balıkesir’in kültürel mirasına ve eğitim camiasının sanatçı yönüne dikkat çekilen bu özel gece hatıra fotoğraflarıyla ölümsüzleştirildi. Avlu Kongre ve Kültür Merkezi Fatih Salonu’nda düzenlenen geceye; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Abdulkadir Akın, Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş, İl Millî Eğitim Müdürü Selehattin Kal, protokol üyeleri, öğretmenler ve çok sayıda davetli katıldı.
Mersin Mersin’de metruk bina kontrollü şekilde yıkıldı Mersin’in merkez Akdeniz ilçesinde, Evci Mahallesi’nde bulunan 2 katlı metruk bina kontrollü şekilde yıkıldı. Vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden yapının yıkımı, güvenlik önlemleri alınarak gerçekleştirildi. Akdeniz Belediyesi, sahipleri tarafından terk edildiği için harabeye dönüşen ve çökme riski taşıyan metruk yapıların yıkımına devam ediyor. Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin son çalışması Evci Mahallesi’nde yapıldı. Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğünün resmi yazısı üzerine harekete geçen Yapı Kontrol Müdürlüğü, söz konusu binanın yıkımı için yasal süreci başlattı. Sürecin tamamlanmasının ardından Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Evci Mahallesi Karanfil Caddesinde bulunan 2 katlı metruk binayı yıkmak için çalışma yaptı. Çevre güvenliği sağlandı Akdeniz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin de destek verdiği yıkım öncesinde sokaklara şerit çekilerek çevre güvenliği sağlandı. Yıkımın yapılacağı cadde ve sokakta yaya ve araç geçişi durduruldu. Ardından ağır iş makinesi desteğiyle binanın kontrollü yıkımı gerçekleştirildi. "Vatandaşlarımızın can güvenliği önceliğimizdir" Akdeniz Kaymakamı ve Akdeniz Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, uzun yıllar kullanılmayan binaların zamanla metruk hale gelerek ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Şener, "Daha güzel, temiz ve yaşanılabilir bir Akdeniz için 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veren ekiplerimiz, can güvenliğini tehdit eden ve kent estetiğini bozan metruk yapılarla mücadele ediyor. Ekiplerimizin tespiti, emniyet güçlerimizin, muhtarlarımızın veya bina sahiplerinin başvurusu üzerine yasal süreç başlatılıyor. Sürecin tamamlanmasının ardından risk taşıyan yapıların kontrollü yıkımı gerçekleştiriliyor" dedi. Mahalle sakinleri de yıkım çalışması dolayısıyla Akdeniz Belediyesi ekiplerine teşekkür etti.
Erzurum Rektör Çakmak: "Onlarla gurur duyuyoruz" Avusturya’da düzenlenen Virtus Open Alpin Kitzbühel Kayak Yarışması’nda, Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Spor Bilimleri Fakültesi’nin otizmli milli sporcuları Muhsin Murat Bingül ve Aliye Zeynep Bingül, gösterdikleri performansla büyük bir başarıya daha imza attı. Kitzbühel Kayak Merkezi’nde gerçekleştirilen şampiyonada Alp Disiplini Slalom branşında mücadele eden Muhsin Murat Bingül, gösterdiği performansla dünya ikincisi, Süper G branşında dünya üçüncüsü olurken Aliye Zeynep Bingül ise Alp Disiplini Süper G branşında dünya ikincisi, Slalom branşında ise dünya üçüncüsü olarak büyük bir başarı elde ettiler. Avusturya’dan dört madalya ile Erzurum’a dönen Bingül kardeşler için havalimanında karşılama töreni düzenlenirken alanda ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrenci yer aldı. Karşılamanın ardından Milli Sporcuları, teknik heyeti ve sporcuların ailesini ETÜ’de ağırlayan Rektör Çakmak, büyük bir gurur yaşadıklarını ifade ederek: "Üniversitemiz bünyesinde öğrenim gören sporcularımız, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da dünya şampiyonasından madalyalarla dönerek bizleri bir kez daha gururlandırdı. Arka arkaya elde edilen bu başarılar disiplinli çalışmanın, azmin ve inancın bir sonucudur. Zorlu şartlar altında büyük bir kararlılıkla mücadele eden öğrencilerimizin elde ettikleri dereceler, üniversitemizin spor alanındaki vizyonunu ve gençlerimize sunduğu imkânları açıkça ortaya koymaktadır. Bu vesileyle sporcularımızı, ailelerini, antrenörlerini ve emeği geçen tüm teknik ekibi yürekten tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum’’ diye konuştu. Rektör Çakmak’ın ardından konuşan Milli Sporcuların Babası, Erzurum Bölge Adliye Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Bingül ise düzenlenen karşılama töreni için Rektör Çakmak’a ve ETÜ Ailesine teşekkür ederek üniversitenin sporculara sağladığı destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sürecin her aşamasında yanlarında olan ETÜ yönetimine ve teknik ekibe teşekkür eden Başsavcısı Bingül: "Gittiğimiz yarışma çok önemli bir organizasyondu. 2030 yılında paralimpik olimpiyatlara zihinsel engellilerin de alınması söz konusu ve bu yarışma o sürecin etaplarından biriydi. FIS denetiminde, oldukça zor ve buzlu pistlerde gerçekleştirilen mücadelede yavrularımız Türkiye’mizi şanla ve şerefle temsil etti. Hedefimiz, inşallah bir ay sonra Fransa’da yapılacak yarışmada altın madalyaya ulaşmak." İfadelerini kullandı.