SAĞLIK - 20 Nisan 2020 Pazartesi 15:38

Korona virüsü yenenler başka hastalara umut oldu

A
A
A
Korona virüsü yenenler başka hastalara umut oldu

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezinde kurulan laboratuvarlarda, korona virüs tedavisi görüp iyileşen 3 kişiden başarıyla immün plazma alındı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezinde kurulan laboratuvarlarda, korona virüs tedavisi görüp iyileşen 3 kişiden başarıyla immün plazma alındı.


Van’da ölümcül salgın korona virüsü yenenler gün geçtikçe çoğalıyor. Kentte ilk etapta korona virüsü yenerek taburcu olan 3 kişi, kritik durumda olan hastalar için umut oldu. Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezinde kurulan laboratuvarda hematoloji ve mikrobiyoloji uzmanların denetiminde, korona virüse karşı antikor tedavisine başlandı. Merkez, korona virüsü yenenlerden alınan plazma örneklerinden ayrıştırılan antikorların hastaların bağışıklık sistemine verilerek vücudun savunma mekanizması geliştirmesini sağlamayı amaçlayan tedavi yöntemi, hastalığı solunum cihazına bağlı olarak kritik şekilde geçiren kişilerin iyileştirilmesini amaçlıyor.



"İyileşmiş 3 hastamızdan plazma alındı"


Gazetecilere açıklamalarda bulunan Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, üniversitede Türkiye’de belli sayıda merkezde uygulanan plazma tedavi sürecini başlatmış olduklarını belirtti. İlk aşamada Kovit-19 hastalığını geçirerek iyileşmiş 3 hastadan plazma alındığını ifade eden Rektör Şevli, “Sağlık Bakanlığımızın açıklamış olduğu algoritmalar doğrultusunda Van YYÜ Tıp Fakültesi ve Dursun Odabaş Tıp Merkezi olarak hematoloji, mikrobiyoloji ve başhekimliğimiz güzel bir çalışma sergilediler. Kovit-19 hastalığını geçirerek iyileşmiş 3 hastamızdan plazma alındı. Hastalığı ilerlemiş hastalarımızda son çare olarak plazma tedavisini uygulayacağız. Ben bu anlamda, Van YYÜ Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamuran Karaman, Van YYÜ Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Temel Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Parlak ve , Van YYÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Ramazan Esen’e teşekkür ederim” dedi.



“İlimiz, Kovit-19 salgınında çaresiz kalmadı”


Merkezin Başhekimi Dr. Ümit Haluk İliklerden ise Kovit-19 salgınında yoğun bakımına düşmüş, ventilatöre ihtiyacı olan ve genel durumu kötü olan hastalarda plazma transfüzyonu tedavisi yapıldığını belirterek, “Bu tedavi ülkemizde birkaç merkezde sürdürülmektedir. Bizler de bu işlemi başlattık. Kan merkezimizde hematoloji ve mikrobiyoloji hocalarımızın denetimde Van’daki ilk 3 plazmayı üretmiş bulunmaktayız. İnşallah hastalarımız bu plazmaya ihtiyaç duymadan iyileşirler. Bizlerde ilin akademik bilimsel üst kurulu olarak plazmalarımızı hazırladık ve ilimizin Kovit-19 salgınında çaresiz kalmadığını, hocalarımızın gayretiyle göstermiş olduk” diye konuştu.



“Konvelesan plazma yöntemi geleneksel bir tedavidir”


Plazmanın korona virüs tedavisinde kullanılan alternatif tedavilerden bir tanesi olduğuna dikkat çeken Çocuk Hematoloji Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamuran Karaman da “Van’da çok sayıda taburcu olan hastamız var. Konvelesan plazma tedavisini karşı karşıya olduğumuz virüs tedavisinde alternatif tedavilerden bir tanesidir. Konvelesan plazma yöntemi geleneksel bir tedavidir. Hastalığı yenen hasta bu süreçte antikor geliştiriyor. Dolayısıyla bu düşmanı tanıyor ve nasıl yeneceğini biliyor. Sağlık bakanlığının belirlemiş odluğu kriterlere uyan hastalara bu donürlerden aldığımız plazmayı transfer ediyor ve iyileşmelerine katkıda bulunuyoruz” şeklinde konuştu.


Korona virüsü yenerek sağlıklarına kavuştuklarını ifade eden bağışçı Yahya Karadağ, Mehmet Selim Hakverir ve Ömer Kurt isimli vatandaşlar ise plazma tedavisi için bağışta bulunarak insanların hayatını kurtarmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Haliç’te alarm: Yağmur sularıyla taşınan kirlilik balık ölümlerine yol açabilir İstanbul’da etkili olan aralıksız yağışların ardından Haliç’te gözlenen renk değişiminin yaklaşık 10-15 gün içinde yeniden normale dönmesi bekleniyor. 48 saat süren yoğun yağış sonrası dereler ve kanalizasyon hatlarından taşınan suların Haliç’e karışmasıyla suyun rengi kahverengiye dönerken, Boğaz’ın turkuaz tonları ile Haliç’in kahverengi suları arasındaki belirgin fark dron görüntülerine yansıdı. Uzmanlar ise taşınan kirliliğin balık ölümlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Havadan görüntülenen Haliç’te, yağış sonrası oluşan yoğun bulanıklık ve kahverengi renk dikkat çekti. Derelerin büyük bölümünün yapılaşma nedeniyle kapanmasıyla birlikte yağmur sularının caddeler üzerinden taşınarak Haliç’e ulaştığı, bu süreçte çamur ve atıkların da suya karıştığı gözlemlendi. Yağmur suyu altyapısı yetersiz Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, yağmur suyu toplama sistemlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, "Bütün belediyelerin başta yağmur sularını toplama kanallarını yeniden aktif hale getirmesi gerekiyor. Haliç çevresindeki kollektörlerde bu suların toplanıp kullanılabilmesi gerekirken bugüne kadar yüzde beşi bile gerçekleştirilemedi. Derelerin büyük kısmı yapılaşma nedeniyle kapatıldı. Bu nedenle yağmur suları artık caddelerden akarak Haliç’e ulaşıyor" dedi. Kirlilik balık ölümlerine yol açabilir Çetintaş, kirliliğin canlı yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade ederek, "Caddelerden gelen çamur ve partiküller Haliç’e taşınıyor. Bu durum fauna ve florayı bozuyor. Suda yaşayan canlıların solungaçlarına partikül kaçması ölümcül sonuçlara yol açar. Bunun benzerini daha önce balık çiftliklerinde gördük. Aynı risk Haliç için de geçerli. Bu şekilde devam ederse hem balık ölümleri yaşanır hem de bölgede ağır koku oluşur" diye konuştu. Haliç 10-15 günde temizlenebilir Haliç’in hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Çetintaş, çözüm önerisine de değinerek, "Haliç’in temiz kalabilmesi için Karadeniz’den temiz su basılması gerekiyor. Bu işlem devam ederse yaklaşık 10-15 gün içerisinde suyun yeniden eski haline dönmesi mümkün. Temiz su, kirli suyu iterek çökmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Yetkililerin yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısını ayrıştıracak çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Çetintaş, mevcut durumun İstanbul için ciddi bir çevre riski oluşturduğunu sözlerine ekledi.