- 30 Mart 2021 Salı 14:37

4B Yazılım KVKK uyum süreci hizmetine devam ediyor

A
A
A
4B Yazılım KVKK uyum süreci hizmetine devam ediyor

Van’da 4B Yazılım Bilgi Teknolojileri firma yetkilisi Bilgin Berge, 2018 yılından beri Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyum süreci hizmetinde yenilikçi bir anlayışla danışmanlık hizmeti verdiklerini söyledi.

Van’da 4B Yazılım Bilgi Teknolojileri firma yetkilisi Bilgin Berge, 2018 yılından beri Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyum süreci hizmetinde yenilikçi bir anlayışla danışmanlık hizmeti verdiklerini söyledi.


KVKK uyum süreci ile ilgili açıklamada bulunan 4B Yazılım Bilgi Teknolojileri firma yetkilisi Bilgin Berge, bu sürecin yanlış anlaşıldığını belirtti. Firma olarak 2018 yılından beri KVKK’yı anlatmaya çalıştıklarını dile getiren Berge, “Birçok STK ve odayı gezerek süreçten bahsetmemize rağmen halen KVKK süreci yanlış anlaşılmaktadır. Firmalar ve kurumlar KVKK sürecini sadece VERBİS kaydından ibaret olduğunu düşünüyorlar. Hatta son aylarda birçok avukatlık ofisi, KVKK süreci hakkında danışmanlık vermeye başladı. Bölgemizde KVKK danışmanlığı hizmeti veren firmaların artması bizi mutlu etmektedir. Yalnız süreç hakkında yanlış bilgilendirme yapanlar da bizi üzmektedir” dedi.


KVKK sürecinde en önemli hususun teknik alt yapı olduğuna dikkat çeken Berge, “Teknik alt yapısı zayıf firmalar her ne kadar idari olarak sürecin sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünseler de yanılıyorlar. Bu anlamda bu firmaların Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından açıklanan kılavuzda 4.1. Teknik Tedbirler Özet Tablosu’na bakmalarını öneririm” ifadelerini kullandı.


Van’da KVKK Uyum Süreci danışmanlığını ilk başlatan firma oldukları belirten Berge, “Biz KVKK uyum sürecini dile getirdiğimizde bazı kesimler işin ciddiyetinin farkında değillerdi. Bugünün teknolojik imkanlarında anlıyoruz ki, KVKK gibi bir kurum olmasaydı ve bu yasa olmasaydı, verilerin güvenliği konusunda ortada karmaşık bir bilgi yığını olacaktı. Bundan ötürü de KVKK uyum süreci, 7’den 77’ye herkesi ilgilendiren bir kanundur. Herkesin sorumlulukları bulunmaktadır. Bölgemizdeki firma ve kurumların da kısa süre içerisinde bu süreci kendilerini uyarlayacaklarından şüphem yoktur. Ürün ve hizmetlerimizi, www.4byazilim.com.tr resmi web adresimizden takip edebilirsiniz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Kaçak göçmenlerin umuda yolculuğu, Yunan unsurlarının ölüme terk etmesiyle son buluyor Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden yasadışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenlerin umuda yolculukları, Yunan unsurlarınca lastik bottaki motorlarının sökülüp, Türk karasularına geri itilerek ölüme terk edilmeleriyle son buluyor. Denizin ortasında çaresizce kurtarılmayı bekleyen kaçak göçmenleri, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri kurtarıyor. Sahil Güvenlik ekiplerince paylaşılan görüntülerde, kaçak göçmenlerin lastik bottaki motorunun söküldüğü ve deniz ortasında yağmur altında mahsur kaldığı görülüyor. Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinden lastik bot ile denize açılan ve umuda yolculuk için Yunanistan’ın Midilli Adası’na geçiş yapmak isteyen kaçak göçmenler, iddiaya göre Midilli Adası’na yaklaştıkları sırada Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince durduruldu. Lastik bottaki motoru söken Yunan Sahil Güvenliği, kaçak göçmenleri, Türk karasularına geri iterek, ölüme terk etti. Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında lastik botlar içerisinde kaçak göçmen olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Sahil Güvenlik Botu ‘TCSG-8’ tarafından Yunan Sahil Güvenlik ekiplerince Türk kara sularına geri itilerek ölüme terk edilen lastik botlar içindeki 17 kaçak göçmen kurtarıldı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi. Yunan unsurları tarafından Türk karasularına geri itilerek ölüme terk edilen kaçak göçmenlerin, Sahil Güvenlik ekiplerince paylaşılan görüntülerde, kaçak göçmenlerin lastik bottaki motorunun söküldüğü ve deniz ortasında yağmur altında mahsur kaldığı görülüyor.
Bursa İznik Belediyesi’nden tarih arşivine anlamlı proje İznik Belediyesi tarafından Süleyman Paşa Medresesi’nde oluşturulan tarih arşivi ve okuma odaları, yeni projelere de ev sahipliği yapıyor. İznik Anadolu Lisesi tarafından gerçekleştirilen, ’Medresedeyim Projesi’ ile her hafta belirlenen gün ve saatlerde öğrenciler tarih arşivine gelerek okumalar gerçekleştiriyor. İznik’in köklü ve zengin belge birikiminin sosyal, kültür, eğitim, ekonomi, tarım, turizm, tarih ve benzeri alanlarda ele alıp araştırmak isteyen vatandaşların yanı sıra akademisyenler, öğrenciler yerli ve yabancı turistlerin faydalanabileceği İznik tarih arşivi kurulmuştu. Orhan Gazi’nin en büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından yaptırılan Osmanlı Dönemi’nin ilk medreselerinden Süleyman Paşa Medresesi’nde yer alan arşiv geçmişe ışık tuttuğu kadar gelecek nesillerin gelişmesine de katkı sağlayacak. İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, “Binlerce yıllık tarihi, medeniyetlere başkentlik yapmış önemli dönüm noktaları, doğası, tarımı, sanatı, kültür ve turizmiyle köklü zengin belge ve bilgi birikimine sahip İznik ilçesinin bu zenginliğini bir arada toplayarak geleceğe aktarıyoruz. İznik Belediyesi Meclis Üyesi Zeliha Peşte koordinatörlüğünde yürütülen tarih arşivi çalışmamız bugün akademisyenlere, öğretmen, öğrenci ve tüm vatandaşlarımıza hizmet veriyor. Gerçekleştirdikleri “Medresedeyim Projesi” vesilesiyle İznik Anadolu Lisesi’ni tebrik ediyorum” diye konuştu.
Ankara TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Peynirde taklit ve tağşişe müsaade edilmemesi gerekiyor" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Haksız kazanç sağlamak ve birim maliyetleri düşürmek için peynir yapımında değişik yöntemlere başvuruluyor" dedi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı basın açıklamasıyla Türkiye’deki peynir üretimi ve taklit tağşiş sorununa dikkat çekti. Peynirde çok fazla çeşidin bulunmasının, taklit ve tağşiş yapmanın boyutlarını artırdığını vurgusu yapan Bayraktar, son 2 yılda peynir fiyatlarında 4 kata varan artışların olması tüketicinin alım gücünü azalttığını ve bu durumun sahtecilik oranlarını artırdığını söyledi. Bayraktar şu ifadeleri kulandı: "Haksız kazanç sağlamak ve birim maliyetleri düşürmek için peynir yapımında; süt yağı haricinde yağ kullanımı, koyun ve keçi peynirlerine inek sütü karıştırılması, ürün yapısını sertleştirmek için nişasta kullanımı, küf ve maya oluşumunu engellemek amacıyla izin verilen miktardan fazla natamisin kullanımı gibi değişik yöntemlere başvuruluyor. Özellikle piyasada tost peyniri, üçgen peynir ve kahvaltılık peynir gibi eritme peynirler sorunu çok daha önemli hale getiriyor. Bu peynirler birçok peynir çeşidinin süt tozu ve tereyağı bazlı süt ürünlerinin ve homojenliği sağlayıcı kimyasal maddelerin karıştırılması ile yüksek sıcaklıklarda işlenerek elde edildiği için tağşişe en açık ürünlerdir." "Peynirde dünya üretiminde 9’uncu sırada olan ülkemizde 200’e yakın peynir çeşidi bulunuyor" Dünyada yaklaşık 22 milyon ton peynir üretildiğini ve 39,3 milyar dolarlık ihracat yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, “Türkiye 723 bin ton üretim ile dünyanın 9’uncu, Avrupa Birliği ülkeleri arasında 6’ncı sırada yer alıyor. Dünya peynir üretiminde ABD 6,4 milyon ton ile ilk sırayı alırken, ABD’yi 2,5 milyon tonla Almanya, 1,7 milyon tonla Fransa, 1,2 milyon tonla İtalya, 1,1 milyon tonla Rusya takip ediyor. Türkiye gerçekleştirilen üretim ile dünyanın en büyük peynir üreticilerindendir. Ülkemizin yöresel zenginliği peynirde çeşit sayısını artırıyor. Üretimi yapılan peynir çeşidinin 200’e ulaştığı biliniyor. Türkiye’de tüketimi en yaygın olan peynirler; beyaz peynir, deri peyniri ve kaşar peyniri olmakla birlikte, yöresel peynirler yönünden de ciddi bir çeşitlilik bulunuyor” ifadelerini kullandı. "Peynirde markalaşma ve tanıtıma önem verilmesi gerekiyor" Türkiye’nin çeşitli yörelerinde üretilen zengin bir peynir kültürü bulunduğunu söyleyen Bayraktar, "Her çeşit peynirimizin kendine özgü üretim yöntemi, benzersiz bir lezzet profili var. Bu peynirlerden 40’ı coğrafi işaret alarak tescillenmiş, 18’i için de tescil başvurusu yapılmıştır. Ezine peynirimiz ise Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan ilk Türk peyniri olmuştur. Ancak ülkemiz tüm bu zenginliğe rağmen dünya peynir ihracatından binde 5 oranında pay alıyor. Bu durum markalaşmanın ve tanıtımın ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Ülkemizdeki peynir çeşitlerinin her biri AB tescili alabilecek kalitededir. Amacımız bu lezzetleri dünya tüketicisiyle buluşturmak, Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan bu peynirleri bir marka haline getirerek sınırlarımızın dışına çıkarmak olmalıdır" diye konuştu. "Üretimdeki sorunlar çözülmeden, dış pazarlarda rekabet etmek mümkün değildir" "Üretimde yaşanan sorunların çözülememesi halinde dış pazarlarda rekabet etmenin mümkün olmayacağını da sözlerine ekleyen Bayraktar, “Hedefimiz 200’e yakın çeşit peynirimizi dünya tüketicisiyle buluşturmak olmalıdır. Önceliğimiz; yem başta olmak üzere girdilerdeki fiyat artışlarına yönelik etkili tedbirler almak, üreticilerimize sürdürülebilir gelir, tüketiciye ulaşılabilir fiyattan gıda sağlayacak politikaları hayata geçirmek olmalıdır. Çiğ süt fiyatları değişen piyasa koşullarına göre güncellenmeli, süt üreticilerimiz mağdur edilmemelidir. Ülkemizde üretilen sütün büyük bir kısmı, çiftçilerimizi kırsalda tutan, küçük aile işletmeleri tarafından üretiliyor. Bu sektörü ayakta tutan aile işletmeleridir. Bu işletmeler üretime küstürülmemeli, ayakta kalması sağlanmalıdır" açıklamasında bulundu. Türkiye’de süt ürünlerinde tüketim alışkanlığı kazandırmak için okul sütü programının tekrar hayata geçirilmesi gerektiğini de belirten Bayraktar, "Peynir gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilerek, sosyal yardımlarda peynire de yer verilmesi gerekiyor. Peynir tüketiminin artırılması için üretim maliyetleri düşürülmeli, uygun fiyatlı sağlıklı ürünlerin tüketici sofrasına ulaşması sağlanmalıdır" ifadelerine yer verdi.