GÜNDEM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 09:47

Büyükelçi Karagöl: "İran’daki savaş, uluslararası sistemde bir kırılmaya işaret ediyor"

A
A
A
Büyükelçi Karagöl: "İran’daki savaş, uluslararası sistemde bir kırılmaya işaret ediyor"

VAN (İHA) – Van’daki "ABD Politikasına Çok Boyutlu Bakış" konulu panelde konuşan Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, İran’daki savaşın uluslararası sistemde bir kırılmaya işaret ettiğini ve sistemin gelecekte ne yöne evrileceğini söylemenin ise henüz erken olduğunu belirtti.


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öncülüğünde "Gençliğin Üretim Çağı" temasıyla düzenlenen Doğu Anadolu Kariyer Fuarı (DAKAF’26), ikinci gününde de yoğun katılımla devam ediyor. Tuşba ilçesindeki Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde Muş Alparslan, Bitlis Eren, Ağrı İbrahim Çeçen, Şırnak, Batman, Hakkari, Iğdır ve Siirt üniversitelerinin paydaşlığında organize edilen fuara katılanlar, 140’ı aşkın kurum ve kuruluşun açtığı stantları ziyaret ederek iş ve staj imkanları konusunda bilgi sahibi oluyor.


Fuar kapsamında düzenlenen "ABD Politikasına Çok Boyutlu Bakış" konulu panele Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl ve İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Uzer konuşmacı olarak katıldı. ‘ABD’nin Geleneksel Dış Politikasının Temel Mantığı’ konusunda konuşan Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, ABD’nin dış politikasının tarihi mantığı konusunda fikirlerini belirtti. 1945’de İkinci Dünya Savaşı’nın galiplerinden ve 1990 yılında soğuk savaşı bitiren ABD’nin buna karşılık zaman zaman büyük hatalar yapabildiğini vurgulayan Karagöl, bu duruma geçmişte Vietnam Savaşı’nın örnek olduğunu söyledi. Karagöl, "Kendi milli güveliğinin yanı sıra uluslararası ticaretin sürmesi de 1945 sonrası sistemin devamı için elzem oldu. Bunu Atlantik ve Pasifik okyanuslarında seyrüsefer garantisiyle sağladı. Böylece tedarik zincirlerini de garantiye aldı" dedi.


ABD’nin dış politikasının geçmişte nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve nükleer denemelerin kısıtlanmasına odaklandığını ve sahada başarı sağladığını dile getiren Karagöl, "Ayrıca yumuşak güç ve dinamizm, ABD dış politikasında önemli unsurlardır ve üçüncü ülkeler üzerinde etki oluşturuyor. Global ekonomik sistemde, benzer görüşte ülkeler arası karşılıklı bağımlılık oluşturularak sistemin sürmesi hedefleniyor" diye konuştu.


ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşa da değinen Büyükelçi Karagöl, "İran’daki savaş, uluslararası sistemde bir kırılmaya işaret ediyor. Sistemin gelecekte ne yöne evrileceğini söylemek için henüz erken. Savaştan sonra yeni savaş konseptlerinin ve doktrinlerinin gündeme gelmesi beklenebilecek" şeklinde konuştu.



"Trump vurmaya hazırdı ve vurdu"


İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Uzer ise ‘Amerikan Dış Politikası ve Ortadoğu: İç ve Dış Dinamikler’ başlığıyla bir konuşma yaptı. Amerika’nın Ortadoğu’daki adımlarının çok güven vermediğini belirten Prof. Dr. Umut Uzer, "Son müdahalesi gelişmekte olan bir olay. İsrail’le koordinasyon içindedir. Burada Netanyahu çok önemli bir faktör ama diğer Amerikan başkanlarını ikna edememişti. Buradaki faktör Trump önemli. Trump’ı kolaylıkla ikna edebildi. Trump zaten çok maceraperest, her şeyi yapmaya muktedir gibi gözüküyor. Trump faktörü çok önemliydi. Trump vurmaya hazırdı ve vurdu. Ama sonuçları kendileri açısından pek de başarılı olamadı. Savaşın öyle çok hemen biteceğini düşünmüyorum. Umarım yanılırım. Çünkü siyasi hedeflerini başaramadı. İsrail ve Amerika, İran’da rejim değişikliğini başaramadı. Bu meyanda İran’ın da çok büyük başarısızlığı var. Amerika’nın da tam başarısız olduğunu söyleyemeyiz" ifadelerini kullandı.



Büyükelçi Karagöl: "İran’daki savaş, uluslararası sistemde bir kırılmaya işaret ediyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya MTÜ ile ASELSAN arasında Ar-Ge ve iş birliği toplantısı gerçekleştirildi Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) ile ASELSAN arasında, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirmeye yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Taha Yücel ile ASELSAN yetkilileri Ahmet Fazıl Yağlı ve Tuna Akça’nın katılımlarıyla düzenlenen toplantıda, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin yürüttüğü Ar-Ge faaliyetleri, mühendislik alanındaki akademik çalışmaları, uygulamalı eğitim ve sanayi ile ortak çalışma konuları ele alındı. Toplantıya, MTÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Orhan Gündüz ve Prof. Dr. İlhan Erdem, Genel Sekreter Abuzer Gelse, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Deniz Korkmaz, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Asım Balbay, Yeşilyurt Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Fehmi Aslan, Arapgir Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Serhat Aksungur ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi ile Yeşilyurt Meslek Yüksekokulundan öğretim üyeleri katıldı. Toplantı kapsamında; savunma sanayii, elektronik sistemler, otomasyon, yapay zekâ, sensör teknolojileri ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi gibi başlıklarda muhtemel iş birliği alanları değerlendirilerek üniversitenin sahip olduğu akademik kapasite ile ASELSAN’ın teknoloji odaklı üretim ve Ar-Ge deneyimi arasında ortak projelere zemin oluşturabilecek çalışma alanları ele alındı. Gerçekleştirilen toplantının, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçlerinin desteklenmesi açısından önemli bir adım olduğu ifade edildi.
Rize Çayeli Bakır’da güvenlik bir öncelik değil temel bir değer olarak görülüyor Çayeli Bakır, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca sahadaki uygulamalarla sınırlı tutmayan, çalışan katılımını merkeze alan yaklaşımıyla güçlü bir kurum kültürüne dönüştürüyor. Bireysel farkındalığı kolektif bir refleks haline getiren bu anlayış, güvenliği bir zorunluluk ya da öncelik değil, ortak bir değer olarak konumlandırarak sürdürülebilir ve güvenli bir çalışma ortamının temelini oluşturuyor. Çayeli Bakır, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca bir prosedürler bütünü olarak değil, kurumsal kültürünün temel bir parçası olarak ele alıyor. Sahada kararlılıkla uygulanan politikalar ve çalışanların aktif katılımını teşvik eden yaklaşım, emniyetli çalışma ortamının sürdürülebilirliğini sağlıyor. Şirket, her çalışanın güvenlik sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğu bilinciyle hareket ederek, bireysel farkındalığı kurumsal refleks haline dönüştürüyor. Bu yaklaşım, sadece fiziksel güvenliği değil, aynı zamanda çalışanların kendilerini ifade edebildiği, riskleri açıkça dile getirebildiği bir iş ortamını ve psikolojik güvenliği de beraberinde getiriyor. İş güvenliğinin ortak bir sorumluluk olduğu anlayışıyla hareket eden Çayeli Bakır, çalışanların bilinçli katkısını teşvik ederek sahada güçlü bir güvenlik kültürü oluşturuyor. 2025 yılını kaza olmadan tamamladı Çayeli Bakır, Düşün! İş Emniyet programı, saha uygulamaları ve çalışanlarının emniyet kültürüne bağlılığı sayesinde 2025 yılını kayıp zamanlı kaza olmadan tamamladı. 2023 yılında hayata geçirilen program, çalışanların işe başlamadan önce olası riskleri değerlendirmelerini, güvenli ekip çalışmasına yönelmelerini ve iş güvenliği farkındalığını içselleştirmelerini teşvik ediyor. Programın hayata geçirilmesinden bu yana yüksek seviyeli hadiseler %55 oranında azaldı. Çalışanların sürece aktif katılımı, iş güvenliği kültürünün gelişimini hızlandırdı. 2025 yılında çalışanlardan gelen 743 öneri, katılımcı ve sürekli gelişen bir güvenlik kültürünün oluştuğunu gösterdi. Ayrıca geçtiğimiz yıl verilen bin 300 saatlik eğitim uygulamalı örneklerle desteklenerek güvenli davranışların kalıcı hale gelmesine katkı sağladı. Tehlikeli işi reddetme politikası ve birey kart uygulaması Çayeli Bakır’da tüm çalışanlar, tehlikeli olduğunu düşündükleri işleri reddetmekle yükümlü. Bu politika, güvenlik kültürünü güçlendirirken çalışanların emniyetli davranışlarını destekliyor. Son 3 yılda "Tehlikeli İşi Reddetme" oranı yüzde 30 artış gösterirken, yalnızca 2025 yılında 312 tehlikeli iş reddinin kayda geçmesi bu yaklaşımın etkinliğini ortaya koyuyor. Risk değerlendirmesi süreçlerinde birey kart ile ‘Dur ve Konuş’ uygulamaları öne çıkıyor. 2025 yılında 61 bin 103 birey kart doldurularak yılda çalışan başına ortalama 194 bireysel risk analizi yapıldı. 13 bin 153 kez ‘Dur ve Konuş’ uygulaması gerçekleştirildi. Basit bir sohbetin hayat kurtarabileceği yaklaşımıyla geliştirilen ‘Dur ve Konuş’ uygulaması, çalışanların işle ilgili risk gördüklerinde bu riskler hakkında konuşmalarını ve farkındalıklarını artırmalarını sağlıyor. Ayrıca ekip içi iletişimi de pekiştiriyor. Sahada güvenlik kültürünü güçlendiren çalışan katkısı Çalışan katılımını merkeze alan bu yaklaşım, sahadaki bireysel katkılarla da somut şekilde karşılık buluyor. Vardiya Amiri Abdulkadir Geylani Yalçın, çalışma ortamındaki ve çevredeki tehlike ile riskleri zamanında fark ederek yapılan bildirimlerin olası kaza ve hadiselerin önüne geçilmesine önemli katkı sağladığını vurguladı. "Tehlike Bildirimi" uygulamasının daha emniyetli bir çalışma ortamı oluşturduğunu ifade etti. Tesis Operatörü Ünal Yazıcı ise tehlike bildirimlerinin çalışma güvenliğine aktif katkı sunarken, sahadaki emniyet uygulamalarının temel amacının riskleri ortadan kaldırmak olduğunu belirtti. Yazıcı, herhangi bir tehlike durumunda mobil uygulama üzerinden yapılan bildirimlerin, Çayeli Bakır’da yerleşik hale gelen güçlü emniyet kültürünün bir yansıması olduğunu ve çalışanların birbirini gözetme anlayışının önemli bir parçasını oluşturduğunu dile getirdi. Vardiya Amiri Niyazi Yılmaz da ’Dur ve Konuş’ uygulamasının, risklerin önceden fark edilmesine katkı sağladığını söyledi. Ayrıca bu risklerin ekip içinde değerlendirildiğini ve böylece daha emniyetli bir şekilde çalıştıklarını belirtti. Sahada yaptığı ‘Dur ve Konuş’lar ile Çayeli Bakır’ın emniyet kültürüne en çok katkı sunanlar arasında yer alan Mobil İş Makineleri Yeraltı Mekanik Teknikeri Emre Fakir de bu uygulamanın bilinçli hareket etme kültürünü geliştirdiğini ve çalışanlar arasındaki iletişimin güçlenmesine katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca yapılan bildirimlerin takdir edilmesinin ve ödüllendirilmesinin çalışanları motive ettiğini ifade etti. Kademeli denetimlerle sahada sürekli iyileşme İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının sahada etkili biçimde sürdüğünden emin olmak için son 3 yılda 2 bin 710 saha denetimi ve 783 kademeli denetim gerçekleştirildi. Çayeli Bakır yöneticileri ve uzmanları tarafından yapılan bu iç denetimler; iş güvenliği yönetim sisteminin sahadaki etkinliğini ölçüyor ve gelişim fırsatlarını ortaya çıkarıyor.
Gaziantep GKV’li Beren Kalyoncu Avrupa şampiyonu Hırvatistan’ın Trogir şehrinde düzenlenen Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası’na Türkiye’yi temsilen katılan Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları öğrencisi Beren Kalyoncu, 15 Yaş Kızlar Kategorisi’nde Avrupa şampiyonu oldu. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları öğrencilerinin akademik, sosyal, kültürel ve sportif alanlardaki başarıları uluslararası arenaya taşındı. GKV Özel Liseleri öğrencisi Beren Kalyoncu Hırvatistan’ın Trogi kentinde katıldığı Avrupa Şampiyonasında satranç alanında rakiplerini mat ederek Türkiye’ye Avrupa Şampiyonluğu kazandırdı. Şampiyon sporcuyu kutlayan GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel yaptığı açıklamada, "27 Nisan- 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Hırvatistan’ın Trogir şehrinde düzenlenen Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası, 18 ülkeden yüzlerce sporcunun hamlelerine sahne oldu. Ülkemizi ve okulumuzu millî takım düzeyinde temsil eden öğrencimiz Beren Kalyoncu, büyük bir disiplin ve strateji örneği sergileyerek 15 Yaş Kızlar Kategorisi’nde Avrupa şampiyonu oldu. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri öğrencimiz Beren Kalyoncu’nun ay yıldızlı bayrağımızı kürsünün en üst basamağına taşıyan bu tarihî başarısından dolayı gurur duyuyoruz. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları olarak uluslararası arenada göğsümüzü kabartan şampiyon öğrencimizi ve antrenörünü tebrik eder, başarılarının artarak devam etmesini dileriz" dedi.