ASAYİŞ - 31 Ocak 2026 Cumartesi 09:51

‘Küfürlü konuşmayın’ diye uyardı, gözünden oldu

A
A
A
‘Küfürlü konuşmayın’ diye uyardı, gözünden oldu

Adana’da bir dolmuş şoförü, durakta küfürlü konuşan çaycıyı uyardığı için önce darp edildi ardından duraktaki yönetici tarafından kırık çay bardağıyla sol gözüne vurulup kör kaldı. Şoför, 2 yıldır süren mahkemeye rağmen saldırganın tutuklanmamasına tepki gösterdi.


Olay, geçtiğimiz 17 Şubat 2024’te merkez Seyhan ilçesi’ne bağlı Yeşiloba Mahallesi’ndeki bir dolmuş durağında meydana geldi. İddiaya göre, şoför Serkan Tecirli (46), sefer dönüşü durağa geldiği sırada çaycı M.A.’nın küfürlü konuşmasından rahatsız olup M.A.’yı uyardı. Bunun üzerine taraflar arasında tartışma çıktı ve kooperatif yöneticilerinden M. Y. (45), Tecirli’ye tekme ve yumrukla saldırdı. Diğer şoförlerin araya girmesiyle kavga sonlandırıldı.


Çay bardağıyla gözüne vurdu


Kavgadan bir süre sonra Tecirli, çay içen M.Y.’nin yanına konuşmak için gitti. Bu sırada M.Y., elindeki çay bardağıyla Tecirli’nin önce başına vurdu ardından da kırılan bardakla Tecirli’yi sol gözünden yaraladı. Aldığı darbeyle sersemleyen Tecirli, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Bu anlar ise duraktaki güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Serkan Tecirli, M.Y.’den şikayetçi oldu.


Olaydan sonra ifade veren M.Y., "Üzerime gelip, bana saldırınca elimdeki bardakla ona vurdum. Arbede sırasında bardak yüzüne geldi. Bardağın kırık olduğunu bilmiyordum, isteyerek yapmadım" dedi. Adliyeye sevk edilen M.Y., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.


Tecirli ise yapılan müdahale ve çeşitli tedavilere rağmen sol gözünün görme kabiliyetini kaybetti.


Dava açıldı


Olayla ilgili Adana 17’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın, 2 Ekim 2025’te görülen 2’nci duruşmasında M.Y., Serkan Tecirli’nin kendisine küfredip, saldırdığını söyledi. Tanıklardan 2’si Tecirli’nin küfretmediğini belirtirken, M.A. ise Tecirli’nin M.Y.’ye küfredip, saldırdığını söyledi. Savcılık, sanık M.Y.’nin ‘Kasten yaralama’ suçu ve ‘Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’, ‘Duyulardan veya organlardan birinin işlevini yitirmesi’ maddelerinden cezalandırılmasını istedi. Duruşma 10 Mart 2026 tarihine ertelendi.


"Uyardım, gözümden oldum"


Yaşadıklarını gazetecilere anlatan Serkan Tecirli, "Önce çay bardağıyla alnıma, sonrada gözüme vurup beni kör bıraktı. Bu şahıs 5 ay boyunca saklandı, ifade dahi vermedi. 5.ayın sonunda avukatıyla gidip ifade verdi ve serbest bırakıldı. Görüntüler ortada. Sokakta çocuklar dahi birbirlerine küfür etse, onlara bile güzel konuşun diye uyarılarda bulunuyorum ancak ben uyardım, gözümden oldum" ifadelerini kullandı.


Şuanda çalışamadığını ve saldırganın ceza almasını istediğini belirten Tecirli, "Beni kör bıraktı ve ceza almadı. İçimde hırs birikiyor. Şuanda eve hapsolmuş durumdayım, çıkamıyorum dışarı. Ekonomik özgürlüğüm tamamen bitti, şoförlük yapmam imkansız, beni kısıtladılar" diye konuştu.


Anne Keziban Tecirli ise, evladını kör bırakan saldırıyı yapan şahsın tutuklanıp hak ettiği cezayı çekmesini istediğini söyledi.



‘Küfürlü konuşmayın’ diye uyardı, gözünden oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Rıza Akpolat: "Ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur" Aziz İhsan Aktaş davasında savunmasına devam eden Beşiktaş Belediyesi görevinden uzaklaştırılan ve hakkında 337 yıla kadar hapsi istenen tutuklu sanık Rıza Akpolat, "Yaklaşık 3 milyon insana temel belediyecilik hizmetleri vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim iş insanlarına, belediyeye hizmet veren müteahhitlere, firmalara ödeyemediğimiz paralar; belediyenin borçlu olmasının temel ve teknik sebebi budur. Bununla ilgili bir önlem alınmadığı için bu ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur. Bu borçlu olmasından kaynaklı da mülk satışı gündeme gelmiştir" dedi. Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında, görevinden uzaklaştırılan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın savunması devam ediyor. Hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Müdürlüğü’ne elektronik postayla yapılan ihbarda Beşiktaş Belediyesi’ndeki ihalelerde firmalarının sahibi Aktaş’ın 100 milyon lira rüşvet dağıttığı öne sürülmüştü. Hakkında 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezası talep edilen Akpolat savunmasında, "Gözaltına alındığımda kafamda şapka vardı. Operasyon geçirmiştim, saçım kabukluydu, derimde sıkıntı vardı, şapka takmıştım. O şapkanın görüntüleri halen yani yüzlerce normal fotoğrafımız olmasına rağmen o günkü o görüntüyü bilerek kamuoyuna servis ettiler. Tutuklamanın ardından çocuk oyuncağı gibi önce Metris Cezaevi’ne doğru yola çıktık. Sonra bizi Paşakapısı Cezaevi’ne götürdüler. Orada kalmadan gece yarısı bir anda geldiler, gerekçe göstermeden bizi Marmara Kapalı Cezaevi koğuşuna getirip tek kişilik hücreye koydular. Gizlilik kararı olan dosyada soruşturma henüz tamamlanmamışken, savunma dilekçelerime avukatlarım bile ulaşamazken, biz her şeyi medyadan takip eder hale geldik. Başta rüşvetle ve dolandırıcılıkla ilgili iki tane konudan tutuklandım. Onun dışında bugüne kadar ifadem alınmadı. Geçmişte buna benzer suçlamalarla yargılanan insanlar bırakın tutuklanmayı, gözaltına bile alınmazken, bizlere bu muameleler yapıldı. Tabii ki biz onların da bu şekilde gözaltına alınmalarını, tutuklanmalarını doğru bulmuyoruz ama onlara yapılmayan bizlere yapıldı. Biz hepimiz buradayız, cezaevindeyiz. Kimse yargılanmaktan korkmuyor, şahsım da yargılanmaktan korkmuyor. Dolayısıyla buradayım. Her türlü soruya cevap verecek durumdayım ama masumiyet karinesinin korunmaması herkesi yaralamıştır" ifadelerini kullandı. "Ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur" Savunmasında salondaki sanıkların siyasi bir davanın kurbanı olduklarını belirten Akpolat, "Bize yapılan bu haksızlıkları, hukuksuzlukları düşünürken, önce Beşiktaş ilçesinin mali ve teknik konularını bilmemiz gerekiyor. İddianamede Beşiktaş’ta bir sistem kurulduğu belirtiliyor. Özellikle neden sistem deniliyor bilmiyorum. Esnaflardan, iş insanlarından birtakım rüşvet paraları alındığını, buradan bir havuz kurulduğunu ve bu havuzla beraber hem kişisel harcamalarımızı yaptığımız isnat edilen bu iddianamedeki bir sürü konunun temeli haline getirilmiş. Yaklaşık 3 milyon insana temel belediyecilik hizmetleri vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim iş insanlarına, belediyeye hizmet veren müteahhitlere, firmalara ödeyemediğimiz paralar; belediyenin borçlu olmasının temel ve teknik sebebi budur. Bu bir tercih değildir, bu bir zorunluluktur. Bununla ilgili bir önlem alınmadığı için bu ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur. Bu borçlu olmasından kaynaklı da mülk satışı gündeme gelmiştir. Yargıtay kararları açık, anayasa kararları açık. Tek başına tanık beyanları bir şey ifade etmez diyor ama ona rağmen bütün bu iddianame bunların üzerine kuruldu. Dolayısıyla biz Beşiktaş’ta esnaflardan kurulan bir rüşvet havuzu iddiası kuruldu. İddianamede geçen iddia bu. Bu iddiayı kabul etmiyorum. Bizim esnaflarla Beşiktaş’ta kurduğumuz bir ağ var. Savcı bir soruşturma yaptığı sırada, bir başka belediye başkanının soruşturması yapıldığı sırada Beşiktaş’ı anlatıyor. Ben suçsuzluğuma inanıyorum. Ben beraat edeceğim. Bugün edeceğim, yarın edeceğim. Sabırla bekleyeceğim" dedi. "Tekne, benim balayı hediyemdir" Savunmasına devam eden sanık Akpolat, "Kamu görevi ifa edenin yüzlerce düşmanı olur. İhaleyi alamaz, size düşman olur. Bu davalar siyasi davalar. İddianamede suçtan kaynaklanan bağımızı değerlendirme kısmında bahsedilen tekne, benim balayı hediyemdir. Savcı bana bunu sorsaydı, söylerdim ne olduğunu zaten. Ben hayatımda üç defa tekneye bindim, en son tatilde. Gitmez olaydım, teknesine gittiğimiz adamın da başına bela olduk. Adamın teknesine el koydular. Şimdi kafamı yastığa koyduğumda ben onu düşünüyorum. Bizim yüzümüzden yatan insanları düşünüyorum. Çocuğunu kaybeden gelinimizi düşünüyorum. Mevcut firmaların araçlarının muayenesiz olduğu, belli bir kısmının yarıya yakınının bozuk olduğu ve bir çekicinin bir aracı bir kepçeye götürdüğü görüntü viral olmuştu Türkiye’de. İşte o temizlik firmasının aracından kaynaklıydı. Kendileri uyarıldı. Arkadaşlarımız kendilerine gerekli uyarıları yaptılar talimatımız doğrultusunda. Yalnız bu eksiklikler giderilemedi. Konuyu yargıya taşıdık. Yani karşılıklı davalar açıldı, konu yargıda da zaten. Dosya istediğinizde görebileceksiniz. Benim suskunluğum, benim bu ülkenin adalet duygusuna olan inancım, kurumları yıpratmama duygum orada da geçerli. O firma bizim temizlik garajımızı kepçelerle yıktı. Gece yarısı, içerisinde bulunan temizlik görevlisi arkadaşlarımızı esir aldılar, içeride alıkoydular. Biz haberdar olduktan sonra emniyet müdürümüzle, kaymakamımızla konuştuk ve gerekli işlemleri yaptık ama bugüne kadar bununla ilgili bir tek cümlede bile bulunmadık, ifade etmedik. Niye? Sayın kaymakamla emniyet müdürü ile oturduk karar verdik, kendimiz de çözdük, konuşmadık" şeklinde konuştu. "İtirafçılar yalan söylemektedir, bu çürümenin ispatıdır" Akpolat, savunmasında kendisinin itirafçı olmasını isteyen kişiler olduğunu belirterek, "Olası bir tutuklama, itirazda bir tahliye durumu oluşursa dışarıdaki insanlar sen itirafçı oldun da çıktın diye düşünecekler. Bir eşin eşinden beklentisi özgürlüğüne kavuşması, bir avukatın müvekkilinden beklentisi dışarıya çıkmasıdır. İtirafçılar yalan söylemektedir, bu çürümenin ispatıdır. Biz ilk günden itibaren henüz soruşturma aşamasında çağrıldığımızda koşa koşa gidecek durumdayken, altı yıldır belediye başkanıyım, ben bir yıldır belediye başkanı değilim. Üç tane dosyam yok benim, üç tane ihalem yok. Yüzlerce ihale var. Ben hepsinin hesabını verecek durumdayım. Dolayısıyla bizi çağırdıklarında koşa koşa makamlara giderek derdimizi anlatırdık. Onlar bize soru sorarlardı. Ne oldu? Bir şafak operasyonuyla ailemizin gözleri önünde, 75 yaşında babamın gözleri önünde Balıkesir’deydim gözaltına alındım ve ilk günden itibaren suçlu muamelesi görüyorum" dedi. Sanık Akpolat savunmasını sürdürüyor.