GENEL - 01 Nisan 2012 Pazar 17:11

TOSBALAR OTOSTİK ÇOCUKLAR İÇİN BAŞKENT TURU ATTI

A
A
A
TOSBALAR OTOSTİK ÇOCUKLAR İÇİN BAŞKENT TURU ATTI

Ankara Volkswagen Fun Club ve Ankara Otistik Bireyler Derneği`nin düzenlediği sevgi konvoyunda buluşan otistik çocuklar Volkswagen`lerle Başkent turu attı. Volkswagen`lerle Atatürk Kültür Merkezi`nin önünden konvoya başlayan 21 otistik çocuk ve ailesi, sırasıyla Anıtkabir, Meclis, Kuğulu Park, Kızılay ve eski Meclis güzergahını takip etti.
Ankara Volkswagen Fun Club ve Ankara Otistik Bireyler Derneği Atatürk Kültür Merkezi önünde otistik çocuklar için bir araya geldi. Otistik çocuklar ve aileleriyle birlikte Volkswagen`lerle Ankara turu atmak için buluşan Ankara Volkswagen Fun Club ve Ankara Otistik Bireyler Derneği üyeleri, otistik çocukların sorunlarına dikkat çekmek ve ilgi uyandırmak için bu etkinliğe karar verdiklerini söyledi. Etkinlik hakkında bilgi veren Ankara Volkswagen Fun Club Başkanı Olgun Şensoy, "Bugün İzmir, Ankara,
İstanbul olmak üzere aynı saatte otistik çocuklara ilgi çekmek için Ankara Volkswagen Fun Club olarak böyle bir karar aldık. Bu kardeşlerimizle birlikte küçük bir şehir turu atarak, otizm hakkında en azından ilgi uyandırmak istiyoruz. Vosvos dostlarımızla, otistik dostlarımızla hayatı güzelleştirmek için küçük bir şehir turu atacağız" dedi.
Ankara Otistik Bireyler Derneği Başkanı Güzide Tekeş ise etkinlik hakkında "Çok renkli ve tipik arabalar olduğu için dikkat çekeceğine inanıyorum. Otizm bir sosyal farklılık diyebiliriz. Otistik bireyler iletişimde sıkıntısı olan, davranış sorunları olan bireyler. Aslında belki de onların özünden bakıldığında dünya biraz da onların gördüğü gibi olmalı diye düşünüyorum. Çünkü çok duru ve yalınlar. İçlerinde herhangi bir kötülük barındırmayan, gördüklerini gerçek kabul eden bireyler. Bugün her alanda çok
ciddi sorunlarımız var. Başta eğitim olmak üzere, hele hele 4+4+4`le eğitime büyük bir darbe aldık" diye konuştu.
Aileler ise bu etkinlikten çok mutlu olduklarını belirterek, "Bu etkinlik çocuklarımızın sosyalleşmesi açısından çok hoşumuza gidiyor. Böyle bir etkinlik onları da mutlu ediyor. Ben mesela oğluma dün dedim Volkswagen`e bineceğiz, gezeceğiz, tur atacağız diye, onun heyecanıyla her telefon konuşmasında herkese bahsetti. İnsanların bizi anlamaları, böyle etkinliklerle daha çok gündeme gelmemiz çok güzel bir olay. Keşke daha çok olsa, daha çok basında yer alsak. İnsanların bakış açıları da değişiyor. Biz de
çok rahat ediyoruz. Çocuklar için de gayet mutluluk verici bir olay" ifadelerini kullandılar.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri İŞKUR Kayseri, 24 bin kişiyi işe yerleştirdi İŞKUR Kayseri İl Müdürü Ayşe Ak; 2025 yılında 24 bin kişinin İŞKUR aracılığıyla istihdam edildiğini söyledi. 2025 yılı verilerini paylaşan İŞKUR İl Müdürü Ayşe Ak; 54 bin 713 kişilik açık iş ilanı aldıklarını ve 24 bin 30 kişinin ise İŞKUR’un yönlendirmeleri neticesinde işe yerleştirildiğini bildirdi. Ak; "İstihdamın artırılması, işsizliğin önlenmesi faaliyetini yürüten kurumumuzda iş ve meslek danışmanları aracılığıyla gerek fiziki ziyaret gerekse elektronik ortamda yapılan iletişimle iş verenlerden 54 bin 713 kişilik açık iş ilanı alındı. Bu ilanlara yaptığımız yönlendirmeler sonucunda 24 bin 30 kişiyi işe yerleştirmiş bulunuyoruz. Yine Ocak - Aralık döneminde 120 bin 73 kişi kurumumuza ilk kez başvuruda bulunmuş olup 52 bin 355 kişiyle de bireysel görüşme gerçekleştirildi. Bin 296 eğitim kurumu ziyareti kapsamında iş arama becerileri, veli toplantıları ve meslek danışmanlığı konularında 35 bin 616 kişiyle grup görüşmesi yapılmıştır" dedi. Kurum tarafından yapılan programlar hakkında da bilgiler veren İl Müdürü Ayşe Ak; "İş arayanların mesleki yeteneklerinin geliştirilmesine, özel politika gerektiren dezavantajlı grupların işgücü piyasasına geçişlerini kolaylaştırılmasına imkan veren aktif işgücü programları kapsamında meslek eğitim kurslarımız, işbaşı eğitim programlarımız, toplum yararına programlar, İŞKUR gençlik programı, kadınlar için pozitif ayrım projesi, engelli ve eski hükümlü projeleri kapsamında 16 bin 282 kişi kurumumuzun hizmetlerinden faydalandı. Yararlananlara 733 milyon 849 bin 979 TL’lik ödeme yapılmıştır. kurumumuzla işbirliği içerisinde olan iş verenlerimize, iş arayanlarımıza, emekçilerimize, üreten ve hizmet veren bütün paydaşlarımıza kazasız, verimli bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
Antalya Kepez Belediyesinden mahallelerde yangın ve afet farkındalık eğitimleri Kepez Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetim Müdürlüğü ile Orman Bölge Müdürlüğü iş birliğinde Odabaşı, Kirişçiler, Duacı ve Kızıllı mahallelerinde yangın ve afet farkındalık eğitimleri düzenlendi. Kepez Belediyesi, afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturmak amacıyla mahallelerde yürüttüğü Afet Farkındalık Eğitimlerine aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Odabaşı, Kirişçiler, Duacı ve Kızıllı mahallelerinde düzenlenen eğitim programlarıyla mahalle sakinleri afetlere karşı bilgilendirildi. Orman Bölge Müdürlüğü ile Kepez Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetim Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen eğitimler, mahallelerdeki sosyal alanlarda ve köy kahvelerinde vatandaşların yoğun katılımıyla yapıldı. Eğitimlerde, afet anlarında yaşanabilecek can ve mal kayıplarının en aza indirilmesinde toplumsal bilincin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde; muhtemel afetlere karşı hazırlıklı olmanın, afete dirençli bir toplum oluşturmanın ve toplumsal müdahale kapasitesini artırmanın gerekliliği anlatıldı. Özellikle orman yangınlarının önlenmesine yönelik alınması gereken tedbirler, yangınların çıkış nedenleri, önleyici uygulamalar ve yangın anında doğru müdahale yöntemleri katılımcılarla paylaşıldı. Acil durumların afete dönüşmemesi için erken önlem almanın ve başlangıç aşamasında yapılacak doğru müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekilirken, afet bilincine sahip bireylerin toplumsal dayanışmayı güçlendireceği ifade edildi.
İstanbul Kartal’da Uğur Mumcu anıldı: Mustafa Balbay’dan anlamlı söyleşi Araştırmacı gazeteciliğin simge ismi Uğur Mumcu, ölümünün 33. yıl dönümünde Kartal’da düzenlenen özel bir söyleşi programıyla anıldı. ‘Geçmişten Günümüze Uğur Mumcu’yu Anlamak’ başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte gazeteci ve yazar Mustafa Balbay, Mumcu’nun gazetecilik mücadelesini, aydın kimliğini ve Türkiye’ye bıraktığı fikri mirası Kartallılarla paylaştı. Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program Kartal Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği ve UMDER iş birliğiyle düzenlendi. Söyleşiye; CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Kartal Belediyesi başkan yardımcıları, Kartal Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özlem Bulut, İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle, Anahtar Parti Kartal İlçe Başkanı Yunus Şahin, Kartal’daki diğer siyasi parti temsilcileri, Kartal Belediyesi meclis üyeleri, belediye birim müdürleri, mahalle muhtarları, siyasi partilerin Kartal kadın ve gençlik kolu başkanları ile yönetimleri katıldı. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şube Başkanı Hülya Arıkan ve yönetimi, UMDER Başkanı Hasan İldan ve yönetimi ile çok sayıda dernek ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de programda yer aldı. "Uğur Mumcu toplum için bir güvenceydi" Konuşmasında Uğur Mumcu ile genç yaşlarda birlikte çalışma fırsatı bulduğunu belirten Mustafa Balbay, Mumcu’nun yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda toplumun vicdanı olduğunu vurguladı. Balbay, "Ben Uğur Mumcu’yla daha 20’li yaşlarımda çalışmaya başladım. Aranızda onu tanımış, ona dokunmuş olanlar mutlaka vardır. Her şeyden önce dürüstlüğü, korkusuzluğu ve tavır koyan aydın duruşuyla hepimize örnek oldu. Uğur Mumcu toplum için büyük bir güvenceydi; gerçekten çok değerli bir insandı" dedi. Balbay, Mumcu’nun gazetecilik anlayışının yalnızca bilgiye ulaşmakla sınırlı olmadığını, asıl meselenin cesaret olduğunu dile getirerek, "Gerçek gazetecilik sadece geniş haber kaynaklarına sahip olmak değildir. Aynı zamanda yürek ister, cesaret ister. Gazeteci mangal yürekli olmalı. Uğur Mumcu’nun yaşam şiarı buydu. Köşesinde sık sık şu sözü hatırlatırdı: ‘Korkak bin kez ölür, cesur bir kez ölür’" diyerek anlattı. "Öldürülebileceğini bile bile geri adım atmadı" Uğur Mumcu’nun tehditler altında dahi geri adım atmadığını anlatan Balbay, Mumcu’nun yaşadığı çarpıcı bir anıyı katılımcılarla şu sözlerle paylaştı: "O dönem ülkede hep aynı endişe konuşuluyordu: ‘Sırada kim var?’ Çünkü gerçekleri yazan gazeteciler hedefteydi. Uğur Mumcu her an saldırıya uğrayabileceğini biliyordu. Bir gün iki güvenlik uzmanını evine çağırdı ve çok soğukkanlı bir şekilde ‘Ben nasıl öldürülebilirim?’ diye sordu. Uzmanlar günlük alışkanlıklarını sordular. ‘Arabayı kim kullanıyor?’ dediler. ‘Ben kullanıyorum’ cevabını verdi. O, başına gelebilecekleri bilmesine rağmen geri adım atmadı. Kelle koltukta, korkmadan gazetecilik yaptı." "Bazı aydınlar bir ekol ve değer ortaya çıkarır" Balbay, kimi aydınların yalnızca bireysel başarılarıyla değil, toplumda bıraktıkları iz ve oluşturdukları düşünce geleneğiyle hatırlandığını belirerek, "Bazı aydınlar vardır; sadece bir insanı değil koca bir dünyayı temsil ederler. Yerlerine başkaları gelebilir ama onların bıraktığı iz, kurduğu düşünce geleneği ve duruşu kolay kolay tekrar edilemez. Uğur Mumcu da işte böyle bir aydındı. Saydığımız isimler arasında en önde gelenlerden biriydi" ifadelerine yer verdi. "Atatürk’ün aydınlığını unutmayacağız" Konuşmasının sonunda aydınlanma mücadelesinin sürekliliğine dikkat çeken Balbay, Atatürk ve Mumcu’nun mirasının yol gösterici olduğunu vurguladı. "Bir toplum aydınlığı bir kez gördüğünde, o aydınlığı karartsanız da unutmaz. Aşık Veysel’i düşünün. Yedi yaşına kadar dağları, çiğdemi, gülü görmüş; sonra gözleri kör olmuş. Ama o güzellikleri unutmuş mu? Hayır. Biz de Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlığını gördük. Onu unutmayacağız, unutturmayacağız. Nerede olursak olalım bu bağlılığı taşıyacağız. Rehberimiz Uğur Mumcu. Yenilmişlik duygusuna asla prim vermemeliyiz. Onun hayal ettiği Türkiye için yaşıyoruz." Söyleşinin bir bölümünde katılımcılarla soru-cevap gerçekleştirildi. Balbay, izleyicilerden gelen soruları yanıtlayarak hem Uğur Mumcu ile yaşadığı hatıraları hem de günümüz Türkiye’sinde gazeteciliğin karşı karşıya olduğu sorumlulukları değerlendirdi. Program, bu etkileşimli bölüm sayesinde dinleyicilerin aktif katılımıyla daha da zenginleşti. Programın sonunda Mustafa Balbay’a günün anısına Kartal heykelciği ve çiçek takdim edildi. Kartal heykelciği; CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Kartal Belediyesi Meclis Başkan Vekili Özlem Bulut, İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle ve Anahtar Parti Kartal İlçe Başkanı Yunus Şahin tarafından sunulurken, çiçek takdimi ise Atatürkçü Düşünce Derneği Kartal Şube Başkanı Hülya Arıkan ile UMDER Başkanı Hasan İldan tarafından gerçekleştirildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, Uğur Mumcu’nun fikri mirasının ve demokrasi mücadelesinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından anlamlı bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.
Giresun Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan Temel Karademir, yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle de dikkatleri üzerine çekiyor. Temel Karademir’in Görele’de ürettiği bu özgün kemençeler, hem yöresel kültürü yaşatıyor hem de sanata farklı bir bakış kazandırıyor. Karademir’in ustalığı, "yapıyor ama çalamıyor" ifadesiyle özetlenen ilginç hikayesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yaptıktan sonra emekli olan Temel Karademir, emekliliğinin ardından yöneldiği kemençe yapımında kısa sürede kendini geliştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından El Sanatları alanında "Kemençe Yapım Sanatçısı" ünvanı aldı. Karademir, geleneksel Görele Kemençesi’nin yanı sıra kepçeden, bastondan ve tarımda kullanılan bel demirinden yaptığı kemençelerle de ilgi görüyor. Yapıyor ama çalmıyor Yaptığı kemençelerin tınısının sanatçılar tarafından beğenildiğini belirten Karademir, ürünlerinin sadece Türkiye’de değil yurt dışında yaşayan hemşerilerinden de talep gördüğünü söyledi. Kemençe yapımına olan ilgisini anlatan Karademir, "30 yılı aşkın kamu hizmetimin ardından emekli oldum. Emeklilikle birlikte el sanatlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum. Yetenek sınavına girerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kemençe yapım sanatçısı belgesi aldım. Yaptığım kemençeler, tınısı nedeniyle sanatçılar tarafından beğenildi" dedi. Dükkânda dekor diye başladı, ilgi odağı oldu Sadece klasik kemençelerle yetinmediğini vurgulayan Karademir, hayal gücünü işine yansıttığını ifade ederek "Aklıma gelen ne varsa onu kemençeye dönüştürmeye çalıştım. Kepçe kemençe, baston kemençe, bel demirinden yapılan kemençeler gibi pek çok farklı model ürettim. Çoğunu dükkanımda dekor olsun diye yaptım ama beklediğimden fazla ilgi gördü. İlginç olan şu ki ben kemençe yapıyorum ama çalmaya hiç merak etmedim. Merak etmeyince de öğrenemedim" diye konuştu.
Antalya Türkiye tohumda ithalatçı değil ihracatçı ülke konumuna yükseldi Tohumculuk sektörünün temsilcileri, Türkiye’nin dünyada hızla güçlenen bir tohum üreticisi ve ihracatçısı haline geldiğini belirterek, İsrail tohumuna bağımlılık iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık’ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail’den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90’lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail’e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye’de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018’den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018’de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024’te bu rakam yüzde 134’e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11’inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5’i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye’nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir’. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024’ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail’den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya’nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984’ten itibaren Antalya’da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya’da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80’i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000’li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024’te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye’nin tohum ticaretinde 11’inci sırada olan yerini 5’inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya’da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi’nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya’da yapılacağını belirten Gönen, Çin’de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan’da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya’daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026’ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre’sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.