POLİTİKA - 04 Mart 2026 Çarşamba 18:25

Bakan Çiftçi: "Devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz"

A
A
A
Bakan Çiftçi: "Devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Ülkemizin bilim, bilgi ve irfan birikimini temsil eden üniversitelerimizle, gençlerin enerjisini devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz" dedi.


Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla ‘İş Birliği Protokolü İmza Töreni’ düzenlendi. ‘Afete Hazır Üniversite, Afete Hazır Türkiye’ sloganıyla düzenlenen imza töreninde, yükseköğretim kurumlarının afetlere karşı hazırlık kapasitesinin artırılması, risk azaltma çalışmalarının yaygınlaştırılması ve üniversitelerin afet yönetimi süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi hedeflendiği vurgulandı. Bu çerçevede, üniversitelerde afet bilincinin geliştirilmesine yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması, akademik bilgi birikiminin sahaya aktarılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve kampüslerin afetlere dirençli hale getirilmesine yönelik ortak çalışmalar yürütülmesi planlandığı belirtildi. Düzenlenen imza töreninde açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, imzalanan protokolle birlikte afet ve acil durumlar için hazırlık kapasitelerinin genişletileceğini ve bu anlaşma kapsamında ilkokuldan üniversiteye kadar afet bilinçlendirme çalışmaları yapılacağını belirtti.



"Türkiye, coğrafyası itibariyle afet türleriyle sıkça karşı karşıya kalmaktadır"


İmzalanan anlaşma ile ilkokulda ve üniversitelerde okuyan öğrencilere yönelik kapsamlı eğitimler verileceğini belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Ülkemizin bilim, bilgi ve irfan birikimini temsil eden üniversitelerimizle, gençlerin enerjisini devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz. Türkiye; coğrafyası itibariyle deprem başta olmak üzere, sel, heyelan, yangın ve diğer afet türleriyle sıkça karşı karşıya kalmaktadır. Doğal afetleri tamamen engellemek mümkün değildir. Ancak yıkıcı etkilerini azaltmak bizim elimizdedir. Her anlamda afetlere karşı hazırlık kapasitemizi güçlendirmek, farkındalığı artırmak, risk belirleme ve azaltma stratejilerimizi oluşturmak afetlerin yıkıcı etkisini azaltmanın en önemli yoludur. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız ‘asrın felaketi’ olarak hafızamıza kazınan depremler bizlere ağır kayıplar yaşatmıştır. Yaşanan bu afetler ve yıkıcı sonuçları, hazırlıksız olmanın ağır sonuçları olacağını bizlere göstermiştir. Bu nedenle; afet yönetimi kriz anında başlatılacak bir süreç değildir. Afet olmadan önce başlayan bilimle, eğitimle ve planlamayla olumsuz etkileri en aza indirilecek bir süreç yönetimidir" diye konuştu.



"Afet yönetimi meselesini salt bir teori ve mühendislik olarak ele almıyoruz"


Afetlere karşı en önemli hazırlığın farkındalık ve eğitimden geçtiğini ifade eden Çiftçi, "Bugün imzalayacağımız bu protokol, afet ve acil durumlara hazırlık kapasitemizi güçlendirirken, ilköğretimden üniversiteye afet yönetim süreçlerimize büyük katkı sağlayacaktır. Bu protokol ile üniversitelerimizde gerçekleştirilecek eğitim, gönüllülük, tatbikat, ortak Ar-Ge ve akademik faaliyetlerin temel çerçevesini ortaya koyuyoruz. Aynı zamanda afet farkındalık eğitimlerinin ülke genelinde ortak bir anlayış doğrultusunda yürütülmesini hedefliyoruz. Üniversitelerimizde afet yönetimi, risk azaltma ve gönüllülük alanlarında ders ve modüllerin açılması teşvik edilerek farklı disiplinlerde afet temalı seçmeli derslerin yaygınlaşması sağlanacaktır. Lisansüstü düzeyde araştırmalar ve tez çalışmalarını desteklerken aynı zamanda ortak Ar-Ge projeleriyle bilimsel bilgiyi pratiğe aktaracağız. Afet yönetimi meselesini salt bir teori ve mühendislik olarak ele almıyoruz. Sosyolojiden psikolojiye, iletişimden şehir planlamasına kadar çok disiplinli bir yaklaşımı benimseyerek hareket ediyoruz" şeklinde konuştu.



"Her türlü desteği sağlayacağız"


YÖK ile birlikte üniversitelerde kapsamlı deprem farkındalığı eğitimleri oluşturacaklarının altını çizen Çiftçi, şunları kaydetti:


"AFAD Gönüllülük Sistemi ile uyumlu öğrenci topluluklarının kurulması için her türlü desteği sağlayacağız. Bu topluluklarda gönüllülük faaliyetlerine katılan öğrencilerimize katılım belgesi ve sertifika vereceğiz. Toplumsal manada sorumluluk bilincini inşa ederken, yaşanacak afet durumlarında sahada görev alacak nitelikli insan kaynağı oluşacaktır. Neye, nerede, nasıl ve ne zaman müdahale edebileceğini bilen bir insan, bir hayatın kurtulmasına vesile olacaktır. Üniversitelerimizin yerleşkelerinde yılda en az bir kez tatbikat yapılmasını hedefliyoruz. Saha uygulamaları, simülasyonlar eğitimlerin etkisini daha güçlü hale getirecektir. Bu protokol vesilesiyle, aynı zamanda dijital farkındalık araç ve uygulamalarımızı da kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hazırım.gov.tr afet farkındalık web sayfası, afet öncesi, sırası ve sonrası noktasında yapılması gerekenleri kolay, erişilebilir ve ortak bir içerikle bizlere sunuyor. Her anımızın ve yaşamsal her alanımızın dijitalleştiği bu dönemde, afet bilincinin dijital zeminde yaygınlaşmasına ve farkındalık oluşturulmasına önemli katkı sağlayacaktır. Milli Eğitim Bakanlığımız ile yürüttüğümüz ‘Her Okula Bir Afet Farkındalık Öğretmeni’ projesiyle afet bilincini daha küçük yaşlardan itibaren kazandırmayı öncelikli hedeflerimiz arasına almış bulunuyoruz."



"15 yıl içerisinde 84’ten fazla ülkede faaliyetlerimizi yürüttük"


AFAD olarak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini ifade eden AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ise, "Bir yandan dünyadaki gelişmeleri de takip ederek insani yardım faaliyetlerinde başta Gazze olmak üzere 15 yıl içerisinde 84’ten fazla ülkede faaliyetlerimizi yürüttük. Bir yandan da hem insani konularda hem de afet konularında eğitim, bilinçlendirme de AFAD olarak üzerinde durduğumuz, görev sorumluluklarımız arasında yer alan hususlardan birisidir. Bu noktada sadece deprem haftasında değil, 365 gün anlayışıyla gerek okullarımızda, gerek kamu-kurum ve kuruluşlarımızda, gerek köylerimize mahallelerimize kadar eğitim faaliyetleri yürütmekteyiz. Bu anlamda okullarımızda yürüttüğümüz faaliyetlerle, yüksek öğretim kurumlarımızla da iş birliğimiz dünden bugüne devam etmektedir" ifadelerine yer verdi.



"Protokolün temel amacı, yükseköğretim kurumlarımızda afet farkındalığını artırmak"


YÖK Başkanı Erol Özvar ise, imzalanan protokolle birlikte yükseköğretim kurumlarında afet farkındalığını artırmayı hedeflediklerini belirterek, "İmzalayacağımız YÖK-AFAD İş Birliği Protokolü, bu tecrübeyi kurumsal bir çerçeveye kavuşturacak olması bakımından anlamlıdır. Protokolün temel amacı; yükseköğretim kurumlarımızda afet farkındalığını artırmak, afet risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmaları sistemli hale getirmek, gönüllülük kültürünü yaygınlaştırmak ve üniversitelerimizin afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirmektir. Bu kapsamda; afet farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, afet yönetimi ve risk azaltma alanlarında ders, modül ve akademik içeriklerin geliştirilmesi, AFAD Gönüllülük Sistemi ile uyumlu öğrenci topluluklarının teşvik edilmesi ve akredite ekiplerin oluşturulması mümkün olacaktır" dedi.


Programa İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, YÖK Başkanı Erol Özvar, Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, çeşitli üniversitelerden ve ilkokullardan öğrenciler katılım sağladı. Program, protokolün imzalanmasının ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.



Bakan Çiftçi: "Devletimizin kurumlarının kapasitelerini afetlere karşı ortak bir kararlılıkta buluşturuyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğlalı öğretmenlerin isimleri yeni imar yollarında yaşatılacak Belediye Meclisi, Mart ayı toplantısında Muğlalı ya da Muğla’da görev yapmış ve binlerce öğrenci yetiştirmiş Cumhuriyet öğretmenlerinin isimlerinin yeni açılacak imar yollarına verilmesini gündemine aldı. Konakaltı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Emirbeyazıt Mahallesi’nde 11, 14, 15, 24, 25 ve 33. sokaklar ile 10. Cadde olarak planlanan imar yollarına; Nilüfer Caner, Osman Günsan, Sakine Şeker Özman, Feride Demircan, Artemiz Kaleli, Zeliha Korkmaz ve Hüsnü Kıvırcık isimlerinin verilmesi önergesi meclis üyelerinin oylarına sunuldu. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, konuya ilişkin açıklamasında, Ortaköy Mahallesi’nde Cumhuriyet’in güçlü kadın figürlerinin isimlerini cadde ve sokaklarda yaşatma kararı aldıklarını hatırlattı. Emirbeyazıt Mahallesi’nde halk arasında ‘Kolejler bölgesi’ olarak bilinen ve özel eğitim kurumlarının bulunduğu alanda altyapı çalışmalarının tamamlandığını, kilit parke çalışmalarının da tamamlanmak üzere olduğunu belirten Köksal Aras, bu bölgede Muğla’nın eğitim hayatına katkı sunmuş öğretmenlerin isimlerini yaşatmak istediklerini ifade etti. İsimlerin meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen ortak çalışmalar sonucunda belirlendiğini kaydeden Köksal Aras, vatandaşlardan gelecek önerilere de açık olduklarını söyledi. Önerge, detaylı değerlendirme yapılmak üzere İnceleme Komisyonu’na havale edildi. Komisyon raporunun ardından teklif yeniden Meclis gündemine alınarak karara bağlanacak.
Bursa Süt inekçiliğinden dört çocuğunu büyüterek üniversitede okuttu Bursa’nın Karacabey ilçesinde 22 yıldır süt inekçiliği yapan 62 yaşındaki yetiştirici, 4 çocuğunu okuttuğu hayvancılıkta son birkaç yıldır yem fiyatlarının yüksekliği nedeniyle zorlandığını söyledi. Trabzon’un Sürmene ilçesinden 22 yıl önce Bursa’nın Karacabey ilçesine yerleşen 62 yaşındaki Mustafa Çolakoğlu, inşaatlarda çalışarak ve hayvancılık yaparak geçimini sağladı. Son birkaç yıl yem maliyetlerinin yüksekliği ve çiğ süt fiyatının düşük kalması nedeniyle sorun yaşadığını söyleyen Çolakoğlu, sağılabilir 15 hayvanı bulunduğunu ve günlük 400 litreye yakın süt aldığını, ahırında 25 büyükbaş bulunduğunu ifade etti. Dört çocuğunu okuttu meslek sahibi yaptı Eşiyle her sabah 05.00’te kalktığını, hayvanlarının bakımını yapıp sağdığını dile getiren Çolakoğlu, şöyle konuştu: "Öğlene doğru dışarıya çıkarıyorum. Saat 16.00’ye kadar gezinirler, otlarlar. Sonra ahıra dönerler. Samanını, yemini veririm sağarım, akşam ezanı gibi evime girerim. İznimiz yok her günümüz, bütün hayatımız bu şekilde. Dört çocuğu okuttum süt inekçiliği yaparak ve inşaatlarda çalışarak. Çocuklarımdan biri veteriner, diğeri öğretmen, biri bilgisayar mühendisi oldu. Bir çocuğum da bilgisayar mühendisliğinde okuyor." Hayvancılığın zor olduğunu ancak maliyetler yüzünden daha da zorlaştığını vurgulayan Çolakoğlu, "En son 18,5 liradan verdim. Şimdi 20 lira olduğunu söylüyorlar ama yine de düşük. Kooperatife veriyorum. Süt sudan daha ucuz. Kimse pahalı demesin, en ucuz gıda ürünü şu anda süt" ifadesini kullandı. Otlakların yağışlardan dolayı su altında kaldığını belirten Çolakoğlu, şöyle konuştu: "Hayvanlara buğday ve arpa samanı ile mısır silajı veriyorum. Yonca balyası geçen yıl 200 liraydı bugün 300 lirayı geçti. Bir balyayı 5 hayvan ancak yiyebiliyor. Hayvan sayısı ve günlüğe göre hesap edin. Yonca lüks oldu hayvanlara veremiyoruz. Kirayla mısır ekiyorum, hayvanlara kendi ürettiğim mısır silajı veriyorum. Buğday arpa samanı ile karıştırıp maliyet düşürüyoruz. Hayvanları ne zamandır otlatmaya çıkaramıyorum. Mecbur yeme ağırlık verdik." Şap yüzünden aylarca hayvanları çıkaramayıp ahırda satın aldığı yemle beslediğini anlatan Çolakoğlu, "Şimdi de yağışlardan otlaklar, tarlalar su altında. Bir iki ay daha otlatamayız hayvanları su hemen çekilmez. Bu durum da ilave maliyet demek. Hep bizi etkiliyor yaşanan olumsuzluklar. Hayvancılığa destek çıkılması lazım" diye konuştu.