POLİTİKA - 03 Mart 2026 Salı 15:18

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kentsel dönüşüm seferberliğimizi 2012’de İstanbul Başakşehir’de başlatmıştık. Aradan geçen 14 yılda milyonlarca vatandaşımızın ev ve iş yerlerini dönüştürdük"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kentsel dönüşüm seferberliğimizi 2012’de İstanbul Başakşehir’de başlatmıştık. Aradan geçen 14 yılda milyonlarca vatandaşımızın ev ve iş yerlerini dönüştürdük"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Uğradığı menfur saldırıda vefat eden Fatma Nur Çelik öğretmenimize Rabbimden gani gani rahmet diliyorum. Elleri öpülesi öğretmenlerimize yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi hiçbir mazereti olamaz. Milletçe hepimizi hüzne boğan bu olayın üzerine kararlılıkla gidilecek, failin hak ettiği cezayı alması için gereken mutlaka yapılacaktır" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye 500 Bin Sosyal Konut" projesi kapsamında Ankara için gerçekleşen kura törenine katıldı. 31 bin 73 konutun kura çekiminin yapıldığı tören Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ev Sahibi Türkiye 500 Bin Sosyal Konut projesine 8 milyon 800 bin başvuru olduğunu bunun da AK Parti hükümetine duyulan güvenin göstergesi niteliği taşıdığını söyledi.


"Elleri öpülesi öğretmenlerimize yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi hiçbir mazereti olamaz"


Konuşmasının başında Çekmeköy’de öğrencisi tarafından bıçaklanarak ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’e değinen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında dün İstanbul Çekmeköy’de bir lisede uğradığı menfur saldırıda vefat eden Fatma Nur Çelik öğretmenimize Rabbimden gani gani rahmet diliyorum. Merhum öğretmenimizin ailesi ve yakınlarına sabır, büyük bir fedakarlıkla ülkemize hizmet eden eğitim camiamıza baş sağlığı temenni ediyorum. Elleri öpülesi öğretmenlerimize yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi hiçbir mazereti olamaz. Bırakın şiddeti Hazreti Ali Efendimizin ‘bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ buyurduğu öğretmene, hocaya yönelik saygısızlık etmek bile inancımızda ve kültürümüzde kabul edilmez bir davranıştır. Başsavcılığımız adli, bakanlığımız idari soruşturmayı başlatmıştır. Milletçe hepimizi hüzne boğan bu olayın üzerine kararlılıkla gidilecek, failin hak ettiği cezayı alması için gereken mutlaka yapılacaktır. Aynı saldırıda yaralanan öğretmenimize ve öğrencimize de yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Rabbim Fatma Nur öğretmenimizin mekanını inşallah cennet eylesin" ifadelerini kullandı.


"Bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız"


Dünyanın dört bir tarafında Müslümanların Ramazan ayını hüzünle karşıladığını ve bazı coğrafyalarda Ramazan ayında kan akmaya devam ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’de, Batı Şeria’da ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarında yaşayan kardeşlerimiz Ramazan’ı yine mahzun bir şekilde karşıladı. İsrail hükümeti insani yardım girişlerini kasten engelleyerek Ekim ayındaki mutabakatı açıkça ihlal ediyor. Ateşkese rağmen son 5 ayda 620’nin üzerinde Gazze’li kardeşimiz İsrail saldırılarında şehit oldu. Somali’de, Sudan’da, Arakan’da ve daha pek çok yerde mazlumlar şehri Ramazan’ı ne yazık ki buruk bir kalple geçiriyor. Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Afganistan’la Pakistan arasında patlak veren çatışmalara Siyonist lobinin tahrikleriyle İran’a karşı düzenlenen hava harekatı eklendi. Körfez’deki kardeş ülkelere yönelik füze ve kamikaze, dron saldırıları ise istikrarsızlık ortamını daha da derinleştirdi. Maalesef bu mübarek günlerde bölgemizin farklı noktalarındaki topraklar kan ve gözyaşıyla ıslanmaya devam ediyor. Coğrafyamızın dört bir ucunda bu hadiseler yaşanırken Türkiye olarak barış huzur ve istikrar odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizi ve milletimizi bu tehlikelerden uzak tutabilmek için gerekli tüm önlemleri aldık ve alıyoruz. Yürüttüğümüz barış odaklı diplomasiyle sorunların masa başında diyalog ve müzakere yoluyla adil ve hakkaniyetli bir biçimde çözümü için yoğun gayret sarf ediyoruz. Daha fazla kan dökülmeden, ateş daha fazla yayılmadan, kardeş ülkeler arasına daha fazla husumet girmeden bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Sizlerden dayanışma mevsimi olan Ramazan-ı Şerif’te gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi unutmamanızı bilhassa istirham ediyorum. Hem edeceğiniz dualarla hem de yapacağınız yardımlarla mazlum ve mağdurların yanında olacağınıza yürekten inanıyorum" diye konuştu.


"Bu milletin hizmetkarı olmayı, şeref ve haysiyet meselesi olarak görüyoruz"


Erdemliler Hareketi olarak millete hizmet yolunda yola koyulduklarını ifade eden Erdoğan, "Bu milletin hizmetkarı olmayı, milletin emanetine sahip çıkmayı kendimiz için şeref ve haysiyet meselesi olarak görüyoruz. Bugüne kadar ne yaptıysak Cenabı Allah’ın yardımı aziz milletimizin de desteğiyle yaptık. Önümüze konulan tüm engelleri aziz milletimizin basiretiyle, ferasetiyle, dirayetiyle aştık. Şeyh Edebali’nin o hikmet dolu öğüdünü ‘insanı ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize her alanda rehber edindik. Büyük millet olmanın ne demek olduğunu aynı maziyi paylaşmanın, aynı vatanda yaşamanın, aynı ufka bakmanın ne manaya geldiğini kalplere ve zihinlere titizlikle nakşettik. Merhum Nurettin Topçu’nun ‘bin yıllık tarihi içerisinde üç kıtada yüzlerce şehir yapan, medeniyet merkezleri açan Anadolu’nun benzi soluk çocukları’ olarak tarif ettiği bu milletin yüzünü güldürmek, geleceğini inşa etmek için geceyi gündüze kattık. Özellikle altyapı ve şehircilik noktasında, gerek bakanlıklarımız gerekse belediyelerimizle üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalıştık. Şehirleri yalnızca binalardan meydanlardan cadde ve sokaklardan ibaret görmedik. Şehirleri yaşayan, nefes alan, hafızası olan geçmişle gelecek arasında köprü kuran canlı birer varlık olarak gördük. Şehirleri insanıyla, kültürüyle, tarihiyle, tabiatıyla, mimari yapılarıyla birer sanat eseri olarak gördük. Şehirleri medeniyetimizin şehirleri olarak gördük. İşte bu anlayışla hamdolsun sayısız eseri yatırımı proje hizmeti şehirlerimize ve milletimize kazandırmanın kıvancını yaşadık" ifadelerini kullandı.


14 yılda 1 milyon 740 bin sosyal konut


Vatandaşların güvenli ve konforlu bir şekilde hayatını sürdürebilmesi, barınma ihtiyacını olabilecek en düşük maliyetlerle gidermesi noktasında farklı projeleri devreye aldıklarını ifade eden Erdoğan, "Biliyorsunuz kentsel dönüşüm seferberliğimizi 2012’de İstanbul Başakşehir’de başlatmıştık. Aradan geçen 14 yılda milyonlarca vatandaşımızın ev ve iş yerlerini dönüştürdük. Dar gelirli vatandaşlarımızı yeni yuvalarıyla buluşturduk. Şehirlerimizi parklarıyla, millet bahçeleriyle, yürüyüş ve bisiklet yollarıyla gençlik merkezleri ve sosyal yaşam alanlarıyla donattık ve güzelleştirdik. Alt yapısı hazır olan arsaları vatandaşlarımızın kullanımına tahsis ettik. TOKİ’miz bu süreçte fevkalade bir performans ortaya koydu ve böylelikle 1 milyon 740 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk. Alt gelir grubundaki beş milyonu aşkın vatandaşımızın depreme dayanıklı ve emniyetli yaşam alanlarında ikamet etmesini sağladık" dedi.


"Milletimize verdiğimiz sözü tutarak 3 yıl içinde tam 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık"


Yaşanan 6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki toplu konut projelerinin söz verildiği gibi yapıldığını ve deprem bölgesinde yaşananların siyasete malzeme edildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli kardeşlerim şehircilikte en büyük başarı hikayesini deprem bölgemizde yazdık. Milletimize verdiğimiz sözü tutarak 3 yıl içinde tam 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık. 455 bin konutun altyapı masraflarının tamamını devlet olarak biz üstlendik. Ve kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yaptık. Ayrıca depremzedelerimiz için çok rahat ve oldukça avantajlı bir ödeme planı oluşturduk. Buna göre yeni evlerine yerleşecek vatandaşlarımız ilk iki yıl boyunca hiç ödeme yapmayacak. Devamında ise 18 yıla yayılan sabit ve çok düşük bedelli taksitlerle zorlanmadan ödemesini gerçekleştirecek. Peşin ödemek isteyen vatandaşlarımız da meclisimizde yapacağımız düzenlemeyle neredeyse dörtte biri fiyatına ev sahibi olacak. Kredi kullanmayı planlayan kardeşlerimize ise kamu bankalarımız gerekli kolaylıkları sağlayacak. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Hak sahibi kardeşlerimizin ödeme miktarları ve takviminden çok memnun olduğunu bizler için hayır dualar ettiğini biliyorum. Bizler milletimize mahcup etmeyen Cenabı Allah’a hamdolsun diyoruz. Asrın felaketini yaşadığımız günlerde devlet ve millet olarak yeniden ayağa kalkmaya çalışırken ana muhalefet partisi başta olmak üzere bulanık suda balık avına çıkıp selden kütük kapma yarışına girenlere, depremzedelerimizin acısını ahlaksızca istismar etmeye girişenlere meydanlarda içi boş vaatlerde halkımızı kandırmaya çalışıp ‘bedava ev, bedava iş yeri, bedava traktör’ sözleri verenlere iktidarımızın ve ittifakımızın enkaz altında kalması için kendilerini seferber edenlere ez cümle deprem turistlerinin tamamına böylece en güzel cevabı vermiş olduk. Bu vesileyle devletine güvenen, milletine inanan, o imtihan günlerinde ümit ve metanetini koruyarak bizlere destek olan tüm kardeşlerime bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum. 6 Şubat’ta ebediyete uğurladığımız kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyor. Geride kalanlara başsağlığı diliyorum. Rabbim bizleri bir daha böyle büyük acılarla, afetlerle sınamasın diye dua ediyorum" diye konuştu.


"Sahibi Türkiye kampanyasına yönelik bu yoğun ilgi aynı zamanda hükümetimize olan güvenin de bir göstergesiydi"


Yüzyılın konut projesi olarak nitelendirdikleri "Ev Sahibi Türkiye 500 Bin Sosyal Konut" projesinin milletin nezdinde büyük bir teveccüh gördüğüne dikkati çeken Erdoğan, "Projemize tam 8 milyon 800 bin vatandaşımız başvurdu. Ev Sahibi Türkiye kampanyasına yönelik bu yoğun ilgi aynı zamanda hükümetimize olan güvenin de bir göstergesiydi. Şehirlerimizin çoğunda kurallarımızı çektik. Hak sahiplerimizi belirledik. Bugün de sizlerle birlikte Etimesgut Gölbaşı, Mamak, Pursaklar ve Sincan’da toplam 21 bin 780, Sincan Temelli’de 4 bin, Polatlı’da 1500, Beypazarı’nda 750, Çubuk ve Elmadağ’da toplam 1000, Kahramankazan’da 300, Nallıhan’da 200, Çayırhan’da 100, Şereflikoçhisar ve Çamlıdere’de toplam 400, Güdül’de 142, Bala’da 110, Evren’de 41, Akyurt, Ayaş, Haymana, Kalecik ve Kızılcahamam’da ise toplam 750 olmak üzere Ankara genelindeki 31 bin 73 konutumuzun kurallarını çekeceğiz. Yeni evlerimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Şunu da ayrıca hatırlatmak istiyorum; 500 bin sosyal konut projemizde sadece bina yapmıyoruz. Değerlerimizi ve kültürümüzü tüm renkleriyle yaşatacak mahalleler de inşa ediyoruz. İçinde çocuklarımızın neşeyle oynayacağı, gençlerimizin spor yapacağı, yaşlılarımızın sağlık hizmeti alacağı ve vatandaşlarımızın misafirlerini ağırlayacağı mahalle konaklarımızı da şehirlerimize kazandırıyoruz. Bunlar da ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olsun" ifadelerine yer verdi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kura çekimi için sahneye geldi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hüseyin Hazırlar’ın yaptığı dua sonrası Erdoğan, butona basarak kurayı başlattı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de 882 sporcu Kilikya Ultra Maratonunda buluşacak Mersin’de bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Kilikya Ultra Maratonu, 4 ülkeden ve Türkiye’nin farklı illerinden toplam 882 sporcuyu tarihi ve doğal parkurlarda buluşturacak. Sporcular, Kızkalesi ve Lamos Kanyonu güzergahında hem doğayla mücadele edecek hem de Tarihi Kilikya Yolunun eşsiz atmosferinde koşacak. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürlüğünün, Mersin Valiliği himayesinde ve ilgili kurumlarla koordineli olarak yürüttüğü ‘5. Uluslararası Kilikya Ultra Maratonu’, bu yıl da Mersin’de sporcuları ve sporseverleri bir araya getirmeye hazırlanıyor. Türkiye Atletizm Federasyonu takviminde yer alan ve uluslararası nitelik taşıyan organizasyon, farklı ülkelerden ve Türkiye’nin çeşitli illerinden toplam 882 sporcuyu 9 Mayıs Cumartesi günü Mersin’de buluşturacak. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kilikya coğrafyasında düzenlenecek maraton, sporculara hem doğayla mücadele hem de tarihin izlerini adım adım keşfetme fırsatı sunacak. Sporcular, hem doğa hem de tarihle iç içe bir deneyim yaşayacak Büyükşehir Belediyesi, önemli spor organizasyonlarıyla kentin spor turizmine katkı sunmayı ve Mersin’in zengin mirasını ulusal ve uluslararası alanda tanıtmayı sürdürüyor. Kilikya Ultra Maratonu, diğer yarışlardan farklı olarak katılımcıların fiziksel sınırlarını zorladığı, doğa ile iç içe bir deneyim yaşadığı, özel bir etkinlik olarak öne çıkıyor. Organizasyon, Mersin’in tarihi, kültürel ve doğal mirasını spor aracılığıyla tanıtmayı amaçlıyor. Maraton kapsamında 3 farklı parkurda yarış düzenlenecek. 10K kategorisi Kızkalesi Parkurunda start saat 09.00’da Kızkalesi Müze Beach’ten verilecek ve aynı noktada sona erecek. 33K kategorisi Lamos Parkurunda start 07.00’de Lamos Kanyonundan başlayacak ve Kızkalesi Müze Beach’te tamamlanacak. 53K kategorisinde start 06.30’da Lamos Kanyonundan verilecek ve bitiş Kızkalesi Müze Beach’te olacak. Parkurlar boyunca sporcular, Korikos, Cennet-Cehennem Obruğu, Kanlı Divane Ören Yeri, Sebaste Antik Kenti ve Hıdırlık Kale gibi önemli tarihi alanların yanı sıra, Tarihi Kilikya Yolunun etaplarından biri olan Lamos Kanyonundan geçerek eşsiz bir rota deneyimi yaşayacak. Tüm kategorilerin bitiş noktası ve ödül töreni, Kızkalesi Müze Beach’te gerçekleştirilecek. "Kilikya Ultra Maratonu, kaybedenin olmadığı bir organizasyon" Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürü Bünyamin Gökayaz, 9 Mayıs Cumartesi günü 5.’si düzenlenecek ‘Kilikya Ultra Maratonu’nun, bu yıl da sporcuların doğanın ve tarihin içinde koşacağı bir organizasyon olacağını belirterek, "Türkiye Atletizm Federasyonu takviminde yer alan, valiliğimizin himayesinde ve valiliğe bağlı kurumlarla koordineli bir şekilde yürüttüğümüz, doğada, tarihi mirasların eşliğinde koşulan çok önemli bir organizasyon. Her adımında Mersin’i ve ülkemizi tanıtan, yerelden uluslararası evreye geçen büyük bir organizasyon. Kilikya Ultra Maratonu’nun, diğer yol şartlarından bir farkı var. Sporcular hem doğayla mücadele ediyor, hem de kendi sınırlarını zorlayarak mücadele ediyor. O yüzden aslında kaybedenin olmadığı, her bitiş çizgisini geçenin kazanmış olduğu bir organizasyon" dedi.
İstanbul Ankaraspor-Nazilli Belediyespor maçında şike davasında savunma yapan futbolcu: "Başka maçlar için bahis oynadım" Ankaraspor-Nazilli Belediyespor futbol müsabakasında şike yapıldığı iddiasına ilişkin davaya devam edildi. Duruşma, dava dosyasında eksik hususların giderilmesi ve dinlenmeyen tanıkların beyanlarının alınması için ertelendi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Nazilli Spor’un eski futbolcusu Özkan Taştemur, "Söz konusu maç için bahis oynamadım. Başka maçlar için bahis oynadım. Bu nedenle TFF’den men cezası aldım" dedi. TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta 28 Nisan 2024 tarihinde Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı’nda Ankaraspor-Nazilli Belediyespor erkek futbol takımları arasında oynanan futbol müsabakasında şike yapıldığı iddiasına ilişkin davaya İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, 4 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Başka maçlar için bahis oynadım" Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık eski Nazilli Spor futbolcusu Özkan Taştemur, "Nazilli spor futbolcusuyum. Söz konusu maçta 90 dakika boyunca Nazilli Spor futbolcusu olarak oynadım. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Maç öncesi kimseyle sonuca ilişkin görüşme yapmadım. Kimse tarafından yönlendirilmedim. Müsabakada, hem bizim takımdan, hem de karşı takımdan sakatlananlar oldu. Maç devam ederken Ankarasporun oyuncusu sakatlandığında Tibet bunu görmediği için top oynamaya devam etti. Oyuna devam edilmesine karşı takım tepki gösterdi. Bizim takımdan da Serhat Arslan’ın o esnada çapraz bağlarında sakatlanma oldu. Bu maçtaki 0-0 beraberlik bizim lehimize oluyordu, bu nedenle bu beraberlik için hafta başından hazırlıklarımızı yaptık. Kimseyle şike anlaşması yapmadık, suçlamaları kabul etmiyorum. Söz konusu maç için bahis oynamadım. Başka maçlar için bahis oynadım. Bu nedenle TFF’den men cezası aldım. Kimseyle şut çekilmemesi için görüşme yapmadım. Teknik direktörlerimiz veya kulüp başkanlarımız bize bir telkinde bulunmadı" ifadelerini kullandı. "Kulüp başkanlarımdan ya da teknik direktörlerimden herhangi bir telkin almadım" Savunmasında söz konusu maçın son dakikalarında oyundan alındığını belirten eski Nazilli Belediyespor futbolcusu tutuksuz sanık Talha Erdoğan, "Nazilli Belediyespor futbolcusuyum. Ankaraspor’dan kimseyi tanımıyorum ama iddianamede benim onlarla telefonda görüştüğüm öne sürülüyor. Müsabakada ilk 11’de yer aldım. Maçın son dakikalarına doğru oyundan çıktım. Şike suçlamalarını kabul etmiyorum. Ankaraspor oyuncusunun yaralanmasına rağmen Tibet’in oyuna devam etmesine tepki gösterdiler. Kulüp başkanlarımdan ya da teknik direktörlerimden herhangi bir telkin almadım. Maçın seyri ile ilgili kimseyle görüşmedim. Müsabakanın 0-0 bitmesi bizim için yeterliydi. Suçsuzum, beraatımı talep ediyorum. Benim TFF’den herhangi bir men cezam bulunmamaktadır" şeklinde konuştu. Bir sonraki duruşma tanıklar dinlenecek Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı tedbirlerinin ayrı ayrı devamına hükmederek, dinlenmeyen tanıkların beyanlarının alınması, maça ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunun beklenmesi ve diğer eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Zonguldakspor Futbol Kulübü Anonim Şirketi ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla, Ankaraspor ile Nazilli Belediyespor ‘malen sorumlu’ sıfatıyla, aralarında Ankaraspor Kulübü’nün sahibi Ahmet Okatan, Ankaraspor Kulübü Başkanı Mehmet Emin Katipoğlu ve Nazillispor Başkanı Şahin Kaya’nın da bulunduğu 52 kişi ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, 2. Lig Beyaz Grup’ta 28 Nisan 2024’te Etimesgut Atatürk stadyumunda oynanan Ankaraspor-Nazilli Belediyespor karşılaşmasında hakemlerin maç boyunca kritik kararlar vermek zorunda kalmadığı, kart gösterilmediği, penaltı, disiplin cezası ve diğer siyah-beyaz ihlallerin hiçbirinin gerçekleşmediği belirtildi. Maça ilişkin TFF tarafından hazırlanan rapora göre, maçın gidişatının ve sonucunun usulsüz bahis kazançları elde etmek amacıyla etkilendiğine dair açık ve güçlü bahis kanıtlarının bulunduğu, hesapları izlenen bahis şirketlerinde maçın berabere bitmesi için son derece şüpheli maç öncesi bahislerin kaydedildiği, hazırlanan gözlemci raporuna göre ise hakemlerin maç boyunca kritik kararlar vermek zorunda kalmadığı, müsabakada kart gösterilmediği, penaltı, disiplin cezası ve diğer siyah beyaz ihlallerin hiçbirinin gerçekleşmediği aktarıldı. Maçın her iki takım için de top çevirme şeklinde geçtiği, birbirlerine baskı kurmadıkları, zaman geçirmek maksatlı defans oyuncularına ya da kaleciye geri pas yaptıkları ve gol atma ya da birbirlerine üstünlük kurma amacında olmadıkları kaydedildi. Maç görüntülerinin incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna da yer verilen iddianamede, maç sonucunun 0-0 olarak sona erdiği, maçın her iki takım için de top çevirme şeklinde geçtiği, takımların birbirlerine baskı kurmadıkları, zaman geçirmek maksatlı defans oyuncularına ya da kaleciye geri pas yaptıkları, gol atma ya da birbirlerine üstünlük kurma amacında olmadıkları ifade edildi. Ayrıca maçın tek gol pozisyonu olabilecek anının ise maçın 89. dakika 40. saniyesinde gerçekleştiği, Nazilli Belediyespor oyuncusunun rakip kaleye doğru atak yaptığı, kaleci ile karşı karşıya kalamadan bu atağın Ankarasporlu oyuncular tarafından engellendiği, Nazilli Belediyespor oyuncusunun topu kaybetmesinden sonra topa yakın mesafede olmasına karşın topu tekrardan kazanmak için hiçbir çaba sarf etmediği kaydedildi. Maçtan sonra ‘’hayırlı olsun’’ mesajı attığı belirtildi Nazilli Belediyespor Kulüp Başkanı Şahin Kaya’nın dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelere yer verilen iddianamede, ‘’Zonguldak teşvik gönderecekmiş Ankaraspor’a ondan bizim biran önce görüşmemiz lazım dayı" şeklinde maçtan önce yapılmış konuşma içerikleri görüldü. Maçtan sonra şüpheli Hasan Güney’in Ankaraspor Başkanı Mehmet Emin Katipoğlu’na ’hayırlı olsun’ mesajı attığı, bu mesajın ekran görüntüsünün de Nazilli cephesine gönderildiği belirlendi. Bir gün sonra ise Şahin Kaya’nın Hasan Güney’e, "Her yerde konuşuyormuşsun, maçı bağladım aradım diye. Böyle şeyler söyleme dayı" şeklinde mesaj attığı görüldü. Her iki takımın da bu anlaşmadan menfaat sağladıkları ve kadroda olan ancak maçta oynamayan oyuncu grubunun da maça ilişkin anlaşmayı bildiklerinin değerlendirildiği aktarıldı. İddianamede, 28 Nisan 2024’te Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadında Ankaraspor-Nazilli Belediyespor erkek futbol takımları arasında oynanacak olan maçın öncesinde, maç sonucunu etkileyecek şekilde maçın berabere bitirilmesi için Hasan ile Şahin’in ortak irade içerisinde oldukları, şüpheliler Şahin Kaya ve Hasan Güney’in, şüpheli Abdurrahman vasıtası ile Memet Emin ile iletişime geçtikleri, Abdurrahman’ın aracılık etmek sureti ile Şahin ve Memet’in maçın öncesinde, maç sonucunu etkileyecek şekilde maçın berabere bitirilmesi konusunda anlaştıkları, maçın sonucunun berabere bitmesi neticesinde Ankaraspor takımının bir üst lige çıkması için play offlara kalmasının ve Nazilli Belediyespor takımının da da ligde kalmasının kesinleşeceği, böylece her 2 takımın da bu anlaşmadan menfaat sağladıkları ve kadroda olan ancak maçta oynamayan oyuncu grubunun da maça ilişkin anlaşmayı bildiklerinin değerlendirildiği, buna göre oyuncu gruplarının şike anlaşmasının varlığını bilerek spor müsabakasının anlaşma doğrultusunda sonuçlanmasına katkıda bulunarak üzerlerine atılı suçu işledikleri kaydedildi. Kulüp başkanlarına 4 yıl 6 aya kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede şüpheliler Şahin Kaya ve Mehmet Emin Katipoğlu’nun ‘şike’ suçundan 1’er yıl 6’şar aydan 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Diğer şüphelilerin ise aynı suçtan 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapsi istendi.
Ankara Bakan Gürlek: "Vatandaşlarımızı bağımlılık tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkanlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Bağımlılık zincirlerini kırmak ve tek bir vatandaşımızı dahi bu tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkânlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz" dedi. Adalet Bakanlığı uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında, infaz sistemimizde kapsamlı ve güçlü bir dönüşüm sürecin yürütüldüğünü açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ceza infaz kurumlarının bilimsel esaslara dayanan, sistematik bir Rehberlik ve Rehabilitasyon modeli uygulandığı ifade edildi. Bağımlılıkla mücadelede hükümlü bireylerin topluma yeniden kazandırılması ve toplumsal huzuru güçlendirilmesinin hedeflendiği belirtilen açıklamada, çalışmaların bu doğrultuda kararlılıkla sürdürüldüğü dile getirildi. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttükleri kararlı çalışmalarla, madde bağımlılığıyla mücadelelerini infaz sisteminde çok daha güçlü ve etkili bir seviyeye taşıdıklarını kaydetti. Bakan Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Bağımlılıkla mücadeleyi sistematik bir rehabilitasyon modeline dönüştürüyor; müstakil kurumlarımızda ve özgülenmiş bölümlerimizde, uzman hekimler ve psiko-sosyal destek ekiplerimizle her hükümlü için bireysel ve kapsamlı rehabilitasyon süreçleri yürütüyoruz. Sorumluluk bilincini güçlendiren, sosyal ve mesleki gelişimi destekleyen uygulamalarla hükümlüleri yeniden topluma kazandırmayı hedefliyoruz. Bağımlılık zincirlerini kırmak ve tek bir vatandaşımızı dahi bu tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkânlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz."
Samsun Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi. Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti. Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, "Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir" dedi. "İlk belirtiler grip ile karıştırılabiliyor" Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, "Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. "İnsandan insana bulaş riski yok denecek kadar az" Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, "Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı. Uzmanından korunma önerileri Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.