GÜNDEM - 19 Eylül 2023 Salı 17:11

KAFKASSAM Başkanı Oktay: “Bu Azerbaycan ile Ermenistan savaşı değildir, bu terörle mücadele operasyonudur”

A
A
A
KAFKASSAM Başkanı Oktay: “Bu Azerbaycan ile Ermenistan savaşı değildir, bu terörle mücadele operasyonudur”

Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, “Bu çatışma Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir çatışma değil. Bu çatışma Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını Ermenistan’dan değil, Ermenilerden kurtarma operasyonu” dedi.

KAFKASSAM Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, Azerbaycan’ın Karabağ’da anayasal yapıyı yeniden tesis etmek amacıyla başlattığı antiterör operasyonunu değerlendirdi. Oktay, başlatılan operasyonun Ermenistan devletiyle yapılan bir savaş olmadığını belirterek, bunun bir terörle mücadele operasyonu olduğunu dile getirdi. Oktay, Azerbaycan ve Ermenistan arasında son yıllarda yaşanan gerilimlere değinerek, iki ülke arasında 44 günlük bir savaş olduğunu ve savaş sonucunda Azerbaycan’ın işgal atındaki 7 rayonunu kurtardığını ifade etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşta anlaşma sağlanmasına rağmen Dağlık Karabağ bölgesinde işgalin tam anlamıyla bitmediğini ifade eden Oktay, “İşgal altındaki yerler işgalden kurtarıldı ama ihtilaflı Dağlık Karabağ’da şu anda işgal fiilen devam ediyor. Fakat 10 Kasım anlaşmasında Rusya Dağlık Karabağ’a bin 960 Rus askerini yerleştirerek, orada fiili bir durum oluşturmaya çalışıyor. Azerbaycan da buranın kendi toprağı olduğunu ifade ederek, kendi topraklarında herhangi bir kontrol dışı yapının oluşmasına müsaade etmeyeceğini ifade etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında bu konu sürekli ihtilaflı olarak devam ediyordu. Fakat geçtiğimiz aylarda Nikol Paşinyan, Dağlık Karabağ probleminin Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir problem olmadığını, Dağlık Karabağ probleminin tamamen Rusya ile Azerbaycan arasında bir probleme dönüştüğünü, 10 Kasım barış anlaşmasıyla da Rusya’nın bölgeye barış gücü yerleştirerek bunu zaten ortaya koyduğunu ifade etti” diye konuştu.

“Paşinyan, savaşın Azerbaycan ile Ermenistan arasında olmadığını açık bir şekilde ifade etti”

Oktay, gece itibari ile başlayan çatışmalarda 7 Azerbaycan askerinin şehit olduğunu belirterek, “Bu Dağlık Karabağ’daki kayıt dışı kabul edilemeyen sözde olarak ifade edilen Dağlık Karabağ ile Azerbaycan arasındaki bir çatışma. Her ne kadar şu anda dünya basınında Ermenistan-Azerbaycan savaşı gibi gözüküyorsa da şu an itibarıyla Paşinyan, yapmış olduğu açıklamada bu savaşın Azerbaycan ile Ermenistan arasında olmadığını açık bir şekilde ifade etti. Dolayısıyla Azerbaycan, 10 Kasım barış anlaşmasıyla yarıda kalan işgal altındaki topraklarını kurtarma operasyonunun devamı niteliğindeki harekata başlamış oldu. Tabii Birleşmiş Milletlerin 78’inci toplantısı olması bütün dikkatlerin oraya çevrildiği bir dönemde Azerbaycan’ın topraklarını işgalden kurtarmak için bu harekata kalkışması, önümüzdeki günlerde bütün dikkatleri tekrar Azerbaycan üzerine çekecek” açıklamasında bulundu.

“Bu süreç tamamen Rusya ile Azerbaycan arasında çözülmesi gereken bir olay”

Ukrayna krizinin devam ettiğini ve Güney Kafkasya’da Rusya’nın varlığını sürdürebilmesi için Karabağ probleminin devamı üzerinden bir siyaset perspektifi ortaya koyduğunu söyleyen Oktay, “Rusya, olayın Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir süreç olduğunu ifade etmeye çalışsa da bu süreç tamamen Rusya ile Azerbaycan arasında çözülmesi gereken bir olay. Savaş Ermenistan ile Azerbaycan arasına kaydırılabilirse bu durum Güney Kafkasya’da kontrol dışı bir çatışma alanı oluşur. Rusya bir taraftan Paşinyan’ı cezalandırmaya çalışıyor. Çünkü Paşinyan, Rusya’dan ayrılmak istiyor. Rusya da bunu Azerbaycan üstünden cezalandırayım, dolayısıyla Paşinyan bölgeden kaçsın ve Ermenistan’da Rusya’ya müzahir bir hükümet kurulsun beklentisi içerisinde. Bu da Ukrayna krizinden sonra Rusya’nın düşmüş olduğu ikinci bir hataya sebebiyet verebilir” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu çatışma Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir çatışma değil”

Rusya’nın Kafkasya’da yürüttüğü politikanın Ukrayna cephesinde olduğu gibi Rusya’ya karşı yeni bir cephe açılmasının önünü açabileceğini vurgulayan Oktay, şöyle devam etti:

“Yani bu çatışma Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir çatışma değil. Şu anda kamuoyu yanlış yönlendiriliyor. Bu çatışma Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını Ermenistan’dan değil, Ermenilerden kurtarma operasyonu. Çünkü 1991’de Dağlık Karabağ ihtilafı üzerinden başlayan Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının ana harekat noktası Rusya, direkt olarak bölgeyi kontrol edebilmek için Ermenistan üzerinden bir vesayet savaşı yürütmüştü. Hem Dağlık Karabağ hem de Dağlık Karabağ dışındaki 7 rayon Ermenistan tarafından işgal edilmiş ve Ermenistan, Rusya adına bu bölgeyi kontrol altında tutuyordu.”

“Paşinyan, Dağlık Karabağ’ın Rusya ile Azerbaycan arasında çözülmesi gereken bir sorun olduğunu ifade etti”

Paşinyan’ın iktidara geldikten sonra Rusya adına yürütülen vesayetçi siyaseti reddettiğini de sözlerine ekleyen Oktay, “Dağlık Karabağ dışındaki 7 rayonu Azerbaycan savaşarak elde etti. Ne zaman ki Azerbaycan Şuşa’yı aldı ve Hankent’e doğru ilerledi, Rusya devreye girerek ateşkes imzalattı. Ermenistan Başbakanı Paşinyan, bundan sonra ne Dağlık Karabağ’ı ne de eski dönemde işgal altında olan 7 rayonun ekonomik olarak Ermenistan’ın sırtında olmasını kabul etmedi. Paşinyan, Azerbaycan toprak bütünlüğünü tanıyarak, Dağlık Karabağ’ın Rusya ile Azerbaycan arasında çözülmesi gereken bir sorun olduğunu ifade etti. Bugün itibarıyla Azerbaycan-Ermenistan savaşı değil, Azerbaycan’ın topraklarını işgalden kurtarma harekatı yani teröre karşı yapılan bir harekat olarak ifade ediliyor” şeklinde konuştu.

Hasan Özkan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul CHP Kurultayı soruşturmasında oy kullanan delegeler ve yakınları hakkında belge talebi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38’inci Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin soruşturmada, kurultayda oy kullanan delegeler ile birinci derece yakınları hakkında banka hesap hareketleri ve SGK kayıtlarına ilişkin belge talebinde bulunuldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayında delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik müdahale edildiğine ilişkin iddialar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında operasyon düzenlenmişti. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar sonucu siyasi partiler kanuna muhalefet, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlarını işlediği değerlendirilen 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Gülhan Aydın, Ayça Akpek Şenay, Melda Tanışman Tutan ve Hayati Kaya adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, Sadi Karayalçın, Suat Dülger, Kalender Özdemir, Özkan Deniz, İbrahim Şahin, Umut Sapan, Mehmet Ayıp Demirbüken, Metin Kaya, Gaffar Çiçek ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kurultayda oy kullanan delegelere ait belge talebi Öte yandan, yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Başsavcılık tarafından, kurultayda oy kullanan tüm delegeler ile birinci derece yakınlarına ait MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtları hakkında ilgili kurumlardan bilgi ve belge talebinde bulunuldu. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.
Edirne Moldova plakalı nişasta yüklü tır otobanda alevlere teslim oldu Moldova’dan yüklediği nişastayı Bursa’ya götürmek üzere yola çıkan Moldova plakalı tır, Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptıktan yaklaşık 30 kilometre sonra çıkan yangında kullanılamaz hale geldi. Edinilen bilgilere göre, Moldova’dan aldığı nişasta yükünü Bursa’ya ulaştırmak için yola çıkan tırın, Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptıktan yaklaşık 30 kilometre sonra TEM Otoyolu’nda seyir halindeyken yanmaya başladı. Durumu fark eden sürücü, aracı emniyet şeridine çekerek durdu. Kısa sürede büyüyen yangın, tırın büyük bölümünü sararken sürücü yaşananları çaresiz gözlerle izledi. Alevler kısa sürede tüm aracı sardı Yangının başlamasının ardından alevler hızla yayılarak çekici ve dorsenin bir kısmını etkisi altına aldı. Olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, yoğun duman kilometrelerce uzaklıktan görüldü. Yangın nedeniyle otoyolda güvenlik önlemleri alınırken, trafik bir süre kontrollü şekilde sağlandı. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın söndürülse de tırda büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Sürücü dakikalarca yangını izledi Emniyet şeridinde bekleyen sürücü, yılların emeği olan aracının alevler içinde kalışını dakikalarca izlemek zorunda kaldı. Zaman zaman büyük patlama seslerinin de duyulduğu olayda sürücünün büyük üzüntü yaşadığı görüldü. Can kaybı yaşanmadı Yangında herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, tır kullanılamaz hale geldi. İlk belirlemelere göre yangının motor bölümünden çıktığı değerlendirilirken, kesin neden yapılacak teknik incelemenin ardından netlik kazanacak. Jandarma ve itfaiye ekipleri olay yerinde incelemelerde bulunurken, yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.
Malatya Malatya’da silahlı saldırının failleri yakalandı Malatya’da 19 yaşındaki gencin yaralandığı, yoldan geçen bir minibüse de kurşun isabet ettiği silahlı saldırının failleri yakalandı. Olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüphelinin adreslerinde yapılan aramalarda silah ve mühimmat ele geçirildi. Olay, gece saatlerinde Battalgazi ilçesi Hacı Abdi Mahallesi Sütçü Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, aralarında husumet bulunan kişiler tarafından takibe alınan B.A. (19), bir ticari taksiye bindiği sırada silahlı saldırıya uğradı. Açılan ateş sonucu bacağından yaralanan genç, içerisinde bulunduğu taksiyle hastaneye gitmek üzere yola devam etti. Şüpheliler, yaralı gencin bulunduğu ticari taksiyi Zapcıoğlu Caddesi üzerinde de takip ederek yeniden ateş açtı. Bu sırada yoldan geçen bir minibüse kurşun isabet etti. Minibüsün cam kenarında oturan bir kadının başını saçmalar sıyırarak geçerken, yaralı genç kaldırıldığı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, olayın yaşandığı 4 ayrı noktada inceleme yapan ekipler çok sayıda boş kovan buldu. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı gerçekleştiren şahısların E.U., S.C.K. ve M.M.Ö. olduğu tespit edildi. Şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet ruhsatsız tüfek, 7 adet fişek ile suçta kullanıldığı değerlendirilen 1 adet motosiklet ele geçirildi. Gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında işlem başlatılırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.
İstanbul Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü duruşmasının görülmesine devam edildi ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 42. oturumuna ara verildiği sırada konuşan Ekrem İmamoğlu, "Çok yakında çok daha güzel günler gelecek bunu bilin. Tarihin görmediği en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak. Ruhumuz, Kuvay-i Milliye ruhudur. Yolumuzdaki en büyük karakterimiz değişimdir. En büyük coşkuyla, büyüyerek çocuklar, gençler, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacağız" dedi. ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 42. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada iş adamı Vedat Şahin savunma yaptı. İddianamede tutuklu sanık Vedat Şahin’in reklam firmaları sahibi olduğu ve Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. üzerinden açılan ihalelere katılarak usulsüz yöntemler ile düzenlenen ihaleleri kazandığı belirtilmişti. Şahin’in haksız gelirin sahte fatura yöntemiyle nakde çevrilip örgüte fon sağlanması eylemlerinde rol aldığı, bu yöntem ile hem kendisinin hem de suç örgütünün menfaat sağladığı iddianamede aktarılmıştı. Şahin’in, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı’ya bağlı hareket ettiği de iddianamede kaydedilmişti. MASAK raporlarında Vedat Şahin’in para transfer işlemlerinde 2023 ve 2024 yıllarında önceki yıllara göre olağanüstü bir artış gözlendiği (50 milyon TL üzeri çıkış ve 20-30 milyon TL üzeri girişler) iddianamede ifade edilmişti. Tutuklu sanık Vedat Şahin savunmasında ’kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’ ile ’suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçlamalarının kendisine yöneltildiğini belirterek, "Ben 1994 yılında bu sektörde çalışmaya başladım. Uzun yıllar emek vererek 2023 yılında emekli oldum. 2001 yılında Medyafon Medya ve İletişim Bilişim Teknolojileri şirketini arkadaşım Murat Ocak’tan devraldım. Bugüne kadar, aynı zamanda kendi uzmanlık alanım olan kongre, konferans, fuar, lansman, etkinlik sektörü, açılışlar ve mitingler gibi kamu ile özel sektörün tertip ettiği kapalı ve özellikle açık alan etkinliklerinde ihtiyaç duyulan teknik ekipmanların tedarikini ve kurulumunu gerçekleştirdim. Bu etkinliklerde kullanılan ses sistemi, ışık sistemi, LED ekran, baskı işleri, podyum, catering, güvenlik çadırı, çadır, mobil tuvalet, jeneratör, canlı yayın araçları, simultane sistemler ve delege mikrofonları gibi tüm malzemelerin tedarik ve kurulum süreçlerini firmamız yürütmektedir" dedi. "Teminat mektubu varken nasıl olur da kamuyu zarara uğratmış olabilirim?" Şahin savunmasının devamında, "Stokumuzda olan bu ana kalemler haricinde, bazen organizasyonların ve etkinliklerin niteliğine göre ilave teknik ihtiyaçlar doğabilmektedir. Bu tarz durumlarda doğan fazla ihtiyaçları ve iş kalemlerini piyasada bu alanda faaliyet gösteren diğer firmalardan kiralama suretiyle temin etmekteyiz. Bu işleri yaparken zaman zaman alanında uzman bazı alt yüklenici firmalardan da destek alarak projelerimizi eksiksiz şekilde teslim ediyoruz. Tüm belediyeler, kamu kurumları, özel sektörler, sivil toplum kuruluşları müşterilerimizdir. İddianamede tarafımın ve şirketlerimin İBB iştiraki Kültür A.Ş.’den alınan alt ihaleler ile ilgili suçlandığı görülmektedir. Ama hangi eylemin suç işlediği hususuna hiçbir surette yer verilmemiştir. Tüm iş hayatım boyunca Kültür A.Ş.’den sadece 3 alt ihale aldım. Bu ihaleyi alırken teminat mektubunu alıp kuruma verdim. Kurumumun teminat mektubu varken nasıl olur da kamuyu zarara uğratmış olabilirim? Pandemi döneminde üstlendiğim 3 işten sonra 2022 yılı ortalarına kadar Kültür A.Ş. ile hiç iş yapmadım. Tarafıma isnat edilen suçlamalar, genel olarak etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye olan kişilerin emniyette ve ilk sulh ceza sorgusunda olmayıp, daha sonra tutuklanmalarından sonra yaptığı asılsız suçlamalar" ifadelerini kullandı. "Yaptığımız işlerde asla suistimal yoktur" Tutuklu sanık Şahin, "Üstlendiğimiz işlerin gerçek olmadığı, adrese teslim işler olduğu ya da sahte fatura keserek kamuyu zarara uğrattığım iddia edilmiştir. Oysa ki burada mağdur olan şirketimizdir. İşler, standardına uygun bir şekilde yapılmıştır. Hiçbir şekilde naylon, sahte fatura söz konusu değildir. Şirketlerim işleri yapıp teslim etmesine rağmen hakedişlerini almaya hak kazandığı aşamalarda sorunlar yaşadık. Ödemeler yapılmamış ya da geciktirilmiştir. Adına iş yapılarak fatura kesilen firmalar, hakediş bedellerini ödememek ya da daha az ödemek adına birçok engel çıkarmışlardır. Zaman zaman bu şirketlerden alacağımızı alabilme adına kesintiler yaptığımız olmuştur ama bu kesintiler asla birilerinin yararına ya da iddianamede zikredilen sistem yararına değildir. Kendi alacağımızdan fedakarlıktır. Burada tarafım zarar etmektedir. Nitekim halen borçlarını ödemediği için davalık oldum. Yapmış olduğumuz işlerin bedellerini almadığımız zamanlarda ciddi sıkıntılar yaşadık. Bu işleri eksiksiz tam bir şekilde zamanında teslim ettik. Bu işlerin icrasında tarafımızca alt taşeronlar kullanmak zorunda kalmıştır ve kullanmıştır da. Kültür A.Ş. adına iş alan firmalar üzerinden yaptığımız işlerde asla suistimal yoktur" şeklinde savunma yaptı. Vedat Şahin "Tarafım ne kamunun zararına iş yapmış ne de suçtan kaynaklanan bir mal varlığını aklamıştır. Tüm işleri resmi ve kayıtlı, aynı zamanda yapılan işlerin görselleri mevcuttur. Hak ettiğim bedelleri dahi alamamışken, aldığım ihalelerden pandemi nedeniyle zarar etmişken böyle bir suçlamanın, maddi gerçekliği yoktur, dayanağı da yoktur" dedi. "Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak" Duruşmaya ara verildiği sırada salonda konuşan Ekrem İmamoğlu ise, "Sevgili arkadaşlar, çok yakında çok daha güzel günler gelecek bunu bilin. Tarihin görmediği en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum. Çok tarihi bir dönemden geçiyoruz. Asrın hukuksuzluğun yaşandığı bir davadayız. Bu davada büyük mücadele veren masum arkadaşlarıma, belediye başkanlarıma ve bütün yol arkadaşlarıma, bürokratlarıma teşekkür ediyorum. Hepsinin dağ gibi yanındayım. Kimsenin masumiyetine laf söyletmem. Söyleyene de en karşı en dik duruşu gösteririm. Devletin başındaki zihniyet gibi, Allah affetsin deyip milletimden özür dileyen kişiyi, Allah affetsin diye ben de dua ediyorum ama millet affetmeyecek. Onu söyleyeyim. Hazır olun, en büyük coşkuyla hazır olun. Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak. Ruhumuz, Kuvay-i Milliye ruhudur. Yolumuzdaki en büyük karakterimiz değişimdir. En büyük coşkuyla, büyüyerek çocuklar, gençler, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacağız" şeklinde konuştu. Duruşma sanık savunmaları ile sürüyor.