POLİTİKA - 03 Mart 2026 Salı 11:49

MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum"

MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.


- "Afganistan ile Pakistan arasındaki çatışmaların son bulmasını, küresel güçlerin dolduruşuna gelerek ilerletilen savaş ve çatışmaların yerini barış ve sükûnet ortamına bırakmasını içtenlikle diliyorum"




ANKARA (İHA) - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi.


MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.


MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi.


"ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"


Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi.


"Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"


İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu.


"Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"


İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu.


"Ölümden öte köy yoktur"


MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.


Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi.


"Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"


Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.


Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti.


"Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"


Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu.


"Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"


Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi.


"Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"


Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:


"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de 882 sporcu Kilikya Ultra Maratonunda buluşacak Mersin’de bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Kilikya Ultra Maratonu, 4 ülkeden ve Türkiye’nin farklı illerinden toplam 882 sporcuyu tarihi ve doğal parkurlarda buluşturacak. Sporcular, Kızkalesi ve Lamos Kanyonu güzergahında hem doğayla mücadele edecek hem de Tarihi Kilikya Yolunun eşsiz atmosferinde koşacak. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürlüğünün, Mersin Valiliği himayesinde ve ilgili kurumlarla koordineli olarak yürüttüğü ‘5. Uluslararası Kilikya Ultra Maratonu’, bu yıl da Mersin’de sporcuları ve sporseverleri bir araya getirmeye hazırlanıyor. Türkiye Atletizm Federasyonu takviminde yer alan ve uluslararası nitelik taşıyan organizasyon, farklı ülkelerden ve Türkiye’nin çeşitli illerinden toplam 882 sporcuyu 9 Mayıs Cumartesi günü Mersin’de buluşturacak. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kilikya coğrafyasında düzenlenecek maraton, sporculara hem doğayla mücadele hem de tarihin izlerini adım adım keşfetme fırsatı sunacak. Sporcular, hem doğa hem de tarihle iç içe bir deneyim yaşayacak Büyükşehir Belediyesi, önemli spor organizasyonlarıyla kentin spor turizmine katkı sunmayı ve Mersin’in zengin mirasını ulusal ve uluslararası alanda tanıtmayı sürdürüyor. Kilikya Ultra Maratonu, diğer yarışlardan farklı olarak katılımcıların fiziksel sınırlarını zorladığı, doğa ile iç içe bir deneyim yaşadığı, özel bir etkinlik olarak öne çıkıyor. Organizasyon, Mersin’in tarihi, kültürel ve doğal mirasını spor aracılığıyla tanıtmayı amaçlıyor. Maraton kapsamında 3 farklı parkurda yarış düzenlenecek. 10K kategorisi Kızkalesi Parkurunda start saat 09.00’da Kızkalesi Müze Beach’ten verilecek ve aynı noktada sona erecek. 33K kategorisi Lamos Parkurunda start 07.00’de Lamos Kanyonundan başlayacak ve Kızkalesi Müze Beach’te tamamlanacak. 53K kategorisinde start 06.30’da Lamos Kanyonundan verilecek ve bitiş Kızkalesi Müze Beach’te olacak. Parkurlar boyunca sporcular, Korikos, Cennet-Cehennem Obruğu, Kanlı Divane Ören Yeri, Sebaste Antik Kenti ve Hıdırlık Kale gibi önemli tarihi alanların yanı sıra, Tarihi Kilikya Yolunun etaplarından biri olan Lamos Kanyonundan geçerek eşsiz bir rota deneyimi yaşayacak. Tüm kategorilerin bitiş noktası ve ödül töreni, Kızkalesi Müze Beach’te gerçekleştirilecek. "Kilikya Ultra Maratonu, kaybedenin olmadığı bir organizasyon" Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürü Bünyamin Gökayaz, 9 Mayıs Cumartesi günü 5.’si düzenlenecek ‘Kilikya Ultra Maratonu’nun, bu yıl da sporcuların doğanın ve tarihin içinde koşacağı bir organizasyon olacağını belirterek, "Türkiye Atletizm Federasyonu takviminde yer alan, valiliğimizin himayesinde ve valiliğe bağlı kurumlarla koordineli bir şekilde yürüttüğümüz, doğada, tarihi mirasların eşliğinde koşulan çok önemli bir organizasyon. Her adımında Mersin’i ve ülkemizi tanıtan, yerelden uluslararası evreye geçen büyük bir organizasyon. Kilikya Ultra Maratonu’nun, diğer yol şartlarından bir farkı var. Sporcular hem doğayla mücadele ediyor, hem de kendi sınırlarını zorlayarak mücadele ediyor. O yüzden aslında kaybedenin olmadığı, her bitiş çizgisini geçenin kazanmış olduğu bir organizasyon" dedi.
İstanbul Ankaraspor-Nazilli Belediyespor maçında şike davasında savunma yapan futbolcu: "Başka maçlar için bahis oynadım" Ankaraspor-Nazilli Belediyespor futbol müsabakasında şike yapıldığı iddiasına ilişkin davaya devam edildi. Duruşma, dava dosyasında eksik hususların giderilmesi ve dinlenmeyen tanıkların beyanlarının alınması için ertelendi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Nazilli Spor’un eski futbolcusu Özkan Taştemur, "Söz konusu maç için bahis oynamadım. Başka maçlar için bahis oynadım. Bu nedenle TFF’den men cezası aldım" dedi. TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta 28 Nisan 2024 tarihinde Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı’nda Ankaraspor-Nazilli Belediyespor erkek futbol takımları arasında oynanan futbol müsabakasında şike yapıldığı iddiasına ilişkin davaya İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, 4 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Başka maçlar için bahis oynadım" Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık eski Nazilli Spor futbolcusu Özkan Taştemur, "Nazilli spor futbolcusuyum. Söz konusu maçta 90 dakika boyunca Nazilli Spor futbolcusu olarak oynadım. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Maç öncesi kimseyle sonuca ilişkin görüşme yapmadım. Kimse tarafından yönlendirilmedim. Müsabakada, hem bizim takımdan, hem de karşı takımdan sakatlananlar oldu. Maç devam ederken Ankarasporun oyuncusu sakatlandığında Tibet bunu görmediği için top oynamaya devam etti. Oyuna devam edilmesine karşı takım tepki gösterdi. Bizim takımdan da Serhat Arslan’ın o esnada çapraz bağlarında sakatlanma oldu. Bu maçtaki 0-0 beraberlik bizim lehimize oluyordu, bu nedenle bu beraberlik için hafta başından hazırlıklarımızı yaptık. Kimseyle şike anlaşması yapmadık, suçlamaları kabul etmiyorum. Söz konusu maç için bahis oynamadım. Başka maçlar için bahis oynadım. Bu nedenle TFF’den men cezası aldım. Kimseyle şut çekilmemesi için görüşme yapmadım. Teknik direktörlerimiz veya kulüp başkanlarımız bize bir telkinde bulunmadı" ifadelerini kullandı. "Kulüp başkanlarımdan ya da teknik direktörlerimden herhangi bir telkin almadım" Savunmasında söz konusu maçın son dakikalarında oyundan alındığını belirten eski Nazilli Belediyespor futbolcusu tutuksuz sanık Talha Erdoğan, "Nazilli Belediyespor futbolcusuyum. Ankaraspor’dan kimseyi tanımıyorum ama iddianamede benim onlarla telefonda görüştüğüm öne sürülüyor. Müsabakada ilk 11’de yer aldım. Maçın son dakikalarına doğru oyundan çıktım. Şike suçlamalarını kabul etmiyorum. Ankaraspor oyuncusunun yaralanmasına rağmen Tibet’in oyuna devam etmesine tepki gösterdiler. Kulüp başkanlarımdan ya da teknik direktörlerimden herhangi bir telkin almadım. Maçın seyri ile ilgili kimseyle görüşmedim. Müsabakanın 0-0 bitmesi bizim için yeterliydi. Suçsuzum, beraatımı talep ediyorum. Benim TFF’den herhangi bir men cezam bulunmamaktadır" şeklinde konuştu. Bir sonraki duruşma tanıklar dinlenecek Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların yurt dışına çıkış yasağı tedbirlerinin ayrı ayrı devamına hükmederek, dinlenmeyen tanıkların beyanlarının alınması, maça ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunun beklenmesi ve diğer eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Zonguldakspor Futbol Kulübü Anonim Şirketi ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla, Ankaraspor ile Nazilli Belediyespor ‘malen sorumlu’ sıfatıyla, aralarında Ankaraspor Kulübü’nün sahibi Ahmet Okatan, Ankaraspor Kulübü Başkanı Mehmet Emin Katipoğlu ve Nazillispor Başkanı Şahin Kaya’nın da bulunduğu 52 kişi ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, 2. Lig Beyaz Grup’ta 28 Nisan 2024’te Etimesgut Atatürk stadyumunda oynanan Ankaraspor-Nazilli Belediyespor karşılaşmasında hakemlerin maç boyunca kritik kararlar vermek zorunda kalmadığı, kart gösterilmediği, penaltı, disiplin cezası ve diğer siyah-beyaz ihlallerin hiçbirinin gerçekleşmediği belirtildi. Maça ilişkin TFF tarafından hazırlanan rapora göre, maçın gidişatının ve sonucunun usulsüz bahis kazançları elde etmek amacıyla etkilendiğine dair açık ve güçlü bahis kanıtlarının bulunduğu, hesapları izlenen bahis şirketlerinde maçın berabere bitmesi için son derece şüpheli maç öncesi bahislerin kaydedildiği, hazırlanan gözlemci raporuna göre ise hakemlerin maç boyunca kritik kararlar vermek zorunda kalmadığı, müsabakada kart gösterilmediği, penaltı, disiplin cezası ve diğer siyah beyaz ihlallerin hiçbirinin gerçekleşmediği aktarıldı. Maçın her iki takım için de top çevirme şeklinde geçtiği, birbirlerine baskı kurmadıkları, zaman geçirmek maksatlı defans oyuncularına ya da kaleciye geri pas yaptıkları ve gol atma ya da birbirlerine üstünlük kurma amacında olmadıkları kaydedildi. Maç görüntülerinin incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna da yer verilen iddianamede, maç sonucunun 0-0 olarak sona erdiği, maçın her iki takım için de top çevirme şeklinde geçtiği, takımların birbirlerine baskı kurmadıkları, zaman geçirmek maksatlı defans oyuncularına ya da kaleciye geri pas yaptıkları, gol atma ya da birbirlerine üstünlük kurma amacında olmadıkları ifade edildi. Ayrıca maçın tek gol pozisyonu olabilecek anının ise maçın 89. dakika 40. saniyesinde gerçekleştiği, Nazilli Belediyespor oyuncusunun rakip kaleye doğru atak yaptığı, kaleci ile karşı karşıya kalamadan bu atağın Ankarasporlu oyuncular tarafından engellendiği, Nazilli Belediyespor oyuncusunun topu kaybetmesinden sonra topa yakın mesafede olmasına karşın topu tekrardan kazanmak için hiçbir çaba sarf etmediği kaydedildi. Maçtan sonra ‘’hayırlı olsun’’ mesajı attığı belirtildi Nazilli Belediyespor Kulüp Başkanı Şahin Kaya’nın dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelere yer verilen iddianamede, ‘’Zonguldak teşvik gönderecekmiş Ankaraspor’a ondan bizim biran önce görüşmemiz lazım dayı" şeklinde maçtan önce yapılmış konuşma içerikleri görüldü. Maçtan sonra şüpheli Hasan Güney’in Ankaraspor Başkanı Mehmet Emin Katipoğlu’na ’hayırlı olsun’ mesajı attığı, bu mesajın ekran görüntüsünün de Nazilli cephesine gönderildiği belirlendi. Bir gün sonra ise Şahin Kaya’nın Hasan Güney’e, "Her yerde konuşuyormuşsun, maçı bağladım aradım diye. Böyle şeyler söyleme dayı" şeklinde mesaj attığı görüldü. Her iki takımın da bu anlaşmadan menfaat sağladıkları ve kadroda olan ancak maçta oynamayan oyuncu grubunun da maça ilişkin anlaşmayı bildiklerinin değerlendirildiği aktarıldı. İddianamede, 28 Nisan 2024’te Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadında Ankaraspor-Nazilli Belediyespor erkek futbol takımları arasında oynanacak olan maçın öncesinde, maç sonucunu etkileyecek şekilde maçın berabere bitirilmesi için Hasan ile Şahin’in ortak irade içerisinde oldukları, şüpheliler Şahin Kaya ve Hasan Güney’in, şüpheli Abdurrahman vasıtası ile Memet Emin ile iletişime geçtikleri, Abdurrahman’ın aracılık etmek sureti ile Şahin ve Memet’in maçın öncesinde, maç sonucunu etkileyecek şekilde maçın berabere bitirilmesi konusunda anlaştıkları, maçın sonucunun berabere bitmesi neticesinde Ankaraspor takımının bir üst lige çıkması için play offlara kalmasının ve Nazilli Belediyespor takımının da da ligde kalmasının kesinleşeceği, böylece her 2 takımın da bu anlaşmadan menfaat sağladıkları ve kadroda olan ancak maçta oynamayan oyuncu grubunun da maça ilişkin anlaşmayı bildiklerinin değerlendirildiği, buna göre oyuncu gruplarının şike anlaşmasının varlığını bilerek spor müsabakasının anlaşma doğrultusunda sonuçlanmasına katkıda bulunarak üzerlerine atılı suçu işledikleri kaydedildi. Kulüp başkanlarına 4 yıl 6 aya kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede şüpheliler Şahin Kaya ve Mehmet Emin Katipoğlu’nun ‘şike’ suçundan 1’er yıl 6’şar aydan 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Diğer şüphelilerin ise aynı suçtan 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapsi istendi.
Ankara Bakan Gürlek: "Vatandaşlarımızı bağımlılık tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkanlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Bağımlılık zincirlerini kırmak ve tek bir vatandaşımızı dahi bu tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkânlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz" dedi. Adalet Bakanlığı uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında, infaz sistemimizde kapsamlı ve güçlü bir dönüşüm sürecin yürütüldüğünü açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ceza infaz kurumlarının bilimsel esaslara dayanan, sistematik bir Rehberlik ve Rehabilitasyon modeli uygulandığı ifade edildi. Bağımlılıkla mücadelede hükümlü bireylerin topluma yeniden kazandırılması ve toplumsal huzuru güçlendirilmesinin hedeflendiği belirtilen açıklamada, çalışmaların bu doğrultuda kararlılıkla sürdürüldüğü dile getirildi. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttükleri kararlı çalışmalarla, madde bağımlılığıyla mücadelelerini infaz sisteminde çok daha güçlü ve etkili bir seviyeye taşıdıklarını kaydetti. Bakan Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Bağımlılıkla mücadeleyi sistematik bir rehabilitasyon modeline dönüştürüyor; müstakil kurumlarımızda ve özgülenmiş bölümlerimizde, uzman hekimler ve psiko-sosyal destek ekiplerimizle her hükümlü için bireysel ve kapsamlı rehabilitasyon süreçleri yürütüyoruz. Sorumluluk bilincini güçlendiren, sosyal ve mesleki gelişimi destekleyen uygulamalarla hükümlüleri yeniden topluma kazandırmayı hedefliyoruz. Bağımlılık zincirlerini kırmak ve tek bir vatandaşımızı dahi bu tehdidin insafına bırakmamak için tüm imkânlarımızla mücadelemizi sürdürüyoruz."
Samsun Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi. Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti. Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, "Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir" dedi. "İlk belirtiler grip ile karıştırılabiliyor" Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, "Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. "İnsandan insana bulaş riski yok denecek kadar az" Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, "Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı. Uzmanından korunma önerileri Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.