EKONOMİ - 23 Ocak 2026 Cuma 17:08

ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güvenle uyuması gerekiyor"

A
A
A
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güvenle uyuması gerekiyor"

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yangın yönetmeliğiyle ilgili tartışmalara ilişkin, "Biz insan hayatının en büyük değer olduğunun bilincindeyiz. Kapı değişmesi gerekiyorsa kapı değişmeli. Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güven içinde uyuyabilmesini sağlamamız gerektiğini biliyoruz" dedi.


ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda 2025 yılının ekonomik, ticari ve sektörel gelişmelerini değerlendirerek, 2026 yılına ilişkin tahminlerini açıkladı. Pandemi sonrası küresel ekonomik yapıda önemli değişimler yaşandığını ifade eden Hacısüleyman, pandemiyle birlikte yaşanan kayıpların ardından hızlı bir toparlanma sürecine girildiğini ve bu sürecin zaman içinde yeni kırılganlıkları da beraberinde getirdiğini söyledi. Hacısüleyman, büyüme sürecini şu sözlerle anlattı:


"2020’den sonra hızlı bir büyümeyle tekrar harekete geçtik. Çünkü önceki kayıplar bizi neredeyse sıfıra yakın hale getirmişti. 2021’de bir büyüme yaşadık, 2022 ve 2023 iyi yıllardı. 2024’ten itibaren ise enflasyonla boğuştuğumuz daha zorlu bir sürece girdik."


Geçen yıl ekonominin yüzde 3,7 oranında büyümeyle kapatıldığını hatırlatan Hacısüleyman, gayrisafi yurt içi hasılanın 1,6 trilyon dolara ulaştığını, kişi başına düşen yıllık gelirin ise yaklaşık 18 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Hacısüleyman, bu büyümenin ağırlıklı olarak iç tüketim kaynaklı olduğuna da dikkat çekti.



"Üretimde sıkıntılar yaşamaya başladık"


İç tüketimin büyümenin lokomotifi haline geldiğini belirten Hacısüleyman, alınan önlemlerin üretim tarafında beklenen sonucu vermediğini söyledi. Döviz kurlarının düşük seyretmesi nedeniyle tüketim malı ithalatının arttığını kaydeden Hacısüleyman, bunun üretimi olumsuz etkilediğini dile getirdi. Hacısüleyman, "Tüketimi azaltmaya yönelik önlemler alınmışken, tüketim malı ithalatı zirveye çıktı. Sonuçta üretim bundan zarar gördü. Fabrikalarımızda, üretim merkezlerimizde ve imalathanelerimizde üretimde sıkıntılar yaşamaya başladık" şeklinde konuştu.


Dengeleme sürecinde nakit akışlarında da sorunlar yaşandığını aktaran Hacısüleyman, enflasyondaki gerilemenin beklentilerin gerisinde kaldığını, kredi ve finansman kaynaklarının kısılmasının reel sektörü zorladığını sözlerine ekledi.



Antalya Türkiye’nin 6’ncı büyük ekonomisi


Antalya ekonomisine ilişkin güncel verileri de paylaşan Hacısüleyman, kentin Türkiye’nin 6’ncı büyük ekonomisi konumunda olduğunu vurguladı. Antalya’nın 2024 yılında Türkiye’nin büyümesine en fazla katkı sağlayan iller arasında 8’inci sırada yer aldığını aktaran Hacısüleyman, ihracatta en fazla ürün gönderilen ülkenin Almanya olduğunu dile getirdi. Konut satışlarına da değinen Hacısüleyman, Antalya’nın Türkiye genelinde 4’üncü sırada yer aldığını, 2024 yılında yabancılara 7 bin 118 konut satıldığını ve konut metrekare fiyatlarının yüzde 26 arttığını söyledi. Antalya’nın en fazla göç alan illerden biri olduğunu dile getiren Hacısüleyman, 2025 yılının ilk 11 ayında kentte 4 bin 122 şirket kurulduğunu açıkladı. Kapanan şirket sayısında Türkiye genelinde yüzde 9, Antalya’da ise yüzde 11 artış yaşandığını belirten Hacısüleyman, konaklama vergisinin en az yüzde 50’sinin yerel yönetimlerde kalması gerektiğini savunduklarını kaydetti.



Yangın yönetmeliğinde 2007 detayı


Yangın güvenliği konusuna özel önem verdiklerini vurgulayan Hacısüleyman, 2025 yılına damga vuran başlıklardan birinin yangın yönetmeliği olduğunu söyledi. Kartalkaya’daki yangının ardından yönetmeliklerin daha titiz uygulanmaya başlandığını ifade eden Hacısüleyman, Antalya’daki asıl sorunun kapıların yangına dayanıklılığıyla ilgili olduğunu belirtti. Bu sorunun temelinde 2007 yılında çıkarılan yönetmeliğin yer aldığını dile getiren Hacısüleyman, söz konusu düzenlemenin yıllar içinde yeterince uygulanmadığını söyledi. Otel kapılarının geçmişte yapıldığını ancak 2007’de yürürlüğe giren yönetmelikte yer alan yangına dayanıklılık şartının yeterince dikkate alınmadığını ifade eden Hacısüleyman, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:


"2007 yılında çıkarılmış olan yönetmelikte bu kapı maddesi vardı ama tabiri yerindeyse yeterince önemsenmedi. Kapı değişmesi gerekiyorsa kapı değişmeli. Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güven içinde uyuyabilmesini sağlamamız gerektiğini biliyoruz. Keşke 2007’de değiştirilmiş olsaydı da böyle bir acı faciadan sonra bununla karşı karşıya kalmasaydık."



Kaleiçi’nde kapı sorunu çözüldü


Yangın güvenliğinin yalnızca kapılarla sınırlı olmadığını vurgulayan Hacısüleyman, Antalya’daki konaklama tesislerinde yangın alarm sistemleri, sulama sistemleri, toplanma alanları ve diğer önlemlerin bulunduğunu söyledi. Kaleiçi bölgesinde tarihi yapılar nedeniyle yönetmeliklerle koruma kurulları arasında çelişkiler yaşandığını aktaran Hacısüleyman, yapılan toplantıların ardından kapı sorununun çözüldüğünü ifade etti. İtfaiye ekiplerinin denetimleri titizlikle yürüttüğünü belirten Hacısüleyman, güvenliğin yüzde 100 sağlanması için hareket edildiğini kaydetti.


Turizme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hacısüleyman, kente gelen her turistin önemli olduğunu belirterek, okulların aynı tarihlerde açılıp kapanmasının ekonomik hareketliliği sınırladığını, tatil dönemlerinin bölgesel olarak planlanması gerektiğini söyledi.



ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’da hem kendimiz hem de misafir ettiğimiz insanların güvenle uyuması gerekiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Uludağ’da kamp sezonu açılıyor Bursa’da Uludağ Milli Park Müdürlüğü, Sarıalan ve Çobankaya mevkiindeki çadır ve karavan alanları için 2026 yaz sezonu kiralama ilanını duyurdu. Sezon boyunca Uludağ’da konaklamak isteyenler için kayıt takvimi ve ücretler belli oldu. Açıklamaya göre, sezonluk kamp tutmak isteyenler için başvurular 1 Haziran - 10 Haziran 2026 tarihleri arasında alınacak. Kısa süreli, günübirlik kamp yapmak isteyenler ise 11 Haziran 2026 tarihinden itibaren kayıt yaptırabilecek. Tüm başvurular Uludağ Milli Park Müdürlüğü’ne bizzat yapılacak. 2026 sezonu günlük konaklama bedelleri elektrik hariç olarak belirlendi buna göre günlük çadır yeri normal bedel 500 TL, engelli, gazi, şehit yakını, bakanlık personeli yüzde 30 indirimli 365 TL. Karavan yeri günlük normal bedel 725 TL, engelli, gazi, şehit yakını, bakanlık personeli yüzde 30 indirimli 522,50 TL. Elektrik talep edenlerden ayrıca günlük 50 TL depozito alınacak. Ancak 30 günden az kalanlara elektrik verilmeyeceği belirtildi. "Kayıtsız konaklama kaçak sayılacak" Müdürlük, kamp kayıt belgesi olmadan konaklama yapanların "kaçak kamp" olarak değerlendirileceğini ve yasal işlem başlatılacağını vurguladı. Başvuruda istenecek belgeler ise şu şekilde belirlendi. Kimlik Belgeleri: Konaklayacak tüm şahısların kimlik fotokopileri Araç Belgeleri: Başvuru sahibinin adına tescilli araç ruhsat fotokopisi İndirim Belgeleri: Gazi, şehit yakını, engelli kartı veya Bakanlık personel kimliği fotokopisi. Engelli indirimi için en az yüzde 40 rapor şart. Taahhütname: Görevli personelden alınarak imzalanacak Sezonluk kiralama yapanlara en fazla 2 taksit imkanı sunuluyor. 1. taksit başvuru sırasında, 2. taksit ise en geç 15.07.2026 tarihine kadar ödenecek. Ödemesini zamanında yapanlara HGS üzerinden ücretsiz araç tanımlaması yapılacak. Geç ödeme yapanlar bu haktan yararlanamayacak. Elektrik kurallarına uymayana kamp yasağı Açıklamada, elektrik bağlantısına yetkisiz müdahale edenlerin ve çıkış işlemi yapmadan alanı terk edenlerin bir sonraki dönem başvurularının reddedileceği de net şekilde belirtildi. Doğaseverler, Uludağ’da kamp planı yapmadan önce evraklarını eksiksiz hazırlamalı. Eksik evrakla gelenlerin başvurusu kabul edilmeyecek.
Aydın Süt üreticileri için iklimle uyumlu yol haritası çizildi Aydın’da düzenlenen konferansta, süt sığırcılığında iklim değişikliğinin üretimden hayvan sağlığına kadar geniş etkileri ele alınırken, sektör için iklim dirençli yol haritası masaya yatırıldı. Avrupa Birliği Ufuk Avrupa Programı Climaax Projesi kapsamında desteklenen Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (ADSYB) tarafından yürütülen ‘Süt Çiftliklerinde İklim Direncinin Artırılması: CliResDairy Projesi’ kapsamında konferans gerçekleştirildi. Aydın’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansta proje süreci ve 19 aylık çalışma kapsamında elde edilen bulgular değerlendirilirken, süt sığırcılığında iklim değişikliğinin etkileri de masaya yatırıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, Avrupa genelinde 15 ülkeden seçilen tek tarımsal örgüt olmalarının haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. "Üretimde, iklim değişikliğini görmezden gelmek mümkün değil" İklim değişikliğini görmezden gelerek üretimi sürdürebilmenin artık mümkün olmadığını vurgulayan Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör; "İklim değişikliği, tarımı doğrudan etkileyen bir gerçektir. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olayları yetiştiricilerimizi her geçen gün daha fazla zorlamaktadır. İlimizde son 2 yılda yaşanan kuraklık, bu sene yaşadığımız sel baskınları gibi olaylar tarımımızı oldukça zorlamakta. Bugün projemizin çıktılarını sizlerle paylaşarak sektörümüzün geleceği konusunda bizleri doğrudan ilgilendiren bu konuyu birlikte değerlendireceğiz. Climaax Programı 19 ortaklı bir konsorsiyumdur. 15 ülkeden 68 projeye destek vermiştir. Ülkemizden de ilk çağrıda 4 proje geçti. Cliresdairy Projesi kapsamında içerisinde tarımsal örgüt olarak tek Aydın Damızlık Birliği var. Diğerleri genelde yatırım ajansları, kalkınma ajansları ve belediyeler. Bu açıdan biz konuyu önemsiyoruz. Bu da bizim için ayrı bir övünç kaynağıdır. 2024 yılında başladığımız bu proje, artık son aşamaya geldi. bu süreç boyunca elde ettiğimiz bulgular, son yıllarda sahada da gözlemlediğimiz sorunların ne kadar ciddi ve çok boyutlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Proje kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar sektörümüzün karşı karşıya olduğu iklim etkilerini, tüm boyutlarıyla ortaya koymakta. Bu risklerin, üretimden hayvan sağlığına, yem temininden işlem yapısına kadar geniş bir etki alanına sahip olduğu açıkça görülmektedir. Proje aynı zamanda bu risklere karşı yetiştiricilerimize iklimle uyumlu bir yol haritası çizmektedir diye düşünüyoruz. Yaptığımız projenin sonucunda, çok net bazı mesajlar aldık. Bu mesajların iklim değişikliğini görmezden gelerek üretimi sürdürebilmek artık mümkün değil. İklim değişikliğini muhakkak dikkate almamız gerekir. İklim değişikliği ile mücadele sadece tek bir kurumun ya da tek bir kesimin üstlenebileceği bir süreç değil. Dolayısıyla bilimsel verilere dayalı, planlı ve birlikte yürütülen süreç ile bu riskleri yönetmek gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde iklim değişikliği konusu, küresel gündemde daha da belirleyici bir hale gelecektir. Konferansımızın sektörümüze katkı sağlaması dileğiyle" dedi. "Bu gibi çalıştayların sonuç bildirgeleri önemli" Bu gibi çalıştayların ve sonuçlarının karar vericiler adına önemli olduğunu ifade eden Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği eski Başkanı ve Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan; "İklim değişikliği, aslında bu bölgeyi ve bölge insanları olarak bizleri etkiliyor. Onun için bugünkü çalışma önemli, bu gibi çalıştayların sonuç bildirgeleri önemli. Karar vericilere önemli fikirler vereceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. "İklim değişikliği artık geleceğin değil bugünün gerçeğidir" İklim değişikliğine bağlı afetlerin tarım sektörü açısından ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade eden Aydın İl Tarım ve Orman Müdürü Ayhan Temiz; "İlimiz, ülkemizin önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden olup, süt sığırcılığı öne çıkan faaliyetlerindendir. 517 bin büyükbaş hayvan varlığı ile 8. sırada ve yaklaşık 600 bin ton süt üretimiyle de 4. sırada yerini almaktadır. Hayvan varlığımızın yüzde 73’ü kültür ırkı hayvanlardan oluşmaktadır. Bu da yüzde 48 olan Türkiye ortalamasının üzerindedir. İlimiz, tüm dünyada olduğu gibi artan sıcaklıklar, kuraklık, aşırı yağışlar ve taşkınlar gibi çoklu iklim riskleriyle karşı karşıyadır. Özellikle son yıllarda yaşanan iklim değişikliğine bağlı afetler, tarım sektörümüz açısından ciddi bir uyarı niteliğindedir. İklim değişikliği artık geleceğin değil maalesef bugünün gerçeğidir. Bu amaçla yola çıkan Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’mizin yürütücülüğünü üstlendiği bu proje ilimiz özelinde süt sığırcılığı sektörünün iklim değişikliğine karşı direncini artırmayı hedefleyen son derece önemli ve stratejik bir çalışma özelliği taşımaktadır" dedi. "Ortak paydamız, Türk çiftçisinin, Türk tarımının daha iyi olması" Ortak paydalarının Türk çiftçisi ve tarımını daha ileriye götürmek olduğunun altını çizen Aydın 27. Dönem Milletvekili Rıza Posacı; "Sektörümüz zor bir sektör. O bakımdan bu kurumlara çok önem veriyorum. Bu örgütlerin, Tarım ve Orman Bakanlığı ile beraber, omuz omuza çalışması lazım. Zaman zaman çatıştıkları oluyor ama bunlar eminim ki, bizi daha ileriye götürmek için. Ortak paydamız, Türk çiftçisinin, Türk tarımının daha iyi olması. Tabi son dönemde ülkemizde, dünyamızda bu küresel ısınma sebebiyle de çok büyük problemler yaşıyoruz. O bakımdan bu çalıştay bana göre çok önemli. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından söz alan Süt Çiftliklerinde İklim Direncinin Artırılması: CliResDairy Projesi Koordinatörü Dr. Hediye Cerit, sunum yaparak proje hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Konferans, proje bulgularının sunumu ve ‘İklim Risklerinden Dayanıklılığa: Süt Sığırcılığının Geleceği’ konulu panel ile devam ederken, projenin sektöre ve üreticilere hayırlı olması temennilerinde bulunuldu.
Aydın AYTO’da kadınlara dış ticaret eğitimi Aydın Ticaret Odası (AYTO) ev sahipliğinde düzenlenen "Kadın Gücüyle Kalkınma Projesi" kapsamındaki eğitim programında, kadın girişimcilere dış ticaret, e-ihracat, finansman ve lojistik süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktarıldı. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Uluslararası Ticarette Kadın Organizasyonu Derneği (UKODER) iş birliğiyle yürütülen Kadın Gücüyle Kalkınma Projesi kapsamında düzenlenen Gümrük ve Dış Ticaret Eğitimi’nin ikinci etabı, Aydın Ticaret Odası’nın (AYTO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Kadınların dış ticarette daha etkin rol almasını hedefleyen program, yoğun ilgi gördü. AYTO M. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen programda konuşan AYTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ergün Evran, ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından birinin kadınların ekonomik hayata aktif katılımı olduğunu vurguladı. Evran, kadın girişimcilerin üretim, ticaret ve özellikle dış ticarette daha güçlü yer almasının hem yerel hem de ulusal ekonomiye önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Etkinliğin, kadınların bilgiye erişimini artırarak dış ticaret süreçlerinde daha aktif rol almalarını desteklemeyi amaçladığını belirten Evran, eğitimde edinilecek bilgi ve deneyimlerin katılımcıların iş hayatına somut katkılar sağlayacağına inandıklarını kaydetti. "Hayalle başlayan proje, il il büyüyor" UKODER Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Ağdağ, projenin her geçen gün büyüyerek farklı illerde hayata geçirildiğini belirterek, mentörlük desteğinin projenin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Ağdağ, Ticaret Bakanlığı ve TİM’in katkılarıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti. AYTO Yönetim Kurulu Üyesi Belgin Çekmen Altay’a koordinasyon sürecindeki katkıları dolayısıyla teşekkür eden Ağdağ, UKODER’in faaliyetleri hakkında da bilgi verdi. TİM adına konuşan Meral Beyazıt ise eğitimin ikinci durağının Aydın olmasının kendileri için önemli olduğunu belirterek, sahada katılımcılarla birlikte büyümeyi önemsediklerini ifade etti. Beyazıt ayrıca Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Projesi hakkında bilgi verdi. Açılış konuşmalarının ardından uzman eğitmenler tarafından ihracat sürecinin temel adımları, vergilendirme ve ithalat mevzuatı, e-ihracat ve e-ticaret süreçleri, dış ticaret finansman araçları, ödeme yöntemleri, ihracat alacaklarının tahsili ve sigortalanması, lojistik yöntemleri ile Ticaret Bakanlığı’nın hizmet sektörüne sunduğu destekler hakkında sunumlar gerçekleştirildi. Program, soru-cevap bölümünün ardından plaket takdimiyle sona erdi. Etkinliğe, kurum müdürleri, sivil toplum ve meslek kuruluşu temsilcileri de katıldı.