TEKNOLOJİ - 16 Şubat 2026 Pazartesi 16:03

Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda gündem yapay zeka ve insan

A
A
A
Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda gündem yapay zeka ve insan

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Felsefe Buluşmaları’nın bu ayki konuğu Prof. Dr. Solmaz Zelyüt oldu. Pancar Deposu’ndaki etkinlikte, Aristotales’ten Davos 2026 vizyonuna uzanan süreçte yapay zekanın teknik değil, felsefi ve toplumsal etkileri de konuşuldu.


Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Felsefe Buluşmaları’nda bu ay "Yapay Zeka ve İnsan" konuşuldu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün konuk olduğu etkinlikte, yapay zekanın tarihi gelişiminin yanı sıra konuya felsefi bakış açıları da ele alındı..


Söyleşide yapay zeka tarihinin sadece teknik bir kronolojiden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Zelyüt, konuyu "Zihin nedir?" ve "Makine düşünebilir mi?" soruları ekseninde ele aldı. Katılımcılar; Aristotales’in otomat hayalinden El-Cezeri’nin mekanik algoritmalarına, Leibniz’in hesaplanabilir mantık idealinden Alan Turing’in ünlü "Taklit Oyunu"na kadar uzanan süreci felsefi bir perspektifle takip etme fırsatı buldu.


Söyleşinin odak noktalarından birini, makinelerin dili kullanımı ve bilinç sorunu oluşturdu. John Searle’ün "Çin Odası" argümanı ve Google mühendisi Blake Lemoine’in yapay zeka LaMDA ile yaşadığı diyaloglar üzerinden, bir makinenin dili kullanmasının gerçek bir anlam ifade edip etmediği konuşuldu. Zelyüt, zihin ve beden ilişkisi üzerinden teknolojinin sınırlarını ve insan bilincinin yerini sorguladı.


Prof. Dr. Solmaz Zelyüt, sunumunda güncel küresel konulara da değindir. Davos 2026 notları üzerinden yapılan değerlendirmede; Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın teknolojik altyapı vurgusu, BlackRock CEO’su Larry Fink’in kapitalizmin geleceğine dair uyarıları ve Nobel ödüllü Geoffrey Hinton’ın yapay zekada "kontrol kaybı" endişeleri ele alındı. Zelyüt, Davos’ta dile getirilen bu varoluşsal risklerin, teknolojinin sadece ekonomik değil, köklü bir toplumsal dönüşümün de habercisi olduğunu belirtti.


Etkinlikte, son günlerin popüler dizisi "Pluribis" de konuşuldu. "Pluribus"un yapay zeka ile "Carol"un temsil ettiği ahlaki insan duruş arasındaki seçim sorgulandı. Asıl meselenin yapay zeka teknolojisinden ziyade, onu tasarlayan ve kullanan insanlara güvenmekle ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Zelyüt; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin etik, hukuk ve sorumluluğun insanın omuzlarında kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.



Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda gündem yapay zeka ve insan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük KBÜ’lü öğrencilere TEKNOFEST 2026 süreci anlatıldı Karabük Üniversitesi’nde(KBÜ) TEKNOFEST 2026 Tanıtım Toplantısı düzenlendi. Düzenlenen programda yarışma süreci ve öğrencilere sunulan destekler paylaşıldı. Karabük Üniversitesi 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa; TEKNOFEST Birim Sorumlusu Öğr. Gör. Bahadır Furkan Kınacı, Araştırma Görevlisi Mesut Yılmaz ve Karabük Üniversitesi Millî Teknoloji Atölyesi Koordinatörü Muhammed Can Habergetiren katıldı. Toplantıda konuşan Kınacı, TEKNOFEST yarışmalarının kapsamının her yıl genişlediğini belirtti. 2025’te 53 ana ve 119 alt kategoride yarışma düzenlendiğini, 2026’da ise 52 ana kategori altında 127 alt kategorinin yer aldığını ifade etti. Roket teknolojilerinden insansız hava araçlarına, hava savunma sistemlerinden sosyal inovasyona kadar geniş bir yelpazede yarışma alanı bulunduğunu vurgulayan Kınacı, 20 Şubat’a kadar yapılan başvuruların ön niyet beyanı niteliğinde olduğunu kaydetti. Ürünlerin bu tarihe kadar tamamlanmasının beklenmediğini, sürecin kategori bazlı takvimlerle ilerlediğini söyledi. Karabük Üniversitesinin TEKNOFEST sürecinde öğrencilere önemli destekler sunduğunu belirten Kınacı, 2025 yılında 102 takımla yarışmalara katılım sağlandığını ifade etti. Bu takımlardan 53’ünün ön elemeyi geçtiğini, 18’inin finale kaldığını ve 4 takımın ödül aldığını aktardı. Üniversitenin teknik desteğin yanı sıra ekonomik ve organizasyonel destek de sağladığını dile getiren Kınacı, sponsor bulma ve bütçe yönetimi süreçlerinin öğrenciler için önemli bir deneyim alanı oluşturduğunu söyledi. Toplantıda ayrıca Karabük Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren TEKNOFEST Atölyesi ve Millî Teknoloji Atölyesinin imkânları tanıtıldı. Millî Teknoloji Atölyesi Koordinatörü Muhammed Can Habergetiren, yaklaşık 625 metrekarelik kapalı alana sahip atölyenin fikirden ürüne uzanan süreçte öğrencilere kapsamlı destek sunduğunu belirtti. Atölyede lehimleme istasyonlarından CNC tezgâhlarına, üç eksenli freze makinelerinden üç boyutlu yazıcı ve tarayıcılara kadar birçok ekipmanın aktif olarak kullanılabildiği ifade edildi.
Karabük KBÜ yangın sonrası ekolojik süreci araştıracak Karabük Üniversitesi’nin(KBÜ) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli projesiyle, yangın sonrası karaçam ormanlarındaki değişim 36 ay sürecek çalışmayla izlenecek. "Karabük Karaçam Ormanlarında Yangın Sonrası Mikorizal, Fungal Komünite ve Vejetasyon Dinamiklerinin İzlenmesi" başlıklı proje ile 2025 yılında Karabük’te meydana gelen orman yangınlarından etkilenen sahalarda ekosistemin yeniden yapılanma süreci detaylı şekilde incelenecek. Proje yürütücülüğünü Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu, araştırmacılığını ise Doç. Dr. Kamil Sarpkaya üstleniyor. Çalışma kapsamında hafif, orta ve yüksek şiddette yangına maruz kalmış alanlarda fungal topluluk dinamikleri ile vejetasyon süksesyonu analiz edilecek. Projede özellikle mikorizal fungusların ve fırsatçı patojenlerin restorasyon sürecindeki rolleri değerlendirilecek. Yangın sonrası iyileşmenin yalnızca bitki örtüsünün toparlanmasıyla sınırlı olmadığı, toprak biyotasının sağladığı ekosistem hizmetleriyle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor. Prof. Dr. Güngöroğlu, yangın sonrası restorasyonda toprak altı ve toprak üstü etkileşimin kritik öneme sahip olduğunu belirterek, ekosistemin kendi dinamiklerinin anlaşılmasıyla iyileşme süresinin kısaltılmasının hedeflendiğini ifade etti. Doç. Dr. Sarpkaya ise mikorizal mantarların doğadaki görünmeyen ancak hayati öneme sahip organizmalar olduğunu belirterek, projeyle restorasyon stratejilerine bilimsel veri sağlanacağını kaydetti. Çalışma kapsamında tamamen yanmış, kısmen zarar görmüş ve az etkilenmiş alanlarda karşılaştırmalı analizler yapılacak. Elde edilecek verilerin, sürdürülebilir orman yönetimine katkı sunması bekleniyor.