EKONOMİ
Soma’nın geleceği masaya yatırıldı 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:18:16 Manisa Celal Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksekokulu (MYO), bölgesel kalkınma ve nitelikli iş gücü hedefleri doğrultusunda önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Kamu, üniversite ve özel sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla düzenlenen "Birim Danışma Kurulu Toplantısı"nda, Soma’nın ekonomik ve sosyal geleceğine yön verecek stratejik başlıklar ele alındı. Toplantıya, Soma Kaymakamı Ünal Koç, yerel yönetim temsilcileri, sağlık yöneticileri, sanayi ve enerji sektörü temsilcileri ile akademisyenler katıldı. Farklı alanlardan paydaşların bir araya geldiği toplantıda, bölgenin ihtiyaçlarına yönelik çözüm önerileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Sektör tecrübesi eğitimle buluşuyor Toplantının açılışında Soma MYO’nun sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bölge sanayisinin gelişiminde kritik rol üstlendiği vurgulandı. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin öncelikli hedef olduğu ifade edilirken, sektör temsilcilerinin sahadaki deneyimlerinin eğitim müfredatına yansıtılmasının önemine dikkat çekildi. Üç kritik sektörde ortak vizyon Toplantıda Soma ekonomisinin temelini oluşturan üç ana sektör üzerinde duruldu. Madencilik sektöründe, yeraltı kömür madenciliği başta olmak üzere açık ocak işletmeciliği ve cevher hazırlama süreçlerinde modernizasyon ihtiyacı ele alındı. Madencilikte dijitalleşme (Madencilik 4.0), verimlilik artışı ve iş sağlığı güvenliği standartlarının eğitim programlarına entegre edilmesi kararlaştırıldı. Enerji sektöründe, termik santrallerde artan nitelikli teknik personel ihtiyacına dikkat çekilerek, otomasyon sistemlerine hâkim, uygulama becerisi yüksek bireylerin yetiştirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık sektöründe, bölgedeki sağlık kuruluşlarının ihtiyaç duyduğu teknik eleman profilinin güncellenmesi, yeni nesil tıbbi cihazlara uyum ve uygulama alanlarının geliştirilmesi konularında görüş birliği sağlandı. Toplantı sonunda, alınan kararların Soma MYO’nun eğitim programlarına entegre edilmesi ve sektörlerle daha güçlü iş birliklerinin kurulması yönünde somut adımlar atılacağı belirtildi. Bölge paydaşları, bu tür toplantıların Soma’nın sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkı sağlayacağına dikkat çekti.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:06 Girişimde Kadın Gücü Projesi’nin Hatay etkinliği yapıldı Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) yürütücülüğünde, Türkiye İş Bankası desteğiyle beş yıldır sürdürülen Girişimde Kadın Gücü Projesi kapsamında Hatay’da ‘İlham Buluşması’ düzenlendi. Girişimci kadınların değişen ve dijitalleşen dünyada iş geliştirme süreçlerine daha hızlı ayak uydurmalarına destek olmak amacıyla Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) yürütücülüğünde, Türkiye İş Bankası desteği ile 2021 yılında başlatılan Girişimde Kadın Gücü Projesi kapsamında Hatay’da ‘İlham Buluşması’ düzenlendi. Etkinliğe Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin ile DASİFED Başkanı Gülay Gül’ün yanı sıra iş dünyası ve sivil toplum liderleri katılım gösterdi. "Kadınları daha görünür ve etkin kılmalıyız" Deprem felaketinin yaralarını sarmaya devam eden Hatay’daki iş gücü piyasasını değerlendiren TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez "Şehrin kapasite kullanım oranları ülke ortalamasına yaklaşmış olsa da fiziksel altyapı, kalıcı üretim istihdamı ve talep tarafındaki kırılganlıklar sürüyor. Öte yandan kadın-erkek arasındaki gelir, eğitim ve benzeri fırsat eşitsizlikleri depremin etkisiyle belirgin biçimde derinleşmiş durumda. Her şeye rağmen burada kalan, kendisi ve kenti için fayda üretmeye hazır kadınları daha görünür ve etkin kılmalıyız. Biz de Girişimde Kadın Gücü Projesi ile üretme, ilerleme, bu ülkeye katkı sunma ve kendi kaderini kendi tayin etme kararlılığına sahip olan kadınlara yeni bir başlangıcın kapısını açıyoruz" dedi. "Piyasa iştahını canlandıracak bir hareket alanı açılmalı" Son yirmi yılda inşa edilen serbest ticaret sistemi ve küresel tedarik zincirlerinin art arda gelen şoklarla sarsıldığını söyleyen Sönmez, "Ülkemizde ise yakın coğrafyamızdaki istikrarsızlık, sanayicimizi enerji, lojistik ve sipariş belirsizliği kanallarından vuruyor. Buna bir de ABD’nin gümrük tarifeleriyle yükselen korumacılık dalgasını eklemeliyiz. Bu iç ve dış baskılara rağmen büyük bir dirençle faaliyetlerini sürdüren KOBİ’lerimize finansmana erişim başta olmak üzere, piyasa iştahını canlandıracak bir hareket alanı açmak aciliyet arz ediyor" diye konuştu. Sönmez sözlerine şöyle devam etti: "Öte yandan Cumhurbaşkanımız tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan paket bizler için bir ışık oldu. Kurumlar vergisi düzenlemeleri, transit ticaret teşvikleri, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini ülkemize çekmeye yönelik vergi avantajları ve teknoloji girişimciliğini destekleyen yaklaşımın, iş dünyamızda pozitif yönlü bir hareketlilik oluşturacağına inanıyoruz. Bu adımların kalıcı ve kapsayıcı büyümeye dönüşmesi için ise mali disiplin, yapısal reformlar ve güven ortamının iyileştirilmesi konularının çözüme kavuşturulması gerekiyor." "Sahada rahatlatıcı etkisi hissedilecek mekanizmaların devreye alınması kritik önem taşıyor" Refahı artırmak, sanayide dönüşümü hızlandırmak ve ihracatta rekabet gücü için öncelikle enflasyonda kalıcı iyileşme sağlanması gerektiğini ifade eden TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, "Kısa vadede, enflasyonla mücadeleden taviz vermeden, reel kesimin finansman ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yanıt verecek, sahada rahatlatıcı etkisi hissedilecek mekanizmaların devreye alınması kritik önem taşıyor. Orta ve uzun vadede ise katma değerli üretimi ve ihracatı artıran, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıran, verimliliği merkeze alan kapsamlı bir sanayi stratejisinin ortak akılla geliştirilmesi belirleyici olacaktır" açıklamasında bulundu. Diren, deprem bölgesinin durumu ve kadınların eşit koşullarda hayata katılımıyla ilgili olarak ise şunları söyledi: "6 Şubat depremlerinde yitirdiğimiz canları rahmetle anıyorum. Böylesine büyük bir yıkımın ardından bölgenin yeniden cazibe merkezi haline gelmesi; teşviklerin yanı sıra ve daha da ötesinde, güçlü altyapı ve nitelikli insan kaynağını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Öte yandan toplumsal ve ekonomik kalkınmanın, kadınların hayatın her alanına eşit hak ve fırsatlarla katılımıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği için farklı alanlarda eş zamanlı ilerlemeyi kritik görüyoruz; eğitim ve istihdamda fırsat eşitliği, bakım ekonomisinin güçlendirilmesi, karar alma mekanizmalarında eşit temsil ve şiddete karşı sıfır tolerans. Kadınların yönetimde, karar mekanizmalarında eşit temsilini ve kadın girişimciliğini, daha fazla kadına ilham veren ve onları ekonomik hayata dahil eden temel kaldıraçlar olarak görüyoruz." "Katılımcı ve ortak akla dayalı bir anlayışla fırsatları yakalayabiliriz" Anadolu Grubu Onursal Başkanı Tuncay Özilhan, "İçinden geçtiğimiz bu çoklu krizler çağında jeopolitik gelişmelerin, tedarik zincirlerindeki kırılmaların ve güven erozyonunun ekonomiler üzerinde oluşturduğu baskı artarken, Türkiye’nin mevcut risklere rağmen çok önemli fırsatlara sahip olduğuna inanıyorum. Bu fırsatları yakalamamız ancak katılımcı ve ortak akla dayalı bir anlayışla mümkün olacak. Bu çerçevede, şimdiye kadar yararlanamadığımız kadın iş gücünü devreye sokmamız gerekiyor. Kadın güçlenirse toplum güçlenir, gençler eğitimle desteklenirse geleceğe güven artar, iş dünyası sorumluluk aldıkça umut çoğalır. Hepimize düşen görev, bu anlayışı sözde bırakmamak, kararlarımızda, yatırımlarımızda ve kurum kültürümüzde hayata geçirmektir" dedi. "Kamu, iş dünyası ve STK’lar kadın dayanışmasını desteklemeli" TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı & İş Dünyasında Kadın Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, "Kadınların toplumdaki yeri ve statüsü olması gerekenin ve özlenenin çok gerisinde. ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda’ olan gençler içerisinde kadınların oranına baktığımızda, OECD sıralamasına göre %31’i aşan bir oranla maalesef ilk sıradayız. Bu da sistemin kadınları dışarıda bıraktığının bir göstergesi. Bölgesel olarak eşitsizlikler daha da derinleşiyor. Ancak bölgedeki kadim dayanışma kültürü, kadınların omuzlarında can bulmayı sürdürüyor. Deprem sonrasında kadınların ekonomik hayata katılımını sağlamak ve iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla çok sayıda kadın kooperatifi aktif hale geldi. Kamuya, iş dünyasına ve STK’lara da somut politika önerileri ve özel teşviklerle bu dayanışmayı desteklemek düşüyor. Girişimde Kadın Gücü’nün de bu doğrultuda tetikleyici olacağını umuyoruz" açıklamasında bulundu. Özel oturumda ‘dayanıklılık’ vurgusu Açılışın ardından Index Grup Kurucu CEO’su Erol Bilecik’in moderatörlüğünde, ‘Dayanıklı Ekonominin Anahtarı: Kapsayıcılık ve Dönüşen Tedarik Zincirleri’ başlıklı özel oturum yapıldı. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ve Sütaş Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Veral’in katılımıyla düzenlenen oturumda krizlere karşı dayanıklı yapı kurmak, girişimci kadınların karşılaştığı zorluklar, büyük şirketlerin ve finans sektörünün bu süreçteki rolü gibi konular ele alındı. "Kadınlar çadır ortamında bile üretme, markalaşma gayreti gösterdi" Aran, oturumda yaptığı konuşmada 6 Şubat deprem felaketlerinin ardından çok sık geldiği Hatay’da kadın üretim kooperatiflerinin hangi şartlar altında ayağa kalkmaya çalıştığına yakından tanık olduğunu ifade ederek, "Konteynerlerin bile lüks olduğu deprem sonrası ilk dönemlerde çadır ortamında yaşamlarını sürdüren kadınların üretme gayreti, markalaşma çabası ve bunların oluşturduğu ekonomik değer kalkınma açısından takdire değerdi. Beni çok etkileyen bu hikayelerin hepsi deprem sonrasında kadının iyileştirme gücünü, azmini ve çabasını göstermesi bakımından çok önemli, kıymetli" dedi. TÜRKONFED ile yürüttükleri Girişimde Kadın Gücü projesi ile şimdiye kadar 12 binin üzerinde kadına ulaştıklarını belirten Aran, 2023’te yayımladıkları Kadının Güçlenmesi Bildirgesi ile taahhüt ettikleri girişimci kadınlara 5 yıl içinde 100 milyar TL finansman sağlanması hedefine 2025 yılının ilk çeyreğinde ulaştıklarını söyledi. Aran, taahhütlerini 2028 sonuna kadar 250 milyar TL’ye çıkardıklarını, bu kaynakla kadınlara özellikle finansmana erişim noktasında yaşadıkları zorluklar konusunda destek olmaya devam edeceklerini söyledi. Etkinlikte; Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz da bankanın kadın girişimcilere sağladığı destekler hakkında bilgi verdi. İlham Buluşması paneli yapıldı Etkinliğin ana panelinin moderatörlüğünü ise TEK Bilişim Kurucu CEO’su ve KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu üstlendi. Erdem Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve SEDEFED Başkanı Emine Erdem, Türkiye İş Bankası KOBİ ve İşletme Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdürü Özge Küllah Kurtuluş, HATAY KAGİD Yönetim Kurulu Başkanı ve KEBO Kurucu Ortak Çiğdem Kıral ile Delta Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı ve İSİFED Başkanı Ayşe Nur Selçuki’nin konuşmacı olduğu panelde kapsayıcılık, dayanıklılık ve tedarik zincirleri odağında, girişimci kadınların bu sürecin neresinde konumlandığı değerlendirildi. Mesleki eğitime anlamlı destek Etkinliğin ardından TÜRKONFED Heyeti, Türkiye İş Bankası yetkilileri, iş insanları ve STK temsilcileri, Hatay Erol Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesi içinde açılan ve Erol Bilecik’in merhum anne ve babasının adını taşıyan Semiha & Abbuş Bilecik Atölyeler Binası’nın açılışına katıldı. Beş yılda 12 bin girişimci kadına ulaşıldı Girişimde Kadın Gücü Projesi; Türkiye’nin farklı bölgelerindeki girişimci kadınların dijitalleşmeye uyum sağlamalarını desteklemeyi, girişimcilik ekosisteminde kadınların görünürlüğünü artırmayı, iş birliği ağlarını güçlendirmeyi ve iş dünyasında daha etkin bir konumda yer almalarını sağlamayı hedefliyor. 2021 yılından bu yana 12 binden fazla kadının eğitim aldığı proje kapsamında ayrıca 149 girişimci kadına mentörlük, 40 girişimci kadına toplam 3 milyon TL tutarında sıfır faizli kredi desteği, 26 girişimci kadına iş geliştirme desteği verildi. 3 girişimci kadının Silikon Vadisi’ndeki ekosistemle buluşturulduğu projede, podcast serileri, ilham buluşmaları ve üretici kadınlara özel satın alma günleri de gerçekleştirildi. Sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir ekosistem oluşturulacak Projenin 2026-2027 yıllarını kapsayan iki yıllık yeni döneminde; çevrim içi ve yüz yüze eğitimler, saha etkinlikleri ve dijital platformlar aracılığıyla toplam 7 bin 500 girişimci ve girişimci adayı kadına daha erişim sağlanacak. 120 girişimci kadına, her yıl 6 ay süreyle mentörlük desteği verilecek. Bu programa katılan girişimciler arasından jüri tarafından başarılı bulunan 60 girişimci kadına iş geliştirme ödülü verilecek. Yeni dönemde ayrıca dijital içerikler, mezunlar ağı ve uçtan uca destek mekanizmalarıyla girişimci kadınların sürdürülebilir büyümesini destekleyen güçlü bir ekosistem oluşturulması amaçlanıyor.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:44 Folkart Arsa Dikili’de müstakil villa imarlı tapu teslimleri başladı İzmir’in önde gelen gayrimenkul geliştiricilerinden Folkart’ın Dikili’nin Çandarlı bölgesinde hayata geçirdiği Folkart Arsa Dikili projesinde ilk etap satışları tamamlandı ve müstakil villa imarlı tapular edilmeye başlandı. 2025 Kasım ayında satışa çıkan ilk etabın kısa bir sürede tükenmesinin ardından projede ikinci etap arsalar satışa açıldı. Altyapı çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiği, 518 müstakil villa imarlı parselden oluşan projede arsalar yatırımcılara müstakil tapularıyla sunuluyor. Arsa sahiplerinin 2027 yılının ilk çeyreği itibariyle evlerini yaptırmaya başlayabileceğini kaydeden Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, projeye gösterilen yoğun ilgide Dikili’nin doğal yapısı kadar Folkart markasına duyulan güvenin de etkili olduğunu söyledi. İzmir ve çevresinde bugüne kadar çok sayıda markalı konut projesi geliştiren Folkart’ın Dikili’nin Çandarlı bölgesinde hayata geçirdiği Folkart Arsa Dikili projesinde ilk etap satışları tamamlandı. İlk etapta satılan villa imarlı arsanın müstakil tapu teslimleri başladı. Projenin ikinci etabında yer alan 300 ile 600 metrekare büyüklükler arasında değişen arsalarda da satışlar sürüyor. Altyapı çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiği projede, 3 adet örnek villa da kısa süre içerisinde tamamlanacak. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, 2025 yılı Kasım ayında satışa sunulan Folkart Arsa’nın ilk etabının satışlarının kısa bir sürede tamamlandığını belirterek, "Dikili’nin doğası, sakin yaşam vaadi ve gelişim potansiyeli yatırımcıların ilgisini çekiyor. Bununla birlikte Folkart’ın markalı konut sektöründe yıllar içinde oluşturduğu güvenin de bu ilgide önemli payı olduğunu düşünüyoruz. Yatırımcıların gösterdiği bu ilgi de bizi ayrıca memnun ediyor" dedi. Yaklaşık 200 bin alan üzerinde geliştirilen proje, 518 müstakil villa imarlı bağımsız parselden oluşuyor. 300 ile 600 metrekare arasında değişen büyüklükteki arsalar, yatırımcılara müstakil tapularıyla sunuluyor. Altyapı çalışmaları 2027 Mart’ta tamamlanacak Folkart Arsa Dikili’de parsellerin yerleşimi planlanırken arsaların doğal eğimi, güneş yönü ve manzara dikkate alındı. Her parselin güneşten ve manzaradan en verimli şekilde yararlanacağı bir planlama yapılırken, proje genelinde doğayla uyumlu bir yerleşim düzeni oluşturulması hedeflendi. Proje kapsamında elektrik, su, kanalizasyon, internet, yol ve yağmur suyu hattı gibi altyapı çalışmalarının 2027 yılı Mart ayında tamamlanması planlanıyor. Altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından arsa sahipleri, villalarını 2027 yılı ilk çeyreği itibariyle inşa etmeye başlayabilecek. Yatırımcı isterse kendi villasını inşa edebilecek Folkart Arsa modelinde arsasını satın alan yatırımcılar isterlerse Folkart tarafından hazırlanan mimari projeler arasından seçim yaparak villalarını inşa edebiliyor. Mimari bütünlüğün korunması amacıyla çizimleri ve planları Folkart tarafından hazırlanan bu projelerde villalar çelik konstrüksiyon veya betonarme olarak yapılabiliyor. Villa inşa sürecinde yatırımcılar tecrübeli ve güvenilir anlaşmalı firmalara yönlendiriliyor ve süreç Folkart denetiminde yürütülüyor. Folkart tarafından hazırlanan projelere göre inşa edilebilecek çelik konstrüksiyon villaların maliyetinin, büyüklük ve konumlarına bağlı olarak yaklaşık 4 milyon TL ile 6 milyon TL arasında değiştiği belirtiliyor. Arsa maliyeti de eklendiğinde 8 milyon TL ile 12 milyon TL arasında değişen maliyetlerde müstakil villaya sahip olunabiliyor. Projede sosyal alanlar da yer alıyor Projede sosyal donatılar arasında basketbol ve tenis sahaları, çocuk oyun alanları ve geniş yeşil alanlar bulunuyor. Bu alanların yerleşim planı içinde farklı noktalara dağıtıldığı ve planlı bir yaşam düzeni oluşturulmasının hedeflendiği belirtiliyor. Güveni merkeze alan arsa kültürü oluşturmak Folkart Yönetim Kurumu Başkanı Mesut Sancak, Türkiye’de arsa yatırımı uzun yıllardır yatırımcıların ilgisini çektiğini, ancak plansız satışlar, altyapısı olmayan yerler ve denetimsiz gelişen yerleşimler nedeniyle yatırımcı açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi: "Biz Folkart Arsa Dikili projesini tasarlarken tam da bu belirsizliği ortadan kaldıran bir model geliştirmeyi hedefledik. Folkart Arsa’da yatırımcı yalnızca bir arsa satın almıyor; altyapısı planlanmış, mimari bütünlüğü düşünülmüş ve gelişim süreci belirlenmiş bir yerleşimin parçası oluyor. Müstakil tapulu parseller, hazır altyapı, Folkart güvencesi ve planlı yerleşim yaklaşımı yatırımcılar açısından güvenli bir model oluşturuyor. Kasım 2025’te satışa sunduğumuz ilk etabın çok kısa sürede tükenmesi de aslında bu ihtiyacın güçlü bir göstergesi oldu. Yatırımcılar yalnızca bir arsa değil, şeffaf, planlı ve güvenilir bir yatırım modeli arıyor. Folkart Arsa Dikili’de gördüğümüz yoğun ilgi, gayrimenkul sektöründe kurumsal denetimin ve planlı gelişimin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Biz bu proje ile yalnızca arsa üretmiyoruz. Geleceğin yerleşim alanlarının planlı temellerini bugünden atmayı hedefliyoruz. Amacımız hem yatırımcıyı hem de kentleri koruyan, güveni ve şeffaflığı merkeze alan yeni bir arsa kültürü oluşturmak."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:42 Gül serada 5, çiçekçide 50-100 lira Adana’da Anneler Günü öncesi yerli gülün tanesi serada 5 liraya satılırken çiçekçiler ve çiçek sitelerinde gül 50-100 TL arasında alıcı buluyor. Anneler Günü öncesi çiçekçilerde yoğunluk yaşanıyor. Çiçekçiler, Anneler Günü’nde talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırken gül üreticilerinde de hasat mesaisi sürüyor. Sabahın erken saatlerinde gül seralarına giden işçiler gülleri kesiyor, dikenlerinden ayırıyor ve paketleyip satışa hazır hale getiriyor. Serada 5, çiçekçide 50-100 lira Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’dan yurdun dört bir yanına gönderilen güller, dalında 5 liradan alıcı buluyor. Dönüme ortalama 6 bin gül alan üreticiler, verimden memnun ancak Anneler Günü için Hollanda’dan ithal edilen güller nedeniyle fiyatlar düşük seyrediyor. Bahçelerde 5 liradan satılan güller, kentteki ve diğer illerdeki çiçekçilerde ise ortalama 50-100 liradan vatandaşlara satılıyor. Öte yandan, Adana’daki çiçekçilerde 21 adet gülün kampanya kapsamında 599 TL’ye satılması dikkat çekti. "Gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, fiyatların çok düşük seyrettiğini bu sebeple de hasat yapmayıp gülleri annelere ücretsiz dağıtacaklarını anlatarak, "Çiçek fiyatları çok düşük. 5 lira bizim maliyetimizi kurtarmıyor o nedenle biz kendi adımıza hasat yapmayacağız. Bu gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi. "Denetim mekanizması olmalı" Üretici Ersen Okur ise, "5 liralık fiyat, işçiliğini kurtarmıyor, masrafını kurtarmıyor. Bu fiyatlar gül ithalatı olduğundan kaynaklanıyor. Her sene bu aylarda, özel günlerde ithal güller nedeniyle para kazanamıyoruz. Bir tane gül, serada 5 lira ama çiçekçilerde 100 lira. Haksız kazanç var ve denetim mekanizmasının olması lazım" diye konuştu.
Kadın Emeği ve Yerel Tasarım, ’Anadoludakiler’ ile Cemre Çarşısı’nda buluştu
28 Nisan 2026 Salı - 16:04 Kadın Emeği ve Yerel Tasarım, ’Anadoludakiler’ ile Cemre Çarşısı’nda buluştu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ’Anadoludakiler’ projesi, yerel üretimi ve kadın girişimciliğini destekleyen vizyonuyla Cemre Çarşısı etkinliklerine güç kattı. Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN); bu anlamlı süreçte yerel üreticilerin ve kadın girişimcilerin yanında yer alarak, onların ürettikleri özel tasarım mobilyaların tanıtılmasına ve görünürlüğünün artırılmasına yönelik aktif destek verdi. Etkinlik kapsamında kadın girişimciler tarafından titizlikle üretilen özel tasarım mobilyalar, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Yerel üretimin ekonomik değerine ve kadın emeğinin özgün tasarım anlayışına dikkat çekilen stantlarda, kırsal kalkınmanın ve kadın istihdamının önemi vurgulandı. Anadoludakiler Projesi, köklü coğrafyanın sunduğu estetik birikimi, modern tasarımın diliyle yeniden tanımlamayı amaçlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yerel üretimi küresel rekabete taşıma vizyonu istikametinde hayata geçirilen bu girişim, kadın girişimcilerin potansiyelini bir marka kimliğine dönüştürme misyonunu üstleniyor. Anadolu’nun farklı yörelerinden gelen zanaat ve tasarımın sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle buluştuğu bu platform, üreticilere ulusal pazarlarda ihtiyaç duydukları profesyonel vitrini sunuyor. Kayseri adına sunulan seçkide, sadece mobilya parçaları değil, birer kültür anlatısı yer alıyor. Tasarım diliyle hayat bulan eserler, Anadolu’nun kadim desenlerini ve binlerce yıllık birikimini modern bir estetik anlayışla yeniden yorumluyor. Bu yaklaşımda her bir motif, geçmişin derinliklerinden gelen bir hikâyeyi bugünün yaşam alanlarına taşıyor; geleneksel el sanatlarının izleri, çağdaş tasarımın akıcı çizgileriyle bütünleşerek zamansız bir sanat formuna dönüşüyor. Yerel değerlere stratejik destek Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, ’Anadoludakiler’ projesinin temel hedefleri istikametinde, kadın girişimcilerin tasarımlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Ajansın bu süreçteki faaliyetleri, Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek’in yerel değerlerin markalaşması ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi üzerine odaklanan stratejik yaklaşımı ile şekilleniyor. Bu vizyon, yerel üreticilerin görünürlüğünü artırarak dayanışma kültürünü ekonomik bir değere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında sunulan her bir tasarım; Anadolu’nun köklü kültürel mirasının modern dokunuşlarla yeniden yorumlandığı özgün birer eserdir. Geleneksel estetiği günümüz tasarım trendleriyle buluşturan bu çalışmalar, kadın girişimcilerin potansiyelini ve toplumsal katma değerini somut bir şekilde güçlendirmektedir. Kadın emeğini bölgesel kalkınmanın temel taşı olarak kabul eden Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, bu değerlerin ulusal ölçekte tanınması ve girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi adına stratejik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.
Bakan Bolat’tan kritik minerallere erişim için küresel iş birliği çağrısı
28 Nisan 2026 Salı - 15:16 Bakan Bolat’tan kritik minerallere erişim için küresel iş birliği çağrısı Ticaret Bakanı Ömer Bolat, hiçbir ülkenin kritik minerallere ilişkin küresel karşılıklı bağımlılığın getirdiği zorlukları tek başına çözemeyeceğini belirterek, daha güçlü ve daha kapsamlı uluslararası iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Yükselen Piyasalar Forumu Serisi kapsamında düzenlediği ‘OECD Kritik Mineraller Forumu’ Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleşti. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bolat, OECD üyeleri, ortak ülkeler ile özel sektör ve sivil toplumdan kilit paydaşlar arasında, ortak kalkınma sorunlarına çözüm arayışına yönelik üst düzey, kapsayıcı ve bölgeler arası bir diyalog platformu sunduğunu ifade etti. Küresel ticaret ve dünya ekonomisi açısından belirsizliklerin arttığı bir dönemde bir araya gelindiğini belirten Bolat, "Jeopolitik gerilimler yalnızca artmakla kalmıyor, aynı zamanda daha karmaşık ve daha kalıcı hale geliyor. Bölgesel çatışmalar ticaret yollarını kesintiye uğratmaya, maliyetleri artırmaya ve öngörülebilirliği zayıflatmaya devam ediyor’’ ifadelerini kullandı. Ticaret politikalarında açık bir yön değişimi yaşandığına da dikkat çeken Bolat, "Korumacı önlemler artış gösteriyor. Stratejik sektörler daha fazla devlet desteği alıyor. Ekonomik güvenliğe ilişkin kaygılar, ulusal kararları her zamankinden daha fazla şekillendirmektedir. Tüm bu gelişmeler birlikte ele alındığında, daha parçalanmış ve daha az öngörülebilir bir küresel ticaret ortamına işaret etmektedir. Bu geçici bir durum değil. Bu yapısal bir dönüşüm ve buna uyum sağlamamız gerekiyor. Nitekim kritik minerallerin küresel değer zincirlerindeki rolüne ilişkin zorluklar da bu yapısal dönüşümün bir parçasıdır" açıklamasında bulundu. Son 10 yılda kritik minerallere talebin önemli ölçüde arttığını da ifade eden Bolat, "Lityuma olan talep yaklaşık 4 kat arttı, nadir toprak elementleri ile kobalta olan talep ise yaklaşık iki katına çıktı. Elektrikli ulaşımın yaygınlaşması, yenilenebilir enerji altyapısındaki büyüme ve gelişmiş elektronikler nedeniyle bu eğilimin önümüzdeki on yıllarda da sürmesi bekleniyor" diye konuştu. Bakan Bolat, ihracat kısıtlamaları veya vergileri gibi piyasayı bozucu politika ve uygulamaların da kritik mineraller alanında giderek daha önemli hale geldiğini belirtti. Bu durumun küresel tedarik zincirlerine ilave bir karmaşıklık kattığına dikkat çeken Bolat, "Önümüzdeki soru, kritik minerallerin önemli olup olmadığı değildir. Asıl soru, kritik minerallerin küresel tedarik zincirine ilişkin yönetişimin eski dengesizlik ve bağımlılık kalıplarını derinleştirip derinleştirmeyeceğidir" diye konuştu. "Kritik minerallere erişimde geniş kapsamlı küresel işbirliğine ihtiyaç var" Bolat, hiçbir ülkenin kritik minerallere ilişkin küresel karşılıklı bağımlılığın getirdiği zorlukları tek başına çözemeyeceğini belirterek, daha güçlü ve daha kapsamlı uluslararası iş birliğine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bolat, şeffaf piyasa bilgisi, riskleri önceden tespit edecek erken uyarı sistemleri, uyumlu standartlar, daha güçlü teknoloji ortaklıkları, daha iyi finansman araçları ve yatırımların riskten arındırılmasına yönelik güvenilir mekanizmalar üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi. Bakan Bolat OECD Kritik Mineraller Forumu’ndaki açılış programının ardından basın mensuplarının da sorularını yanıtladı. Bolat, kritik ham maddelerin artık yalnızca birer emtia olmadığını, stratejik varlıklar olduğunu ve enerji dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Yarı iletkenlerden yenilenebilir enerji sistemlerine, savunma teknolojilerinden yüksek katma değerli sanayi üretimine kadar uzanan tüm değer zincirlerinin bu materyallere güvenli erişime bağlı olduğunu ifade eden Bolat, söz konusu erişimin giderek daha belirsiz hale geldiğini belirtti. Kritik minerallere erişimin öneminden bahseden Bakan Bolat, "Kritik ham maddelere yönelik ihracat kısıtlamaları 2009 yılından bu yana 5 kat artmıştır. Bugün de tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmaya devam etmektedir. 2022 ile 2024 yılları arasında küresel kritik ham madde ticaretinin yaklaşık yüzde 16’sı ihracat kısıtlamalarından etkilenmiştir. Bazı minerallerde bu oran daha da yüksektir. Kobalt ve manganez ihracatının yaklaşık yüzde 70’i etkilenmektedir. Grafit ihracatının neredeyse yarısı etkilenmektedir. Nadir toprak elementlerinin ise yüzde 45’i etkilenmektedir" açıklamasında bulundu.
EKK: "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz"
28 Nisan 2026 Salı - 14:51 EKK: "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz" Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılının dördüncü toplantısında Türkiye’nin küresel transit ticaretteki konumunun güçlendirileceği, Türkiye’nin enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaların hayata geçirilmesine devam edileceği vurgulandı. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılı dördüncü toplantısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, küresel ekonominin belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemde geçildiği ifade edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomide kırılganlıkların azaldığı ve şoklara karşı dayanıklılığın arttığı vurgulandı. Bölgede yaşanan gelişmelerin Türk ekonomisine olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirlerin alındığı kaydedilen açıklamada, "Artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sistemi geçici olarak uygulamaya alınmış, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirleri getirilmiş ve stratejik stok yönetimi güçlendirilmiştir. Turizm sektörüne yönelik destek paketi devreye alınmış ve ihracatçılarımızın kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimleri kolaylaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi. Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde; yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verildiğine dikkat çekilen açıklamada, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği belirtildi. Öte yandan, açıklamada, KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımların atıldığının altı çizilerek, "Ayrıca savunma sanayiimizin yerli ve milli imkânlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen hafta açıklanan ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı’na değinilen açıklamada, "Program çerçevesinde atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla; ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi’nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, ‘Tek Durak Büro’ uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır" ifadelerine yer verildi. "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz" Açıklama şöyle devam etti: "İmalat sanayindeki gelişmeler ile KOBİ’lerimizin güçlendirilmesine yönelik yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı’ başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Son dönemdeki finansal gelişmeler ele alınmış; ABD/İsrail-İran Savaşı’nın finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkileri Kurul üyeleriyle istişare edilmiştir. İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."
Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir
28 Nisan 2026 Salı - 14:31 Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından, ‘Orta Doğu’daki Çatışmaların Türkiye Ekonomisi ve Plastik Hammadde Piyasasına Etkileri’ Konferansı gerçekleştirildi. Sektör sanayicilerinin katıldığı, TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya tarafından verilen konferansta, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları ile plastik hammadde piyasasında oluşan riskler, fırsatlar ve beklentiler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Konuşmasında petrol ve hammadde fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, "Bu savaşta 84 enerji tesisi hasar gördü. Bunlardan yaklaşık 50 tanesi petrokimya tesisiydi. Geçmişteki kriz dönemlerinde petrol fiyatları yüzde 25-30 yükselişin ardından, 5 ay sonra normal seyrine dönüyordu. Ancak bugün yaşanan İran, ABD-İsrail savaşında tesisler vurulduğu için petrol fiyatları 10 günde yüzde 60’a yakın arttı. Bu savaştan sonra fiyatların normale dönmesi 18 aya kadar sürebilir" dedi. Yaşanan savaşın küresel tedarik zincirlerinin kırılmasına sebep olduğunu belirten Çetinkaya, Suudi Arabistan’daki tesislere yapılan saldırıların da tedarik riski oluşturduğunu ifade etti. Savaşın plastik hammaddeler üzerinden tüm sanayi sektörlerini etkilediğini kaydeden Çetinkaya, "Petrokimya hammaddeleri ve plastik ara girdileri bakımından Körfez bölgesi, küresel sistemde çok yüksek bir ağırlığa sahip. Orta Doğu’nun Polietilen (PE) ihracatı 2025’te 12,5 milyon ton ile dünya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Ayrıca, Orta Doğu’daki polietilen kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ü, denizyolu ihracatı için doğrudan Hürmüz geçişine bağımlıdır. Polietilen, gıda ambalajı, otomotiv, beyaz eşya, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biridir. Akıştaki bir kesinti, geniş bir sanayi ekosisteminde maliyet baskısı oluşturuyor. Hürmüz’ün kapanması, yalnızca enerji piyasasını değil, plastik hammaddelere dayalı üretimi ve küresel arzı baskılamaktadır" diye konuştu. "Türkiye enerji merkezi haline gelebilir" Türkiye’nin bölgede yaşanan savaşı kendi lehine çevirebileceğini ve buradaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye yeniden hızlı tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir. Türkiye, enerjide hem transit ülkelerden birisi hem de Körfez-Avrupa-Asya arasında bir ticaret köprüsü. Kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon alanlarında bir rol üstlenebilir. Enerji üretim ve dağıtım merkezi Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde savaşın yaptığı tahribat nedeniyle Türkiye, Doğu Akdeniz enerji merkezi haline gelebilir. Bu kapsamda Irak’ın petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ve oradan dünyaya ulaştırılmasına başlanması bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye, savaşta tahrip olan Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin savaş sonrası imarında etkin bir rol alabilir." Çetinkaya, konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde görev dağılımı yapıldı
28 Nisan 2026 Salı - 14:20 Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde görev dağılımı yapıldı Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde göreve seçilen yönetim kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirerek görev dağılımını yaptı. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde Ömer Madırlı dönemi başladı. İhracatçı birliklerinde genel kurulun ardından belirlenen yönetim kurulları, ilk toplantılarını yaparak yeni dönem çalışmalarına start verdi. 11 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı’nda Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Ömer Madırlı başkanlığında yapılan ilk Yönetim Kurulu Toplantısı’nda; Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılıklarına, Birliğin önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapan Ethem Tanrıver ile Mehmet Taşkın oy birliğiyle seçildi. Yönetim Kurulu ise Ramazan Çelik, Tamer Arslantürk, Osman Boz, Mehmet Özel, M. Senar Kendisever, Çiğdem Emir, Abdullah Şimşek ve Sait Dervişoğlu’ndan oluştu. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Başkanı Ömer Madırlı, yeni dönemin birliğe hayırlı olmasını dileyerek, "Öncelikle Genel Kurulumuzun ihracatçımıza ve Birliğimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizlere güvenerek bir dönem daha camiamıza hizmet etme görevi veren ihracatçılarımıza ayrıca teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. DAİB Yönetim Kurulu Başkanlığı Ömer Madırlı, yeni seçilen üyelere rozet taktı.
Bakan Bayraktar: ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’
28 Nisan 2026 Salı - 14:02 Bakan Bayraktar: ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kritik minerallere sahip olmanın yeterli olmadığını, bunları işlemek gerektiğini belirterek, "Detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini açıklayacağız." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, OECD İstanbul Merkezi tarafından düzenlenen Kritik Mineraller Forumu’nun açılış programına katıldı. Programda konuşan Bakan Bayraktar, dünyanın yakın tarihin en büyük enerji krizlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Bayraktar, "Son gelişmeler bize bölgesel çatışmaların etkilerinin yalnızca o bölgelerle sınırlı kalmadığını bir kez daha göstermiştir" dedi. Bayraktar, Türkiye’nin Kritik Ham Maddeler stratejisini de yakında açıklayacaklarını belirtti. ‘‘Küresel enerji talebi yüzde 1,3, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü’’ Bakan Bayraktar, küresel enerji sahnesinde halihazırda hızlı bir değişim yaşandığını dile getirerek "Dünyanın enerji talebi artıyor ve resmi olarak Elektrik Çağı’na giriyoruz. Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebi yüzde 1,3 oranında arttı, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü" diye konuştu. ‘‘ OECD gibi kuruluşlar, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır’’ Ülkelerin bugünün zorluklarıyla tek başına yüzleşemeyeceğini vurgulayan Bayraktar, "Uluslararası iş birliğine, değer zinciri şeffaflığına ve ortak sorumluluğa ihtiyacımız var. OECD gibi kuruluşlar burada, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır" değerlendirmesini yaptı. ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik minerallerin yer aldığını belirterek, "Bu yeni dönemde, yalnızca kaynaklara sahip olmak yeterli değildir; bunları işleyebilmeniz gerekir. Türkiye tam olarak bunu inşa etmektedir: Kaynak çıkarımını, derin işleme kapasitesi ve yüksek teknolojili endüstriyel değer üretimi ile birleştiriyoruz" açıklamasında bulundu. ‘‘Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini yakında açıklayacağız’’ Bu vizyonun, 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu’nda ana hatlarıyla belirtildiğine değinen Bayraktar, "Raporun bulgularına dayanarak detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacağız" şeklinde konuştu. Bayraktar, Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının Kritik Ham Maddeler stratejisinin temel taşı olduğunu vurguladı. Bayraktar, ‘‘Beylikova’nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. ETİ Maden, ortaklarıyla birlikte bu konu üzerinde çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Beylikova’daki pilot tesis halihazırda faaliyettedir ve şu anda ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz’’ ifadelerini kullandı.
Yerli ve milli çift namlulu deniz topları görücüye çıkıyor
28 Nisan 2026 Salı - 13:51 Yerli ve milli çift namlulu deniz topları görücüye çıkıyor Ermaksan, 5-9 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek SAHA EXPO 2026 fuarında, tamamen yerli imkânlarla geliştirdiği ileri savunma çözümlerini tanıtacak. Bursa merkezli Ermaksan, fuarda THUNDERBOLT 40/70 T Çift Namlulu Deniz Topunu sergileyerek, modern deniz harekâtında yakın savunma ihtiyaçlarına yönelik yerli çözüm yaklaşımını ziyaretçilerle buluşturacak. Sistem; alçak irtifadan yaklaşan insanlı ve insansız hava araçları, helikopterler, seyir füzeleri ve benzeri hava hedefleri, sürü konseptinde seyreden suüstü unsurlar ve kıyıda konuşlu asimetrik tehditler gibi yoğun ve kısa reaksiyon pencereli senaryolara yanıt vermek üzere konumlandırılıyor. 40 mm sınıfındaki sistem; dakikada toplam 600 atım ateş gücü, 736’ya kadar hazır mühimmat kapasitesi, 12 bin 500 m azami menzil, 1000 m/s çıkış hızı ve -13/+85 irtifa ile 360 yanca hareket kabiliyetiyle kısa reaksiyon pencereli, çoklu hedef ve doygun saldırı senaryolarına odaklanıyor. Kompozit kupola yaklaşımı ise düşük radar izi hedefiyle platformun imza yönetimi hedefleriyle uyumu destekliyor. THUNDERBOLT’un üretim sürecinin, Haziran 2022’de imzalanan Stratejik İş Birliği Anlaşması sonrası ivme kazandığı; Temmuz 2025’te Konya/Karapınar’da gerçekleştirilen kara atış testleriyle doğrulama safhasına geçilerek sistemin seri üretim fazına taşındığı belirtiliyor. Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Özkayan, "60 yılı aşkın üretim ve mühendislik tecrübesiyle geliştirilen THUNDERBOLT 40/70 T Türk Tipi Deniz Topu ile Deniz Kuvvetlerimize; ateş gücü yüksek, yerli ve sürdürülebilir bir savunma çözümü sunuyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
YEDAŞ’tan Amasya’ya 5 milyar TL’lik enerji yatırımı
28 Nisan 2026 Salı - 13:50 YEDAŞ’tan Amasya’ya 5 milyar TL’lik enerji yatırımı Geleceğin enerji altyapısını inşa etme vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Yeşilırmak Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (YEDAŞ), Amasya’da 2026-2030 yılları arasında 5 milyar TL’lik yatırım ve bakım çalışması gerçekleştirecek. Yapılacak yatırımlarla birlikte şehirde enerji altyapısının daha güçlü, kesintisiz ve sürdürülebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Program kapsamında şebeke yenileme, kapasite artışı, yeni dağıtım trafo merkezleri, yeraltı kablo projeleri ve ileri teknoloji dijital izleme sistemleri gibi birçok alanda önemli çalışmalar gerçekleştirilecek. YEDAŞ, Amasya’da hayata geçireceği yeni dönem yatırım planlarını basın toplantısıyla duyurdu. 9 bin kilometreyi aşan hat uzunluğu ve 250 bini aşkın aboneye hizmet Amasya genelinde 3 binin üzerinde trafo, 9 bin kilometreyi aşan hat uzunluğu ve 250 bini aşkın aboneye hizmet sunan YEDAŞ, 290 MVA’yı aşan kurulu güç ile yıllık 650 bin MWh seviyesindeki tüketimle kentin enerji ihtiyacını karşılıyor. Şirket, bu güçlü altyapıyı yeni trafo binaları, şebeke güçlendirme ve yedekleme yatırımlarıyla daha ileri taşıyarak artan enerji talebine sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyor. Kesinti adedi ve süresinde önemli iyileşme Son 7 yılda gerçekleştirilen yatırımların etkisi, kesinti göstergelerinde belirgin şekilde ortaya çıktı. Amasya’da abone başına ortalama kesinti süresi yüzde 46 oranında azalırken, kesinti adedi yüzde 38 düşüş gösterdi. 2025 yılı itibarıyla kesinti süresi 616 dakikaya, kesinti adedi ise 8,2 seviyesine geriledi. Bu iyileşmede teknoloji yatırımları önemli rol oynadı. SCADA ve OMS sistemleri sayesinde şebeke uzaktan izlenip yönetilebilir hale gelirken, arızalara müdahale süreleri kısaldı. Uzaktan enerjilendirme oranı yüzde 99 seviyesine ulaşırken, arıza tespit süreçleri saniyeler içinde gerçekleştirilebilir hale geldi. SCADA altyapısındaki gelişimle istasyon sayısında yüzde bin 57 artış sağlandı. Barış Demir: "Hedefimiz kesintisiz ve sürdürülebilir enerji" YEDAŞ İşletme Operasyonları Direktörü Barış Demir, "Amasya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımların en önemli çıktısı, vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmet kalitesinde yaşanan somut iyileşmedir. Son yıllarda kesinti sürelerinde ve sıklığında elde ettiğimiz düşüş, doğru planlama ve kararlı yatırım yaklaşımımızın bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde teknoloji odaklı yatırımlarımızla Amasya’da geleceğin enerji altyapısını kurmaya ve kesintisiz enerji arzını daha da güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi. 5 yıllık dönemde 5 milyar TL’lik yatırım planı YEDAŞ, önümüzdeki 5 yıllık dönemde hayata geçireceği 5 milyar TL’lik yatırım planı ile Amasya’nın enerji altyapısını daha da güçlendirerek, bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamayı sürdürecek. Büyük Amasya Oteli’nde düzenlenen toplantıya YEDAŞ Bölgeler Koordinatörü Emin Uğur Asan, Amasya Bölge Müdürü Eren Demirkan ve Kurumsal İletişim Müdürü Emin Genç de katıldı.
Kocaeli’deki manda yetiştiricilerine 3,4 milyon liralık destek
28 Nisan 2026 Salı - 13:48 Kocaeli’deki manda yetiştiricilerine 3,4 milyon liralık destek Kocaeli’de "Halk Elinde Anadolu Mandasının Islahı Projesi" ile üreticilere bugüne kadar 3,4 milyon liralık destek sağlayan Büyükşehir Belediyesi, düzenlenen kura töreniyle damızlık mandaları yeni sahiplerine teslim etti. Babaköy Mahallesi’nde düzenlenen törende, üretimi canlandırmak ve manda neslini korumak amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında kura çekimi yapılarak damızlık mandalar sahiplerine teslim edildi. Törende konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Abdullah Köktürk, kırsal kalkınma ve sürdürülebilir tarım hedefleri doğrultusunda hayvancılık projelerine önem verdiklerini belirterek, "Kandıra’mızın meşhur mandası inşallah eski günlerine kavuşacak" dedi. Kocaeli Manda Yetiştiricileri Birliği Başkanı Niyazi Yelkencioğlu ise kurdukları modern çiftlik ve mandırada süt, yoğurt ve peynir üretimiyle bölgesel bir marka haline geldiklerini ifade ederek, sağlanan desteklerin üretimin sürdürülebilirliğine büyük katkı sunduğunu kaydetti. Konuşmaların ardından Kandıra Ziraat Odası Başkanı Erdal Çetin ve Yelkencioğlu tarafından protokol üyelerine manda sütünden elde edilen ürünler ikram edildi. Et ve süt veriminde artış hedefleniyor Büyükşehir Belediyesinin 2023 yılından bu yana manda üreticilerine toplam 3,4 milyon lira destek sağladığı projede, canlı hayvanın 200 kilogramlık kısmı hibe ediliyor, kalan ağırlığın bedeli ise üreticiler tarafından karşılanıyor. Islah çalışmaları sayesinde, hastalıklara daha dirençli sürüler oluşturulurken, manda yavrularının doğum ağırlığı ve et veriminde yüzde 30, dişi yavruların süt veriminde ise yüzde 80 artış yaşanması hedefleniyor. Ayrıca Büyükşehir Belediyesine bağlı veteriner hekimler, üreticileri ziyaret ederek süreci takip ediyor.
Başkan Kıvanç: "Zorlu küresel şartlara rağmen ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz"
28 Nisan 2026 Salı - 13:28 Başkan Kıvanç: "Zorlu küresel şartlara rağmen ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz" Adana Sanayi Odası (ADASO) Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Zeki Kıvanç, küresel belirsizliklere rağmen Adana sanayisinin sergilediği dirençli performansa dikkat çekerek, yeni açıklanan destek paketlerinin üretim çarklarına güç katacağını vurguladı. Adana Sanayi Odası’nın Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı, Meclis Başkanı İsrafil Uçurum’un başkanlığında gerçekleşti. Toplantıda sanayicilere hitap eden Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, ekonomi gündemini değerlendirirken hem yerel başarıların altını çizdi hem de küresel ölçekte yaşanan gelişmelere dair öngörülerini paylaştı. Küresel riskler ve enerji dengeleri Dünya genelinde artan jeopolitik risklerin tüm ekonomileri etkilediğini belirten Başkan Kıvanç, özellikle Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki baskısına değindi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki hareketliliğin maliyetler üzerinde bir belirsizlik oluşturduğunu ifade eden Başkan Kıvanç, bu sürecin yakından takip edildiğini ve sanayicinin bu dalgalanmalara karşı korunması gerektiğini belirtti. Ekonomi yönetiminin attığı adımları ve son açıklanan kararları değerlendiren Başkan Kıvanç, sanayi sektörünün daha güçlü desteklenmesi gereken bir dönemden geçildiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nın yatırım ortamı adına önemli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Kıvanç, şu ifadeleri kullandı; "Özellikle imalatçı ve ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a çekilecek olması, bizler için çok değerli bir adım olacaktır. Türkiye’nin küresel bir finans ve yönetim merkezi olma hedefi, hem yerli yatırımcımızın cesaretini artıracak hem de yabancı sermayeyi ülkemize çekecektir. Bu vizyoner yaklaşım için başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, ekonomi yönetimimize ve ilgili tüm Bakanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Atılan bu kararlı adımların hem ülkemiz ekonomisi için hayırlara vesile olmasını diliyorum." Jeopolitik riskler akabinde sıkı para politikasının bir süre daha devam edeceğinin öngörüldüğünü belirten Başkan Kıvanç, "Sanayicinin finansman ihtiyacına yönelik günü kurtaran çözümler yerine, işletmelerin sermaye yapısını güçlendirecek ve nakit akışını kalıcı olarak iyileştirecek nokta atışı kredi imkanlarının ihtiyaç vardır." dedi. Başkan Kıvanç, Adana Sanayi Odası olarak sanayicilerin her zaman yanında olduklarını hatırlatarak; Model Fabrika, Sürdürülebilirlik Merkezi, Enerji Verimliliği ve Mesleki Gelişim merkezlerinin tek çatı altında toplandığı Sanayi Kampüsü’nün, üyelerin yalın dönüşüm, verimlilik, dijital dönüşüm ve yetkinlik süreçlerinde en büyük destekçisi olmaya çalıştıklarını ifade etti. İhracatçıya "Döviz Dönüşüm Desteği" çağrısı Küresel rekabette ihracatçının elini güçlendirecek somut bir öneri sunan Başkan Kıvanç, döviz dönüşüm desteğinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut desteğin yüzde 3 seviyesinde olduğunu ve ihracatçıların yalnızca yüzde 20’sinin bu imkandan yararlanabildiğini belirten Başkan Kıvanç şunları kaydetti; "Bu tablo, uygulamanın hem kapsam hem de etkinlik açısından yetersiz kaldığını gösteriyor. Döviz dönüşüm desteğinin herhangi bir şarta bağlı olmaksızın tüm ihracatçılara yaygınlaştırılması ve oranının artırılması artık kritik bir ihtiyaçtır. Uluslararası örneklere baktığımızda, Çin’de bu oranların yüzde 13 seviyelerine kadar ulaştığını görüyoruz. Ülkemizde de bu desteğin yükseltilmesi, sanayicimizin küresel arenada rekabet gücünü korumasını sağlayacaktır." Adana ihracatta ivme kazanıyor Adana’nın 2026 Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,1 artışla 276,4 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini söyleyen Başkan Kıvanç, sözlerini şöyle sürdürdü; "Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan Mart 2026 ihracat verilerine göre; Adana’nın 2026 Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,1 artışla 276 milyon 396 bin dolar ihracat gerçekleştirdi. Yılın ilk çeyreğini kapsayan Ocak-Mart döneminde ise Adana’nın toplam ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 artışla 798 milyon 147 bin dolar seviyesine ulaştı. Ocak-Mart döneminde ise en fazla ihracat yapılan ülke; 64 milyon 695 bin dolar ile İspanya oldu. İspanya’yı 47 milyon 896 bin dolar ile Irak ve 47 milyon 283 bin dolar ile Amerika Birleşik Devletleri izledi. Yılın ilk çeyreğine ise sektörel ihracatımıza baktığımızda ise; kimya sektörü 162 milyon 525 bin dolar ile ilk sıradaki yerini korudu. Aynı dönemde tekstil ve hammaddeleri sektörü 119 milyon 50 bin dolar ile ikinci sırada yer alırken, Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü ise 106 milyon 465 bin dolar ile üçüncü sırada yer aldı. Yakalanan bu ivmenin Türkiye genelinde ihracatın önünde olması da ayrıca son derece kıymetlidir. Adana sanayisi, zorlu küresel şartlara rağmen üretmeye ve ihracatını artırmaya devam etmektedir. Adana’nın ihracat potansiyelinin mevcut rakamların çok üzerinde olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim. İhracatımıza katkı sağlayan tüm firmalarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum."
Aydın’ın kayıtlı işgücü sayısı 100 bin oldu
28 Nisan 2026 Salı - 13:22 Aydın’ın kayıtlı işgücü sayısı 100 bin oldu Ülke genelindeki önemli tarım ve sanayi kentlerinden olan Aydın’da, kayıtlı işgücü sayısı 100 bin 640 oldu. Aydın İl İstihdam Kurulu Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı, Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında gerçekleştirildi. Aydın’ın, işgücü istihdam ve mesleki eğitim ihtiyacını tespit etmek, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları ile işletmelerde yapılacak mesleki eğitim ve istihdam konularında etkinlik ve verimliliği artırmak amacıyla düzenlenen Aydın İl İstihdam Kurulu Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı’nda Aydın genelindeki işgücü sayısı açıklandı. Ocak 2026 verilerine göre Aydın genelinde toplam 33 bin 8 işyerinin 185 bin 107 çalışanı bulunuyor. 0-9 arası çalışanı bulunan işyeri sayısı 29 bin 821 olurken, 10-49 arası çalışanı olan işyeri sayısı 2 bin 779, 50 ve üzeri çalışanı bulunan işyeri sayısı ise 408 oldu. Aydın’ın 2025 yılında işgücüne katılma oranı yüzde 52,9, istihdam oranı yüzde 48,7 olarak gerçekleşirken, işsizlik oranı ise yüzde 8 oldu. 2026 yılı Ocak ayı itibariyle 48 bin 506’sı erkek, 52 bin 134’ü kadın olmak üzere toplam 100 bin 640 kayıtlı işgücü bulunurken, 2026 Ocak-Mart döneminde iş bulma kurumuna kayıtlı özel sektör işyerlerinden toplam 6 bin 714 açık iş ilanı alınırken, Bu dönemde 169’u engelli olmak üzere toplam 4 bin 158 iş arayanın işverenlerle eşleşmesi sağlandı. 2026 yılı Ocak-Mart döneminde danışmanlık kapsamında yapılan görüşme sayısı 11 bin 757, özel sektör işyeri ziyareti sayısı bin 478 olarak gerçekleşti. Aydın’da 2026 Ocak-Mart döneminde düzenlenen Aktif İşgücü Programı çerçevesinde 79 adet İşbaşı Eğitim programından toplam 218 kişi faydalanırken, 18 adet Toplum Yararına Program’dan (TYP) toplam bin 40 kişi faydalandı. Ayrıca Eylül 2024 itibariyle hayata geçen İşgücü Uyum Programları kapsamında 22 ayrı programdan 478 kişi faydalandı. 284 milyon işsizlik ödeneği yapıldı Aydın’da 2026 yılı Ocak-Mart ayları arasında İşbaşı Eğitim Programı için 4 milyon 932 bin 758 TL, İstihdam Garantili Kurs NİYEP için 530 bin 354 TL, Toplum Yararına Programlar için 19 milyon 669 bin 681 TL, İşgücü Uyum Programları ve Gençlik Programları için 52 milyon 329 bin 413 TL, KİPAP Programı için 842 bin 952 TL olmak üzere kurs ve programlar için toplamda 78 milyon 305 bin 160 TL ödeme yapıldı. İşsizlik Sigortası Fonu çerçevesinde ise Aydın’da 2026 Ocak-Mart ayları içerisinde 8 bin 959 kişi işsizlik ödeneğinden faydalanırken, bu kişilere toplamda 284 milyon 760 bin 869 TL ödeme yapıldı. 27 kişi de yarım çalışma ödeneğinden faydalanırken, bu kişilere de toplamda 488 bin 504 TL ödeme yapıldı.