YEREL HABERLER - 02 Mart 2012 Cuma 13:38

VATANDAŞLARIN KÖPEK BALIĞI MERAKI

A
A
A
VATANDAŞLARIN KÖPEK BALIĞI MERAKI

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde, balık pazarında sergilenen "kamçı kuyruk" cinsi köpek balığı vatandaşların ilgi odağı oldu.
Bandırma açıklarında avlanan balıkçıların ağlarına takılan yaklaşık 3 metre uzunluğundaki 60 kiloluk köpek balığı Mustafakemalpaşa ilçesinde bir balıkçı tarafından satın alındı. Köpek balığını tezgahında teşhir eden balıkçı Ahmet Küçüktuna, "Marmara’da daha evvel kamçı kuyruk cinsi bu köpek balığının büyükleri yakalanmıştı. Bu yavru sayılır, ama vatandaşlar her zaman yakından görebilecekleri bir balık olmadığı için ilgi gösteriyorlar. Balığı restoranlara satacağız" dedi.
Vatandaşlar köpek balığıyla bol bol fotoğraf çektirdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Akdeniz Belediyesinden kimsesiz, engelli ve yaşlılara şefkat eli Akdeniz Belediyesi, ilçede yaşayan kimsesiz, engelli ve yaşı ilerlemiş vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik sosyal belediyecilik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren evde temizlik ve kişisel bakım ekipleri, ihtiyaç sahibi vatandaşların evlerine düzenli aralıklarla ulaşarak hijyen ve kişisel bakım desteği sağlıyor. Belediye ekipleri tarafından geçtiğimiz yıl içerisinde bin 181 hanede kapsamlı ev temizliği yapılırken, 162 kadına ise kişisel bakım ve kuaförlük hizmeti sunuldu. Sosyologlar tarafından gerçekleştirilen saha çalışmaları ve tespitler doğrultusunda planlanan hizmetler kapsamında ekipler, belirlenen program çerçevesinde vatandaşların evlerinde dip bucak temizlik gerçekleştiriyor. İhtiyaç duyan vatandaşlara kişisel bakım ve kuaförlük hizmetleri de veriliyor. Sunulan hizmetlerden büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden vatandaşlar, Akdeniz Belediyesi ekiplerine teşekkür etti. Akdeniz Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, sosyal belediyeciliği merkeze alan bir anlayışla hareket ettiklerini belirterek, "Akdeniz’de hiçbir vatandaşımızı yalnız bırakmıyoruz. Kimsesiz, engelli ve yaşı ilerlemiş hemşerilerimizin hayatına dokunmak, onların günlük yaşamını kolaylaştırmak bizim en temel sorumluluklarımızdan biridir. Sosyologlarımızın tespitleri doğrultusunda planlı ve sürdürülebilir bir hizmet yürütüyoruz. İhtiyaç duyulan her haneye ulaşmaya, her vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Akdeniz Belediyesinin evde temizlik ve kişisel bakım hizmetlerini önümüzdeki süreçte artırarak sürdürmeyi hedeflediği bildirildi.
Malatya Kanseri yenen 60 yaşındaki kadından erken teşhis uyarısı Malatya’da yaşayan 60 yaşındaki Sevgi Duran, yaklaşık 8 yıl önce yakalandığı meme kanserini erken teşhis ve tedavi sayesinde yenerek sağlığına kavuştu. Duran, vatandaşlara düzenli kontrollerini yaptırmaları çağrısında bulundu. Malatya’da yaşayan Sevgi Duran, 8 yıl önce göğsünde fark ettiği şekil bozukluğu üzerine sağlık ocağına başvurdu. Buradan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) yönlendirilen Duran, yapılan mamografi ve tetkikler sonucunda meme kanseri tanısı aldı. "Eşimin, kızımın ve torunumun desteğiyle bu süreci atlattım" Kısa süre içerisinde ameliyat olan ve zorlu bir süreç geçiren Duran, "Bir ay içerisinde ameliyat oldum, göğsüm alındı. Ardından ışın tedavisi ve kemoterapi aldım. Zor bir süreçti ama eşimin, kızımın ve torunumun desteğiyle bu süreci atlattım. Şu an 7,5-8 yılı dolduruyorum ve gayet iyiyim" dedi. "Erken teşhis hayat kurtarır" Erken teşhisin önemine dikkat çeken Duran, "Herkesin kendi kontrollerini yapması, sağlık ocaklarını ve KETEM’leri kullanarak düzenli taramalarını yaptırması çok önemli. Erken teşhis hayat kurtarır" ifadelerini kullandı Battalgazi Devlet Hastanesi’nde görev yapan doktor İzem Deniz Karakuş ise merkezde meme kanseri, kolon kanseri ve rahim ağzı kanseri taramalarının yapıldığını söyledi. Rahim ağzı kanserinin kadınlarda sık görülen ve taramalarla önlenebilen bir hastalık olduğunu belirten Karakuş, "Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni HPV enfeksiyonudur. Bazı yüksek riskli HPV tiplerinin uzun süre vücutta kalması yıllar içinde kansere yol açabilmektedir" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Rahim Ağzı Kanseri Tarama Programı kapsamında 30-65 yaş arasındaki kadınlara HPV DNA testinin KETEM’lerde ücretsiz olarak yapıldığını belirten Karakuş, "Kanser çoğu zaman erken evrede belirti vermez. Düzenli taramalar sayesinde hücresel değişiklikler erkenden tespit edilerek hastalık oluşmadan önlenebilir" dedi Karakuş, KETEM’lerin temel amacının toplumda kanser farkındalığını artırmak ve vatandaşların eşit, ücretsiz ve güvenilir sağlık hizmetlerinden faydalanmasını sağlamak olduğunu kaydederek, "Tüm kadınları kendi sağlıkları için rahim ağzı kanseri taramalarını yaptırmaya davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki erken tanı hayat kurtarır" diye konuştu.
Tunceli Beyaz esaretin içinde hayat kurtaran eller Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde etkisini artıran yoğun kar yağışına rağmen veteriner hekimler, ulaşımın güçleştiği kırsal bölgelerde hayvan sağlığı için fedakarca görev yapıyor. Yoğun kar ve dondurucu soğuklara rağmen veteriner hekimler, kimi zaman kilometrelerce yolu karlı arazide yürüyerek hayvanlara ulaşıyor ve hayvancılığın sürdürülebilirliği için büyük bir özveriyle çalışıyor. Tunceli’de hayvancılığın en yoğun yapıldığı ilçelerin başında gelen Çemişgezek’te, etkisini artıran yoğun kar yağışı üreticilere zor anlar yaşattı. Veteriner hekimler bu zorlu şartlarda üreticileri yalnız bırakmadı. Soğuk ve karlı hava hayvan yetiştiriciliğini güçleştirirken, Çemişgezek İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde görevli veteriner hekimler zorlu kış şartlarına rağmen görevlerinin başında fedakarca mücadele ediyor. Anayol dışında kalan, araçla ulaşımın mümkün olmadığı bölgelerde dahi görev yapan veteriner hekimler, kimi zaman kilometrelerce yolu karlı arazide yürüyerek hayvanların bulunduğu alanlara ulaşıyor. Zorlu mesailerine rağmen hayvan sağlığını önceleyen veteriner hekimler, hem bulaşıcı hastalıkların önüne geçiyor hem de kış şartlarında hayvancılığın sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlıyor. Zorlu kış şartlarında besicilik yaptıklarını belirten üretici Bayram Yemiş, "Çemişgezek Cebe Köyü’nde yaşıyorum. Zor kış şartları altında besicilik yapıyoruz. Sağ olsun veteriner hekimlerimiz kar, kış demeden her zaman yanımızdalar. Fedakarca yaptıkları bu hizmetten dolayı veteriner hekimlerimize çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Karda da tipide de sürekli yanımızdalar" Veteriner hekimlere teşekkür eden üretici Sadık Özen, "İlçe Tarım Müdürlüğü’nde görevli veteriner hekimlere çok teşekkür ediyorum. Veteriner hekimlerimiz kar, kış şartları demeden sürekli 7/24 saat yanımızdalar. Bizim zaten kış şartlarından dolayı işlerimiz çok ağır ve yoğun. Kar, kış demeden; karda da tipide de sürekli yanımızdalar. Kendilerine çok çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Yolun gelemediği yerleri bile aşarak yanımıza geliyorlar" Küçükbaş hayvan üreticisi Resul Özen ise "Geçimimizi hayvancılıkla sağlıyoruz. Sağ olsun veteriner hekimlerimiz sahada bizi yalnız bırakmıyorlar. Zorlu kış şartlarında yolun gelemediği yerleri bile aşarak yanımıza geliyorlar. Bizim hayvancılığımız sıradan bir hayvancılık değil; çünkü geçim kaynağımız tamamen hayvancılığa dayalı. Veteriner hekimlerimiz kış şartlarında, karlı yollardan da olsa yanımıza gelmeye çalışıyorlar. Onlara üreticiler adına çok çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Kar, kış dinlemeden, yol şartlarına bakmadan görevimizi yerine getiriyoruz" Veteriner Hekim Zeynel Aydın, "Tunceli Çemişgezek İlçe Tarım Müdürlüğü’nde görev yapmaktayım. İşimiz zor fakat işimizi severek yapıyoruz. Çemişgezek ilçemiz, hayvan popülasyonu açısından ilimizin yoğun bölgelerinden biri. Yaklaşık 200 bine yakın küçükbaş hayvanımız bulunmakta. Bu durum her ne kadar işimizi zorlaştırsa da bu sene kış şartları oldukça çetin geçmektedir. Buna rağmen kar, kış dinlemeden, yol şartlarına bakmadan görevimizi yerine getiriyoruz. Bu dönemde kuzu doğumları devam etmekte olup özellikle küpeleme çalışmaları yürütüyoruz. Mart ve nisan aylarında ise aşılama çalışmalarımız başlayacak" dedi.
Konya Yeni yılda beslenmede akışkanlık yaklaşımı Yeni yıl, birçok kişi için yeni başlangıçlar anlamına geliyor. Son yıllarda beslenme dünyasında da dikkat çeken bir değişim var. Katı kurallar, yasak listeleri ve tek tip diyetler yerini daha esnek ve kişiye uyarlanabilir beslenme yaklaşımlarına bırakmaya başladı. Bu yeni yaklaşım ise "beslenmede akışkanlık" olarak tanımlanıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, beslenmede akışkanlık; vücudu dinlemeyi öğrenmek ve bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı olmayı hedefliyor. Her gün aynı saatte, aynı porsiyonlarla ve aynı listelerle beslenmek yerine, vücudun o günkü ihtiyacına göre beslenmeyi şekillendirdiğini belirtti. Açlık ve tokluk sinyallerini dikkate almak, ruh hali, uyku durumu, stres seviyesi ve fiziksel aktivite gibi faktörleri beslenmenin bir parçası haline getirmek bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, bu yaklaşımda amaç, kısa vadeli kilo kaybı değil; sürdürülebilir sağlık, metabolik denge ve zihinsel rahatlık sağlamanın temel ilke olduğuna dikkat çekti. Katı diyetler yerini esnekliğe bırakıyor Geleneksel diyet modelleri çoğu zaman ya hep ya hiç anlayışıyla ilerliyor. Yasaklanan besinler, kaçırılan öğünler ya da bozulan diyetler suçluluk duygusunu beraberinde getiriyor. Bu durumun uzun vadede yeme ataklarına, diyet bozma döngüsüne, metabolik yavaşlamaya, psikolojik baskıya neden olabileceğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, "Beslenmede akışkanlık bu döngüyü kırmayı hedefliyor. Vücudu dinlemeyi öğrenmek, bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı oluyor. İnsan vücudu her gün aynı enerjiye, aynı iştaha ve aynı besin ihtiyacına sahip değildir. Stresli geçen bir gün, uykusuz geçen bir gece, yoğun bir iş günü ya da adet döngüsü gibi faktörler besin ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle spor yapılan günlerde daha yüksek enerji alımı, dinlenme günlerinde daha hafif öğünler, stresli dönemlerde kan şekeri dengesini destekleyen beslenme, akışkan beslenmenin doğal bir parçası olarak görülüyor’’ dedi. Yeni nesil beslenme yaklaşımlarında hormonal dengeler, bağırsak sağlığı, stres ve uyku düzeni iştah üzerinde belirleyici rol oynar. Örnek vermek gerekirse yetersiz uyku leptin ve ghrelin hormonlarını etkileyerek iştahı artırabilir. Kronik stres tatlı ve karbonhidrat isteğini tetikleyebilir. Bağırsak dengesizlikleri sürekli yeme isteği oluşturabilir. Bu nedenle beslenmede akışkanlık, beden zekâsını geliştirmeyi hedeflemek olduğunu belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, 2026 yılında beslenme trendlerine göre mükemmel beslenme anlayışının yerini yeterince beslenme kavramına bıraktığına dikkat çekti ve şöyle devam etti: ‘‘Bu kavram kişilerin sosyal hayatlarını, özel günlerini ve keyif aldıkları besinleri tamamen dışlamadan ilerleyebilmelerini sağlıyor. Her öğünün kusursuz olması değil uzun vadede dengede kalabilmek, vücutla iş birliği yapabilmek anlamına geliyor" dedi. Yeni yılda bırakılması gereken eski alışkanlıklar Beslenmede akışkanlık, yeme davranışına bakış açısını kökten değiştiriyor. Amaç kontrol etmek değil, anlamak. Yasaklamak değil, dengelemek olduğunu vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Yeni yıl, yeni bir diyet listesiyle değil; vücudun ihtiyaçlarını fark ederek, daha şefkatli ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmak için önemli bir fırsat. Günlük kilo değişimleri; ödem, hormonal dalgalanmalar ve sindirim durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle her gün tartılmak, gerçek ilerlemeyi yansıtmak yerine gereksiz stres oluşturur, haftalık aynı gün ve aç karnına tartılmak en doğru sonucu gösterir" şeklinde konuştu. Bunu asla yememeliyim yaklaşımı, zamanla kontrolsüz yeme davranışlarını tetikleyebiliyor. Yasaklar yerine denge ve farkındalığın ön planda olması gerektiğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, tek bir öğünün ya da bir günün tüm süreci sabote ettiği inancı, diyet-bozma döngüsünü güçlendiriyor. Oysa beslenme uzun vadeli bir süreç; bir öğün tüm resmi belirlemez. Kişiye özel olmayan, sıkça tercih edilen detoks programlarının, sağlığı olumsuz yönde etkileyerek böbrek, karaciğer, bağırsak hastalıklarına yol açabileceğini kaydederek, "Uzun süre aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmanın yanı sıra kan şekeri dalgalanmalarına ve aşırı yeme ataklarına yol açar. Yeni nesil beslenme yaklaşımında aç kalmak değil; vücudu doğru zamanda doğru şekilde beslemek olarak tanımlanıyor" ifadelerini kullandı. Fonksiyonel Tıp bakış açısıyla akışkan beslenme Fonksiyonel tıpta beslenme; tek tip diyet listeleriyle değil, bireyin bağırsak sağlığı, hormon dengesi, kan şekeri yanıtı, stres düzeyi ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak ele alınır. Bu yaklaşımda temel soru ne yemeliyim yerine vücudum bu besinlere nasıl yanıt veriyor olması gerektiğini vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Glutensiz, ketojenik ya da şekersiz beslenme gibi popüler yaklaşımlar bazı bireylerde fayda sağlarken, herkes için uygun olmayabilir. Akışkan ve kişiye özel beslenme modeli; bağırsak mikrobiyotasını desteklemeyi, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmayı, hormonal dengeyi korumayı ve uzun vadeli metabolik sağlığı hedefler. Beslenme yalnızca tabaktaki yiyeceklerle sınırlı değil; uyku, stres yönetimi ve günlük yaşam şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı beslenme; katı kurallarla kontrol etmekten ziyade vücutla iş birliği içinde olmayı gerektirir. Her öğünün kusursuz olması değil, genel dengenin korunabilmesi önem taşır. Beslenmede akışkanlık yaklaşımı, bireyin sosyal hayatıyla uyumlu, psikolojik baskı oluşturmayan ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmasına yardımcı olmaktır" diye konuştu.