ASAYİŞ - 11 Ocak 2018 Perşembe 14:21

7 yıl önce kaçırılan Melike Toyguncu davası yeniden başladı

A
A
A
7 yıl önce kaçırılan Melike Toyguncu davası yeniden başladı

Ankara'nın Sincan ilçesinde 2011'de 14 yaşındayken ablasının YGS giriş formunun çıktısını almak için evden çıkan ve bir daha haber alınamayan Melike Toyguncu'yu kaçırdıkları iddiasıyla yargılanan sanıklar yeniden hakim karşısına çıktı.

Olay, 18 Ocak 2011'de Sincan ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, YGS'ye girecek olan ablasına form almak için evden çıkan Melike Toyguncu, bir daha evine geri dönmedi. Ailenin yetkililere başvurması üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. Elde edilen bilgiler doğrultusunda sanıklar Muharrem A, Cevat Y. ve Oğuzhan M. hakkında "kasten öldürme", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak", "çocukları fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek" ve "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçlamalarıyla dava açıldı. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve 2015 yılı Temmuz ayında karara bağlanan davada, sanıklar Muharrem A. ile Cevat Y. 10'ar yıl, Oğuzhan M. ise 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Yargıtay, kararı bozdu

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, davayı usülden bozarak mahkemeye gönderdi. Mahkemeye geri gönderilen dava, Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tekrar görüldü. Daha önceki celselerde tanık olarak dinlenen Bekir B, davanın sanığı oldu. Davaya tutuksuz sanıklar Cevat Y, Muharrem A, Oğuzhan M, Bekir B. ve avukatları ile Melike Toyguncu'nun annesi Fatma Toyguncu, babası Mahmut Toyguncu ve ablası Şerife Toyguncu ile avukatları katıldı.

Bozma kararına ilişkin beyanları sorulan sanık Cevat Y, bozma kararında taktiri mahkemeye bıraktığını söyledi. Daha önceki savunmalarını aynen tekrar ettiğini belirten Cevat Y, üzerine atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini, Melike Toyguncu'nun şu an nerede olduğunu bilmediğini öne sürdü.
Sanık Muharrem A, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini kaydederek, "Mağdurun nerede olduğunu bilmiyorum. Mağdureye karşı herhangi bir öldürme eyleminde bulunmadık" dedi.

Sanık Oğuzhan M, "Mağdurenin bulunduğu eve bir kere uyuşturucu içmeye gittim. Yanında Muharrem, Cevat ve ben vardık. Bekir orada yoktu. Üçümüz uyuşturucu aldık. Mağdure de oradaydı. Ben mağdurenin Muharrem'in arkadaşı olduğunu biliyordum. Gece kaldığım süre içerisinde mağdure ile Muharrem'in ilişkiye girdiğini görmedim. Mağdureye de böyle bir teklifte bulunmadım. Zaten ertesi gün de o evden ayrıldım, bir daha da onu hiç görmedim" ifadelerini kullandı.

"Bu kız bana da düşer mi diye sordum"

Sanık Bekir B, hatırlamadığı bir tarihte bankada işi olduğunu, işini halletmesinin ardından sanık Cevat Y.'nin yanına gittiğini anlatarak şunları kaydetti: "Cevat'ın yanına geldiğimde mağdureyi Cevat'ın yanında gördüm. Hatta beraber kahvaltı yaptık. Daha sonra kayınım ile birlikte aradan 10 gün sonra tekrardan Cevat'ın evine gittiğimizde mağdure yine oradaydı. Ben kızı kısa süreli gördüğüm için tam olarak yaşını anlayamadım. Daha sonra Muharrem'i telefonla arayıp 'bu kız bana da düşer mi?' diye sordum. Bundan dolayı pişmanım. Muharrem de 'dediğim gibi eğer ben de orada olursam bedava olur, ben orada olmazsam 50 TL'ni alır' dedi. Hatta 'gelmeden birkaç gün önce beni ara ortamı kurayım' dedi. Ben mağdure ile ilişki yaşamadım, sadece ilişki yaşamayı düşündüm. Muharrem, bana, kızın ailesinin her tarafta kızı aradıklarını, ailenin kendisine ulaştıklarını söyledi. Bana, 'sana da ulaşırlarsa görmedim, duymadım de' dedi. Bu olaylar olduktan sonra Cevat bir gün bana geldi. Cevat'a kızın nerede olduğunu sordum. 'Kız gideli çok oldu' dedi, ayrıntı vermedi."

"Kızımın öldürüldüğünü düşünüyorum"

Melike Toyguncu'nun annesi Fatma Toyguncu ise, "Benim evladım bu kişilerin arasında yok oldu. Saç telleri, kıyafeti onların evinde çıktı. Gelen ihbarlarda bir gelişme yok. Muharrem Aytekin'in daha önce cinayetten sabıkası var. Kızımın öldürüldüğünü düşünüyorum. Kızım olay tarihinde zeka olarak 2 yıl akranlarını geriden takip ediyordu. Bu zeka durumuna ilişkin tedavileri de devam ediyordu. Buna rağmen kızımı sanıklar götürdü" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Remzi Demir, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin bozma kararına uyulmasını talep etti. Savcı Demir, sanıkların tutuklanma talebinin reddine karar verilmesini istedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, bozma kararına uyulmasına oy birliğiyle karar verdi. Bozma öncesi yargılamalarda tanık olarak dinlenen tanık Sedat T.'nin dinlenilmesine hükmeden mahkeme, sanıkların tutuklanmalarına yönelik talebin reddine karar verdi. Mahkeme, sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerini uygulayarak yurt dışı çıkış yasağı koydu ve duruşmayı 22 Şubat 2018'e erteledi. 

Abdullah Sarica

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Doğal şifa kaynağı ’Kangal Balıklı Göl’ yenileniyor Sivas’ta Kangal Balıklı Göl Tabiat Parkı için başlatılan dönüşüm projesiyle bölgenin hem ekolojik yapısı korunacak hem de uluslararası sağlık turizmi merkezi haline getirilmesi hedefleniyor. 2027’nin yaz aylarında tamamlanması planlanan projede modern tesisler, yayalaştırılmış alanlar ve çevreci planlama öne çıkacak. Sivas’ta sağlık turizminin önemli merkezlerinden biri olan Kangal Balıklı Göl Tabiat Parkı, kapsamlı bir dönüşüm projesiyle yeniden hayat bulacak. Cumhurbaşkanlığı kararıyla tabiat parkı ilan edilen bölgede, Sivas Valiliği ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda geniş çaplı bir çalışma başlatıldı. Hazırlanan proje kapsamında 1600 rakımlı vadinin özgün mikroklimatik yapısının korunması esas alınacak. Yaklaşık 70 bin metrekarelik alanda yürütülecek çalışmada taşıt trafiği dış çepere alınarak kaplıca bölgesi tamamen yayalaştırılacak. Böylece vadinin nem dengesi, güneşlenme süresi ve doğal hava akımları korunurken, hem ziyaretçilerin sağlığı hem de endemik balık türlerinin yaşam alanı güvence altına alınacak. Toplam 11 bin metrekarelik brüt inşaat alanına sahip olacak yeni tesis, modern sağlık hizmetleri ile Sivas’ın köklü misafirperverliğini bir araya getirecek. Proje kapsamında 250 yatak kapasiteli otel, aile tipi kır evleri, tam donanımlı sağlık ve kür merkezi, bin 750 metrekarelik açık şifa göletleri ile kapalı ve açık havuzlar inşa edilecek. Ayrıca yeme-içme alanları, yerel kültür sokağı, yöresel ürün satış noktaları, otopark, mescit ve yönetim birimleri de projede yer alacak. 2027 yılında açılması planlanıyor 2027 yılının yaz aylarında tamamlanarak hizmete açılması planlanan projede vatandaşların kaplıcadan faydalanmaya devam edebilmesi için mevcut yapıların bir bölümü ve eski havuzların yenilenerek 2026 yaz sezonunda günübirlik ziyaretlere açık olacağı bildirildi. Konuyla ilgili Sivas Valiliği tarafından yapılan açıklamada, "Projenin hayata geçirilmesinde başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve emeği geçen tüm kurum ve yetkililere, emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyor, ilimize ve ülkemize şimdiden hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verildi.
Antalya Onu görenler azmine hayran kalıyor: Ayaklarıyla tıraş oluyor, yemek yiyor, para üstü veriyor Antalya’da doğuştan elleri olmayan 69 yaşındaki 2 çocuk babası Mehmet Temel, ayaklarını adeta el gibi kullanarak hayatını sürdürüyor. Günlük yaşamda birçok işini ayaklarıyla gerçekleştiren Temel, azmiyle örnek oluyor. Antalya’da yaşayan doğuştan elleri olmayan 2 çocuk babası Mehmet Temel, yıllardır esnaflık yaptığı takı dükkanında boncukları ayakları ile tek tek diziyor. Elleri olmamasına rağmen günlük yaşamında da birçok işini kendi halledebilen Temel, ayaklarıyla tıraş oluyor, yemek yiyor, hatta araç kullanıyor. Sürücü koltuğunda özel tertibatlı aracıyla yıllardır araba kullanan Temel, usta şoförleri aratmıyor. Kaleiçi’ndeki iş yerine geldiğinde ise kepengini açan Temel, takılarını tek tek ayaklarıyla diziyor, cep telefonunu ayaklarıyla kullanıyor ve kahvesini içiyor. Dükkanına gelen müşteriler, alışveriş sonrası para üstünü ayaklarıyla veren Temel’i görünce şaşırıyor. Hayatı boyunca çalışarak birçok işte görev aldığını dile getiren Temel, şehir dışına giderek ayakkabı boyacılığı, kaset gibi işler yaptığını aktardı. "Annem beni kazanın altına koyup terk etmiş" Yaşam hikayesini anlatan Mehmet Temel, doğduğu zaman çevredeki komşularının annesine olumsuz söylemlerde bulunduğunu belirterek, "Yaylada doğmuşum. Komşular anneme ’Bunu öldür, başına bela olur. Ne el ne ayak var’ demişler. Beni kazanın altına koymuşlar. Günler sonra babama ’Senin bir oğlun oldu ama kazanın altına koydular’ demişler. Babam anneme ’Çocuk nerede?’ diye sorunca ’Öldü’ demiş. Babam da ’Ölüsü nerede?’ diye sorduğunda kazanın altında tarlaya koyduğunu söylemiş. Beni bulmak için 6-7 saat yol yürümüş. Babam beni ceketine sarıp çadıra getirmiş. Diğer çocuklardan daha çok önem vereceğini söylemiş" dedi. "Sevinçten ağaca çıkmışım" 9 yaşına kadar yürüyemediğini anlatan Temel, "Diğer çocukların elleri, ayakları var, benim niye yok diye sorduğumda hem onları hem kendimi üzüyordum. Annem, babama ’Biraz da sen bak, ben dayanamıyorum’ demiş. Babam da beni alıp elma bahçesine bir çadır kurmuştu. Her gün orada babamla kalıyorduk. Orada otururken bir şeyler oldu ve yürüyebiliyordum. Sevinçten oradaki ağaca çıkmışım. Sevinçten çığlık atıyormuşum. Halbuki o ağaca çıkamam ama sevinçten çıkmışım" diye konuştu. "Elim ayağım araba" Temel, araç kullanmanın hayatında önemli bir yeri olduğunu aktararak, "Her şeyi yapacağım aklıma gelirdi ama araba kullanacağım aklım gelmezdi. 50 senedir özel tertibatlı araba kullanıyorum. Bu sene ehliyetin değişmesi gerekiyormuş fakat şu anda değiştiremedim. Benim elim ayağım araba. Ehliyetimin yenilenmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. "Müşterilere ayağımla para verip alırken şaşırıyorlar" Müşterilere parayı ayakları ile uzatan Temel, müşterilerinin şaşırdığını ifade ederek, "Müşterilere ayağımla para verip alırken şaşırıyorlar, onlar da şok oluyor, kamera şakası sanıyorlar. Bir zamanlar İstanbul’da gişe memuruna ayağımla para uzattım şok oldu, ’El miydi ayak mıydı’ dedi. Kamera şakası dedim" diye konuştu. "Elimi ayağımı sana vereyim baba" Hayatında en çok iz bırakan anlardan birini anlatan Temel, "Bir zamanlar 4 yaşındaki kızım ile mutfakta otururken bana ‘Baba neden elin ayağın yok?’ dedi. ’Allah böyle yaratmış’ dedim, kızım da "Bir elimi, bir ayağımı kesip sana vereyim’ dedi. ’Hayır’ deyince bu sefer, ’İki elimi, iki ayağımı sana vereyim’ dedi ve ben orada koptum" ifadelerini kullandı.
Erzurum ETÜ’de Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında konferans düzenlendi Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (PUAM) ile Bilim İletişimi Ofisi (BİO) iş birliğinde Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında konferans düzenlendi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naim Ürkmez, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol, akademisyenler, özel gereksinimli bireyler ve aileleri katıldı. Programın açılışında konuşan ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, otizm konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının yalnızca akademik bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir gereklilik olduğunu ifade etti. Bu tür etkinliklerin bireyler arasındaki empatiyi güçlendirdiğini ve özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşama daha etkin katılımına katkı sunduğunu belirten Çakmak, üniversitelerin bu noktada önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Sağlık bilimleri ve psikoloji alanındaki çalışmaların desteklenmeye devam edeceğini dile getiren Çakmak, farkındalık odaklı etkinliklerin toplumun tüm kesimlerinde bilinç oluşturma açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Rektör Çakmak’ın konuşmasının ardından program, alanında uzman isimlerin sunumlarıyla devam etti. Konferansta Uzman Dr. Özgür Esmeray otizmin belirtileri ve tanı koyma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Psikolog Gizem Keskin Yeğen otizmli çocuk sahibi ailelerin karşılaştığı görünmeyen yükleri ele aldı. Doç. Dr. Sümeyye Ulaş ise otizmde ebeveyn-çocuk etkileşim terapisine ilişkin bilgiler paylaşırken, Palandöken Otizm Dernek Başkanı Nazan Yaşarbaş da otizm farkındalığı ve dernek faaliyetlerine yönelik sunum gerçekleştirdi. İlgiyle takip edilen program, katılımcıların sorularını uzman isimlere yöneltmesiyle sona erdi.
Tunceli Tunceli merkezli sahte kripto operasyonu: 8 kişi tutuklandı Tunceli’de sahte kripto yatırım platformları üzerinden yürütülen dolandırıcılık ağına yönelik 5 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 8 kişi tutuklandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Nazımiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, geniş çaplı bir siber dolandırıcılık şebekesine darbe vuruldu. Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı teknik ve mali incelemelerde, müşteki T.S.Ö.’nün sahte yatırım platformları aracılığıyla 8 farklı şirket hesabına toplam 3 milyon 480 bin TL göndererek dolandırıldığı ortaya çıkarıldı. Elde edilen deliller doğrultusunda şüphelilerin kimlikleri tek tek tespit edilirken, İstanbul, Balıkesir, Hatay, Mersin ve Manisa’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 6’sı çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 2 şüphelinin ise farklı suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlendi. Böylece dosya kapsamında toplam 8 şüpheli tutuklanmış oldu. Soruşturma sürecinde şüphelilerin, elde ettikleri paranın izini kaybettirmek amacıyla çok sayıda transfer gerçekleştirdiği ve paraları farklı kripto hesaplarına aktardığı tespit edildi. Yapılan mali analizlerde, kullanılan 8 ayrı şirket hesabında toplam 55 milyon TL’lik işlem hacmine ulaşıldığı ortaya konuldu. Operasyon kapsamında yapılan aramalarda 5 cep telefonu, 3 SIM kart ve 1 dizüstü bilgisayar ele geçirildi. Yetkililer, vatandaşları hedef alan siber dolandırıcılık suçlarına karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgularken, özellikle yüksek kazanç vaadiyle sunulan yatırım tekliflerine karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.