DÜNYA - 26 Aralık 2025 Cuma 14:39 | Son Güncelleme : 26 Aralık 2025 Cuma 15:16

ABD'li ekonomist Sachs: ''Türkiye, NATO içindeki hiyerarşiyi bozuyor''

A
A
A

ABD'li ekonomist Jeffrey Sachs, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişinin NATO içindeki hiyerarşiyi bozduğunu ifade ederek, "Hiçbir NATO üyesi, ittifak dahilindeyken savunma sanayisinde bu düzeyde bağımsızlığa ulaşmamıştır" dedi.

ABD'li ekonomist ve Columbia Üniversitesi profesörü Jeffrey Sachs, Voice of Horizon isimli YouTube kanalında Türkiye'nin savunma sanayiinde devrim olarak nitelendirilebilecek bir gelişmeye imza attığını ifade ederek bunun Türkiye, bölge, Avrupa ve NATO'daki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel savunma sanayisinde sadece ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve birkaç ülkenin daha gelişmiş silah sistemleri tasarlayıp ürettiği hiyerarşik sistemin çözülmeye başladığını ifade eden Sachs, "Türkiye, son 15 yıl içinde gelişmiş askeri teknolojisinin neredeyse tamamını ithal eden bir ülkeden, silahlı insansız hava araçları, deniz platformları, zırhlı araçlar ve giderek daha sofistike elektronik harp ve füze sistemleri üreten dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline geldi" dedi.

"Bu bir savunma sanayii devrimi"

Bu artışın kademeli değil, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren ve "NATO içindeki güç dengesi hakkında rahatsız edici sorular doğuran kapsamlı bir savunma sanayii devrimi" olduğunu söyleyen Sachs, "2000 yılında Türkiye savunma teçhizatının yaklaşık yüzde 80'ini ithal ediyordu. ABD'den F-16 savaş uçakları, Almanya'dan Leopard tankları, Avrupa tersanelerinden deniz platformları satın alıyordu. Hatta temel zırhlı araçlar ve hafif silahlar bile çoğu zaman yabancı üretim ya da çok düşük yerli katkıyla lisans altında monte ediliyordu. Türkiye'de savunma sanayi şirketleri vardı ama bunlar esas olarak montaj faaliyetleri ve bakım için kurulan tesislerdi" diye konuştu.

Türkiye'nin küresel pazarda bir üretici değil tüketici konumundayken Türk dış politikasının tedarikçilerin çıkarlarıyla çatışmasından sonra silah ambargoları ile karşı karşıya gelindiğini ifade eden Sachs, Türk askeri planlamacıların ambargolar ve Batılı müttefiklerin kısıtlama ve geciktirme politikalarına cevap olarak stratejik bir karar aldıklarını söyledi. Sachs, "Bedeli ne olursa olsun, ne kadar sürerse sürsün, yerli savunma sanayi inşa etmeye karar verdiler. Bu dönüşüm bir gecede gerçekleşmedi. Onlarca yıl süren yatırım, planlama ve sistematik geliştirme gerektirdi. Ancak sonuçlar artık inkar edilemez ve giderek daha etkileyici boyutta" ifadelerini kullandı.

"Türkiye, deniz araçları konusundaki uzmanlığını başka ülkelere ihraç ediyor"

Sachs, Türk savunma sanayisinin en görünür başarısının silahlı insansız hava araçları olduğunu belirterek, "Buradaki asıl önemli nokta, Türkiye'nin işlevsel bir insansız hava aracı (İHA) üretmiş olması değil. Birçok ülke bunu yaptı. Önemli olan, kabiliyet, maliyet etkinliği ve sahadaki operasyonel başarının birleşimidir. Türk İHA'ları gerçek muharebe şartlarında benzer performans sunan Amerikan muadillerinden çok daha düşük bir maliyete sahip. Bir Amerikan MQ-9 Reaper İHA'sı yaklaşık 30 milyon dolar tutarken, bir Türk Bayraktar TB2'nin maliyeti yaklaşık 5 milyon dolar" dedi.

Fiyat farkının çok büyük ve belirleyici olduğunu ifade eden Sachs, Türkiye'nin 20'den fazla ülkeye İHA ihraç ettiğini belirterek, "Bu İHA sektöründe Amerikan ve İsrail egemenliğine meydan okuyan bir pazar penetrasyonudur" dedi.

Türk Deniz Kuvvetleri'nin amfibi gemisi TCG Anadolu'nun da özellikle dikkat çekici olduğunu ifade eden Jeffrey Sachs, "Türkiye, 20 sene önce böyle bir gemi inşa etmeyi hayal dahi edemezdi. Şimdi ise deniz araçları konusundaki uzmanlığını başka ülkelere ihraç ediyor" diye konuştu.

"Gerçek yerli kabiliyete sahip olmak için her bileşeni içeride üretmeniz gerekmez"

Türkiye'nin savunma sanayisinin ileri mühendislik ve karmaşık üretim gerektiren en zor alanlarında da önemli başarılar elde ettiğini ve füzeler, roketler, elektronik harp sistemleri ve haberleşme ekipmanları geliştirdiğini kaydeden Amerikalı ekonomist, Türkiye'nin başarısını öncelikle büyük ölçekli devlet yatırımlarına ve ardından her şeyi sıfırdan icat etmek yerine entegrasyon ve sistem mühendisliğine odaklanmasına bağladı.

Sachs, "Türk İHA'larında bazı yabancı bileşenler kullanıldı. Başlangıçta Avusturya motorları, Kanada sensörleri. Ancak bu bileşenleri etkili bir sistem haline getiren kritik entegrasyon ve tasarım Türkiye'ye aitti. Bu akıllıca bir stratejidir. Gerçek yerli kabiliyete sahip olmak için her bileşeni içeride üretmeniz gerekmez. Tasarım ve entregrasyonun kontrolü sizde olmalıdır" dedi.

Türkiye'nin bunu başardıktan sonra zamanla sistemlerindeki yerlilik oranın kademeli olarak artırdığını ifade eden ekonomist Jeffrey Sachs, Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısında etkili olan diğer faktörlerin ise rekabetçi bir yerli savunma sanayi ekosistemi oluşturulması ve ihracat başarısının yeni gelişmeleri finanse etmek için kullanılması olarak sıraladı.

"Türkiye'nin yükselişi NATO içindeki hiyerarşiyi bozuyor"

Bu durumun Türkiye'nin askeri gücünün çok ötesinde etkileri olduğunu ifade eden Jeffrey Sachs, "NATO, belirli bir teknolojik hiyerarşi üzerine kurulmuştu. ABD en gelişmiş sistemleri sağlıyor, İngiltere, Fransa ve Almanya da sofistike kabiliyetler sunuyordu. Diğer üyeler, lider ülkelerden teknoloji satın alan tüketicilerdi. Bu hiyerarşi, siyasi hiyerarşiyi de pekiştiriyordu. Gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerin ittifak kararlarında daha fazla etkisi vardı. Fakat Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişi, bu hiyerarşiyi bozuyor. Artık diğer NATO üyelerinden teknoloji transferlerine bağımlı değiller. Bazı alanlarda, özellikle İHA'larda çoğu NATO müttefikinin önündeler" şeklinde konuştu.

"Teknolojik bağımsızlık, dış politika bağımsızlığını mümkün kılıyor"

Türkiye'nin diğer NATO üyelerinin karşı çıktığı Suriye operasyonlarında yerli ekipman kullandığını ve Avrupa ülkeleri siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle silah satışlarını kısıtladığında Türkiye'yi kısıtlayamadıklarını vurgulayan Sachs, "Bu teknolojik bağımsızlık, dış politika bağımsızlığını mümkün kılıyor ve bu da bazı NATO müttefiklerini ciddi bir şekilde rahatsız ediyor" ifadelerini kullandı.

Jeffrey Sachs, "Washington ve Avrupa başkentlerindeki endişe, Türkiye'nin NATO içinde bağımsız bir askeri-teknolojik güç kutbu haline gelmesi, kendi çıkarlarını, kendi kabiliyetleriyle ve her zaman ittifakın genel hedefleriyle örtüşmeyen bir şekilde takip etmesidir. Bu, NATO tarihinde benzeri görülmemiş bir gelişmedir. Hiçbir NATO üyesi, ittifak dahilindeyken savunma sanayisinde bu düzeyde bağımsızlığa ulaşmamıştır. Bu durum, ittifak yapılarının başa çıkmak üzere tasarlanmadığı gerilimlere neden oluyor" dedi.

"Yunanistan, Türkiye'nin savunmadaki gelişmesini endişeyle izliyor"

Yerli silahlarla güçlenen Türkiye'nin bölgenin baskın askeri gücü haline geldiğini kaydeden ekonomist, Türkiye'nin bu sayede Libya'da iç savaşın dengesini değiştirdiğini, Suriye'de çekişmeli ortamlarda faaliyet gösterme kabiliyetini ortaya koyduğunu ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki anlaşmazlıkların da bu durumdan etkilendiğini söyledi. Jeffrey Sachs, "Yunanistan, Türkiye'nin savunmadaki gelişmesini endişeyle izliyor. Ege'de askeri denge değişiyor. Yunan savunma planlamacıları, Türkiye'nin gelişmiş sistemleri yerli olarak üretebildiği, Yunanistan'ın ise her şeyi ithal etmek zorunda olduğu gerçeğiyle karşı karşıya. Bu da sürdürülebilirlik ve maliyet sorunlarına yol açıyor. Körfez'deki Arap devletleri geleneksel olarak Amerikan ve Avrupa silahlarına dayanıyordu. Şimdi Türk İHA'ları ve potansiyel olarak diğer sistemleri satın alıyorlar. Bu, Türkiye'nin daha önce marjinal olduğu bölgede etki oluşturuyor. Karadeniz de değişti. Türkiye, Boğazlar üzerinden erişimi kontrol ediyor ve artık yerli deniz ve İHA kabiliyetleriyle bu stratejik su yolunda baskın bir güç" diye konuştu.

Türkiye'nin savunma sanayi yükselişinin bitmediğini ve hızlandığını da ifade ederek beşinci nesil savaş uçağı KAAN programının son derece iddialı olduğunu kaydeden Sachs, "Modern savaş uçaklarını başarıyla geliştirebilen ülke sayısı çok azdır. Teknik zorluklar muazzamdır. Ancak Türkiye, milyarlarca yatırım yapmaya ve ilerleme kaydetmeye kararlı" dedi. Sachs, bu gelişmenin Türkiye'yi yerli gelişmiş muharebe uçağı üretebilen son derece seçkin bir ülke grubuna sokacağını söyledi.

"Türkiye'nin savunma sanayi devrimi, son 20 yılın en önemli askeri teknolojik gelişmelerinden biri"

Türkiye'nin savunma sanayisindeki gelişimin, silah satın alırken ABD, Avrupa, Rus ya da Çin'in siyasi nüfuzuna boyun eğmek istemeyen ülkeler için bir seçenek sunduğuna dikkat çeken ABD'li ekonomist, bu durumun NATO'yu da daha önce karşılaşmadığı sorunlarla yüz yüze bıraktığını savundu. Jeffrey Sachs, "Türkiye'nin ABD'nin izole etmek istediği ülkelere sistem ihraç edebileceği bir ortamda, teknoloji paylaşımını nasıl yönetirsiniz? Bölgesel güçler, yeni bir gerçeklikle karşı karşıya. Türkiye, sadece diplomatik ya da ekonomik olarak değil, yerli kabiliyetlerle askeri açıdan da caydırıcı ve ambargolar ya da yaptırımlarla önü kesilemeyecek bir güce sahip" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin NATO'yu şaşırtan bir ilerleme ortaya koyduğunu ve savunma sanayine yatırım yapıldığı bilinmesine rağmen böylesi bir hız ve başarının beklentileri aştığını ifade eden Sachs, "Türkiye yabancı askeri tedarikçilere bağımlılıktan kurtulmayı hedefledi ve büyük ölçüde başardı. Ancak bunu başarmakla kalmadı. Kendi başına önemli bir askeri sanayi gücü haline geldi. İşte ilerleme bu. Bu bir sıçrama. Bu yüzden NATO uyum sağlıyor. Bölgesel güçler yeniden hesap yapıyor ve küresel savunma pazarları değişiyor. Türkiye'nin savunma sanayi devrimi, son 20 yılın en önemli askeri teknolojik gelişmelerinden biridir" dedi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Leylek Şenliği, Eskikaraağaç’ta başlıyor Karacabey’in dünyaca ünlü Eskikaraağaç Avrupa Leylek Köyü’nde düzenlenecek olan Leylek Şenliği, 6-7 Haziran tarihlerinde doğa, kültür ve eğlenceyi buluşturacak. Doğa yürüyüşlerinden Yaren Leylek Koşusu’na, sandal gezilerinden sergilere, söyleşilerden çocuk atölyelerine ve konserlere kadar onlarca etkinliğe ev sahipliği yapacak şenlikte, binlerce ziyaretçi Eskikaraağaç’ta unutulmaz bir hafta sonu yaşayacak. Karacabey Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenecek organizasyon, bölgenin doğal zenginliklerini ve uluslararası tanınırlığa sahip leylek dostu kimliğini bir kez daha gözler önüne serecek. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, tüm vatandaşları şenliğe davet ederek, "Yaren Leylek’in dünyaya tanıttığı Eskikaraağaç’ta doğanın, kültürün ve dostluğun buluşacağı bu özel organizasyonda herkesi aramızda görmekten mutluluk duyacağız" dedi. Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi olan Eskikaraağaç’ta düzenlenecek festival kapsamında iki gün boyunca çocuklardan yetişkinlere her yaş grubuna hitap eden etkinlikler gerçekleştirilecek. Doğa yürüyüşlerinden fotoğraf sergilerine, söyleşilerden konserlere, sandal gezilerinden atölye çalışmalarına kadar onlarca etkinlik ziyaretçilerle buluşacak. Festivalin ilk günü olan 6 Haziran Cumartesi sabahı Türkiye Dağcılık Federasyonu Bursa İl Temsilciliği rehberliğinde gerçekleştirilecek doğa yürüyüşü ile başlayacak etkinliklerde, gün boyunca köy meydanında kurulacak stantlarda çok sayıda atölye faaliyeti düzenlenecek. Çocuklar ve aileler; leylek yuvası yapımı, dijital kodlama, yüz boyama, mikroskop gözlemi, seramik boyama, kuş gözlemi ve drama atölyeleri gibi birçok etkinliğe ücretsiz katılabilecek. BURFOD iş birliğiyle çocuklara yönelik fotoğraf atölyeleri gerçekleştirilirken, Uluabat Gölü’nde düzenlenecek ücretsiz sandal gezileriyle ziyaretçiler gölün eşsiz doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı bulacak. Gün içerisinde Yaren Leylek ve Adem Amca Uluslararası Poster Sergisi ile Uluabat’ın köylerini konu alan fotoğraf sergisi de ziyaretçilere açılacak. Festival kapsamında gerçekleştirilecek söyleşi programlarında doğa ve çevre alanında önemli isimler vatandaşlarla bir araya gelecek. Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Gündoğdu, gezgin Mehmet Genç (Rotasız Seyyah) ve gazeteci-yapımcı Güven İslamoğlu, doğa koruma, ekoturizm ve kuş gözlemciliği üzerine deneyimlerini paylaşacak. Cumartesi akşamı düzenlenecek festival kortejinin ardından gerçekleştirilecek açılış programı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası konseriyle şenlik coşkusu zirveye ulaşacak. Festivalin ikinci günü olan 7 Haziran Pazar günü Karacabey Belediyesi tarafından düzenlenecek Yaren Leylek Koşusu ile başlayacak. Doğa ve sporun buluşacağı organizasyonda dereceye giren sporcular için ödül töreni gerçekleştirilecek. Günün ilerleyen saatlerinde AFAD Bilgi Yarışması, Kahoot yarışmaları, genç sahne performansları, leylek temalı uçurtma şenliği ve çeşitli çocuk etkinlikleri ziyaretçilere keyifli anlar yaşatacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz dağıtılacak uçurtmalarla gökyüzü rengârenk görüntülere sahne olacak. Festivalin kapanış bölümünde ise Karacabey Belediyesi Kadın Ritim Grubu sahne alacak, ardından Karacabey Musiki Derneği Rumeli Türküleri Korosu sevilen eserleri seslendirecek. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Leylek Şenliği’nin ilçenin doğal ve kültürel değerlerini tanıtmak açısından büyük önem taşıdığını belirterek, tüm vatandaşları Eskikaraağaç’a davet etti. Başkan Karabatı, "Yaren Leylek ve Adem Amca dostluğu artık yalnızca Karacabey’in değil, tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği bir hikâyeye dönüştü. Bu eşsiz değeri doğa, kültür ve sanatla buluşturduğumuz Leylek Şenliği’nde hemşehrilerimizi ve tüm doğaseverleri Eskikaraağaç Avrupa Leylek Köyü’ne bekliyoruz. İki gün boyunca doğanın, dostluğun ve dayanışmanın en güzel örneklerini hep birlikte yaşayacağız" ifadelerini kullandı.
Manisa Selendi Halk Eğitim Merkezinin sergisi göz doldurdu Manisa’nın Selendi ilçesinde Hayat Boyu Öğrenme Haftası kapsamında açılan yıl sonu sergisinde kursiyerlerin yıl boyunca hazırladığı el emeği ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Geleneksel el sanatlarının da yer aldığı sergi yoğun ilgi gördü. Manisa’nın Selendi ilçesinde, Selendi Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü tarafından 1-7 Haziran Hayat Boyu Öğrenme Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen yıl sonu sergisi törenle açıldı. Fatih Ortaokulu’nda gerçekleştirilen serginin açılışına ilçe protokolü, kurum personeli, kursiyerler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sergide, halk eğitimi kurslarında eğitim gören kursiyerlerin yıl boyunca büyük emekle hazırladığı çalışmalar ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Giyim alanında hazırlanan kıyafetler, çeyizlik ürünler ve yöresel kıyafetlerin yanı sıra el sanatları alanında filografi, iğne oyası, nakış, punch çalışmaları, çantalar ve çeşitli el işlemeleri sergilendi. Özellikle unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarının yer aldığı eserler ziyaretçilerden yoğun ilgi görürken, kursiyerlerin el emeği göz nuru ürünleri büyük beğeni topladı. Selendi Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Ali Filiz, hayat boyu öğrenmenin bireysel ve toplumsal gelişimde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek tüm vatandaşları sergiyi ziyaret etmeye davet etti. Hayat Boyu Öğrenme Haftası etkinlikleri kapsamında açılan yıl sonu sergisi, 4 Haziran 2026 Perşembe günü saat 16.00’ya kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.
Samsun Vatandaştan yaya geçidine sinyalizasyon talebi SAMSUN (İHA) – Samsun’un Canik ilçesinde vatandaşlar, yoğun araç ve yaya trafiğinin olduğu bulvardaki yaya geçidine, trafik kazalarının önüne geçilmesi için trafik lambası ya da alternatif geçit yapılmasını istiyor. Özel bir hastane, alışveriş ve iş merkezlerinin yanı sıra konutlaşmanın yoğun olduğu Kuzey Yıldızı Mahallesi Şehri Bahçe Konutları önü Ali Rıza Bey Bulvarı’nda yolun karşısına geçişlerde sorun yaşayan vatandaşlar, uyarıcı trafik levhalarının yetersiz olduğunu belirterek, hız kesici kasisler ya da daha güvenli olması için üst geçit veya sinyalizasyon yapılmasını talep ediyor. Söz konusu geçidin her an tehlike oluşturduğunu ifade eden çevre sakinlerinden Seyit Arar, "Yolumuz yoğun araç trafiğine maruz kalan bir yer. Can güvenliği her an burada tehlikede. Yolun bir kısmında yaklaşık bin kişinin ikamet ettiği konutlar var. Diğer kısmında da insanlar yaşıyor. Yoldan araçlar çok süratli bir şekilde geçiyor. Hız sınırı yok, sinyalizasyon yok. O nedenle bu alanda her an tehlike yaşanıyor. Buraya bir sinyalizasyon sistemi yapılması gerekiyor. Ölümcül kazalar meydana gelebilir, daha önce de yaşandı. Münferit olaylar başımıza geldi. Yetkililere de durumu ilettik, talebimizin karşılanmasını istiyoruz" dedi. "Yaya geçidinde hiçbir araba durmuyor" Yaya geçidinde araçların karşıya geçecek kişilere yol vermediğini dile getiren Cengiz Kaya, "Burada ölümle baş başayız. Karşıya geçerken tehlike yaşıyoruz. Bir trafik lambası yok. Yaya geçidinde hiçbir araba durmuyor. Sadece bazen kadın sürücüler bizlere yol veriyor. Yetkililerden bu yaya geçidine bir sinyalizasyon sistemi ya da geçit seçeneği istiyoruz. Burada birçok kaza da meydana geldi. Bir daha böyle olumsuz vakaların olmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor" diye konuştu. "Üst geçit, alt geçit ya da trafik lambası şart" Bölgedeki karşıya geçişlerin güvenliği açısından bir düzenleme gerektiğini belirten Adem Arslan, "Bu yolu yaşlılar da çoluk çocuk da kullanıyor. Araç yol verse bile arkadan gelen araç çarpma tehlikesi oluşturuyor. Daha önce de burada kaza yaşandı. Bir yakınımız kazadan sonra hâlâ kendine gelemedi. Yol şu anda büyük tehlike arz ediyor. Üst geçit, alt geçit ya da bir trafik lambası buraya muhakkak şart" şeklinde konuştu. "Yetkililerden yardım bekliyoruz" Tehlike oluşturan bölgedeki sıkıntının giderilmesi için yetkililerden yardım beklediklerini vurgulayan Nimet Dilektaş ise "Söz konusu yerde yoğun yaya ve araç trafiği var. Ayrıca buradan semt pazarına da geçiliyor. Yaya geçidi uyarı tabelası var ama bunları dikkate alan yok. Şoförler çok hızlı geçiyor. Bazen karşıya geçmek için dakikalarca beklediğimiz oluyor. Ya trafik lambası ya da bir üst geçit yapılabilir. Bu konuda acil bir şekilde yetkililerden yardım bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan çevre sakinleri, gece saatlerinde bulvarda aydınlatma olmadığı için sürücülerin yayaları fark edemediğini belirterek, bulvar yolunun aydınlatılması gerektiğini de ifade etti.
Adana Mezalim Fırını, Kozan’ın kurtuluşunun 106. yıl dönümünde ziyaretçilerini ağırladı Adana’nın Kozan ilçesinde, Fransız işgali döneminde yaşanan acıları simgeleyen Mezalim Fırını, Kozan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ziyaret edildi. Kurtuluş mücadelesinin önemli simgelerinden biri olarak kabul edilen Mezalim Fırını’nı, Kuvayı Milliye Kozan Temsilcisi Mutlu Dağlı, Kozan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Ali Rumi Küntaş ile Kurtuluş Savaşı yıllarında bölgede yaşanan zulümleri anlatan telgraflarda imzası bulunan Sehlikzade Hasan Efendi’nin torunu Kemal Selekoğlu ziyaret etti. Heyet, yaşanan acıların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğine dikkat çekti. Kozan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Ali Rumi Küntaş, verilen zorlu mücadelenin ardından bugün Çukurova’da kurtuluş coşkusunun yaşandığını belirterek, tarihi unutmamak adına Mezalim Fırını’nı ziyaret ettiklerini söyledi. Küntaş, "Kozan’ın kurtuluşunun 106. yılını kutluyoruz. Vatanımız ve milletimiz bir daha işgal günleri görmesin. Burası, Milli Mücadele döneminde yaşanan acıların sembolü olan bir mekan. Kozan, kurtuluş mücadelesinde önemli bir rol üstlenmiştir" dedi. Kuvayı Milliye Kozan Temsilcisi Mutlu Dağlı ise Türkiye’nin farklı illerinden gelen üyelerle birlikte Kozan’da buluştuklarını ifade ederek, "Bu fırın, geçmişte yaşanan zulmü unutturmamak amacıyla sembolik olarak düzenlendi. Atalarımızın ve dedelerimizin yaşadığı acıları gelecek nesillere aktarmak istiyoruz. Tarihe sahip çıkmak hepimizin görevidir" diye konuştu. Kurtuluş yıllarında bölgede yaşanan olayları anlatan telgraflarda imzası bulunan Sehlikzade Hasan Efendi’nin torunu Kemal Selekoğlu da Kozan’ın kurtuluşunun yalnızca ilçe için değil, Çukurova ve Türkiye’nin Milli Mücadele tarihi açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Selekoğlu, "Bugün sadece Kozan’ın kurtuluş günü değil, aynı zamanda Çukurova’da Milli Mücadele meşalesinin yakıldığı günlerden birinin yıl dönümüdür. Bu fırında Sehlikzade Hasan Efendi’nin de hatırası yaşatılmaktadır. Her yıl ziyaret edilerek geçmişte yaşanan acılar hatırlatılıyor ve gelecek nesillere aktarılıyor" ifadelerini kullandı.