TEKNOLOJİ - 15 Mayıs 2015 Cuma 16:12

Cep telefonlarındaki büyük tehlike

A
A
A
Cep telefonlarındaki büyük tehlike

İnsan yaşamını kolaylaştırmak için hızla gelişen teknoloji beraberinde ciddi sağlık problemlerini de getiriyor.

Elektrikli cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgalar bağışıklık sistemi ve sinir sisteminde ciddi tahribatlara yol açabiliyor. Gençlerin yaşlıların ve hastaların elektrikli cihazları mümkün olduğu kadar az kullanması gerektiğini söyleyen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Avni Morgül, “Baz istasyonlarından değil cebimizdeki cep telefonlarından, evimizdeki elektrikli cihazlardan korkmalıyız” dedi.

Teknoloji, sağladığı kolaylıklar sebebiyle hayatımızda her geçen gün daha fazla yer almakta fakat beraberinde getirdiği riskler korkutuyor. Elektrikli cihazların yaydığı zararlı elektromanyetik dalgaların önceki yıllarda her yerde konuşulduğuna ancak artık eskisi kadar gündemde tutulmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Morgül, bu konunun unutulmaması gerektiğini dile getirdi. Toplumun daha çok baz istasyonlarından korktuğunu ancak 10 metre uzaklıktaki bir baz istasyonunun kulağımıza koyduğumuz bir cep telefonu kadar elektromanyetik dalga yaymadığını ifade eden Morgül, “Baz istasyonlarından değil cebimizdeki cep telefonlarından, evimizdeki elektrikli cihazlardan korkmalıyız” ifadelerini kullandı.

“BAZ İSTASYONLARINDAN DEĞİL CEP TELEFONLARINIZDAN KORKUN”
Özellikle gençler ve çocukların teknolojiyi çok fazla kullandığına dikkat çeken Morgül, sözlerine şöyle devam etti: “Elektromanyetik dalgaların yaptığı birikimli bir etki var. Yani günde birkaç saatlik bir konuşma insan üzerinde bir takım etkiler yapabilir. Bu etkilerin ne olduğu ne kadarının insana zarar vereceği kesin olmasa da bir zarar verdiği bilimsel olarak kanıtlandı. Dolayısıyla ne kadar az kullanırsak sağlığımız açısından o kadar faydalıdır. Özellikle çocuklar, gençler, yaşlılar ve hastalar için çok daha önemli. Sağlıklı insanlar buna bir yere kadar dayanabilirler ama gençlerde ve çocuklarda etkileri daha fazla olabilir.”
“Manyetik dalgalar, elektrik akımlarının oluşturduğu elektrik ve manyetik alanların birleşimidir. Bütün radyo dalgaları, televizyon dalgaları bu dalgalar vasıtasıyla yayılır. Dolayısıyla iletişimin kaçınılmaz bir bilenişidir” diyen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Avni Morgül, “Elektromanyetik dalgalar olmadan kablosuz iletişim yapmak mümkün değil. Bu yüzden bugün evlerimizde, ceplerimizde kullandığımız her türlü iletişim cihazı bu elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla çalışır. Bunlardan kaçınmak mümkün değil. Ancak bunların sebep olduğu bir takım tehlikeleri göz önünde bulundurmak zorundayız.” diye konuştu. Yeni çıkan tasarruflu ampullere dikkat çeken Morgül, “Özellikle yeni çıkan enerji tasarruflu ampuller eskilere nazaran çok daha fazla elektromanyetik alan yayıyor. Bunların insana çok yakın durmaması gerekiyor. Bunların yanında saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi her türlü elektrikli aletler elektromanyetik dalgalar yayıyor. Bunları da çalışırken mümkün olduğunca kendimize yaklaştırmamak ve mümkün olduğu kadar az kullanmak gerekiyor” açıklamalarında bulundu.

“BAĞIŞIKLIK VE SİNİR SİSTEMİNE OLUMSUZ ETKİLERİ OLABİLİR”
Elektromanyetik dalgaların 2 türlü etkisi olduğunu ifade eden Morgül, “Birincisi insan dokularına giren elektromanyetik dalgalar bu dokuları ısıtır ve belli bir derecenin üstüne çıkarsa insanın dokularının fonksiyonlarını etkileyebilir. Bu etki kolayca ölçülebilir bir etki ve ölçüye göre standartlar çıkartılmıştır. Bu standartlara göre, cihazların belli bir miktardan daha fazla elektromanyetik dalga yaymaması gerekir. İkinci olarak da bu elektromanyetik dalgaların özellikle insan beyni üzerinde yaptığı bir takım etkiler var. İnsan beyni çok küçük elektrik akım darbeleriyle çalışır. Bu akımlara da elektromanyetik dalgalar etki edebilir. Yani beynin çalışma sisteminde ve buna bağlı olarak insanın bağışıklık sisteminde ve sinir sisteminde bir takım etkiler yapabilir. Bunun da depresyon, sinirlilik gibi hastalıklara yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır” ifadelerini kullandı.

Teknolojinin verdiği yararlar ve zararlar arasında muhakeme yapılması gerektiğini söyleyen Morgül, “Kaza yapmaktan korkup arabaya binmemek olmaz, teknolojiden tamamen kopmak mümkün olmasa da kullanımı en aza indiren önlemler faydalı olacaktır. Örneğin gençler uyurken telefonlarını yastıklarının altına koyuyorlar. Telefonla konuşmasanız da tüm gece cihazdan beyne yayın geliyor. Ciddi hastalıklara yol açabilmesinin yanında uykudan gereken verim alınamıyor, yorgun ve halsiz uyanmalar olabiliyor bunların yanında sinir bozukluğu, depresyon gibi sinirsel rahatsızlıklara da yol açabiliyor. Yine de kanser türü hastalıkları sadece bu elektromanyetik dalgalara bağlamak doğru değil. Bu tür hastalıkların pek çok farklı sebepleri var” dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığı iddiası Osmanlı Devleti’nin temellerinin Ankara’da atıldığını ileri süren Prof. Dr. Mehmet Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır" dedi. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, tarih kitaplarında yer alan bazı bilgilerin tartışmalı olabileceğini ifade etti. Klasik Osmanlı geleneğinde Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah olarak kabul edildiğini hatırlatan Öz, Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde, Ertuğrul Gazi’nin babasının Gündüz Alp olarak kaydedildiğini belirtti. Ayrıca, Osman Gazi dönemine ait olduğu iddia edilen sikkelerde de dede olarak Gazi Gündüz Alp’in adının yer aldığını ifade eden Öz, Osmanlıların kuruluş sürecinde Ankara’nın önemli bir rol oynadığını vurguladı. "Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçilerle, Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini söyler" Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda tarih kitaplarında birtakım yanlış ifadeler olduğunu aktaran Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve aynı zamanda Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, şunları kaydetti: "Osman Gazi’nin dedesinin kim olduğu konusunda, tarihi kaynaklarda karışık birtakım ifadeler var. Bu konu tarihçiler arasında bir tartışma konusudur. Klasik Osmanlı geleneğine göre, Ertuğrul Gazi’nin babası Süleyman Şah olarak gösterilir. Süleyman Şah Türbesi günümüzde de Suriye olayları vesilesiyle çok gündeme gelmiş bir olaydır. Fakat tarihte Süleyman Şah diye bildiğimiz kişi, eğer Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan bahsediyorsak, bunun Osmanlılarla alakası yok ama Osmanlı tarihinde Ertuğrul Gazi’nin babasına Süleyman Şah diyorlar. Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu fatihidir, Selçuklu Hanedanı’ndandır. 1075’te İznik merkezi olarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kuran kişidir. Onun ölümü de aslında Suriye Selçuklular arasında çıkan bir savaş dolayısıyla, bugünkü Suriye’nin kuzeyinde bir savaş sonunda gerçekleştiği için, bu iki Süleyman Şah’ın hatıralarının karıştığına dair tarihçiler arasında tartışma var. Süleyman Şah’ın dört ya da üç oğlundan bahsedilir. Bunların Anadolu’ya gelişleri anlatılır. Fakat başka kaynaklar da var. Şimdi mesela Enveri diye bir adam var. Bunun Düsturname isimli bir eseri var. Ondan sonra Yazıcızade Ali var ve bir de Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa var. Şimdi bunlardan bir kısmı işte 15. yüzyıl ortalarında bunların eserlerine baktığımız zaman, bir Gündüzalp ve Gökalp’i görüyoruz. Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa’nın tarihinde çok net olarak şunu görüyoruz ki, Gündüz Alp, Ertuğrul’un babası olarak yazılmıştır. Yani demek ki tarih kaynaklarının bir kısmında Süleyman Şah, bir kısmında Gündüz Alp var. Bunlar Ankara civarına geliyorlar. Ankara burada şöyle önemli. Süleyman Şah rivayetini kabul eden tarihçiler de Gündüz Alp’i söyleyenlerin hepsi de Osmanlıların yolunun Ankara’dan geçtiğini ve bir müddet Karacadağ etrafında oturduklarını söylerler. Önce Ahlat var, bazılarına göre Urfa civarı var. Sonra Halep’ten Sürmeli Çukuru’na gidiş, tekrar Ankara’ya geliş var. Ankara’da Karacadağ var. Karacadağ’dan Sultanönü’ne, oradan Söğüt var. Oraya yerleştiler deniliyor. Demek ki Osmanlı’nın Anadolu’daki seyahatinde Ankara’da bir duraklama, bir durma dönemleri var." "Buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" Osman Gazi’nin bastırdığı sikkelerin üzerinde dedesi Gündüz Alp’in adının olduğunu belirten Öz, "Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa der ki Gündüz Alp öldü, Kızıl Saray’da gömüldü, defnedildi. Şimdi Kızıl Saray neresi? Beypazarı’nın bir köyü ve bu şu anda Gündüz Alp’in mezarının olduğu söylenen Hırkatepe köyünün bitişiğinde. Osmanlı döneminde de Kızıl Saray nam-ı diğer Sekli diye 15-16. yüzyıl tahrir defterlerinde bu köyler var. Hem Hırka Köyü var hem de Kızıl Saray diğer adıyla Sekli Köyü Osmanlı arşiv belgelerinde var. Osmanlı tarihinde ilk sikkeyi bastıranın hep Osman Gazi olduğu söylenir. Yıllar önce Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan bir toplantıda ilk sikkenin Osman Gazi’ye ait sikke olarak tanıtıldı. Fakat sonradan bunun gerçek mi, sahte mi olduğu tartışıldı. Daha sonra iki sikke daha ortaya çıktı ve bu sikkelerden, yani Osman Gazi’ye ait sikkelerden 1300 tarihinde basılan üzerinde Osman bin Ertuğrul bin Gündüz Alp yazıyor. Şimdi bu neyi gösteriyor bize? Demek ki bu sikkenin var olduğunu düşündüğümüzde 1300 yılı civarında Osman Gazi sikke darp etmiş. Yani kendinin bir hutbe ve sikke sahibi hükümdar olduğu ilan ediliyor. O halde sikke bastırmış. İki sikkede sadece baba adı var. Ama bunda babasının babasının adı da var. O da Gündüz Alp. Şimdi bütün bu anlatılanları birleştirdiğimizde Süleyman Şah hikayesinin de aslında bir kurmaca olduğunu düşünürsek buradan Gündüz Alp’in Ertuğrul’un babası olduğu neticesi çıkar" ifadelerini kullandı. "Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor" Gazi Gündüz Alp’i tanıtmak amacıyla 2016 yılında dernek kurduklarını söyleyen Gündüzalp Ünal, "2016 senesinde Hırkatepeliler Derneği’ni kurduk. Burada Beypazarı’nı, Hırkatepe’yi, Gazi Gündüz Alp’i Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. 2016 yılından 2024 yılına kadar Beypazarı Hırkatepe Mahallesi’nde çok büyük etkinlikler yaptık ve Hırkatepe’yi Gazi Gündüz Alp’i, Beypazarı çevresini, Türkiye’ye ve yurt dışına da tanıtmaya gayret gösterdik. Hemşehrilerimizin çoğu Hırkatepe’de bir Osmanlı dedesinin kabrinin olduğunu bilmiyor. Onlara da biz üzülüyoruz. Beypazarı’na gelecek turistleri Gazi Gündüz Alp’i ziyaret etmeden gitmemesinin önünü açmamız lazım" diye konuştu. "Tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti" Her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yaptıklarını vurgulayan Ahmet Gündüzalp, "Burada Osmanlı Devleti’ni kuran Osman Gazi’nin dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babası Gazi Gündüz Alp Türbesi bulunmaktadır. Bazı kitaplarda Ertuğrul Gazi’nin babasının Gazi Gündüz Alp mi, Süleyman Şah mı olduğunu söylemektedir. Ama biz araştırdığımızda tarihçilerin yüzde 65’i Gazi Gündüz Alp’in mezarının Hırkatepe köyünde bulunduğunu belirtti. 2002 yılında Ankara Valiliğinden yardım alarak emekli Vali Yahya Gür ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımlarıyla türbeyi yenilettik. Türbenin açılışını 2002 yılında beraber yaptılar. Biz her sene mayıs ayının sonunda Gazi Gündüz Alp Şenlikleri yapıyoruz, Hacet Bayramı yapıyoruz. Bu Hacet Bayramı’nda türbeye giderek Gazi Gündüz Alp’e dualar ediyoruz, yağmur duası yapıyoruz. Gazi Gündüz Alp’in türbesinin genç nesillere taşınması için, bilinmesi için, bizden sonrakilerine ulaşması için elimizden gelen gayreti yapmak istiyoruz" şeklinde konuştu. "Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir" Gündüz Alp Türbesi’ne her ay ziyaretçilerin geldiğini ifade eden İbrahim Sergi, "Bu türbe, Osman Gazi’nin dedesinin türbesidir. Fakat, herkes Süleyman Şah olarak biliyor ama Süleyman Şah değil, bu yanlış biliniyor. Tarihçilerin incelemesine göre, Osman Gazi’nin dedesi, Süleyman Şah değil, Gazi Gündüz Alp’tir. Gazi Gündüz Alp’ın yatarı da Hırkatepe köyünde bulunuyor. Türbenin tarihi çok eskiye dayanır. Kayı Boyu’ndan gelirken Gündüz Alp yaralı geliyor. 40 kişiyle birlikte buraya gelince burada vefat ediyor. Türbesini buraya defnediyorlar. 40 kişi de Hırkatepe köyünde kalıyor. Hırkatepe Köyü’nün tarihi de Osmanlı devletine dayanıyor. 2002 yılında Devlet Bahçeli bu türbenin restorasyonunu yaptırdı, açılışına da geldi. Gazi Gündüz Alp anma şölenleri her sene haziran ayının birinci haftasında yapılır. Buraya her ay 10-15 gün ziyaretçi gelir. Osmanlı’nın tarihini öğrenmek isteyenler bu türbeye gelsinler" dedi.
İzmir Stanimir Stoilov: "Zor bir maç oldu" Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Fatih Karagümrük maçının ardından, karşılaşma öncesinde bekledikleri gibi zor bir mücadele olduğunu söyledi. Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Göztepe, sahasında Fatih Karagümrük’ü 2-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, açıklamalarda bulundu. Karşılaşmanın çok zor geçtiğini söyleyen Stoilov, "Ama sonuç olarak 3 puanı alıp yolumuza devam ettiğimiz için mutluyuz. Belki de bu maçı bu şekilde bu tarzda her puana ihtiyacı olan bir rakibe karşı kazanmanın ne kadar yeterli ne kadar zor olacağını yeterince iyi bir şekilde oyuncularıma anlatamamış olabilirim. Çünkü geçen yıl biz 4 puanla Avrupa’ya gidemedik ve bu 4 puana aslında baktığınızda ligden düşen Hatay’a karşı kaybetmiştik. Bugün de aslında zor bir maç geçti bizim adımıza ama 3 puanı aldığımız için öncelikle mutluyuz. Çünkü bizim adımıza böyle bir maçta 3 puan almak çok değerliydi. Fakat bir an önce kendi futbolumuza dönmemiz gerekiyor. Özellikle savunma anlamında rakibin 2-3 tane kalemizde oluşturduğu net fırsatlar oldu. Daha önce kesinlikle daha önceki maçlarda rakibe bu fırsatları vermiyorduk. Bu savunmada hırs ve organizasyon anlamında eksiklikler yaşadığımızın bir göstergesi. Hücumda pozisyonlar oluşturduk ama orada da sonuçlandırma anlamında kesinlikle daha özgüvenli olmamız gerekiyor. Defansif organizasyonumuza hızlı bir şekilde geri dönmeliyiz en üst seviyede ve aynı zamanda enerjimizi de çok hızlı bir şekilde yükseltmemiz gerekiyor. Bugün bu noktalarda eksik kaldığımızı düşünüyorum. Özellikle maçın ilk 10-20 dakikasında istediğimiz o yüksek enerjiyle maça başlayamadık. Bu bölümde rakip bizden daha iyiydi. Daha sonra enerjimizi yükselttik ve bu bölümde pozisyonlar bulmaya başladık, goller bulduk" dedi. "Yeni transferlerle rekabet ortamı oluştu" Yeni transferlerin performansına değinen Stoilov, "Transferlerimizden Antunes’in sakatlığı var. Bundan dolayı gerçekten çok üzgünüz. Kendisini daha ligde izleyemedik. Umarım haftaya kadar iyileşir ve döner. Yeni transferlerimiz ellerinden gelenin şu ana kadar en iyisini vermeye çalışıyorlar. Olaitan ve Janderson, yeni transferler geldikten sonra gördüğünüz gibi goller atmaya başladılar. İşte rekabet ortamı böyle bir şey. Oyuncuların maksimum seviyelerine ulaşmaları için takımda kesinlikle bir rekabet ortamı oluşturmanız gerekiyor. Bu gerçekten takımın başarısız adına çok değerli ve aynı zamanda oyuncuların gelişimi adına. Ama aynı zamanda bugün Olaitan ve Janderson, kendilerinden bugüne baktığımda daha fazla şey göstermelerini bekliyorum. Çünkü onların potansiyelinin bundan çok daha fazla olduğuna inanıyorum. Aynı zamanda da gelen biraz önce belirttiğimiz gibi oyuncularımızın da bir an önce forma yarışına daha da ilerlemelerini ve her şeyini vermelerini bekliyoruz" diye konuştu. "Arda’nın durumu yarın belli olacak" Maçta sakatlık yaşayan Arda hakkında da konuşan Stoilov, "Sahanın içerisinde yaşadığı pozisyonda bileğinin döndüğünü hissetti. Tabii ki yarın bununla ilgili bazı kontroller yapılacak. Bunların ardından doktorumuzun görüşünü dinledikten sonra durumu biz de daha iyi bir şekilde öğrenmiş olacağız. Kaptanımızın İsmail’in antrenmanda yaşadığı bir sakatlık oldu ve bu sakatlığın ardından doktorumuzun yaptığı ilk kontrol ve ilk izlenimi çokta olumlu değildi. Tabii şimdi ikinci, üçüncü kontrolleri yapacak doktorumuz. Daha sonra bununla ilgili tekrar daha fazla bilgimiz olacak. Ama şu anda ilk kontrollere bakıldığında minimum birkaç ay futboldan uzak kalacak gibi gözüküyor kaptanımız" diyerek sözlerini noktaladı.