DÜNYA - 05 Ocak 2026 Pazartesi 23:23 | Son Güncelleme : 05 Ocak 2026 Pazartesi 23:23

Delcy Rodriguez, Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı olarak yemin etti

A
A
A
Delcy Rodriguez, Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı olarak yemin etti

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırmasının ardından yardımcısı Delcy Rodriguez, Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı olarak yemin etti.

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'ya düzenlediği askeri operasyonla New York'a kaçırdığı Venezuela'nın devrik lideri Nicolas Maduro'nun hakim karşısına çıkmasının ardından yardımcısı Delcy Rodriguez, Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı olarak yemin etti.

Ulusal Meclis Başkanı ve aynı zamanda kardeşi olan Jorge Rodriguez tarafından yemin ettirilen Rodriguez, "Vatanımıza yönelik gayri meşru askeri saldırının ardından Venezuela halkının çektiği acılar nedeniyle üzüntüyle buradayım. Rehin alınan iki kahraman, Başkan Nicolas Maduro ve First Lady Cilia Flores'in kaçırılması nedeniyle kalbimde büyük bir acı var. Halkımızın refahını ve huzurunu sağlamak için bir dakika bile dinlenmeyeceğime yemin ederim. Bu zor zamanlarda Venezuela'yı ileriye taşımak için hep beraber yemin edelim" dedi.

ABD saldırılarını destekleyenler tutuklanacak

Rodriguez, yemin töreni öncesi devrik lider Maduro tarafından olağanüstü hal kapsamında yayımlanan ve ABD tarafından kaçırıldığı 3 Ocak'ta imzalanan "Dış Karışıklık Durumu" başlıklı kararnameyi onayladı.

Kararname ile ABD saldırılarını destekleyenler ve teşvik edenler tutuklanarak yargılanacak. Kararnamede, "Ulusal, eyalet ve belediye polis teşkilatları, ABD'nin ülke topraklarına yönelik silahlı saldırısını teşvik eden veya destekleyen her türlü kişiyi, yargılanmak üzere, ulusal topraklar genelinde derhal arama ve yakalama işlemine tabi tutmalıdır" denildi.
Kararnamenin 90 gün yürürlükte kalacağı ve gerekmesi halinde 90 gün daha bu sürenin uzatılacağı aktarıldı.
OHAL kapsamında çıkarılan kararname, ülke anayasasına 1999 yılında eklenen devlet başkanının "ulusun, vatandaşların veya kurumların güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atan" bir çatışma durumunda kararname çıkarılabileceğini belirten hükmün, ilk kez uygulanması olarak kayıtlara geçti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Marmaris’in "kedi canlı" lakaplı ismi yine ölümden döndü Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan "kedi canlı" lakabıyla tanınan Mehmet Övet, dün çıktığı doğa yürüyüşünde talihsiz bir kaza geçirdi. Karaca Mahallesi’nde yürüyüş yaptığı sırada dengesini kaybederek düşen Övet’in sol bacağında iki ayrı kırık meydana geldi. Yaşanan kazanın ardından Marmaris Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Övet’in bugün ameliyat edildiği öğrenildi. Daha önce defalarca ölümden dönen Mehmet Övet, yaşadığı son kazayla birlikte hayatta kalma mücadelesine bir yenisini daha ekledi. Tedavisi süren Övet’in sağlık durumunun iyi olduğu, ancak bacağındaki kırıklar nedeniyle yapılan ameliyatın ardından bir süre hastanede gözetim altında tutulacağı bilgisi edinildi. Yaşadığı sayısız ağır kazaya rağmen kendisini "talihsiz" değil, "şanslı" olarak tanımlayan iki kız çocuk babası olan Marmarisli Mehmet Övet’in ameliyatın ardından tedavisi devam ediyor. "Çocuk yaşta ölümle burun buruna geldi" Mehmet Övet’in ölümle burun buruna kalması henüz 7 yaşındayken oldu. Yat Limanı’nda Rodos’tan gelen gemilerin altına dalarken, teknenin paletlerine yapışan midye kabukları vücudunu kesti ve kalbi durdu. Yaklaşık 9 metre derinlikten çıkarılan Övet, olay yerinde bulunan bir doktorun müdahalesiyle hayata döndürüldü. Yine aynı yaşlarda, ailesinin yaşadığı evin korkulukları olmayan terasında oynarken yaklaşık 7 metre yükseklikten kafa üstü düşen Övet, 4 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra gözlerini açtı. "İş kazaları peşini bırakmadı" İlkokuldan sonra eğitimine devam etmeyerek bir elektrik firmasında çalışmaya başlayan Övet, 1991 yılında asansör tamiri sırasında elektrik akımına kapıldı. Kalbi duran genç adam, doktorların müdahalesiyle yeniden hayata döndürüldü. İyileştikten sonra elektronik sektöründe çalışmaya devam eden Övet, çanak anten montajı yaptığı sırada defalarca yüksekten düştü. Kapalı Çarşı içindeki bir apartmanda 9 metreden beton zemine düşen, ardından Kordon Caddesi’nde bir başka apartmanda çürük korkuluğun kırılması sonucu üç kat aşağıya kafa üstü çakılan Övet, tüm bu kazalara rağmen işine geri döndü. Ancak iki yıl sonra bir kez daha elektrik akımına kapılarak ölümden döndü. ‘Kurşunlar da durduramadı’ 2008 yılında bu kez bir saldırının hedefi oldu. Öğle yemeği siparişi verdiği köftecinin ustasıyla yaşanan tartışma sonucu pompalı tüfekle vurulan Övet’in vücuduna 15 domdom kurşunu isabet etti. 60 gün yoğun bakımda kalan Övet’in vücudundan 10 kurşun çıkarıldı, kasıklarında kalan 5 kurşunla yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. ‘Trafik kazası sonrası engelli kaldı’ 2014 yılında motosikletiyle evine dönerken Yeni Datça Yolu’nda arkadan çarpan lüks bir minibüs nedeniyle ağır yaralanan Övet’in akciğerleri zarar gördü, beyin ödemi oluştu ve bağırsağının bir bölümü ameliyatla alındı. 78 gün yoğun bakımda kalan Övet, bu kazanın ardından yüzde 79 engelli raporu alarak malulen emekli olmuştu. "Son kazadan da canlı kurtuldu" Övet, dün çıktığı doğa yürüyüşünde talihsiz bir kaza geçirdi. Karaca Mahallesi’nde yürüyüş yaptığı sırada dengesini kaybederek düşen Övet’in sol bacağında iki ayrı kırık meydana geldi. Yaşanan kazanın ardından Marmaris Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Övet’in bugün ameliyat edilirken, sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Eskişehir Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela’da yaşananları değerlendirdi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ESOGÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırması ile ilgili, "Adeta soğuk savaş günlerine geri döner gibiyiz" değerlendirmesi yaptı. Venezuela gündemini ve ABD’nin Maduro’yu kaçırmasını değerlendiren Saygın, operasyonun kamuoyuna iyi kurgulanmış bir askeri hamle olarak sunulduğunu ifade etti. Doç. Dr. Saygın, söz konusu müdahalenin etkileri ve sonuçları bakımından çok yönlü ve çok katmanlı bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti. Operasyonun 2026 yılının ilk günlerinde gerçekleşmesinin manidar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Saygın, ABD iç siyasetinde Başkan Trump’ı zorlayan dava ve suçlamaların yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir hamlenin küresel ekonomi politiği sarsabilecek etkiler doğurabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Saygın, bugünlerde yaşananların 2011 yılından beri olgunlaştırılan bir süreç olduğunu da ekledi. Doç. Dr. Emre Saygın değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Olayın perde arkasındaki nedenler aslında küresel güç dengelerine işaret ediyor. Burada ABD’nin Monroe Doktrini Trump’la beraber ilk harfi değişerek Donroe Doktrini, yani Trump’ın bir takım eklemeler yaparak geliştirdiği Donroe Doktrini ön plana çıkıyor. Bu bağlamda yakın dönemde çıkmış, yenilenmiş, güncellenmiş bir Amerikan Ulusal Güvenlik strateji söz konusu. Bu strateji doğrultusunda adeta soğuk savaş günlerine biraz daha geri döner gibiyiz. Bu ne demek? ABD’nin bölgedeki ya da kıtadaki ya da batı bloğundaki diyelim eski tabirle abi ya da hami rolünü tekrar üstlenmesi. Dolayısıyla da buradaki hami rolünü güçlendirecek şekilde elindeki sert güç unsurlarını daha çok müdahaleci biçimde devreye sokması söz konusu. İkincisi olayın petrole bakan tarafı var. Şöyle ki 2010’lu yıllara kadar dünyada kanıtlanmış en büyük petrol rezervleri Suudi Arabistan’a aitti. Ancak yeni yapılan keşiflerle Venezuela dünyada kanıtlanmış petrol rezervleri bakımından en yüksek hacimli rezervlere sahip ülke oldu. Dolayısıyla Venezuela’ya müdahale aynı zamanda petrol kaynaklarına müdahale ve Amerikan şirketlerinin buradaki hegemonyasını tekrar tahkim edilmesini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla burada Venezuela petrol gündeminden ve bunun bir devamı olarak Danimarka’nın, Grönland’ın ilhakı ve oradaki nadir toprak altı elementlerini elde etme gündemi üzerinden durumu ABD’nin aslında enerji ticaretinin dolar üzerinden yapılmasını sağlayacak imtiyazlı bir alan oluşturma gayreti olarak görebiliriz. Dolayısıyla biraz da küresel ekonomi politik çerçevede okunabilir." Doç. Dr. Emre Saygın, bu operasyonda aslında ABD-Çin rekabetinin yansımalarının da kısmen görüldüğünü belirterek, "Çin’in ticaret hacminde Latin Amerika büyük bir yer tutuyor. Dolayısıyla Amerikan ana karasını tehdit eden yakın hinterlantta Çin etkisinin kırılması, Rusya’nın verdiği askeri destekle beraber bölge ülkelerinin ABD’ye karşı pozisyon almalarının engellenmesi bakımından da bu operasyon aslında ABD’nin sert gücünü tekrar Latin Amerika’da kullanıp Çin’e ve Rusya’ya bir mesaj vermesi olarak da okunabilir. Bildiğimiz gibi Avrupa’da Rusya ile Ukrayna arasındaki savaştan kaynaklı bir güvenlik boşluğu ya da istikrarsızlık durumu söz konusu. Avrupa Birliği savunma harcamalarına bütçeler içinde çok fazla yer vermeyen ülkelerden oluşuyor. Trump’ın da zaten Avrupa’ya yönelttiği en büyük eleştiri buydu. Amerika’nın enerjisini, gücünü, ilgisini, odağını Latin Amerika’ya kaydırması ve dolayısıyla Pasifik üzerinden Asya’ya kaydırması aslında Avrupa ülkelerinin Rusya’yla baş başa kalmasını getiriyor. Dolayısıyla bu Avrupa açısından da ontolojik bir problem ortaya çıkarıyor. Yani varoluşsal bir problem yaşayacaklar ve tarih boyu aradıkları bütünleşme hamlesine 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamışken bugün tekrar bunu belki de dağıtmak veya tahkim ederek, üzerine koyarak daha da kuvvetlendirmek yoluna gidecekler. Ancak ilk ihtimal biraz daha ön planda gibi görünüyor" dedi. Mevzunun Türkiye’yi nasıl ilgilendirdiği konusunda ise Doç. Dr. Emre Saygın, şunları kaydetti: "Türkiye geleneksel dış politikası itibariyle bölgesinde bir istikrarsızlık olsun istemiyor. Bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olmayı da istemiyor. Dolayısıyla özellikle Cumhurbaşkanımız ile ABD Başkanı Trump arasındaki lider diplomasinin son dönemdeki güçlü trendi ve burada Türkiye’nin bölge dengeleri üzerindeki etkisinin kavranabilmiş olması Türkiye’yi güçlü bir konuma sürüklüyor. Öyle ki Türkiye burada ABD’nin ilgisini Pasifik’e kaydığı bir durumda, Orta Doğu’daki dengelerde belirli bir aktör olarak rol alabiliyor. Bölgesel statükonun sarsılması durumunda ise Türkiye kendi menfaatleri doğrultusunda hedefe yürüyebilme kapasitesi olan bir ülke. Burada da bir yönetim değişikliği potansiyelini olabileceğini varsayıyoruz. Dolayısıyla burada Türkiye’nin pozisyonu komşusu olan İran’ın bir istikrarsızlığa sürüklenmemesi yönünde. Ancak böyle bir durumda Türkiye’nin de yine bölgesel pozisyonunu takip edeceği yani bölgede 1979 devriminden sonra İran’ın bölgedeki yayılmacı doktrinini frenleyecek mekanizmaları daha kuvvetli bir şekilde devreye alabileceğini öngörebiliriz. Dolayısıyla kısaca toparlayacak olursak bu müdahale aslında göründüğünden daha büyük küresel etkileri olabilecek. Uluslararası sistemi soğuk savaş dönemindeki güç rekabetine geri döndürecek. Ancak büyük güçlerin rekabetinin komşu küçük ülkeler üzerindeki vekalet savaşları, hatta yeni tabirle vekalet operasyonları üzerinden yüklenebileceği bir döneme evrilmek üzere olduğumuzu söyleyebiliriz."
Bolu Bolu’da elektrik kaynaklı çıkan baca yangını, etrafı dumana boğdu Bolu Belediyesi binasının yan tarafında bulunan restoranların birinde elektrik kaynaklı baca yangını, etrafı dumana boğdu. Yoğun duman çıkan yangın, itfaiye ekiplerin hızlı müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangın, Bolu Belediyesi binasının yan tarafında bulunan bir işletmede öğle saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, belediye binasının bitişiğinde faaliyet gösteren bir restorana ait bacada, elektrik tesisatından kaynaklı yangın çıktı. Yoğun dumanların yükseldiği yangını fark eden çevredeki işletmelerde çalışanlar, iş yerlerini hızlıca tahliye etti. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Bölgeye gelen itfaiye ekipleri, yangının çıkış noktasını tespit ederek bacaya müdahale etti. Müdahale sonucunda yangın çevredeki iş yerlerine sıçramadan söndürüldü. Yangının kontrol altına alınmasının ardından, aynı hizada ve alt alta bulunan diğer işletmelerin elektrik panoları da tedbir amaçlı kontrol edildi. "Bir kablo yanığı gibi hissettik" Yangın çıkan işletmenin üst katında bulunan diş kliniğinde çalışan Şeyma Çelik, "İlk başta bir koku duyduk, bir kablo yanığı gibi hissettik. Sonra kliniği kontrol ettik. Bize yangın olduğunu söylediler ve tahliye etmemiz gerektiğini söylediler. Bizde hemen klinikteki tüm elektrik şalterlerini indirip, giyinip çıktık, tahliye ettik. Restoranın bacasından çıktığını söylediler, bacasının yandığını söylediler. Bizimde havalandırma yerlerinden dumanın bize doğru püskürtüldüğünü görünce içerisi biraz duman oldu. Dükkanlarla elektrik şalterlerimiz ortak olduğu için direkt oradaki panelden doğru bize bir duman geldi. O dumandan dolayı biz de açıkçası etkilendik" şeklinde konuştu. "Herhangi bir sorun yok" Yangın hakkında gazetecilere açıklamalarda bulunan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, itfaiyenin gerekli önlemleri aldığını belirterek, "Dumanlama ve yangın söz konusu oldu. İtfaiye ekibimiz anında müdahale etti. Herhangi bir sorun yok. Gerekli önlemler alınmıştır. Baca dumanlaması sonucu tutuşan yağlar olduğunu düşünüyorum" dedi.
Kars Vali Polat, Kütük ev inşaatını inceledi Doğu Anadolu’nun en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Çıldır Gölü kıyısında, geçtiğimiz yıllarda yanan ve bölgenin simgesi haline gelen Kütük Ev’in yerine inşa edilen yeni tesisin yapımı hızla devam ediyor. Kars Valisi Ziya Polat, inşaat alanında incelemelerde bulunarak projenin son durumu hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kars’ın Arpaçay ilçesi Çanaksu mevkiinde yer alan ve 2023 yılında çıkan yangın sonrası kullanılamaz hale gelen Kütük Ev, Kars Valiliği koordinesinde, İl Özel İdaresi ve Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) iş birliğiyle küllerinden doğuyor. Yaklaşık 30 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen projeyi yerinde denetleyen Vali Ziya Polat, çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü vurguladı. "Turizm markamıza değer katacak" Vali Polat, Çıldır Gölü’nün sadece Kars’ın değil, Türkiye’nin önemli bir markası olduğunu belirtti. Polat, Çıldır Gölü, kışın atlı kızak, buz altı balıkçılığı, yazın ise eşsiz doğasıyla turizmimizin parlayan yıldızı. Yanan tesisimizin yerine, bölgenin doğal dokusuna uygun, Rusya’dan getirilen özel ağaçlarla inşa edilen yeni kütük evimiz, modern donatısıyla ziyaretçilerimize hizmet verecek. Amacımız, bu önemli yatırımı en kısa sürede tamamlayarak Kars turizminin hizmetine sunmaktır" dedi. Yeni Kütük Ev projesi, doğaya uyumlu mimarisi ve geniş kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesiste 6 konforlu oda,100 kişilik kapalı ve 140 kişilik açık alan kapasitesi,kafe, çocuk oyun alanları yer alıyor. Öte yandan Kütük Ev’in tamamlanmasıyla birlikte, Çıldır Gölü çevresindeki günübirlik tesis ihtiyacının karşılanması ve bölgeye gelen turist sayısında ciddi bir artış yaşanması bekleniyor.
Antalya Alanya Teknokent’in yol haritası görüşüldü Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi girişimleri ile Alanya’ya kazandırılan Teknokent AŞ için düzenlenen ikinci toplantıda yol haritası belirlendi. Alanya’nın teknoloji ve sanayi alanında daha hızlı ilerlemesi adına üniversiteler ile üretim sektörleri arasında iş birliği sağlanarak ülke sanayisine önemli katkılar sağlayacak Alanya Teknokent AŞ için ALKÜ ev sahipliğinde bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, Alanya’nın bilim, teknoloji ve girişimcilik ekosistemine katkı sunacak Teknokent yapılanmasının kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini görüşüldü. "Alanya teknokent, bölgenin geleceğine yön verecek" Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, Alanya Teknokent AŞ’nin yol haritasının belirlendiği toplantının, şehrin kalkınma vizyonu açısından son derece önemli olduğunu ifade etti. Kaymakam Öztürk, "Üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız ve iş dünyamızın ortak akılla ortaya koyduğu bu güçlü iş birliği, Alanya’nın bilim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında daha ileri bir noktaya taşınmasını sağlayacaktır. Alanya Teknokent AŞ’nin; yenilikçi fikirlerin ürüne dönüşmesine, nitelikli istihdamın artmasına ve bölgemizin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bu sürece katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" dedi. "Alanya Teknokent’i güçlü ve sürdürülebilir bir yapıyla ilerleteceğiz" Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Teknokent AŞ’nin kuruluş sürecinden sonra somut hedeflere odaklanılan önemli bir aşamaya geçildiğini belirtti. Rektör Türkdoğan, "Alanya Teknokent AŞ için gerçekleştirdiğimiz bu ikinci toplantıda, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimizi netleştirerek yol haritamızı ortaya koyduk. Amacımız, Teknokentimizi yalnızca fiziki bir alan değil; akademi, kamu ve sanayinin etkin biçimde buluştuğu güçlü ve sürdürülebilir bir inovasyon ekosistemi haline getirmektir" dedi. Alanya’nın sahip olduğu potansiyelin bilim ve teknolojiyle daha etkin değerlendirileceğini vurgulayan Rektör Türkdoğan, "Üniversitelerimizin bilgi birikimi ile üretim sektörlerinin tecrübesini bir araya getirerek, katma değeri yüksek projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Belirlenen yol haritası doğrultusunda, girişimcilerimizin Ar-Ge ve ticarileşme süreçlerine daha hızlı ve etkin destek sunan bir yapı inşa edeceğiz. Alanya Teknokent AŞ, şehrimizin kalkınma vizyonuna yön veren önemli bir merkez olacaktır" ifadelerini kullandı. Katkı veren kurumlara teşekkür edildi Alanya Teknokent AŞ’nin hem bölgeye hem de ülke ekonomisine uzun vadede önemli katkılar sağlayacağına inandığını dile getiren Rektör Türkdoğan, paydaş kurumlarla sağlanan iş birliğinin önemini vurgulayarak Alanya Teknokent AŞ’nin kurulmasına öncülük eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’a, Bakan Yardımcımız Muhammet Kasım Gönüllü’ye, Antalya Valimiz Hulusi Şahin’e, Önceki Dönem Dışişleri Bakanı Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’na, Antalya Vali Yardımcımız Mustafa Hulusi Arat’a, Alanya Kaymakamımız Şakir Öner Öztürk’e, Alanya Belediye Başkanımız Osman Tarık Özçelik’e, Alanya Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Turan Sağer’e, ALTSO Başkanımız Eray Erdem’e ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. "İş dünyasıyla daha güçlü bağlar kurulacak" Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer yaptığı konuşmada Alanya’nın büyük bir avantaj elde ettiğini dile getirdi. Rektör Sağer, konuşmasında, "Alanya Teknokent, üniversitelerimizin akademik birikimini iş dünyasının dinamizmiyle buluşturarak girişimcilik ve inovasyonun merkezi haline gelecektir. Bu yapı sayesinde öğrencilerimiz ve araştırmacılarımız, fikirlerini somut projelere dönüştürme fırsatı bulacak; iş dünyasıyla daha güçlü bağlar kurulacaktır. Alanya Teknokent’in, şehrimizin teknoloji üretim kapasitesini artırarak hem bölgesel kalkınmaya hem de ülke ekonomisine değer katacağına inanıyorum. Bu süreçte emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. "Teknokenti kalıcı ve sistematik zemine taşımak istiyoruz" "Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz Teknokent AŞ’nin yol haritasını belirlemek için ALKÜ Rektörümüz ev sahipliğinde istişare toplantısı düzenledik" diyerek açıklamada bulunan ALTSO Başkanımız Eray Erdem, "Toplantımızda, önümüzde süreçte yapacağımız çalışmaları ele alıp, yol haritamızı belirledik. Alanya Teknokent AŞ ile; üniversitelerimiz ile iş dünyası arasındaki iş birliğini daha güçlü, sistematik ve kalıcı bir zemine taşımayı amaçlıyoruz. Bu yapı sayesinde Ar-Ge, inovasyon ve katma değerli projelerin teşvik edilmesini, yerel işletmelerimizin teknolojik kapasitesinin yükseltilmesini ve bölgemize yeni yatırım ile istihdam alanlarının kazandırılmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Teknokent AŞ’in geliştirilmesine yönelik düzenlenen ikinci toplantıya Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer, ALTSO Başkanı Eray Erdem, ALKÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu ve Prof. Dr. Işık Bayraktar, Alanya Teknokent AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Salih Tellioğlu ve akademisyenler katıldı.