DÜNYADAN FUTBOL - 10 Haziran 2011 Cuma 20:08

Dünya Enduro Motosiklet Şampiyonası’nda ilk gün

A
A
A
Dünya Enduro Motosiklet Şampiyonası’nda ilk gün

Bu sabah Fethiye’de başlayan Dünya Enduro Motosiklet Şampiyonası’nda ilk gün yarışları sonuçları belli oldu.

11 ülkeden 70 sporcunun katıldığı ilk gün yarışlarında dereceye girenlere ödülleri Salı Pazarı Meydanı’ndaki padok alanında yapılan törenle verildi. İspanya’nın 3, Finlandiya’nın 2 birincilik aldığı Dünya Enduro Motosiklet Şampiyonası’nda kürsüye çıkan sporcular tören hosteslerini adeta şampanyalarla yıkadılar. İlk gün yarışlarını Türkiye’den sadece Serkan Özdemir ile Fırat Şahin tamamlayabildi. Enduro bir kategorisinde Finlandiya’dan Juha Salminen birinci, aynı ülkeden Matti Seistola ikinci, üçüncülüğü de Fransa’dan Rodrig Thain alırken, Enduro iki kategorisinde; İspanya’dan Christobal Guerrero birinci, yine aynı ülkeden İvan Cervantes ikinci, Fransa’dan Antoine Meo ise üçüncü oldular.


Enduro 3’te; Finlandiya’dan Mika Ahola birinci, İsviçre’den Joakim Ljunggren ikinci, Fransa’dan Christophe Nambotin üçüncü olurken, Enduro Junior’da; İspanya’dan Maria Roman birinci, Finlandiya’dan Antti Hellsten ikinci, Fransa’dan Benoit Fortunato üçüncü oldular. 125 cc’de; İtalya’dan Jonathan Manzi birinci, Portekiz’den Luis Oliveira’da üçüncü oldular. Xtreme testte ise, İspanya’dan İvan Cervantes birinci, Finlandiya’dan Juha Salminen ikinci, İsviçre’den Jeakim Ljunggren ise üçüncü oldular.


Türkiye Motosiklet Federasyonu tarafından organize edilen yarışmada dereceye girenlere ödüllerini Muğla İl Gençlik Spor Müdürü Burhanettin Hacıcaferoğlu, İlçe Gençlik Spor Müdürü Mehmet Ilgar ve diğer yetkililer sunarken, dereceye giren yarışmacılar, sıcaktan etkilendiklerini belirttiler. Dereceye giren sporcular şampanyalar patlatırken hostesleri şampanyayla yıkadılar.

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Azmin adı Yavuz Selim Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bilgisayar klavyesini ayak parmaklarıyla kullanan 15 yaşındaki kas hastası Yavuz Selim Çöl, LGS’de elde ettiği yüksek puanla hayalindeki lisede bilişim bölümünü kazansa da mevzuata takıldı. Sağlık durumu nedeniyle evde eğitim alması gerektiği için yönetmelik gereği Anadolu lisesine gönderilen azimli genç eğitim mücadelesinden vazgeçmezken; çok okumak istediği lisenin bahçesinde yüzlerce öğrencinin katılımıyla kendisi için hazırlanan sürpriz doğum günü partisi ise duygu dolu anlar yaşattı. Alınan bilgiye göre; kas hastası Yavuz Selim Çöl, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavında 402 puan alarak Mehmet Tuğrul Tekbulut Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bilişim Teknolojileri Alanı’na yerleşmeye hak kazandı. Ellerini tam olarak kullanamadığı için bilgisayar klavyesini ayak parmaklarıyla kullanan Çöl, eğitimine büyük ilgi duyduğu bu alanda devam etmenin hayalini kuruyordu. Ancak Yavuz Selim, kazandığı bu okulun sıralarına hiç oturamadı ve tek bir gün bile eğitim göremedi. Alınan sağlık kurulu raporunda; "musküler distrofi" ve "spastik kuadriplejik serebral palsi" tanısıyla takip edilen öğrencinin, örgün eğitim kurumundan doğrudan yararlanmasının sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle 1 yıl süreyle "evde eğitim" görmesi gerektiği belirtildi. Mevzuat engeli Öğrencinin durumu, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne takıldı. Yönetmeliğin 23. maddesinde yer alan "Mesleki ve teknik eğitim kurumlarında kayıtlı öğrencilerden evde eğitim göreceklerin Anadolu liseleri veya Açık Öğretim Lisesine nakil işlemleri yapılır" hükmü uyarınca Çöl’ün kaydı Gebze Anadolu Lisesine alındı. Hayalindeki okulda unutulmaz doğum günü Bürokratik engellere rağmen hayalindeki okuldan kopamayan Yavuz Selim için yerleşmeye hak kazandığı Mehmet Tuğrul Tekbulut Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde unutulmaz bir 15. yaş günü sürprizi hazırlandı. Okul müdürü ile öğretmenlerin işbirliğinde hazırlanan ve okul bahçesinde gerçekleştirilen kutlamaya öğrenciler yoğun katılım gösterdi. Müziklerin çalındığı, şarkılar eşliğinde dansların edildiği etkinlikte öğrenciler, hazırladıkları özel pankartları açarak Yavuz Selim’e moral verdi. Sınıf ortamında küçük bir kutlama beklerken okul bahçesindeki coşkulu kalabalığı karşısında gören Yavuz Selim, şaşkınlığını ve mutluluğunu gizleyemedi. "Ayak parmaklarımla on parmak yazmayı geliştirdim" Bilgisayar ve yazılım mühendisi olmak istediğini belirten Yavuz Selim Çöl, bilgisayar alanında kendini sürekli geliştirmeye çalıştığını söyledi. Klavyeyi ayaklarıyla kullanabildiğini anlatan Çöl, "Klavyeyi ayağımla kullanabilir miyim diye denedim, zaten aklımda bunu yapmak vardı. Yapabildiğimi gördüm. Kendimi geliştirerek daha da hızlandım. Daha hızlı yazabiliyor oldum ama uzun zamandır tabii klavyede yazmadığım için sadece biraz yavaşladım. Ona rağmen yine de iyi yazıyorum" dedi. "Bunu beklemiyordum, çok mutlu oldum" Yerleştiği lisede geçtiğimiz günlerde kendisi için düzenlenen doğum günü kutlamasına da değinen Çöl, okul bahçesinde idareciler ve öğrencilerin katılımıyla yapılan sürpriz etkinlikten dolayı çok mutlu olduğunu belirterek, "Ben böyle bir kutlama hayal etmiyordum. Çok az öğrencinin katılacağını ve sınıfta yapılacağını düşünüyordum. Okulun bahçesinde olup, bütün öğrenciler de katılınca çok şaşırdım, çok mutlu oldum. Bunu organize eden öğretmenlerime, okul müdürümüze, arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Çöl, kazandığı meslek lisesinde okumak istediğini vurgulayarak, "Milli Eğitim Bakanımıza seslenmek istiyorum. LGS’den 402 puan alarak meslek lisesine yerleşmeme rağmen kendi istediğim bölümü okuyamayıp şu anda düz lisede eğitim görüyorum. Bunun düzeltilmesini ve kendi meslek liseme alınmayı istiyorum" ifadelerini kullandı. Baba Hayri Çöl ise oğlunun SMA değil, nadir rastlanan musküler distrofi adında bir kas hastalığı bulunduğunu, zeka seviyesinin ve kavrama yeteneğinin oldukça iyi derecede olduğunu dile getirdi. Çöl, "Kasları güçsüz ama zeka seviyesi iyi derecede, kabiliyeti, kavraması iyi derecede. Bunu zaten doktorlar da söylüyor. Bu az rastlanan bir kas hastalığı türünden" diye konuştu. "Bilişim ve bilgisayar teknolojilerini çok seviyor, hayatı bunun üzerine kurulu" Hayri Çöl, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yavuz Selim, 402 puanla hak ederek Mehmet Tuğrul Tekbulut Lisesi’ne yerleşti. Ancak evde eğitim aldığı için meslek lisesi müfredatından öğretmen tayin edilemediği söylendi ve bizi Gebze Anadolu Lisesi’ne kaydırdılar. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze dilekçe verdik, sağ olsunlar çok yardımcı oldular ancak genelgede değişiklik olması gerektiği için sorun yerelde çözülemedi. Yavuz Selim bilişim ve bilgisayar teknolojilerini çok seviyor, hayatı bunun üzerine kurulu. Yeniden hakkı olan lisede bilişim bölümüne geçmesini istiyoruz, yetkililerden destek bekliyoruz." "Çok zeki ve her şeyin bilincinde bir çocuk" Anne Özlem Çöl de Yavuz Selim’in zorlu süreçlerden geçtiğini, bağışıklığının zayıf olması nedeniyle enfeksiyon riskine karşı dikkatli olduklarını ve yoğun bakım süreçleri yaşadıklarını kaydetti. Çocuğunun yoğun bir skolyozu bulunduğunu ve ameliyat için gün beklediklerini belirten anne Çöl, "Çok zeki ve her şeyin bilincinde bir çocuk. Kendi hastalığının da eğitiminin de farkında. Onu geride bırakmamak ve sosyalleştirmek için elimizden gelen her türlü imkanı vermeye çalıştık, öğretmenlerimiz de hep çok ilgilendi" ifadesini kullandı.
Eskişehir İBAN’ları arkadaşıyla paylaştı, 71 yaşındaki babasıyla aynı koğuşta hapis yattı Eskişehir’de yaşayan bir kişinin 2020 yılında arkadaşına verdiği kendisinin ve babasının IBAN numaraları iddiasına göre bilgisi dışında dolandırıcılıkta kullanıldı. Haklarında 20 suç dosyası açılan, 400 bin TL borç yükü altına giren A.Ü.,, 71 yaşındaki babasıyla aynı koğuşta hapis yattı. Ankara’nın Polatlı ilçesinde yaşadığı 2020 yılında, A.Ü.’nün (42) iddiasına göre, aynı iş yerinde çalıştığı arkadaşının "Benim banka hesaplarımda bloke var, senin IBAN’ını kullanabilir miyim" demesi üzerine, 71 yaşındaki babası A.Ü. ve kendi IBAN numaralarını bahse konu şahsa verdi. Geçen zaman zarfında A.Ü., hesaplara gelen paraya dokunmadan iş yerinden olan arkadaşına teslim etti. Bir süre sonra IBAN numaralarının bahis ve medyumluk gibi dolandırıcılıkta kullanıldığı belirtilerek A.Ü. ve babasına dava açıldı. Mahkemede şüpheli sıfatıyla yargılanan A.Ü. ve babası A.Ü. tutuklanarak cezaevine gönderildi. 71 yaşındaki babasıyla aynı cezaevinde yattı A.Ü. ve 71 yaşındaki babası toplamda 2 buçuk yıl cezaevinde kaldı. A.Ü. ve babası 2 buçuk yılın 1 yılını Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda aynı koğuşta yattı. Dışarıdaki düzeni tamamen bozulan A.Ü.’nün hayatı altüst oldu. A.Ü.’nün iddiasına göre bahse konu dolandırıcılık davalarında mağdur olan bir müştekinin, asıl şüpheliye dair ses kaydı mahkemeye sunulup analiz yapıldı. Yapılan işlemlerin ardından mahkemece IBAN isteyen şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilirken, A.Ü. ve babası tahliye edildi. 7 adet dosyasından dolayı 15 yıl hapis yatma ihtimali var Eskişehir’de yeni bir hayat kurmaya ve çalışmaya başlayan A.Ü., babası ve kendi hakkında halen açık olan 20 suç dosyasından dolayı ise tedirgin. Yaşanan dolandırıcılık suçundan dolayı neredeyse her ilde mağdurun olduğunu belirten A.Ü., babasına ve kendisine ait 20 suç dosyasından vatandaşların yaklaşık 400 bin TL’lik mağduriyetleri olduğunu belirtirken, bu parayı nasıl ödeyebileceklerini bilmediğini söyledi. Suç dosyalarından ve görülecek davalarından dolayı A.Ü., 20 yıla kadar hapis yatabileceğine dikkat çekti. "Delil yetersizliğinden serbest kaldı" Başından geçenleri anlatan A.Ü., "2020’de bir kardeşimiz aynı yerde çalıştığımız, arkadaşımız, kardeşimiz dediğimiz bir insan yüzünden bunlar oldu. ‘Hesabımızda bloke var, hesabımıza gelecek parayı bize verir misin’ dediğinde, hiçbir menfaat elde etmeden, bir tek sigara bile almadan parasını çekip verdik. Aldım verdim, aldım verdim; hiçbir menfaat elde etmedim. Onun sonrasında suçsuzluğumuzu ispatlayamadık. İsmini ilk başta ’Mehmet’ olarak biliyorduk, isminin başka bir isim olduğunu öğrendik. Mahkemelere dedik ki ’bu şahıs’ ama delil yetersizliğinden serbest kaldı. Tek şikâyetçisi ben değilim 3-5 kişi var. Bu dolandırıcı zaten 2014’ten beri sabıkaları olan bir şekilde devam ediyor. Mahkemelere çıkıyorum, diyorum ki ’bu şahıs’. Bir mahkemede tanık olarak dinlendi, sanık sıfatına hiç girmedi. Direkt ceza aldım, hüküm yedim. Ondan sonra dosyalar böyle arttıkça, mahkemelerde hakim beyin kanaati ki doğal olarak herkes aynı kanaati kullanabilirdi sabıkasından dolayı ’yapmıştır’ olarak ceza yemeye başladık. Yani IBAN mağduru olduğumuzu anlatamadık" dedi. "71 yaşındaki babamla aynı cezaevinde yatmak kötü bir şey" Gerçek şüpheliye ait ses kaydının analiz edilmesinin ardından özgürlüğüne babasıyla kavuşan A.Ü. şöyle konuştu; "En son bir mahkememizde bir müştekinin aldığı ses kaydıyla bu şahıs olduğunu ispatlayabildik ve şahıstan aldığımız ses, analiz raporuna sonrası bu şahıs olduğu anlaşıldı. Hüküm yedi, ben ve babam beraat aldık. Şimdi şu an açıkta 7 tane dosyamız var. Babamın birçok dosyası var, toplam 20 tane dosya diyebiliriz. Yani şimdi şu an UYAP’ı açtığımda insan utanıyor. İnsanın toplum içine çıkabilecek yüzü kalmadı. Şimdi şu an bulunduğumuz bu evde düzen kuruyorum. Cezaevine girdiğimde önceki eşyalarım hep kayboldu, çalındı. ’Hesabımda bloke var abi, bana akrabamdan para gelecek, arkadaşımdan para gelecek’ bu şekilde, hesaba 700 TL de geldi, 88 bin TL de. Çok davaya girdim, bu ay benim 5 tane mahkemem var. Şimdi şu an nereden baksanız bir 15-30 yıl yatma ihtimalim var. Tek kandırdığı müşteki ben değilim, mağdur ben değilim. Benim bütün herkese çağrım, kimse kimseye güvenmesin. Güvenilecek hiçbir yan kalmamış. Herkesin bir menfaati, herkesin bir çıkarı var. Kimse çıkarsız kimseye yaklaşmıyor. Eşim perişan oldu, babam perişan oldu. 71 yaşındaki babamla aynı cezaevinde yatmak kötü bir şey." "’Bizim ismimizi verirsen, torunundan başlarız kan çıkacak’ diye tehditte bulundular" Oğlu gibi kendi de IBAN mağduru olan 71 yaşındaki ressam A.Ü., "Polatlı tarafında yaşıyordum. Sizler gibi genç insanlar dedi ki, ’Ali dayı, bizim resmimizi yapar mısın’ dedi. Ben de ’Yaparım’ dedim. Derken bunlarla bayağı bir haşır neşir olduk. Ondan sonra samimi olduk. Daha sonra, ’Bir yemek yemeye gidelim’ dediler ben de kabul ettim. Orada yemek yedikten sonra tekrar dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda bana tehditte bulundular. ’Bak eğer bizimle alakalı herhangi bir sorun olursa, eğer bak herhangi bir birisine, polis karakoluna bizim ismimizi verirsen, senin torunundan başlarız, oğlundan en son sana geliriz. Kan çıkacak bunda’ dediler. Böyle tehditte bulundular. Ben de çocuklarımın, torunlarımın korkusundan en sonunda, ’Madem öyleyse tamam’ dedim. Banka kartlarımı verdim, şifresini verdim. Ben de çok zor durumlarda kaldım. En sonunda cezaevine düşünce mağdur oldum, cezaevinde yattım çıktım. 2 ay sonra tekrar yine cezaevine girdim. Bunların yüzünden. Bu IBAN’dan dolayı. Evet, oğlumla da aynı koğuşta yattım, aynı cezaevinde. KOAH, astım, şeker ve kalp hasatlıkları var bende, yardım bekliyorum" diye konuştu.