DÜNYADAN FUTBOL - 10 Ekim 2011 Pazartesi 10:40

Dünya ikincisi oldu

A
A
A
Dünya ikincisi oldu

2011 Cross Country Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'yi, Türkiye Motosiklet Federasyonu'nun (TMF) desteği ile temsil eden Kemal Merkit, Open Trophy kategorisinde dünya ikincisi oldu.

Uluslararası Motosiklet Federasyonu (FIM) tarafından düzenlenen Nisan ayında Abu Dhabi'de başlayan 2011 Cross Country Dünya Şampiyonası , Tunus rallisinin ardından İtalya'da gerçekleştirilen Sardunya Rallisi ile devam etti ve 1-10 Ekim tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen Firavunlar Rallisi ile sona erdi.

Firavunlar Rallisi olarak da adlandırılan Mısır Rallisi'ni Kemal Merkit genel klasmanda 14., Open sınıfında da 4. sırada bitirdi. Çöl Kaplanı lakaplı Merkit, bu sonuçla 2011 Cross Country Dünya Şampiyonası Open Trophy (450 cc üzeri) kategorisinde ikinciliğe imza atarak Türkiye adına büyük bir başarıya imza attı.

Merkit, Mısır Rallisi'nde KTM 530 motosikletiyle toplamda 33:02:08'lik bir dereceye imza attı. Firavunlar Rallisi'ni İspanyol Marc Coma kazanırken, Helder Rodrigues ikinci, Jakub Przygonski de üçüncü sırada yer aldı. Helder Rodrigues, bu sonuçla 2011 Cross Country Dünya Şampiyonu oldu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Güzellik merkezinde estetik operasyonu yüz felci yaptı Ankara’da yüzündeki kırışıklıklar nedeniyle internetten bulduğu bir güzellik merkezine giden kadın, yapılan operasyonun ardından yüz felci geçirdiğini ileri sürdü. Dolandırıldığını da iddia eden kadın, söz konusu işlem için 50 bin lira ödediğini söyledi. Ankara’da yaşayan 57 yaşındaki Serap Kopar, yüzündeki kırışıklıklardan memnun olmadığı için internetten bulduğu Ş.S. isimli kadına ait güzellik merkezinden randevu aldı. İddiaya göre yüzüne yapılacak işlem için 50 bin lira ödemesi gerektiği belirtilen Kopar’a tuzak kuran çalışanlar, Sağlık Bakanlığının sözde ‘Sağlık Fonu’ adı altında faizsiz kredi verdiğini, 50 bin lirayı buradan tahsis edeceklerini ve 10 taksite bölebileceklerini söyledi. Durumdan şüphe duyan Kopar, ödemeyi kredi kartıyla yapmak istediğini ifade etti. Ücretin alınmasından sonra yüzüne farklı türde sıvıların enjekte edildiğini söyleyen Kopar, iddiaya göre bir hafta sonra fenalaşarak hastaneye gitmek zorunda kaldı. Kopar’a yüz felci teşhisi konuldu. Durum üzerine güzellik merkezi yetkililerinden şikayetçi olan Kopar, ikinci şoku da banka hesabını kontrol ederken yaşadı. Ödediği 50 bin liranın henüz taksitlendirilmediğini ve işlemin bir kuyumcuya ait ‘POS’ cihazından yapıldığını öğrenen Kopar, eşiyle birlikte söz konusu güzellik merkezine gitti. Kopar’a işlemin yapıldığı sırada bir yanlışlık olduğu, paranın tekrar hesabına gönderileceği ve taksitlendirmenin o şekilde yapılacağı ifade edildi. Kuyumcu hesabına gönderilen paranın bu kez de bir mobilyacıya ait hesaptan kendisine tekrar gönderildiğini ifade eden Kopar, ödemeyi ancak 4 taksite böldürebildiğini ve kendisi gibi yüzlerce kişinin de aynı şekilde mağdur olduğunu iddia etti. Konuyla ilgili şikayetçi olduklarını, hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirten Kopar, eski haline dönmesinin ise henüz kesin olmadığını ve göreceği tedavinin ardından belli olacağını dile getirdi. "Fiyatı yüksek bulunca indirim yaptılar ve 50 bin liraya anlaştık" Olayla ilgili konuşan Serap Kopar, yüzümdeki kırışıklıklardan şikayetçi olduğunu, güvenebileceği bir güzellik merkezi aradığını, bu merkezi internette bulduğunu ifade ederek, "Ünlülere de işlem yapmışlar. Merkezi bir yerde de oldukları için güvendim ve randevu istedim. Gittiğimde yüzüme işlem yapacaklarını ve 10 dakika içinde farkı görebileceğimi söylediler. Kendinden çok eminlerdi. Daha sonra muhasebe ekibiyle görüştüm. Ücretin 75 bin lira olduğunu söylediler. Fiyatı yüksek bulunca indirim yaptılar ve 50 bin liraya anlaştık. Bana Sağlık Bakanlığının ‘Sağlık Fonu’ olduğunu ve ücreti oradan tahsis edeceklerini, taksitle faizsiz bir şekilde ödeyebileceğimi belirttiler" dedi. "Yüzümün uyuşmadığını ve iğneden korktuğumu söylememe rağmen umursamadılar" İşlem sırasında yüzünün uyuşmadığını söylediğini ama bunun çalışanlar tarafından önemsenmediğini ifade eden Kopar, "Telefonumdan banka hesabıma girdim. Elimden alarak kendileri işlem yapmak istedi. Adıma fon tanımlı olduğunu, işlemi yapacaklarını söylediler. Adıma kredi çekeceklerini düşündüm. Bu şekilde bir işlem yapmalarını istemediğimi belirtince kredi kartımı istediler. Kartımdan 50 bin lira çektiklerini ve 10 taksit şeklinde ödeyebileceğimi söylediler. Taksit işlemlerinin ise bir hafta sonra hesabıma yansıyacağını ifade ettiler. Daha sonra yüzüme krem sürdüler. Bir dakika bile olmadan işlem odasına geçtik. Yüzümün uyuşmadığını ve iğneden korktuğumu söylememe rağmen umursamadılar. Girdiğimiz odada farklı boyda iğneler vardı. Yüzümün her yerine iğnelerle işlem yaptılar. O kadar çok iğne batırdılar ki canım çok acıdı" diye konuştu. "İşlemi bir kuyumcuya ait ‘POS’ cihazından yaptıklarını öğrendik" Duydukları şüphe üzerine daha sonra tekrar güzellik merkezine gittiklerini söyleyen Kopar, "Odadan çıktığımda kötü haldeydim. Oradakiler durumun normal olduğunu söylediler. Birkaç gün sonra vücudumda lekeler ve dökülmeler oluşmaya başladı. Baş ağrım vardı. O sırada işlemin taksitlendirilmesinin hala yapılmadığını fark ettim. Eşimle birlikte güzellik merkezine gittik. Hala taksit yapılmadığını söyledik. Yanlışlık olduğunu söylediler ve en fazla 4 taksit yapabileceklerini ifade ettiler. İşlemi de bir kuyumcuya ait ‘POS’ cihazından yaptıklarını öğrendik. Daha sonra ilk işlemi iptal edip, fiyatı taksitlendirmek için hesabıma 50 bin lirayı tekrar gönderdiler. Paranın gönderildiği hesap da bir mobilya dükkanınınmış" ifadelerini kullandı. "Ağzım yamuldu, yüzüm aşağıya sarktı" Yaşadığı sağlık problemleriyle ilgili konuşan Kopar, "Taksit işlemini hallettikten birkaç gün sonra da yüzümün uyuştuğunu fark ettim. Yürümekte güçlük çektim. Hastaneye gittim. Çok kötü durumdaydım. Daha da kötüleştiğimi fark ettim. Uzun süren tahlillerin ardından hastanede müşahedeye alındım ve 4 gün tedavi gördüm" dedi. İşitmede de sıkıntılar yaşadığını kaydeden Kopar, "Ağzım yamuldu, yüzüm aşağıya sarktı. Yüz felci tanısı konuldu. Aylarca fizik tedavisi göreceğim. Ne kadar düzeleceğini bilmiyorum. Uyurken gözümü kapatamıyorum. Çok mağdur oldum. Beni bu hale sokan herkesten şikayetçiyim. Yüzlerce insanın benim gibi mağdur olduğunu gördüm. Her yere şikayette bulundum" dedi. "Eşim, paranın çekildiği POS cihazının sahibi olan kuyumcuya ulaştı" Paranın gönderildiği kuyumcuya ulaştıklarını söyleyen Kopar, "Eşim, paranın çekildiği POS cihazının sahibi olan kuyumcuya ulaştı. Bize, ‘Arkadaşlarım mağdur olmasın diye birkaç günlüğüne cihazı ödünç verdim. Onlarla bir ilgim yok, hatta alacaklarım var’ dedi. Eşim de kendisine tepki gösterdi. Ardından bize arkadaşlarıyla görüşeceğini ve paramızı iade edeceklerini söyledi" diye konuştu.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi rüşvet ve yolsuzluk davası: "Altınları gidip çantayla aldım, bu işlemden ortaya çıkan parayı Zeynep Kerimoğlu’nun hesabına attık" Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşmasının ikinci gününde tanıklar dinlendi. Tanık Tunahan Yazıcı, Gökhan Böcek ile Zeynep Kerimoğlu’nun boşanmasının ardından Kerimoğlu’na yapılan ödeme sürecine ilişkin verdiği ifadede, "Altınlar Finike Döviz’den geldi. Ben altınları gidip çanta ile aldım. Bu işlemden ortaya çıkan parayı Zeynep Kerimoğlu’nun hesabına attık" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı dosyada tanıklar ile suçtan zarar görenlerin ifadeleri alındı. Tanık beyanlarında iskan işlemleri, reklam ödemeleri, hak ediş süreçleri ve altın alımına ilişkin iddialar gündeme geldi. 41 sanıklı dava Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. Dava kapsamında, görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, Fazlı Ateş ile Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik başka bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Ali Altun, Yasin Yellice, Zuhal Böcek, Mehmet Okan Kaya ve Levent Şapçılar’ın da aralarında bulunduğu toplam 41 sanığın yargılanmasına devam ediliyor. İddianamede 26 ayrı madde yer aldı Savcılık tarafından hazırlanan 702 sayfalık iddianamede, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin 26 ayrı iddia hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İddianamede, yerel seçim sürecinde yürütülen propaganda faaliyetleri kapsamında bazı reklam harcamalarının iş adamlarına fatura ettirildiği, bazı taşınmaz ve araçların üçüncü kişiler üzerine geçirildiği, yüksek tutarlı para ve döviz transferleri yapıldığı, iskan ve ruhsat işlemleri karşılığında menfaat sağlandığı yönündeki iddialar yer aldı. İddianamede, bazı iddialar yönünden ise kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı değerlendirmesine yer verildi. Savcılık, olaylara ilişkin değerlendirmelerin taraf beyanları, MASAK finansal verileri, HTS analizleri, tapu kayıtları, mali inceleme raporları ve kurum yazışmaları birlikte incelenerek yapıldığını belirtti. İlk gün suçtan zarar görenler dinlendi Davanın ikinci duruşmasının ilk gününde suçtan zarar görenlerin beyanları alındı. Duruşmada reklam ödemeleri, lüks saat alımı, ruhsat ve iskan işlemleri, araç alımı, daire devri ve hakkediş ödemelerine ilişkin iddialar gündeme geldi. Suçtan zarar gören bazı isimler, belediyeyle iş yaptıkları dönemde hak edişlerini alamama, işlerinin aksaması ya da ruhsat ve iskan süreçlerinde sorun yaşama endişesiyle çeşitli talepleri kabul ettiklerini öne sürdü. Sanıklar ve müdafileri ise yöneltilen iddialara karşı savunma yaptı. Tanık beyanları alınacak İkinci duruşmanın ikinci gününde duruşmaya, dosya kapsamında tutuklanan sanıklar Muhittin Böcek, Gökhan Böcek ve Fazlı Ateş, bazı tutuksuz yargılanan sanıklar, sanık avukatları, taraf yakınları ve dosya kapsamında dinlenmesi beklenen tanıklar katıldı. Duruşmada, iskan işlemleri kapsamında para alındığı iddiası, reklam ödemeleri, hak ediş süreçleri ve altın alımına ilişkin beyanlar gündeme geldi. "Sürecin hızlandırılması için yaptım" Suçtan zarar gören Muvakkaf Erdoğan, iskan işlemleri için Tuncay Kaya’nın kendisinden üç parça halinde toplam 250 bin TL para aldığı iddiasına ilişkin ifade verdi. Şikayetçi olmadığını belirten Erdoğan, inşaat yaptıkları dönemde konunun ruhsat ve iskan sürecinde gündeme geldiğini söyledi. Erdoğan, "İnşaat yapıyorduk. Konu ruhsat ve iskan sürecinde gündeme geldi. Tuncay K., belediyenin ihtiyaçları olduğunu söyleyerek bağışta bulunmamızı istedi, tehdit etmedi. Nakit olarak Tuncay Bey’e odasında 250 bin TL ödeme yaptım. Yoğunluktan dolayı süreç gecikiyordu, hızlandırılması için yaptım. Kimseden şikayetçi değilim, davaya katılma talebim yok" dedi. "3 Nisan 2025 tarihinde 20 milyon para teslim edildi" Tanık Savaş Vural, 15 Ekim 2025 tarihinde işinden ayrıldığını ve çalıştığı dönemde şirketin muhasebe işlemlerini takip ettiğini belirtti. Şirket sahibinin Yusuf Yadoğlu olduğunu söyleyen Vural, Yadoğlu’nun kendisinden Selahattin bey ile görüşmesini istediğini anlattı. Vural, "15 Ekim 2025 tarihinde işimden ayrıldım, şirketin muhasebe işlemlerini takip ediyordum. Yusuf Yadoğlu şirketin sahibi. Yusuf bey, Selahattin beyle görüşmemi istedi. 3 Nisan 2025 tarihinde 20 milyon para teslim edildi. 2 Mayıs 2025 tarihinde ve başka tarihlerde de para teslim edildi" diye konuştu. "Yapılan ödemeler yaptığımız işlerin karşılığıdır" Tanık Fethi Özel, Anadolu Reklam yetkilisi ve ortağı olduğunu belirterek, seçim döneminde yapılan reklam çalışmalarına ilişkin beyanda bulundu. CHP’den kendilerine ulaşıldığını, Yusuf Yadoğlu’nun firmasındaki muhasebe sorumlusu Savaş beyin kendisini aradığını anlatan Özel, fatura karşılığında ödeme yapıldığını söyledi. Özel, "Anadolu Reklam yetkilisi ve ortağıyım. CHP’den bize ulaştılar. Yadoğlu firmasındaki muhasebe sorumlusu Savaş bey bizi aradı. Savaş beyin yanına gittim, fatura karşılığında ödeme yapıldı. Araçlara kaplama yapıldı. Ödemelerin tamamı şirkette kalmıştır, yapılan ödemeler yaptığımız işlerin karşılığıdır. Savaş bey, sponsorluk ödemesi yapacaklarını söyledi. Otobüsler kiralık geldi, ödemeleri banka havalesi ya da çekle aldım" ifadelerini kullandı. "Geçilmiş bir hak ediş ödememiz olmadı" Yusuf Yadoğlu’nun muhasebe sorumlusuyla yaptığı görüşmeler iddiasına ilişkin tanık olarak dinlenen Selahattin Altun da duruşmada ifade verdi. 37 yıldır kamu idaresinde görev yaptığını, 18 yıldır mali hizmetler daire başkanı olduğunu belirten Altun, Muhittin Böcek’in seçimi kazanmasının ardından kendisiyle çalışmaya devam etmek istediğini belirterek, belediyede ödeme süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü anlattı. Altun, "Muhittin Başkan, önceki dönemden kalan kamu ihaleleri hakkında benden bilgi talep etti. Biz her ayın başında ödeme cetvelleri hazırlarız ve bu hazırlanan cetveller ayın son günü başkana iletilir. Başkan bey bizi sonra toplar, biz listeyi sunarız. Biz esnafı tanımayız. Aynı gün, aynı saatlerde ödemeler olur. Her günün sonunda belediyeye 1 TL girse de çıksa da başkana bilgi verilir" dedi. Savaş Vural’ı daha önce görmediğini belirten Altun, "Savaş Vural’ı söylediği güne kadar görmedim. Ben kendisini karşıladım. Kendisi hak edişleri olduğunu söyledi, bunun da 115 milyon TL olduğunu belirtti. 85 milyon TL ödenmediğini kaydetti. Daha zamanı olduğunu söyledim, ’Başkanın onayı gelir, hak edişleri alırsınız’ dedim. Her ayın 10’u ile 17’si arasında ödeme yapılır. Başkan bey, ’Hak edişleri ödendi mi’ diye sorar. Ödemeler hazırlanır, Başkan beye sorulur. Geçilmiş bir hak ediş ödememiz olmadı" ifadelerini kullandı. "En borçlu belediye olarak aldık, 5 yılda tüm borçları ödedik" Selahattin Altun’un ifadesi sırasında söz alan Muhittin Böcek, belediyenin mali durumuna ilişkin soru yöneltti. Böcek, "Ben belediye başkanı olduğumda belediye en fazla borcu olan belediye miydi? 6 milyar 108 milyon borçla almıştık, günü geçmiş borcumuz var mı? En borçlu belediye olarak aldık, 5 yılda tüm borçları ödedik" dedi. Böcek’in sözleri üzerine Selahattin Altun, "Hayır, hiç günü geçmiş borç yoktur" cevabını verdi. "Yaklaşık 23-24 kilogram altın aldık" Tanık Tunahan Yazıcı, 8 yıldır aynı firmada çalıştığını belirterek, Kasım 2024’te Erkan A.’nın kendisini aradığını ve yaklaşık 70 milyon TL tutarında altın ihtiyacı olduğunu söylediğini anlattı. Yazıcı, "8 yıldır aynı firmada çalışıyorum. Kasım 2024’te Erkan A. beni aradı, 70 milyon TL’lik bir miktar, ortalama altın ihtiyacı olduğunu söyledi. Şirketimin sahibi Salih İ. ile konuyu paylaştım. O gün 18 kilogram kadar altın aldık. İkinci gün de toplam 5 kilogram kadar altın aldık, yaklaşık 23-24 kilogram altın aldık. Altınlar Finike Döviz’den geldi. Ben altınları gidip çanta ile aldım. Bu işlemden ortaya çıkan parayı Zeynep Kerimoğlu’nun hesabına attık. Zeynep Kerimoğlu’nu şahsen tanımıyorum" dedi. "Zeynep Kerimoğlu’na giden paradan bilgim yok" Tanık Melek Atik, altın imalatı üzerine çalıştıklarını belirterek, altın ve döviz işlemlerine ilişkin beyanda bulundu. Atik, "Altın imalatı üzerine çalışıyoruz. Gider teslim eder, ödemesini alırım. Zeynep Kerimoğlu’na giden paradan bilgim yok. Dışarıdan altın almayız, sadece kuyumcu esnafıyla çalışırız. Finike Döviz’le tanışıklığımız var. Altın ve döviz alırız. Finike Döviz’den defalarca altın aldık. Günlük olarak da gidip gelebiliyorum. Bizim muhatabımız Finike Döviz’dir. Dışarıdan kişileri tanımayız" şeklinde konuştu. "Altınlar Finike Döviz’den geldi" Tanık Çağlar Topçu ise firmada ön muhasebe sorumlusu olarak çalıştığını belirterek, emniyette ağustos ve eylül aylarında verdiği ifadeleri tekrar ettiğini söyledi. Topçu, Finike Döviz tarafından firmalarına altın getirildiğini anlattı. Topçu, "Firmada ön muhasebe sorumlusuyum. Emniyette ağustos ve eylül ayında verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. Finike Döviz tarafından tarafımıza altın getirildi. Erkan beyi aradığımda, Zeynep Kerimoğlu’na verilen altınlar karşılığında imza almam gerektiği söylendi. Altınlar Finike Döviz’den geldi. Zeynep Kerimoğlu’nu aradım, İstanbul’da olduğunu söyledi. Evrakları imzalaması için İstanbul’a gönderdik. Finike Döviz ile aramızda altın alışverişi oluyor. Altınlar parça parça gelmiş olabilir. Altın gelir, geldikten sonra para gönderilir" dedi.