GÜNDEM - 18 Ocak 2023 Çarşamba 12:38

Kim Jong-un’a benzerliği ile ün saldı, dünyanın dört bir tarafından teklif yağıyor

A
A
A
Kim Jong-un’a benzerliği ile ün saldı, dünyanın dört bir tarafından teklif yağıyor

Antalya’da yaşayan iş adamı Cihat Tunç, Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un’a benzerliği ile dikkat çekiyor. Benzerliği ile ün saldığını belirten Tunç, "Masada müşteriler birbirleriyle konuşuyorlar, ‘Ne kadar benziyor, o adam çok tehlikeli’ diyorlar. Ben de gülüp geçiyorum. Sokakta yürürken korkmuyorum, ilgiden çok memnunum. Yurt dışından çok teklif alıyorum. Benimle mekan açmak istiyorlar. Gidersem Kore’ye giderim" dedi.

Antalya’nın Aksu ilçesinde yaşayan 35 yaşındaki köfteci Cihat Tunç, Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un’a benzerliği ile dikkat çekiyor. Tunç, işletmesine gelen müşterilerini Kim Jong-un üzerinde bulunan elbiseye benzer özel olarak diktirdiği elbise ile karşılıyor. Karşılarında Kim Jong-un’a benzer kişiyi gören müşteriler önce tebessüm ediyor, sonra ise çıkışta fotoğraf çektirmek istiyor.

"Hayranlarımız çok, beni Kim Jong-un’a çok benzetiyorlar"

20 yıldır sektöre hizmet ettiğini belirten Tunç, "Bu sektörde iyi ve örnek olmaya devam ediyorum. Elemanlarım ve ben de mutluyuz. Yurt dışından gelen müşterilerimiz de beni tercih ediyor. Almanya’dan Fransa’dan özellikle Kuzey ve Güney Kore’den gelen misafirlerimiz daha çok. Hem hayranlık ile geliyorlar hem de lezzet için geliyorlar. Hayranlarımız çok, beni Kim Jong-un’a çok benzetiyorlar. Benzediğim gibi ben de kendisinin büyük bir hayranıyım. Ben istiyorum ki Kim Jong-un özel jeti ile gelecek, burada bu piyazı ve köfteyi yiyecek. Ben kendi ellerimle yapacağım" sözlerine yer verdi.

Kim Jong-un’a benzerliği ile ün saldı, dünyanın dört bir tarafından teklif yağıyor

"Müşteriler ‘Ne kadar benziyor, o adam çok tehlikeli’ diyorlar"

Kim Jong-un’a benzerliği ile ün saldığını belirten Tunç, "Beni çok benzetiyorlar. Masada müşteriler birbirleri ile konuşuyorlar, ‘Ne kadar benziyor, o adam çok tehlikeli’ diyorlar. Ben de gülüp geçiyorum. İşimizi severek yaptığımı için övüyorlar. Çok şükür işlerimiz de yerindedir. Antalya’mıza sahip çıkmak istiyoruz. Burada çalışan geçlere sahip çıkıyoruz" diye konuştu.

"Yurt dışından çok teklif alıyorum, benimle mekan açmak istiyorlar"

Kim Jong-un ile özelliklerinin tam tersi olduğunu belirten Tunç, "Ben çok gülüyorum, çok neşeli birisiyim. Sokakta yürürken korkmuyorum, ilgiden çok memnunum. Çok fotoğraf çektirmek isteyen oluyor. Elbisemi terziye özel diktirdim. 5 düğmeli olmasını istedim. Elbisenin içerisinde çok rahatım, Kim Jong-un işini biliyor. Yurt dışından çok teklif alıyorum. Benimle mekan açmak istiyorlar. Gidersem Kore’ye giderim; ama ben memleketimi seviyorum. Beni görmek isteyenler buraya gelerek beni görsün. Biz Antalya’ya gelen her müşterimize kucak açıyoruz. Hizmetimizi güzel yapıyoruz" açıklamasını yaptı.

Kim Jong-un’a benzerliği ile ün saldı, dünyanın dört bir tarafından teklif yağıyor

"Köfte piyaz bahane, Cihat ağabey şahane"

İş yerine gelen müşteri Fatih Bozbaş, "Cihat ağabey zaten çok meşhur, Cihat ağabey için geldik. Köfte piyaz bahane, Cihat ağabey şahane. Hem tat lezzeti hem de sohbeti ve hem de güler yüzü bizi buraya çekiyor. Kim Jong-un'u çok gördük ama Cihat ağabey onun iyi hali" şeklinde konuştu.

"Gelen müşterilerimiz önce kendisini görmek istiyor ve tanışmak istiyor"

İş yerinde çalışan Fatma Kelebek ise, "Kendisini 16 yıldır tanıyorum, 10 yıldır da Cihat Bey'in yanında çalışıyorum. Memnunum. Kim Jong-un’a çok benzetiyorlar, müşterilere çok iyi, güler yüzlü biri olduğunu söylüyorum. Gelen müşterilerimiz önce kendisini görmek istiyor ve tanışmak istiyor. Her şeyden memnun kalıyorlar" ifadelerine yer verdi.

Ertuğrul Gün - Fırat Demir
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor Kanserle mücadelede önleme, erken tanı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın tanıtımı Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapıldı. Tanıtım toplantısında uzmanlar, kanserin yalnızca tıbbi değil toplumsal bir boyutu olduğuna dikkat çekerek çevresel faktörler, bilinç eksikliği ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Türkiye’de kanserle mücadeleye bilimsel ve bütüncül katkı sağlamak amacıyla ‘Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’ (TKÖAV ) kuruldu. Kurucu başkanlığını Prof. Dr. Berrin Pehlivan’ın üstlendiği vakfın tanıtımı, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde düzenlenen toplantıyla gerçekleştirildi. Vakıf; kanserin önlenmesi, erken tanının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefliyor. Vakfın tanıtım toplantısına; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Şengül Karslı, TKÖAV Kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç, BAU Mütevelli Heyeti üyesi Saygın Şenel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç ve Tiyatro Oyuncusu Mert Fırat katıldı. Prof. Dr. Berrin Pehlivan: "Kanser örgütlü mücadeleden korkuyor" "Onkoloji, hayatımın merkezine yerleşti. Bunun ilk nedeni, en çok emek verdiğim alan olması" diyen Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "İkinci nedeni ise en çok yaşadığım alan olması. Çünkü ailemde, sevdiklerimde ve çevremde kanserle ilgili yaşananlar, bu hastalığın yalnızca bir meslek olarak kalmasına izin vermedi; neredeyse hayatımın tamamı haline geldi" dedi. Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "Bu nedenle kansere bir radyasyon onkoloğu, bir akademisyen, bir hasta yakını ve bir insan olarak pek çok açıdan bakmak durumunda kaldım. Öğrendiklerim ise oldukça çarpıcıydı. İlki; kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. İkincisi; sadece hastayı değil, çevresini de derinden etkiliyor. Son olarak ve belki de en önemlisi; kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor. Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı; bilimin ve insan hikâyelerinin kesiştiği bir noktada doğdu. Çünkü biz kanserin yalnızca bir hastalık olmadığını gördük. Bir aileyi, bir çocuğu, bir hayatı kökten değiştiren derin bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendik" açıklaması yaptı. Kanserle mücadelenin yalnızca tedaviyle kazanılmayacağını belirten Prof. Dr. Pehlivan, "Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Doğru bilginin doğru zamanda ve doğru şekilde verilmesi bir hayatı değiştirebilir" diyerek sözlerini sonlandırdı. Prof. Dr. Türker Kılıç: "Kanser önemli bir halk sağlığı problemi" Her gün yaklaşık 650 kişinin kanser tanısı aldığını belirten Prof. Dr. Türker Kılıç ise şunları söyledi: "350 kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl her 100 bin kişiden yaklaşık 220’sine kanser tanısı konuluyor. Bu yönüyle kanser, önemli bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Kanser yalnızca tanı alan kişiyi değil, çevresini de etkileyen bir hastalık. Bu nedenle ben de bir beyin cerrahı olarak kanserle mücadele eden grubun içindeyim. Akademi tarafında uzun yıllardır edindiğim deneyimle şunu söyleyebilirim: Her akademisyenin kendi alanında gelişmenin yanı sıra bir enstitü kurma hedefi olmalı ve bu yapıyı bir vakıf aracılığıyla desteklemelidir. Bu düşünceyi her platformda dile getirdim. Berrin Hocamız da bu çağrıya kulak vererek bu vakfın kurulmasına öncülük etti." Dr. Özlem Koç: "Mücadele yalnızca tıbbi değil, toplumsal" Dr. Özlem Koç, "Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın ilk resmi etkinliğinde yer almaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bu vakfın, bilimi ve insan hayatını odağına alan güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu düşünüyorum. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir konu olmadığını; aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturma süreci olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. "Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve farkındalık son derece önemli" diyen Koç sözlerini "Ancak bunun yanında toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gerekiyor. Eğitim, toplumu geliştiren en büyük güçtür ve biz de bu bilinçle hareket ediyoruz" şeklinde sonlandırdı. Prof. Dr. Esra Hatipoğlu: "Önleme vurgusu daha da güçlenmeli" Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da "Bugün önemli bir vakfın açılışına tanıklık ediyoruz. Özellikle ‘önleme’ kavramının altının daha güçlü çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde bu hastalıkla ilgili çok daha fazla örnekle karşılaşıyoruz. Kanserle mücadele eden bireyler ve yakınları çoğu zaman tıbbi destekten çok, sosyal yaşamlarını sürdürebilmek ve kendilerini iyi hissedebilmek adına destek arıyor. Bu nedenle erken tanının yanı sıra önleme konusunun da daha fazla vurgulanması gerekiyor. Bu mücadelenin ancak bütüncül bir yaklaşımla ve toplumsal iş birliğiyle yürütülebileceğine inanıyorum" dedi. Mert Fırat: "Farkındalık ve önleme hayati önem taşıyor" Kanserle ilgili Türkiye’de atılan her adımın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Mert Fırat, "Her gün yaklaşık 350 kişiyi bu hastalık nedeniyle kaybettiğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Çevresel faktörlerden beslenmeye kadar pek çok unsur kanser riskini artırıyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmak, araştırma yapmak ve önleyici adımlar atmak büyük önem taşıyor" dedi. Fırat sözlerini şöyle sonlandırdı: "Türkiye’nin bu alanda önemli bir birikimi var. Bu vakfın, önlenebilir vakaların azaltılması ve mevcut vakaların daha etkili yöntemlerle ele alınması konusunda önemli çalışmalara öncülük edeceğine inanıyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da kız ve erkek öğrenciler aldıkları eğitimlerle otomotiv sektörüne giriyor Diyarbakır’da, Muhammet Yurtoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin motor bölümünde kız ve erkek öğrenciler araç bakımlarını yaparak otomotiv sektörüne girmeye hazırlanırken, elde edilecek gelirle okulun döner sermayesine katkı sağlanması hedefleniyor. Okulun motor bölümünde 160 öğrenci eğitim görüyor. Kız ve erkek öğrencilere burada araç bakımlarından, araç yıkmaya kadar dersler anlatılıp uygulamalı yaptırılıyor. Yaklaşık 10 yıldır eğitim-öğretime açılan okulda, bu bölümden mezun olan öğrencilerin kimisi kendi iş yerini açıyor, kimisi üniversitelerin mühendislik bölümlerine yönelip işi daha ileriye götürmek istiyor, kimisi de otomotiv firmalarının servis ve bayilerine yönlendirilip kalifiyeli eleman olarak değerlendiriliyor. Okul, bu bölümde daha da ilerleyip kazanç sağlayarak hem öğrencilere maddi kazanç sağlamayı, hem de döner sermayeye katkı sağlanmasını hedefliyor. Muhammet Yurtoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Zahid Demir, İHA muhabirine, altı bölümleri olduğunu, amaçlarının ülke ekonomisine katkıda bulunmak olduğunu açıkladı. Bununla da motor bölümüyle başladıklarını belirten Demir, teknik ve araç yıkamayla hizmet vermekte olduklarını ifade etti. Demir, araçların bakım ve onarımını yapmakta olduklarına değinerek, "Bu şekilde öğrencileri deneyimleyerek hayata kazandırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda kendilerini geliştirmekte imkan vermekteyiz. İlerde rahatlıkla iş yerlerini açabilecek kapasiteye sahip olmaktadırlar. Motor bölümümüzde oto yıkama var, detaylı iç temizliğimiz, far ayarımız var. Oto lastik değişimi, mekanik bakımlarımız ustalarımız (öğretmenlerimiz) eşliğinde var" dedi. Her şekilde hizmet vermeyi amaçladıklarını aktaran Demir, "Hem resmi kurumlarla protokol yapıp bu şekilde hizmet sunmayı düşünüyoruz. Hem de dışarıdan gelecek vatandaşlarımıza yönelik de çalışmalarımız var. Randevu sistemiyle çalışıyoruz. Bizi arayan herkese de yardımcı olmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Motorlu araçlar alan şefi Cihan Birbir, öğrencilerle birlikte hem döner sermaye kapsamında, hem de öğrencilerin sanayi ortamına hazırlanması için çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Bunlar için de okul idaresi tarafından döner sermayenin açıldığını belirten Birbir, araç çeşitliliği için dışarıdan araç kabulü de yapmakta olduklarını söyledi. "Özel servisler bizden kalifiye eleman istiyor" "Öğrencilerimize araç alt bakımlarını, basit bakımlar, araç muayenesine gidecek araçlara ön hazırlık da olabilir" diyen Birbir, "Araç muayeneye gitmeden önce eksikleri tespit edilip, arızaları giderilip araç muayeneye tek seferde gidip çıkmaları da sağlanabilir. Öğrencimize maddi olarak buradan bir ücret alacaklar. Bu, devletin bir hesaplamasına göre, üstün körü bir hesaplama yapılmayacak. Manevi açıdan ise çocuklar burayı bitirdikten sonra en azında araçla ilgili birçok bilgiye sahip olacak. Birçok özel servis bizden kalifiye eleman istiyorlar. Kişi en azında aracın ne olduğunu bilsin. Satış elemanı, servis elemanı, hasar danışmanı gibi elemanlar istiyorlar. Öğrencilerimiz okulu bitirdikten sonra bu alanda. Yine sanayi bölgesinde dükkanlarını açan öğrencilerimiz var" ifadelerini kullandı. İsteyen yerlere öğrenci yolladıklarını söyleyen Birbir, "Motor bölümünde toplam 160 öğrencimiz var. Hedefimiz öğrencilerimiz sanayiye veya üniversiteye. Döner sermaye hizmetimiz daha yeni açıldı. Okulumuz yaklaşık 10 yıldır aktif. Fakat döner sermayemiz daha yeni açıldı. Bunun yanına büyük ihtimalle egzoz emisyon muayenesini de ekleyeceğiz. Onu da eklesek her halde Diyarbakır’da ilkiz, Türkiye’de ya üçüncü, ya da dördüncü okul olacağımızı biliyorum" şeklinde konuştu. Öğrencilerden Ceren Su Dere, araçların nasıl çalıştığını merak ettiği için bu konuda meslek edinmek istediğini belirterek, buradan mezun olduktan sonra üniversitede mühendislik alanında eğitim görmek istediğini ifade etti. Öğrencilerden Muhammed Ali Güneş de, okulda motor bölümünde okuduğunu dile getirerek, "Hocamız bizi araç bakım ve oto yıkamaya verdi. Müşterilerimizi memnun ediyor, dışarıdan gelen bütün araçları tertemiz ediyoruz. Okulu bitirdiğim zaman bu işi yapmaya devam edeceğim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gideceğim. Mühendis olup bu işi çok temiz yapmak istiyorum" dedi.