POLİTİKA - 06 Ekim 2015 Salı 12:29

Recep Akdağ: 'Demirtaş yine ekranlarına çıkıp saz çalsın da görelim'

A
A
A
Recep Akdağ: 'Demirtaş yine ekranlarına çıkıp saz çalsın da görelim'

AK Parti Erzurum 1. sıra milletvekili adayı, eski Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, “7 Haziran öncesi TV ekranlarında saz çalan cici çocuk Demirtaş, kendine güveniyorsa bugün yine TV ekranlarına çıkıp saz çalsın da görelim. Millet onların gerçek yüzünü gördü” dedi.

Erzurum’da uydu üzerinde yayın yapan Kardelen TV’de yayınlanan moderatörlüğünü Deniz Gez’in yaptığı, Farklı Bakış programında İHA Erzurum Bölge Müdürü Ayhan Türkez ve Gazeteci Yazar Esat Bindesen’in sorularını cevaplandırdı.

Gündeme ilişkin konuşan eski Sağlık Bakanı ve AK Parti Erzurum Milletvekili adayı Recep Akdağ, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in devlet adamı gibi hareket ettiğini söyledi. Tuğrul Türkeş’e AK Parti’ye geçmesinin ardından linç kampanyası yürütüldüğünü ifade eden Akdağ, “Bazı MHP’li arkadaşlar kendisini çok acımasızca eleştiriyorlar. Hakarete varan eleştiriler okuyorum. Bana göre Tuğrul Türkeş gerçek bir devlet adamı olan Alparslan Türkeş’in oğlu olarak o terbiyeyi babasından aldığını gösterdi. Anayasa bir hükümet kurulmasını emrediyor. Bakın bunu AK Parti, Cumhurbaşkanı istemiyor. Koalisyon kurulamamış ne yapacağız? Ülke hükümetsiz mi kalacak. Anayasa diyor ki bir hükümet kurulur partilerde kendi oy oranları doğrultusunda TBMM Başkanının hesap ettiği biçimde oraya üye verirler. Partilerden de bu kadar üye alınarak kabineye bakan alınır. Yani CHP, MHP diyor ki biz vermeyiz. Arkadaş niye vermiyorsun bu Anayasanın emri. Sen Cumhurbaşkanı’nı sevmiyor olabilirsin o senin sorunun. Milletin sevdiği bi insana sen başka gözle bakabilirsin senin problemin ama burada Cumhurbaşkanının kendi kararı değil ki, Anayasa’nın amir hükmü. Şimdi böyle bir nokta da sayın Tuğrul Türkeş’in bakanlığı, dolayısıyla Başbakan Yardımcısının kabul etmesi gerçekten devlet terbiyesi aldığını gösteriyor. Sonrada kendi partisinde kalmak, babasının partisi yani, orada tutunmak için çok uğraştı. Ama hemen ikinci gün biz seni ihraç ediyoruz dediler, başladılar hakaretli dışlamaya mahalle baskısına. Ee siyaset yapmasın mı Tuğrul Türkeş, ülke adına ülkücüler adına siyaset yapmasın mı? Babasının partisinde kovuyorlar adamı, oda mecbur geldi AK Parti’ye. AK Parti’nin bu konjonktürde en doğruyu yaptığını görmüş oldu. Tabi ki bizde memnuniyetle hoşgeldin dedik beraber siyaset yapacağız ve ülkeye hizmet edeceğiz. Ama benim isteğim MHP’li yöneticilerden lütfen hakaret etmesinler, yakışmıyor. Sayın Türkeş’in tutumu bence asil ve babasına yakışan bir tutumdur” diye konuştu.

“SEÇİM KAMPANYASINDA NEZAKETİMİZ KORUYACAĞIZ”

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun seçim kampanyasını nezaketle başlattığını belirten Akdağ, “Başbakanımız baştan bir şey söyledi ve bütün konuşmasında da hakim oldu. Bu seçim kampanyasını lütfen nezaketle yürütelim dedi. Bir tek arkadaşım hakkında bizim ağzımızdan kötü söz çıktı mı? Allah çıkarmasın. Millet bıktı artık bu kaşını çatıp, veryansın eden hakaret eden politikacılardan bıktı. Biz bunu yapmayacağız. Biz seçim kampanyasında nezaketimizi koruyacağız. Millet bizden nasıl bir zerafet istiyorsa o çizgide kalacağız. Sonuçta bu bir siyasi rekabettir. Birbirimizin düşmanı mıyız?” dedi.

“DEMİRTAŞ KENDİNE GÜVENİYORSA BİR KEZ DAHA TELEVİZYONA ÇIKIP SAZ ÇALSIN”

HDP’nin gerçek yüzünün ortaya çıktığının altını çizen Recep Akdağ, özyönetim isteğine sert çıktı. Akdağ, herşeyin gün yüzüne çıktığını ifade ederek, “Sayın Demirtaş yanlış yapıyor? Kim kime vatan hediye etmiş? İster Türk olsun ister Kürt olsun kim 77 milletten vatandaş Osmanlı topraklarında yaşıyordu. Çanakkale’de beraber savaştık. Asıl şu soruyu sormak lazım. Demirtaş ve PKK Türkiye Cumhuriyeti’nden ne istiyor? Bölünelim demiyorlar zaten buna biz izin vermeyiz. Özyönetim denilen bir garabete tutulmuşlar. Kendi bölgemizde vergimizi biz toplayalım diyorlar. Mahkememizi ordumuzu biz kuralım diyorlar. Ben senin samimiyetine inanır mıyım? Demek ki sen ülkenin belli bir toprağını başka bir yere götürmenin amacı içerisindesin. Kusura bakma biz buna müsaade etmeyiz. Bazı ülkeler federasyonla yönetiliyor. Ama bunun için silaha sarılmanın anlamı yok ki. Bizim zaten bir devletimiz var bir daha neden bölünelim ki? Eğer ben devletin vergi toplama hakkından ordusundan başka bir oluşum kuracağım diyorsan senin niyetin başkadır. Demirtaş’a şunu sormak lazım. Bugün kürt çocukların dağlarda heba edilmesinin gerekçesi nedir? Şu anda PKK’nın silah kullanmasının nedeni nedir? Bunun cevabı kendi çıkarlarını devam ettirmektir. Hiçbir kürt vatandaşın önünde bir engel yok Kürtçenin önünde de bir engel yok. Ama sen sırtımı PKK’ya dayadım diyorsan gün gelir PKK’ya sıkılan kurşunla sen de sırt üstü devrilirsin.Bugün bir tek kürt vatandaşı Jandarma zulmü var diyebilir mi? Evet eskiden asker zulmü vardı ama bugün böyle bir şey var mı? Ama bugün bu ülkede PKK zulmü vardır. Kürt’e de Türk’e de zulüm ediyor. Bugün PKK’nın şehit ettiği çocukların önemli bir bölümü kürt çocukları. Şu anda PKK silah kaybederse Kürtler ne kaybeder? Demirtaş’ın bu soruya cevap vermesi gerekiyor. Bunun cevabını veremez. Demirtaş ve ekibi baskıdan oy aldığı için o bölgede baskıya ihtiyacı var. Batıya gittiğinde ise cici çocuk olmaya ihtiyacı var. Bu cici çocuk imajı çok bozuldu. Demirtaş kendine güveniyorsa bir kere daha çıksın da televizyonda saz çalsın bakalım millet ne diyecek? Geçti o günler. Artık gerçek yüzleri ortaya çıktı” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Şehir hayatını bıraktılar, köyde hem huzuru hem kazancı buldular Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesinde yaşayan çift, pandemi döneminde Ankara’daki yaşamlarını geride bırakarak yerleştikleri köylerinde organik çilek üretiminde başarı hikayesi yazdı. KOP desteğiyle kurdukları çilek bahçesinde iki yıldır üretim yapan çift, hem kendi ekonomik geleceklerini kurdu hem de bölgedeki üreticilere örnek oldu. Kovid-19 salgını döneminde Ankara’dan Bahadın’a kesin dönüş yapma kararı alan Gökhan ve Gül Akyol çifti, ilk olarak domates üretimiyle başladıkları tarımsal faaliyetlerini daha sonra çilek üretimiyle sürdürdü. Yaşadıkları sel felaketine rağmen üretimden vazgeçmeyen çift, bugün tamamen organik yöntemlerle yetiştirdikleri çilekleri tüketicilerle buluşturuyor. "Ankara’da yaşadığımızı hissetmiyorduk" Ankara’daki yaşamlarını geride bırakıp köye yerleşme kararını anlatan Gül Akyol, şehir hayatının kendilerini yorduğunu belirterek şunları söyledi: "Ankara’daki yaşantımızı korona döneminde sonlandırdık. 3 gün içinde karar verip buraya Bahadın’a eşimle birlikte geldik. 4 dönüm domates yaparak başladım. 3 yıl başarılı da olduk. Ondan sonra eşim de kendi inşaat işini kurdu o süreçte. Sonra çileği deneyelim dedik. 2 yıldır çilek yapıyorum. İki bahçem vardı. Birini geçen sene sel aldı götürdü. Bu bahçede işte ilk ürünlerini bu sene verdi. Köyde yaşamak Ankara’dan daha kolay aslında. Ankara’da gündüz işe gidiyorsunuz. Akşama kadar çalışıyorsunuz, yemek yiyorsunuz, televizyon izliyorsunuz, yatıyorsunuz. Ben 10 yıl güneş görmemişim düzenli işim olduğu sürece. Ama buraya geldiğinizde doğayı kokluyorsunuz, nefes alıyorsunuz, para kazanıyorsunuz." "Ailem ve arkadaşlarım köye yerleşeceğimi duyunca şaşırdı" Ankara’da doğup büyüdüğünü belirten Akyol, köye yerleşme kararının ailesini ve yakın çevresini şaşırttığını ifade ederek, "Arkadaşlarımdan öte ailem çok şaşırdı. Çünkü ben doğma büyüme Ankara’dayım. Aslen işte burası eşimin memleketi. Ben Sivas Şarkışla’nın Kaymak köyündenim. Abilerim, ablam, annem falan hepsi bir şaşırdılar köye yerleşeceğim deyince. Çünkü ben üniversiteyi de Ankara’da okudum. İşim de Ankara’daydı. Hayatım hep Ankara’da oldu yani. Hiçbir yere de göçmedik. Şöyle bir tereddütle baktılar. Hatta yerleştiğimizde ilk yıllar ağabeyim yaz tatillerinde hep yokluyordu burayı. Korkuyorlar, başaramazlar, bir şeye ihtiyacı olur istemez vesaire diye zannedersem böyle güvende olduğumuzu düşünmek istiyorlardı" dedi. "Üç yılda evimizi yaptık" Köyde üretim yaparak ekonomik anlamda da önemli kazanımlar elde ettiklerini söyleyen Gül Akyol, şöyle devam etti: "Gelip burada bizim para kazandığımızı, bir şeyler yapabildiğimizi hatta 3 yıl içerisinde kendi evimizi yapabilecek parayı biriktirdik. İşimizi kurduk. İyi para kazanıyoruz. Ankara’da mümkün değil. İnsanlar 20-30 yıl çalışıp bir ev sahibi olabiliyorlar. Burada doğru işi doğru zamanda doğru şekilde yaptığınızda gerçekten para kazanıyorsunuz. Birkaç işiniz olması gerekiyor ki bizim de öyle birkaç işimiz var ama Ankara’daki kadar da yıpranmıyoruz. Ve yaşadığımızı hissediyoruz. Nefes alıyorum. Kuş sesleriyle uyanıyorum. Gün batımını izliyorum. Fotoğraf çekiyorum. Yürüyüşler yapıyoruz. Gerçekten böyle iliklerime kadar hissediyorum. Ailem de görüyor bunu. Buraya geldiklerinde çocuklar da mutlu oluyorlar." "KOP projesiyle iki dönümlük bir alanda çilek yaptık" Bahadın’a dönüş yaptıktan sonra farklı tarımsal üretim alanlarını denediklerini belirten Gökhan Akyol ise KOP desteğiyle kurdukları çilek bahçesinin bugün önemli bir üretim merkezi haline geldiğini söyledi. Akyol, "KOP projesiyle iki dönümlük bir alanı çilek yaptık geçen sene. Bir sel felaketinden sonra bugün çileklerimiz çok iyi duruma geldi. Bölge halkımızda daha çok buğday ve arpa ekimi var. Hem halkımıza örnek olsun hem de farklı ürünleri deneyelim diye çileğe girdik. Şu anda da gayet iyi çileklerimiz var. Sanırım başardık bu sene." Akyol, üretim sürecinde destek aldıklarını belirterek, "Belediye Başkanımız Sami Eroğlu bu projenin başında KOP desteği olduğunu bize iletince biz de hemen kolları sıvadık. İç Anadolu Tarım öncelikle bize organik gübre desteği verdi. Diğer alet edevatları ve çilek fidelerini verdi. Bununla başladık. Şu an hiçbir ilaç kullanmadan tamamen organik üretim yapıyoruz" dedi. Bayram tatili için Bahadın’a gelen ve çilek hasadına katılan gurbetçi Haydar Altınkaynak da yapılan üretimin bölge için önemli olduğunu söyledi. Altınkaynak, "Yurt dışında yaşıyorum. Bu köyümüzün güzelliklerinden yararlanmaya geldik. Bayram tatiline geldik. Gelmişken de bu çilek tarlamız var bağlarımızın içinde. Kendi ellerimizle çileklerimizi topladık. Çok güzel bir katkıda bulunmuşlar köyümüze. Başkanımıza, vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum bize böyle bir güzellik sundukları için." Ankara’dan Bahadın’a uzanan üretim hikâyesiyle dikkat çeken Akyol çifti, doğal yaşam ve tarımsal üretimin bir arada sürdürülebileceğini gösterirken, organik çilek üretimiyle de bölgedeki çiftçilere örnek olmaya devam ediyor.
Balıkesir Havran’da öğretmenlere yapay zeka atölyesi Balıkesir’in Havran ilçesinde, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Havran Belediyesi Havran Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilen proje kapsamında öğretmenlere yönelik geniş kapsamlı bir yapay zeka eğitimi düzenlendi. Eğitim Teknolojileri Uzmanı İhsan Tahiroğlu koordinesinde gerçekleştirilen atölyede, yeni müfredat modeline uygun, etik ve etkili yapay zeka kullanımı ile dijital materyal üretimi uygulamalı olarak ele alındı. Eğitimde dijital dönüşüm ve yenilikçi yaklaşımlar, Balıkesir’in Havran ilçesinde düzenlenen eğitim ile masaya yatırıldı. Avrupa Birliği destekli proje kapsamında bir araya gelen öğretmenler, yapay zekanın eğitim süreçlerine entegrasyonu, ders materyali geliştirme ve teknolojinin ahlaki değerlere uygun kullanımı konusunda uygulamalı bir atölye çalışmasına katıldı. "Yapay zekayı etkili, etik ve ahlaki değerlere uygun aktarmalıyız" Atölyenin açılışında konuşan ve bilgisayar-öğretim teknolojileri alanındaki yüksek lisans tecrübesiyle eğitime yön veren İhsan Tahiroğlu, teknolojinin pedagojik boyutuna dikkat çekti. Tayroğlu, "Avrupa Birliği tarafından desteklenen projemiz kapsamında bugün burada, öğretmenlerimize yapay zeka kullanımıyla ilgili kapsamlı bir eğitim vermek üzere toplandık. Temel amacımız; bu yapay zeka teknolojilerini derslerimizde kullanırken etkili, etik ve ahlaki değerlere uygun olacak şekilde öğrencilerimize en doğru biçimde nasıl aktarabileceğimizi deneyimlemek. Özellikle yeni gelen eğitim sistemine ve marif modele göre en etkili, en uygun materyal aktarım şekillerini burada hep birlikte deniyoruz" dedi. Hikayeden müziğe, videodan sunuma dijital üretim Geleneksel eğitim kalıplarının dışına çıkılarak hazırlanan atölyede, öğretmenlerin kendi ders içeriklerini yapay zeka ile zenginleştirmesi sağlandı. Geniş kapsamlı bir üretim üssüne dönüşen atölye hakkında detaylar paylaşan Tahiroğlu, "Buradaki eğitimimiz içerisinde katılımcı öğretmenlerimizin kendi eğitsel materyallerini oluşturması, kendi hikayelerini yazması hedefleniyor. Bununla da sınırlı kalmayarak yapay zeka araçları vasıtasıyla müzik, video, sunum ve etkileşimli dijital materyal oluşturma süreçlerini içeren çok yönlü bir atölye çalışması gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Havran’daki eğitimcilerin yoğun ilgi gösterdiği atölye programı, üretilen dijital materyallerin sunumu ve değerlendirmelerle son buldu.
Bilecik BŞEÜ 19 yaşında BŞEÜ Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, 2007 yılında kurulan ve kurulduğu günden bu yana bilimin rehberliğinde, köklü medeniyet değerlerin ışığında yol alan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin (BŞEÜ) yıl dönümünü kutlamanın gururunu ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. BŞEÜ Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı yaptığı yazılı açıklamada, geride bıraktıkları 19 yıl boyunca üniversitede eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve uluslararasılaşma alanlarında önemli başarılara imza atıldığını söyledi. Sürekli gelişen yapısı ve yenilikçi vizyonuyla yükseköğretim alanında saygın bir konuma ulaştığını anlatan Kaplancıklı sözlerine şöyle devam etti; "2026 yılının, Anadolu’da ahlak, hikmet ve devlet anlayışının oluşumunda önemli bir etkiye sahip olan Şeyh Edebali’nin vefatının 700. yıl dönümü dolayısıyla UNESCO tarafından anma ve kutlama programları kapsamına alınmış olması, adını bu büyük düşünce ve gönül insanından alan Üniversitemiz için ayrı bir anlam taşımaktadır. Üniversitemiz, Şeyh Edebali’nin insanı merkeze alan yaklaşımını, bilgiye verdiği önemi ve toplumsal sorumluluk anlayışını akademik ve kurumsal çalışmalarına yansıtarak geleceğe taşımayı sürdürmektedir. Bugün geldiğimiz noktada Üniversitemiz, yalnızca bilgi üreten değil; aynı zamanda doğru bilgiye ulaşmanın yol ve yöntemlerini öğreterek, bu bilgiyi insan refahına hizmet edecek bir değere dönüştürme becerisi kazandıran güçlü bir bilim merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Üniversitemizin kalite odaklı yönetim anlayışı doğrultusunda 19’uncu kuruluş yıl dönümünde elde ettiği kurumsal akreditasyon başarısı, akademik ve idari süreçlerde ulaştığımız kurumsal yetkinliğin en somut göstergelerinden biri olmuştur. Bu başarı; ortak akla, katılımcı yönetime, sürekli iyileştirme kültürüne ve nitelikli eğitim anlayışına verdiğimiz önemin bir sonucudur. Öğrencilerimizin çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve donanıma sahip bireyler olarak yetişmesi; akademik çalışmalarımızın ulusal ve uluslararası düzeyde daha görünür hale gelmesi ve üniversitemizin bölgesel kalkınmaya katkı sunan öncü bir kurum olarak güçlenmesi en temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Üniversitemizin bugünlere ulaşmasında emeği bulunan tüm akademik ve idari personelimize, öğrencilerimize, mezunlarımıza ve kıymetli paydaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyor; birlik ve beraberlik içerisinde üniversitemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağımıza yürekten inanıyorum."
Tokat TOGÜ’den küresel rekabette önemli başarı CWUR 2026 Dünya Üniversite Sıralaması’nda 21 bin 291 üniversite arasında bin 716’ncı sırada yer alan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk yüzde 8,1’lik dilime girerek uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ), CWUR (Center for World University Rankings) tarafından açıklanan 2026 yılı dünya üniversite sıralamalarında önemli bir başarı elde etti. Dünyanın dört bir yanından 21 bin 291 üniversitenin değerlendirildiği sıralamada TOGÜ, dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk yüzde 8,1’lik dilime girmeyi başardı. CWUR sıralamaları objektif kriterlere dayanıyor Dünyanın en kapsamlı akademik üniversite sıralamalarından biri olarak kabul edilen CWUR, değerlendirmelerini eğitim kalitesi, mezunların istihdam edilebilirliği, öğretim kadrosunun niteliği ve araştırma performansı olmak üzere dört temel başlık altında gerçekleştiriyor. Kurum, sıralamalarını üniversitelerden alınan beyanlara veya anket sonuçlarına değil, tamamen bağımsız ve objektif göstergelere dayandırıyor. Bu yılki sıralamalarda dünya genelindeki üniversitelerin performansını değerlendirmek amacıyla 81 milyonun üzerinde sonuç odaklı veri noktası kullanıldı. TOGÜ Dünya genelinde ilk yüzde 8,1’lik dilimde CWUR 2026 sıralamalarına göre Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 21 bin 291 üniversite arasında bin 716’ncı sırada yer aldı. Bu sonuçla TOGÜ, dünya genelindeki üniversiteler arasında ilk yüzde 8,1’lik dilime girerek uluslararası akademik görünürlüğünü ve rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. TOGÜ, Türkiye sıralamasında 37’nci oldu TOGÜ, CWUR’un bölgesel değerlendirmesinde Asya kıtasındaki üniversiteler arasında 683’üncü sırada yer alırken, Türkiye’deki üniversiteler arasında ise 37’nci sıraya yükseldi. Araştırma performansında da dikkat çekici bir sonuç elde eden üniversitemiz, dünya genelinde bin 647’nci sırada yer aldı. TOGÜ’nün genel puanı ise 67,2 olarak açıklandı. Uluslararası başarılar TOGÜ’nün akademik gücünü tescilliyor CWUR tarafından açıklanan sonuçlar, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinin bilimsel araştırma kapasitesini, uluslararası görünürlüğünü ve akademik gelişimini ortaya koyarken, üniversitenin küresel ölçekteki rekabet gücünü de teyit etti. Elde edilen başarı, TOGÜ’nün eğitim, araştırma ve uluslararasılaşma alanlarında sürdürdüğü çalışmaların somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.