POLİTİKA - 12 Eylül 2022 Pazartesi 10:45

'Taş Medreseli Ülkücüler' 42 yıl sonra Denizli’de buluştu

A
A
A
'Taş Medreseli Ülkücüler' 42 yıl sonra Denizli’de buluştu

Türkiye’nin dört bir yanından gelerek Denizli’de buluşan Taş Medreseli Ülkücüler, üzerinden 42 yıl geçen 12 Eylül 1980 darbesini yad etti. Acı günleri anlatan Avukat Şevket Can Özbay, “İdamda sehpadan düşen çocukların çırpınması aklıma geliyor” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

Tarihe kara bir leke olarak sürülen 12 Eylül darbesi, yıllar geçmesine rağmen izlerini taşıyor. O günü dün gibi hatırlayan Taş Medreseli Ülkücüler, Türkiye’nin dört bir yanından gelerek Denizli’nin Tavas ilçesinde buluştu. 42 yıl önce gerçekleşen darbe girişimini konuşan ülkücüler, başlarından geçen vahim olayları anlatarak duygusal anlar yaşadı. Farklı işkenceler çekerek hayatlarının en güzel günlerini cezaevinde geçiren taş medreseli ülkücülerin yaşadıkları, duyanların tüylerini ürpertti.

“İdam anında sehpadan düşen çocukların çırpınması aklıma geliyor”

İdam edilenlerin hala gözünde canlandığını belirten Avukat Özbay, “İdama giden son ülkücülerin yazdıkları mektupları cezaevinden alıp ailelerine verdim. İdam edilen kişilerin tüm acısını yaşadım. Halen de o idam edildikleri anları ve darbeyi unutmuş değilim. O idam anında sehpadan düşen çocukların çırpınması aklıma geliyor. Sorgular sırasında akla hayale gelmeyecek, insanlığa sığmayacak ne kadar işkence varsa hepsi yapılıyordu. Bu işkencelerle birçok suç zorla kabul ettiriliyordu” dedi.

“18 ayda 41 metre tünel kazdık”

Kurtulmanın tek çaresinin tünel kazmak olduğunu ve bunun da sonuçsuz kaldığını söyleyen Adnan Aktay, “Biz Manisa davasından yargılanmıştık ve idam cezası almıştık. 9 ay emniyette işkence gördük ve yapmadığımız olayları da kabullenmek zorunda kaldık. Bizim cezaevinde tek şansımız kalmıştı, o da kaçmaktı. Arkadaşlarımın yardımıyla 18 ayda 41 metre tünel kazdık. Kaçarken yağmur yağmıştı ve yakalanmıştık” ifadelerini kullandı. Mehmet Onur Miman ise “Adam yaralamaktan 14 sene ceza aldım, idam cezası verdiler. Daha sonra meclise 1-2 defa dosyam gitti. En son 7 ile 8 ret aldı dosyam ve ardından içerden af yasası ile çıktım” dedi.

“Buradakilerin hepsi 15 Temmuz’da hain kalkışmaya karşı mücadele veren insanlardır”

Kendisinin de idamdan yargılandığını ve uzun bir süre cezaevinde kaldığını kaydeden Hakverdi Satılmış, “12 Eylül cunta rejimi mahkemeleri tarafından idamla yargılananlardan biriyim. Denizli’nin Tavas ilçesinde idamla yargılananlarla uzun yıllar cezaevlerinde yatmış ülkücülerin halleşme ve helalleşme toplantısı yapılmakta. Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan cezaevlerinde işkence gören ve uzun yıllar cezaevlerinde yatan arkadaşlarımızla burada eylüllere rağmen var olduğumuzu gösteriyoruz. Buradakilerin hepsi 15 Temmuz’da hain kalkışmaya karşı mücadele veren insanlardır” diye konuştu.

“Ailelerimiz, çoluğumuz çocuğumuz da zulüm gördü”

Zulümleri unutmadıklarını ve zor günler geçirdiklerini söyleyen Yusuf Ziya Akdoğan, “Türkiye çok zor yıllardan geçti. O yılları şu an hatırlamak bile içimizi sızlatıyor. Yapılan zulümleri hiç unutmadık. Biz zulüm gördüğümüz gibi ailelerimiz, çoluğumuz çocuğumuz da gördü. Bu sıkıntıları Türkiye bir daha yaşamamalı. Türkiye darbeler dönemini geride bırakmalı. Hiç kimse bu ülkeyi darbe yaparak kontrol edebileceğini düşünmemeli” dedi.

Eren Elyesa Polat - Atilla Özer
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya 117 yıllık gelenekte ustalara vefa: 50 yıllık keşkekçiler ödüllendirildi Sakarya’nın Hendek ilçesi Dikmen Mahallesi’nde 117 yıldır imece usulüyle sürdürülen toplu bayramlaşma ve keşkek ikramı geleneğinde, yıllardır kazan başından ayrılmayan ustalar bu yıl da unutulmadı. Aralarında 50 ve 30 yıldır keşkek pişiren isimlerin de bulunduğu ustalar ile organizasyona katkı sağlayan vatandaşlar plaketlerle ödüllendirildi. Her Ramazan Bayramı’nda sürdürülen asırlık gelenekte, sabahın erken saatlerinde ateş başına geçen keşkek ustaları, hem geleneği yaşatıyor hem de kendilerinden sonraki kuşaklara örnek oluyor. Yarım asra varan tecrübeleriyle kazan başında yer alan ustalar, geleneği sürdürmenin gururunu yaşıyor. Mahallede her bayram yaklaşık 32 kazan keşkek pişirilirken, hazırlanan yemekler on binlerce vatandaşa ikram ediliyor. Hendek’in yüksek kesimlerinde bulunan Dikmen Mahallesi’nde kuşaktan kuşağa aktarılan bu köklü gelenek, imece usulüyle yaşatılmaya devam ediyor. Bu çerçevede kazan başında duran ve organizasyonlara katkı sağlayan 18 kişi plaketle ödüllendirildi. "Bu bize dedelerimizden kalan bir gelenektir ve emanettir" Yaklaşık 50 yıldan beri kazan başına geçen 78 yaşındaki Mustafa Akdağ, "Belki 50 seneden beri kazan başındayım. Bu bize dedelerimizden kalan bir gelenektir ve emanettir. Bizden sonrada arkadaşlarda devam ettiriyor. İyi bir gelenek Allah razı olsun bütün arkadaşlarımızdan" derken Sefer Ulusoy, "İmece usulü olarak yapıyoruz ve maddiyatı mahalle sakinlerimizden topluyoruz. Büyük katılım oluyor yaklaşık 10 gün devam ediyoruz imece usulüyle pişiriciler, hazırlanmalar var ve bunlarda bütün vatandaşların katkısı oluyor. Bu gelenek Trabzon’dan gelme bir gelenek. Bizlerde dedelerimizden kalma geleneği devam ettiriyoruz. Birlik ve beraberlik olduğu müddetçe ölene kadar bu geleneği devam ettirmek istiyoruz. 18 arkadaşımıza da plaket vereceğiz. Herkese katkılarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.
Samsun Thorsten Fink: "İlk 5’te olmak istiyorsak bütün maçları kazanmalıyız" Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, ligi ilk 5 sırada bitirip Avrupa Kupalarına gitmek için kalan 8 maçın tamamını kazanmaları gerektiğini söyledi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Konyaspor’u evinde ağırlayacak Samsunspor’da Alman Teknik Direktör Thorsten Fink, Nuri Asan Tesisleri’nde basın toplantısı düzenledi. Milli arayı iyi değerlendirdiklerini ifade eden Fink, Konyaspor mücadelesiyle ilgili şunları söyledi: "Konyaspor, yeni hoca değişikliğinden sonra çok güçlü bir takım haline geldi. Top onlardayken çok etkili oynuyorlar. Güçlü oyunculara sahip bir rakibe karşı oynayacağız. Eğer bu maçı kazanmak istiyorsak kesinlikle yüzde 100’ümüzü vermemiz gerekiyor. Geldiğim günden beri oynayacağımız en zor karşılaşmalardan biri olacak. Sadece oyun anlamında değil, taktiksel anlamda da farklı varyasyonlar deneyen bir rakibe karşı oynayacağız. Bu karşılaşmayı kazanmak istiyorsak kesinlikle yüzde 100’ümüzü vermeliyiz." "İlk 5’te olmak istiyorsak bütün karşılaşmaları kazanmamız gerekiyor" Gelecek sezon Avrupa’da oynamak için kalan 8 maçı da kazanmaları gerektiğini vurgulayan Fink, "İlk beş ile aramızda 8 puan fark var. İlk beşte olmak istiyorsak öncelikle bütün karşılaşmaları kazanmamız gerekiyor. Ama elbette ki maç maç, hafta hafta ilerlememiz lazım. Her maçı oynadıktan sonra bir sonraki maça en iyi şekilde hazırlanmamız gerekiyor. İlk beşe girme şansımız olursa bunu istiyoruz. Bunu canı gönülden istiyoruz. Sadece lig değil, Türkiye Kupası’nda da hedefimiz var ve kendi evimizde Trabzonspor’a karşı oynayacağız. Ama öncesinde ligdeki karşılaşmalarımıza odaklanmamız gerekiyor. Konyaspor karşılaşmasına en iyi şekilde odaklanmalı ve pozitif enerjiyle oynamalıyız" dedi. "1 yıl elde edilmiş başarı, başarı değildir" Başarının uzun vadeli bir süreç olduğunu ifade eden Fink, "Başarı uzun vadeli bir süreçtir. Kısa vadede ya da bir maç özelinde elde edilen başarı, gerçek başarı değildir. Benim için başarı, genç bir oyuncuyu A takıma kazandırmak ve sonrasında başka kulüplere transferini gerçekleştirmektir. Şu an 7. sıradayız ama hedefimiz ilk 5’te olmak. Sezonun genelinde fena bir performans göstermedik. Avrupa’da takım çok iyi bir performans sergiledi. Ben uzun vadede elde edilen başarıya inanıyorum. Sadece 1 yıl için elde edilmiş bir başarı yeterli değil; bunu yıllara yaymak önemli. Sezon sonuna kadar kaç puan toplarız bilemiyorum ama gelişimimiz devam ediyor. Daha fazla gelişmek, uyum ve becerilerimizi artırmak istiyoruz. Sezon öncesi kampına kadar kendimizi geliştirerek daha güzel bir futbol ortaya koymayı hedefliyoruz. Ben hoca olarak daha fazla maç kazanmak istiyorum. Avrupa’daki performansımızı sürdürürken, Türkiye Kupası maçlarını da en iyi şekilde oynamak zorundayız. Sezon öncesi kampından sonra oyun sistemimizin tam olarak oturacağını düşünüyorum. Ön tarafa oynayıp gerektiğinde sakin kalmalıyız. Duran toplarda da kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Futbolda duran topların önemi çok büyük, Arsenal örneğini verebilirim. Takımımın gelişiminden dolayı çok mutluyum. Daha fazla topa sahip olacağız ve geçiş oyununu etkili oynayacağız, bunu Avrupa ve büyük maçlarda da başardık. Fenerbahçe karşılaşmasında da bunu iyi gösterdik. Gelişimimizi sürdürüyoruz ama biraz daha zamana ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin Dünya Kupası’na gitmesinden mutluyum" A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’na katılımını da değerlendiren Fink, "Türk Milli Takımı’nın Dünya Kupası’na katılımını tebrik etmiştim. Bu sadece milli takım için değil, ülkede yaşayan herkes için çok önemli bir başarı. Türkiye bir futbol ülkesi ve bu gelişmeden dolayı çok mutluyum. Milli Takım Teknik Direktörü Montella’yı birkaç hafta önce tebrik ettim. Bu başarı Türkiye’deki tüm hocalar için çok değerli. Ben de çok mutlu oldum" ifadelerini kullandı.