GENEL - 08 Eylül 2016 Perşembe 08:31

Nadir Güllüoğlu’dan ev hanımlarına bayramlık baklava tarifi

A
A
A
Nadir Güllüoğlu’dan ev hanımlarına bayramlık baklava tarifi

Ünlü baklava ustası Nadir Güllüğüoğlu Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte evinde baklava yapacak vatandaşlara kendi tarifini verdi. Baklava yapmanın püf noktalarını anlatan Güllüoğlu, baklava satın alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Ünlü baklava ustası Nadir Güllüoğlu Kurban Bayramı’nın yaklaşması sebebiyle evlerinde baklava yapacak hanımlara kendi baklava tarifini verdi. Baklava yapmanın püf noktalarını anlatan Güllüoğlu, lezzetli bir baklava için kaliteli malzeme kullanılması gerektiğini özellikle vurguladı. Doğal ve taze malzeme kullanma noktasında uyarılarda bulunan ünlü usta, baklava yapmak için hanımların 4 saatlik bir süreye ihtiyaçları olduğunu söyledi. Hanımların yufkayı nasıl açacağını, şerbeti nasıl dökeceğini ve tatlıyı nasıl pişireceğini anlatan Güllüoğlu, bayram baklavasını satın alacak vatandaşları da uyardı. Ünlü usta baklava alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.
”Baklava yaparken kullanılan malzeme taze olmalı”
Nadir Güllüoğlu, baklava yaparken kalitesiz malzemeden uzak durulması gerektiğini söyleyerek, “Önce hanımlara sesleniyorum, kalitenin önceden ödenen bir bedeli vardır. Kalitesizliğin daha sonra ödenen çok büyük bedeli vardır. Bilinçli yiyeceklerin seçimi sağlıklı bir yaşam, hastalıktan korunmanın anahtarıdır. Önce ham maddeyi yöresinden, mevsiminden almayı bilsinler. Öbür türlü olmaz. Fıstık kaliteli olacak. Mis gibi fıstık kokacak ve yeşil olacak. Gerçek fıstık kokar. Hem yeşil olacak hemde kokacak. Ceviz süt ceviz olacak. Beyaz olacak. Yağ çok önemli, baklavada en önemli şey yağdır. Yöresinde, mevsiminde alınmış, erimiş yayla tereyağı. Biz ne yapıyoruz? Egzoz gazının girmediği ayak basmamış otlardan beslenen koyun sütünden yapılmış yayla tereyağı kullanıyoruz. Mis gibi tere yağı kokacak. Ama mutlaka yöresinden mevsiminden olacak. Şeker pancardan elde edilmiş şeker olacak. Ellerine aldıkları zaman bembeyaz iri taneli olacak. Un sert buğdaydan elde edilen un olacak. Hamuru açarken de nişasta kullanacak, buğday nişastası. Buğday nişastasıyla hamur savrulur, incelir. Ama bazı vatandaşlar açamıyor. Unla açıyorlar, o zaman kalın kalıyor. O dediğiniz ev baklavasına benziyor ya kalın kalın unla açılmış. Ama gerçek buğday nişastasıyla açılırsa bizim gibi kırk kat yapılabilir. Demek ki baklavanın ham maddesi yöresinden mevsiminden olacak ve zaman ayıracaklar. Öyle bir saat olmaz en az dört saat. Çünkü hamurun yoğurulması, beklemesi, tek tek kesilmesi, pişmesi, çıktıktan sonra beklemesi dört saat” dedi.
Ünlü baklava ustası Güllüoğlu ev hanımlarına kendi tarifini verdi
Baklava yapmanın püs noktalarını anlatan Güllüoğlu kendi özel tarifini verdi. Baklavanın malzemelerinden fırında pişmesi ve servis edilmesi aşamasına kadar anlatan Güllüoğlu, “Bir de hanımlara tarif vereceğim. Üç kiloluk tepsi için, bir kilo un, bir buçuk su bardağı su 11 gram tuz. 3 yumurta, 1 çay kaşığı limon, 1 yemek kaşığı hakiki tereyağı bunları yoğuracaklar. Üzerine ıslak bez örterek 1 saat bekliyor. Sonra fitil yapıp tek tek açıyorlar. İşte burada önemli olan açmak. O da öyle kolay değil. Bileğine güvenenler girecek. Baklavacılık emek ister, güç ister, dikkat ve itina ister. Baklava 45 dakika civarında pişer ama önceden ısıtılmış 160 santigrat fırına koyulacak. Ve 40 dakika geçince bir bakması lazım. Yoksa yanar. Baklavanın şerbeti çok önemli, tepside çatalı batırdığı zaman damlarsa o tatlıdır. Baklava değildir. Önce baklava şeklinden meydana çıkar. Önce altın sarısı olacak. Kulak sesini duyacak. Üçüncü olarak kokusu çok önemli, damak dört, mide de beşinci aşamadır” diye konuştu.
Ünlü baklavacı Güllüoğlu vatandaşları baklava alırken kötü baklava almamaları için uyararak, “Baklavayı yapması kadar yemesi de bir sanattır. Çünkü iyi baklavanın anlaşılması için önce altın sarısı olacak. Sonra şerbet yan tarafında olmayacak ve damlamayacak. Güzel kokacak ve baklavanın fırından çıktıktan sonra 1 saat beklemesi lazım. Türkiye’nin her tarafında en bizim kadar güzel yapan meslektaşlarım var. Yeter ki fiyatına dikkat etsinler. Şerbetine dikkat etsinler. Koklasınlar hem de tepsinin dibine baksınlar, tabağa baksınlar. Bir de belgesini sorsunlar. Baklavanın içine kullanılan malzemenin belgesini sorsunlar. Hem yöresinde, mevsiminde olacak hemde işin ehli ustalardan çıkmış olacak. Kötü baklavayı önce renginden anlarlar. Balık nasıl gözünden anlaşılıyorsa baklavada renginden anlaşılır. Isırınca çıkan sesten, ağızda erimesinden, fıstığın ve cevizin konusunun yayılmasından iyi baklava anlaşılır. İki saat sonra mide olumlu veya olumsuz cevap verir zaten. Son zamanda bu işi çok iyi yapan meslekaşlarım var. Şuan fiyat vermem mümkün değil. Herkesin maliyet hesabı vardır. Firma olarak, benim ustalarım 35- 45 yıllık çalışan ustalar. Haliyle benim maliyetim farklı. Bende 40, 50, 60 civarıdır ama bu civarda satılması gerekiyor. Daha aşağı satılması da biraz zor. Çünkü malzeme kaliteli. Şerbeti de fazla vermeyince koca tepsi beş kilo geliyor. Buna şerbeti iki kepçe fazla versen 10 kilo gelir. O zaman ben tatlıcı değil baklavacıyım. Tatlıyla baklavayı ayırt etmek lazım. Tekrara söylüyorum malzeme bol ve kaliteli olacak” şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da keşfedilmeyi bekleyen doğa harikası: Kurumcu Şelalesi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Kurumcu köyünde yer alan Kurumcu Şelalesi ve gölü, eşsiz manzarasıyla dikkat çekiyor. Bölge, turistler için saklı bir rota olma özelliğini koruyor. Başkent Ankara, çoğunlukla siyasi ve idari kimliğiyle ön plana çıksa da sahip olduğu doğal güzelliklerle de dikkat çekiyor. Özellikle son yıllarda doğa turizmine olan ilginin artmasıyla birlikte daha önce geniş kitleler tarafından bilinmeyen bölgeler de gün yüzüne çıkıyor. Kızılcahamam ilçesinde yer alan ve doğallığını büyük ölçüde koruyan alanlar, doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Bu doğal alanlardan biri de Kurumcu köyü sınırları içerisinde bulunan Kurumcu Şelalesi ve çevresindeki göl olarak öne çıkıyor. Şehrin gürültüsünden uzak, sakin ve huzurlu bir atmosfer sunan bölge, sahip olduğu yapısı, temiz havası ve etkileyici manzarasıyla ziyaretçilerine adeta görsel bir şölen sunuyor. Şelalenin oluşturduğu doğal gölet ve çevresindeki yeşil alanlar dört mevsim farklı güzellikler sunarken, ilkbahar ve sonbahar aylarında renk cümbüşüyle öne çıkıyor. Bölge, özellikle fotoğraf tutkunları ve doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için önemli bir alternatif oluşturuyor. Henüz geniş kitleler tarafından bilinmeyen Kurumcu Şelalesi, Ankara’nın en büyük şelalesi olma özelliğine sahip. "Bu sene yağmur bol yağdı, göller doldu, kuruyan şelale akıyor" Kurumcu Şelalesi’nin geçtiğimiz yıllara kıyasla daha iyi bir durumda olduğunu ve gür bir şekilde aktığını belirten Kurumcu köyü muhtarı Şerafettin Üçpınar, "Bu sene yağmur bol yağdı, göller doldu, kuruyan şelale akıyor. Şelale geçen sene akmadı, bu sene akıyor. Su bol, yağmur bol. Geçen sene kuraklık vardı, bu sene iyi. Ankara’dan gelenlerle ilgili şikayetimiz var. Yiyorlar, içiyorlar, çöplerini atıyorlar. Şelalemiz var, ormanımız var. Bu şelale önceden devamlı akıyordu. 2 senedir akmıyordu. Bu sene iyi. Bu sene kesilmez, 1 ay akar. Suyu yaz ayında sebzeler için kullanıyoruz" diye konuştu.
İstanbul Türkiye’de ameliyat edilen Koreli hastanın eşi: "Yüreğimizde olan memleket burası" Uzun yıllar önce Türkiye’ye yerleşen Güney Koreli çiftten 59 yaşındaki Shine Cheon Choi’nin beyninde nüks eden kansere yönelik ameliyatı Türkiye’de gerçekleştirildi. Eşinin durumuna ilişkin konuşan 56 yaşındaki Young Sook Seol, "2000 yılından beri buradayız, memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası, burası evimiz" dedi. Hastasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştirildi, iyi geçti. Beyin kanseri tespit edilmişti, toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri. Kişiler, hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa kontrolde fayda var" ifadelerini kullandı. Güney Koreli aikido hocası 59 yaşındaki Shine Cheon Choi ve 56 yaşındaki Young Sook Seol çifti, 2000 yılında 5 yaşındaki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye geldi. Ümraniye’de yaşayan, burada kendilerine bir hayat kuran ve 1 çocukları daha olan Koreli çift, zaman zaman ülkeleri ve yakınlarını da ziyaret etti. Shine Cheon Choi burada spor hocalığı yaparken eşi de çocuklarıyla ilgilendi. 2023 yılına gelindiğindeyse denge kaybı, davranış değişiklikleri gibi durumlar oluşunca İstanbul’da bir hastaneye başvuruldu, beyninden bir operasyon geçirdi. Sonrasında rahatsızlıkları tekrar kendini gösteren aikido hocası, ailesiyle ülkesine gitti ve Kore’de beyninde tümör tespit edilerek bir operasyon daha geçirdi. Ardından Türkiye’ye dönen aile, yaşamını sürdürürken hastada tekrar birtakım sıkıntılar meydana geldi ve Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuruldu. Yapılan detaylı incelemelerde doktorlar, beyin kanserinin nüksettiği tespit ederek hasta için ameliyat kararı verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu ve Doç. Dr. Luay Şerifoğlu ekibi tarafından takip edilen hastanın ameliyatı 3 Şubat’ta başarıyla gerçekleştirildi. Hekimler, hastalık ve sürece ilişkin bilgi verirken kontrolleri devam eden Koreli hasta ve eşi de yaşadıkları zorlu süreci ve Türkiye’ye olan sevgilerini dile getirdi. "Yüreğimizde olan memleket burası" Zorlu bir tedavi süreci geçiren 59 yaşındaki Shine Cheon Choi, "Beni ameliyat eden doktora çok teşekkür ediyorum" derken eşi 56 yaşındaki Young Sook Seol "2023 Şubat ayında aniden algılama gücü çok zayıflamıştı. Ondan fark ettik, şuanki 3’üncü ameliyatı, nadiren görülen bir hastalık. 2000 yılından beri buradayız, memleketimiz burası, kendi memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası. Ameliyatı Kore’de de olabilirdik ama burayı seçtik. İnsanlar hep bu hastaneye geliyor; Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne. Baktım ki; doktorların tecrübesi bayağı çok. İyi doktor olduklarını, iyi tedavi ettiklerini gördük. Gönlümüz daha rahat hissettiğinden bu hastaneyi tercih ettik, ameliyat olduk. Türkiye’deki doktorlar çok akıllı ve yüreği sıcak, çok çok ilgileniyorlar. Tedavi için gelecek hastalar olursa çok çok tavsiye ederim. Eşim buraya ilk spor hocası olarak gelmişti, aikidocu. Burada insanlar çok sıcakkanlılar, Kore’ye gittiğimde hiçbir şey bilmiyorum. Metroya nasıl binilir, hangi hattan gidilir, insanlar yüz vermiyor. Gençliğimizi geçirdik o yüzden burası yüreklerimizde. Burada rahatlık hissediyoruz evimiz burası, kaldığı süreçte çok mutlu olduk, teşekkür etmek isteriz" şeklinde konuştu. "Beyin kanseri tespit edilmişti, 100 binde 3 ile 5’i arasında" Hastasının durumuna yönelik konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Enteresan bir hikayesi var, 20-25 sene önce Türkiye’ye aikido hocası olarak geliyor. Bir bayılma, nöbet geçirme hadisesi yaşıyor. Bir özel hastaneye gidiliyor, beyin kanaması tespit ediliyor. Ameliyat oluyor, sonraki takiplerinde beyin tümörü olduğu ortaya çıkıyor, ülkesine dönüyor, Kore’de tekrar bir ameliyat geçiriyor. Ülkesinde tedavisine devam ederken Türkiye’yi çok özlediklerini söylüyorlar. Hastamızın düzeni ve kendilerini Türkiye’de daha iyi hissettikleri için dönüyorlar. Burada kontrol filmlerinde tümörün nüksettiği ortaya çıkıyor. Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştiriliyor, iyi geçti. Bu tür ameliyatları nöronavigasyon, nöromonitörizasyon dediğimiz sistemlerle, modern teknolojiyle ameliyatını yaptık. Beyin kanseri türü tespit edilmişti, bu hastalık kabaca toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Tüm beyin tümörlerinde yüzde 15 ile 25 arasında. Bu kötü huylu bir tümördür, tespit edildikten sonra bu tür hastaların genelde yaşam süreleri 12 ay ile 15 arasında değişebilir" dedi. "Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri" Hastalık ve belirtilerine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ramazanoğlu, "En sık nöbet geçirerek uygunsuz yerde hastalar bulunabiliyor. Hastalar tanısı konmadan, tedavisi gecikmiş bir şekilde başvurabiliyor. Bu tür durumlarda ameliyat yapılsa bile geç kalınmış olunabiliyor. Hastamızın anlattığına göre, Ümraniye çevresinde oturduğunu, hastanemizin çok yoğun olduğunu gördüğünü, bu kadar insan buraya geldiyse, işlerin iyi gittiğini düşünmüş. Türkiye’de sağlık sektörü, sağlık hizmetinde görev yapan personel, hemşire, doktorlarımız oldukça yetkindir. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. Dünyada hangi teknoloji kullanılıyorsa bizde de aynı teknoloji yetkinlikle kullanılmaktadır. Almanya, ABD’den hastamız olduğu gibi Kore’den de gelip bizlere tedavi olabiliyorlar. Hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa örneğin; baş ağrısı, kusma, kolda bacakta uyuşma, konuşmada zorluk, muhakeme bozuklukları gibi şikayetler varsa en yakın sağlık merkezine başvurup bir kontrol etmekte fayda vardır" diye konuştu. "Erken teşhis her zaman önemlidir" Israrlı belirtilerin üzerinde durulması gerektiğini söyleyen ve erken teşhisin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Şerifoğlu, "Yaklaşık 3 yıl önce ani bir baş ağrısı, bilinç kaybıyla bir özel hastaneye gidiyor. 2 ay sonra davranış bozukluğu nedeniyle hasta, eşi tarafından Kore’ye götürülüyor. Bu tümör fark ediliyor, koca bir alan alınıyor, hasta düzeliyor. Tekrar Türkiye’ye döndüğü zaman bizim onkoloji kliniği tarafından tedavisi veriliyor. Burada hastanın daha önce ameliyat edilen tümörünün büyüdüğü görülüyor. Cerrahi karar alınıyor, mevcut tümörlerde yaklaşık 2-3 saatlik bir operasyonla temizliyoruz. Şu anda hasta tedavilerine devam ediyor, gayet iyi, herhangi bir şikayeti kalmadı. Hastamızın beyin tümörü halk arasında kötü huylu denilen bir tümör. Her baş ağrısı tümör değildir, önemli olan; devam eden baş ağrısı olması. Erken teşhis her zaman önemlidir ve en önemli şey; tümörünüz bile olsa, ameliyat bile olsanız muhakkak tedavinize riayet edin, ihmal etmeyin ve moralinizi yüksek tutun" ifadelerini kullandı. (HK-SB-
Aydın KUTO Başkanı Akdoğan: "Kuşadası için çalışıyor, geleceğe yatırım yapıyoruz" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Dünya Odalar Federasyonu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 6-7 Nisan tarihlerinde Aydın’a gelerek kent merkezi ve ilçelerde düzenlenecek bir dizi etkinliğe katılacak. Bu kapsamda Kuşadası TOBB Anaokulu’nun açılış törenine katılacak olan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan; "TOBB Başkanımızı ilçemizde ağırlayacak olmaktan dolayı çok mutluyuz. Aynı zamanda Kuşadası Ticaret Odası olarak, eğitime ve geleceğimize yapılan en değerli yatırımlardan biri olan TOBB Anaokulu’nu ilçemize kazandırmanın da gururunu yaşıyoruz" dedi. Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan yaptığı açıklamada, çocukların nitelikli eğitim ortamlarında yetişmesinin toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek "Kuşadası için çalışıyor, geleceğe yatırım yapıyoruz. Eğitim, bir şehrin geleceğine yapılan en kıymetli yatırımdır. Kuşadası’na kazandırdığımız TOBB Anaokulu ile çocuklarımızın çağdaş, güvenli ve donanımlı bir eğitim ortamında yetişmelerine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu önemli yatırımın ilçemize kazandırılmasında başta TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kuşadası Ticaret Odası olarak, kentin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Düzce Düzce’de Kütüphaneler Haftası’nda anlamlı açılış Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün çağrısı üzerine hayırsever iş insanı Dündar Yetişener tarafından hayata geçirilen kütüphane, Kütüphaneler Haftası’nda kapılarını öğrencilere açtı. Başkan Özlü, kütüphane yatırımlarının devam edeceğini söyledi. Başkan Faruk Özlü’nün eğitim yatırımlarına verdiği önem, iş insanlarının destekleri ile esere dönüştü. Düzce, Kütüphaneler Haftası’nda anlamlı bir açılışa sahne oldu. Başkan Özlü’nün gayretleri, iş insanı Dündar Yetişener’in destekleri ile yapımı tamamlanan Fibrobeton Kütüphanesi, iş ve siyaset dünyası başta olmak üzere kalabalık davetli topluluğunun katılım sağladığı tören ile kapılarını açtı. "Her daim yanınızdayız" Düzce Bilim Merkezi’nin alt katında hizmet verecek 470 metrekare alana sahip, 110 öğrencinin aynı anda ders çalışabileceği kütüphanenin açılışında konuşan Vali Mehmet Makas, hayırsever iş insanına ve projeye öncülük eden Başkan Özlü’ye teşekkür ederek, "Başkanımızın (Faruk Özlü) ne temel atma törenlerine ne de açılış törenlerine hız itibariyle yetişemiyoruz. Düzce halkımız adına kendisine teşekkür ediyorum. Allah var etsin. Dündar Bey’in şahsında tüm aileye, girişime teşekkür ediyoruz. Devamını bekliyoruz inşallah. Başkanımız, şehrimize değer katanları paylaşıyorlar. Çok güzel bir hareket. Yiğidi öldürüp hakkını vermek ve marifetin iltifata tabi olduğunu da belirtmek adına diyorum. Başkanım, şehre değer katanları ilan ediyorsunuz ama zatıaliniz de bu şehre büyük değer katıyor. Yapılan eserlerle katıyorsunuz, şehre kimlik kazandırmakla katıyorsunuz. Biz her daim yanınızdayız. İnşallah Düzce’mizi daha güzel yerlere taşımak adına bir ve beraber hareket edeceğiz. Gençlerimiz inşallah ‘Oku’ emri doğrultusunda bu milleti muasır medeniyet seviyesine yükseltmek adına çok daha donanımlı yetişecekler" şeklinde konuştu. "Kütüphanelerin sayısını artacak" Başkan Faruk Özlü ise, kütüphane fikrinin hayırsever iş insanı ile yapılan kısa bir görüşme sonrası geliştiğini anlatarak, "Geçen yıl Dündar Bey’in Düzce’de olduğu bir günde kendisine ziyarette bulundum. ‘Bir kütüphane yapar mısınız’ diye sordum. Sadece bu kadar söyledim. Dündar Bey, bir süre sonra geldi ve ‘Bize yer gösterin, konuşalım’ dedi. Burayı uygun gördük. Çünkü burada boş bir mekan var ve Düzce’nin kuzeyinde bir kütüphane olsun istedik. Bu açtığımız dördüncü kütüphanedir. Beşincisi de sırada. İnşallah bu yaz ayları içerisinde açacağız" dedi. Kütüphanelere verdiği önemden söz eden Faruk Özlü, "Gerçekten milletimizin en büyük düşmanı, cehalet ve fakirlik. Bunlarla mücadele etmek istiyoruz. Benim zamanımda Düzce’de bir tane kütüphane vardı, buz gibiydi. Kitaplar da soğuktu kütüphane de soğuktu, biz pek gitmezdik. Bu kütüphanelere ilk başladığımızda millet bahçesinin yanındaki kütüphanedir. Orada da çok sayıda insandan destek aldık. Çok büyük rağbet gördü. Sabiha Ulusoy Kütüphanesi çok büyük rağbet gördü. İnanın sabah 08.40’ta önünde sıra var. İnşallah Düzce’nin başka bölgelerinde de planlamalarımız var. Bu kütüphanelerin sayısını arttıracağız" şeklinde konuştu. Kütüphaneye verdiği destekten ötürü İş İnsanı Dündar Yetişener’e teşekkür eden Başkan Özlü, "İş adamlarımızın Dündar Bey’i örnek almalarını diliyorum. Hiç kimse ‘Biz Faruk Bey’e karşı çıktık. Bundan yılar’ demesin. Asla ve kat’a yılmayacağım. İnsanlara, ‘Bir kütüphane yapar mısın, bir okul yapar mısın, bir kreş yapar mısın’ diye söylemeye devam edeceğim. Güzel bir eser olduğu kanaatindeyim. Şehrimize hayırlı uğurlu olsun. Dündar Bey, tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Allah razı olsun" ifadelerini kullandı. "Meyvelerini 10 sene sonra alacağız" AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’de, Başkan Faruk Özlü’nün projelerinden takdirle söz ederek, "Başkanım çok güzel işler yaptınız. İçme suyu şebekesi yatırımı 45 milyon Euro’luk çok büyük bir iş, ama toprağın altında. Okullar yapılmasına öncülük ettiniz. Ama ben her zaman söylüyorum kütüphanelerin yeri ayrı. On sene sonrasında bunun meyvelerini alacağız. Başkanımızın, ‘Düzce’mize Değer Katanlar’ çağrısını ben de buradan yineliyorum. İstiyoruz ki; Düzce’mizde üreten Düzce’mizde kazanan herkes taş taş üstüne koysunlar ve buralarda adları, imzaları olsun" dedi. "Kütüphane kültürü canlanıyor" AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, kütüphane kültürünün yeniden canlandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Açtığımız kütüphanelerin bazen önünden geçiyoruz. O çocukları o kütüphane sırasında görünce gerçekten çok heyecanlanıyorum. Bir dönem kütüphane kültürü kaybolmuştu. Yeniden kütüphane kültürü kazandırılmasına yaptığınız katkı için Düzce’nin geleceği adına ben şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. "Düzce için çok önemli ve anlamlı bir yatırım" CHP Düzce Milletvekili Talih Özcan ise, kütüphanenin sadece bir okuma alanı olmadığını belirterek, "Burada eğitime, öğretime, geleceğe, gençliğe güzel bir eser var" dedi. İş insanı Dündar Yetişener ise konuşmasında, "Değerli başkanım, var olun. Ayağınıza taş değmesin. İnşallah 40. kütüphaneyi de hep beraber açarız. Hayırlı uğurlu olsun. Evlatlarımız burada ne kadar ilim, ışık, irfan alırlarsa bu ülkemizin büyümesine fayda sağlayacak teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından Başkan Özlü tarafından Dündar Yetişener’e kütüphane yapımında verdiği destekten dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Yapılan dua ile birlikte kurdele kesilerek kütüphanenin açılışı gerçekleştirildi. (ALI-
Konya Araç sahiplerine kaza sonrası değer kaybı uyarısı: "Telefonla arayanlara itimat etmeyin" Trafik kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulunan uzmanlar, sürücülerin süreci bilinçli yönetmesi gerektiğini belirterek, özellikle kazadan sonra telefonla ulaşan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Her gün binlerce aracın karıştığı kazalardan sonra meydana gelen değer kayıplarının önüne geçmek adına yeni düzenlemelerle birlikte değer kaybı birçok kritere göre belirlenecek. Oto Ekspertiz Uzmanı Şenol Uysal, kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulundu. Uysal, "Araçların karışmış olduğu kazalarda önce trafik raporu tutulur. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu trafik bilirkişi raporları hazırlanır. Daha sonra araçların değer kaybını öğrenmek için daha önce araçlarda boya var mı, yok mu, önceden bir hasarı var mıydı, yok muydu gibi noktalara göre değerlendirilir. Mesela boyasız, hatasız, boyasız bir arabada kaza yaptığında iki parçası değiştiğinde, şaselerinde herhangi bir işlem olduğunda, hava yastığının açmış olmasıyla değer kaybının niteliği fiyatı değişir. İki değişenin arabada mesela 1 milyonluk bir araçta, 100 bin ile 150 bin lira değer kaybı olursa hava yastığının açmasında bu değer kaybı 200-250 bine çıkar. Şaselerin de işlem olmasıyla birlikte 300 bini bile bulur. Bu şekilde mesela 300 bin lira zarar ediyorsa, aracını 700 bin liraya satmak zorunda kalır. Ama bu aracı yaptıracak kişi, hava yastığını, şaselerini değişen parçalarını yaptırmak için bir 200 bin liraya kadar harcayabilir. Toplam değer kaybı ise 500 bin lira olacak. Yani 1 milyonluk bir aracı yaklaşık 500 bin liraya düşecek. Küçük bir kazada bile hava yastığını açmasında, şaselerin, airbaglerin işlemli olmasında zarar büyür. Bu zararı sürücülerden sigorta şirketlerinden veya belli yerlerden tahsil edilecek" dedi. "Araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini kontrol edebiliriz" Kazaya karışan aracın daha önceki işlemlerinin ekspertiz tarafından tespit edilebileceğine değinen Şenol Uysal, "Kazaya karışan araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini önce boya olup olmadığını biz o kazalı parçaların üzerinde kontrol edebiliriz. Mesela çamurluk ezildi ama daha önce boyanmış mı, boyanmamış mı, değişmiş mi, değişmemiş mi kontrol edebiliriz. Şasenin kazadan etkilendiğini yeni mi veya daha önce olduğunu da söyleyebiliriz. Bu şekilde durum değer tespiti yapılır. Böylelikle en uygun şekilde işlemler yapılır" şeklinde konuştu. "Tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım" Kaza sonrası dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uysal, "Kazadan sonra bir sürü bilinmeyen kişi, telefonla arıyor kazaya karıştığında ‘biz yardımcı olalım, biz size işte değer kaybınızı alırız’ gibi, kesinlikle onlara itimat etmesinler. Kendi avukatlarıyla görüşsünler. Herhangi bir özel avukatla görüşsünler. Avukat onlara ne yapacağını, ne yapması gerektiğini söyleyecek. Vatandaşın düzgün ekspertizlere gitmesi lazım. O ekspertizlerde aracın önceki durumu ve şu andaki durumunu tespit ettirmeleri lazım. Bunlar tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım bunlara da bu şekilde zararını tazmin edebilir. Yani aracın hasar kaydı oluşuyor, hasar kaydı girilecek, bunlar büyük değer kayıpları. Parça değişimi, şase işlemi, hava yastığındaki patlamalar ve değişimi, arabanın boyasız bir arabanın değişen parçalarının olması bunlar hepsi değer kaybına ekleniyor. Bunlar tek tek takip edilmeli" diye konuştu.