POLİTİKA - 04 Ocak 2025 Cumartesi 10:17

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Alt yapısıyla, üst yapısıyla, tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle yeni bir Suriye oluşacak”

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Alt yapısıyla, üst yapısıyla, tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle yeni bir Suriye oluşacak”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Alt yapısıyla, üst yapısıyla, tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle yeni bir Suriye oluşacak” dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ‘2024 Yılı Değerlendirme ve 2025 Yılı Hedeflerine İlişkin Bilgilendirme Toplantısı’nda medya kuruluşlarının ekonomi haberleri müdürleri ile bir araya gelerek soruları cevapladı. Yılmaz, “Suriye yeniden imar edilecek. Alt yapısıyla, üst yapısıyla, tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle yeni bir Suriye oluşacak. Burada da en yakın komşu olarak Türkiye bu sürece mutlaka müdahil olacak, bu sürece katkı sunacak. Suriye’nin büyümesi, gelişmesi, daha müreffeh bir ülke olması, Suriye’yle ticaretimizin artması, yatırımların artması karşılıklı olarak bütün bunlar Türkiye ekonomisine de çok önemli katkılar sunacaktır” dedi.



“Asgari ücretle gösterip, başka şekillerde ücret veren işletmeler olduğunu da biliyoruz, buna da eksik kayıtlılık diyoruz”


Asgari ücret ile alakalı açıklamada bulunan Yılmaz, “Öncelikle bizim toplam istihdamımız sunumda da aktardım Ekim ayı itibariyle 32 milyon 970’ti. Bazen asgari ücretli çalışan sayısına ilişkin oranlar da tartışılıyor, bizim elimizde kayıtlı olan SGK’lı çalışanlar var, orada kayıtlı çalışanların yüzde 42’si asgari ücretli görünüyor o da 6.7 milyon kişi yapıyor. Yani şu anda kayıtlı asgari ücretli 6.7 milyon, toplam istihdamımız ise 32 milyon 970 bin. Toplam istihdam içinde Devlette çalışan var, SGK’lı ve SGK dışı çalışanlar var vs. tabii hepsini topladığınızda 32 milyon 970 bin kişiye ulaşıyorsunuz. Burada tabii kayıtlı çalışanlarda da şöyle bir durum var onu da izah etmemiz lazım: Kayıt dışılık dediğimiz şey ikiye ayrılıyor. Bir, tamamen kayıt dışı çalışma meselesi var, bir de eksik kayıtlılık dediğimiz şey var, yani kayıtlı aslında ama bir kısmı kayıtlı, bir kısmı kayıtsız diyelim. Dünyada da bu durum böyle, bizde de böyle.


Asgari ücret meselesinde biraz bu sorunun da olduğunu biliyorum, yani asgari ücretli 6.7 milyon gözüküyor, ama muhtemelen bundan daha düşük gerçek anlamda, çünkü asgari ücret üzerinden prim ödeniyor malum, birtakım yükümlülükler getiriyor. O yüzden asgari ücretle gösterip, başka şekillerde ücret veren işletmeler olduğunu da biliyoruz, buna da eksik kayıtlılık diyoruz. Biz tabii kayıt dışılıkla da, eksik kayıtlılıkla da mücadele ediyoruz. Ama bu faktörleri dikkate almadan yapılacak bir yorumun çok da gerçekçi olmayacağını bilmemiz lazım.


Asgari ücretle ilgili söyleyeceğim ikinci husus şu: Altını hep çiziyoruz bu bir taban ücret, bunun üstü bir limit söz konusu değil veya ideal ücret veya olması gereken ücret şeklinde bir hadise değil. Bundan aşağı olmaz dediğimiz bir ücret dolayısıyla, birçok metropolde, belli sektörlerde, belli büyüklüklerdeki firmalarda zaten fiili ücretlerin daha yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Burada asıl problem asgari ücrette daha az gelişmiş bölgeler, küçük ölçekli işletmeler ve emek yoğun sektörler. Bunlar asıl bunun baskısını daha fazla hissediyorlar. Ama biz her zaman söylüyoruz, burada verimlilik çok önemli. Verimlilik arttıkça ülkenin toplam faktör verimliliği, işletmelerin de işletme bazında verimliliği arttıkça aslında daha yüksek ücretin de zemini oluşmuş oluyor. Dolayısıyla, önemli olan bu verimliliği artırmak, daha sağlam bir zeminde, kalıcı bir zeminde bu gelişmeleri sağlamak. Biz bütün imkanlarımızla bu yönde gayret ettik.


2023 yılında enflasyon oranı yüzde 64,8, asgari ücrete yaptığımız artış yüzde 107.3, yani bugün yaptığımız artışlar geçmişteki bu yüksek oranların üzerine yaptığımız artışlar, bunu da dikkate almamızda fayda var.


2024 yılında bugün belli oldu yüzde yıllık enflasyon 44,4. Asgari ücret 49,1 arttırılmış, yani son 2 yılda yapılan artışlar oldukça önemli artışlar. O yıldaki enflasyonun üstünde artışlar. Bu yıl da yine yaptığımız artışın bu yıl gerçekleşecek enflasyonun üstünde kalacağını bekliyoruz.


Asgari ücretteki reel artışın yıllık büyümesi 5.6 olmuş, yani bu uzun dönemli baktığınızda da biz asgari ücreti büyümemizin üstünde artırmışız. Son dönemde önemli bir gelişme var 2022 yılında emeğin milli gelirden, katma değerden aldığı payı gayri safi katma değerden aldığı pay oldukça düşük seviyeye gelmişti 2022’de. Pandeminin de etkisiyle, başka faktörlerin de etkisiyle hakikaten çok düşük bir düzeydi. Nitekim TÜİK 2022 gelir dağılımı istatistiklerini yayınladığında bunu gördük. Gelir dağılımında ciddi bir olumsuz etkilenme olduğunu gördük 2022’de. Geçtiğimiz günlerde TÜİK 2023 gelir bazlı rakamları açıkladı, burada nispi olarak bir düzelme olduğunu görüyoruz gelir dağılımında. Ben ,2024 verilerinde de yine bu iyileşme eğiliminin devam edeceğini düşünüyorum” dedi.



“Esas olan program etkisidir


Enflasyonda baz etkisi hakkında konuşan Yılmaz, “Geçen yıl yani 2024’ün Ocak-Şubat aylarında nispi olarak yüksekti enflasyon dolayısıyla baz etkisinin bu sene olumlu olacağını bu anlamda Ocak özellikle baz etkisinin olumlu olacağını düşünüyorum. Ocak’ta genelde diğer aylara göre nispeten daha yüksek olur aylık enflasyon, çünkü birçok fiyat, ücret Ocak’ta güncellendiği için Ocak ayı biraz daha normal ortalamanın üstünde gelir. Ama geçen senenin ocak ayıyla mukayese ettiğimiz zaman bu sene çok daha düşük olacağını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla, geçen senenin Ocak’ı biraz daha beklentinin üstünde çıkmıştı onun baz etkisi olumlu olacaktır diye düşünüyorum. Geçen yıl Ocak atında yüzde 6,7 olmuş, Şubat 4,5 olmuş dolayısıyla, bu ilk aylarda bize olumlu olarak yansıyacaktır. Bazen medyadan arkadaşlarımız da söylüyorlar, baz etkisi de şu oldu, bu oldu diyorlar. Program yoksa baz etkisi de olmaz değerli arkadaşlar, esas etki program etkisidir. Çünkü program olmazsa siz bu oranı düşürmezseniz bu 6,7’nin altında bir oran çıkmazsa baz etkisi de oluşmaz zaten. Dolayısıyla, esas olan program etkisidir, ama baz etkisinin de faydalı olduğu aylar veya olumsuz etkilediği aylarda elbette olabilir. Esas olan program etkisidir, program etkisi de olumlu yöndedir” diye konuştu.



“Enflasyonun ana eğiliminde aşağıya doğru bir eğilim, gidişat oluşmuş durumda”


Yılmaz, “Merkez Bankası’nın faizlerle ilgili faiz indirimi oldu malum, Merkez Bankamız bir faiz indirimi yaptı. Burada Merkez Bankamız kendi kanuni çerçevesi içinde kararlarını veriyor ve bunları da toplumla paylaşıyor, izah ediyor. İki şeyin altını çiziyor yaptığı açıklamalarda, enflasyonun ana eğilimine bakıyorum diyor ve beklentilere bakıyorum diyor. Her ikisinde de bir iyileşme süreci olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bugün çıkan enflasyon oranı da yine enflasyonun ana eğiliminde özellikle hizmetlerde hep sizinle onu paylaştık biliyorsunuz, en katı olan alan hizmetler, özellikle hizmetlerde de son çeyrekte ciddi bir kırılma olduğunu görüyoruz, enflasyonun aşağıya doğru geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu enflasyonun ana eğiliminde aşağıya doğru bir eğilim, gidişat oluşmuş durumda. Bu da tabii Merkez Bankamızın politikasını etkileyecektir, başka türlü düşünmek de mümkün değil. Ama faiz politikası dışında da enstrümanları var Merkez Bankamızın. Bir taraftan da makro ihtiyati tedbirler dediğimiz başka tedbirler de alması mümkün. Sıkı tutuşunu ana çerçevede sürdürecektir tek hanede enflasyona düşünceye kadar, ama enflasyondaki bu ana eğilimlere göre de tabii ki kararlarını kendi yetkili kurullarında alacaktır. Ama genel çerçeve bu, enflasyonun ana eğilimi düşüyor, beklentiler iyileşiyor” dedi.



“Suriye yeniden imar edilecek”


Cevdet Yılmaz, “Suriye bizi nasıl etkiler? Bir defa geçmişten daha kötü etkilemez. O kadar kötü bir dönemden geliyoruz ki Suriye’de, bir diktatörün olduğu, savaşların, çatışmaların yaşandığı, bize dönük neler yaşadığımızı 13 yılda hepiniz biliyorsunuz. O kötü tabloların geride kaldığı bir dönemdeyiz. Bir diktatörlük yıkıldı, yeni bir düzen oluşuyor. Bugün orada yaşanan bir halk devrimi tabii. Şu anda acil konu buradaki siyasi istikrarın sağlanması, güvenlik ortamının pekiştirilmesi, iç kavgaların olmadığı, bütün etnik grupların, mezheplerin, dinlerin kapsandığı kapsayıcı bir siyasi yapının oluşması, yeni bir anayasa, yeni bir güvenlik teşkilatıyla birlikte Suriye’nin siyasi ve güvenlik bakımından istikrarının sağlanması. Bunun inşası bizim için başlı başına büyük bir artı değer. Çünkü böyle bir Suriye, Türkiye’ye yönelik güvenlik risklerini bir defa azaltacaktır, göç riskini azaltacaktır, güvenlik risklerini azaltacaktır, Türkiye çok daha emniyetli sınırlarla karşı karşıya kalacaktır. Bütün bunlar bir defa güvenlik açısından, siyasi açıdan, terör bakımından, birçok açıdan Türkiye’ye faydalar doğuracak.


Ekonomik boyutuna bakacak olursak, kısa vadede Türkiye’den oraya giden bir takım işgücü veya sermayesini alıp giden bazı Suriyeli vatandaşlar olabilir. Bunlar ekonomik etki bakımından farklı değerlendirilebilir, ama orta vadeli bir perspektifle yine bakarsanız, Suriye yeniden imar edilecek. Alt yapısıyla, üst yapısıyla, tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle yeni bir Suriye oluşacak. Burada da en yakın komşu olarak Türkiye bu sürece mutlaka müdahil olacak, bu sürece katkı sunacak. Ben buradan dış ticaretimizin de, lojistiğimizin de çok çok olumlu etkileneceğini düşünüyorum. Suriye’nin büyümesi, gelişmesi, daha müreffeh bir ülke olması, Suriye’yle ticaretimizin artması, yatırımların artması karşılıklı olarak bütün bunlar Türkiye ekonomisine de çok önemli katkılar sunacaktır. Dünyada da bunun örneklerini biliyoruz, komşuları istikrar içinde olan ve büyüyen ülkeler bundan olumlu etkilenirler. Dolayısıyla daha istikrarlı bir Suriye, daha müreffeh bir Suriye, Türkiye için de ekonomik anlamda da son derece olumlu olacaktır diye ifade etmek isterim.


Çok detaylarına girmeyeyim, ama şunu da söyleyeyim: Komşumuz Suriye’nin bu yeni döneminde yanında olacağız. Özellikle kurumsal anlamda tecrübe birikimimizi Suriyeli kardeşlerimizle her alanda paylaşacağız. Burada tabii dünyaya da büyük bir rol düştüğünü ifade etmek isterim. Esad döneminde ortaya konan yaptırımlar var bir diktatör döneminde. Şimdi yeni bir Suriye var, artık eski kalıplarla Suriye’ye bakılması doğru değil, eski tanımlamalarla bakılması da doğru değil, yeni bir ortam var” şeklinde konuştu.



“Bahçeli her zaman ‘önce milletim, devletim, sonra partim, sonra ben’ diyen bir siyasetçi”


Yılmaz, “ Sayın Bahçeli her zaman önce milletim, devletim, sonra partim, sonra ben diyen bir siyasetçi. Siyasi hesaplarla değil, ülkenin geleceğiyle düşünen, uzun vadeli geleceği açısından doğru bulduklarını ortaya koyan bir devlet insanı. Dolayısıyla, buradaki perspektifi de şu: Terörsüz bir Türkiye. Bir taraftan da bölgemizdeki emperyalist gelişmeleri, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri, Suriye’de yaşanan gelişmeleri ve bunların bölgemizde oluşturduğu riskleri bütün bunları görerek aslında iç cephemizi bütünleştirmemiz, kardeşliğimizi güçlendirmemiz ve terörsüz bir Türkiye olarak çok daha güçlü bir şekilde yolumuza devam etmemiz gerektiğinin bir ifadesi.


Bunun zaten ana vizyonunu da Cumhurbaşkanımız ortaya koymuş durumda, bu da Türkiye yüzyılı vizyonu. 100 yıllık bir cumhuriyetimiz var, çok büyük kazanımlarımız var, şimdi yeni bir yüzyıla girdik ve bu yüzyıl birçok alt başlığı var, ama bir tanesi de en temel başlıklarından biri huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacak diyor Cumhurbaşkanımız. Dolayısıyla, ana vizyonumuz da bu, bu vizyon çerçevesinde hareket ediyoruz. Terörün gölgesinde olmayan bir siyaset istiyoruz.


Şunun da hep altını çiziyorum ben: Terör demokrasinin de, kalkınmanın da düşmanıdır. Terörün olmadığı bir ortam ise demokrasiye de, kalkınmaya da güç verir. Terör varsa bir ortamda siz seyahat etme özgürlüğünüzü kullanamazsınız, düşüncelerinizi ifade etme özgürlüğünüzü kullanamazsınız, girişimcilik özgürlüğünüzü kullanamazsınız, yatırım ortamı gelişmez. Dolayısıyla, terörsüz bir Türkiye aynı zamanda daha hızlı kalkınan, demokratik standartlarını daha hızlı yükselten bir Türkiye demek. Biz artık terörün gündemden çıkmasını istiyoruz. Terörün hiçbir siyasi parti üzerinde, hiçbir siyasi grup üzerinde gölgesinin devam etmesini istemiyoruz” dedi.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Alt yapısıyla, üst yapısıyla, tarımıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, turizmiyle yeni bir Suriye oluşacak”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde bir yılda 1 milyon 300 binin üzerinde muayene Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Araştırma Hastanesi’nde yakın zamanda hayata geçirilen kapsamlı yatırımlar ile Uyku Laboratuvarı modern altyapısıyla hizmete açılırken, Çocuk Cerrahisi Kliniği ile Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesinin yatak kapasiteleri artırıldığını ifade etti. Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi güncel sağlık standartları doğrultusunda yenilendiğini hatırlatan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, " Gerçekleştirilen bu çalışmalarla hastanenin fiziki ve teknolojik kapa-sitesi güçlendirilerek hasta güvenliği, tedavi kalitesi ve hizmete erişilebilirlik önemli ölçüde artırıldı. Araştırma Hastanemizde ilk kez hizmete alınan ileri teknoloji nöroanjiyografi cihazı, felç ve beyin kanaması başta olmak üzere kompleks beyin damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde bölge için çığır açan bir sağlık yatırımı olarak öne çıkıyor. Nöroloji İnme Merkezi ve Beyin Cerrahisi bünyesinde kurulan cihaz; üç boyutlu vasküler görüntüleme, düşük radyasyon dozu ile yüksek görüntü kalitesi ve hızlı işlem süresi gibi üstün teknik özellikleriyle akut inme hastalarında damar içi girişimsel tedavilerin daha hızlı, güvenli ve etkin şekilde uygulanmasına imkân sağlayacak" dedi. 1 milyon 300 binin üzerinde muayene Bölgenin en yüksek hasta sirkülasyonuna sahip sağlık merkezlerinden biri olan Araştırma Hastanemiz, 2025 yılı içerisinde 1 milyon 300 binin üzerinde toplam muayene gerçekleştirildiğini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu,"Bunun yaklaşık 299 bini acil servislerde yapıldı ve acil başvuruların toplam muayeneler içindeki oranı yüzde 23’ü aştı. Poliklinik hizmetlerinde 173 binin üzerinde e-reçete düzenlenerek dijital sağlık uygulamalarının etkinliği artırıldı. Araştırma Hastanemiz bünyesinde 2025 yılında; büyük bütçeli tıbbi cihaz, laboratuvar ekipmanı ve klinik altyapıyı güçlendirmeye yönelik toplam 55 kalem ürün alımı gerçekleştirdik. Söz konusu alımlar; ileri düzey görüntüleme ve tanı sistemlerinden yoğun bakım ve ameliyathane ekipmanlarına, yüksek teknolojili cihazlardan yardımcı donanımlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu kapsamlı yatırım süreci için toplam 90 Milyon 436 bin 500 TL bütçe ayrılmış olup, gerçekleştirilen harcamalar hastanenin sağlık hizmeti sunum kapasitesini artırmanın yanı sıra akademik ve bilimsel araştırma altyapısını da güçlendirmeyi hedeflemektedir" diye kon uştu.
Ardahan 2026 Yılı 1. İl Koordinasyon Kurulu toplantısı gerçekleştirildi Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek Başkanlığında, 2026 yılının 1. Dönem İl Koordinasyon Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Vali Çiçek, yatırımcı kuruluşların bir önceki dönemde yaptıkları yatırımları değerlendirmek ve koordinasyonu gerektirecek hususları tespit ederek gereğini yapmak amacıyla 2026 yılının birinci toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi. 2026 yılı 1. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısında yatırımcı kurum ve kuruluşların ilimizdeki yatırım ve çalışmalarına ilişkin son verileri paylaşan Vali Çiçek, yatırım izleme raporlarına göre Ardahan’da 25 kuruluşa ait 243 proje bulunduğunu, bu projelerin toplam proje tutarı 13 milyar 639 milyon 369 bin 637 TL olduğunu söyledi. Bu projeler için önceki yıllarda 12 milyar 226 milyon 420 bin 572 TL harcama yapıldığını belirten Vali Çiçek, 2025 yılında ayrılan ödenek tutarı ise 2 milyar 541 milyon 222 bin 533 TL olduğunu, dönem sonuna kadar 1 milyar 128 milyon 273 bin 468 TL harcama yapıldığını, yapılan harcamaya göre proje genelinde nakdi gerçekleşme oranının % 83 olduğunu kaydetti. Vali Çiçek ayrıca, 25 kurum ve kuruluşa ait toplam 243 projeden ise biten projelerin 159, devam eden projelerin 46, ihale aşamasındaki projelerin 6, başlanamayan projelerin 29, tasfiye edilen projelerin 3 adet olduğunu, bu projelerin 39’unun tarım, 24’ünün ulaştırma, 32’sinin eğitim, 5’inin sağlık, 48’inin enerji, 10’unun diğer kamu hizmetleri (iktisadi) ve 85’ninde diğer kamu hizmetlerine (sosyal) olduğunu dile getirdi. Vali Çiçek’in değerlendirmelerinin ardından Bölge Müdürlükleri ve ilgili kurum yetkilileri tarafından, kurum çalışmaları hakkında sunumlar yapıldı ve koordinasyonu gerektirecek hususlar ifade edildi. Toplantı sonunda konuşan Çiçek, "2026 yılının 1. Dönem Koordinasyon Kurulu Toplantısını yapmak üzere toplandığımız bugün sizlerden, ilimize ayrılan ödeneklerin her kuruşunun zamanında yatırıma dönüşmesi için ilimizdeki inşaat mevsiminin kısalığı göz önünde bulundurularak ihalelerle ilgili yapacağınız çalışmaları tamamlamanızı, yapımı devam eden veya yeni başlayacak olan yatırımlarınızda, denetim ve kontrol görevinin zamanında yapılmasını, özellikle koordinasyonu gerektiren sıkıntılar var ise bunları değerlendirip çözüme yönelik iradeyi göstermenizi istiyor ve yeni yatırım döneminde yapacağınız çalışmalarda başarılar diliyorum" dedi.
Adana Uzmanından virüslere karşı uyarı Soğuk havalarda çocuklarda görülen hastalıklara karşı uyarılarda bulunan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" dedi. Kış mevsimiyle birlikte özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının hızla arttığı gözleniyor. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bir arada kalan çocuklarda virüslerin yayılımı kolaylaşırken, soğuk havalarda etkenlerin bulaş hızı da artınca hastalıklar daha sık görülüyor. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV ve Covid-19 gibi enfeksiyonlar öne çıkıyor. "5 yaşın altında kronik hastalığı olan çocuklarda daha tehlikeli seyredebiliyor" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi verdi. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV, Covid-19, adenovirüs ve rinovirüs gibi etkenlerle karşılaşıldığını kaydeden Arıkan, "Çocuklarda ateş, burun akıntısı ve tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, iştahsızlık ile emmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Özellikle 5 yaşın altında kronik hastalığı olan kreş ve okul çocuklarında bu virüsler daha tehlikeli seyredebiliyor" ifadelerini kullandı. Ailelerin belirtileri yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" diye konuştu. "6 aydan sonra grip aşısı yaptırılmalı" Korunmada sık el yıkama, kapalı alanların havalandırılması ve hasta çocukların okula gönderilmemesinin kritik olduğunu anlatan Arıkan, gereksiz antibiyotik ve multivitamin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti. Arıkan, ayrıca 6 aydan sonra grip aşısının yaptırılmasını önererek, özellikle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulunan çocukların aşıyla korunmasının önemli olduğuna dikkat çekti.
Samsun Samsun’da mezarlığın altından tarih çıkıyor: Samsun yazılı mezar kitabesi, yeni tarihi mezarlar Samsun Seyyid Kutbiddin Mezarlığı’nda başlatılan kurtarma kazısında, Samsun yazılı mezar kitabesi ve tarihi mezar taşları bulundu. Kazılarla, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait önemli şahsiyetlerin mezarları gün yüzüne çıkarılıyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Samsun Müze Müdürlüğü iş birliğiyle İlkadım ilçesindeki Şeyh Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi’nin içinde yer aldığı eski mezarlık alanında kültürel mirası koruma ve gelecek nesillere aktarma hedefiyle kurtarma kazısı ve çevre düzenleme çalışmaları başlatıldı. Çalışmalar kapsamında şu ana kadar Samsun yazılı mezar kitabesi, yeni bir tarihi mezar ile Gebilizade Mustafa Necip Efendi ve Anadolu Müfettişi Rıza Efendi’nin eşi Fehime Hanım yazılı mezar baş taşları gün yüzüne çıkarıldı. "Samsun yazılı bir kitabe bulduk" Samsun Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır, kazı çalışmalarının önemine değinerek, "Selçuklu’nun son dönemi ve Osmanlı’nın ilk döneminde önemli şahsiyetler burada yatmaktadır. Şeyh Seyyid Kutbiddin Hazretleri ve çok değerli şahsiyetlere bu mezarlık ev sahipliği yapıyor. Biz de geçmişimize sahip çıkarak şehrimizin tarihine katkı sunmak istiyoruz. Şu ana kadar üzerinde Samsun yazılı bir kitabe bulduk. Bu mezar taşı bizim için çok kıymetli. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Müzeler Müdürlüğü’ne desteklerinden dolayı teşekkür ederiz" dedi. Seyyid Kutbiddin Cami ve Türbesi, Kökçüoğlu Mahallesi’ndeki mezarlık alanı içerisinde yer alıyor. Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin torunu olduğu rivayet edilen Seyyid Kutbiddin’in, 1853 yılında Rus donanmasının Sinop baskını sırasında Samsun’u savunan manevi şahsiyetlerden biri olduğu söyleniyor. Tek katlı, tuğladan yığma olarak inşa edilen cami, kırma çatılı ve Marsilya kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Kuzey ve doğu cephesinde ‘L’ biçimli ahşap kemerli son cemaat yeri bulunuyor. Caminin güneyinde yer alan türbede, M. 1404 tarihli bir Arapça kitabe yer alıyor. Yapının tavan ve taban döşemeleri ahşap olup gömme tavan göbeği mevcut. Son onarımlarda türbe ve cami tuğla duvarları travertenle kaplanmış, son cemaat yeri camekanla çevrilmiş ve ahşap tavan yenilenmiş. Samsun’un en eski mezarlıklarından biri olan bu alan, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait mezar taşları ve yapılarıyla tarihi dokuyu günümüze taşıyor.